Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım…

ahsen okyar
21Nis/230

BÖYLE HESAP ADAMINA BÖYLE EKONOMİST LİDER – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sBÖYLE HESAP ADAMINA BÖYLE EKONOMİST LİDER - Ruhittin SÖNMEZ
Bir mühendis olarak, matematiksel verileri kullanan “hesap adamlarına” değer veririm. Ama MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, “ben biraz da hesap adamıyım” diyerek, anlattığı beyin yakan hesapları karşısında değerlendirme yapmakta acze düştüğümü itiraf etmeliyim.

17 Nisan günü bir iftar programında yaptığı son hesabının da esrar-ı derununa vakıf olabilmek için çabalarım neticesiz kaldı.

Bahçeli 14 Mayıs seçimleri için sayılardan bir alamet keşfetmiş:
“3 bölge var İstanbul’da. Toplam milletvekili sayısı 98; 9+8= 17. Bugün 17 Mayıs ise Kadir Gecesi. Bu tesadüf müdür?”
Sürçü lisan ederek “17 Nisan” yerine “17 Mayıs” dediğini varsayabiliriz. Ama “hesap adamı” genel başkanın rakamların sırrı konusunda verdiği ipuçları bu fakire yetmedi.

Aslında geçmişte buna benzer esrarlı matematiksel açıklamalarını da anlamış değildim.
Mesela “2009 yılındayız. 2009’un sıfırlarının üzerine çarpı koyun, atın. İki sıfırı kaldırdık. Ne kaldı geriye 29. 11 ile 29’u toplayın ne oldu? 40. 9 Şubat 2009 Milliyetçi Hareketin 40. yılı. 9 ışık 3 dalga 9’la iktidara yürüyoruz demektir. Bu sebeple 2009 hayırla vesile olacaktır. Bunlar tesadüf olamaz…” ifadesinin beynimi yakan anlamını hala kavrayamadım.

İktisat doktoru biri “bunlar tesadüf olamaz” dediğine göre, sayıların böylesine derin sırlarına vakıf olamadığım için komplekse kapıldım.

Gerçi görünüşte Bahçeli’nin bu ve benzeri hesapları tutmadı, Milliyetçi Hareket iktidara gelemedi.

Hatta bir görüşe göre kendisinin asla iktidar olmak gibi bir hevesi de yok. Koalisyon ortağı olarak bir bakanlık talebi bile olmadı. Ama Bahçeli hükümetin sandalyesiz ortağı olarak etkili olmaya devam etti.

18Nis/230

HERKES BİLİYOR KAPTANIN YALAN SÖYLEDİĞİNİ – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sHERKES BİLİYOR KAPTANIN YALAN SÖYLEDİĞİNİ - Ruhittin SÖNMEZ

Türkiye’nin kaderi için çok önemli bir seçimin arifesindeyiz.

Hala hepimizin kafasındaki en önemli soru, demokrasimiz açısından en temel sorun olan “seçim güvenliği.”

Muhalefet sandıklara sahip çıkabilecek mi? Sandık ve seçim kurullarının içine yerleştirilmiş görevlilerin oyların sayımında, sayım tutanaklarının tutulmasında ve sonuçların dijital ortama geçirilmesinde (bilgisayara yüklenmesi aşamasında) hile yapmasına engel olabilecek mi?

Hadi muhalefet bu aşamada başarılı oldu. Ya oy çuvalları taşınırken veya YSK’nın seçim programına müdahale ile sonuçlar değiştirilebilecek mi? “AA ile koordinasyonlu ve sistematik şekilde manipule edilerek oy kaydırma işlemi” yapılabilecek mi?

Bunlar demokratik bir ülkede konuşulacak konular mı?

Bu konuları tartışanları duydukça utanıyorum. Biz demokrasisi eksik de olsa doğru, dürüst ve güvenilir seçim yapan ülkelerden biri idik. Ne oldu da bu güveni kaybettik?

Seçimin güvenli bir şekilde yapılması ve sandıktan çıkan oylara göre milli iradenin tam olarak tecelli etmesi öncelikle devletin ve iktidar partisinin görevi değil mi?

Niye bunlardan bir ses çıkıp da “merak etmeyin ey halkım! Siz kimi tercih ettiyseniz O kazanacak” demiyor.

Niye devleti yönetenler, on yıllardır başarılı bir şekilde en kıdemli hâkimin seçim kurulu başkanı olması kuralını değiştirdi?

Anadolu Ajansı’nın YSK’dan veri almadığını öğrendik. Ama kimden aldığı açıklanmadı. Neden bu ajansın haberleri ile seçimin manipüle edildiği kanaati yerleşti?

17Nis/230

Kadrini bil ki, kadrin bilinsin – Fahri SAĞLIK

fahri sağlık

Kadrini bil ki, kadrin bilinsin - Fahri SAĞLIK

17 Nisan 2023 Pazartesi gününü Salıya bağlayan gece yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı Kadir Gecesi’ni inşallah bir kez daha idrak edeceğiz. Bizleri bu günlere eriştirdiği için Rabbimize hamdü senalar olsun. Kadr Suresinde yüce Allah şöyle buyuruyor;

“ Şüphesiz, biz onu (Kur'an'ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.”

Kadir gecesi, Müslümanı Rahman’ın affıyla, insanlığı Kur’an’ın aydınlığıyla buluşturan eşsiz bir gecedir. Bu gece Kur’an’ın nüzulüne şahitlik eden bir gecedir. O Kur’an ki; insanlığın ufkunda bir ışık gibi yanan ve her dönemde insanların yollarını, kalplerini, gönüllerini ve akıllarını aydınlatmaya devam eden meşaledir. Bu gece, meleklerin yeryüzüne inerek ibadet eden müminleri kuşatıp müjdeledikleri ve selamladıkları bir selam ve selamet gecesidir. Bu gece yüce Allah’a açılan ellerin boş çevrilmeyeceği, samimiyet ve ihlasla yapılan tövbelerin kabul olacağı bir gecedir. Kadir Gecesi, tefekkür, tezekkür, dua, muhasebe ve tövbe gecesidir.

Bu gece, içinde kadir gecesi bulunmayan bin aydan daha hayırlıdır. Bu gecede yapılan ibadetler, dua ve niyazlar, elbette diğer gecelerde yapılanlardan daha faziletlidir. Bu gece kadrinin bilinmesi gereken gecedir. Bu gece kadrini bilmen gereken gecedir. Eller açılır bu gece, gözler dualarla, tövbelerle yaşarır. Ve ilahî rahmet esintileriyle kalpler okşanır bu gece. Bu gece hayatımızın çok hızlı seyreden akışı içinde geçmişimizi değerlendirerek geleceğimize yön verme gecesidir.

16Nis/230

RAMAZANI UĞURLARKEN – Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrakRAMAZANI UĞURLARKEN - Seyfettin KARAMIZRAK

Güzel şeylere sahip olduğunda, nedense sevinmesini yeterince beceremiyor insanoğlu. Fakat bu imkânlar elinden çıktığında kıymeti anlaşılıyor. O zaman da fırsatları kaçırıyoruz, “ah, of” çekiyoruz. Yeterince değer veremediğimiz için de kendimize sitem ediyor, hüzünleniyoruz elimizde olmadan. Acaba mutlu olabilmeye mi temayüllü değiliz? Neden her fırsatta acıları, kederleri yaşamayı yeğleriz? Bu yüzden mi türkülerimiz, şarkılarımız, ağıtlarımız, hatta ninnilerimiz hep keder kokmakta.

İşte şu anda yaşadığımız mübarek Ramazan ayı da bunlardan biri. Günlerdir tattığımız huzurun ve mutluluğun, bitmeyecek sandığımız eşsiz paylaşımların, davetlerin, aramaların, gönülden perçinleşmenin, hatır sormaların, tatlı tebessümlerin sonu mu geldi acaba? Ramazanla beraber bunlar da mı bize veda edecek?Umudum ve temennim, bu hasletlerin bizlerde kalıcı olması yolunda elbette ki.

15Nis/230

SEVGİNİN SIRRI – Av. Zeki HACIİBRAHİMOĞLU

zeki hacıibrahimoğluSEVGİNİN SIRRI - Av. Zeki HACIİBRAHİMOĞLU

Bugün Ramazan, sevginin gücünden bahsedelim.

Sevgi inanın en ince, hassas, vicdan hislerinin meydana getirdiği merhamet ve şefkat duygularının bir eseridir. Vicdan hükmü kalpteki iyi ve kötü bütün varlığı yakarak silip atmış ve kalbi ayna gibi tertemiz bir hale getirmiş olduğundan Cenab-ı Hak o kalbe tecelli tahtını kurmuştur. Böylece bütün benliği Hak sevgisi kaplamış ve kimse artık sevgiden ibaret olmuştur. Bu nedenle o kimse Cenab-ı Hak’tan dostluk ve esenlik sıfatlarıyla sıfatlanmış olup seçkinler zümresine girmiştir. Artık o insanın her iki dünyada da yeri cennet, makamı ise dostluktur.

14Nis/230

TEMEL SORUN VERİMSİZLİK – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sTEMEL SORUN VERİMSİZLİK - Ruhittin SÖNMEZ

Prof. Dr. Ufuk Akçiğit Chicago Üniversitesi Öğretim üyesi olan bir Türk bilim insanı. Dünya Bankası, IMF gibi kuruluşlar ile bazı ülkelere danışmanlık hizmeti veren bu parlak akademisyenin bir kısım görüşlerini basından okumuştum. Ama en son geçen hafta Habertürk TV’de Fatih Altaylı’nın “Teke Tek- Bilim” programında kendisinin sunumunu dinledim.

Bu bilim adamı bilgi ve birikimi ile ülkemiz için de bir şeyler yapabilmek için çalışmalar yapmış. TV programındaki sunumunu iki defa izledim ve aklımda kalan bazı hususları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Ufuk Akçiğit’in “Türkiye’nin en temel problemi VERİMSİZLİK” tespitini de yazımın başlığı yaptım.

11Nis/230

GIDA ÜRÜNLERİNDE ÖNLENEMEYEN PAHALILIK – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sGIDA ÜRÜNLERİNDE ÖNLENEMEYEN PAHALILIK - Ruhittin SÖNMEZ

Bu sene gıda ürünleri fiyatları, genel fiyatların (TÜFE) artış oranından, çok daha fazla arttı. Bu yüzden açlık sınırı mertebesinde geliri olan yaklaşık 50 milyonluk bir nüfusun en temel gıda
maddelerine erişimi neredeyse imkânsız hale geldi. Çünkü bu yıl gıda fiyatlarındaki artışlar önceki yıllardan farklı sebepler dayanıyor. Sadece “daha çok kâr etmek isteyen esnaf ve tüccarın insafsızlığı” ile açıklanamaz.

Hatta devletin resmi rakamlarına bakınca, gıda ürünlerini tüketiciye ulaştıran aracı kesimin zararına satış yaptığı sonucuna ulaşabiliriz.

Şubat ayı verilerine göre, Tarım ÜFE yüzde 127,6 artış gösterdi.

Tarım TÜFE yüzde 67,9 arttı. Yani tarım üretici fiyatları ile tüketici fiyatları arasındaki fark 60 puan.

Yani devletin rakamları doğru ise, üretici ve aracılar maliyet artışının yüzde 60’ını satış fiyatlarına yansıtamamış görünüyor.

9Nis/230

Kur’an-ı Kerim hayatımızın neresinde? – Fahri SAĞLIK

fahri sağlıkKur’an-ı Kerim hayatımızın neresinde? - Fahri SAĞLIK

    Bugün Müslümanların en büyük problemi ilk emri oku olan hayat rehberini okumaması / okuyamaması ve hayatına aksettirmemesi / aksettirememesidir. Elbette ki bu durumun pek çok sebebi vardır.

Müslüman Türk toplumunda neredeyse evinde Kur’an bulunmayan kimse bulunmamasına rağmen, Kur’an’ı okuyan ve anlamaya çalışanların oranı oldukça düşük düzeydedir. Kur’an gereği gibi okunup anlaşılmış olsaydı, fert ve toplum olarak çektiğimiz sıkıntıların yüzde doksanının olmaması gerekirdi.

Kur’an-ı Kerim Niçin İndirildi?

Bu soruyu Kur’an’ın kendisi cevaplıyor. "Ey insanlar! İşte size, Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdeki dertlere bir şifa, müminlere doğru yolu gösteren bir hidayet ve rahmet geldi." ( Yunus, 57 ), "Bu Kur'an, ayetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır." (Sâd, 29).

Hz. Muhammed (s.a.v.) vefatına yakın bir zamanda yaptığı veda konuşmasında;

“Ben size iki şey bırakıyorum. Onlara sıkıca sarıldığınız müddetçe doğruluktan ayrılmazsınız. Onlar Allah’ın Kelamı ve benim sünnetimdir” buyurarak, Müslümanların dikkatlerini Kur’an’ı ve sünneti anlayarak yaşamaya yöneltmiştir.

8Nis/230

YAHUDİ SOYKIRIMI VE SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMINA KISA BİR BAKIŞ – Bekir GÜNAY

IMG-8226

YAHUDİ SOYKIRIMI ve SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMINA KISA BİR BAKIŞ - Bekir GÜNAY

1915-16 yıllarına ait toplamda 26 bin yazı yazılmıştır. Bu yazılarda Ermeniler soykırım yapılmış Türkler ise yapılmamıştır demişlerdir. Bu konuda sosyologlar ve siyaset bilimciler konu hakkında detaylı bilgiye sahip bulunmadıklarından dolayı yargısız infaz yapmaktadırlar. Ve soykırım yapılmıştır gibi ifadeler kullanmaktadırlar. Ancak bu kararı alacak kişiler hukukçular olmalıdırlar ama ülkemizde hukukçular bu konuya fazla ilgi duymadıklarından dolayı araştırma yapmamaktadırlar.
Ermeniler ise hukuki temellerden çekinmektedirler çünkü hukuk onların iddiasını zayıflatmaktadır.

Şimdi soykırım kelimesinin ortaya çıkışının ve günümüze kadar hangi temel olayları kapsadığını inceleyelim

Soykırım kelimesi 1950’li yıllarda kabul edilmekle birlikte ilk defa soy Kırım yapıldı iddiasını Almanların Yahudileri top yekun ortadan kaldırmak istemesiyle ortaya atılmıştır. Ve soykırım hem devletler arası hem de insanlığa karşı suç sayılmıştır. Bundan dolayı alman savaş suçluları için Nüremberg mahkemesi kurulmuştur. Bu mahkemeyi bizde kurulan divan-ı harbi örfi mahkemesine benzetebiliriz.

7Nis/230

CAMİLER, KUR’AN KURSLARI, İMAM HATİPLER VD / Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sCAMİLER, KUR’AN KURSLARI, İMAM HATİPLER VD / Ruhittin SÖNMEZ

Türkiye dünyadaki Cami sayısının en yüksek olduğu ülke, 90 bin camimiz var.

2017 rakamlarına göre, 1 milyon 150 bin kursiyeri olan 16 bin Kur’an Kursumuz, 1,5 milyon öğrencisi olan 3500 adet İmam Hatip okulumuz, 100 İlahiyat Fakültemiz var.

Birlik Vakfı, Ensar Vakfı, Hizmet Vakfı, Hayrat Vakfı gibi bir sürü vakıf üzerinden, normal okullarda da dini eğitim veriliyor.

Diyanet İşleri Başkanlığının İmam-Hatip unvanında 71 bin 362 personeli, müezzin olarak 11 bin 908, Kur'an kursu öğreticisi olarak 19 bin 721 olmak üzere toplamda 141.233 personeli bulunuyor.

Diyanet İşleri Başkanlığı’na, 2017 bütçesinde 6 milyar 867 milyon lira ödenek ayrıldı. Camilerde toplanan yardım paraları bu rakamların dışında.

Diyanet’in 2017-2021 Stratejik Planı’na göre, bu beş yıllık dönemde 40 milyar TL harcama yapacak.  Bu harcamaların yüzde 95’i personel maaşları için.

Kısaca devletimiz ve milletimiz dini eğitime ve ibadethanelere olağanüstü önem veriyor, ciddi harcamalar yapıyor.

5Nis/230

AKP’lileşen ÜLKÜCÜLER – Prof. Dr. Ahmet Bican ERCİLASUN

maxresdefaultAKP’lileşen ÜLKÜCÜLER - Prof. Dr. Ahmet Bican ERCİLASUN

Öncelikle “Biz neden iktidar olamıyoruz? Niçin bizim cumhurbaşkanı adayımız yok?” diye hayıflanan ülkücüleri anlayamadığımı belirtmeliyim.

On parçaya bölünmüş, oraya buraya dağılmış bir yapı iktidar olabilir mi?

Bu hayıflanmaları her hâlde psikolojik bir durum olarak görmek gerekiyor. Geçmişi özlemle hatırlama, geçmişte takılıp kalma psikolojisi. Oysa her dönemin kendi şartları vardır.

Parçalardan bir bölümünün “Nihayet bizim de bir adayımız oldu.” diye sevinmelerini de anlamıyorum. Sanki bizim adayımız dedikleri kişi seçilecekmiş gibi.

Seçileceğine inananların hesabı kitabı çok zayıf olmalı.   

Seçilemeyeceğini bile bile destekleyenler ise kendilerini tatmin ediyor olmalılar. 

4Nis/230

HAK, HUKUK, AHLAK ÇİĞNENEBİLİR, SECCADE ASLA! – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sHAK, HUKUK, AHLAK ÇİĞNENEBİLİR, SECCADE ASLA! - Ruhittin SÖNMEZ

Bu ülkede Anayasa çiğnenebilir. “Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir” kuralını çiğnemenin yasal ve ahlaki bir yaptırımı yoktur.

Anayasa Mahkemesi kararları çiğnenebilir. “Ben AYM’nin kararına saygı da duymuyorum, uygulamıyorum da” denebilir.

Kanunlar çiğnenebilir. Kanunları çiğneyenler için infaz affı, imar affı, vergi affı gibi aflar getirilebilir.

Kur’an hükümleri çiğnenebilir. Siyasi mitinglerde elde Kur’an gösterilerek propaganda yapılabilir. Kur’an-ı Kerim’in, devlet yönetimi için belirlediği ve temel Anayasa İlkeleri niteliğindeki
hükümleri çiğnenebilir. “Şura/ istişare/ meşveret (ortak akıl), Adalet ve Liyakat (işi ehline vermek)’’ şeklinde özetlenen İslam’ın temel ilkelerine aykırı bir yönetim sergilenebilir. Bu ilkelere aykırı
bir yönetim tarzı savunulabilir.

Dindar insanların inandığı değerlerle dalga geçilebilir. “Bakara makara” diye dalga geçenler büyükelçi bile yapılabilir.

Anayasa hükmü gereği edilen “yeminler” çiğnenebilir. “Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü koruyacağına” dair edilen yeminler unutulup Yunanistan’ın Ege’deki 20 adamızı işgaline sessiz kalınabilir.

“Herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağına” dair edilen yeminlere rağmen kendi partisi ve yakın çevresi dışındakiler adeta hasım görülebilir.

Devleti yönetenler açısından önceki sözleri her zaman çiğnenebilir. Dün söylenen sözlerin tam tersi söylenebilir. Ettikleri sözler yüzünden birbirlerinin yüzüne bakamayacak durumda olanlar el ele, göz göze yol yürüyebilir. Gerekirse “20 yıllık günahlara ortak olunur”, gerekirse “Harun gibi gelip Karun olanlara” hizmet edilir.

“Kamu hakkı” çiğnenebilir. Ulufe dağıtır gibi, yandaşlara kamu yatırımları ihalesiz olarak paylaştırılabilir. Kamu İhale Kanunu 200 defadan fazla değiştirilir, göstermelik ihalelerle haksız rekabet
yaratarak kamu kaynakları birilerine aktarılabilir.

“Kur Korumalı Mevduat” adı altında, parası olanlara 200 Milyar TL’den fazla örtülü faizi, bankalara değil, devlete (millete) ödettirilebilir.

Uluslararası Tahkim’in verdiği, faizi ile birlikte, 3 Milyar dolar tutarındaki cezayı, Kuzey Irak petrollerinin taşınmasından 10 Milyar dolar civarında para kazanan yakınlarının yerine devlete (millete) ödettirilebilir.

“Kul hakkı” çiğnenebilir. Makamlar ehil olana değil, kendilerine sadık olana paylaştırılır. Kamuya alınacak personel alımlarında sorular çalınarak işe girebileceklerin hakları çalınabilir. Sadece son 4 senede, emeği ile geçinenlerin Milli Gelirden aldığı pay %45’den %25’e düşürülerek bu servet yeni sermaye sınıfına aktarılabilir.

“Yaşama Hakkı” çiğnenebilir. Devletine güvenerek, sağlam olduğuna inanıp aldıkları evlerde 50 binden fazla insan ölümüne, daha fazlasının sakat kalmasına sebep olunabilir.

Seçmen iradesi çalınabilir, çiğnenebilir. Trafolara kedi girebilir, Atı alan Üsküdar’ı geçebilir.

Özgürlükler çiğnenebilir. Yürütme organının güdümündeki yargı mensupları aracılığıyla kahraman subaylar hapislerde çürütülebilir. Kumpas davalarıyla masum insanların özgürlüğü elinden alınır, TSK ve diğer devlet kadroları yürütme ile uyumlu hale getirilir.

Bütün bunları yapanlara devlet emanet edilir.

Ama arkadaş bu memlekette “SECCADE” ÇİĞNENEMEZ!
Esasında zaten kimse çiğnemez de… Ama muhalefetin Cumhurbaşkanı adayı farkında olmadan, kazara bir
seccadeye ayakkabısı ile bastıysa dünya O’na dar edilir.

Burası bir cami değil, mescit değil, bir ofis olduğu halde, “yere serili seccadeyi görmeden bastığım için özür dilerim” diyen bir Cumhurbaşkanı adayının inancı sorgulanır.

1Nis/230

RAMAZANIN GÜZELLİKLERİ – Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrakRAMAZANIN GÜZELLİKLERİ - Seyfettin KARAMIZRAK

Geçen yıl hüzünle uğurladığımız Ramazanı Şerife kavuşmanın mutluluğu ve huzuru içindeyiz.

Bu nadide imkânı çok iyi değerlendirmek, dağarcığımıza bol ecir, hayatımıza da yeni güzellikler, katmanın zamanıdır. Güzel hasletlere kavuşmak büyük bir saadet, değerlendiremeden veda etmek de üzücüdür. Zaman çabuk geçecek, bir gün yine Ramazana veda günü gelecektir.

İyilik yaptığı halde, Ramazandan sonra “keşke daha fazlasını yapsaydım” diyen biri, bu ayı değerlendiremediği için daha çok pişmanlık duyacaktır.

Zaman, bilinçli ve güzellikler üreten kimseler için çok kıymetlidir. Bu kıymetin çok çabuk geçtiği de bir gerçektir. O yüzden ele geçen hazinenin hakkını verme zamanıdır.

31Mar/230

DAR SOKAK MI, ÇIKMAZ SOKAK MI? – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sDAR SOKAK MI, ÇIKMAZ SOKAK MI? - Ruhittin SÖNMEZ

Şu anda seçim öncesi yapılan devlet harcamaları ve siyasi partilerin vaatleri bir yana, acı gerçek bir yana. Türkiye’yi ve biz vatandaşları seçimden sonra inanılmaz sıkıntılar bekliyor.

Ekonominin bütün parametreleri o kadar kötü ki…

Bir yandan ödenmesi gereken iç ve dış borçlar, sürekli büyüyen cari açığın kapatılması gibi dev sorunlar var.

Diğer taraftan Deprem yaralarının sarılması, deprem bölgesinde 700 bin civarında konut ile yeniden yapılacak şehirlerin altyapısına harcanacak paranın bulunması. Kentsel dönüşüm kapsamında sadece Marmara Bölgesinde 1 milyon civarında yapılması gereken konutların finans yükü.

Bunun yanında Kur Korumalı Mevduatın sahiplerine, Yap İşlet Devret yoluyla yani Kamu Özel İşbirliği ile (KÖİ) yapılan yatırımların müteahhitlerine ödenecek milyarlarca dolar.

Rusya’nın ertelediği ve 24 Milyar dolar civarında olduğu tahmin edilen doğalgaz faturaları. BAE, Suudi Arabistan, Katar gibi ülkelerden swap yoluyla alınan meblağların ödenmesi gibi ağır yükler var.

EYT’lilerin yasal haklarına kavuşma mücadelesinin başarılı olmasıyla seçim öncesi EYT’lilerin emekli olmasının da bütçeye ağır bir yükü olacak. Daha önce AKP/ Erdoğan yönetimi bu yasayı “ülkeyi batırır” gerekçesiyle çıkarmamıştı. Ayrıca zorunlu olarak yapılan asgari ücret ve asgari emekli maaşlarının artırılması (hala açlık sınırının altında kalsa da) bütçeye yük oluşturacak.

Yüksek enflasyon altında ezilen orta ve alt gelir gruplarına destekler yapılması gerekiyor.

Seçim öncesi devlet kurumlarına yaklaşık 250 bin kişi daha alınarak devlet kadroların şişirilmesi çare değil. Bütçenin büyük kısmı maaşlara giden bir devlet yatırım yapamaz, batar.

Yeni iş alanları açılması lazım. Bu yatırımlar için de kaynak bulmak gerekecek.

Seçim sonrası dolar kurunu baskılamak için Merkez Bankasında döviz kalmadı, kurların bu seviyelerde tutulması mümkün olmayacak. Enflasyon maaşlara yapılan bütün zamları kısa sürede yutuyor. Enflasyonu hızla düşürecek tedbirler alındığında ekonomik durgunluk riski var.

Tasarruf etmemiz ve daha çok üretmemiz lazım. Ama geniş halk kesimleri bırakın tasarruf etmeyi, en temel ihtiyaç maddelerine ulaşmakta zorluk çekiyor.

Sonuçta tablo çok ağır ama bu durumdan muhakkak çıkılacak.

Türkiye bunu yapabilir. Ama nasıl ve hangi kadrolarla?

28Mar/230

AKP ve YRP BENZER ZİHNİYETTE – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sAKP ve YRP BENZER ZİHNİYETTE - Ruhittin SÖNMEZ

Yeniden Refah Partisi (YRP) Millî Görüş hareketinin lideri merhum Necmettin Erbakan’ın oğlu Fatih Erbakan’ın kurucu Genel Başkanı olduğu parti.

YRP’nin Cumhur İttifakı’na katılma süreci içinde tartışılan konular partinin yönetimi ve görüşlerini öğrenmemiz açısından faydalı oldu.

Bu süreçte YRP’nin iletişim yüzü Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Doğan Aydal idi. Aydal gerek yumuşak üslubu ve gerekse daha çok teknik ve fazla iddialı projelerden bahsetmeyi seven biri olarak beğenildi.

Prof. Aydal AKP ile yürütülen müzakere sürecinin arka planına dair bilgiler de verdi. Meğer Necmettin Erbakan’ın kızı Elif Erbakan ve damadı (Elif Erbakan’ın eşi) de YRP’nin Merkez Karar Yönetim Kurulu (MKYK) üyesi imiş.

Süreç YRP’nin MKYK’sında son derece “demokratik” bir şekilde tartışılmış. Mesela Elif Erbakan Altınöz Yeniden Refah Partisi’nin Cumhur İttifakına dahil olmasına karşı çıkmış. Eşi Mehmet Altınöz ise tam tersi görüşle YRP’nin Cumhur İttifakına katılması gerektiğini savunmuş.

Fakat bu bilgileri veren Doğan Aydal -nedense- şöyle bir cümle kurma ihtiyacında hissetti: “Burası bir aile şirketi değil.”

Bundan sonraki şu cümlesi benim için çok dikkat çekiciydi:

“Genel Başkanımız MKYK’da ifade edilen görüşleri dinledi, bir çetele tuttu. Siyasi riski alacak kişi Genel Başkanımız Fatih Erbakan’dır, kararını kendisi verdi. Nihayetinde GELECEK KIRK YILA HÜKMEDECEK KİŞİ KENDİSİDİR” dedi.

İşte ben de tam bu zihniyete dikkat çekmek istiyorum.

25Mar/230

HOŞ GELDİN YA ŞEHRİ RAMAZAN – Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrakHOŞ GELDİN YA ŞEHRİ RAMAZAN - Seyfettin KARAMIZRAK

İslam’ın beş şartından biri de, Ramazan ayında, her gün oruç tutmaktır. Oruç, hicretten 18 ay sonra, Şaban ayının onuncu günü, Bedir gazasından bir ay evvel farz oldu. Ramazan, “yanmak” demektir. Bu ayda oruç tutan ve tövbe edenlerin günahları yanar, yok olur.

Ramazan ayı, çok şereflidir. İlk günleri rahmet, ortası af ve mağfiret ve sonu Cehennemden azat olmaktır.”Ramazan ayı, en büyük nimetlerden, eşsiz hazinelerden biridir. Kur’an-ı kerim, bu ayda indi. Affın, ihsanın, bereketin, iyiliklerin, güzelliklerin, manevi atmosferin yağmurlar gibi yüreklere aktığı eşsiz müjdelerin dolu olduğu bir aydır. Bir günü, bine bedeldir. Hele içinde bir de, “bin aya bedel olan Kadir gecesi” vardır ki, nimet üstüne nimettir.

24Mar/230

HASTALIK RİSKİ OLAN HAYVANLAR İTHAL EDİLİYOR – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sHASTALIK RİSKİ OLAN HAYVANLAR İTHAL EDİLİYOR - Ruhittin SÖNMEZ

Brezilya Tarım Bakanı, 3 Mart’ta ülkesinde “deli dana hastalığı” görüldüğünü açıkladı. Brezilya bir
numaralı müşterisi Çin’e sığır eti ihracatını askıya aldı. İran, Ürdün ve Tayland da ülkeden sığır eti ithalatını geçici olarak durdurdu.

Türkiye’nin de önlem alması lazım. Çünkü T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Brezilya’dan besilik ve kasaplık büyükbaş ithalatına izin veriyor. Ayrıca Hollanda ve İspanya’da da deli dana hastalığı görülmeye başlandı.

21Mar/230

EKONOMİ POLİTİKALARI SEÇİMDEN SONRA DEĞİŞECEK – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

EKONOMİ POLİTİKALARI SEÇİMDEN SONRA DEĞİŞECEK - Ruhittin SÖNMEZ

Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan yine “Türkiye Yüzyılı vizyonuyla ülkemizi dünyanın en büyük 10 ülkesine çıkarma hedefindeyiz” sözünü tekrarladı.

Türkiye’yi 17. Büyük ekonomi olmaktan 22. Sıraya düşüren bir devlet başkanının en büyük 10 ülke arasına çıkarma vaadinin gerçekçiliği ve inandırıcılığı ayrı bir tartışma konusu.

Fakat CB’nın bu sözünden “Türkiye yüzyılı vizyonu” dediği politikalara, Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin tabiriyle “heterodoks politikalara” devam edileceği izlenimi ediniyoruz.

Genel kabul görmüş çözüm yolları yerine bilim adamlarının kabul etmediği ekonomik arayışlara devam edilecek demek bu.

Oysaki aynı gün Reuters, kendisine bilgi veren “yetkililere” dayanarak, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın piyasa ekonomisi ilkelerine geri dönmek ve Mehmet Şimşek’i ekonominin başına getirmek
istediğini” haber veriyordu. Bu haber AKP yetkilileri tarafından şimdiye kadar yalanlanmadı. AKP’nin mevcut “modelden” vazgeçip eskiden olduğu gibi ekonomistlerce genel kabul gören (ortodoks) bir modelin uygulayacağının işaretlerini verdiği anlaşılıyor.

Çünkü bu “sözde model” aslında ideolojik bir saplantının eseri olan sistemsiz bir savrulma.

Seçime kadar dolar kurunu ne pahasına olursa olsun 18-19 TL bandında tutmak için kaynakların tüketildiği, günübirlik bir vaziyeti idare etme politikasına “model” denemez. (Bloomberg’in
haberine göre, TCMB’nin 2022’de döviz piyasalarına 108 milyar dolar kadar müdahale ettiği tahmin ediliyor.)

Bu sözde “yerli ve milli ekonomi politikasının” gerekçesi akıl ve bilim değildi. Bu gerçek bizzat RTE’nin “Faiz sebeptir, enflasyon neticedir. Bu konuda nass ortada. Nass ortada olduğuna göre, sana bana ne oluyor? Biz değerler silsilemiz içerisinde olaya bakacağız” şeklindeki ifadesiyle ortaya konmuştu.

Bu politika uygulanmaya başlandıktan sonra enflasyon patladı, kurlar inanılmaz yükseldi, TL aşırı değer kaybetti, maliyetler yükseldi. Türk vatandaşlarının yarıdan fazlası en temel ihtiyaç maddelerine erişemez hale geldi. Orta ve dar gelirliler için konut ve araç sahibi olmak hayal oldu. Hatta büyükşehirlerde maaşlı insanların kiralık evde oturması bile imkansızlaştı.

17Mar/230

HÜDA PAR İLE İŞ BİRLİĞİNDEN AKP NE KAZANACAK? -Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sHÜDA PAR İLE İŞ BİRLİĞİNDEN AKP NE KAZANACAK? -Ruhittin SÖNMEZ

Cumhur ve Millet İttifakı taraftarlarının birbirlerini HDP ve Hüda Par üzerinden bölücülükle suçlaması tamamen seçmenleri etkileyerek karşı tarafa oy vermemesini sağlamak içindir.

“İşin aslı” veya “herkesin bildiği sır” şundan ibarettir:

HDP ve Hüda Par Türkiye Cumhuriyeti’ni yöneten iradenin “dağda silahlı siyaset yapacaklarına, Meclis’te silahsız siyaset yapsınlar” politikasının birer ürünüdür.

Bu politikaya göre, terör örgütlerinin etkin olmaması için en uç görüşlerin de konuşulabildiği bir siyaset atmosferi yaratılır. Böylece zamanla bir Türkiye partisi olmak zorunda kalacak ayrılıkçı partilerin, devletin birliğine ve temel ilkelerine zarar verecek talep ve fikirlerin törpülenerek bir arada yaşama iradesinin devam edeceği düşünülür.

Devlet, HDP’nin PKK terör örgütü ile olan ilişkisini ve ideal birliği içinde olduğunu da bilir; Hüda Par’ın, iğrenç cinayetlerin faili, Hizbullah terör örgütünün siyasal kanadı olduğunu da.

Zaten HDP “PKK terör örgütüdür” diyemez, Hüda Par ise “Hizbullah terör örgütü değildir” der.

Bunu sadece “derin devlet” değil bütün parti liderleri de bilir. Fakat HDP’nin PKK ile, Hüda Par’ın Hizbullah ile irtibatını kesmelerini ve sivil siyaset yapmalarını isterler.

Bu elbette kolay bir şey değil. Çünkü terör örgütleri de kendi usullerince bu partiler üzerinde baskı ve hakimiyet kurmaktadır.

Bu yüzden devlet HDP ve Hüda Par’ın siyasi faaliyetlerine, devletin çizdiği sınırlarda kaldığı sürece, izin verir. Terör örgütünün etkinliği arttığında ve devletin çizdiği sınırı aşan bir güce ulaşmaya başladığında gücü sınırlandıran birtakım önlemler alır.

HDP’nin seçilmiş belediye başkanlarının görevden alınması ve yerlerine kayyım atanması; seçilmiş milletvekillerinin ve hatta genel başkanlarının uzun süreler tutuklu yargılanması ve gerektiğinde de partinin kapatılıp, önde gelen yöneticilerine siyaset yasağı konulması mevcut devlet aklının (müesses nizamın) bulabildiği önlemler olarak dikkati çekiyor.

14Mar/230

ADAYLAR TELEVİZYONDA TARTIŞSIN – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sADAYLAR TELEVİZYONDA TARTIŞSIN - Ruhittin SÖNMEZ

Deprem sebebiyle, 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde müzikli, gürültülü bir kampanya yürütülmeyeceği anlaşılıyor. Ben zaten gürültülü ve kirlilik yaratan seçim çalışmaları ile başka illerden taşımalarla doldurulan meydanlarda büyük mitingler yapılmasını hep anlamsız buldum.Bu faaliyetlerden etkilenerek oy verme kararını değiştiren bir seçmen olduğunu sanmıyorum.

Bildiğim kadarıyla gelişmiş ülkelerde bizdeki gibi seçim kampanyası yok. ABD’de Başkan adaylarının az sayıda açık hava mitingi yaptığını, genellikle sadece partiye bağış yapanların girebildiği kapalı salonlarda toplantıların yapıldığını öğrendiğimde çok şaşırmıştım.

Bir defasında, bir seçim sürecinde ABD’de idim. Bir seçimin olacağına dair şehirlerde bir görsel emare görmedim. Oy verme günü, üzerinde VOTE yazılı, oy sandıklarına yönlendiren küçük işaret levhaları olmasa, seçimin yapıldığını da fark etmeyecektim.

Elbette dünyada mükemmel bir sistem yok. Ancak gelişmiş ülkelerle seçim kampanyalarımızı kıyasladığımızda oldukça ilkel bir görüntü verdiğimizi kabul etmek zorundayız.

Bu bakımdan gürültülü ve çevre kirliliği yaratan parti propaganda yöntemlerinin kalıcı olarak terk edilmesini diliyorum.

Az masraflı ve halkı bilgilendirici propaganda yöntemlerini denemeliyiz.

Bu kapsamda gereken ilk şey, Cumhurbaşkanı adaylarının tartıştığı televizyon programları yapılmasıdır. Böylece yapılacak medeni tartışmalar ile vatandaşlara adaylar arasında mukayeseye imkânı verilmiş olur.

AKP öncesi Türkiye’de bu yapılabiliyordu. 21 senede daha geri gittik. Bu durumu düzeltmemiz lazım.

Adaylar bir arada tartıştığında sadece kendilerine yakın kanalları izleyenler de rakip adayın da çapını görmüş olurlar. Ve daha sağlıklı karar verebilirler.

Aynı uygulamayı yerel ölçekte de yapabiliriz. Yerel veya ulusal TV kanallarında milletvekili adaylarının tartıştığı programlar düzenlenmelidir.