Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım…

ahsen okyar
19Ağu/220

EL PARASIYLA HOVARDALIK ÖRNEKLERİ – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sEL PARASIYLA HOVARDALIK ÖRNEKLERİ - Ruhittin SÖNMEZ

Türkiye çok ağır bir ekonomik kriz yaşıyor değil mi?

50 milyona yakın insanımız açlık sınırı seviyesi veya altında gelire sahip. Bu kesim gıda, barınma, enerji gibi en temel insanî ihtiyaçlarını karşılamakta bile zorlanıyor.

Devletimizi yönetenler vatandaşlarımıza “iki ampulden birini söndür” gibi elektrik tasarrufu, “sebzeleri yıkarken akan su kullanmayın” gibi su tasarrufu, alışverişe açken gitmemek, porsiyon küçültmek gibi diğer tasarruf yöntemlerini tavsiye ediyor. Bu da çare olmazsa (ki olmuyor) sabır ve şükür telkin ediyor.

Peki devletimiz, tarihinin en büyük iç ve dış borcu altında ve borçları döndürebilmek için dolar bazında yüzde 10 gibi fahiş tefeci faizleri vermek durumunda iken, nasıl “tasarruf” ediyor?

“İtibardan tasarruf olmaz” anlayışında oldukları için saray ve çevresinin yaşadıkları lüks ve ihtişamı azaltmaya hiç niyetleri yok. Uçak ve araç filolarını küçültmek bile düşünülmüyor.

Tasarruf etmiyorlar ama hiç olmazsa savurganlığa ara veriyorlar mı?

Ne gezer.

Bir avuç yandaş müteahhite servet transferi yapma maksatlı, verimsiz, bütçe açığını büyüten harcamalar yapıyorlar.

Aynı “cetleri olan padişah efendileri” gibi davranıyorlar.

İhtiyaçlar sıralamasında en sonlarda yer alması gereken israfçı ve verimsiz harcamalar yapıyorlar.

16Ağu/220

NÜKTE, LÂTİFE, İRONİ – Ruhittin SÖNMEZ

*ruhittin sNÜKTE, LÂTİFE, İRONİ - Ruhittin SÖNMEZ

NÜKTE Arapçadan Türkçeye geçmiş bir isim. “Herkesin kolayca kavrayamadığı ince anlamlı, sanatlı, düşündürücü ve aynı zamanda hoşa giden, insanı gülümseten söz” demek.

Nükte yapabilmek bir hüner olmakla beraber, nükteden anlayamayacak kişilere yapıldığında anlaşılmamak hatta daha da kötüsü yanlış anlaşılmak gibi bir riski vardır.

Dilimizde nükteye yakın anlamda ve nükte ile birlikte kullanılan diğer bir kelime de “lâtife” sözcüğüdür. “LÂTİFE nazik, yumuşak ve şakacı, insanı gülümseten bir şekilde söylenen, ancak anlamı gizli sözdür.”

Felsefeciler; “nükte ve lâtifeler akla, mantığa dayanmalı ve hitap etmelidir” derler. Bu çerçevede nükte ve lâtife asla komiklik ve hele hele şarlatanlık, lafebeliği ve gevezelik değildir.

Nükte ve lâtifelerin bilgiyi, görgüyü ve zekâ kıvılcımı demek olan espriyi gerektirir.

Mesela Nasreddin Hocamız “göle maya çalarken” onun tutmayacağını bilmeyecek kadar geri zekalı biri değildi herhalde. Ama “ya tutarsa” diyerek olmayacak işlere kalkışanları uyarmak için bu yöntemi seçmişti.

Bu dediklerimiz, nükteyi söyleyen ve latifeyi yapan kadar, karşısında onu dinleyen için de aynen geçerlidir. Yani“nükte ve lâtife, ancak kıvrak zekâsı olanlar için anlam ve değer taşır.”

Bu tanımlamaları Dr. Önder Göçgün imzalı bir makaleden aldım.

Bir de bu kapsamda günümüzde çok kullanılan “İRONİ” kavramı var.İroni "söylenen sözün tersini kastederek kişiyle veya olayla alay etme" anlamında kullanılmaktadır.

Mesela buluşmaya geç kalan birine “vay yine erkencisin!” derseniz ironi yapmış olursunuz.

“Atatürkçü” Nadir Nadi’nin birilerine tepkisini göstermek için, kitabına “Ben Atatürkçü değilim!” ismini koyması da ironik bir çığlıktır. Hiç kimsenin aklına “Aaa, Nadir Nadi Atatürkçü olmadığını itiraf etmiş” demek aklına gelmedi.

Zekâsı ve kavrayışı kıt olanların ortamında “ironi yapanların” yanlış anlaşılma riski büyük olur. Bu yüzden ironi yapan mimik, jest ve tonlama ile söylemek istediği şeyin altını dolaylı yoldan çizer.

12Ağu/220

İKİ AVANTA BİLET HİKAYESİ – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sİKİ AVANTA BİLET HİKAYESİ - Ruhittin SÖNMEZ

İlk hikâyeyi Yılmaz Özdil 2011 yılında anlatmıştı. Aynen okuyalım:

New York’un “demokrat” valisi var, Obama’nın has adamı, David Paterson... Bu vali, beyzbol efsanesi Yankees’in taraftarı... Geçen seneki final maçını, en faça koltukta seyretti.

Gel gör ki, “şerefsiz” New York Post Gazetesi, merak eder, Yankees Kulübü’nü arar, Vali’nin kaç bilet aldığını, parasını ödeyip ödemediğini sorar. ABD bizim gibi “ileri demokrasi” ülkesi olmadığı için, “kabile devleti” olduğu için, “Sana ne lan” diyemezsin, cevaplayacaksın.

Yankees Kulübü, Vali’ye beş tane bilet verildiğini, parasının ödenmediğini açıklar. Niye ödenmemiş? “Resmi görevli” olarak geleceği bildirilmiş, resmi görevliden para alınmıyor.

9Ağu/220

KENDİ İNSANIMIZI SÖMÜRMEK – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sKENDİ İNSANIMIZI SÖMÜRMEK - Ruhittin SÖNMEZ

Peygamberimizin “İlim Çin’de de olsa alınız” dediği rivayet edilir. Bu sözün açıklaması faydalı bilgi, belli bir kavmin malı değildir ve her yerde bulunabilir. Başka bir ifadeyle, doğru bilginin milliyeti yoktur. İnsan onu her nerede bulursa almalıdır.

Bunun gibi “iyilik ve güzellikler nerede ve kimde olsa alınız” diyebiliriz. Güzel ahlak, iyi ve güzel davranışların da milliyeti yoktur. Nerede görürsek örnek almalıyız.

“Amerika Gözlemleri Üzerinden Türkiye Analizleri” yaptığım yazı ve sohbetlerimde gezimiz sırasında gördüğümüz, öğrendiğimiz iyi ve güzel şeyler hakkında bilgi aktarmaya çalıştım.

Konuyu siyasi boyutlarından uzak, sıradan Amerikan vatandaşlarının yaşadıklarına dair gözlemlerim ve okuduklarım üzerinden anlattım. Çok da ilgi çekti.

Ama “ABD’nin sömürgeci ve eli kanlı bir devlet olduğu, teröre destek verdiği” gibi gerekçelerle “sen Amerikancılık yapıyorsun veya Amerika propagandası yapıyorsun” diyen bir iki tane “at gözlüklü” de çıktı.

Dünya nüfusunun yüzde 4,16’sını teşkil eden Amerikalılar dünyanın toplam servetinin yaklaşık yüzde 30’una sahipler. Bu müthiş zenginliğin kaynağı sadece kendi üretim gücü değil, emperyal bir devlet olan ABD’nin diğer ülkelerin yani dünyanın kaynaklarını da sömürmesidir. Yani ABD’nin sömürgeci olduğu doğrudur.

Oysaki AB devletlerinin de çoğu sömürgeci, Çin de Rusya da. Hatta biz kabul etmesek de Batılılar ve Araplara göre Osmanlı Devleti de sömürgecidir.

Bu gerçeğe rağmen Avrupa ve Amerikalılar Osmanlı’dan bazı iyi uygulamaları örnek aldı. Japonlar Amerika’dan Toplam Kalite Sistemi uygulamasını alıp geliştirdi. Türkiye de AB ülkelerini yasa ve kurumların yapılandırmasında örnek aldı. İyi de etti.

*

5Ağu/220

DEVLET VE ŞİRKET YÖNETİMİ – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sDEVLET VE ŞİRKET YÖNETİMİ - Ruhittin SÖNMEZ

Önceki köşe yazımın başlığı “Akıl ve Bilimle Yönetmek” idi. Bu yazıyı Prof. Dr. İskender Öksüz’ün “Devleti şirket gibi yönetmek” başlıklı makalesinden alıntılarla ve bunlara yaptığım yorumlamalarımla yazdım.

Bu yazdıklarıma, uluslararası bir şirkette yöneticilik yapmış ve halen de yine uluslararası bir şirketin bayiliğini yapmakta olan, değerli dostumuz Nazmi Ertuğral  Facebook’ta bir yorum yaptı. Böylece konunun daha iyi anlaşılmasına hem katkı sunmuş, bana da ikinci bir yazıda düşüncelerimi daha da açma imkânı vermiş oldu. Yorum şöyle:

“Devleti şirket gibi yönetmek cümlesi bir taraftan çok doğru, ama hayatında hiçbir şirket yönetmemiş siyasetçinin elinde de çok tehlikeli bir enstrümana dönüşebiliyor. Devletler tıpkı şirketlerin yönetim aklı gibi ama sadece kâr eksenli olmayan, tek hedefin kâr olmadığı sosyal devlet, strateji vb birden fazla karma dengeyi de gerektirmekte, sadece materyalist ve pragmatik prensiplerle sosyal devletten uzaklaşıp ya vahşi kapitalizme yada kontrolsüzlüğün yoğunlaştığı ve çıkar ilişkilerinin hâkim olduğu suiistimallere yol açabilmektedir.

Mühendislikte 2x2=4 eder doğrudur, matematik esastır. Hukukta ve Devlet yönetiminde ise işin içine sosyal değerler, etik ve stratejik değerler, yorumlar da girer ve bazen 3 de eder, 5 de edebilir. Bu yüzden kamu yönetimini sadece mühendislik penceresinden değerlendirmenin eksik olduğu genel kabul görmüş yaklaşımdır. Bilim evet, şirket gibi devlet yönetmeye hayır.”

Bu yorumda yer alan kavramları açtığımız zaman aslında farklı bir görüşü savunmadığımız anlaşılacaktır.

Şirketi kalite belgeleri aldığı halde, sadece patronun kârını maksimize etmeye odaklanmış yöneticiler kaliteli yönetici değildir.

Devleti yönetme yetkisine kavuşmuş fakat “hayatında kaliteli bir şirket yönetmemiş” kişilerin, “devleti şirket gibi yönetiyorum” iddiası da kötü yönetime bir kılıf uydurmadan ibarettir.

Bir mühendis ve hukukçu olarak görüşüm şudur: Hukukta ve devlet yönetiminde de bir mühendis gibi analitik düşünmeye ve kalite sistemlerini uygulamaya ihtiyaç vardır. Tabii ki mühendis yöneticilerin de “Anayasa bir kere delinse ne olur?” anlayışında değil, hukukun üstünlüğü ilkesine bağlı olması gerekir.

Netice olarak, bu yazılar “devleti şirket gibi yönetecekseniz, akıl ve bilimle yönetilen kaliteli şirketler gibi yönetin” demek için yazılmıştır.

2Ağu/220

AKIL VE BİLİMLE YÖNETMEK – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sAKIL VE BİLİMLE YÖNETMEK - Ruhittin SÖNMEZ

Prof. Dr. İskender Öksüz’ün Karar Gazetesindeki köşesinde yine öğretici bir yazısını okudum.
“Devleti şirket gibi yönetmek” başlıklı makalede anlatılanlar, büyük ve önemli şirketlerde çeşitli
kademelerde çalışmış benim gibi kişiler için, aldığımız eğitimler ve tecrübelerimizle öğrendiğimiz,
bildiğimiz konular. Fakat İskender Hoca bir köşe yazısı içinde olayı hap gibi kolay alınır şekle sokmayı
başarmış.

İskender Hoca görev yaptığı kurumsal şirketlerdeki yönetim anlayışını ve şirketin kalitesini yükseltme
çabalarının ilkelerini anlatarak, devlet yönetiminde de bu ilkeler uygulansa neler olabileceğini
düşünmemizi sağlıyor.

Kaliteli bir şirketin en tepe yöneticileri bile diğer iş arkadaşlarının birkaç boy üstünde, yanılmaz,
sorgulanamaz adamlar değildir.

Demek ki modern şirket yönetimleriyle devlet yöneticilerinin konumlanışı çok farklı.

Kaliteli şirketlerde her işin nasıl yapılacağının kaydı bulunuyor. Bu işler (süreçler) kayıtlarda belirtilen
prosedür ve talimatlara uygun yapıldığından işlemler, her seferinde doğru yapılıyor. Kalite budur. Her
seferinde aynını yapmak, her seferinde ve tek seferde doğru yapmak.

Oysaki devleti yönetenler anayasa ve kanunlarda belirlenmiş kurallara uymayabiliyor. Ekonomideki
sorunların çözümü için, alışılmış yöntemler yerine heterodoks dedikleri genel kabul görmemiş
yöntemler denediklerini söylemekten çekinmiyor.

Bir şirket “her seferinde ve tek seferde doğru yapmak” gibi bir ilke ile yönetilirken, Türkiye’de devlet  “deneme yanılma yöntemi” ile yönetiliyor.

30Tem/220

LİYAKAT- NEZAKET- İHANET – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sLİYAKAT- NEZAKET- İHANET - Ruhittin SÖNMEZ

Eskiden yürütmenin başı olan Başbakanlar TV’lerde açık oturuma karşısında ya diğer siyasi partilerin liderleri veya farklı görüşteki gazetecilerle beraber çıkarlardı. Serbestçe sorulan sorulara gayet nazik bir üslupla ve meselelere vakıf olduğunu hissettiren bir hazırlıkla cevap verirlerdi.

AKP Genel Başkanı R. Tayyip Erdoğan Başbakanlığında olduğu gibi Cumhurbaşkanlığı döneminde de bu güzel geleneği değiştirdi. Erdoğan rakip siyasi parti liderleri ile de bağımsız gazetecilerle de programa çıkmıyor veya çıkamıyor.

Sadece kendisi değil, Erdoğan’ın atadığı bakanlar, AKP milletvekilleri ve AKP yöneticileri de rakip siyasi partilerdeki muadilleri ile açık oturumlara çık(a)madığı gibi, bağımsız gazetecilerin sorularına muhatap olabilecekleri programlara da katıl(a)mıyorlar. Bunlar sadece kendilerine çanak soru soran sözde gazetecilerin önceden hazırlanmış sorularına tek başına cevap veriyor.

TV açık oturumlarında muhalif parti temsilcileri veya bağımsız gazeteciler varsa AKP’yi temsilen yandaş gazeteciler konuşuyor. Bu tuhaf durum nedense artık yadırganmıyor.

CB ve AKP Genel Başkanı Erdoğan 25 Temmuz 2022 akşamı TRT ortak yayınına çıktığında da yine Erdoğan ve yandaş gazetecilerin önceden hazırlanmış bir senaryoyu sahneye koyduğu hissine kapıldım. Sorular ve cevaplarının aynı merkezde hazırlandığı ve Erdoğan’ın göz hareketlerinden, çoğu “cevapları” arka planda bir ekrandan okuduğu kanaatine ulaştım. Demokrasi seviyemizin geldiği bu utanç verici sahneyi izlemeye devam edemedim.

Bu programda “gazeteci” Okan Müderrisoğlu’nun kendisine sordurulduğu anlaşılan sorusuna, Erdoğan’ın verdiği “cevap” gündeme gelince ilgili bölümleri internetten bulup izledim.

*

26Tem/220

DANIŞTAY MECLİS’İ İYİCE DEVREDEN ÇIKARDI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sDANIŞTAY MECLİS’İ İYİCE DEVREDEN ÇIKARDI - Ruhittin SÖNMEZ

Hukukçu olmayanların gözünden kaçmış olabilir. Ama Cumhurbaşkanının TBMM’nin kalan yetkilerini de kullanmasının, (yetki gaspının) önünde artık bir engel kalmadı.

Danıştay, Meclis’in kanun çıkararak onayladığı uluslararası antlaşmaların Cumhurbaşkanı kararı ile tek taraflı olarak, “Türkiye bakımından feshedilebileceği” şeklinde bir içtihat ortaya koydu.

22Tem/220

HUKUK VE REFAH İLİŞKİSİ – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sHUKUK VE REFAH İLİŞKİSİ - Ruhittin SÖNMEZ

Bu başlık ve sonrasında yazacaklarımın öneminin toplumun çoğunluğu tarafından anlaşılamayacağını biliyorum.

Çünkü Millî Eğitim Bakanlığının ABİDE (Akademik Becerilerin İzlenmesi ve Değerlendirilmesi) araştırmasının 2019 raporunda yazdığı şu bilgiden haberim var: “Türkçede öğrencilerin yüzde 66,1’i orta düzey ve altında. Bu öğrenciler deyimleri, atasözlerini, hiciv ve nüktelerdeki mesajları anlayamıyor. Neden-sonuç ilişkisi kuramıyor.”

Adalet, hukuk, hukukun üstünlüğü gibi kavramlar çok kişi için soyut özelliktedir. Günlük hayatında doğrudan kendisine karşı bir adaletsizlik yapılmayanlar, bu kavramların ekonomiye ve refahımıza etkisini anlamakta güçlük çekerler.

Eğitim görmüşlerin üçte ikisi bu durumda ise buna eğitimsizleri de katarsak toplumun dörtte üçünün soyut kavramları değerlendirmesini ve birbirleri ile sebep sonuç ilişkisi kurmalarını beklemek fazla iyimserlik olur.

Bu yazıda toplumun en fazla dörtte birinin kavrayabileceğini düşündüğüm fakat toplumun tamamının hayatını etkileyen olgulardan bahsedeceğim.

19Tem/220

BAHÇELİ’NİN ERDOĞAN AŞKI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sBAHÇELİ’NİN ERDOĞAN AŞKI - Ruhittin SÖNMEZ

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan
arasındaki ilişkinin bu boyuta geleceğini rüyamda görsem inanmazdım.

Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı tanıyınız, anlayınız, anlatınız.”

Devlet Bahçeli’nin “tüm duygularından ve iradesinden sıyrılıp, varlığını/ benliğini Erdoğan’ın manevi şahsiyetinde yok etme mertebesine” eriştiğini gösteren bu sözlerini işiteceğimi ise hayal bile
edemezdim.

Bu sözler bir siyasi parti genel başkanının ülkeyi yönetme iddiasında olmadığının ifadesi. Partisinin
de bir siyasi parti olmaktan çıkıp iktidar yandaşı bir dernek konumuna geldiğini gösteriyor.

Yıllarca “devletin başına Devlet gelecek” sloganı ile coşturulan ülkücü- milliyetçi kitlelere yeni hedef
gösterilmiş oldu: “Devletin başından Erdoğan gitmeyecek, biz de O’nun yandaşı olarak
kalacağız” mesajı verildi.

Bir siyasi partinin kendi varlığını sonlandırıp, başka parti bünyesine iltihak etmesinin yolu bellidir. Parti kapatılır veya partiden istifa edilir ve diğer partiye katılırsınız. Numan Kurtulmuş’un Has Parti macerasından sonra kapağı AKP’ye atması gibi.

Ama MHP ve Bahçeli örneği daha önce hiç yaşanmadı.

Beden Balgat’ta, MHP Genel Merkezinde, fakat aklı, iradesi ve gönlü Erdoğan’a tabi.

8Tem/220

KAYBEDECEK NEYİNİZ KALDI? – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sKAYBEDECEK NEYİNİZ KALDI? - Ruhittin SÖNMEZ

AKP Genel Başkanı R. T. Erdoğan partisinin Geçmiş Dönem Belediye Başkanları ile yaptığı toplantıda partililerine moral vermeye çalıştı. Erdoğan’ın uzun konuşma metni içinde şu cümlesi dikkatimi çekti: “Artık kaybedecek çok şeyimiz var.”

"Siyasi gücümüzle, diplomatik etkinliğimizle, ekonomik büyüklüğümüzle, eser ve hizmet altyapımızla çok ileri ve farklı bir yerdeyiz. Daha açık bir ifadeyle, artık kaybedecek çok şeyimiz var. 2023'te yanlış bir tercih durumunda küresel yönetim ve ekonomi sisteminin en üst ligindeki yerimiz ile bu ligin lokomotif ülkeleri arasına girme fırsatımızı tehlikeye atmış olacağız.”

Cümlenin bağlamı böyle. Fakat acaba bu mesajın gerçek muhatabı, “Artık kaybedecek çok şeyi olan” kesim kim?

AKP Genel Başkanının konuşma metinlerini yazanların son derece profesyonel bir ekip olduğu malum. Bu ekip konuşma metni içine belli cümleleri yerleştirirken metnin görünür anlamından ziyade zihinlerde nasıl algı oluşturacağını bilir.

“Artık kaybedecek çok şeyi olan” kesim yani iktidar gücünü kullanan AKP’lilerin kendilerine hitap edildiğini düşünmesi istenmiş olabilir.

5Tem/220

KÜLTÜR FARKI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sKÜLTÜR FARKI - Ruhittin SÖNMEZ
İspanya’da yapılan NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir hareketi gündem oldu. Erdoğan salona girerken sol yanında oturan İngiltere Başbakanı Boris Johnson’un arkasından sessizce yaklaştı ve İngiliz Başbakanın omuzuna dokundu. Johnson irkilerek arkasını dönerken omuzundaki Erdoğan’ın elini bir refleks olarak itti. İki lider daha sonra tokalaştılar.

Erdoğan’ın hareketi bizim gibi Akdeniz veya doğu toplumlarında bir samimiyet ve yakınlık gösterisi
olarak kabul edilir. Oysaki Avrupa ve ABD’de bu türlü yakın temaslar bir tehlike algısına yol açıyor.

ABD’ye ilk gittiğimizde orada yaşayan Türk dostlarımız bu konuya dikkatimizi çekmişlerdi. Zaten sosyal
hayat buna göre tanzim edilmişti. Mesela bir mağazada kasada, bir ATM’de, bankada veya başka bir
kuyrukta olanlar ile işlem yapanlar arasında en az 3 metrelik bir mesafe bırakılıyordu.

28Haz/220

KURALLAR UYGULANIRSA – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

KURALLAR UYGULANIRSA - Ruhittin SÖNMEZ
Amerika seyahatimde görüp beğendiğim iyi ve güzel şeyleri bize örnek olması için paylaşıyorum.
Mesela ABD’de trafik kurallarına uyulmasının kazaları ve trafik sıkışıklığını ne kadar azaltabildiğini çıplak gözle bile görebildim.
Orta Batı denilen (aslında orta kuzey konumundaki) eyaletlerde hemen hergün otomobille yaptığımız
gezilerde trafiğin işleyişi ile alakalı bazı temel kuralları öğrendim.
Öncelikle ABD’de toplu ulaşımın yok denecek kadar az olduğunu, sadece metropol merkezlerinde ve kısıtlı miktarda olduğunu hatırlatalım. Bu yüzden herkesin otomobili olmak zorunda. ABD’de 1000
kişiye düşen motorlu araç sayısı 816’dır. (Türkiye’de ise 251)
Bu bakımdan kara trafiğinin akıcı olması ve trafik kazalarının azaltılması çok önemli. Buralarda
alternatif yolların çokluğu ve kuralların titiz uygulanmasıyla bu iki konuda başarılı sonuçlar alınmış.

24Haz/220

BİZ NİYE BÖYLE YAŞAYAMIYORUZ? – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

BİZ NİYE BÖYLE YAŞAYAMIYORUZ? - Ruhittin SÖNMEZ

Amerika çok büyük bir ülke ve birbirinden çok farklı hayatların yaşandığı bölgelere sahip.

Büyüklük ölçüsünü anlamak için Indianapolis’ten Las Vegas’a uçakla 4 saatlik bir yolculuk yaparak gidebildiğimizi ve bu iki şehir arasında 3 saat fark olduğu anlatmam yeterli olur sanıyorum. Yani bu iki şehir arası İstanbul’dan İngiltere’ye olan mesafede kadar. Mesafeleri daha uzun olan ve ancak 10-12 saatlik uçak yolculuğu ile ulaşılabilen ABD şehirleri de var.

Haliyle tek bir Amerika tasviri yapmak yanlış olur. Bu geniş coğrafyada (biraz abartılı bir deyişle) “sincapların ağaçlardan inmeden ülkenin doğusundan batısına gidebileceği” 3 bin km uzunluğa yakın ormanlık bölgeler olduğu gibi çöl olan bölgeler de var. Karasal iklimin hâkim olduğu bölgeler de Hawaii ve Meksika Körfezine bakan güney kesim gibi her mevsim ılıman tropikal iklimli eyaletler de.

20Haz/220

BİR AYLIK ARADAN SONRA – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sBİR AYLIK ARADAN SONRA - Ruhittin SÖNMEZ

15 yılı aşan köşe yazarlığım sürecinde ilk defa bir ay süre ile yazı yazmadım. Amerika’ya yaptığım seyahat sırasında kendimi zorlasam belki yine haftada iki gün yazabilirdim. Ama bu defa yazmak içimden gelmedi.

Yazdıklarımın hem benim kendi duygu ve düşüncelerimin berraklaşmasına ve hem de okuyucunun düşünce dünyasının zenginleşmesine katkı sağladığı kanaatindeyim. Bu yüzden yazmayı çok seviyorum.

Elbette, zaman zaman ben de, “söylesem faydası yok, sussam gönül razı değil” sözündeki gibi bir ruh haline giriyorum.

Bu durumdan “mesajlarımın ulaşması gereken bir kişi varsa ve O’na ulaşıyorsa maksat hasıl olmuştur” tesellisi ile çıkış yolu buluyorum.

Buna rağmen bir ay yazmadım.

6May/220

ŞÜKÜR, SORUNLARI GÖRMEZDEN GELMEK DEĞİLDİR – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sŞÜKÜR, SORUNLARI GÖRMEZDEN GELMEK DEĞİLDİR - Ruhittin SÖNMEZ

Bana göre şükür mutlu olmanın anahtarıdır. Çünkü biliyoruz ki insanoğlunun arzu, heves, ihtirasları ve bunlara bağlı olarak ihtiyaçları sınırsızdır. Ancak imkanlar sınırlı olduğu için, mutlu olmak elde edebildiklerine şükretmekle mümkün olabiliyor.

Şükür, “iyiliği bilip yaymak, iyiliği anıp sahibini övmek, iyiliğe karşı söz ve davranışlarla minnettarlık göstermek gibi anlamlara gelir.”  Özellikle iyiliğin gerçek sahibi olan Tanrının bize verdiği nimetlerden, iyiliklerden dolayı O’nu övmek, O’na minnet duygusu içinde olmaktır.

Hamd ise, Allah'ı yaptığı her işi en iyi şekilde yaptığı için övmek ve minnet duymaktır. Dolayısıyla hamd sadece Allah'a mahsus olur, nimet verse de vermese de O’na hamd ederiz.

Şükür ise bir nimetin, bir iyiliğin karşılığında edilir. Nimetin size ulaşmasına aracılık edene teşekkür eder, nimetin gerçek sahibine yani Allah’a da şükrederiz.

“Belaya şükredilmez, hamd edilir” dersem şükür ile hamd arasındaki farkı daha iyi anlatmış olabilirim sanıyorum.

Kur’an-ı Kerim’de “Rabbinizin rızkından yiyiniz ve O’na şükrediniz” ve benzeri ifadelerin olduğu ayetler var. Allah’ın yarattığı hava, su, gıdalar vd rızıklar için hamd ve şükretmemiz gerekir.

Ancak rızkımızı kazandığımız işi bize veren, bize dar günümüzde yardım ederek sıkıntımızı gideren insanlara da şükredebiliriz.

“Allah O’ndan razı olsun” dediğimiz kişilere duyduğumuz duygu şükürdür.

İyi günümüzde, kötü günümüzde yanımızda olanlara karşı “iyi ki varlar” diye düşünmemiz şükürdür. “Müşteri velinimetimdir” diyen esnafın bu ifadesi de bir şükürdür.

“İyi ki böyle patronum var” diyen çalışanların, “iyi ki böyle çalışanlarım var” diyen patronun sözleri de şükürdür.

Demek ki, insanlara şükrediyorsak bir nimete, bir iyiliğe aracı oldukları içindir. Kendimize kötülük edenlere veya diğerlerinden daha az kötülük edenlere şükretmeyiz.

29Nis/220

SİYASALLAŞMIŞ YARGI VE ÜÇ CUMHURBAŞKANI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sSİYASALLAŞMIŞ YARGI VE ÜÇ CUMHURBAŞKANI - Ruhittin SÖNMEZ

Bir hukukçu olarak içeriğini bilmediğim bir dava dosyası hakkında yazmayı doğru bulmam. Bu yüzden Gezi Olayları sebebiyle Osman Kavala’ya ağırlaştırılmış müebbet ve 16 kişiye 18’er yıl hapis cezası verilen dava hakkında şimdiye kadar yazmadım.

Osman Kavala’ya farklı dünya görüşüne sahip olmamız ve yurtdışı bağlantıları sebebiyle hep “acaba devletin elinde benim bilmediğim bilgi ve belgeler mi var?” kuşkusu ile baktım.

Fakat Mahkeme önce Kavala’yı “Gezi Parkı Olaylarında” suçsuz buldu ve hakkında beraat kararı verdi. Tutuklu yargılanan Kavala tam tahliye olacakken “Casusluk” iddiasıyla dava açılıp bu sebeple tutukluluğu devam ettirildi.

Şimdi aynı mahkeme bu defa Kavala’ya “casusluk” suçundan beraat kararı verirken, daha önce beraat ettiği Gezi olayları sebebiyle “cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” gerekçesiyle ağırlaştırılmış müebbet cezası verdi.

Bu çelişki ve karşı oy yazan hâkimin gösterdiği açık hukuksuzluklar sebebiyle kararı eleştirmemiz gerekiyor.

26Nis/220

ÇEKTİĞİMİZ SIKINTININ FARKINDALARMIŞ – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sÇEKTİĞİMİZ SIKINTININ FARKINDALARMIŞ - Ruhittin SÖNMEZ

Muktedirler, vatandaşın çektiği sıkıntıları önce görmezden geldiler, yok saydılar. Sonra “bütün dünyada pahalılık var, biz yine en iyisiyiz” yalanına başvurdular.

Gördüler ki bu tavır işe yaramak şöyle dursun halkın iktidara öfkesini artırıyor, yeni bir karar aldılar. Çıkan her yetkili “vatandaşın sıkıntısının farkındayız” diyerek söze başlar oldu.

Bu sözü her duyduğumda, Koca Ragıp Paşa’nın bir beytinde yer alan "Şecaat arz ederken merd-i kıptî sirkatin söyler" veciz sözü aklıma geliyor. (Kıpti Çingene, sirkat hırsızlık ve şecaat ise yiğitlik, mertlik anlamına gelir.)

"Kıpti mertliğini anlatırken hırsızlığını söyler" şeklinde çevrilebilir. “Kendini övmeye çalışırken suçlarını orta dökenler” için kullanılır.

“Vatandaşın sıkıntısının farkındayız” sözü, 20 yıllık iktidarın sonunda, İktidar temsilcilerinin artık halkımızla aynı sıkıntıları paylaşmadığının, yaşanan bunca sıkıntıların acısını hissetmediklerini, milletimiz ile duygudaşlığının kalmadığının itirafıdır. Anketlerde oylarının eriyip gitmekte olduğunu görmeseler bu sıkıntıların farkına bile varmayacaklarının beyanıdır.

Eskiden halkın içinde yaşayan onlarla hayatı paylaşan iktidar mensupları artık sarayda, sırça köşklerde, bambaşka bir alemde yaşamaktalar. Sıradan insanların geçim sıkıntısından uzak, bol gelirli işlerin içindeler. Kendilerini seçkin ve üstün görüyorlar.

22Nis/220

GÜNÜ KURTARAN İŞLER YAPMAK – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sGÜNÜ KURTARAN İŞLER YAPMAK - Ruhittin SÖNMEZ

AKP iktidarı olayların akışına kapılmış gidiyor. Olaylar olduktan sonra günü kurtaran işler yaparak, devletin işlerini yönetiyormuş gibi yapıyor.

Son örnek Giresun'da 22 Ağustos 2020 tarihinde yaşanan selden en çok etkilenen Dereli ilçesinden geldi. Selden sonra devlet yaraları sarmak için afetzedelere ev ve iş yerleri yaptı. İlçe merkezi de yeniden düzenlendi. Ancak karların erimesi ve yağmurların başlamasıyla birlikte yapılan işin foyası ortaya çıktı. Debisi yükselen derenin yanından geçen yeni yapılan yolun ve istinat duvarının bir kısmı çöktü.

Yapılan işler Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından büyük bir övünçle 29 Ocak 2022 günü açılmıştı.

19Nis/220

SİYASİ DAVALARDA HAKİMLER NEDEN DEĞİŞTİRİLİR? – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sSİYASİ DAVALARDA HAKİMLER NEDEN DEĞİŞTİRİLİR? - Ruhittin SÖNMEZ

Biriyle aranızda bir hukuki uyuşmazlık çıktığında veya suç işlediğiniz iddia edildiğinde yargılanacağınız mahkeme önceden belirlenmiş olan yetkili ve görevli mahkemedir.

Yasada objektif ve herkes için düzenlenmiş kurallara göre belirlenmiş mahkemenin hâkimi / hâkimleri de o mahkemede görev yapmakta olan hâkimdir.

Davanızda karşı taraf olarak herhangi bir kişi de olsa devlet başkanı da olsa durum aynıdır.

Olaydan önce kurulmuş ve somut olay ile kuruluşu bakımından ilgisi olmayan mahkemeye “tabii mahkeme”, bu mahkemenin hâkimine de “tabiî hâkim” denir.

Hukuk devletlerinde, “kişiye veya olaya özgü mahkeme kurma ve hâkim görevlendirme imkanını ortadan kaldıran bu ilke vatandaşlar için adil yargılama güvencesi veren temel bir ilkedir.”