
ÖNGÖRÜ ve LİYAKAT – Ruhittin SÖNMEZ
ÖNGÖRÜ ve LİYAKAT - Ruhittin SÖNMEZ
Ekonomide bütün göstergelerin birden bozulduğu ağır bir kriz içindeyiz. Döviz kurları, piyasa faizleri ve enflasyon çok yüksek. Aylık enflasyon rakamları bile çift haneli hale geldi.
“Her kriz aynı şiddette devam etmez, bir müddet sonra göstergeler başka bir mertebede stabil hale gelir ve sistem bir dengeye kavuşur” diye teselli bulmaya çalışıyoruz.
Fakat bu yeni dengeler oluşuncaya kadar bazı kesimler zenginleşirken, bazı kesimler de fakirleşiyor. Mesela bankalar kârlarını katlarken, orta ve alt gelir grubundaki vatandaşlarımız “açlık” tehlikesi altına girdi.
Şimdilik döviz kısmî bir dengeye kavuşmuş gibi görünüyor. Yine de Eylül ayından bugüne yani 5 ay içinde Türk Lirası Dolar ve Euro’ya göre yüzde 65-70 bir değer kaybı içinde.
Fakat ekonomi yönetiminin resmi tahminlerinin tutmaması ve sürekli revizyon edilmesi bu yönetime güveni iyice azalttı.
ARTIK BU KADARI DA OLMAZ DİYEMİYORUZ – Ruhittin SÖNMEZ
ARTIK BU KADARI DA OLMAZ DİYEMİYORUZ - Ruhittin SÖNMEZ
Şaşırma duygumuzu kaybetmek üzereyiz. Hukuka ve demokratik teamüllere aykırı olaylar hayal edebileceğimizin de ötesine ulaştı.
“Artık bu kadarı da olmaz” dediğimiz bir olayı tartışamadan peş peşe daha da beterlerini yaşıyoruz. Sanki bu yapılanlar normalmiş gibi bir şaşırma duygusu, bir demokratik tepki gösteremiyoruz.
Mesela geçen hafta Cumhurbaşkanı Erdoğan cami mihrabından Sezen Aksu’ya yönelik linç kampanyasına katılmıştı. “Hz. Âdem’e hakaret edenlerin dilini koparmak görevimizdir” cümlelerini kullanmıştı.
Tam “bu kadar da olmaz” diyecekken, bu hafta olanlar öncekileri arattı.
****
CAMİDE DİL KOPARMA SÖYLEMİ – Ruhittin SÖNMEZ
CAMİDE DİL KOPARMA SÖYLEMİ - Ruhittin SÖNMEZ
Bu Cuma namazında partili Cumhurbaşkanı Erdoğan, -nereden icap ettiyse- Çamlıca Camisinde yanında imam olduğu halde ayağa kalkıp, mihraptan cemaate hitap etti.
Camiler sevgi, birlik, hoşgörü, huzur ve barış mekanlarıdır. Camilerde öfke ve nefret dili kullanılmamalıdır.
Üç gündür iktidar kanadından Sezen Aksu’ya karşı yürütülen bir linç kampanyası vardı. Sanatçı 5 sene önceki bir şarkısında “Hz. Âdem ile Havva’ya hakaret ettiği” gerekçesiyle suçlanıyordu.
Camide yaptığı konuşmasında,Cumhurbaşkanı Erdoğan bu linç kampanyasına katıldı:
“Hz. Âdem efendimize uzanan dilleri yeri geldiğinde koparmak bizim görevimizdir” dedi.
Partili Cumhurbaşkanının hem konuştuğu mekân ve hem de Sezen Aksu’nun dilini koparmaktan bahseden konuşması sözün bittiği yerdir. Keşke bu konuşma yapılmamış olsaydı.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına göre devletimiz “demokratik, laik, bir hukuk devletidir.”
Partili Cumhurbaşkanının bu eylemi demokratik kurallara, laiklik ve hukuk devleti ilkelerine aykırıdır.
DİNİME LAF SÖYLETMEM! – Ruhittin SÖNMEZ
DİNİME LAF SÖYLETMEM! - Ruhittin SÖNMEZ
Sezen Aksu’nun 5 sene önce yazdığı bir şarkıda, “Selam söyleyin o cahil Havva ile Adem’e” denilmiş.
Nasıl olduysa, herkesten daha fazla Müslüman olduğunu düşünen birileri 5 sene sonra bunu fark edip linç kampanyasına dönüştürdüler. Hz. Âdem ile Havva’ya hakaret ettiği gerekçesiyle, “Dinime laf söyleyenin dili kesilir” tarzı tepkiler gösterdiler.
Zülfü Livaneli “Sezen’in, Âdem ve Havva’nın cennetten atılmalarına yol açan hatayı gençliklerine ve bilmemeye bağlayan, sözlerinden hakaret anlamı çıkarmak ilkel bir zorlamadır”diyor.
Allah’ın uyarılarını dikkate almayıp, şeytanın sözüne kanmayı ister “cahillik”, ister Diyanet tefsirinde yazdığı gibi “gaflet” veya başka bir sıfatla da ansanız bu sığ bakışlılar bir hakaret anlamı çıkartabilir. Ayetteki “zalim” sıfatı daha mı hafif?
Görüldüğü gibi, şiirler, şarkılar, resim ve karikatürler birer sanat eseri olarak soyut anlamlar ihtiva eder. Kişilerin kültür seviyesi, dünya görüşü, yetişme tarzı gibi çeşitli sebeplerle farklı algılamalarının söz konusu olabildiği eserlerdir.
OTORİTER KÜLTÜR ZEKAYI YETKİSİZLEŞTİRİR – Ruhittin SÖNMEZ
OTORİTER KÜLTÜR ZEKAYI YETKİSİZLEŞTİRİR - Ruhittin SÖNMEZ
Şimdi nakledeceğim cümleler siyasi bir kitaptan değil, kişisel gelişim alanında en tanınmış yazar Stephen Covey’in “8. Alışkanlık” adlı kitabından alınmıştır. Bu kitap siyasi bir eser değildir. Buna rağmen, objektif verilerinden çıkarılmış bilimsel ve genel değerlendirmeler olduğu için, AKP iktidarının da biz vatandaşların da ders çıkarabileceği tespitlerdir:
“Otoriter bir lider varsa, onu izleyenler ne yapar? Çoğu pasif bir şekilde itaat eder; söylenene kadar bekler ve söyleneni yapar. Davranışlarıyla otoriter liderin emir verme ve kontrole devam etmesini onaylar. Bu da izleyenlerin pasifliğini doğurur. Bunlar insan kapasitesini ve zekayı yetkisizleştirir. İnsanlardan yeterince faydalanılmamış olur. İnsanlar yönetilecek ya da kontrol edilecek nesnelere dönüşür.”
Sonuçta boyun eğme ya da sadakat gösterileri ‘doğru’; itaatsizlik sayılan haller ise ‘yanlış’ olarak kabul edilir. Politize bir sırt sıvazlama kültürü gelişir.
“Sağlıklı anlaşmazlıkları ortadan kaldıran bu dinamik, içerleme, öfke, kötü niyetli itaat, düşük güven, düşük kalite ve düşük performans üretir.
Bu duygular ifade edilmese bile hiçbir zaman yok olup gitmezler. Diri diri toprağa gömülür ve ileride daha kötü bir şekilde ortaya çıkar.”
KİMLER ISRARLA ZIRVALAR? – Ruhittin SÖNMEZ
KİMLER ISRARLA ZIRVALAR? - Ruhittin SÖNMEZ
Örnekleri o kadar çoğaldı ki? Anlı şanlı kişiler gerçeklikten kopuk, yalan olduğu kolayca öğrenilebilecek laflar edebiliyor. Halkın oyuna muhtaç olduğu halde, halkın halinden hiç anlamadığını gösteren sözler sarf edebiliyor.
Mesela, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati “Halkın koşa koşa döviz hesaplarını kur korumalı mevduata (KKM) çevirdiğini” söyledi. Birkaç gün sonra resmî açıklamalardan anlaşıldı ki, döviz mevduat hesaplarında hiç azalma olmadığı gibi artış olmuştu.
Bakan Nebati, 20 Aralık operasyonunda, “Devletin bir müdahalesi olmadığını, kurdaki düşüşün yerleşiklerin satışıyla gerçekleştiğini” söyledi. Bir hafta sonra, Merkez Bankası rezervleri açıklanınca çok ciddi müdahale yapıldığı ortaya çıktı.
Bakanın, bu sözleri söylediğinde, “yalan söylediğinin” ortaya çıkabileceğini öngörmemiş olması düşünülemezdi. O halde güvenilirliğini kaybetme pahasına niye böyle konuştu?
AKP Genel Başkanı ve CB Erdoğan AKP kurulmadan çok önce yapılmış eserleri “biz yaptık biz” diye sahiplendiğinde bunun doğru olmadığını elbette biliyordu.
DESTEK TEDAVİ- İYİLEŞTİRİCİ TEDAVİ – Ruhittin SÖNMEZ
DESTEK TEDAVİ- İYİLEŞTİRİCİ TEDAVİ - Ruhittin SÖNMEZ
Kanser gibi ciddi ve ağır hastalıklarda hastalığın ve tedavinin getirebileceği çeşitli sıkıntılar olur. Yaşadığı ağrılar, bulantı ve kusmalar, ishal, ödem, yaygın halsizlik, ruhsal sorunlar vb. sıkıntılar hastanın hayat kalitesini azaltır.
Bu tür hastaların günlük aktivitelerini yerine getirebilmeleri, mümkünse işlerini devam ettirebilmeleri, değilse hastalık sürecinin sıkıntılarının en hafif şekilde yaşanabilmesi için gereken tedavi türüne palyatif bakım veya destek bakım denilmektedir.
Palyatif(palliative) kelimesinin sözlükteki Türkçe karşılıkları hafifletici, geçici çare, yatıştırıcı olarak geçmektedir.
Elbette önceliğimiz hastalığın iyileştirici tedavi ile bütün olumsuz etkilerinin yok edilmesi olmalıdır. İyileştirici tedavi ile destek tedavinin birlikte ve paralel olarak devam ettirilmesi gerekir. Fakat iyileşmesi mümkün görülmeyen hastalarda iyileştirici tedavi yapmaktan vaz geçilse bile palyatif/ destek tedavi devam etmek zorundadır.
ÇOCUK AİLEDE VE OKULDA SEVİLDİĞİNİ HİSSETMELİDİR – Seyfettin KARAMIZRAK
ÇOCUK AİLEDE VE OKULDA SEVİLDİĞİNİ HİSSETMELİDİR - Seyfettin KARAMIZRAK
“Sevgi en yüce iletişim biçimidir. İhtiyaçlar hiyerarşisinde sevgi, kişinin insanlığının yüce geliştirici ajanı olarak durur. Bu nedenle, sevgi öğretimi tüm çocukluk müfredatının temelini oluşturmalıdır. Diğer tüm konular bu tür öğretimden doğal olarak gelişmelidir.” Ashley Montagu
“Bir toplumun asıl ruhunu en iyi gösteren şey o toplumda çocuklara nasıl davranıldığıdır.” Nelson Mandela,
Sevgi olmayan yerde nefret, sıkıntı ve başarısızlık vardır.
Sevginin bulunduğu yerde de neşe, mutluluk, huzur, başarı ve verimlilik vardır.
Kişinin yetişmesinde, gelişmesinde ve başarısında sevgi önemli bir rol oynar. Bunun için sevgi ailede, okulda ve yaşanılan her ortamda mutlaka olmalıdır.
Sevgi insanları birbirine yaklaştıran, dayanıştıran, yardımlaştıran ve bütünleştiren bir iksirdir. Toplum yapısının harcıdır. Bunun için sevgi insan topluluğunun olduğu her yerde yeterince olmalıdır.
EJDER MEYVESİYERİNE SAFRAN VEYA HÜNNAP – Ruhittin SÖNMEZ
EJDER MEYVESİ YERİNE SAFRAN VEYA HÜNNAP - Ruhittin SÖNMEZ
2013 yılında yaptığımız İran seyahatimizde safran denilen baharatın bu ülkede çok tüketildiğini öğrendik. Yemeklerin çoğunun, özellikle pilavların sapsarı olması safrandan kaynaklanıyormuş.
Safran çok kıymetli bir baharat. Mutluluk hormonlarını artırıyor ve insana neşe veriyor, parkinson, alzheimer gibi hastalıklara çok iyi geliyormuş.
Isfahan’da bir akşam, trafiğin tam bir keşmekeşe döndüğü bir sırada dikkatimi çekti. Dört anayolun birleştiği kavşakta trafik kilitlendi, sürücüler tamamen kendi maharetlerine bağlı olarak yol almaya çalışıyordu. Bu arada bizim aracın önüne veya başkalarının önüne aniden geliveren diğer araçlara karşı sürücüler çok sakin kalmayı başarıyorlardı. Kaosun içinde kimse kimseye kızmıyor, bağırmıyor ve korna çalmıyordu.
Bize rehberlik eden İranlı Türk doçent arkadaşımıza, sürücülerin sabır ve sakinliğine şaşırdığımı söyledim. O da gayet sakin dedi ki “safrandandır.”
Safran çok pahalı. Halen 1 gramı 20-30 TL civarında satılıyor. Özellikle ekonomik krizin vurduğu hanelerimize girmesi zor.
Fakat “(Chia tohumu eşliğinde) Ejder Meyveli Smoothie, (Liçi meyvesi eşliğinde) Efuli, (Starex meyvesi eşliğinde) Aloevera, Zencefilli Somonlu Suşi” gibi menülerin olduğu saray sofralarında yer almasının ülkenin sükuneti ve selameti için faydalı olacağını düşünüyorum.
Melekten şeytana dönüşen insan… – Mustafa KÜPÇÜ
Melekten şeytana dönüşen insan… - Mustafa KÜPÇÜ
Her insan, dünyaya geldiğinde günahsız- adeta- bir melektir.
İnsanın “KİŞİLİĞİ” içinde yaşadığı ailede oluşmaya başlar.
Sevgi, ilgi ve şefkat içinde büyütülürse, sağlıklı ve dengeli beslenilirse, hem ruhen hem de bedenen sağlıklı bir insan olarak gelişmeye başlar.
Şiddet ve yoksulluk içinde büyürse, sağlıklı ve dengeli beslenemezse, korku ve bir şeyleri saklama duyguları içindeyse, bedenen ve ruhen sakat bir insan olarak gelişmeye başlar!
İnsanın “iyi huylu” ya da “kötü huylu” olmasında ikinci büyük etken, yaşadığı mahalledir.
Gelir düzeyi normal, insanların büyük ölçüde maddi sorunlardan uzak, komşuluk ilişkileri insani boyutlarda olan bir mahallede yaşayan çocuk şanslıdır, mutludur. Ruhen dengededir! Arkadaşları ile ilişkilerinde kaygı ve rekabetten çok “güven” ve “paylaşma” duyguları gelişmiştir.
KAZAKİSTAN’DA NELER OLUYOR VE NELER OLACAK? – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ
KAZAKİSTAN’DA NELER OLUYOR VE NELER OLACAK? - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ
Kazakistan’a defalarca gittim, bayağı kaldım, “Yıldızlar Yeniden Parlıyor-Kayıhan Yayınları 1992” kitabımda konu ettim, Çimkent, Canbul ve Almatı’da kaldım. Nur Sultan Nazarbayev dönemini yaşadım. Bölgede en fazla petrol, doğa gaz ve altın çıktığını; pamuk yetiştiğini öğrendim. Türk ve Türkiye denilince bir ayrıcalık yaşadım. Almatı İstanbul Mahallesinde Ahıska Türkleri bizim heyeti görünce koç kesmek istediler, zor vaz geçirmiştik.
Kazak milli şairi, politikacısı ve şehidi Ahmet Baytursınuli hakkında dizi yazılar yazdım(2011), bölgeyle alakalı kültür, sanat, edebiyat,iletişim ve akademik konularında hala temaslarım var, dostluklarım artarak sürüyor.
Dolayısıyla Ocak 2022’nin ilk haftasında başlayan ve sonra kontrol altına alınan yağmacılık ve terör olaylarından çok etkilendim.
Genç bir gazeteci olmayı çok istedim, soluğu hemen bölgede alacaktım Karabağ ve İran Irak Savaşı muhabirliği tecrübemle. Ama olmadı. Hemen dostlarımı aradım. İnternet ve telefon konuşmaları yeterli değildi ama bilgilenmem için kafiydi. 86 yaşındaki Kazak Cumhurbaşkanı bir sene önce (05.01.2021) Egemen Kazakistan Gazetesindeki yazısında “Bağımsızlık hayatımızdan ve her şeyden değerlidir. Halkımızın bir parçasıdır.” demişti. Güney Kazakistan artık Türkistan olarak değerlendiriliyor.
EĞİTİM SEVGİYİ MERKEZİNE ALMALIDIR – Seyfettin KARAMIZRAK
EĞİTİM SEVGİYİ MERKEZİNE ALMALIDIR - Seyfettin KARAMIZRAK
“Kimse, korktuğu adamı sevmez.”
“Öğretmen, korkulan kişi değil sevilen ve sayılan insan olmalıdır. Unutulmamalıdır ki korku kaçırır, sevgi yaklaştırır. Kaçan öğrenci değil, yaklaşan öğrenci öğrenir. Öğretmen sevilen kişi olduğu kadar öğrencilerine öğrenmeyi de sevdirmelidir. Öğretmen sevgisi, öğrenci sevgisi ve öğrenme sevgisi başarının dinamizmidir.” Fahri Kayadibi
“Ben gelmedim da'vi için benim işim sevi için
Dostun evi gönüllerdir, gönüller yapmağa geldim.” Yunus Emre
Eğitim, sevgiyi merkezine alınca, insanları sevgi ve algılarının boyutları hakkında da eğitip bilinçlendirmelidir. Böyle bir eğitim, küreselleşen dünyanın barış, huzur, güven, dayanışma ve kardeşlik içerisinde birlikte yaşamasına vesile olacaktır.
İnsani şartların sağlanması ve ruh sağlığının korunup gelişmesi, sadece sevgi, huzur, güven dolu bir ortamda mümkündür.
Özellikle de gitgide küçülen günümüz dünyasında, eğitimde bilinçli bir sevginin yeşermesi ve çoğalıp yayılması bireylerin mutluluğu için elzemdir.
BU İKTİDARA NASIL İNANALIM? – Ruhittin SÖNMEZ
BU İKTİDARA NASIL İNANALIM? - Ruhittin SÖNMEZ
2022 yılında ülkemizin birinci meselesi ekonomi ve hayat pahalılığı. Bu mesele can yakan, umutlarımızı ve hayallerimizi dahi yok eden bir boyuta geldi.
Sorunun çözülmesi ve yaşama sevincimizi geri kazanabilmemiz için, ekonomi yönetiminin halkı bu meseleyi çözeceğine inandırması çok önemli. İçinde bulunduğumuz savrulmayı durduracak dirayetli bir yönetim algısı oluşturması gerekli.
Seçim sonuçları da buna bağlı ama daha da önemlisi milyonlarca insanın geçim sorunu da ekonomi yönetimine güven duygusuyla doğrudan bağlantılı.
****
HALKA YALAN SÖYLEMEK CAİZ Mİ? – Ruhittin SÖNMEZ
HALKA YALAN SÖYLEMEK CAİZ Mİ? - Ruhittin SÖNMEZ
Dolar kurunun 18 liradan bir gece yarısı operasyonu ile 10-11 lira bandına düşmesinin perde arkasında yaşananlar açığa çıkmaya devam ediyor.
Bu operasyon yapılmasaydı daha büyük bir badire yaşayacağımız ve bugün dolar kuru için 25-30 liraları konuşacağımız bir başıbozukluk içindeydik. En azından şimdilik bu fahişten de öte kurlar yerine, doların 12-13 TL bandında olmasına şükreder haldeyiz.
Maliye Bakanının deyimiyle “küçük yatırımcının çarpıldığı”, 20 Aralık gecesi ve akabinde olanların az konuşulan başka bir boyutu daha var: Devlet halkına yalan söyledi.
İSTİKRARSIZLIK VE KERİZ SİLKELEME – Ruhittin SÖNMEZ
İSTİKRARSIZLIK VE KERİZ SİLKELEME - Ruhittin SÖNMEZ
Türkiye ekonomisi belirli periyotlarla kriz dönemlerine girer, krizlerden sonra alınan sert tedbirlerle geniş bir kesimin canının yakılması pahasına yeniden toparlanır. Bu defa yaşadığımızın önceki krizlerden çok farklı yönleri var.
3 senedir devam eden ekonomik sarsıntı, son 4 ayda müthiş bir ivme kazandı. Son 4 ayda yaşadığımız ekonomik fırtınanın yarattığı belirsizlik ve öngörülemezlik ekonomideki istikrarı temelinden sarstı.
CB ve ekonomi yönetimi bir ay içinde dolar kurunu 9 TL’den 18 TL’ye adeta bilerek çıkartan bir politik tavır gösterdi.
“Nas” dedi, “faiz indirmeye devam edeceğiz” dedi. “Kur istediği kadar yükselsin, ihracatımız artar, cari açık kapanır” dedi. “Böyle yaparsak üretim ve istihdam artar” dedi.
EKONOMİK YANGINLA MÜCADELE – Ruhittin SÖNMEZ
EKONOMİK YANGINLA MÜCADELE - Ruhittin SÖNMEZ
Dolar kurunun 18 TL mertebesine geldiği ve son 4 ayda Türk Lirasının değer kaybının %100’ü geçtiği süreç tam bir ekonomik yangındı. Bu yangın karşısındaki iktidarın tavrı, bu yaz yaşadığımız orman yangınları ile mücadeledeki tavrına benziyor.
Devleti yönetenler orman yangınları çıktığında Türk Hava Kurumu’nun elindeki yangın uçaklarını çürümeye terk etmişti. Yalnız sınırlı sayıda kiraladığı Rus helikopterlerine güvenmişti.
Kur şokları yaşanırken de iktidar bu alanda kullanabileceği en etkin aracı devre dışı bıraktı. Hiçbir şekilde politika faizi artırımını yapmayacağını,a ksine düşüreceğini açıkladı. CB Erdoğan “Başka türlü yapamam, Nas var” diyerek, kendi din anlayışına bağlayan cümleler kurdu. Bu tür her açıklama yangına benzin dökme etkisi yaptı. Kur yangını genişledi, bir uçakla söndürülebilecek yangın en az on uçakla kontrol edilebilir hale geldi.
ZAHMETSİZ RAHMET VE MUCİZE ÇÖZÜM YOK – Ruhittin SÖNMEZ
ZAHMETSİZ RAHMET VE MUCİZE ÇÖZÜM YOK - Ruhittin SÖNMEZ
İktidarın yeni denediği “düşük faiz ve yüksek kur”esaslı ekonomi modelinin etkileri çok sancılı. Hergün sağanak yağmur gibi gelen zamlar vatandaşı şimdiden bunaltmış durumda.
İnsanlarımızın çoğu temel ihtiyaçlarını karşılama derdinde. Geleceklerine dair umutsuz, eskiden rahatça yapabildiği seyahat ve harcamaları artık hiç yapamayacağı düşüncesiyle karamsar. Gençlerimizin geleceğe dair olumlu hayalleri kalmadı.
Buhran denilebilecek bu karamsar tablo içinde bir umut yaratmak gerekiyordu.İktidar “olguyu değiştiremiyorsan algıyı değiştir” tavsiyesine uydu. “Çin Modeli ile kalkınacağız” mesajı vermeye başladı.
Makam ve Güç Sahiplerine Tavsiyeler – Ruhittin SÖNMEZ
Makam ve Güç Sahiplerine Tavsiyeler - Ruhittin SÖNMEZ / 19 05 2009
Seçilmiş veya atanmış, belirli makam ve güce ulaşmış kişilerin de tavsiye ve nasihate ihtiyacı vardır. Doğru kişiden duyulmuş, doğru tavsiye en değerli armağanlardan biridir.
Bana bu sözleri söyleten, Belediye Başkanlığı seçimlerinde başarılı olarak vazifeye başlayan veya mevcut görevine devam eden Başkanları tebrik ziyaretlerinde, Kocaeli Aydınlar Ocağı Başkanı Ahsen Okyar'ın dile getirdiği birkaç veciz söz.
Osman Gazi'ye hocası Şeyh Edebali'nin nasihati diye bilinen ve "Ey Oğul" diye başlayan o meşhur sözler kıvamında ve tadında tavsiyelerin, makam ve güç sahiplerine hatırlatılmasını çok önemli buluyorum. Çünkü en fazla dış tesire ve yönlendirmeye muhatap olan onlar olduğu gibi, güç ve şöhretin şehvetiyle imtihana maruz kalan da onlardır.
Ahsen Okyar'ın ifade ettiklerini, O'nun hoşgörüsüne güvenerek, kendi cümlelerimle ve kısmen şerh ederek sizlerle paylaşmak isterim.
İSTATİSTİK YALANLAR – Ruhittin SÖNMEZ
İSTATİSTİK YALANLAR - Ruhittin SÖNMEZ
19. asır Birleşik Krallık Başbakanlarından Benjamin Disraeli’nin çok meşhur sözü ile başlayalım. “Üç türlü yalan vardır: Yalan, kuyruklu yalan, istatistik yalan.”
Şüphesiz, burada “istatistik yalan” sözünden kastedilen, istatistik biliminin yalan söylediği değil, “istatistiksel rakamlar kullanılarak söylenen yalandır.”
Son yıllarda Türkiye İstatistik Kurumunun “istatistiklerle yalan söylediği” kanaati yaygınlaştı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) hakkında son üç sene içinde yoğunlaşan bir şekilde eleştirel yazılar yazıyorum. Bu kurumun ülkemiz için son derece önemli olduğunu biliyorum. Bunun için bağımsız ve güvenilir bir kurum olmaktan çıkmış olmasından duyduğum endişelerimi paylaşıyorum.
KUR YÜKSEK AMA REKABETÇİ DEĞİL – Ruhittin SÖNMEZ
KUR YÜKSEK AMA REKABETÇİ DEĞİL - Ruhittin SÖNMEZ
Erdoğan ve Merkez Bankası yönetimi politika faizini indirmek suretiyle yeni bir ekonomik modeli denediklerini ifade ediyorlar.
Faizi indirince yükselen döviz kurlarını “rekabetçi kur” diye tanımlıyorlar. TL’nin değersizleşmesi ile ihracat için rekabet gücü kazanılacağını, böylece dış ticaret açığı ve cari açığı azaltacaklarını düşünüyorlar.
Teorik olarak kısmen doğru olan bu açıklama, talimatla faiz indirmenin doğru bir karar olduğunu göstermiyor.Çünkü Türkiye’nin ithalata bağımlı, teknolojisi sınırlı sanayi yapısını göz ardı ediyorlar.
Türkiye’nin ithalatı içinde en büyük payı hammadde ve ara malı ithalatı oluşturuyor. 2013-2021 yılları arasında hammadde ithalatının toplam ithalat içerisindeki ortalama oranı %73,01’dir. Bu çok yüksek bir oran.
Daha da kötüsü, hammadde ve ara malları ithalatımızın yaklaşık %54’ü işlem görmüş hammaddelerden oluşmakta.