
“Fertler Ölür, Millet Yaşar. Türk Milleti ilelebet yaşayacaktır.”–Şehit Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey
35 yaşında, 10 Nisan 1919 yılında "Allah Milletimize ve Devletimize zeval vermesin.
Fertler Ölür, Millet Yaşar. Türk Milleti ilelebet yaşayacaktır." sözleriyle, hayata gözlerini yuman.
Allah(c.c.) rahmet eylesin..
4 Nisan 1997 tarihinde ebediyete uğurlanan MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş’e Allah(c.c.) rahmet eylesin.
Alparslan Türkeş (25 Kasım 1917 – 04 Nisan 2007)
Tebrikler…
Kazanan;
-Belediye Başkanlarına,
-Belediye Meclis üyelerine,
-Muhtarlara,
-İhtiyar Heyeti üyelerine başarılı bir hizmet dönemi diliyorum.
Kazanamayanlara;
Geçmişler olsun.
Harcamalarını çeplerinden yapanları, emek harcayanları, gayret ve fedakarlık gösterenleri tebrik ediyorum. A.O.
Gelecek Bir Tasarımdır 2023 Aylık Dergi
[editörden] http://www.2023.gen.tr/
Son yüzyılın dünya tarihi, önemli konu başlıkları ve kriz/çatışma alanları bağlamında değerlendirildiğinde, Türkiye’nin merkezinde olduğu geniş bir coğrafyada yaşanan gelişmelerin ağırlıklı bir yekûn tutacağı tartışma götürmez bir gerçektir.
Hatta son 10-15 yıllık yakın tarihte yaşananlar bile hatıra getirildiğinde ne denli çetin bir coğrafyada bulunduğumuz anlaşılacaktır. Bir taraftan fiilî işgallerin ve iç çatışmaların, diğer taraftan “Renkli Devrimler”in ve “Arap Baharı” ismiyle maruf toplumsal hareketlerin yaşandığı yakın coğrafyamızdaki her gelişme, şüphesiz ülkemizi de muhtelif derecelerde ilgilendirmekte ve etkilemektedir.
Irak’ın işgaliyle başlayan ve Suriye kriziyle devam eden gelişmelerinin coğrafyamızda ve vicdanlarımızda oluşturduğu derin yarılmaların komplikasyonları daha tam anlamıyla ortaya çıkmamışken; bunlarla baş edecek ahlâkî ve siyasî zemin/akıl neşet etmemişken; ülkemizde de toplumsal fay hatlarının hareketlenmesi söz konusu gelişmeleri bizim açımızdan daha vahim hâle getirmektedir.
Toplumsal kutuplaşmaların artması, memnuniyetsiz kitlelerin kendilerini sokak hareketleriyle ifâde etmeye başlaması, nihayetinde şiddetin aklımızı, vicdanımızı kuşatarak ve kendini tekrar ederek büyüyen bir girdaba dönüşmesi, bu endişeleri daha da artırmaktadır.
Fenerbahçeliler Ata’nın huzuruna çıktı,
Fenerbahçeliler Ata'nın huzuruna çıktı, Başkan Aziz Yıldırım Anıtkabir defterine şunları yazdı:
Türkiye Cumhuriyeti'nin Kurucusu Yüce Atatürk;
İtibar ve iltifatlarınıza mazhar olmuş, yegane ruhu Kuvai-Milliye olan Fenerbahçe Spor Kulübü'nün Başkanı olarak heyecan ve gururla huzurunuzdayım.
İşgal altındaki bir ülkeyi çağdaş, demokratik bir cumhuriyet haline getiren irade ve devrimlerinize sahip çıkmak konusundaki kararlılığımız ve mücadelemiz tamdır.
KOCAELİ BÜYÜKŞEHİR’İ 5,5 MİLYAR KİM BORÇLANDIRDI? SİRMEN Mİ, KARAOSMANOĞLU MU? – Av. Ruhittin SÖNMEZ
KOCAELİ BÜYÜKŞEHİR’İ 5,5 MİLYAR KİM BORÇLANDIRDI? SİRMEN Mİ, KARAOSMANOĞLU MU? – Av. Ruhittin SÖNMEZ
GİRİŞ: Kocaeli’de Belediye Başkan adayları seçim çalışmalarına tam gaz devam ediyor. Adaylar halka kendisini anlatmaya çalıştığı her fırsatta, ne türlü hizmetler yapacağını anlatmaya çalışıyor.
Başkan adayları son derece iyi niyetle hazırladıkları projelerle kendilerini diğerlerinden farklarını ortaya koymaya çalışmakta. Ancak bütün bu projelerin gerçekleşmesi kaynak yani para bulunmasına bağlı. Belediyelerin bütçeleri de yüksek maliyetli parlak projeleri gerçekleştirmek için yeterli değil.
Özellikle Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin durumu oldukça sıkıntılı. AKP’li Başkan İbrahim Karaosmanoğlu yönetimindeki Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin ilk dönemi epeyce yatırımların yapıldığı hareketli bir dönemdi. Buna karşılık ikinci döneminde tam bir rölantide olmasının ana sebebi bu ekonomik sıkıntı olsa gerek.
Yaklaşık dört ay önce yazdığım köşe yazısında bu konuya dikkat çekmek istedim.
Hocalı Katliamı’nın 22. yıl dönümü
Ermeni güçlerinin 26 Şubat 1992'de 613 sivilin öldürüldüğü katliam hafızalardaki canlılığını koruyor. Karnı deşilen hamile bir Türk kadını ve öldürülen bebeği.. Hepsi Ermeni olan, ölen Türk olunca susan, sağırlaşan, dili tutulan şerefsizler.. Daha 22 sene önce… Rabbim rahmet eylesin.
Biiiiiip Ulan Biiiiiip! – Süleyman PEKİN
Biiiiiip Ulan Biiiiiip! - Süleyman PEKİN
2 haftadır motor soğutuyorum, soğumuyor. 'Sağıma ve soluma bakmadan ben varım' dememeye çalıştım, olmuyor. Bu topraklarda 1000 yıldır görmediğimiz küfür Anadolu kıtası büyüklüğünde orta yerde duruyor.
Delikanlılığımız Bahçecik kahvehanelerinde sin - kaflı küfürlerin arasında geçti. Ama ailenin, kadının-kızın yanında edilmesine de müsaade edilmezdi. Kim olursa olsun edenin kafasının kırılmasına kimse bir şey demezdi. Zira mahalle kanunu buna cevaz verirdi.
Hafızasının fabrika ayarları 2 yıla bile ulaşmayanlara göre çok eski zamanda merhum başsavcı Nusret Demiral'ın ezanla ilgili kanaati hem kendi adaylığına hem de Milliyetçi Hareket Partisi'ne epey bir oya ve ön / son yargıya malolmuştu. Oysa kanaati de hakaret taşımıyordu; katılırsınız -katılmazsınız o başka.
BU KIBLELER DEĞİŞMEDİKÇE İŞİMİZ ZOR – Av. Tevfik Karabulut
BU KIBLELER DEĞİŞMEDİKÇE İŞİMİZ ZOR - Tevfik Karabulut
Çağımız insanlarının (Müslüman olanı da olmayanı dahil) büyük çoğunluğunun iki tane kıblesi var.
-Menfaatleri,
-Korkuları.
Kısaca ya menfaatlerinin veya menfaat umduklarının peşine gidip dokuz takla atıyorlar, ya da korktuklarının kendilerine zarar vermemesi için, önünde eğilip bükülüyorlar. Onun için de kafaları pislikten çıkmıyor.
Bu kıbleler değişmedikçe insanlığa kurtuluş umudu yok. Korkuları ile menfaatleri arasında gel-git yapan insanlığın huzuru ve barışı yakalaması mümkün değil.
İşimiz zor vesselam.
Yine de doğruların, iyiliklerin ve güzelliklerin, hakkın ve hukukun yanında olanlarımızın çoğalması dileğiyle.
Havuz Sistemi ve Asrı Saadetten Bir Sayfa! – Ali Bulaç
Süleymoğulları kabîlesine zekat tahsildarı (âmil) olarak gönderilen İbn Lutbiyye, vazifesini bitirip Medine’ye döndüğünde hesabını Resulullah’a verirken şöyle der: “Ey Allah’ın Resulü! Şu sizin zekât mallarınız, bunlar da bana verilen hediyelerdir.”
Hz. Peygamber (sas) hayretle sorar: “Tuhaf şey! Sen doğru adamsan söyle bakalım, ananın babanın evinde otursaydın bu mallar sana hediye edilir miydi? Bunu bir dene bakalım!” Sonra âmillerin hediye almalarını kesinlikle yasaklar. (Buhârî, el-Hiyel, 15).
Belli ki İbn Lutbiyye zekat toplama görevlisi olduğu için hediye (bağış) almıştır, evinde otursaydı kimse ona bağışta bulunmazdı. Bu olay için “alınan para devletin kasasını soymuyorsa yolsuzluk değildir” veya “rüşvetten farklıdır” denemez.
Sonuçları itibarıyla kamu görevlisinin yönlendirdiği, hatta yönettiği “bağış” kamunun zararınadır. Bir bağış yapan bunun onlarca katını çıkarır, bu da ülkede yaşayan herkesin cebinden çıkar.
İnternete düşen konuşmalardan da anlıyoruz ki zoraki bağışçı “Bu milletin bilmem neyine koyarım.” der. Dahası havuz sistemi ile partiler kurulur, haksız rekabet yapılır, sivil cemaat ve dernekler kamuya bağlanır. Bunun sakıncalarını 27 Ocak tarihli yazımda sıralamıştım.
Sonuç itibarıyla “temiz ve helal suyun üç şartı (rengi, tadı ve kokusu) ile kaynağı” itibarıyla bu havuza akan su temiz sayılmaz. Sistemin İslam’la ve İslamcı siyasetle de uzaktan yakından ilgisi yoktur.
Ali Bulaç