Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım…

ahsen okyar
5Ara/200

DEŞİYORUM SESSİZCE – Doç.Dr. Süleyman COŞKUNER

süleyman coşkunerDEŞİYORUM SESSİZCE - DoçDr. Süleyman COŞKUNER

 

Hayat bir leb-i derya kargaşayla doludur

Kimseye zararım yok yaşıyorum sessizce

Yaşamdan zevk almayan sanki birer ölüdür

Tüm engelleri bir bir aşıyorum sessizce

 

Her kulun nasibinde nice dertler var imiş

Sırtlarına yüklemiş taşıması zor imiş

Yere düşürme sakın el aleme ar imiş

Hayatın zor yükünü taşıyorum sessizce

4Ara/200

KALİTELİ YAŞAMAK İÇİN 100 ALTIN ÖNERİ – Doç.Dr. Süleyman COŞKUNER

süleyman coşkuner

KALİTELİ YAŞAMAK İÇİN 100 ALTIN ÖNERİ - Doç.Dr. Süleyman COŞKUNER Kaliteli Yaşam Uzmanı

1. Sağlığınızı iyi koruyun.

2. Sevgi yüklü bir insan olun.

3. Devamlı tebessüm edin.

4. Tüm çevrenize saygılı olun.

5. Pozitif düşüncelerle bezenin.

6. Haklı olmayı değil, mutlu olmayı tercih edin.

7. Dost ve arkadaş canlısı olun.

8. Naif nezaketli ve tatlı dilli olun.

9. İyiliksever ve yardımsever olun.

10. Merhametli olun.

3Ara/200

ÇİN’İN İŞGALİNDEKİ DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ ETNİK SOYKIRIMINA ÖNCELERİ İNANAMIYORDUM! / Güngör ARSLAN

avatar (1)ÖNCELERİ İNANAMIYORDUM! / Güngör ARSLAN

Hepimiz biliyoruz ki günümüzde özellikle sosyal medyada inanılmaz bir

BİLGİ KİRLİLİĞİ

yaşanıyor.

Bir bakıyorsunuz bir paylaşım inanılmaz derecede ilgi görmüş.

Sonra biraz araştırdığınız da paylaşılanların ya doğru olmadığını ya da abartılı olduğunu görüyor ve şahit oluyoruz.

Açıkça itiraf etmeliyim ki ben de bir olayla ilgili böyle bir tereddüt yaşadım.

Baştan beri hep kuşkuyla yaklaşıp paylaşılanların abartılı olduğunu düşündüm.

Ta ki BBC’nin haberini daha doğrusu Youtube’deki videosunu görene kadar.

Olay Çin’in Uygur Türkleri’ne uyguladığı insanlık dışı ve sistemli soykırımı.

2Ara/200

FABRİKA AYARLARIMIZA DÖNMEMİZ GEREKİYOR… – Süleyman COŞKUNER

süleyman coşkuner

FABRİKA AYARLARIMIZA DÖNMEMİZ GEREKİYOR... - Süleyman COŞKUNER

1.Gerçek tuza dönün, işlenmiş tuz kullanmayın.

2.Sirkeyi evinizden eksik etmeyin.

3.Çörek otu kullanın.

4.Az tüketin ama organik yiyecekler tüketin.

5.Yoğurdu evinizden eksik etmeyin, mümkünse kendiniz yapın.

2Ara/200

Barbaros Tantan: Muhalif, cesur devrimci! – Duygu MERT

129139321_10223087971604478_8972886309336401590_n

Barbaros Tantan: Muhalif, cesur devrimci! – Duygu MERT

‘Saçma’ haberi kız kardeşimden aldım…

Bazı haberler saçmadır.

***

Cemal Kaplan’ı aradım hemen, haber saçmaydı ama doğruydu.

Çok eski dostuydu. Her sabah facebook’undan paylaştığı ‘Günaydın güzel yurdumun direngen insanları” mottosuyla bu sabah paylaşım yapmadığını, ‘günaydın’ demediğini farketmişti eski dostu Cemal Kaplan.

Evinin kapısına gidip, çilingirle kapısını açtırdı. Dosttan öte kardeş olduğu Barbaros Tantan’ın divandaki cansız bedeni karşılayacaktı kendisini.

30Kas/200

NAZAR (GÖZ DEĞMESİ) – Sinan POLAT

Sinan-Polat2-7-400x220

NAZAR (GÖZ DEĞMESİ) – Sinan POLAT

Arapça asıllı bir kelime olan “nazar”, “bakış ve görüş” anlamına gelir. Türkçede daha ziyade, “göz değmesi veya bakmak suretiyle maddî ve mânevî bir etki meydana getirmek” anlamındadır. Bu anlamda Arapçada nazar kelimesi yerine, “ayn” veya “isâbetü”l-ayn” tabirleri kullanılır. Başlangıcı tam olarak bilinmemekle birlikte nazar inancı, tarih öncesi dönemlere kadar uzanmakta ve İslâm öncesi Arap kültüründe de var olduğu bilinmektedir.

Kur’an-ı Kerîm’de “en güzel kıssa” olarak takdim edilen Hz Yusuf’un (as) hikâyesini  bilmeyen yoktur. Özetle; kardeşleri tarafından kıskanılan ve bir kör kuyuya atılan Hz Yusuf’u, kader Mısır’a hâkim yapar. Bir süre sonra kuraklık her yanı kasıp kavurur. Herkes gibi Hz Yakup (as) ve oğulları da Hz Yusuf’un (as) kapısına muhtaç olurlar. Boylu poslu ve güzel giyimli oğullarını, yiyecek temini için ikinci kez Mısır’a gönderirken Hz Yakup onlara, gerek güvenlik açısından bir tehlike doğmaması gerekse de kem gözlerin bakışlarına maruz kalmamaları için Mısır’a değişik kapılardan girmelerini tavsiye eder. (Yusuf,67)

29Kas/200

Ayva benim, turunç benim, nar benim – Sevil KÖSE

201982322059

Ayva benim, turunç benim, nar benim – Sevil KÖSE

Ceviz ağacım bütün haşmetiyle yapraklarını döküyor. Arada onunla söyleşiyorum. Sordum... Nedir bu halin?

Zamanıdır, önce yemişlerim, sonra yapraklarım

Öyle ya her şey zamanını ve sırasını bekler

Peki, Neden zaman benden aldıklarını sıraya koymuyor ki dedim. Baharı bekle, dedi.

Vayyyy yine bana doğduğum ayı işaret etti. Güldüm beni kendi gibi sanıyor ceviz ağacım. Her bahar hem yemişlerini hem yapraklarını yenileyebildiği için. Benim kayıplarımı da geri gelecek sanıyor.

Sonbaharın hüznü hem bahçeme hem kalbime çöreklendi kaldı. Sessizce ceviz ağacımın dibine çöktüm. Yapraklar haşır, huşur tek tek toprağa düşüyor.

Birden aklıma ceviz ağacımın döktüğü yaprakları toplayıp, kışın ekmek yaparken tandırda yakacağım aklıma geldi......

27Kas/201

Kovid19 ve Öğretmenler Günü – Prof.Dr. Hacı DURAN

hacı duran a

Kovid19 ve Öğretmenler Günü – Prof.Dr. Hacı DURAN

24 Kasım her yıl Türkiye’de öğretmenler günü olarak kutlanır. Birleşmiş Milletlere bağlı UNESCO ise 5 Ekim’i öğretmenler günü olarak saptamış. Öğretmenler günü olarak seçilen her iki gün de tarihi bir vakıanın seçilerek metafora dönüştürülmesidir. Yaklaşık bir yüzyıldır bu günü kutlama geleneği, dünyada ve ülkemizde bütün okullarda sürdürülmektedir.

Ancak bu yıl, Kovid19 salgını bu günün kutlanmasını da sanal ortamlara taşıdı. Muhtemelen “Öğretmenler Günü”, okul ve eğitimin yapısında meydana gelen değişmelerle birlikte belki de zamanla bir daha geri dönmeyecektir.

26Kas/200

Sıra Dışı Bir Ülkücü; Aren Manuel Bırkalayan –Gürkan UYSAL

genc_avukat_iyi_partiden_aday_adayi_oldu_h94417_f18cb

Sıra Dışı Bir Ülkücü; Aren Manuel Bırkalayan –Gürkan UYSAL

Tanışma hikâyemiz epey uzundur. Onu başka zaman anlatırım. Aren Manuel’in ailesi 1915’deki tehcir esnasında Van’da yaşamaktadır. Büyük dedesi Agop Efendi, İttihat ve Terakki’nin kudretli lideri Cemal Paşa’ya olan yakınlığını kullanarak aileyi tehcirden kurtarır ve yine Cemal Paşa’nın himayesinde İstanbul’a göç eder. Son derece mahir bir kuyumcu olan Agop Efendi Kapalıçarşı’da dükkân açıp mesleğini burada devam ettirir. Kapalıçarşı’daki bu dükkân tevarüs yoluyla Aren’in babası Artin Bey’e geçer. Şu an 60’larının sonunda olan Artin Bey hala her sabah 4:00’te kalkıp Kapalıçarşı’ya gitmekte ve işlere bizzat nezaret etmektedir.

Aren, Artin Bey ve Maria Hanım’ın tek çocuğudur. Ailesi Aren’in yüksek tahsil yapmasını çok istemesine rağmen Aren’in o taraklarda bezi yoktur. Akrabalarının ve arkadaşlarının tamamına yakını Galatasaray Lisesi, Robert Kolej gibi okullardan mezun olup, yurt dışında lisans ve lisansüstü eğitimi almış kişilerdir. Aren ise Şişli Endüstri Meslek Lisesi’nin bitirdikten sonra açık öğretim işletme fakültesine kaydolmuştur. Eğitimine devam etmektedir. Son yıllarda çıkan öğrenci aflarından yararlandığı için okuldan kaydı silinmemiştir.

25Kas/200

ADI MİHAİL ÇAKIR (1861-1938)

Kitabı (1)

 

İSLAM DIŞINDA TÜRKLÜK YAŞAMAMIŞ DİYENLERE:

1990 LI YILLARIN SONLARI…

UKRAYNA DA YATIDAYIZ…

THY BÜROSUNDA ÇALIŞAN UKRAYNALI BİR GÖREVLİ BİZE YARDIMCI OLUYOR…

ŞAŞIRTICI OLAN ÇOK GÜZEL İSTANBUL ŞİVESİYLE TÜRKÇE KONUŞMASI…

TÜRKÇEYİ NEREDE ÖĞRENDİĞİNİ SORDUĞUMDA ANA DİLİM DİYOR…

NASIL YANİ DİYORUM ….

- BEN GAGAVUZUM… DİYOR….

ANA DİLİ İSTANBUL TÜRKÇESİ OLAN UKRAYNALI BİR GAGAVUZ….

GAGAVUZ’LARLA İLK TANIŞMAM…

DAHA ÖNCE GAGAVUZLARI GÖRMEDİM, BİLMEDİM, DUYMADIM, ÖĞRETMEDİLER….

23Kas/200

1980 ÖNCESİNNİN EFSANE DELİKANLILARI – Cafer GENÇ

cafer-genç_thumb

1980 ÖNCESİNNİN EFSANE DELİKANLILARI – Cafer GENÇ

Bazı günler ve olaylar vardır ki hafızalarda derin izler bırakırlar. Bunları unutmak mümkün değildir. İşte, 1980 öncesinin ülke ve ülkü davasında idealist gençliğin muhteşem hayat hikayesi bugün bile bütün tazeliğiyle ve samimiyetiyle yaşıyor desem de o dönemlerdeki hayat hikayelerinin kahramanları artık birer birer aramızdan ayrılıyorlar. Daha önce, pek çok dostumuzun vefatı ile sarsılmış olmakla birlikte en son Trabzonlu Nuh Koray Eren ve Elazığlı Rifat Kaya arkadaşlarımızı da bir gün ara ile peş peşe kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşadık. Hayatın tatlı bir yalan, ölümün, acı bir gerçek olduğuna şahit olduk.

Her ölüm erkendir, doğum gibi ölüm de Allah’ın emridir” diyerek rahmetli olan arkadaşlarımızın anısına ve tesellimiz olması adına, sizlere 44 yılı aşan bu dostluk hikayesinden söz etmek istiyorum.

22Kas/200

Mirasımız Ne Olmalı? – Kadir DURGUN

Adalet

Mirasımız Ne Olmalı? - Kadir DURGUN

Değerlerimiz, kültür değil düsturdur, kitaplarda yazılması, sohbetlere konu olması için değil, bizzat yol haritamız olması, yaşanması için vardır.

En önemli değerlerimizden biri de “adalet”. Adalet, fıtridir; bozulması zulümdür. İnsanın insanla, insanın diğer canlılarla, devletle; diğer canlıların ve devletlerin kendi aralarındaki ilişkileri, ancak adalet üzerine olursa sağlıklı yürür. Adaletin olduğu bütün ortamlarda huzur olur, barış olur.

Adaletin fıtratında ise mütekabiliyet vardır. Buradaki karşılıklılık, karşıtlık değil, kendi cinsinden bir karşılıktır. Adalette iyiliğin karşılığı iyilik, güzelliğin karşılığı güzellik, şiddetin ve kötülüğün karşılığı yine şiddet ve kötülüktür. Adalet, kendi refleksi ile varlığını devam ettirir.

2009 Marmara depreminde oluşan “Deniz affetmedi, kendisinden parsellenerek doldurulan toprak üzerine yapılan bütün evleri yuttu.” kanaati, bir adaletin tecellisidir. Kendisine ikramda bulunulan kişinin, diğer kişiye karşı kendini borçlu hissetmesi, “Kısasta hayat vardır.” inanç ve öğretisi, adaletin tezahürüdür. Adaletin zıttı zulümdür; zulüm, adaletsizliğin çocuğudur.

Varlığın tabiatına işlenen bu değeri yaşatmak için olağanüstü bir gayrete de gerek yoktur. Suyu akışına, olay ve olguları kendi haline bırakmak yeterlidir. Çocuk masumiyetindeki bu fıtri değerimizi yaşar ve yaşatırsak doğduğumuz gibi insan kalır, insan yolculuğumuzun dünya adlı konağındaki misafirliğimizi tamamlarız

20Kas/200

Hukuk Reformu Ya-pa-maz-lar – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sHukuk Reformu Ya-pa-maz-lar – Ruhittin SÖNMEZ

O kadar çok derdimiz yokmuş gibi, şimdi de Alaattin Çakıcı’nın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu tehdit eden sosyal medya paylaşımı gündem oldu.

Medyada yer alan haber aynen şöyle:

“Organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı'nın Kılıçdaroğlu'na "Akıllı ol. Seni bakla kazığı ile tanıştırırım" şeklinde tehditler içeren bir mektubu sosyal medyadan yayınlaması, Türkiye'de 90'lı yıllara damgasını vuran devlet, siyaset, mafya ilişkisini yeniden gündeme taşıdı.”

Ana muhalefet liderine karşı bu açık tehdide karşı Cumhuriyet Savcıları kendiliğinden harekete geçip soruşturma açması gerekirdi. Bu olmadı.

Mecburen Kılıçdaroğlu suç duyurusunda bulundu.

Alaattin Çakıcı’nın tahliyesini sağlayan ve koronavirüs salgını da bahane edilerek çıkartılan infaz yasasının mimarı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli idi.

Alaattin Çakıcı’nın CHP Genel Başkanına tehdit içeren paylaşımı konusunda, Devlet Bahçeli’nin bir eleştirisi oldu mu? Hayır!

Üstelik Bahçeli Alaattin Çakıcı’yı “ülke ve millet sevdalısı bir Ülkücüdür ve benim dava arkadaşımdır" diye sahiplenirken, inanılmaz sertlikte bir bildiri ile CHP Genel Başkanına saldırdı:

"Ülküdaşım Alaattin Çakıcı'ya mafya bozuntusu demek, yeraltı dünyasının karanlık yüzü suçlaması getirmek müfterilik, seviyesizlik, rezilliktir."

Oysaki, burada Çakıcı’nın dünya görüşü değil, ülkenin Ana Muhalefet Partisi liderine alenen yaptığı tehdit, hakaret ve bu suretle siyaseti hukuka aykırı yöntemle dizayn etme çabası önemli olmalıydı.

Çakıcı’nın Kılıçdaroğlu’nu tehdidi karşısında Cumhurbaşkanı ve Ak Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’dan bir tepki geldi mi? Hayır!

Şaşırmadık elbette. Çünkü Erdoğan CHP Genel Başkanının linç girişimi hadisesinde de, darp edeni ve linç eylemine karışanları kınamak yerine, Kılıçdaroğlu’nu eleştirmişti.

Cumhur ittifakının bu zihniyetteki ortakları, evrensel hukuk ve insan hak ve özgürlükleri çerçevesinde, bir hukuk reformu yapabilir mi?

Bence YA-PA-MAZ-LAR.

17Kas/200

PİYASA DOSTU EKONOMİ YÖNETİMİ – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sPİYASA DOSTU EKONOMİ YÖNETİMİ - Ruhittin SÖNMEZ

Merkez Bankası Başkanı’nın değiştirilmesi” ve takiben ekonomiden sorumlu damat bakan Berat Albayrak’ın Instagram üzerinden istifasından sonra yeni bir döneme girdiğimiz iddia ediliyor.

Ekonomi kurmay heyetinin değiştirilmesi hakkında yandaş yorumcular “piyasa dostu bir ekonomi yönetiminin” işbaşına geldiğini anlattılar.

Buradan Berat Albayrak ve ekibinin “piyasa düşmanı” olduğu” anlamı çıkar mı diye hiç düşünmediler. Belki de bilerek böyle düşünülsün istediler.

“Piyasa dostu” kavramından bazıları “Tayyip Bey faiz lobisine teslim oldu”manası çıkarırken, bazıları da “makule dönüş” anlamı verdiler.

Yeni Merkez Bankası Başkanı, yeni Maliye ve Hazine Bakanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları sonunda, herhangi bir tedbir kararı alınmadığı halde,Türk Lirası döviz ve altın karşısında yüzde 10 mertebesinde değer kazandı. TL yaklaşık 2 ay öncesi değerine döndü.

Bu önemli değişim “piyasaların makule susamış olması” ve yeni yönetimin alınması gereken ekonomik kararları, ideolojik etkiyle değil, piyasa kuralları kapsamında alacağına güvenmek isteğinin bir sonucu olarak görüldü.

16Kas/200

Görünmeyen Elden Boş Koltuğa – Gürkan UYSAL

genc_avukat_iyi_partiden_aday_adayi_oldu_h94417_f18cbGörünmeyen Elden Boş Koltuğa – Gürkan UYSAL

Ekonomi biliminin kuruculularından olan Adam Smith o meşhur “görünmeyen el” teorisinde piyasayı görünmeyen bir elin düzenlediğini ifade eder. Elbette ki Smith’in burada kast ettiği görünmeyen el metafizik bir varlık değildir. Smith burada insanların piyasa koşullarına benzer tepkiler gösterdiklerini ve bu tepkilerin piyasadaki arz/talep ve fiyat dengesini sağladığını ifade eder. Bu durum tıpkı havalar soğuduğunda herkesin kalın giyinmeye başlaması veya yağmur yağmaya başladığında şemsiyelerin ortaya çıkması gibi bir şeydir. Konut kredilerinde faiz oranları düştüğünde konut satıcılarının sanki aralarında anlaşmışlar gibi konut fiyatlarını yükseltmeleri yakın zamanda bu teoriye ilişkin yaşanmış en bilinen örneklerdendir.

Geçtiğimiz Pazar akşamı sosyal medyaya ve muhalif bir iki kanala bomba gibi bir haber düştü. Hazine ve Maliye Bakanı ve aynı zamanda Sayın Cumhurbaşkanının damadı Berat Albayrak’ın istifa haberiydi bu. Böylesine önemli bir haber hükümete yakın medya kuruluşlarınca hiç gündeme getirilmediği gibi 27 saat gibi uzunca bir süre resmi kurumlarca da ne tasdik ne de inkâr şeklinde hiçbir açıklamaya konu olmadı.

İlginçtir, Hazine ve Maliye Bakanlığı koltuğunun boş kaldığı bu 27 saat içerisinde adeta bir mucize gerçekleşti. Son bir yıldır dünyadaki bütün para birimleri karşısında değer kaybeden hele hele son üç aydır özellikle Dolar ve Euro’dan dayak üstüne dayak yiyen bizim Türk Lirası adeta şaha kalktı ve birkaç saat içinde %5 değer kazandı. Kur adeta tepe taklak oldu. TL’deki bu ani değer artışı “boş koltuk daha iyi çalışıyor” esprilerinin yapılmasına sebep oldu. Hatta bazı ekonomi kanallarında ekonomide “boş koltuk teorisi” şeklinde yarı şaka yarı ciddi bir kavramın kullanılmaya başladığına bizzat şahit oldum.

Burada bir an için durup şu soruyu soralım; boş koltuk teorisi gerçek olabilir mi? Yani bir organizasyon başında bir yönetici olmadan daha başarılı hale gelebilir mi? Sonuçta, yapay zekânın gelişmekte olduğu bir çağda yaşıyoruz ve artık insansız hava araçları (her ne kadar şu an için insanlar tarafından uzaktan kumanda edilse de), sürücüsüz otomobiller, kendi kendine ameliyat yapan robotlar çağına yaklaştığımız şu günlerde yöneticisiz organizasyon modelini sorgulamakta var.

11Kas/200

En Büyük Atatürk Portresinin Silinmesine İzin Vermeyelim – Bihter GÖRDÜ

dagdan-bakan-gozler-manseteEn Büyük Atatürk Portresinin Silinmesine İzin Vermeyelim – Bihter GÖRDÜ

Erzincan’ın Keşiş Dağları eteklerinde bulunan Düz Parmaklar Sırtı adı verilen tepede dev bir Atatürk Portresi.  7568 metrekare (176 m * 43 m, ya da 1.5 futbol sahası) büyüklüğünde bir alan üzerine yapılan portre “Dünyanın En Büyük Portresi” rekorunun da sahibi.

10Kas/200

SEHVEN Mİ? BİLİNÇLİ Mİ? – Fazlı KÖKSAL

Desktop37

SEHVEN Mİ? BİLİNÇLİ Mİ? – Fazlı KÖKSAL

Murat Bardakçı bir yazısında; “Cumhuriyet döneminde İslâmiyet, itikad, tarih, edebiyat, sanat ve şarkiyat gibi bahisleri toplu şekilde ele alan en mükemmel yayın hangisidir?” diye sorulacak olsa, cevabım “Diyanet’in çıkarttığı ve internete de ücretsiz olarak koyduğu 45 cildlik İslam Ansiklopedisi’dir”… Diyor.

Gerçekten de tamamlanması 25 yıl süren,15.541 maddeden ve 16.915 alt maddeden oluşan, bazı maddeleri onlarca sayfa süren büyük bir çabanın ürünü kapsamlı bir eser…

Müşkülpesent bir aydın olan Murat Bardakçı’nın bile takdirle bahsetmesi bir yana, her olayı eleştirmeleriyle tanınan Ekşi Sözlük yazarları bile Diyanet Vakfı’nın yayımladığı İslam Ansiklopedisi’nden övgüyle bahsediyorlar.

Medyada da, günümüz yaşantısıyla bağdaştırılmaması nedeni ile bazı fıkhi konularda getirilen eleştiriler dışında, yalnızca 6.12.2016 tarihli Yeniçağ Gazetesinde Prof. Dr. İbrahim TELLİOĞLU’nun "İslam Ansiklopedisindeki Kürtler Maddesi" başlıklı eleştiri yazısına rastladım… Ayrıca bazı internet sitelerinde ufak tefek eleştiriler…

Ancak körün taşı gibi bana mı rastlıyor bilmem ama Diyanet Vakfı tarafından yayımlanan İslam Ansiklopedisinde ciddi yanlışlara rastladım. Muhtemelen bir ikisi sehven. Ama çoğu “yeni bir tarih inşa etme gayreti” ile ideolojik amaçla kaleme alınmış maddeler…

Örnek vereyim;

10Kas/200

GAZİ MUSTAFA KEMAL, NASIL ATATÜRK OLDU? – Dr. Sakin ÖNER

sakin önerGAZİ MUSTAFA KEMAL, NASIL ATATÜRK OLDU? - Dr. Sakin ÖNER

Cumhuriyetimizin kurucusu ulu önder Atatürk’ün fâni varlığının aramızdan ayrılışının 82. yılını idrak ediyoruz.

Zaman ilerledikçe Atatürk’ün büyüklüğünü ve bize kazandırdıklarının değerini daha iyi anlıyoruz. O’nun gerçekleştirdiklerini ve düşündüklerini değerlendirdikçe, bizi ne kadar iyi tanıdığını, görüşlerinin ne kadar isabetli olduğunu, daha iyi kavrıyoruz. O zaman, diğer dünya liderlerinden tamamen farklı bir konumda olduğunu görüyoruz.

9Kas/200

Doç. Dr. Azime Telli Politika’nın Sorularını Yanıtladı

Doç. Dr. Azime Telli Politika’nın Sorularını Yanıtladı

Günümüzde Türk dış politikasının en önemli gündem maddesini Doğu Akdeniz merkezli gelişmeler oluşturuyor. Bölgedeki gelişmeleri enerji jeopolitiği açısından yorumlar mısınız?

Günümüzde dünya enerji jeopolitiğinde ciddi bir dönüşüm yaşanıyor. Bu dönüşüm,  2000’li yılların ilk on yılında yaşanılan gelişmelerden beslenmektedir. Kaya gaz devriminin gerçekleşmesi ve başta Avrupa olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarına talebin artması söz konusu dönüşümün ana dinamikleridir. Tüm bunların tetiklediği “enerji bolluğu” döneminde Doğu Akdeniz bölgesinde yeni rezerv keşfi yapılmıştır. Ancak bu rezervler, dünya enerji piyasasını etkileyecek boyutta olmamakla birlikte, bölgesel dengeleri ve oldukça kırılgan olarak dinamikleri etkilemektedir.

Coğrafi açıdan bölgeye sınırı olan Türkiye, İsrail, Mısır, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Yunanistan, Lübnan, Suriye ve Libya’nın dışında bölge üzerinde çıkarları bulunan küresel güçler de bu rekabete dahil olmuştur. Bölgeye sınırı olmamasına rağmen ABD, Rusya, İngiltere, Fransa ve İtalya; Akdeniz’deki enerji denkleminde ağırlığını korumak istiyor. ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi verilerine göre, Doğu Akdeniz’de yaklaşık 3,5 trilyon metreküp doğal gaz ve 1,7 milyar varil civarında petrol rezervi bulunuyor. Bu miktar, dünya pazarı açısından önemli olmasa da bölgesel pazarın iştahını kabartmaktadır. Arz bolluğu, ekonomik kriz ve son olarak COVİD-19 salgınına bağlı olarak petrol fiyatında ciddi düşüş yaşanması, bölge rezervlerin geliştirilmesi sürecini yavaşlatmış durumdadır. Buna rağmen bölgedeki jeopolitik gerilim, münhasır ekonomik bölge ilanları üzerinden devam etmektedir. Bölge ülkelerinin hak iddiaları birbirleriyle çakışmakta olup; özellikle de Türkiye, bölgede yalnız bırakılmış durumdadır. GKRY’nin maksimalist politika izlemesi, sorunu enerji kaynaklarının ötesinde egemenlik ihlali boyutuna taşımış durumdadır. Buna bağlı olarak taraflar arasında sıcak çatışmaya giden süreçlerin yaşanması Doğu Akdeniz’i, küresel mücadelenin yeni düğüm noktası haline getirmiştir.

Halihazırda Doğu Akdeniz’de faaliyet gösteren başlıca enerji şirketleri arasında Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO), ABD’li Exxon Mobil ve Noble, Fransız Total, İtalyan Eni, Güney Koreli Kogas, Katar Petroleum, İngiliz BG ile İsrailli Delek ve Avner firmaları yer alıyor. Milli şirketlerinin menfaatlerini korumak isteyen ülkelerin bölgeye yakın ilgi göstermesi de dikkat çekicidir.

Ayrıca Türkiye’nin dışlandığı East-Med boru hattı projesi, bölgenin jeolojik yapısının kırılganlığı ve hat uzunluğu göz önünde bulundurulduğunda fizibil olmamasına rağmen gündemde tutulmaktadır. Türkiye’nin aktör olarak yok sayılmasına yönelik verdiği mücadelede AB’nin Yunanistan ve GKRY ile hareket etmesi, Doğu Akdeniz’de enerjinin iş birliği değil; çatışmaya yol açmasında etkili olmaktadır.

Kısa vadede bölge rezervleri başta ekonomik nedenler olmak üzere, jeopolitik çatışma yüzünden ancak iç piyasaya yönelik olarak geliştirilebilecek durumdadır. Fakat buna rağmen bölgedeki gerilimin düşmesini beklemek fazlaca iyimser olacaktır.

8Kas/200

TOPLUMA ÜMİT VERMEK AMA NASIL? – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sTOPLUMA ÜMİT VERMEK AMA NASIL? - Ruhittin SÖNMEZ

2020 yılı karabasan gibi çöktü üzerimize. Ekonomideki sıkıntılar buhranadönüştü.Terörle mücadele devam ediyor. Suriye ve Libya’da savaşlara müdahil olduk. Dünya ölçeğindeki virüs salgınından orta derecede etkilenirken, salgının ekonomiyi en çok sarstığı ülkelerden biri olduk.

24 Ocak’ta Elazığ’da 6,7 büyüklüğünde depreminde 41 ve 30 Ekim’de İzmir’de 6,9 büyüklüğündeki depremde 114 vatandaşımızı kaybettik.

Oysaki dünyada Türkiye dışındaki 7 farklı ülkede gerçekleşen 6.5 ile 6.9 arasındaki 12 depremde sadece 2 kişi hayatını kaybetti.Bu yıl tüm dünyada deprem ölümünün en çok olduğu ülke olduk.

2020 yılı içinde en kötü performans gösteren yani en çok değer kaybeden para birimi de maalesef Türk Lirası oldu.

Bütün bunlar içimizi karartan, yaşama sevincimizi azaltan, ruhsal sıkıntılara yol açan haberler.

Bu haberlerin ve arkasındaki gerçeğin psikolojimizi bozmaması için saray kahinleri ve yandaş medya çok değerli (!) hizmetler veriyor. Tıpkı padişahın rüyasını yorumlayan müjdeci kâhin gibiler.