Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım…

ahsen okyar
13Şub/230

DEPREMDE NEREDE DURMALI? – Doug COOP

indirDEPREMDE NEREDE DURMALI? - Doug COOP

Adım Doug Copp.
Dünyanın en tecrübeli kurtarma birimi “Amerikan Uluslararası Kurtarma” Ekibinin Kurtarma şefi ve afet olayları müdürüyüm.

Bu makaledeki bilgiler bir deprem anında hayat kurtaracaktır.
875 yıkılmış binaya sürünerek girdim, 60 ülkeden kurtarma ekipleriyle çalıştım, birçok ülkede kurtarma ekipleri oluşturdum, ve çok sayıda ülkede birçok kurtarma ekibinin üyesiyim.

2 Yıl boyunca Birleşmiş Milletler “felaket azaltma” uzmanıydım. 1985'ten beri aynı anda gerçekleşenler hariç dünyadaki bütün büyük felaketlerde çalıştım.

1996'da benim hayatta kalma metodumun geçerliliğini ortaya koyan bir film yaptık.

Türk hükümeti, İstanbul belediyesi, İstanbul Üniversitesi, Case yapımcılık, ve ARTI bu pratik ve bilimsel testin filme alınmasında işbirliği yaptılar.

İçinde 20 maket (mannequis) olan bir okulu ve evi yıktık. 10 maket “çömel ve korun” metodunu uygularken, 10 maket “hayat üçgeni” metodumu uyguladı.

Tasarlanmış yıkımdan sonra görüntüleri filme almak ve sonuçları belgelemek için enkazı geçip binaya girdik. Bina yıkımlarında oluşabilecek şartlar dahilinde direk olarak gözlemlenebilen ve bilimsel şartlar altında hayatta kalma tekniklerimi uyguladığım film “çömelip korunan/saklanan” kişiler için hayatta kalma şansının sıfır(0) olduğunu ortaya koydu.!

12Şub/230

DEPREMİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ – Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrakDEPREMİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ - Seyfettin KARAMIZRAK

Bir deprem oldu, bir anda. Bazılarımız normal artçı gibi, kılımızı kıpırdatmadan sakince izledi. Belki de o an, çoğumuz kızartılmış ekmeklerimizi yiyor, sütümüzü keyifle içiyorduk uykudan uyanmanın mahmurluğuyla.

Oysa olay hiç de öyle değildi. Durum vahimdi. Depremi bilenler, ya da yaşayanlar endişeli bakışlarla, buruk bir yürekle, telaşla izlemeye başlamıştı gelişmeleri. 7.7 şiddetindeki bir depremin nelere sebep olabileceğini biliyorlardı çünkü.

Birçoğumuzun endişe bile duymadığı o anlarda, binlerce vatandaşımız enkaz altındaydı, mağdurdu, telaşlıydı, perişandı, gözleri yaşlıydı. Hele öğleden sonra yaşanan ikinci deprem, asrın felaketine sebep olmuştu. Zaman ilerledikçe, haberler netleştikçe, bilgiler çoğaldıkça “bir dakika, galiba olay ciddi…” demeye başladık.

10Şub/230

KAHRAMANLARA İHTİYACIMIZ AZALSIN – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sKAHRAMANLARA İHTİYACIMIZ AZALSIN - Ruhittin SÖNMEZ

Kahramanmaraş merkezli, 10 ilimizi etkileyen ve aynı gün içinde yaşanan iki büyük deprem felaketinin acısı her geçen gün artıyor. Görünen o ki 1999 Gölcük/ Kocaeli merkezli depremi de aşan ağır bir hasar ortaya çıkacak.

Fakat toplumuzun millet olma vasfının böyle bir zamanda adeta şahlanışa geçtiğini görüyoruz. Türkiye’nin her yerinde kendiliğinden harekete geçen bireysel ve toplumsal inisiyatiflerin kan verme, nakdi ve ayni yardımlar yapma ve bizzat arama kurtarma çalışmalarına gönüllü katılmaları göz yaşartıcı boyutta.

Arama kurtarma çalışmalarına katılan, soğuk ve olumsuz şartlarda çalışmanın yorgunluğunu enkaz altından bir canlı çıkarmanın mutluluğuyla unutan kahramanlar görüyoruz. Fedakârca çalışan sağlık mensupları, güvenlik görevlileri, AFAD üye ve gönüllüleri kahramanlık hikayeleri yazmaktalar.

Bütün bu kahramanlıklara ve halkımızın fedakarlıklarına rağmen manzara çok kötü.

Deprem çok geniş bir alanda etkili oldu ve gerçekten büyük yıkım yaptı. Tamamen yıkılan bina sayısı resmi rakamlara göre 6444. (10 bin olduğunu iddia edenler de var.) Tespit edilen can kaybı 12.873’ e ulaştı. Kurtarma çalışması yapılan enkaz sayısının oranı hala çok düşük. Zaten içinde insan bulunan bir enkazın tamamen taranması bir hafta alabiliyor.

Bu durumda Prof. Övgün Ahmet Ercan şöyle bir hesap yaptı: Yıkılan binaların ortalama kat sayısı 4, daire sayısı 8 olsa ve her dairede 4 kişi enkazda kaldığı varsayılırsa yaptığı 48 bin dairede 192 bin kişi olabilir. Sağ çıkarılan sayısı 8 bin (bu arada 10 bine ulaşmış olabilir) düşüldüğünde bile kabaca 180 bin kişinin enkaz altında olduğu gibi bir dehşet gerçekle karşılaşıyoruz. İyimser olmaya çalışarak 80 bin kişinin ilk depremde yıkılmayan binalardan çıktığını ve ikincisinde yıkılan binaların boş olduğunu farz etsek bile 100 bin kişinin enkaz altında olması çok büyük rakam.

Ölen ve yaralananların yarattığı acının bir ölçüsü yok. Ama bu hasarın bir de ekonomik boyutu var. Yine Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan kabaca bu hasarın 50 Milyar dolar mertebesinde olacağını hesaplamış. Türkiye zaten ağır bir ekonomik kriz içerisinde. Merkez Bankası’nın rezervlerinde böyle dönemler için bulunması gereken ihtiyat akçesi hiç yok ve rezerv eksi 50 Milyar dolar mertebesinde. Böyle iken bu hasar ekonomi için çok yıkıcı olacak.

Aynı büyüklükte depremlerde başta Japonya olmak üzere ABD, Meksika gibi ülkelerde böyle bir yıkım olmuyor. Hatta hiç yıkım olmuyor. Ölüm sayısı da 5-10 kişiyi geçmiyor. Bu ülkelerde böyle büyük depremlerde kahramanlara ihtiyaç duyulmuyor.

Çünkü asıl kahramanlık doğal olayların felaket haline gelmesine yol açan kötü şehirleşme, bilime aykırı imar ve inşaat uygulamalarına mâni olabilmekte.

Bu yüzden deprem dirençli şehirler yapmayı başaran ve deprem bilinçli toplumlarda durum böyleyken bizim yaşadığımız acılar kader değil.

8Şub/230

AMİR ATEŞ OLMAK… / Abdullah KÖKTÜRK

abdullah köktürkANILARİÇİMİZDEN BİRİ

AMİR ATEŞ OLMAK… / Abdullah KÖKTÜRK

KOCAELİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYEMİZ, ilimizin değerlerine sahip çıkma ve saygı duyma adına çok güzel programlara imza atmaya devam ediyor.
Geçtiğimiz günlerde de sadece KANDIRA – KOCAELİ de değil, TÜRKİYE ve DÜNYAcada tanınan bir değeri, bir sanatçıyı andık Mustafa KANDIRALI yı…

AMİR ATEŞ “SAYGI PROGRAMI” ile ilgili olarak, 3 Şubat 2023, Cuma akşamını iple çeken dostları, hemşerileri, nihayet Kongre merkezin de bekledikleri anı ve zamanı yakalamanın mutluluğunu da doyasıya yaşadılar.
Bu büyük organizasyon da kolay olmadı. Kocaeli Büyükşehir’imizin ilgili birimleri ve kişileri ile Kent Konseyimizin ve de Kocaeli Yerel Kültür Dernekleri Platformunun yoğun çalışmaları sonucunda gerçekleşti.
307b5959-a609-4ce6-880f-3b92580a6d79

8Şub/230

DEPREM – Zahide UÇAR

beyaz gri sade modern minimal şekilli geometrik kişiye özel şirket firma reklam tanıtım otomobil emlakçılık araba danışmanlık iş hizmetleri küçük işletme kartvizit (1280 × 720 piksel) - 69DEPREM - Zahide UÇAR

Çok büyük yıkımla gelen büyük bir depremle karşı karşıya kaldık. Geniş bir coğrafya ve kış… Soğukta göçük altında çıkartılmayı bekleyen insanlarımız var. Akşama kadar hiç ulaşılmamış olan illerimiz var. Yardım isteyen çığlıklar yürek yakıyor.

1999 Marmara depreminden sonra deprem vergisi kondu. Belli yıl sonunda kalkacaktı. Hükümet vergiyi sürekli hale getirdi. Geçmişte deprem vergilerinin nasıl değerlendirildiği sorulduğunda, yol yaptık dediler.

Depremde yıkılan, Diyarbakır’dan Hatay’a, Mersin’e kadar bu coğrafya ABD tarafından nasıl adlandırılıyordu? BOP içinde yer alan coğrafyadır bu coğrafya. Komplo teorisi diyebilirsiniz ama;

7Şub/230

BİZİ İYİ ŞEYLER DE BOZAR – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sBİZİ İYİ ŞEYLER DE BOZAR - Ruhittin SÖNMEZ
İnsanların sessiz ve sakin yerlerde huzur bulacağını ve mutlu olacağını sanırız değil mi? Meğer bu önyargımız yanlışmış. 
Bu doğru olsaydı en sessiz yerde, en huzurlu olmamız gerekirdi. Ama sıfır ses olan yerde insanın 1 saat
dahi oturması mümkün olamıyormuş.

Ultra sessiz olduğunu düşündüğümüz ortamlar bile aslında sessiz değildir. İnsanın yaklaşık 0 desibel olan işitme eşiğinden daha yüksektir. Örneğin bir kütüphane yaklaşık 40 desibele kadar çıkabilir.

Ama özel olarak sessiz bir oda inşa edilmiş. Ve bakın bu odada kalanlara neler olmuş?
Şimdi gazete haberinden okuyalım:
2015 yılında Microsoft, halen Guinness Rekorlar Kitabına “gezegendeki en sessiz yer” olarak geçen
bir oda inşa etti.
Şirketin Washington’daki genel merkezinde yankısız oda olarak da bilinen bu odada en fazla kalan kişi 1 saat durabildi.
Microsoft’taki yetkililere göre bunun nedeni ortamın inanılmaz sessiz olması. Öyle ki birkaç dakika
sonra kendi kalp atışlarınızı duymaya başlıyorsunuz. Bundan birkaç dakika sonra ise kanınızın akışını bile duyabilirsiniz. Çünkü vücut sürekli çalışıyor.
Dış dünyadan hiçbir ses gelmediğinde, yani tam ve mutlak sessizlik sağlandığında bu yavaş yavaş kulaklarınızda dayanılmaz bir çınlamaya dönüşecektir. Bu da muhtemelen odadaki yankılanma
eksikliği nedeniyle dengenizi kaybetmenize yol açacak, bu da uzamsal farkındalığınızı bozacaktır.
Microsoft’taki odanın baş tasarımcısının New York Post’a verdiği bilgiye göre, Başınızı çevirdiğinizde, bu
hareketi bile duyabilirsiniz. Nefes alışverişinizi duyabiliyorsunuz ve bu ses bir noktada biraz
yüksek gelmeye başlıyor.”
Yetkililer yankısız odanın amacının aslında hiçbir şey duymamanız değil, dışarıdaki tüm gürültüleri
ortadan kaldırarak kendi vücudunuzun sonsuz seslerini duymanızı sağlamak olduğunu belirtiyor.
Bu test sayesinde, bir devlet başkanının günde üç öğün konuşması ve emrindeki müthiş propaganda makinesinin onlarca kanaldan ürettiği gürültüsü ile insanların iç sesini, akıl ve vicdanlarının sesini baskılamasının sebebini anlayabiliyorum.

5Şub/230

BÜYÜK ve GÜÇLÜ TÜRKİYE HEDEFİMİZİ BLOCKCHAİN DEVRİMİNİN LOKOMOTİFİ OLUP BAŞARACAĞIZ! – Gürkan AVCI

Gürkan Avcı (1)

BÜYÜK ve GÜÇLÜ TÜRKİYE HEDEFİMİZİ BLOCKCHAİN DEVRİMİNİN LOKOMOTİFİ OLUP BAŞARACAĞIZ! - Gürkan AVCI

Demokrasi ve Eğitim Stratejik Araştırmalar Merkezi (DESAM) Başkanı Gürkan Avcı, İNOSAM tarafından düzenlenen ve Genç Demokratlar Vakfı ile Ankara Girişim Grubu’nun katıldığı ‘Gençliğe İnovatif Öğütler!" konferansında ‘Büyük ve Güçlü Türkiye’ başlıklı toplantıda yaptığı konuşmasında gençlere şu yönde telkin ve tavsiyelerde bulundu.

4Şub/230

Aldanma günü – Fahri SAĞLIK

fahri sağlıkAldanma günü - Fahri SAĞLIK

Hayatta bazen aldandığımız ya da aldatıldığımızı hissettiğimiz durumlar olur. Örneğin pazardan aldığımız domates poşetinin içine sağlamlarıyla birlikte çürüklerinin de katılmış olması bizde aldatılmışlık hissi uyandırır. Bu durum aldanan açısından üzücü olduğu gibi aldatan açısından da ahlâkî bir hastalıktır. Nitekim Allah resulü (s.a.v); "bizi aldatan bizden değildir" hadisini tam da böylesi bir bağlamda, pazar yerinde söylemişlerdir. Bu, birinin bir başkasını aldatmasıdır ve yerilmiştir.

Ama bundan daha kötüsü kişinin bizzat kendi kendini aldatmasıdır. Başka biri bizi aldattığında ya hakkımızı arar ya da Allah'a havale ederiz. Peki, kendi kendimizi aldattığımızda kiminle hesaplaşacağız ya da kimi Allah'a havale edeceğiz. Kur'an-ı Kerim'de “aldanma, aldatma, kâr-zarar” anlamlarına gelen “Teğabün” adında bir sure vardır. Bu surede aldanış günü, aldananların açığa çıkacağı, kayıp ve kazancın ortaya çıkacağı bir günden bahsedilir. İşte bu günde aldanmış olmak hüsranların en büyüğüdür. Çünkü aldanışların çoğunun geri dönüşü ve telafisi mümkündür ama bu gündeki aldanışın telafi imkânı yoktur.

Kişinin kendi kendini aldatmasının pek çok sebebi ve yolu vardır. İşte hayatın içinden bazı örnekler;

3Şub/230

MİLLET İTTİFAKI MUTABAKAT METNİ – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sMİLLET İTTİFAKI MUTABAKAT METNİ - Ruhittin SÖNMEZ

Millet İttifakı genişledi ve 6’lı Masanın tamamını kapsamına aldı. CHP - İYİ Parti – SP - DP’den sonra Deva ve Gelecek Partileri de artık resmen Millet İttifakı çatısı altında.

6 farklı tabana hitap eden, dünya görüşleri ve müktesebatları farklı 6 Genel Başkanın yönettiği partiler bunlar. Millet İttifakı, iktidar kanadının “6 benzemez” dediği, farklı karakterde yapılardan oluşuyor. Bu bakımdan bu ittifakın bileşenleri önce ülke yönetiminde hangi ilkelere uyacaklarını ve sonra iktidar olduklarında ülkeyi nasıl yöneteceklerini, önceliklerini, vaatlerini belirlemeleri gerekiyordu. Millet İttifakı şimdi bir hükümet programı kadar detaylı şekilde bunu yaptı.

Aslında Cumhur İttifakı da benzemez partilerden oluşmakta. AKP ile MHP’nin kitleleri ve ideolojileri aynı değil. Genel Başkanları da birbirine benzemez. Keza Cumhur İttifakına destek veren BBP, Vatan Partisi ve hatta Hüda-Par’ı da sayarsak bu ittifak da “5 benzemez”den oluşmakta. Ancak burada diğer partilerin AKP’ye biat etmesi gibi bir durum var. Ortak akılla yönetme ve ortak iradeyle aday belirleme söz konusu değil. AKP ortaklarıyla bir mutabakat ihtiyacını hissetmiyor. Küçük tavizler vererek diğer bileşenleri yanında tutabiliyor.

HDP’nin başını çektiği 3. İttifak da birçok partiden oluşuyor. Bu ittifakın iktidar olma iddiası yok ama anahtar rolüyle iktidar olacak koalisyonla pazarlık gücünü artırmaya çalışıyor.

İttifaklar Cumhurbaşkanı seçimi için %50+1 oyu zorunlu tutan seçim sisteminin doğal bir sonucu. Çünkü hiçbir partinin %50’yi aşan oy alacak potansiyeli yok.

31Oca/230

YİNE BİR SIFIRLAMA İDDİASI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sYİNE BİR SIFIRLAMA İDDİASI - Ruhittin SÖNMEZ

Yürürlükte olan Anayasa’ya göre, Cumhurbaşkanı Erdoğan 3. defa Cumhurbaşkanı adayı olamaz. Çünkü Anayasa'nın 101'inci maddesinde "Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir" şeklinde çok açık bir hüküm var. Erdoğan da iki defa seçilerek Cumhurbaşkanı oldu ve ikinci dönemi sona eriyor.

Bunun tek istisnası olarak TBMM tarafından bir erken seçim kararı alınırsa aday olabilirdi. Fakat Cumhur İttifakının erken seçim kararı için gerekli 360 milletvekili olmadığından, 14 Mayıs’ta yapılacak erken seçim Cumhurbaşkanı Kararı ile olacak.

Devlet Bahçeli bile, mevcut yasal şartları bildiği için, “Cumhurbaşkanının en az üç dönem seçilebilmesi amacıyla gerekli yasal düzenlemenin yapılmasına var gücümüzle çalışır, bunu da başarırız” demişti. (08 Şubat 2022)

Ama anayasal mevzuat değişmedi. Buna rağmen Erdoğan 3. defa aday olacağını açıkladı. Muhalefet Anayasayı hatırlatınca “2018'de kronometre sıfırlandı” diye cevap verdi.

Zaten bu konuda bir altyapı oluşturmak için (siz buna minareye kılıf uydurmak da diyebilirsiniz) TBMM Başkanı Mustafa Şentop ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ “2018 seçiminde sistem yenilendi. Bu seçimde ikinci defa Cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan aslında yeni sisteme göre birinci defa seçilmiş oldu. Bu dönem aday olursa ikinci defa seçilmiş olacağından Anayasaya aykırı bir durum yok” tezini savunuyor.

28Oca/230

KARNE HEDİYESİ – Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrak

KARNE HEDİYESİ - Seyfettin KARAMIZRAK

2022-2023 eğitim öğretim yılının ilk karne dönemi 20 Ocak 2023 günü sona erdi ve öğrenciler karnelerini aldılar.

Kamuoyunu derinden etkileyen ise karne haberi ise “et hediyesi” konusu oldu. Bir TV kanalında 21 Ocak 2023 günü bir haber yayınlandı. Yayınlanan haberde, bir öğrencinin; “annem karne hediyesi olarak et aldı” sözleri ülke gündemine bomba gibi düştü.

Gözüküşte olay vahimdi. Artık aileler uzun süredir et yiyemeyen çocuklarına, karne hediyesi olarak et almaya başlamışlardı. Bir muhabirin kasapta bir öğrenciye sorduğu soruya; küçük çocuğun “annem karne hediyesi et aldı” sözleri gerçekten yürek burkmuştu.

Ülkedeki hayat pahalılığının, aileleri ne vahim duruma düşürdüğüne büyük örnek teşkil edecek bu haber, derhal medyaya taşındı. Manşetlerde yer almaya başladı. Gerçekten de kamuoyu bu durumdan çok etkilenmişti. Bu vahim olaya tercüman olan açıklamalar yapıldı.

27Oca/230

BU KADAR DÖNÜŞ NASIL OLUR? – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sBU KADAR DÖNÜŞ NASIL OLUR? - Ruhittin SÖNMEZ

Bir partinin ilkeleri ve yönetim anlayışının kökten değişmesi ve önceki savunduklarının tam zıddı bir yola girmesi normal karşılanmamalı. Üstelik bu değişim aynı liderin yönetimindeyken hiç kabul edilebilir değildir.

Fakat son yıllarda siyaset bilimi kitaplarına geçecek böyle bir durum söz konusu.

İktidarın büyük ortağı AKP de küçük ortağı MHP de çok uzun yıllardır aynı liderler tarafından yönetiliyor. Devlet Bahçeli 1997’de MHP’nin Genel Başkanı oldu. Neredeyse 26 yıla yakın bir zamandır MHP’nin başında. R.T. Erdoğan da 2001’de kurulan Ak Parti’nin yaklaşık 22 yıllık lideri. Bu kıdemli genel başkanların koltukları değişmedi ama fikirleri çok değişti.

24Oca/230

SADECE ENFLASYONU ÇÖZEMEMİŞ – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sSADECE ENFLASYONU ÇÖZEMEMİŞ - Ruhittin SÖNMEZ

Ekonomiden Sorumlu Bakan Nureddin Nebati“ ekonominin tek problemi kaldı, enflasyon” demiş. Demek ki ekonominin bütün sorunları çözülmüş, sadece enflasyon gibi “küçücük” bir sorun kalmış.

“Okullar olmasa eğitimi ne güzel yönetirdim” diyen Osmanlı’nın Maarif Bakanı aklıma geldi. Bakan Nebati de “Şu enflasyon da olmasa ekonomiyi ne güzel yönetirdim” diye tarihe geçebilir.

Bakan Nebati’ye göre, dış ticaret açığı ve cari açık sorunumuz herhalde bitmiş olmalı. Oysaki resmi rakamlara göre 2021 yılı cari açığı 12 Milyar dolar iken 2022 ilk 11 ay rakamlarına göre cari açık 45 Milyar dolara çıktı.

Üstelik Türkiye ekonomisine “kaynağı belirsiz giriş” olarak ifade edilen net hata noksan kalemi Ocak- Kasım döneminde 22 milyar 341 milyon dolara ulaştı.

Elbette bu farkı finanse etmek için dışarıdan alınan borçlara ödenen faiz de artmaya devam etti. Borç aldığımız 1000 dolar için 97,5 dolar tefeci faizi veren bir ülkeyiz. (Yunanistan bile 1000 dolar borç için sadece 41 dolar faiz ödemekte.)

2023 yılı bütçesine faize ayrılan kalem 566 Milyar TL. Maliye Bakanı bunu bilmez mi? Bilir ama “böyle küçük sorunları” dert etmediği belli.

Zaten bu iktidarın son on senesinde ortaya koyduğu plan ve programlardaki hedeflerin hiçbiri tutmadı. Hatta temel hedeflerin yarısına bile ulaşılamadı. Dünyanın 17. Büyük ekonomisi iken 21. Sıraya düştük. Bakan’ın övünmelerini işitenler Türkiye’yi dünyanın ilk on ülkesinden biri yaptıklarını zannedecek.

Bütçe Meclis’te kabul ettikten sonra kabul edilen EYT ve seçim ulufesi olarak dağıtılan diğer masraf kalemleri de ilave edilince makro hedeflerin tutması hiç mümkün değil.

Buna rağmen bütün bu temel sorunları ve bunlardan kaynaklanan enflasyon sanki çok basit bir sorunmuş gibi. Adeta enflasyon karşısında ezilen vatandaşlarımızla alay eder gibi bir üslupla konuşan bir ekonomi bakanımız var.

Bu kafadaki bir yönetim anlayışıyla bir düzelme olmasını beklemiyorum. Ama en azından seçim sonrası için muhalefetin güçlü ekonomi kadrosunu görünce umudumuz artıyor.

22Oca/230

Komşularımıza karşı görevlerimiz – Fahri SAĞLIK

fahri sağlık

Komşularımıza karşı görevlerimiz - Fahri SAĞLIK

İslâm dini, komşulara karşı Müslümanın yapması gereken birçok yükümlülük getirmiştir. Komşuluk ilişkileri tek taraflı değildir. Bir arada ve yan yana yaşamak zorunda olan insanların birbirlerinin haklarına riayet etmeleri, karşılıklı saygı, sevgi ve anlayış içerisinde hayatlarını sürdürmeleri fert ve toplumun huzur ve güveni açısından çok önemlidir.

Bu bağlamda büyük İslâm düşünürü İmam Gazali, “ İhya” adlı meşhur eserinde komşu haklarını şöyle özetlemektedir: “Selâm vermek, hâlini sormak, hasta ise ziyaret etmek, musibet anında taziyede bulunmak ve üzüntüsünü paylaşmak, sevinçli günlerinde tebrik etmek, sevincine katıldığını belirtmek, kusurlarını affetmek, evinin içine bakmamak, komşunun evine giden yolu daraltmamak, komşunun evine götürülen yiyecek maddelerine bakmamak, komşunun ayıp ve kusurlarını örtmek, komşunun başına herhangi bir musibet geldiğinde onun yardımına koşmak, komşu bir yere gittiği zaman onun evine göz kulak olmak, komşunun aleyhinde konuşulanı kendisine iletmemek, komşunun gizli hâllerini araştırmamak, komşunun çocuğuyla konuşurken sevgi ve şefkat göstermek, komşuya bilemediği konularda yol göstermek.”

21Oca/230

KANDIRA HALK KÜLTÜRÜ SÖZLÜĞÜ [A] – Doç. Dr. Kenan ACAR

IMG-4711

    KANDIRA HALK KÜLTÜRÜ SÖZLÜĞÜ [A] - Doç. Dr. Kenan ACAR

İki yıldan bu yana Kandıra kültürüyle ilgili olarak hatırladıklarımı, bildiklerimi okuyucularımla paylaşıyorum. Dil, tarih ve gelenek-göreneklerimizle ilgili olarak hemen hepsi gözleme, bir kısmı da saha araştırmalarına dayalı otuz dört yazı yazdım. Bunların çoğunda Kandıra’nın köy hayatıyla ilgili pek çok kelimeyi izah ettim. Bu yazıdan itibaren bir dizi hâlinde bunlarda değinmediğim kelimelerden söz edeceğim. Tamamı halk ağzına ait kelimeler. Yazı dilinde olanları da var. Ancak onların Kandıra halk ağzında olup genel dilde bulunmayan anlamlarını dikkatinize sunacağım. Kelimelerin bir kısmının köylerimizdeki farklı söyleniş biçimlerini de. Önceki yazılarımda geçen bu tür kelimeleri bu seri bittiğinde bir liste biçiminde vereceğim. Haydi başlayalım:

ABAZAMZAK (sıfat): Ne konuştuğunu bilmeyen, etrafına aldırmadan yüksek sesle yerli yersiz konuşan, densiz, geveze kişi. TDK Derleme Sözlüğü’nden öğrendiğime göre bu kelime Sivas’ın Gürün ilçesinde abazambak şeklinde, “Güldürücü ve tuhaf söz söyleyen, tuhaflık yapan” anlamında kullanılıyormuş.

ABII (ünlem): Şaşkınlık, şaşırma sözü. TDK Türkçe Sözlükte abu şeklinde verilip “Şaşma ve korku bildiren bir söz” açıklaması yapılmış. Ancak bizde “Abıı!” biçiminde kullanıyor. Daha çok da kadınlar tarafından.

20Oca/230

SİYASETTE ÜSLUP SORUNU – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sSİYASETTE ÜSLUP SORUNU - Ruhittin SÖNMEZ

Bilindiği gibi Bakan Süleyman Soylu ile İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu arasında bir ahmak polemiği yaşanmıştı.(04.11.2019)

Önce Süleyman Soylu, Strasbourg'da temaslarda bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu için, "Avrupa Parlamentosu'na gidip, Türkiye'yi şikâyet eden ahmağa söylüyorum. Bunun bedelini bu millet sana ödetecek" dedi.

Arkasından İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu kendisine "ahmak” diyen Bakan Soylu’ya cevap verdi,“31 Mart’ta seçimi iptal edenler ahmaktır” dedi.

Bu sözde geçen “ahmak” kelimesini Mahkeme YSK üyelerine yönelik hakaret kabul etti. İmamoğlu’na 2 yıl 7 ay ceza ve siyaset yasağı kararı verdi.

Sanki Türk siyasetinde son derece naif, nazik ve zarif bir üslup vardı da “ahmak” sözüyle bu güzel atmosfer lekelenmiş gibi davranan sadece Mahkeme değildi. İktidarın AKP kanadı ve muazzam propaganda makinesi harekete geçti. Yetmedi iktidarın küçük ortakları Bahçeli ve Perinçek de “ahmak” kelimesinin hakaret olduğunu ve İmamoğlu’na verilen cezanın doğru olduğunu savundular.

Aynı kelimeyi kullanan Soylu için nedense herhangi bir soruşturma dahi açılmadı.

İmamoğlu davası “siyasi bir dava” olarak hukuk tarihimizde yer alacak önemde. Ama bugünkü konumuz bu davanın bugün sebep ve sonuçları değil.

Bu olay, ihtiyatsızca sarf edilmiş bir kelimenin bu kadar ağır sonuçlarının olabileceğini gören siyasilerde bir üslup düzelmesine yol açabilir miydi? Böyle olsa “bir musibetten bir iyilik doğar” diye sevinebilirdik.

Ama ne gezer? Türkiye siyasetinde son yıllarda süren üslup sorunu devam ediyor.

Her geçen gün bu soruna dair yeni örnekler görmeye, işitmeye devam ediyoruz.

20Oca/230

SAKLAYAMAZSINIZ! – Rifat SERDAROĞLU

indirSAKLAYAMAZSINIZ! - Rifat SERDAROĞLU

Temel kahvede okey oynarken yellenmiş. Sesi duyulmasın diye iskemlesini gıcırdatmış! Dursun gülerek;
“Uşağım, hadi sesini bastırdın, ya kokusunu ne yapacaksın?”

Bademlerin ve Bahçeli’nin o kadar çok suçu, o kadar büyük ihanetleri var ki! Örtülemez, gizlenemez ve asla saklanamaz!
Ne kadar yasa çıkarırlarsa çıkarsınlar, isterlerse kırk tane referandum yapsınlar, işlenen suçları ve ihanetleri kimse saklayamaz…

19Oca/230

SARI ÇİZMELİ MEHMET AĞA

325929037_1322016508595876_6424135161653036201_n

SARI ÇİZMELİ MEHMET AĞA

Barış Manço’nun 1979 Yılında meşhur ettiği, Mehmet Ağa Aslen Karamanlı bir Toprak ağasıyken, Osmanlı Dönemi yetkilileri Mehmet ağayı çağırarak Kıbrıs Girne’de büyük bir tarla vererek " Karaman’daki Bahçelerin gibi ek, biç, halka iş ver bizde sana toprak bağışlayalım. Hayvancılık ve Tarımı geliştir" derler...

1810-1920 tarihleri arasında yaşamış Karaman’ dan Kıbrıs’a 5 kardeşini de alıp gelmiştir. Yörük Türkmendir... Kıbrıs’taki Köyünün adının Göçeri olması, Yörüklerin konar göçer hayatından gelmektedir. Yörükler köyü de derlermiş Göçeri köyüne..

17Oca/230

KUŞBAKIŞI AKP’NİN EKONOMİ KARNESİ – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sKUŞBAKIŞI AKP’NİN EKONOMİ KARNESİ - Ruhittin SÖNMEZ

"20 yılda 2,8 trilyon dolar ihracat yapılmış, 4,1 trilyon dolar ithalat yapılmıştır. Dış ticaret açığı 1,3 trilyon dolar. Bu, bütün dünya ölçeğinde bile olsa çok büyük bir rakam. Bu dış ticaret açığı, üretmeden tükettiğimiz rakam demek."

CHP İstanbul Milletvekili İlhan Kesici’nin sözleri bunlar. İlhan Kesici partisi adına 2023 Bütçe görüşmelerinde TBMM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada ekonomimizin yapısal sorunlarını net bir vizyonla tespit etti. Meseleye kartal gözü ile geniş bir perspektiften bakan Kesici, gerçek durumu, propaganda boyasına bulanmamış çıplak rakamlarla açıkladı.

İlhan Kesici DPT Müsteşarlığı yapmış ciddi bir bürokrat, mühendis ve siyasetçidir. O’nun verdiği rakamlar güvenilir doğru rakamlardır. Zaten iktidar kanadı bile bugüne kadar hiçbir rakamına itiraz etmedi.

Türkiye önceden de cari açık veren bir ekonomik yapıdaydı. Fakat AKP döneminde üretmeden tüketmek veya ürettiğinden çok tüketmek alışkanlığı inanılmaz büyüklüğe erişti.

13Oca/230

ELEŞTİRMEYEN ÜLKÜCÜ DEĞİLDİR – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

ELEŞTİRMEYEN ÜLKÜCÜ DEĞİLDİR - Ruhittin SÖNMEZ

Ülkücülerin genel olarak milletimizin en saf, en temiz, en fedakâr ve en cefakâr kesimlerinden biri hatta birincisi olduğuna inanırım. Ama ülkücüler son dönemlerde farklı siyasi partilerde dağınık olduğu gibi farklı karakter kümelerinde tanımlanabilir hale geldi.

Geçmişte yaşanan acı veya tatlı ama mutlaka övünülerek anlatılan bir mazi ülkücülere teselli vermiyor. Çünkü güncele hitap etmeyen şerefli mazi bile yetersiz kalıyor. Fikir, ahlak ve bilgi alanında sürekli gelişme içinde olmak gerekiyor.

Daha da önemlisi “içtihat kapısı kapandı” diyerek İslami düşüncenin yüzlerce yıl önceki düşünce çerçevesine hapsedilmesi gibi, Ülkücü düşünce de dar bir çerçeveye hapsolmuş gibi görünüyor.

Ülkücüler içindeki bir kesimin “lider- teşkilat- doktrin” gibi bir dogma içinde tutsak olduğu görülüyor.

Bu yüzden 1980 öncesi ülkücü kadroları yetiştiren bilim ve fikir adamları, yazarlar; inançlarını ve heyecanlarını besleyen şairler ve sanatçılar artık yetişmiyor. Çünkü “marifet iltifata tabidir” ve ülkücü hareketi temsil ettiği iddiasında bulunan partinin yöneticileri, bu tür nitelikli beyin ve ruhları olanları değil, kendilerine sadık olanları tercih ettiler, etmekteler.