Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım…

ahsen okyar
5Oca/170

Bahçeli çare bulabilir mi?.. / Ahmet TAKAN

24679_bBahçeli çare bulabilir mi?.. / Ahmet TAKAN

Cumhurbaşkanlığı görünümlü başkanlık anayasası yarı yarıya hukukileşti!.. Değişiklik paketi, takla attırılarak TBMM Anayasa Komisyonu'ndan kavga dövüş geçirildi. Sırada Genel Kurul'da görüşme ve oylama süreci var...

Anayasa değişiklik paketinin, TBMM Genel Kurulu'nda akıbetinin son safhasına kadar parmak hesabı yapmaya devam edeceğiz. Anayasa yapmak, Anayasa'da değişiklik yapmak her şey mi?.. Kısacası, iş Anayasa yapmakla bitiyor mu?.. Konjonktür hazretlerine göre hukukileştirince, sıyrılıp kenara geçebiliyor musunuz? Soruların doğru yanıtını bulabilmek için şöyle bir kısa geçmişi hatırlayalım dilerseniz!..

Millî Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım, bazı Anayasa ihlallerini madde madde çıkardı. Gerekçeleriyle birlikte şöyle sıraladı Ümit Yalım;

"1: 20 Mart 2003 tarihli Irak Tezkeresi. Irak Devleti tarafından Türkiye'ye herhangi bir saldırı olmadığı için meşru müdafaa hakkı oluşmadı. BM Güvenlik Konseyinin kararı yok. 1,5 milyon Müslüman öldürüldü. Ayrıca Irak ordusunda zorunlu askerliğini yapan en az 6 bin Türk soydaşımız hayatını kaybetti. BM Güvenlik Konseyi'nin 28 Mart 2003 tarih ve 1472 sayılı kararı ile Irak Savaşı'nın gayrimeşru olduğu tescillendi. Irak Savaşı, İsrail'in güvenliğini sağlamak için yapıldı. Anayasa'nın 92'nci maddesi ihlal edildi.

2: 2003 Irak Savaşı. ABD askerlerinin Türk topraklarından geçirilmesi. Saddam yönetiminin devrilmesini müteakip yüz binlerce Amerikan askeri Meclis kararı olmadan İncirlik'ten geçirildi. Genelkurmay yetkilileri Meclis kararı istemesine rağmen, AKP Hükümeti, Amerikan askerlerinin geçirilmesini milletlerarası nezaket kuralları kapsamında yaptığını beyan etti. Anayasa'nın 92'nci maddesi ihlal edildi.

4Oca/170

“KAHIR – SABIR DENGESİNDE BİR İMTİHAN” – Süleyman PEKİN

KAHIR – SABIR DENGESİNDE BİR İMTİHAN” – Süleyman PEKİN

Hep kahır, hep kahır, hep kahır… Bıktım be!” diyordu Cem Karaca. Ve ekliyordu;     “Dur, bırak kalsın; açma televizyonu! & Bana İstanbul’u anlat, nasıldı?”

Sonrasını ise değiştirerek veriyoruz: ‘İnsanlar ölüyordu / Stadyumda (Beşiktaş), otobüste (Ankara, Kızılay), düğünde (Gaziantep), eylemde (Suruç), eğlencede (Yılbaşı)..’

Seçilen hedefler metrik ve bir sonraki hamleyle simetrik. Türkiye içerisinde var olan veya var gibi olan tüm ayrım / ayrılık noktaları gıdıklanıyor, kaşınıyor. Herkesin kendinden olmayan gurupların sessiz onayı bekleniyor.

Gard almayı bilmeyen boksör gibiyiz. Ne açıklar vereceğimiz ağzımızdan belli oluyor. Rus Elçiliği’ni protestodan sonra Rusya Büyükelçisi’ne suikast yapıldı ve Yılbaşı kutlamalarına karşı kampanyanın ardısıra sosyete diskosundaki Noel eğlencesi kana bulandı.

Yumruk yada eskive bile gerek yok, çenemizi tutalım yeter. Mahallelerimizdeki klasik alışkanlıkların şekil üzerinden mal beyanının (inanç, ideoloji, teşekkül) acilen terk edilmesi gerekiyor.

Üst düzey bir akıl, bizim kolektif akılsızlığımızın üzerine göstere göstere geliyor. İnsanların emperyalizme karşı olduklarını söylemeleri yeterli değil yüreklerinin de işgal altında olmaması lazım.

3Oca/170

BİZ KANUNLARA UYMAZSAK… / Av. Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezBİZ KANUNLARA UYMAZSAK… / Av. Ruhittin SÖNMEZ

Devriye görevi yapan genç polis memuru kaldırımda bir yandan sigara içiyor, diğer taraftan cep telefonu ile mesajlaşıyordu. O sırada makam aracıyla yoldan geçmekte olan emniyet müdürü aracından indi ve polis memurunun yanına geldi. Polis memuru müdürünü görünce elindeki sigara izmaritini yere attı.

Aralarında şöyle bir görüşme gerçekleşti:

- Görev başında sigara ve mesajlaşma mı? Ne bu aynı anda birkaç iş mi? Yere attığın izmariti al. Buna ‘yere çöp atmak’ denir.

- Kusura bakmayın amirim ama polisim ben, çöpçü değilim.

- Buna da ‘emre karşı gelmek’ denir. Ceza defterini ver.

- Ne için?

- Biz kanunlara uymazsak halkın kanunlara uymasını nasıl bekleriz?

- Bana ‘yere çöp atmaktan’ ceza mı yazdınız?

- Ayrıca iş başında sigara içip telefonla mesajlaşmak devriye kurallarının ihlalidir.

- Ama ben iyi adamım, sizin polislerinizden biriyim.

- O zaman ona göre davran.

Bu sahneyi bir Amerikan polis dizisinde seyrettim.

2Oca/170

Modern Mankurtlar – Alptekin CEVHERLİ

alptekin cevherl,Modern Mankurtlar - Alptekin CEVHERLİ

2016 yılı Türkiye’miz ve dünya için oldukça zor geçti. Birkaç günde bir bombaların patladığı vahşet konusunda terör örgütlerinin fantezi yapar hale geldiği; insan akıl ve vicdanının hiçe sayıldığı bir yılı geride bıraktık. Kimileri terör literatürüne kamyonla insan ezmeyi soktu, kimileri de bomba dolu çukura insanları diri diri doldurup sonra da et parçalarının havada uçuşmasını videoya aldı…

2017’den iyilik ve güzelliklere vesile olmasını beklerken daha ilk saatlerinde İstanbul Valisi’nin açıklamasına göre; Ortaköy’de 39 vatandaşımız daha kalleş terör saldırısıyla canını kaybetti, 69’dan fazlası ise yaralandı.

Bu saldırı, elbette Türkiye’ye bazı şeylerin normalleştirilmesi ve alıştırılması sürecinin bir parçası. Dikkat ettiyseniz bir süredir her hafta sonu Cuma akşamı veya cumartesi günü ciddi can kaybı yaşanan bir terör saldırısı ile muhatap oluyoruz. Bu gidişle Türk Milleti’nde, güzel yurdumuzun bir Irak’tan ya da Suriye’den farkı yokmuş imajını zihinlere yerleştirmek istiyorlar. İşin en acı yanı ise bu vahşet ve ihanet operasyonunu “mankurtlaştırdıkları” insan müsveddeleri ile yaptırıyorlar…

29Ara/160

2016’NIN SAĞANAK GEÇİŞLERİ BİR FIRTINA HABERCİSİ – Süleyman PEKİN

sleyman-pekin-2_thumb42016’NIN SAĞANAK GEÇİŞLERİ BİR FIRTINA HABERCİSİ – Süleyman PEKİN

Ve 2017 fırtınalı yılların başlangıcı gibi duruyor ama inşallah yanılırız.

2016’yı Berlin Duvarı’nın yıkıldığı 1989 yılına benzetirsek 2017 de Sovyetler Birliği’nin yıkıldığı 1991 rolüne aday.

Yılın ikinci yarısı hem bizim hem de bölgemiz için heyecan üstüne heyecanla geçti. Yeni yılda da adrenaline adrenalin demeyeceğiz galiba; Allah muhafaza!

Meteoroloji Müdürlüğü gibiydi ABD ve hempaları; Irak’a yağmur gibi bomba yağacak diyorlar ve yağdırıyorlardı, Libya’da Kaddafi sert bir rüzgar darbesiyle devrilecek diyorlar ve devirtebiliyorlardı, Suriye’de lokal kurşun sağanakları başlayacak diyorlar ve başlattırıyorlardı.

Ve daha neler neler... Darbe indi-bindileri: Mübarek gitsin - Mursî gelsin, Mursî gitsin - Sisî gelsin.. Aç-kapa artemalar: Tunus aç-kapa, Tahrir aç-kapa, Yemen aç-kapama..

27Ara/160

80/20 KURALI – Av. Ruhittin SÖNMEZ

r-snmez80/20 KURALI – Av. Ruhittin SÖNMEZ

Belki “80/20 kuralını” duymuşsunuzdur. Duymamış olanlar için “Pareto ilkesi” denilen bu kuralı hatırlatalım.

Bu kuralı ortaya çıkaran Pareto ve takipçileri bazı tespitler yapmış.

Herhangi bir ülkede servet ve gelir dağılımını incelediklerinde, ülkenin % 80 zenginliğinin, nüfusun % 20'sine ait olduğunu görmüşler.

Sadece bu konuda değil, önemli azınlık (%20) ile önemsiz çoğunluk (%80) arasındaki bu ilişki hayatın birçok alanında geçerli.

Zamanımızın %80'inde, gardırobumuzdaki kıyafetlerin sadece %20'sini giyeriz.

Vaktimizin %80'i, tanıdıklarımızın yalnızca %20'siyle geçer.

Türkiye’deki yayınların %80’i, üniversitelerin % 20’si tarafından yapılıyor.

Nobel ödüllerinin % 86’sını, ülkelerin %20’si kazanıyor.

Microsoft en fazla raporlanan hataların %20'sini çözerek, çökmelerin %80’inin engellenmesinin mümkün olduğunu belirtmiş.

Bir şirkette giren paranın kabaca %80'i, müşterilerin %20'sinden geliyor. Yani 100 müşteriden en iyi 20'yi elde tutmakla, ciro ve karlılığın %80’ine hükmedilmiş olunuyor.

Aynı şekilde, satışın kabaca %80'ini, satışçıların %20'si yapıyor.

Görülüyor ki, genellikle zihnimiz tüm sebeplerin yaklaşık aynı öneme sahip olduğu varsayımıyla hareket etmeye meyilli olsa da, gerçek pek öyle değil.

“Ortaya çıkan etkinin %80'i, etkenlerin sadece %20'sinden kaynaklanır.”

Ben bunu uygulamada yaşadım.

Petkim ve Tüpraş’ta çalıştığım dönemde “Pareto analizi” çalışmaları yapardık. Ortaya çıkan bir problemin ilk on etkenini sıralar ve istatistiksel değerlendirme yaptığımızda iki etkenin problemin yüzde 80 sebebini oluşturduğunu görürdük. Öncelikle bu iki etkeni çözdüğümüzde problemin yüzde 80 oranında çözüldüğünü görürdük.

24Ara/160

Gönüllü İhanet… / Alptekin CEVHERLİ

alptekin cevherl,Gönüllü İhanet… / Alptekin CEVHERLİ

Haini bol olan ve okullarında hain yetiştiren istisna ülkelerden biriyiz sanırım. İnsanımız okudukça daha mı bir kendi ülkesinden nefret eder hale geliyor bilmiyorum ki?

Ya eğitim sistemimizde bir hata var, ya da millet olarak bizde bir sorun var…

23Ara/160

İNGİLİZ GÖZÜYLE “MİLLÎ MÜCADELE”MİZ – 8 / Süleyman PEKİN

  İNGİLİZ GÖZÜYLE “MİLLΠ MÜCADELE”MİZ – 8 / Süleyman PEKİN

Londra Konferansı sonrası Rumbold, 13 Nisan 1920 tarihinde Curzon’a gönderdiği yazıda İstanbul Hükümeti’nin ekonomik sıkıntılarının bitmediğini ve Sefa Bey gibi Hükümet yetkililerinin gönüllü olarak Ankara Hükümeti’nin sözcülüğünü yaptığını dile getirmektedir. Ankara’nın İngiltere’ye karşı düşmanca tutumunun Bekir Sami Bey’in Londra dönüşünden sonra da değişmediğinin altını çizen Rumbold, Fransızların Kilikya’dan (Çukurova) çekilmeleri dolayısıyla onlara karşı daha ılımlı bir dil benimsendiği beyan etmektedir. Eline geçen bir broşürü de İngiliz düşmanlığına delil olarak okumaktadır: “Dinlerini bir şiline satanlar! Şunu iyi bilin ki Allah en büyüktür. Damat Ferit ve Ortaklarına…

20Ara/160

TERÖR SALDIRILARINI NİYE ENGELLEYEMİYORUZ? – Av. Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezTERÖR SALDIRILARINI NİYE ENGELLEYEMİYORUZ? – Av. Ruhittin SÖNMEZ

Beşiktaş’taki, 37’si polis, 44 şehit verdiğimiz bombalı saldırılardan sonra, Kayseri’de 14 askerimizi şehit eden bombalı saldırı içimizi yaktı. Toplumdaki tepkiler öfke ve infial ile kanıksama arasında gezinmekte.

Türkiye’yi gazete ve televizyon haberlerinden izleyen herkes iç savaş yaşayan bir ülke izlenimi ediniyor.

19 Temmuzdan bu yana 20 büyük bombalı saldırıya muhatap olduk. Ülke çapında teröre karşı verdiğimiz şehit sayısı 300’ü geçti. Yaralı deyip geçtiklerimizin sayısı şehit sayısından birkaç kat fazla. Bunların ne kadarının hayatına yaşamak denir bilemiyorum.

Peki, niye bu saldırıları engelleyemiyoruz?

Polis babası şehit olan 5,5 yaşındaki Duru’nun, babasının içinde bulunduğu tabuta bakarak sorduğu, can yakıcı soruyu bütün şehitlerimiz için soralım: Bu insanlarımız neden bu tabutların içindeler?

Elbette dünyanın en kalleş, en hain terör örgütleri ve onları maşa olarak kullanan devletlerle mücadele ediyoruz. Bunun zorluklarını ve “kaçınılmaz” olarak verilebilecek kayıpları biliyorum.

Ama kayıplar ve hasar “kaçınılmazlık” boyutunun çok üzerinde.

15Ara/160

İNGİLİZ GÖZÜYLE ‘MİLLÎ MÜCADELE’MİZ – 7 / Süleyman PEKİN

İNGİLİZ  GÖZÜYLE  ‘MİLLΠ MÜCADELE’MİZ – 7 / Süleyman PEKİN

Aralık ayı sonundaki raporlara göreyse İstanbul’daki ekonomik durum perişan vaziyettedir ve memurlar 2,5 aydır maaş alamamaktadırlar. Tevfik Paşa, Geçici Finans Komisyonu’ndan 1 milyon 200 bin lira talep etmiş, Sir Adam Block’un ifadelerinde olduğu üzere geçici bir rahatlama sağlanmış ve bu paranın itâsından 10 gün sonra tekrar eski duruma dönülmüştür. 

H. Rumbold’un Curzon’a gönderdiği 7 Şubat 1921 tarihli rapordaysa İstanbul halkının çoğunluğunun yoksulluk ve felâket içinde bulunduğu, şehirdeki birçok Türk’ün de açlıktan öldüğü kaydedilmektedir. Hatta bu tirajik tabloyu Rombold şöyle tarif etmektedir: “Fakat Türkler şikâyet etmezler. Yıkık dökük evlerinde en kötü durumlara kadar dayanarak ölürler.”   

13Ara/160

YASTAYIZ- KRİZ KAPIDA- OHAL’DE BAŞKANLIK SİSTEMİ – Av. Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezYASTAYIZ- KRİZ KAPIDA- OHAL’DE BAŞKANLIK SİSTEMİ – Av. Ruhittin SÖNMEZ

Hafta sonu “her derde deva olacak sistem değişikliğinin” esasları belli oldu.  AKP ile MHP yöneticilerinin (R. Tayyip Erdoğan ile Devlet Bahçeli’nin demek daha doğru olabilir) anlaştığı Anayasa değişikliği mutabakat metninin yazımı bitti.

Bu metin AKP milletvekilleri tarafından -okunmadan imzalanarak- anayasa değişiklik teklifi olarak TBMM Başkanlığına sunuldu.

Bu değişiklik gerçekleşirse parlamenter sistem sona erdirilecek ve yerine Türkiye’ye özgü Başkanlık (Cumhurbaşkanlığı) modeli ikame edilecek.

Yeni sistemde Binali Yıldırım işgal ettiği Başbakanlık makamı sistem dışı kalacağından “son Başbakan” sıfatını alacak. Devlet Bahçeli de partisini sistem dışına çıkaran bu değişiklikten sonra muhtemelen “son MHP Genel Başkanı” unvanını alacaklar.

Binali Yıldırım ve Devlet Bahçeli işgal ettikleri makamları sistem dışına atan uzlaşmadan nedense son derece mutlu görünüyorlar.

11Ara/160

MEVLİD ve KUTLAMAK… / Sait BAŞER

15326465_1606753136006670_3524224208186024033_n

MEVLİD ve KUTLAMAK... / Sait BAŞER

KUT, Tanrı varlığını özünde bulacak sâfiyet ve hikmetle buluşmanın adıdır. Muhafazası da Tanrı kavramındaki "her dem doğuş hali"ne katılma sırrını işletmeye bağlı.

Hz. Yunus'un "Her dem yeniden doğarız" mısraında, milletimizce o sırla âşinâlığın asırlar ötesinde elde edildiğinin haberi vardır.

MEVLİD de doğumdur. Ama öyle bir doğuş ki, asla batmayan, durmadan tâzelenen bir doğum olmadıkça "KUTLAMAK" kuru bir laftan ibaret kalır.

Yunuslarımız'ın kalplerindeki ULU KONUKla bizlerin de buluşmamız, o ebedî hayat iksirine dokunmamız demek olacak. İşte KUTLULUK o zaman bir değer olacak. DEĞMEDEN de "değer" olunmuyor....

10Ara/160

KALİTELİ YAŞAMDA AKIL NİMETİ – Yrd.Doç.Dr. Süleyman COŞKUNER

süleyman coşkuner  KALİTELİ YAŞAMDA AKIL NİMETİ - Yrd.Doç.Dr. Süleyman COŞKUNER / Kaliteli Yaşam Uzmanı

İnsanoğlunu diğer yaratıklardan ayıran en önemli özellik, akıl nimetine sahip olmasıdır. Akıl, Yüce Allah’ın (cc) eşref-i mahlukat olarak onurlandırdığı insana bahşettiği en önemli nimettir. Önemine binaen sorgulama ve hesaba çekilme süreci de, akıl baliğ olunca başlamaktadır. Zira aklı olmayanın hem Allah katında, hem de hukuki alanda sorumluluğu da yoktur.

9Ara/160

Kocaeli Aydınlar Ocağı Sivas Seyahati-3 / Musa ORDU

musa orduKocaeli Aydınlar Ocağı Sivas Seyahati-3 / Musa ORDU

Bundan önceki yazımda, 30 Ekim Pazar günü saat 9.oo da Aydınlar Ocağı Derneklerinin 44. Büyük Şura Sonuç Bildirisinin okunmasını müteakip, ev sahibi Ocak Başkanının hazırlamış olduğu program gereğince saat 11.oo sıralarında Divriği'ye gitmek üzere, otelin önünde toplandığımızdan bahsetmiştim. Şimdi kaldığımız yerden devam ediyorum.

Ev sahibi Ocak Başkanı, Prof. Dr. Fahrettin Göze Bey gelen misafirlere Sivas'ın tabii ve tarihi güzelliklerini de gösterebilmek bakımından, programa Divriği ziyareti de koymuş. Durumu müsait olan bütün ocak mensupları ziyarete katılabilecekti. Ancak bazı üyelerin uçak saatleri uymadığı için bu ziyarete iştirak edemediler. Ancak, 39 kişinin durumunun müsait olduğu anlaşıldı. Bu bakımdan tam bir otobüslük olmuştuk. Saat 11.oo sıralarında otobüsteki yerlerimizi alarak Divriği'ye doğru gitmek üzere hareket edildi.

Divriği'nin Sivas'a uzaklığı 185 km imiş. Bu bakımdan yolcuğun, yolların durumu da dikkate alınarak 2,5 saate yakın sürebileceği bildirildi. Bu iki buçuk saat ifadesi epeyce gözümüzü korkuttu. Zira bunun bir de 2,5 saatte dönüşü olacaktı. Bu sebeple, bazı arkadaşlar "Divriği'ye gitmek bu kadar zahmete değer mi acaba" diye düşüncelerini açık bir şekilde ifade ettiler. Artık olan olmuştu. Bir defa yola çıkmıştık, başa gelen çekilecekti. Bu minval üzere pek standartlara uymayan yollarından kıvrıla kıvrıla Divriği'ye doğru yol almaya başladık. Bu arada şu hususu da ifade edeyim ki, Sivas - Divriği arasında yeni yol yapım çalışmalarına başlanmış. Temennimiz odur ki,  inşallah kısa zamanda tamamlanır

7Ara/160

İNGİLİZ GÖZÜYLE ‘MİLLÎ MÜCADELE’MİZ – 6 / Süleyman PEKİN

  İNGİLİZ  GÖZÜYLE  ‘MİLLΠ MÜCADELE’MİZ – 6 / Süleyman PEKİN

Mr. Ryan; Ağustos ayında imzalan Sevr Barış Antlaşması’nın bütün Türkler tarafından çok sert ve çok adaletsiz bulunduğunu, buna mukabil halkın yorgun ve bıkkın olduğunu, Millî Hareket’e karşı ayaklanmaların etkili olabilmesi için İngilizlerce cesaretlendirme yapılması gerektiğini söylemektedir. Ancak İngilizlerin de Yunanlıları daha fazla yayılıp yayılmamaya (İstanbul, Karadeniz) teşvik konusunda kararsız oldukları zira bunun hem ters tepebileceği hem de o yörelerdeki Hıristiyanların hayatlarını tehlikeye sokabileceği düşünülmektedir.

6Ara/160

MERAL AKŞENER MÜCADELEYE DEVAM EDİYOR – Av. Ruhittin SÖNMEZ

r sönmez  MERAL AKŞENER MÜCADELEYE DEVAM EDİYOR  - Av. Ruhittin SÖNMEZ

1 Kasım 2015 seçimleri sonucu başlayan Milliyetçi Hareket Partisinin kurultay macerası şimdilik gündemin ön sıralarında değil.

Buna rağmen Meral Akşener mücadeleye devam ediyor. 3 Aralık Cumartesi günü Bursa’da “MHP’nin son seçilmiş il yönetiminin” düzenlediği toplantıda hitabeti, katılanların “Meral Abla’ya” bağlılıkları ve heyecanı çok etkileyici idi.

Görünen o ki, MHP tabanının hukuk oyunlarıyla, AKP/devlet desteğiyle ülkücü iradeyi yok sayan MHP’nin antidemokratik yönetimine,Tayyip Erdoğan ve Bahçeli ittifakına” isyanı kolay kolay bastırılamayacak.

Ülkücülerin ve genel olarak halkımızın teveccühü Meral Akşener’i Türkiye siyasetinin önemli bir figürü olarak tutmaya devam edecek.

2Ara/160

YÜREĞİMİZ YANDI YÜREĞİMİZ… / Halil ALTIPARMAK

halil altıparmakYÜREĞİMİZ YANDI YÜREĞİMİZ… / Halil ALTIPARMAK

Bu yangın hiçbir başka yangına benzemiyor. Çünkü, diğer yangınların hepsinin bir izahını bulabiliriz belki…

Ancak, bu kadar masum, bu kadar ağır, bu kadar acımasız ve bu kadar haksız bir ölüm olamaz.

11-15 yaşlarında 30’dan fazla çocuk, canlarının derdine düşüyor, çare arıyor, camdan atlıyor, yangın merdivenine gidiyor, dama çıkıyor, çırpınıyor, ama yok çare yok, 10’ dan fazlası ölüyor.

Tanrım sizi nur içinde yatırsın çocuğum…

Affedin bizi, sizi koruyamadık.

Ağlıyoruz, kahroluyoruz, ama, heyhat, geçmiş ola…

Affedin bizi çocuklar, size bir yurt yapamadık, sizi din bezirgânlarının eline teslim ettik.

Üzülmek çare mi artık?

1Ara/160

Kocaeli Aydınlar Ocağı Mensuplarının Sivas Seyahati ( 2 ) – Musa ORDU

musa orduKocaeli Aydınlar Ocağı Mensuplarının Sivas Seyahati ( 2 ) – Musa ORDU

Bundan önceki yazımda İzmit ekibi olarak Sivas'a gidişimizi ve seyahatimizin birinci günü olan Cuma günününöğleye kadar olan kısmından bahsetmek suretiyle yazımın son kısmında da Sivas hakkında kısaca bilgi vermiştim. Şimdi yazıma kaldığım yerden devam ediyorum

28 Ekim Cuma günü öğleden sonra saat 14.30 da kaldığımız Büyük Otelin toplantı salonunda Şura başladı., saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunmasını müteakip  gündeme geçildi.

Açılış konuşması yapması için ev sahibi ocak başkanı Prof. Dr. Fahrettin Göze'ye söz verildi. Fahrettin Bey üyelere "hoş geldiniz" dedikten sonra, şuranın faydalı olabilmesi ve gelen misafirlerin rahat edebilmesi için ellerinden gelen gayreti göstereceklerini ve bu gayeye matuf bir program hazırladıklarını ifade etti.

Arkasından Aydınlar Ocağı Dernekleri Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Erkal kürsüye davet edildi. Genel Başkan, bundan önce yapılan şura tarihinden itibaren, bu güne kadar memleketimizde meydana gelen hadiselerin değerlendirilmesini yaptıktan sonra, şuranın Aydınlar Ocağı Derneklerine ve memleketimiz için hayırlara vesile olması temennisinde bulundu.

30Kas/160

İNGİLİZ GÖZÜYLE ‘MİLLÎ MÜCADELE’MİZ –5 / Süleyman PEKİN

  İNGİLİZ  GÖZÜYLE  ‘MİLLΠ MÜCADELE’MİZ –5 / Süleyman PEKİN

İngilizlerin baskısıyla Mart ayı başında Millîci kabul edilen Ali Rıza Paşa Hükümeti istifa etmiş ve yerine Salih Paşa Kabinesi kurulmuş, İngiliz-Fransız-İtalyan Yüksek Komiserlerinin onayıyla 16 Mart 1920’de İstanbul resmî olarak işgal edilmişti. Türk komutanlar işgale sert tepki göstermiş, Edirne’deki Cafer Tayyar Paşa ise Edirne’nin kontrolünü üzerine aldığını ve iletişimi keserek artık İstanbul’dan emir almayacağını ilân etmiştir.

29Kas/160

DURMUŞ YILMAZ’DAN MANŞETLİK BİLGİLER – Av. Ruhittin SÖNMEZ

r sönmez  DURMUŞ YILMAZ’DAN MANŞETLİK BİLGİLER – Av. Ruhittin SÖNMEZ

Merkez Bankası E. Başkanı, ekonomist, bürokrat ve siyasetçi Durmuş Yılmaz 26 Kasım Cumartesi günü Kocaeli’de idi. Kocaeli Aydınlar Ocağı olarak düzenlediğimiz toplantıda çok önemli bilgiler verdi.

Durmuş Yılmaz Cumhuriyet tarihimizin en başarılı Merkez Bankası Başkanı. Görev yaptığı sırada 2009 yılında Euromoney Dergisi tarafından "Yılın Merkez Bankası Başkanı" unvanının verildiği bir değerimiz.