
Dünyadaki tek çocuk bayramı… / Orhan BALCI
Dünyadaki tek çocuk bayramı… / Orhan BALCI
Bugün 23 Nisan,
Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı,
Milli Egemenliğimizin sembolü,
ulusal kurtuluş mücadelemizin ve demokrasi tarihimizin
en önemli kurumu olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin
açılışının 101’inci yılı.
Aynı zamanda dünyada çocuklara yönelik
kazandırılmış ilk ve tek bayram…
Böyle bir bayramın ülkemizde olması,
bunun mimarının Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının
olması bu büyük bayrama ayrı bir önem kazandırıyor.
Bir Çamlimanı Akademisi etkinliği
Değerli İnsanlar
Bir Çamlimanı Akademisi etkinliğini bilginize sunuyorum.
Ermeni uluslararası diyaspora faaliyetleri - Prof. Dr. Alemdar Yalçın (Bkz. Ek)
22 Nisan 2021 - TSI 21:30
Zoom: Toplantı No:694 3430 765, Şifre: 525953
Saygılarımla
Erol Güçlü
Dies ist eine weitergeleitete Nachricht
Von : AKSAN Akdeniz Gençlik Sanat Araştırma ve Eğitim <akdeniz.genclik.sanat.07@gmail.com>
An : undisclosed-recipients:
Datum : Donnerstag, 22. April 2021, 06:36
Betreff: GÖNÜLDEN DAVETLİSİNİZ DOSTLARINIZ DOSTLARIMIZDIR ONLARI DA BEKLERİZ
"SEVMİYORUM SENİ ARTIK GÖZLERİMİ GERİ VER" – Mete AKYOL
"SEVMİYORUM SENİ ARTIK GÖZLERİMİ GERİ VER" – Mete AKYOL
Ankara Körler Okulu öğrencilerinin, ünlü ses sanatçısı Zeki Müren’e ne denli hayran oldukları çok iyi bilirim.
Köşk Gazinosu’ndaki programı nedeniyle Ankara’ ya bir gelişinde, çocuklara bir sürpriz yapmak istiyordum.
İnsansal yönünü yakından tanıdığım Zeki Müren’den, açık açık bir istekte bulundum:
“Ankara’ da bulunacağınız bu bir ay içinde, acaba bir iki saatinizi Ankara Körler Okulu öğrencileri için ayırır mısınız?” dedim. “Çocuklar sizi okullarında görmeyi ve kendilerine bir konuşma yapmanızı çok istiyorlar.” dedim.
Zeki Müren, çocukların bu davetini kabul etti.
“Görme engelli” çocukların kendisini “görmek” ve sonra da konuşma yapmasını istemeleri karşısında çok duygulandığını söyledi.
“Konuşma yapmam isteğiyle, aslında ilk kez karşılaşıyorum” dedi.
“Benden genellikle konuşma yapmam değil de, şarkı söylemem istenir hep...”
ÇAY DEYİP GEÇMEYİN SAKIN…
ÇAY DEYİP GEÇMEYİN SAKIN...
Çayın Türkistan'da bilhassa tasavvuf erbabı arasındaki rağbetini bu duaya bağlarlar. "Ya Rabbi bu içeceğe revaç ver. Bizi sevenler içsin, faidelensinler."
Çok önemli bir analiz. Mutlaka okuyun ve paylaşın.
MÜTHİŞ BİR ANALİZ - Ahmet MERGEN
Sevgili Dostlarım,
Çarşamba günü ofiste oturuyordum.
O sırada yan komşum kapıda belirdi. Çaya kahveye davet ettim.
Filtre kahvelerimizi yaptık sohbete başladık.
İş, güç, günlük hayat, covit, siyaset, derken vatanı kurtardık beraberce...
Komşum Jinekolog Doktor. Emekli ama hala çalışanlardan.
17 tane kitabı var.
Ayrıca aile hekimi ve işyeri hekimliği sertifikaları var. Motivasyon, insan ve toplum mühendisliği konusunda da inceleme ve çalışmaları varmış.
Bunları biraz sonra anlatacaklarıma temel teşkil etsin diye anlattım.
Finlandiya’da yaşıyorum – Mehmet OKAN
Merhaba. Finlandiya’da yaşıyorum. Burada insanların yaşam standartları genel olarak oldukça iyi. Yoksul insanlara rastlamak çok zor. Alkol veya narkotik madde ya da kumar gibi bağımlılığı olmayan biri kimseye muhtaç olmaz. Gerekirse devletten barınma ve geçinme desteği alır.
Yakın zamanda kaybettiğimiz Mehmet Doğan Cüceloğlu’ndan sözler:
Vefat eden Mehmet Doğan Cüceloğlu’ndan sözler:
1-Yalan insanın ruhunu öldürür.
2-Ayrılıktır aslında ölümü acı kılan. Ayrılıklar ölüm acısı gibidir.
3-Ön yargı; arı soktu diye bal yememektir.
4-İnsanın gerçek gücü sevgisinde açığa çıkar.
5-Mücadele insana değer katar.
6-Göz yaşı merhametin pınarıdır.
7-Merhamet etmeyen meyve vermeyen ağaç gibidir.
8-İki insan birbirinin farkına varınca iletişim başlar.
9-Mutlu olmak istiyorsan mutlu etmesini bilmelisin.
10-Mükemmel değil merhametli insan yetiştirmeyi hedefleyin.
PROF. DR. GAZİ YAŞARGİL HOCAMA "MUCİZE" – Ömer Faruk BULAK..
PROF. DR. GAZİ YAŞARGİL HOCAMA "MUCİZE" - Ömer Faruk BULAK..
Temmuz güneşinin ortalığı kasıp kavurduğu sıcak bir yaz günü daha bitmek üzereydi.. Adam hızlı adımlarla Diyarbakır küçelerini arşınlıyordu.. Bir an önce hedefine varmak isteyen maratoncular gibi yüksek tempoda yürürken yorgun bedeni frene basmış durup dinlenmek için gölgelik bir yerde bir taşın üzerine oturarak cebinden çıkardığı tütün tabakasından bir sigara sarıp derin bir nefes çektikten sonra gözlerini hafif yumarak düşünmeye başlamıştı..
Neden acele ettiğini kendi bile bilmiyordu.. Oysa gün boyu güneşin altında inşaatta sırtında çimento tuğla taşımış omuzları yara bere içindeydi.. Ama sırtındaki yükün inşaattaki yükten daha ağır olduğunu biliyordu..