Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım…

ahsen okyar
21Ara/24Kapalı

CUMHURİYET VE DİN – Banu GÜRER

avatar_thumb

CUMHURİYET VE DİN - Banu GÜRER

Türkiye’de Cumhuriyet ile ilgili en temel tartışma alanlarından biri Cumhuriyet ve din ilişkisidir. Bu ilişkinin kendini en belirgin biçimde gösterdiği ve tartışıldığı alanlardan biri ise din eğitimidir. Din eğitiminin tartışma alanı olması temelde, laik bir devlette din derslerinin devlet tarafından verilip verilemeyeceği meselesine dayanmaktadır. Bu meseleye temas etmeden önce Cumhuriyet döneminde din eğitiminin seyrine kısaca göz atmakta fayda vardır:

**

Belirtmek gerekir ki Cumhuriyet kurulurken din eğitiminin okullarda devlet tarafından verilmesi doğrultusunda karar alınmış ve uygulamaya geçilmiştir. Esasında bu karar, henüz Cumhuriyet kurulmadan önce, 23 Nisan 1920’de Büyük Millet Meclisi’nin açılışından hemen sonra Atatürk’ün başkanlığında yapılan ihtisas komisyonları (encümen) oluşturma toplantılarına (26 Nisan 1920) dayanmaktadır denilebilir. Zira bu toplantılarda eğitimin dini temelleri, din ve ilim gerçeklerinin eğitimde nasıl buluşacağı ve okullarda bu eğitimin nasıl verilmesi gerektiği gibi hususlar tartışılmıştır. Ve nihayetinde “çocuklarımıza verilecek terbiyeyi her manasıyla dini ve milli bir hale koyma”nın gerekliliği vurgulanmıştır.

Bu karar, milli mücadelenin devam ettiği dönemlerde dahi eğitimin öncelikli mesele olarak görülmesi ve tartışılması açısından ayrıca anlamlıdır.

Cumhuriyet kurulduktan sonra eğitim ve din eğitimi alanında gerçekleştirilen ilk icraatlerden biri 3 Mart 1924’de Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul etmek olmuştur.

Bu kanunla “Şer‘iye ve Evkaf Vekâleti veyahut hususî vakıflar tarafından idare olunan bilcümle medrese ve mektepler Maarif Vekâletine devir ve raptedilmiştir.” (Madde 2). Yani eğitim merkezileştirilmiş, devletin sorumluluğuna verilmiştir.

20Ara/24Kapalı

KUMAR BAĞIMLILIĞI ARTIŞI DEHŞET VERİCİ – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sKUMAR BAĞIMLILIĞI ARTIŞI DEHŞET VERİCİ - Ruhittin SÖNMEZ
Bilmem haberi izleyebildiniz mi? TBMM Çocuk Hakları Komisyonu’na sunum yapan Yeşilay Başkanı Mehmet Dinç, “Bu yıl uyuşturucu bağımlılığından daha fazla kumar bağımlılığı başvurusu aldık. 2020-2024 arasında kumar başvuruları yüzde 24’ten yüzde 36’ya yükseldi” dedi.
Her türlü bağımlılık zararlı ve çürütücüdür. Fakat kumar bağımlılığı pek de farkına varmadığımız bir sorundur. Her ne kadar bazı aileler içinde kumar bağımlısı bireylerin yarattığı faciaları duysak da çoğumuz bu örneklerin çok küçük bir oranda olduğunu sanıyorduk. Meğer kumar bağımlılarının oranı uyuşturucu bağımlılarını da geçmiş. Çok ciddi rakamlara ulaşmış. Önemli bir halk sağlığı sorunu haline gelmiş.
Kumar bağımlılığı, özellikle gençler arasında artarken, başvurular 15 yaş ve üzeri bireylerden geliyormuş.
Türkiye’de kumar bağımlılığı artışında son yıllarda artan internet ve teknoloji kullanımının çok etkili olduğu belirtiliyor. Sanal kumar bağımlılığı Türkiye’de hızla yaygınlaşmakta. Yapılan araştırmalara göre, gençlerin %80’i sanal kumar platformlarıyla karşılaşmıştır.
İHH İnsani Yardım Vakfı’nın 2021 yılında yayımladığı bir rapora göre, Türkiye’de yaklaşık “İddiaa” türü şans oyunları ve sanal kumar bağımlılığının 3 milyon kişiyi etkilediği belirtilmektedir.

Bu grafik, Türkiye’de kumar bağımlılığı oranlarının son 10 yıl içindeki değişimini göstermektedir. Veriler, genel eğilimlere ve raporlanan artışlara dayalı olarak oluşturulmuş.
Eylül 2024 verilerine göre, kumar oynayan bireylerin büyük çoğunluğunu ortalama yaşı 37 olan erkekler oluşturmaktadır. Başvuru yapanların %97’si erkek, %3’ü ise kadındır. Bu kişilerin %53’ü evli, %47’si bekardır. Eğitim düzeyine bakıldığında, %85’i lise ve üzeri eğitim almışken, %15’;i lise ve altı eğitim düzeyindedir. Kumar oynama davranışı, bireylerde %67 oranında spor bahisleri oynama ile 21 yaşında başlamaktadır. En sık oynanan kumar türleri arasında %51 ile spor bahisleri ve %40 ile casino oyunları bulunmaktadır.

17Ara/24Kapalı

SURİYE’DE ZAFER KAZANANLAR TÜRKİYE’YE DOST MU? – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

SURİYE’DE ZAFER KAZANANLAR TÜRKİYE’YE DOST MU? - Ruhittin SÖNMEZ
Suriye’de Baas rejiminin yıkılması ve Beşar Esad’ın Rusya’ya kaçmasıyla “Türkiye bir zafer kazanmış gibi” sevinenler var. Bunlar sadece muhalif güçlerin başını çeken HTŞ (Heyet Tahrir Şam) ile ideolojik bağı olanlar olsaydı bunu anlayabilirdik. Malum HTŞ, El-Kaide kökenli selefi cihatçı gruplardan oluşan bir örgüt. HTŞ lideri Colani 2016’da El Kaide ile bağlarını kopardığını duyurmuş olsa da örgütün
genetik kodları böyle.
HTŞ lideri Colani, Nisan 2023’te yayınlanan bir videosunda, “Genel ahlak kurallarını ihlal eden kişilerin hesaba çekilmesi konusunda İçişleri Bakanlığı’nda din adamlarının ve mollaların yöneteceği ahlak polisi olacak” sözleri etmişti. İran’daki ahlak polisi uygulamasının yarattığı toplumsal
sıkıntıları hatırlayınız.
Fakat milliyetçi, yerli ve milli olduğunu söyleyen bazılarının da zafer sevinci yaşayanlara katıldığını görünce, Suriye’de olanları ve muhtemel gelişmeleri bir kere daha değerlendirmek gerekiyor.
HTŞ İdlip’ten çıkıp, Halep, Hama, Humus, Şam ve Dara’yı ele geçirdi. Suriye’nin üç hafta öncesine kadar Esad’ın hakim olduğu bölgeyi yönetmeye başladı. HTŞ resmen Türkiye’nin ve Batı’nın terör örgütü saydığı bir organizasyon.
Ancak ABD ve İsrail ile Türkiye HTŞ’nin iktidara gelmesini destekledi. İsrail, Gazze’de Hamas’a, Lübnan’da Hizbullah’a vurarak, İran’a yönelik suikastlar yaparak İran’ı devreden çıkarttı. ABD Ukrayna’yı kullanıp, Rusya’yı zayıflatarak ve Rusya ile anlaşıp, sessizce çekilmesini sağlayarak, hiç
çatışmasız bir şekilde HTŞ’ye iktidar yolunu açtı. Türkiye bu iki devlet ve HTŞ iletişiminde yardımcı oldu.
Kısa süre önce bile, gücüyle ülkesi içindeki ve dışındaki düşmanlarını korkutan, üç yıl önce seçimden %95 oyla yeniden seçilmiş olan Beşar Esad, 2016’da yendiği HTŞ’nin yeni saldırıları karşısında hiç direnemedi. Bu olanlar tesadüf değildi.

16Ara/24Kapalı

Bir Vefa Toplantısının Düşündürdükleri – Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN

h i kahraman

Bir Vefa Toplantısının Düşündürdükleri - Dr.  Halil İbrahim KAHRAMAN 23 Ekim 2017

Türk Dil Kurumu lügatinde vefa, sevgide sebat-sevgi bağlılığı olarak tarif edilir. Akçakoca Kültür Platformu 21 Ekim 2017 akşamı Ahsen Okyar Bey için bir vefa toplantısı yaptı. Bu tür toplantılar genellikle ölümünden sonra bazı insanları anmak ve hatırlamak amaçlı yapılır. Bu vefa toplantısının arkadaşımızın sağlığında, hem de çok yaşlı döneme girmeden yapılmış olması ayrı bir ilgi ve mana katmıştır. Bu tür toplantıların ilgilinin sağlığında yapılması, o şahsı onore etmekle birlikte bu gibi insanların toplum tarafından daha çok bilinmesi ve örnek alınmasını teşvik edici etkiler taşıması bakımından da ayrıca önemlidir.

Toplantı Selçuk Aslan beyin sunumu, Bülent Uludaş’ın öğrencilerinin yerel folklor oyunu, her bir konuşmacının arkadaşımız ile ilgili hatıralarının paylaşılması şeklinde yapılmış, gelenlere unutulmaz bir akşam yaşatmıştır. Konuklardan şehrimizin büyüğü sayın Erol Köse’nin şarkısıyla süslediği konuşması, gelen Sn. Alaaddin Büyükkaya’nın ”çırpınırdın Karadeniz ” türküsüyle renklendirdiği konuşması geceye ayrı bir  zenginlik katmıştır. Konuşmacılardan 75 li yılların devrimci denilen gençlerinden olup bu günün sevilen, başarılı avukatlarından Sn. Hüseyin Acurman’ın, o günlerin ülkücü denilen gençlerinden olan Okyar için söyledikleri önemli idi. Bundan insanlarımızın davranışında hoşgörü, anlayış ve bilginin önemini ortaya koyması bakımından bu tespitler çok manalı ve ders alınacak mahiyette idi. Ahsen Bey  için ben de şu tespitleri paylaştım:

” Değerli dostlar, Kocaeli Aydınlar Ocağı, Kandıralı Ahsen Okyar, Kardeşimiz Ahsen Okyar cümlelerinin baş harfleri(KAO)dur. Arkadaşımızın isminin de bu derneklerle örtüştüğünü gösteren bu güzel rastlantıyı paylaşmak isterim.

15Ara/24Kapalı

Özlem – hasret / Mehmet SABURLU

mehmet-saburlu-e1732272261572

Özlem - hasret / Mehmet SABURLU

Özlemek erken saatlere alınsın, sonra uykusuz kalıyor insan (C.S)

Özlem ne bir şeye duyulan hasret, nede arzulayış. O bence içten içe ağlayış.

Özlemek, yaratıcıyı (Allah’ı) özlemek. Yaratılanı özlemek.

Bu dünya imtihan, ayrılık, hasretlik, özlem.

Ana yok, baba yok, evlat yok, hepsi gitmiş. Hasret, bağrı yakan sessiz çığlıklar.

Dünya ayrılık üzerine kurulmuş. Yaprak düşer dalından, damla ayrılır bulutlardan, konuşurken kelimeler çıkar ağızdan. İnsan rüyasında sevdiğini görünce uyanır ya. O heyecan, o haz hiç bitmesin ister.

Neden bir şarkı tekrar tekrar dinlenir.

Ölen ölmüş, giden gitmiş. Hüznü ayaklandırma boşuna, takdir bu imiş.

Beklemek güzeldir dönecekse eğer beklenen.

Özlemek güzeldir, eğer özlüyorsa özlenen.

Yolların en güzeli sılaya gidendir.

Kuşu altın kafese koymuşlar vatanım demiş.

Sevilenden bir şey gelmedikçe seven sevemez.

Dalgalar eğer deniz olmazsa yükselemez.

Sevdiklerinden ayrılırken son söz hep şöyle olur.

-Ben gidiyorum ama gölüm hep sizlerle.

14Ara/24Kapalı

EMEKLİLER EMEKLEMESİN ARTIK – Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrak

EMEKLİLER EMEKLEMESİN ARTIK - Seyfettin KARAMIZRAK
Memur zamları, daha konuşulmaya başlanmadan, piyasalar kendilerine göre zamlarını çoktan yaptılar bile. Bir zamanlar meyve fiyatları el yakarken, şimdilerde sebzeler de kendilerini dokunulmaz ilan etti.
TV kanalları ve gazeteler, abartılı şekilde işçi ve memur zamlarını irdelemektedir. Asgari ücret ve zam oranları, haddinden fazla gündemde tutulmaktadır. Piyasa, daha zamlar belli olmadan, her şeye şimdiden abartılı şekilde zam yaptı. Yumurtada ve kırmızı ette olduğu gibi…
Bilindiği üzere, semt pazarları, marketlerden her zaman ucuzdur. Onun için orta halli, fakir vatandaşların alış veriş mekânı, genellikle semt pazarlarıdır.
İki gün önce bir Pazar yerinde vatandaşların alış verişlerini izledim. Haber yapan, mikrofonu vatandaşa uzatıyor ve sorular soruyordu. Hiç birinin elinde de alınmış bir sebze veya meyve yoktu.

13Ara/24Kapalı

ZAFER SEVİNCİ – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

ZAFER SEVİNCİ - Ruhittin SÖNMEZ
Beşar Esad’ın devrilip Rusya’ya kaçmasıyla, Suriye içinde ve dışındaki Suriyelilerin coşkulu sevinç gösterilerini izliyoruz. Çünkü “Esad 1 milyon insanın katlinden ve 12 milyon kişinin ülkesinden kaçmasından sorumlu bir diktatör.”
Irak’ta Saddam Hüseyin, Libya’da Muammer Kaddafi, Mısır’da Hüsnü Mübarek devrildiğinde de benzer kutlamaları yapmıştı. Devrilen diktatörlerden ve zulümlerinden kurtulduğunu zanneden coşkulu kalabalıklar sonraki dönemlerde başka çilelerle karşılaştılar.
Suriye’de yaşayanların gelecekte barış içinde yaşamaları, ülkelerini imar ederek huzura ve refaha kavuşmaları dileğimizdir. Ancak bu çok kolay olmayacak.
Suriye’de Fırat’ın batısında İdlip bölgesinde Türkiye destekli SMO ve HTŞ vardı. Muhalif güçlerin başını çektiği HTŞ (Heyet Tahrir Şam) İdlip’ten çıkıp, Halep, Hama, Humus, Şam’ı ve ülkenin en güneyindeki Dara’yı kontrol altına aldı. SMO ise PYD’nin kontrolündeki Menbic ve Tel-Rıfat’ı ele geçirdi.
Fırat’ın doğusunda petrol zengini olan bölgede ABD ve SDG (PKK/PYD) var. SDG (PYD) Suriye’nin üçte birine ve en büyük petrol kaynaklarına sahip.
Rusya’nın ülkenin batısındaki Lazkiye’de, ABD’nin ülkenin güneydoğusundaki Al-Tanf askeri üssü bulunmakta.
Bütün bu güçler geçiş sürecinde nasıl davranacak, bir ortak yönetim altında birleşme mümkün olacak mı? Yoksa birbirleriyle çatışacaklar mı henüz belli değil.
Türkiye Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunuyor. Bunu hem CB Erdoğan ve hem de Dışişleri Bakanı Hakan Fidan sıkça vurguluyorlar. Belki de “82 Halep, 83 Şam” sloganlarıyla sanki bu topraklar Türkiye tarafından fethedilmiş gibi sevinenleri ikaz ediyorlar.
Farklı egemenliklerin ortaya çıktığı böylesine karmaşık bir yapıdan toprak bütünlüğünü korumuş yeni bir Suriye yapılanması doğar mı? Kolay değil. Bu güçler arasında iktidar ve toprak paylaşımı savaşı olması muhtemel.
HTŞ Lideri Colani’nin ılımlı mesajlar vermesi olumlu. Ama biliyoruz ki HTŞ eski El-Kaide örgütüdür ve cihatçı gruplardan oluşmaktadır. Afganistan’da Rusya’nın yenilip çekilmesinden sonra mücahitler arasında beş yıl süren bir iç savaş yaşandığını unutmayalım.
Yani Suriyeliler açısından bakarsak bir diktatörden kurtuldukları için sevinmeleri normal ama “zafer sevinci” için erken görünüyor.

11Ara/24Kapalı

Suriye meselesinde Türkiye hem temkinli hem tedbirli – Mürsel GÜNDOĞDU/Haber7

1ynfHZEk_400x400

Suriye meselesinde Türkiye hem temkinli hem tedbirli - Mürsel GÜNDOĞDU/Haber7

    Suriye’de taşlar bir kez daha yerinden oynadı.

Üstelik öyle sıradan bir oynama değil bu. Statükoya baş kaldıran ve ülkedeki müesses nizamı kökten sarsan bir hareketlenme yaşanıyor Suriye’de.

Güney sınırlarımızın hemen yanı başında ışık hızında gelişmeler, baş döndürücü değişmeler gerçekleşiyor. Suriye’nin bazı şehirlerinde şiddetli çatışmalar patlak verirken yerleşim yerleri de birbiri ardınca el değiştiriyor.

Muhaliflerin kararlı bir şekilde sahaya inmelerinin ardından Suriye’deki rejim güçleri tanklarını, toplarını, hava savunma sistemlerini, muhtelif harp mühimmatlarını ve hatta savaş uçaklarını geride bırakıp Başkent Şam çevresine konuşlanırken bu boşluğu iyi değerlendiren Muhalif Guruplar Halep’i ele geçirerek Şam’a doğru ilerlemeye devam ediyor.

Her şey “bu taşları yerinden oynatan kim?” demeye bile fırsat kalmadan yaşandı ve bu soru eşliğinde yaşanmaya devam ediyor. 

Bu günleri dünden fark eden Türkiye, vakt-i zamanında Arap Baharı adı altında cehenneme dönüştürülen Orta Doğu coğrafyasındaki büyük ateşin Suriye’ye sıçramaması için çok çaba sarf etmişti. Türkiye’nin yaptığı sayısız çağrıya kayıtsız kalıp ülkesini kan gölüne çeviren Beşşar Esad, sırtını dayadığı İran ve Rusya’dan bu günlerde güçlü destek alamadığı için çok zor durumda görünüyor. Belki de bu süreç sonunda Esad’ın adı, halkına dünyadayken cehennemi yaşatan sabık liderler arasına eklenecek.

Beşşar Esad, sırtını en başından halkına dayamalıydı.

10Ara/24Kapalı

ESAD SONRASI SURİYE – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

ESAD SONRASI SURİYE - Ruhittin SÖNMEZ

Beşar Esad 13 yıllık bir direnişten sonra en güçlü olduğu zannedilen bir zamanda yıkıldı. Esad daha düne kadar, T.C. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın görüşme taleplerine karşı, üstenci bir üslupla, “işgal etiğiniz yerlerimizden çıkın öyle görüşelim” diyordu.

Aynı Esad, henüz bir devlet bile olmayan, HTŞ kuvvetlerine 12 gün içinde hiç savaşmadan ülkenin en önemli şehirlerini teslim etti. Kendisi de ülke dışına kaçtı. (HTŞ, Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu / SMO ile birlikte hareket ediyor.)

Aslında bütün gücünü Rusya ve İran’dan aldığı desteğe bağlı olduğu anlaşılan Esad Suriye’si öz kaynakları ve kendi insan gücüne dayanmayan totaliter yönetimler için ibret teşkil etmeli.

Mart 2003’te çöken Saddam’ın yönettiği Irak’ın ordusu gibi, Suriye Ordusu da savaşmadan çöktü. Kurtarılan / fethedilen şehirler normal savaşlarda şiddetli çatışmalar ve sonrasında yenen tarafın düzenli ordu birliklerinin işgali görüntülerine sahne olur. Oysaki Halep, Hama, Humus ve Şam’ın HTŞ güçleri eline geçişinde -düzenli birlikler değil- motosikletli, otomobilli, kamyonlu eli silahlı üniformasız insanların ve sivil kişilerin adı geçen şehirlere akın akın gidişlerini izledik.

Rusya’nın Ukrayna’da gücünü önemli ölçüde kaybettiği, İran’ın Suriye’de ve İsrail’le çatıştığı alanlarda güç kaybettiği için müdahale dahi edemediği, Esad’a bağlı rejim ordusundan komutanların çoğunun muhalefet kanadına geçtiği görüldü.

6Ara/24Kapalı

AKLI BAŞINDA BİR YÖNETİM BÖYLE HATALAR YAPMAZ – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

AKLI BAŞINDA BİR YÖNETİM BÖYLE HATALAR YAPMAZ - Ruhittin SÖNMEZ

Prof. Dr. Esfender Korkmaz çok tecrübeli bir akademisyen, ekonomist, gazeteci ve siyasetçidir. Yeniçağ Gazetesi’ndeki son köşe yazısının başlığı “TÜİK’in enflasyon yanlışı ortaya çıktı” idi.

Bu yazıda Esfender Hoca “2019 yılından beri TÜİK enflasyonu düşük gösteriyor. TÜİK kamu görevi yapıyor. Verileri eksik göstermesi kamu görevini kötüye kullanmaktır.

Dahası maaş ve ücret alandan, devlete ve işverene haksız gelir aktarmaktır. Eğer 2019’dan beri maaş ve ücretler gerçek enflasyona göre düzeltilseydi, bugün herkesin eline yüzde 31 dolayında daha fazla para geçecekti.

İşçi ve memur sendikalarının TÜİK’e ve hükümete dava açmaları gerekir” diyor.

Aynı gün basına bir haber düştü: Emekli Yargıtay Üyesi Seyfettin Çilesiz böyle bir dava açmıştı. TÜİK’in açıkladığı enflasyondan dolayı emeklilerin düşük zam aldığı için açılan davada Ankara 6. İdare Mahkemesi TÜİK lehine karar verdi. Üstelik TÜİK mahkemeye madde sepetini açıklamadığı ve bir belge sunmadığı halde. Dava istinafa taşındı, Bölge İdare Mahkemesi’nde görülecek.

5Ara/24Kapalı

OKULDA SEVGİ VE ÖZGÜRLÜK ORTAMI-3 – Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrak

OKULDA SEVGİ VE ÖZGÜRLÜK ORTAMI-3 - Seyfettin KARAMIZRAK
“Ben gelmedim davi için, benim işim sevi için.” Yunus emre
Bundan önceki yazımızda, “sevginin ve özgürlüğün” öğrencilere nasıl kazandırılabildiğinden bahsetmiştik. Beş maddesini anlattığımız bu konunun diğer maddelerini anlatmaya çalışalım.
Öğretmen eğitim ortamında, şu şekilde davranmalıdır:
-Öğretmen evrendeki tüm varlıkların birbiriyle ilişkisi olduğunu gösteren olguları (hava, su, toprak kirlenmesi; savaş, açlık, yönetim, toplumsal, ekonomik, siyasal sorunları) hedefler doğrultusunda öğretme ortamına getirmeli; üzerinde tartışılmalı; uygun öğretme yöntemlerini de işe koşarak birlikte sonuca varmalıdır.
-Sorunlar çözülürken, ya da çözülmeden önce öğrencileri gruplara ayırmalı; onların hep birlikte çalışmalarına olanak tanımalı; böyle çalışma alışkanlığını onlara kazandırmalıdır.
Öğretmen kubaşık çalışma örneklerini sınıfa getirmeli, öğrencilere göstermeli; neden böyle çalışılması gerektiğini onlara buldurmalıdır. Hiçbir öğrenciye ayrıcalık tanımamalı;
yani hiçbirini sürekli merkeze almamalıdır. Hepsine eşit davranmalı ve âdil olmalıdır.

3Ara/24Kapalı

ABD’NİN TÜRKİYE VE KÜRDİSTAN PLANI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

ABD’NİN TÜRKİYE VE KÜRDİSTAN PLANI - Ruhittin SÖNMEZ

Türkiye’de yeni açılım süreci başlatma girişiminin Ortadoğu’daki gelişmelerle çok yakın bağı olduğu açık. Bu gerçek içeride çok seslendirilmese de dışarıda çok daha açık bir şekilde dile getiriliyor.

Şimdi Prof. Dr. İskender Öksüz’ün köşe yazısında aktarılan bir röportajda anlatılanlara bakalım.

Irak Kürdistanı’nın Rûdaw ajansına verdiği röportajında (https://bit.ly/Rudaw-Semavi) Temel Strateji Araştırma Merkezi Başkanı Abdurrahim Semavi’nin anlattıkları ilginç.

“Türk hükümetinin 15-16 aydır hazırladığı bu proje sadece Türkiye'deki Kürt sorununun çözümüne yönelik değil. Projeye göre Ortadoğu Kürtleriyle büyük bir ittifak kurulacak, Doğu, Batı ve Güney, Kuzey Kürtleriyle (İran- Irak- Suriye ve Türkiye’deki ayrılıkçı Kürtler kastediliyor) ittifak kurulacak. Bu projenin hazırlığıdır. Bunu ifade etmek istiyorum.”

“Proje 5 yıl içinde yapılacak. Türkiye halkı ve Kürtler projeye hazır olana kadar proje adım adım inşa edilecek... 5 yıl içerisinde sadece Kandil'de olanlar değil, diasporada yaşayanlar da geri dönecek ve onlara da geri dönüş yolu açılacaktır.”

29Kas/24Kapalı

HALDEN ANLAYAN VE ANLAMAYANLAR – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

HALDEN ANLAYAN VE ANLAMAYANLAR - Ruhittin SÖNMEZ

Türkiye bir yandan geniş kesimlerin derin yoksullukla mücadele ettiği bir ülke. Diğer taraftan devleti yönetenler halkın halinden anlamak yerine kendi yarattıkları yapay gündemlerle meşguller.

Bir zamanlar bir esnafın fırlattığı yazar kasa ile hükümet düşerken, şimdi açlık sınırı altında kıvranan çiftçi, esnaf, işçi ve emeklilerin çığlıklarını duyan yok.

Milletin önemli bir kesimi ülkede hak, hukuk, adalet mahrumiyeti olduğu inancı içinde.

Muktedirlerle ters veya farklı düşünenler bir sabah ansızın tutuklanabilmekte. Nasuh Mahruki gibi Türkiye’nin gururu olan, binlerce kişiyi doğal afetlerde kurtarmış, uluslararası dağcılık alanında ülkemizi başarıyla temsil etmiş bir kişi Yüksek Seçim Kuruluna güvensizliğini beyan etti diye 12 m2’lik bir beton kutuya konuldu.

Türkiye, “Atatürk’ün askerleriyiz!” diye yemin eden teğmenlerin ordudan ihracı istenirken, 40 bin kişinin ölümünden sorumlu terörist başına güzellemeler yapılıp, TBMM’e davet edildiği bir ülke oldu.

Milli Eğitim Bakanlığı cemaat ve tarikatlara okullarda sözde “değerler eğitimi” verdirirken, belediyelerin modern kreşlerini kapatma derdinde.

Bütün bu olanlara tepki gösterenler, yargı yoluyla cezalandırılmakta.

Oysaki büyük devlet adamları halkın halinden anlarlar. Modern tabiriyle “empati” yapmaya çalışırlar. Yani onların yerine kendini koyarak duygularını anlamaya çalışırlar, neden bu tepkilerin var olduğunu sorgularlar. Halden anladığınız zaman bulduğunuz çözüm de gerçekçi olur.

Meramımı anlatmak için tarihten birkaç örnek vermek istiyorum.

26Kas/24Kapalı

KILIÇDAROĞLU’NUN MAHKEMEDE ANLATTIKLARI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sKILIÇDAROĞLU’NUN MAHKEMEDE ANLATTIKLARI - Ruhittin SÖNMEZ

CHP’nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu dönemin Başbakanı R.T. Erdoğan’a Hakaret suçlamasıyla yargılandığı Asliye Ceza Mahkemesinde “savunma” yerine manifesto gibi beyanlarda bulundu.

Kılıçdaroğlu 2013-2014 yılları arasında meydanlarda yaptığı konuşmalarda AKP Genel Başkanı Erdoğan için ağır suçlamalarda bulunmuş. Bu konuda aleyhine açılan davada, zamanın ana muhalefet partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu 11 yıl 8 aya kadar hapis ve siyasi yasak talebiyle yargılanıyor.

Dava Başbakan Erdoğan’ın şikayetiyle açılmış. Ama Erdoğan 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra, o tarihe kadar Kılıçdaroğlu dahil olmak üzere, açtığı davaları geri çekti. Şikayetlerinden de vaz geçtiği için bu davada halen müdahil değil.

“Saray’a yakın gazeteci” Abdülkadir Selvi bu durumu “Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nu affetti” diye yazdı. Selvi’nin demokrasi anlayışına bakın ki, iktidar partisi genel başkanı şikayetinden vazgeçince ana muhalefet partisi genel başkanını affetmiş oluyormuş!

Ancak demokratik bir devlet olduğu iddiasındaki bir ülkede, ana muhalefet partisi liderinin başbakan hakkında on yıl önce söylediği sözleri sebebiyle 11 yıl 8 aya kadar hapis ve siyasi yasak talebiyle yargılanıyor olması iyi bir şey değil.

Adalet Bakanının, dava hakkında yorum yaparken, muhalefete tehdit anlamına gelecek sözlerini fazla siyasi buldum. Bakan yargıya baskı yapılıyor görüntüsü verecek sözlerden sakınmalı.

Bu dava niteliği itibarıyla siyasi bir davadır. Kılıçdaroğlu da siyasi bir savunma yapmıştır. Erdoğan hakkındaki iddialarının ve sert ifadeli ithamlarının kitlelere ulaşması için mahkeme salonundan seslenmeyi tercih etmiştir.

Kılıçdaroğlu son Cumhurbaşkanlığı seçiminde kazanamayacağı belli olduğu halde aday olduğu için çok eleştirildi. Ben de eleştirdim, eleştiriyorum. Ancak Kılıçdaroğlu uzun yıllar bürokrat ve siyasetçi olarak görev yapmış ve hakkında en küçük bir yolsuzluk ve şaibe iddiası dahi olmayan bir kişi.  Bu yüzden hırsızlık, yolsuzluk konularındaki hassasiyeti inandırıcı bulunuyor.

Davanın kendisi hakkında şu safhada yorum yapmayacağım. Kemal Kılıçdaroğlu’nun mahkemeden çok yargı dışındaki kişi ve kitlelere verdiği mesajlarında, önemli bulduğum bazı konuları yorumlamaya çalışacağım.

23Kas/24Kapalı

SEVGİ VE ÖZGÜRLÜK-2 – Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrak

SEVGİ VE ÖZGÜRLÜK-2 - Seyfettin KARAMIZRAK

“Eğer bu dünyada gerçek barışı öğreteceksek ve eğer savaşa karşı gerçek bir savaş vereceksek, işe önce çocuklarla başlamamız gerekmektedir.” Mahatma Gandhi

Bundan önceki yazımızda, “sevginin ve özgürlüğün öğrencilere nasıl kazandırılabildiğin” den bahsetmiştik. Dört maddesini anlattığımız bu konunun diğer maddelerini anlatmaya çalışalım.

5. Sevgi insanın önemli gereksinimlerinden biridir: Sevgi, insanın önemli gereksinimlerinden biridir. İnsan sevmediği, sevilmediği ortamlarda çok acı çeker.

Çünkü insan, yaşamı boyunca sevgi peşinde koşmak­ta, onu aramakta, yani sevgi dolu bir ortamda yaşamak istemek­tedir.

Nitekim "iki gönül bir olunca, samanlık seyran olur, beni aç, susuz bırakın; fakat ne olur sevgisiz bırakmayın" söz­lerinde bu gerçek dile getirilmektedir.

Öğrencinin de eğitim ortamında sevgiye gereksinimi var­dır. Sevdiği öğretmeninin dersinde başarısız olan öğrenciyi bul­mak çok zordur. Öğrenci öğretmenini ve dersi seviyorsa, o alanda daha başarılı olur.

Eğitimin kurallarına uyabilir; onla­rı savunur. Öğretmen ve derse karşı olan olumsuz tutum ve davranışlardan da vaz geçer.

Baskı, korku, ceza gibi istenmedik değişkenlerin baskın olduğu eğitim ortamlarında, öğrenci göstermelik bir saygı ve uyum içindedir.

Sırf sınıf geçmek, dayak yememek, azarlanmamak, küçük düşürülmemek, ceza görmemek için çalışabilir; kurallara uymuş gibi davranabi­lir. Bu gibi ortamlarda öğrenci gerçek duygu ve düşüncelerini bastırmıştır. Uygun yer ve zaman gelince öğretmen ve derse karşı olan tutumunu ortaya koyabilir.

Bu yüzden insanın sevgi gereksinimini giderebilmek için, eğitim ortamında duyuşsal alanla ilgili hedef davranışları kazan­dırıcı değişkenler işe koşulmalıdır. Eğitim ortamı, öğrencinin sevme, sevilme ve benimsenme gereksinimini giderecek biçim­de planlanmalıdır.

22Kas/24Kapalı

ERDOĞAN AÇLIK VE YOKSULLUKLA MÜCADELE ZİRVESİNDE – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

ERDOĞAN AÇLIK VE YOKSULLUKLA MÜCADELE ZİRVESİNDE - Ruhittin SÖNMEZ
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, G20 Liderler Zirvesi’nde, “Sosyal Kapsayıcılık ile Açlık ve Yoksullukla Mücadele Oturumu”na iştirak etti.
G20 Liderler zirvesi kapsamında Brezilya’da yapılan toplantılar için üç ana başlık seçilmiş. Bunlardan ilki “açlık, yoksulluk ve eşitsizlikle mücadele.”
Erdoğan “dünyada nerede bir kıtlık, açlık, felaket, çatışma, trajedi varsa Türkiye ilgili tüm resmî kurumları ve sivil toplum kuruluşlarıyla oradadır, ihtiyaç sahiplerinin her daim yanındadır” mesajını verdi. Özellikle Türkiye’nin Gazze ve Lübnan’a yaptığı insani yardımları anlattı.
Oysaki dünyada açlık ve yoksulluk sorunu var ama Türkiye’de de aynı sorun büyümekte.
Türkiye’de vatandaşların önemli bir bölümü açlık v yoksulluk sınırının altında bir gelirle yaşama mücadelesi veriyor.
Türk-İş verilerine göre Ekim 2024 ayında açlık sınırı 20 bin 431 TL’ye, yoksulluk sınırı da 66 bin 553 TL’ye yükseldi. Asgari ücret bile açlık sınırının 3 bin 429 TL altında kalıyor. Türkiye’de ortalama ücretler de asgari ücret seviyesine yakın mertebeye düştüğü için nüfusun büyük kısmının açlık sınırı altında kaldığı ortada.

21Kas/24Kapalı

Ata’ya son veda etkinliği – Orhan BALCI

orhan balcı

Ata’ya son veda etkinliği - Orhan BALCI

Salı günü ofiste çalışıp gazeteyi tamamlayıp, internet haber sitemize gerekli haberleri girdikten sonra, Doğu Kışla Durağı’ndan Tramvay’a bindim.

Her zaman olduğu gibi kalabalık bir tramvay yolculuğu sonrasında Yeni Cuma Durağı’nda indim.

Hava kararmıştı.

Kent Meydanı’nda daha çok gençlerin ve üniversite öğrencilerinin tercih ettiği Kafeler doluydu.

Yürüyerek hedefim olan Mimarlar Odası Tarihi Bina’ya gittim.

19Kas/24Kapalı

HALKA RAĞMEN ÇÖZÜM SÜRECİ – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

HALKA RAĞMEN ÇÖZÜM SÜRECİ - Ruhittin SÖNMEZ
Millete işi gücü bıraktırıp bilmece çözmeye zorluyorlar. Cevabı merak edilen soru şu: Devlet Bahçeli
“Öcalan açılımını” CB Erdoğan’a haber vermeden mi yaptı, yoksa birlikte karar verdikleri bir planı belli bir senaryoya göre uygulamaya mı çalışıyorlar?
Millet bu soruyla meşgul edilirken, Devlet Bahçeli Öcalan’ı Meclis’te konuşturma ve (terörü bitirme karşılığında) terörist başına af getirmek projesini her hafta tekrarlıyor. Erdoğan sanki bu fevkalade önemli sözler söylenmemiş gibi bu konudan bahis açmıyor.
Şimdi bir de her gün saat 15’te MHP’nin resmi hesabından Bahçeli’nin “Vakit Tamam” başlıklı şifreli mesajları yayınlanıyor. Milletin bütün dertleri unutulsun diye dikkatler siyasetin çelik çomak oyununa çekiliyor.
Neymiş efendim, “Bahçeli bu mesajlarla kime sesleniyor ve ne anlatmak istiyormuş?”
Devlet Bahçeli neden “Yalnız kalırsınız bazen en yakınınız bile anlamaz sizi” mesajı yayınlamış?
Milletin kaderini ilgilendiren bu kadar ciddi bir meselede ülkeyi yönetenlerin millete verdiği değere bakar mısınız?
Böyle şifreli mesajlar göndereceğine, Devlet Bahçeli ne demek istiyorsa ve kime demek istiyorsa açık açık söylese olmaz mı?

15Kas/24Kapalı

KÜRT SORUNU VAR MI, SİYASİ ÇÖZÜM NE DEMEK? – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

KÜRT SORUNU VAR MI, SİYASİ ÇÖZÜM NE DEMEK? - Ruhittin SÖNMEZ
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bir yandan yeni bir “çözüm süreci” başlatmak istiyor. Önceki “çözüm sürecinde” bile dile getirilemeyen “Öcalan TBMM’de konuşsun” çağrısı yapıyor. Fakat diğer taraftan “Kürt Sorunu yoktur” görüşünü dile getiriyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan Diyarbakır’da, 2005 yılında, “Kürt meselesi benim meselemdir” diye konuşmuştu.
Oslo’da PKK ile T.C. arasında, bir hakem devlet başkanlığında, 2009 yılında gizli müzakereler başlatıldı. 2013-2015 yılları arasında “Çözüm Süreci” adı altında PKK ile Türk Devleti arasında açıkça müzakereler yürütüldü.
2015 yılından sonra Erdoğan “Türkiye’de artık Kürt sorunu yoktur ; Kürt kardeşlerimin sorunları vardır. Türk kardeşimin de sorunu var, öyle mi? Ülkemde yaşayan tüm etnik unsurların her birinin sorunları var. Bu sorunları gidermek için çalışacağız, ayrım yapmayacağız. Sanki bu ülkede Kürt
sorunundan başka bir mesele yok. Bu, ülkeyi bölmeye gayret etmektir, ayrımcılıktır. Bütün etnik unsurlar, Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşları olarak birdir, birbirine eşittir, birlikte Türkiye’dir” gibi değerlendirmeler yaptı.
CB Erdoğan, Bahçeli’nin “Öcalan açılımı” üzerine, “MHP liderinin tavrının Türkiye’nin demokrasi mücadelesi için olumlu ve anlamlı bulduğunu” söyledi. “Siyasetimizin temelinde, ülke meselelerinin geniş bir mutabakatla çözülmesi, toplumun farklı kesimlerinin de sürece dahil
edilmesi yatıyor” dedi.
“Meseleleri terör dışı yöntemlerle ortadan kaldırmaya ise her zaman varız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “bu gelişmeyi yeni Anayasa çalışmalarıyla birlikte değerlendirmek gerektiğine” atıfta bulundu.

13Kas/24Kapalı

SEVGİ VE ÖZGÜRLÜK-1 – Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrak

SEVGİ VE ÖZGÜRLÜK-1 - Seyfettin KARAMIZRAK
Dr. Peck, sevgiyi şöyle tanımlar: “Sevgi, insanın, kendisinin ve bir başkasının ruhsal tekâmülünü desteklemek amacıyla benliğini genişletme arzusudur”.
Sevgi kayıtsız şartsız saygıdeğer bulunmaktır. Sevgi fark edilmedir. Sevgi hoş görülmedir.
Sevgi paylaşmadır. Sevgi tanınma, bir insanın olabileceğinin en iyisi olmasına, gelişmesine imkân sağlamaya çalışmadır. Sevgi, şeffaf olmadır. Sevgi ihtiyaçtır.
Spinoza ise sevgiyi; “zorlama olmadan, yalnız özgür olduğunda yaşanabilen, insan gücünü somutlayan bir eylem” olarak ele almaktadır.
“Sevgi, kolların her zaman açık oluşudur. Sevgi için kollarınızı kaparsanız, kendinizin dışında tutacak hiçbir şey kalmadığını görürsünüz”.
Bademci’ye göre: “Sevgi tutku gibi zehirlisi olmayan, herkesin yetiştiremediği sıradan bir çiçektir.”