Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım…

ahsen okyar
20Oca/150

HEP ALDATILMIŞLAR… / Av. Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sönmez avHEP ALDATILMIŞLAR… / Av. Ruhittin SÖNMEZ

AKP ile Cemaat savaşı başladıktan sonra R. Tayyip Erdoğan ve AKP yetkililerinden sıkça duyduğumuz bir ibare bu: “Aldatıldık.”

Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak bu durumu yorumlarken şöyle dedi:

“Bundan 12 yıl önce bu iktidarın önde gelenleri ‘Biz Milli Görüş gömleğini çıkardık. Erbakan Hoca 33 yıldır bizi yanıltmış, safmışız’ demediler mi? Şimdi de 12 yıl kendi iktidarları zamanında yanıldık diyorlar. 45 yıl ediyor.

“12 yıl beraber yürüdükleri bir kısım arkadaşlarına ‘Bizi sırtımızdan hançerlediler’ diyorlar. Peki, sizin yanıldığınız 12 yıl süreçte ne olmuş. TÜBİTAK işgal edilmiş, adliye bütünüyle ele geçirilmiş, emniyet ha keza. Allah aşkına bütün hayatı yanılgı ile geçen bir zihniyete koskoca bir ülkenin yönetimi teslim edilebilir mi?”

Kamalak’ın eksik bıraktıklarını biraz tamamlayalım. Ergenekon, Balyoz, Casusluk, Oda TV davaları ile Orduya kumpas kurulmuş, masum insanlar hapislerde çürütülmüş, hatta ölmelerine sebep olmuşlar. TSK savaşamaz hale getirilmiş, donanmaya komutan bulunamaz olmuş. Kozmik odaya girilmiş, devletin en mahrem bilgileri yabancı devletlerin eline geçmiş.

Bütün bunlar hükümetimizin “saflığından” olmuş. Ne yapsınlar inanmışlar ve “aldatılmışlar.”

“45 senedir aldatıla aldatıla aldatılmamayı öğrenmişlerdir” düşüncesiyle tekrar yönetimi bunlara teslim edenlere ne diyelim?

*****

13Oca/150

İKİ BİN DEVLETLİ BİR DÜNYAYA – Av. Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sönmez avİKİ BİN DEVLETLİ BİR DÜNYAYA – Av. Ruhittin SÖNMEZ

· Yirminci yüzyıla geçerken dünyada sadece yirmi devlet vardı. Yirmi birinci yüzyıla geçerken iki yüz civarında devlet ortaya çıktı.

Bu nasıl oldu? Birinci ve ikinci dünya savaşları sonucunda imparatorluklar ortadan kalktı, sömürgeler tasfiye edildi ve daha sonra da sosyalist sistem  ortadan kaldırıldı.  Yirminci yüzyıl içinde gerçekleşen bu üç büyük dönüşüm sayesinde, imparatorluklar parçalanarak ulus/milli devletler ortaya çıktı. Yeni siyasal  yapılanmalarla devlet sayısı on misli arttı.

· Bu  gibi konularla ilgilenen bazı uzmanlar, küresel emperyalizmin hedeflerine göre, iki yüz devletin yeterli olmadığını, geçen yüzyılda olduğu gibi devlet sayısının en az on misli daha artırılması yani 2000 devletli bir dünya olması gerektiğini  ileri sürmekte.

· Devlet sayısının artması mevcut ulus/milli devletlerin bölünmesiyle mümkün olabilecektir.

· Batı kapitalist sistemi tarafından, alt kimlikleri ve etnik grupları ön plana çıkaran mikro milliyetçilikler kışkırtılacak; var olan ulus devletler parçalanarak, dünyanın her bölgesinde yeni eyalet devletçikleri oluşturulacaktır.

· Bu geçişi sağlamak için Ulus devletlerin ekonomik açıdan dışa açılmaları teşvik edilmekte, etnik gruplar ve cemaatler büyük para imkânları ile desteklenmektedir.

· Daha sonraki aşamada dünya haritasında yer alan küçük eyalet devletleri, kıtalar düzeyinde ya da büyük bölgesel oluşumların çatısı altında, kurulacak  makro devletler yapılanmasının  içinde bir araya getirilecek.

6Oca/150

TÜRK MİLLETİ İHANET EDENLERİ UNUTMA(Z) – Av. Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sönmez avTÜRK MİLLETİ İHANET EDENLERİ UNUTMA(Z) – Av. Ruhittin SÖNMEZ

Başbakan Davutoğlu, “Bu millet sadakati de, ihaneti de unutmaz” dedi. Beni bu cümle çok rahatlattı.

Çünkü 12.08.2012 de yazdığım bir yazının son cümleleri şöyle idi: “Bütün meselelerimizin çözümü için ilk şart, Türk milleti olarak ihanet içinde olanları affetmemek, gaflet ve dalalet içinde olanları uyandırmak, uyanmayanları tasfiye etmektir.”

Başbakan’ın teşhisi doğru ise, yani hainleri unutmaz isek, ülkemizin bölünmesinden endişe etmemize gerek yok.

Bu durumda Haziran ayında yapılacak seçimlerde Türk Milleti ihanet edenleri ve de gaflet ve dalalet içinde olanları tasfiye eder.

30Ara/140

2014 TÜRK KİMLİĞİNE SALDIRI YILI OLDU – Av. Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sönmez av2014 TÜRK KİMLİĞİNE SALDIRI YILI OLDU – Av. Ruhittin SÖNMEZ

“O bir Alman.” / “Biz Almanlar hayatı fazlasıyla ciddiye alırız.” / “Benim tercihim bir Alman otomobili.”

Bu sözler ünlü Alman manken oyuncu Claudia Schiffer’in, Opel için hazırlanan reklamında dile getirilen sloganlar.

Dikkat ediniz. Almanyalı değilAlman, Almanya malı değil “Alman malı” deniyor.

Reklamda vurgulanan en önemli husus, Almanya’daki vatandaşların ve şirketlerin “Almankimliğine olan aidiyet duygusunun ne kadar güçlü olduğu ve bu kimlikten Almanların ne kadar çok gurur duyduğunun açıklanmasıdır.

Oysa bu marka uluslararası rekabete açık, bütün dünyada satan, yeni pazarlar arayan dev bir şirket.

“Alman malı” olmasının gurur ve güvencesini vurgulayan reklam filmlerini Mercedes, BMW, Bosch, Siemens vd dünyaca ünlü Alman markaların reklamlarında da sıkça görüyoruz.

G. Kore, Japonya gibi dünya markaları çıkarmış ülkelerin de kendi kimliklerini öne çıkaran markalar (Hyundai, Samsung, Honda, Sony, Hitachi vd) kullandığını ve tanıtımlarında milli kimliklerini öne çıkardıklarını görebiliyoruz.

23Ara/140

ÇOK YAŞLI NÜFUSLU TÜRKİYE’YE HAZIR MIYIZ? – Av. Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sönmez avÇOK YAŞLI NÜFUSLU TÜRKİYE’YE HAZIR MIYIZ? – Av. Ruhittin SÖNMEZ

Genç nüfus oranı azalırken, yaşlı nüfus oranı artıyor. Hem Türkiye’de ve hem de Dünyada eğilim böyle.

Dünya Sağlık Örgütü’nde 65 yaş ve üzeri, Birleşmiş Milletler çalışmalarında ise 60 yaş ve üzeri yaşlılık dönemi olarak kabul ediliyor.

Dünyada 2000 yılında 605 milyon civarında olan 60 yaş ve üzeri nüfusun 2025 yılında 1,2 milyara; 2050 yılında ise 2 milyara ulaşacağı tahmin edilmektedir.

2020 yılında Çin'de 274 milyon 65 yaş ve üzeri nüfusun yani ABD'nin bugünkü nüfusundan daha fazla yaşlı insanın yaşayacağı tahmin ediliyor.

DPT tarafından hazırlanan raporlar; Türkiye'de 2005 yılında 6,1 milyon olan 60 yaş ve üzerindeki kişilerin sayısının, 2015 yılında 8,5 milyon, 2025 yılında ise 12 milyon olacağını bildirmekte. Hayatta kalma beklentisi 2015 de 72,3 yıl, 2023 de ise 74,1 yıl olacağı öngörülmekte.

Bu verilerden hareketle, Türkiye'nin yaşlı nüfus açısından yakın gelecekte Avrupa'nın en kalabalık ülkesi olacağı ifade ediliyor.

Şimdiden hanelerin %21,7’sinde en az bir yaşlı bulunmakta olduğunu düşünürsek, yakın gelecekte her üç haneden birinde, orta vadede ise her iki haneden birinde yaşlı insanların bulunduğu bir Türkiye olacağını ön görebiliriz.

16Ara/140

CEMAATİN GÜNAHLARI – Av. Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sönmez avCEMAATİN GÜNAHLARI – Av. Ruhittin SÖNMEZ

Cemaat mensubu olduğu iddia edilen bazı emniyet görevlileri, savcı ve hakimler vasıtasıyla “Ordumuza kumpas kurulduğu” artık Cemaat mensupları hariç herkesçe kabul ediliyor.

Ergenekon, Balyoz, Casusluk, Oda TV vd davalar ile Türkiye’de çok önemli siyasi sonuçları olan operasyonlar yapıldığı bir gerçek.

Bu davalar sayesinde Türk Silahlı Kuvvetleri kadroları istenildiği şekilde tanzim edildi. Devletin stratejik kararlarında TSK etkinliği yok edildi. Sivil toplum susturuldu, refleksleri köreltildi. Meydanlarda yapılabilecek “sivil itaatsizlik” eylemlerinin önüne geçilebildi.

Bu davalar olmasaydı, “çözüm süreci” bu haliyle uygulanabilir miydi? PKK meselesinde hükümet yetkililerince de itiraf edildiği gibi, ülkemizin bir bölümünde “egemenliğin terör örgütüne devredildiği”, “kamu düzeninin kalmadığının” bir noktaya gelir miydik?

Bu davalar olmasaydı, dış politikada, özellikle Suriye, Irak ve Mısır politikalarında, vahim yanlışlıklar yapılabilir miydi?

Bütün bu operasyonların/ davaların bir “üst akıl” tarafından planlandığı ve bugün çarpışan AKP/Erdoğan ve Cemaat kadrolarınca uygulamaya konulduğu görüşüne herhalde itiraz edemeyiz.

2Ara/140

PKK DA, ÇÖZÜM SÜRECİ DE BİR DIŞ PROJEDİR – Av. Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sönmez avPKK DA, ÇÖZÜM SÜRECİ DE BİR DIŞ PROJEDİR –  Av. Ruhittin SÖNMEZ

Geçen hafta içinde üç önemli etkinlik içinde bulundum. Salı günü BBP Genel Merkezi ve İl Başkanlığının birlikte düzenlediği “Çözüm Süreci mi, Bölünme Süreci mi?” konulu panelde Kocaeli Aydınlar Ocağı Başkanı sıfatımla konuşmacı idim.

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici’nin de katıldığı ve öncesinde bir konuşma yaptığı paneli BBP Genel Başkan Yardımcısı Bayram Karacan yönetti. Diğer iki konuşmacı ise Gazeteci Yazarlar Ünal Tanık ve Ahmet Türk idi.

Ben PKK veya terör meselesinin bir dış proje olduğunu anlattım. Problemi “Kürt Sorunu” diye adlandıran ve bu meselenin “Cumhuriyetin tekleştirici ve kimlikleri inkâr edici politikasının bir sonucudur” diyenler doğruyu söylemiyor. Osmanlı Devleti modelini uygulayarak İslam’ın birleştirici şemsiyesi altında sorunu çözebileceklerini söyleyenler yanılıyorlar. Çünkü Osmanlı dönemde de sadece 1806-1920 yılları arasında o zamanki süper devlet İngiltere’nin Kürt aşiretlerini kışkırtmalarıyla 13 isyan olmuştu. Cumhuriyet döneminde sonuncusu PKK isyanı olmak üzere 25. isyanı yaşıyoruz.

Şimdi bölgede projesi etkin olan devletler ABD ve İsrail. Büyük Ortadoğu ve Büyük İsrail projelerinin bir gereği olarak İsrail’in güvenliğini sağlamak ve dünyanın bu en önemli doğal kaynaklarının bulunduğu bölgede petrol, doğalgaz, su, bor, toryum gibi kaynakların kontrolünü elinde tutmak istiyorlar.

Bu amaçla bölgede kendi kontrollerinde bir Kürdistan kurulmasına çalışıyorlar. “Büyük Kürdistan” Irak, Suriye, İran ve bir parçası da Türkiye’den koparılacak topraklarda kurulacak şekilde kurgulanmış. Irak ve Suriye kısmı tamamlanmak üzere, Türkiye ayağı için AKP ile mutabakat sağlanmış gibi gözüküyor.

Bu görüşlerin benzeri Cuma günü Kocaeli Aydınlar Ocağı’nda konuşmacı olarak davet ettiğimiz Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı E. Müdürü Bartu Soral tarafından da anlatıldı. Cumartesi günü ise İzmit Türk Ocağı’nda konuşan eski Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan da farklı cümlelerle dile getirdi.

25Kas/140

BÜYÜK KÜRDİSTAN KURMA AMACI YOKMUŞ… – Av. Ruhittin Sönmez

ruhittin sönmez av

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, TBMM Dışişleri Komisyonunda “Bu gidişat bölgede bağımsız bir Kürdistan devletinin kurulması sürecini hızlandıran bir gelişme midir?” sorusuna şu cevabı vermiş:

“Ama ben bunun, hani bir Büyük Kürdistan kurma amacı ile yapıldığını düşünmüyorum. Niye? Çünkü burada Kürt unsurlara baktığınız zaman, peşmerge ve diğer bölgelerdeki Kürt unsurlara baktığınız zaman, PKK ve PYD ile aynı düşünmedikleri aynı amaca hizmet etmedikleri de aşikârdır. Yani böyle bir unsurun, böyle bir tehlikenin hiçbir zaman olmayacağını söylemiyorum ben. Ama PYD’nin peşmergeyi istememesinin sebebi de budur. Geçmişte de bunların arasında çok kanlı çatışmalar olmuştur.”

“Aynı şekilde, PKK ile PYD’nin amacı tüm Kürtleri kapsamak değil, kendi ideolojilerine uygun bir yapıya hükmetmektir. Şu anda PYD’nin amacı PKK ile birlikte Suriye’nin sadece bir bölgesini kontrol etmektir. Şu anda arazideki gerçeklere baktığınız zaman yani Kürtlerin kendi arasında birleşerek büyük bir Kürdistan kurması sinyallerini biz görmüyoruz.”

Yeniçağ Gazetesinden Ahmet Takan Bakan Çavuşoğlu’nun cevabını kapalı toplantının tutanaklarından aldığını bildirerek duyurdu.

18Kas/140

40. ŞURA VE FAZLALIKLARI ATARAK ANLATMAK – Av. Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sönmez av40. ŞURA VE FAZLALIKLARI ATARAK ANLATMAK - Av. Ruhittin SÖNMEZ

Antik Roma döneminin ünlü hatibi, devlet adamı, bilgin ve yazarı Cicero, bilindiği gibi kekeme iken ağzına çakıl taşı koyup, denize karşı yüksek sesle konuşarak kekemeliği yenmiş ve dünyanın en ünlü hatiplerinden biri olmayı başarmış bir adam.

Hatip olarak çeşitli yerleşim yerlerinde konuşan Cicero’ya “üstat halkımıza 15 dakika konuşur musunuz?” denerek bir ilçeden davet gelmiş. Ünlü hatip, “15 dakikalık bir konuşma yapacaksam üzerinde en az üç gün çalıştıktan sonra teklifinizi kabul edebilirim. Ancak 3 saat konuşma yapmam istenirse hemen konuşmaya başlayabilirim” cevabını vermiş.

Gerçekten hem kısa konuşmak ve hem de kısa yazmak çok zordur.

12Kas/140

PKK’NIN ACELECİLİĞİ HÜKÜMETİ SIKIŞTIRIYOR – Av. Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sönmez avPKK’NIN ACELECİLİĞİ HÜKÜMETİ SIKIŞTIRIYOR – Av. Ruhittin SÖNMEZ

Süreç’in bu şekilde gelişeceği belliydi. Ama AKP kanadı bu kadar hızlı gelişmesini beklemiyordu.

“Çözüm Süreci” adı altında yürütülen müzakerelerin başlangıcında yavaş yavaş bölgenin PKK hâkimiyetine devredilmesi zaten kabul edilmişti.

Hatta daha Oslo’da PKK ile görüşmeler yapılırken, şimdiki MİT Müsteşarı Hakan Fidan PKK’dan “şikâyetçi olduğunuz mülki amirlerin isimlerini verirseniz gereğini yaparız” güvencesi vermişti.

Türk Silahlı Kuvvetlerine operasyon yaptırılmamış, operasyon yetkisinin devredildiği valilere “aman cenaze haberi gelmesin. Güvenlik güçleri karakolların dışına bile çıkmasın” talimatı verilmişti. Askeri birlikten bayrak indirilmesine, okullarda Atatürk büstlerinin yıkılmasına dahi müdahale edilememişti.

PKK’ya bu tavizler silahları bırakması ve “gerillaları” yurtdışına çıkarılması şartına bağlı olarak verilmesine rağmen örgüt bu şartlara uymamıştı.

4Kas/140

BU İNSAN MALZEMESİYLE NEREYE KADAR – Av. Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sönmez avBU İNSAN MALZEMESİYLE NEREYE KADAR – Av. Ruhittin SÖNMEZ

Aldığım eğitimlerden, rakamlara dayanmayan afakî değerlendirmelere itibar etmemeyi öğrendim.

Bu sebeple “Eğitimde çağ atladık” gibi sloganların gerçek olup olmadığını da ön yargısız rakamlarla anlamaya ve değerlendirmeye çalışacağım.

PISA dünyanın en kapsamlı eğitim araştırmalarından birinin adıdır. Bu araştırmaya dünya ekonomisinin yaklaşık olarak %90’ını teşkil eden 65 ülke katılmakta. “OECD üyesi ülkeler ve diğer katılımcı ülkelerdeki 15 yaş grubu öğrencilerin temel bilgi ve becerilere ne ölçüde sahip oldukları değerlendirilmektedir.”

Bu çalışmalara göre, öğrencilerimiz bilgi ve beceri bakımından 65 devletin içinde 43. sırada. Matematikte 44. Fen Bilgisinde 43. ve kendi dilinde (Türkçe) okuduğunu anlama ve anlatma becerileri açısından 42. Sırada olan öğrenciler yetiştiriyoruz.

2000 yılından itibaren her üç yılda bir yapılan PISA araştırmalarındaki sıralamada kayda değer bir iyileşmemiz yok.

Türkiye’de eğitime ayrılan bütçede ciddi artışlar olmasına rağmen, sadece fiziki şartlar ve araçlar bakımından iyileşme sağlanmış fakat nitelik bakımından sağlanan iyileşme çok düşük kalmış ve ülkeler arasındaki sıralamamız hemen hemen hiç değişmemiş.

30Eki/140

TOPLAM KALİTE, DEMOKRASİ KÜLTÜRÜ VE MÜDÜR KIYIMI – Av. Ruhittin Sönmez

ruhittin sönmez avTOPLAM KALİTE, DEMOKRASİ KÜLTÜRÜ VE MÜDÜR KIYIMI - Av. Ruhittin Sönmez

Turgut Özal döneminde uluslararası rekabete açılan Türkiye’de şirketler ve kurumlar arasında toplam kalite sistemi rüzgârı esmeye başlamıştı. “Toplam kalite sistemi” kurarak rekabet gücünü artırmak düşüncesiyle şirketlerde eğitimler başlamıştı.

Böyle bir toplantıda eğitimi veren Japon uzmana bizimkiler sormuşlar: “Siz bunları bize öğretiyorsunuz ama ileride bu sistemi uygulayarak size rakip olacağımızdan korkmuyor musunuz?”

Japon uzman gülümseyerek cevap vermiş, “Bilmek başka, uygulamak başka. Siz bu sistemi bizim kadar iyi uygulayamazsınız” demiş.

Gerçekten Toplam Kalite Yönetimi (TKY) sisteminin teorisini geliştiren Deming aslında ABD’li idi ve fakat burada sistemi uygulama imkânı bulamamıştı. 2. Dünya Savaşında yenilen Japonlar, 1950’den itibaren Deming’in öncülüğünde yaptıkları çalışmalarla müthiş bir endüstriyel gelişme sağladılar.

Sadece ürünlerde değil, üretim süreçlerindeki kalitede sağlanan iyileşme ile giderleri azaltıp, verimliliği artırarak pazar payını artırdılar.

21Eki/140

17/25 ARALIK BİR SERAP İMİŞ – Av. Ruhittin Sönmez

ruhittin sönmez av17/25 ARALIK BİR SERAP İMİŞ – Av. Ruhittin Sönmez

Vikipedi’de, bakın serap nasıl tarif ediliyor? “Serap, atmosferde ışık ışınlarının kırılmasından doğan ve çöllerde kolaylıkla gözlemi yapılabilen optik yanılma, optik bir doğa olayıdır. Kısaca, uzak nesnelerin görüntüsünün, ışık ışınlarının bükülmesiyle, aslında bulunmadıkları bir yerde görünmesidir. Halüsinasyonun tersine, serap bir doğa olayıdır. Kamera ile kaydedilebilir. Gözlemcinin konumunda bulunan herhangi bir optik alet bu ışık olayını gözlemleyebilir.”

Halüsinasyon (var sayma) ise, bir his organını uyaran hiçbir nesne veya uyarıcı olmaksızın, alınan bir sanının varlığına inanma durumudur. Ruh hastalıklarında sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Beş duyunun da halüsinasyonu olabilir; görme, işitme, dokunma, koklama ve tat duyusu. Halüsinasyonlarda kişi, bir hastalığının olduğunu bilmeden, gördükleri, işittikleri ve hissettiklerine bütünüyle inanır.

17/25 Aralık soruşturmalarına ait delil niteliğindeki kayıtlar, Türkiye’yi sarsan, 4 bakanın istifasına, tutuklamalara sebep olan görüntüler meğer bir serap imiş.

Yani biz toplum olarak, 800 bin TL değerindeki rüşvet saatini Bakanın kolunda gördüğümüzü sanmıştık. Ama meğer o saat ABD’deki bir iş adamının kolunda imiş.

Ayakkabı kutusunda gördüğümüz paralar, Halk Bankasının kasasında imiş de biz serap görmüşüz.

Bakan çocuğunun evinde yatak odasında gördüğümüzü sandığımız çelik para kasaları içindeki dolarlar, Eurolar da, İsviçre Bankalarının birinin deposunda imiş.

Ah bu ışık kırılmaları ah. Bu optik yanılma sayesinde yani ışık ışınlarının bükülmesiyle, bahsi geçen suç delillerinin aslında bulunmadıkları bir yerde görünmesi yüzünden ne kadar günaha girdik.

Peki ya ses kayıtları. Onlar da olsa olsa halüsinasyondur. Bakın C. Savcılarımız takipsizlik kararı verdiklerine göre “milletin A. sına koyduğunu” duyduğumuzu sandığımız, “havuz medyası” oluşturmak için rüşvet verdiğini sandığımız saygın iş adamlarının konuşmaları da herhalde halüsinasyonmuş.

Montaj mı, dublaj mı diye tartışıp durduğumuz sıfırlama tapeleri de, ihalelere fesat karıştırdı diye şüphelendiğimiz devletlilerin ses kayıtları da meğer hepsi bir halüsinasyon (var sayma) imiş.

14Eki/140

PKK EYLEMLERİNDEN SİZ SORUMLUSUNUZ – Av. Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sönmez avPKK EYLEMLERİNDEN SİZ SORUMLUSUNUZ – Av. Ruhittin SÖNMEZ

HDP/PKK’nın örgütlediği “Kobani protestoları” adı altında devam eden şiddet eylemlerinde yurtiçinde 40’a yakın vatandaşımız öldü. (Paralelci diye Aydın'dan Bingöl'e sürgüne gönderilen) Emniyet Müdür Yardımcımız ile bir başkomiserimiz şehit edildi. Aralarında okul, hastane, Ziya Gökalp Müzesi ve huzurevlerinin de bulunduğu, 1113 adet kamu ve özel binanın yakıldı, tahrip edildi.

Sevgili vatandaşlarımız, bu eylemlerden siz sorumlusunuz.

Bütün bu eylemlerin sebebi “açılım” adı altında PKK terör örgütü ile yürütülen müzakere sürecidir; PKK’nın (ve yan kuruluşları HDP/KCK’nın) Kürt halkının meşru temsilcisi kabul edilmesidir.

PKK, Türkiye içinde bir alanı “kuzey kürdistan” diye adlandıran ve topraklarımızda bir “özerk Kürt Devleti” kurmak hedefi bulunan bir narko-terör örgütü. İçeriden ve dışarıdan aldığı desteklerle şımaran bu örgütün, ikinci aşamada Irak, Suriye, Türkiye ve İran’da kurulacak Kürt devletçiklerinin birleşmesiyle oluşacak “Büyük Kürdistan” kurma hayalleri var.

Devletin muhatap aldığı, sizin de oy vererek desteklediğiniz “müzakereyi” yürüttüğü bu terör örgütü Kürt halkının temsilcisi değildir.

PKK silahlarının etkin gölgesinde yapılan seçimlerde bile Kürt halkının sadece dörtte birinin oy verdiği bir terör örgütünden bahsediyoruz. Devlet görevini yapsa, bölgede güvenliği sağlasa, terör örgütünün Kürt halkı üzerindeki baskısını kaldırsa bu oran tamamen önemsiz rakamlara düşeceği açık.

7Eki/140

KOBANİ, TELAFER ve BAYRAM KİMİN HAKKI? – Av. Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sönmez avKOBANİ, TELAFER VE BAYRAM KİMİN HAKKI? – Av. Ruhittin SÖNMEZ

PKK ve diğer Kürtçü grupların derdinin sadece bir kimlik sorunu olmadığı, bir statü ve bir devlet peşinde koştukları artık bir sır değil. Devlet kurmanın ilk şartı ise bir vatan bilinci oluşturmak.

Asıl adı Ayn el Arap olan Kobani’nin IŞİD tarafından kuşatılması ve düşmek üzere olması “Kürt vatanı bilincini” oluşturmak için bu kesim tarafından çok büyük bir fırsat olarak değerlendiriliyor.

Dr. Nihat Ali Özcanstratejik açıdan bakıldığında, PKK için Kobani çok önemli bir yer değil. Bu şehrin IŞİD’in eline geçmesiyle Kürt hareketi yok olmaz, buraya IŞİD’i sokmamayı başarırlarsa da güç dengesi çok değişmez” diyor.

Hatta Özcan’a göre, “PKK ve Öcalan açısından Kobani’de 200 bin Kürt ölse de çok önemli olmaz. Öcalan bu durumda bile, sadece Kandil’deki PKK liderleri için ‘ben çok uyardım ama yeterli tedbiri almamışlar’ diye bir ‘fırça’ ile geçiştirir.”

Barzani de Suriye’deki PKK’lıların IŞİD tarafından kırılmasından hiç rahatsız olmuşa benzemiyor. Soner Yalçın bu durumu tarihi Barzani- Öcalan rekabeti ile açıklıyor. Bunlar ABD-İsrail’in Büyük Kürdistan’ı kurduracağından eminler. Esad sonrası Suriye’yi kantonlara bölecek masada Kürtleri temsilen kendileri oturmak derdindeler. Bu sebeple Barzani Kobani’ye yardım göndermiyor.

Peki, PKK/HDP kanadı neden “Kobani’de olanlar sebebiyle Kurban Bayramı kutlaması yapmayacaklarını” açıklıyorlar.

Neden, “Kobani düşerse Çözüm Süreci biter” diye AKP hükümetini tehdit ediyor?

Tek bir sebebi var: Vatan bilinci oluşturmak.

30Eyl/140

BİNDİK BİR ALAMETE – Av. Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sönmez avBİNDİK BİR ALAMETE – Av. Ruhittin SÖNMEZ

IŞİD’e karşı savaşmak için ABD’nin zorlamasıyla kurulan koalisyona girmek konusunda Tayyip Erdoğan’ın tavrı, bir uçtan diğer uca savrulmak şeklinde oldu.

Yandaş medyada bir hafta öncesine kadar hararetle desteklenen Erdoğan’ın görüşü, “hava saldırısı da olmasın, hele kara saldırısı hiç olmasın” idi.

Erdoğan ABD’ye gittikten sonra görüşü değişti, “hava saldırısı yetmez, mutlaka kara saldırısı da olsun. Biz de üstümüze düşen görevi yaparız” şekline dönüştü.

Şimdi Türkiye’nin üç konuda görüşü netleşti:

1- Koalisyonla birlikte hareket etmek. 2- Koalisyonla birlikte Suriye tarafında uçuşa yasaklanmış güvenli bölge oluşturmak. 3- Suriye’de muhaliflerin güçlendirilmesi.

Görünen o ki, “IŞİD’e karşı oluşturulan koalisyonda Türkiye askeri olarak da aktif görev alacak.”

Türkiye Irak ve Suriye içindeki kirli savaşın resmen bir parçası olacak.

23Eyl/140

KURTULUŞ KURTLARIN DÖNÜŞÜNE BAĞLI – Av. Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sönmez avKURTULUŞ KURTLARIN DÖNÜŞÜNE BAĞLI – Av. Ruhittin SÖNMEZ

Yaşadığımız coğrafyada var olan, fakat farkında olmadığımız, bir “etkileşim zinciri” ekosistemimizin özelliklerini belirlemekte.

Mesela canlılar arasında var olan bir “beslenme etkileşimi” sayesinde, içinde bulunduğumuz coğrafyanın bitki örtüsü, hayvanların sayıları ve cinsleri hatta iklimimiz belirlenmekte imiş.

İnternette seyrettiğim bir videoda verilen bilgiler çok ilginç. Ben bu olayın videosunu izlerken biyolojik sistemde olduğu gibi sosyolojik ve siyasi gelişmelerde de böyle bir “etkileşim zinciri” olduğunu düşündüm.

***

16Eyl/140

ERDOĞAN’IN YANINDA MI, KARŞISINDA MIYIZ? – Av. Ruhittin SÖNMEZ

WW   ERDOĞAN’IN YANINDA MI, KARŞISINDA MIYIZ? – Av. Ruhittin SÖNMEZ

9Eyl/140

AKP, CHP, MHP ve PKK’nın GÜNDEMLERİ – Av. Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sönmez avAKP, CHP, MHP VE PKK’NIN GÜNDEMLERİ – Av. Ruhittin SÖNMEZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Hükümetin gündemindeki en önemli iki mesele şunlar: 1- “Çözüm süreci” denilen PKK ile yapılmakta olan müzakerelerin neticelendirilmesi; 2- “Paralel yapı” dedikleri F. Gülen Cemaatinin devlet içindeki ve dışındaki örgütlenmesinin çökertilmesi…

Hükümet sadece Emniyet ve Yargıdaki mensuplarını tasfiye ederek değil, dershaneler, Bank Asya ve yurtdışındaki okulların kapatılması dâhil her alanda Cemaat saflarına saldırmakta. PKK’nın meydan okumalarına karşı ise suskun.

Erdoğan, ABD Başkanı ile görüşmesinde de en çok bu iki konuyu konuşmayı tercih etti.

***

2Eyl/140

ARKA-TAŞINIZ VARSA NE MUTLU SİZE – Av. Ruhittin Sönmez

ARKA-TAŞINIZ VARSA NE MUTLU SİZE – Av. Ruhittin Sönmez

Orta Asya’da, savaşların kılıç, ok, mızrak gibi silahlarla yapıldığı dönemlerde Türk savaşçılar, arkadan gelebilecek saldırılara karşı tedbir olarak, sırtlarını bir kaya, taş veya ağaca verirlermiş. Savunma veya saldırılarını da arkalarını sağlama aldıktan sonra yaparmış.

İşte bu sırtını verdikleri taşa arka-taş veya (“taş” birçok Türk yöresinde “daş” olarak telaffuz edildiği için) arka-daş denirmiş.

Ancak mesela iki savaşçı ani bir kuşatma altında kaldıkları ve sırtlarını bir taşa veremedikleri durumda, sırt sırta verirmiş. Böylece ikisi de diğerinin görüş alanı dışında kalan arka kısmını gördüğünden, arka-taş’a dayanmış gibi arkadan vurulma ihtimalini azaltırlarmış. Ayrıca birbirlerinden aldıkları destekle daha iyi mücadele edermiş.

Bu sebeple insanların sırtını dayayabileceği, yani gönül rahatlığıyla arkasını dönebileceği, kendisini arkadan vurmayacak, vurmak isteyenlere de mani olacak kişilere arka-taş/ arkadaş denilmesi yaygınlaşmış.

Birbirinden güç ve kuvvet alarak, bir tek can gibi hayata karşı birlikte mücadele edebilen en güvenilir kişilere arkadaş ve dost denilmekte.