Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım…

ahsen okyar
18Tem/230

ASRIN AKARYAKIT ZAMMI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sASRIN AKARYAKIT ZAMMI - Ruhittin SÖNMEZ
15 Temmuz gecesi benzin ve motorine, ÖTV ve KDV artışına bağlı olarak, litre fiyatına 6’şar TL zam
yapıldı. Bu zam asrın en yüksek akaryakıt zammı olarak tarihe geçecek.
Bu zam ile benzinin İstanbul fiyatı 28,05 TL’den 34,05 TL’ye, motorinin (mazotun) fiyatı 22,37 TL’den
26,37 TL’ye çıktı. Oransal olarak bir defada yapılan zam ortalama yüzde 22.
28 Mayıs’ta yapılan seçim günü benzin 21,25 TL, mazot ise 19,4 TL idi. 48 gün içinde yapılan zamların
oranı ise benzinde yüzde 60, mazotta yüzde 67 oldu.
Akaryakıta gelen bu fahiş zamların iğneden ipliğe her şeyin fiyatını artıracağı muhakkak.
Önceki KDV ve Kurumlar vergisinde oranların artışı, MTV’nin çift ödenmesi, her türlü vergi ve harçların
yüksek oranlı artışları ile birleştiğinde akaryakıt zamlarının enflasyonu artırıcı etkisi büyük olacak.

17Tem/230

DEMOKRASİ Mİ DARBE VE MUHTIRA MI? – Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrakDEMOKRASİ Mİ DARBE VE MUHTIRA MI? - Seyfettin KARAMIZRAK
Darbe (coup de etat), şiddeti de içerebilecek biçimde kuvvet uygulayarak, ordu ya da ordu destekçisi gruplar marifetiyle hükümeti yıkmak, değişmesini sağlamaktır.
Uyarmak, dikkat çekmek kökünü ifade eden ‘ihtar’ kelimesinden türetilen “muhtıra” ise, uyarı yazısı anlamına gelmektedir.
Türk siyasi hayatı, 28 Şubat 1997 tarihinde ‘Postmodern Darbe’ kavramıyla da tanışmıştır ki, bu dönemde ordunun hükümete yönelik muhtıra niteliğindeki açıklamaları, bir ordu mensubunun diliyle bu anlamı kazanmıştır.
Askeri darbe ile ihtilal arasında bariz fark vardır. İhtilal (revolution), darbeden farklı olarak, şiddet yoluyla sadece mevcut hükümeti değil, siyasi düzeni (rejimi) de değiştirir.
Ayrıca ihtilaller darbelerde olduğu gibi bir grup azınlığın değil, büyük bir çoğunluğun eseri
olarak vücut bulurlar.

15Tem/230

Unutmadık, unutturmayacağız – Fahri SAĞLIK

fahri sağlıkUnutmadık, unutturmayacağız - Fahri SAĞLIK

Avrupa'da İkinci Dünya Savaşı'nın ardından en büyük insanlık trajedisi olarak nitelendirilen Srebrenitsa soykırımı, aradan geçen 28 yıla rağmen asla unutulmadı unutturulmayacaktır. Hatırlanacağı gibi Sırp saldırılarından kaçan binlerce Boşnak, BM tarafından “güvenli bölge” ilan edilen ve 400 Hollandalı barış gücü askeri tarafından korunan Srebrenitsa’ya sığındı. Sığınmacılardan yaklaşık 25.000’i, barış gücü askerlerince Srebrenitsa’ya birkaç kilometre mesafedeki Potaçari’de bulunan bir akü fabrikasına yerleştirildi. Fabrikadaki savunmasız binlerce Boşnak, Hollandalı askerlerce 11 Temmuz 1995’te Ratko Miladiç, nam-ı diğer “Sırp Kasabı”, komutasındaki Sırp askerlerine teslim edildi. Askerler 12 yaş üstü tüm erkekleri bir yana, kadınları da diğer yana ayırdılar. Kadınlara tecavüz edildi, erkekler ise kamyon ve otobüslere doldurularak ölüme götürüldü.

14Tem/230

KAPTANIN YENİ ROTASI: BATI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sKAPTANIN YENİ ROTASI: BATI - Ruhittin SÖNMEZ
Türkiye ve Rusya devlet başkanları Erdoğan ve Putin arasındaki ilişkilerin en iyi seviyede olduğu bir
zaman diliminde Cumhurbaşkanlığı seçimlerimiz yapıldı. Putin seçim sürecinde Erdoğan’ın yeniden
seçilebilmesi için müthiş destek verdi. 25 milyar dolar civarında olduğu söylenen doğalgaz
ödemelerini erteledi. Seçim kampanyasında kullanılan Nükleer santral ile alakalı / alakasız bir törenin
yapılmasını bile kabul etti.
Buna karşılık aynı dönemde Türkiye’nin ABD ve AB ülkeleri ile ilişkilerinde soğuma oldu. Taha
Akyol’un ifadesiyle, “Özellikle 2015’ten itibaren Batı’dan Erdoğan’a yönelen ‘otokrat’ suçlamaları ve
hukuk ihlalleri açıklamaları Erdoğan’ı öfkelendirdi.
CB sistemi referandumu sırasında ‘bunlar Haçlı İttifakı’ diye konuştu… Merkel Almanya’sını ‘Nazi
sizsiniz’ diye suçladı. (9 Kasım 2016)
‘AB üyeliğine ihtiyacımız kalmadı’ diye açıklamalar yaptı. (1 Ekim 2017)”
Sabah Gazetesi’nde Talha Köse’nin ifadesiyle, “Türkiye-AB ilişkileri son on yılda fazlaca yoruldu ve
yıprandı. Karşılıklı olarak güven yitimi söz konusu oldu.”
Buna rağmen, Rusya’nın geçen yıl Ukrayna’yı işgal etme teşebbüsünden bu yana, Türkiye, Rusya ile Batı
arasında, dengeli bir orta yol izledi. Bu süreçte ambargo altındaki Rusya’nın dışa açılan bir kapısı oldu.
Rusya’ya ihracatını artırdı ve indirimli Rus gazı satın alarak ticari bağlarını genişletti.
Ukrayna tahılının Karadeniz üzerinden ihracatını güvence altına alan BM anlaşmasına yardımcı olarak,
Rusya’nın da Batı’nın da işine yarayan akıllı ve dengeli bir politika izledi.

11Tem/230

KANDIRILMANIN DAYANILMAZ RAHATLIĞI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sKANDIRILMANIN DAYANILMAZ RAHATLIĞI - Ruhittin SÖNMEZ
Dar ve orta gelirlilerin hayatını daha da zorlaştıracak olan zam sağanağı devam ediyor.
28 Mayıs Cumhurbaşkanlığı 2. Tur Seçiminden sonra, döviz kurlarının artışıyla yüzde 30 mertebesinde
devalüasyon yaşadık. Arkasından KDV oranlarının yükseltilmesi, her türlü vergi ve harçlara gelen
yüzde 50 zam, MTV için bir defaya mahsus bir yıllık vergi kadar daha vergi konulması, yurtdışından
alınan telefonların kayıt harcı 6 bin TL’den 20 bin TL’ye çıkarılması ve daha niceleri geldi.
Sadece vergilerle kalmıyor. Akaryakıttan tekel ürünlerine, gıdadan ulaşıma, enerjiden eğitime,
sağlıktan barınmaya kadar aklınıza gelecek her türlü mal ve hizmetin fiyatı artıyor, artmaya devam
edecek.
Tabii ki fiyatların durdurulamaz artışları karşısında asgari ücrete, çalışan ve emeklilerin maaşlarına
da zamlar yapılmakta. Fakat maaş zamları artan fiyatların hem gerisinde kalmakta ve hem de yarattığı
geçici ferahlama iki ay içerisinde yok olmakta.
Çalışan memurlarda en düşük maaş 22 bin TL’ye yükseltildi. Ama bu rakamın üstünde almakta
olanların aylıkları taban maaşa yakınlaştı. Yeni Asgari Ücret en düşük memur maaşının yarısı kadar
(11.402 TL).
Emeklilere verilen yüzde 25 zamma rağmen ortalama emekli maaşları asgari ücret mertebesinde.
Temmuz zammı ile en düşük emekli memur aylığı 9.876 TL oldu.
Sonuçta nüfusun üçte ikisi asgari ücret veya yakınında gelire sahip. Yani (33.789 TL olan) yoksulluk sınırının çok altında, açlık sınırı mertebesinde veya biraz altında bir meblağla geçinmeye çalışıyor.
Buna rağmen son seçimlerde, nasıl oldu da AKP yüzde 36 oy alarak birinci parti oldu, Cumhur İttifakı
TBMM’de çoğunluğu aldı ve R. Tayyip Erdoğan yüzde 52 oyla Cumhurbaşkanlığını 3. defa kazandı.

8Tem/230

İsmail Sarıca’nın örnek gösterdiği o köy – M. Tanzer ÜNAL

smail-sarica-2

İsmail Sarıca’nın örnek gösterdiği o köy - M. Tanzer ÜNAL

     Bayram öncesi içimden hiç siyaset yazmak gelmiyor.

Bugün size bir köyün başarı hikâyesinden söz etmek istiyorum.

O köy, yakın çevremizden değil.

Yazacağım, Yozgat’ın Sorgun İlçesi’nin Kabalı Köyü.

O köyü bana Kandıra’nın yetiştirdiği değerli insan İsmail Sarıca tanıttı.

Geçen hafta o köy ile ilgili gönderdiği fotoğraf ve bilgiler, inanın son günlerde gelişen olaylar nedeniyle bunalan ruhumu biraz olsun serinletti.

Bu fotoğraf ve bilgiler bir başkasından gelse, pek ciddiye almazdım.

Ama İsmail Sarıca’dan geliyordu.

7Tem/230

YANLIŞ VERİ İLE DOĞRU POLİTİKA OLMAZ – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sYANLIŞ VERİ İLE DOĞRU POLİTİKA OLMAZ - Ruhittin SÖNMEZ
“Politika tartışmalarını veri bazlı yap.”
Bu söz Chicago Üniversitesi Öğretim üyesi olan Türk bilim insanı Prof. Dr. Ufuk Akçiğit’e ait. “Verimli ve
rekabet edebilir bir Türkiye için” ilk yapılması gerekenlerden biri olarak bu tavsiyeyi yapmıştı.
Çünkü doğru ve güvenilir verilere dayanmayan tartışmalar gerçekler üzerinden değerlendirmelere
imkân vermez; duygulara, ön yargılara, sempati veya antipatilere dayalı hale gelir.
Böyle olunca çevresinde gördüğü araba sayısı, dolu lokanta ve otellere bakarak “ekonomide işler
tıkırında” zannedenler olur. Türkiye’yi, ekonomik büyüklük açısından, Dünya sıralamasında 17’ncilikten,
21’inci sıraya düşüren yönetimi başarılı bulanlar çıkar.

4Tem/230

Yarına Hoş Geldiniz.. / Dr. Taner AKMAN

7_bYarına Hoş Geldiniz.. / Dr. Taner Akman

1-Oto tamir atölyeleri gelecekte var olmayacak.

2-Bir benzinli / dizel motorda 20.000 ayrı parça bulunur. Elektrikli motor ise 20. Elektrikli araçlar ömür boyu garantili satılmakta ve sadece satıcılar tarafından tamir edilmektedir. Bir elektrik motorunun çıkarılması ve değiştirilmesi yalnızca 10 dakika sürer.

3-Arızalı elektrik motorları bayide tamir edilmemekte, robotlarla tamir edilen bölgesel bir tamirhaneye gönderilmektedir.

4-Elektrikli motor arıza lambanız yandığında, Arabanız, araba yıkamaya benzeyen bir istasyona götürüyorsunuz ve bir fincan kahve içerken arabanız tamir ediliyor olacak.

5-Benzin pompaları gidecek.

23Haz/230

MÂKÛLİYETTEN UZAKLAŞTIK – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sMÂKÛLİYETTEN UZAKLAŞTIK - Ruhittin SÖNMEZ
İlahiyatçı Ayşe Sucu benim çok saygı duyduğum ve yazılarından faydalandığım bir yazarımız. Sözcü Gazetesinde yayımlanan, toplumsal sorunlarımız ve din anlayışımıza dair çok değerli tespitler yapan köşe yazılarıyla önemli bir hizmet yapmakta.

Ayşe Sucu, 19.06.2023 tarihli son yazısında, ahlak ve siyasetteki savrulmamıza karşı çözüm yolu olarak “MÂKÛLİYETE ÇAĞRI” yapıyor.
Mâkûl “akla uygun, akıllıca, aşırı olmayan, uygun anlamına geliyor. Mâkûliyet ise makul olma durumu yani “akla uygunluk, anlayışlılık” anlamlarını taşıyor.

Ayşe Sucu, “Her toplumun, sosyal hayatı düzenleyen, bireylerin davranışlarına yön veren ve onlara kimlik kazandıran değerleri vardır. Buna milli kültür de diyebiliriz. Devletin devamında, ailenin korunmasında, acı tatlı hadiseler karşısında, sosyal ve siyasal ilişkilerde ortak hafıza devreye girer. Bu karakter/mizaç
ya da bu toplumsal yapı bileşeni, kendi potasında toplumun fertlerini eritir. Böylece ‘mâkûliyet’ veya ‘mâkûl insan anlayışı’ ortaya çıkar.
Bizim nesil biraz bu ortamları yakaladı. Ancak yeni dönemlerde bu tavrı görmekte zorlanıyoruz” diyor.

20Haz/230

KIRSALDAN OY ALMANIN ZORLUĞU – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sKIRSALDAN OY ALMANIN ZORLUĞU - Ruhittin SÖNMEZ
Muhalefetin seçim sonrası özeleştirileri ve gelecek seçimlere hazırlıkları kapsamında yapılan değerlendirmelere bir katkı sunalım.
CHP Genel Başkanının değiştirilmesi, İYİ Parti’nin tepe yönetiminde revizyon, DEVA, Gelecek, SP’nin bir ortak Meclis Grubu kurması veya tek parti çatısı altında birleşmesiyle çözülemeyecek kadar temel
sorunlar olduğunu görmek gerekiyor.

Temel sorunları çözmeden, bu tür değişiklikler yapılsa bile, 5 sene sonra olağan sürede yapılacak veya fevkalade bir durum çıkarsa 2 sene sonra yapılabilecek olağandışı erken seçimde muhalefet yetersiz
kalabilir.

Cumhurbaşkanlığı seçiminin 2. Tur sonucu R.Tayyip Erdoğan yüzde 52, K. Kılıçdaroğlu yüzde 48 oldu. İki aday arasındaki oy farkı 2 Milyon 330 bin oldu.

Yani Kılıçdaroğlu Erdoğan’a oy veren 1 milyon 166 bin seçmeni (yani toplam geçerli oy kullanan seçmenlerin yüzde 2,2’sini) ikna edip oyunu alabilmiş olsaydı seçimi kazanan taraf olacaktı.

Görünüşte muhalefet için çok büyük hezimet, iktidar için büyük bir zafer yok gibi gözüküyor. Ama bu tür seçimler puan usulü değil. Bir oy bile önde olsa kazanan iktidar gücünü tümüyle ele geçiriyor. Bu ağır
ekonomik krizin faillerinden geride kalmak açık bir başarısızlıktır.

Bu bakımdan muhalefet moral motivasyonu bozmadan özeleştiri yapmalı. İlk yerel seçimlerde büyükşehir belediyelerinin tamamını, diğerlerinin de mevcudun üstünde sayıları kazanmak için en etkili önlemleri almalıdır.

16Haz/230

NE DEDİLER NE YAPIYORLAR? – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sNE DEDİLER NE YAPIYORLAR? - Ruhittin SÖNMEZ

R.T. Erdoğan ve ortakları, seçimden önce ekonominin iyi durumda olduğunu, başarılı ekonomi yönetimi sayesinde “dünyadaki olumsuz gelişmelerden en az etkilenen ülkelerden olduğumuzu” söylüyordu.

Erdoğan, 19 Mayıs 2023’te, yani seçimden 5 gün önce bile, CNN'e verdiği röportajda, faiz oranlarını baskılama kararını savunmuştu.

“Faizi düşürmenin olumlu sonuçlar verdiğini”,28 Mayıs’ta yeniden seçilirse artan fiyatlarla mücadele etmek için faiz oranlarını düşürmeye devam edeceğini” belirtti.

Erdoğan, “Faiz oranları ile enflasyon arasında pozitif bir ilişki olduğuna dair bir tezim var. Faiz oranları ne kadar düşük olursa enflasyon da o kadar düşük olur. Attığımız adımların sonuçlarını gördük” ifadelerine yer verdi.

Seçim sonrasında enflasyonun daha da düşeceğini belirten Erdoğan, “Seçim sonrasında lütfen beni takip edin, faizle birlikte enflasyonun da aşağı ineceğini göreceksiniz” dedi.

Oysa şimdi gördük ki, Türkiye Ekonomisi çok kötü durumda imiş. Kurtarıcı olarak İngiltere’den Maliye ve Hazine Bakanı, ABD’den Merkez Bankası Başkanı getirildi.

Bakan Mehmet Şimşek son yıllarda uygulanan ekonomi politikalarının, seçimden önce övgü ile bahsedildiği gibi olmadığını, “irrasyonel” yani akıl ve bilimden uzak olduğunu şu cümle ile anlattı: “Türkiye’nin RASYONEL BIR ZEMINE DÖNME dışında bir seçeneği kalmamıştır.”

Bakan Mehmet Şimşek’in yakın çevresine “Türkiye’de ekonomik durumun hayal ettiğinden daha kötü olduğunu”söylediği bilgisi de basında yer aldı.

Erdoğan’ın, yaptığı açıklamadan,  “Hazine ve Maliye Bakanımızın şu andaki düşüncesi noktasında, biz tabii kendisine burada atacağı adımları süratle, rahatlıkla Merkez Bankası’yla beraber atmasını KABULLENDİK” diyerek, kurların ve faizin yükselmesine onay verdiğini öğrendik.

Milletimize dünyanın en pahalı deneyini yaşatan Erdoğan ve ekibinin, yeni ekonomi bakanı ve Merkez Bankası Başkanına “Nass var size bize ne oluyor?” diyemeyeceği belli oldu.

Çünkü, “Nass” gerekçesiyle TCMB gösterge faizlerinin düşürülmesinin, kurların döviz satarak baskılanmasının, Kur Korumalı Mevduat uygulamasının akıl dışı olduğu açığa çıktı.

Bu uygulamalar sebebiyle kredi ve mevduat faizleri yükseldiği gibi kurlar ve enflasyon da yükselmeye devam etti.

Hemen seçimin ertesinde 2 hafta içinde, elde döviz rezervi kalmadığından, kurlar üzerindeki baskı hafifledi ve fiilen yüzde 18 devalüasyon oldu.

Demek ki, ekonominin durumu ve gelecekte uygulanacak politikalar hakkında yanlış ve yanıltıcı bilgi verilmiş ve halkımız kandırılmıştı.

15Haz/230

BABA OLMA SORUMLULUĞU – Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrakBABA OLMA SORUMLULUĞU - Seyfettin KARAMIZRAK

Hiç kimse iyi baba olarak doğmaz. İyi baba olmak; sabır, sevgi, özveri, hoşgörü, değer verme, empati yapma ve bilgi işidir. Çocuğun her yönlü gelişiminde yeri doldurulamaz olan babayı hep; "eve ekmek getiren adam" olarak gördük.

Teknolojik gelişmelerle birlikte toplum ve aile yapısındaki değişiklikler, anne baba rollerinde değişikliklere neden oldu. Çocukların yetiştirilmesinde artık babaya daha fazla iş düşmektedir.

Çocuk, kitapların yazmadığı, öğretmenlerinin öğretmediği pek çok yaşam bilgisini babasından öğrenir. Ergenlik çağına gelmiş genç ise, baba istese de, vakti olsa da, artık yaşam bilgisini dışarda aramaya yönelecektir. O zaman da baba çok geç kalmış olacaktır.

Babalarından ilgi ve sevgi gören çocukların daha sosyal oldukları, arkadaşlarıyla sağlıklı ilişkiler kurabildikleri, kendilerine daha çok güvendikleri, yaşamın zorlukları ile baş edebildikleri, liderlik özellikleri taşıdıkları, uyumlu ve mutlu oldukları bilinmektedir.

13Haz/230

PUTİN ERDOĞAN’A ÖĞÜT VERDİYSE…- Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

PUTİN ERDOĞAN’A ÖĞÜT VERDİYSE…- Ruhittin SÖNMEZ

Rusya devlet başkanı V. Putin ile T.C. Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan şu sıralar tam birer kanka görünümündeler.

Putin, Erdoğan’ın seçimi kazanması için destek oldu. Seçim öncesi doğalgaz ödemelerini erteledi. İnşaatı devam eden nükleer santral ile alakalı, (teknik olarak pek de anlamlı olmayan), bir tören düzenlenmesine katkı verdi.

Rusya’nın bir yandan Ukrayna ile devam eden savaşı, diğer taraftan sıcak denizlere indiği Suriye’de kalıcı olması ve NATO devletlerinin uyguladığı ambargolar sebebi ile Türkiye’ye ihtiyacı var.

Türkiye, Rusya için bir enerji koridoru olmanın yanında, NATO içinde iken S400 hava savunma sistemi alan bir ülke. Türkiye (doğalgaz, petrol ve nükleer) enerjide büyük ölçüde Rusya’ya bağımlı.

Bu özel şartların yanında iki ülke liderinin yönetim tarzında da benzerlikler olması da önemli.

Putin ve Erdoğan anayasalarında yazan “iki defadan fazla Cumhurbaşkanı seçilemez” kuralını delmiş iki lider.

9Haz/230

ESAS BEKA SORUNU EKONOMİ – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sESAS BEKA SORUNU EKONOMİ - Ruhittin SÖNMEZ

Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimlerinde sonucu belirleyen oylar ekonomi değil, “beka sorunu” endişesi ile verilen oylardı.

Oysaki gördük ki ekonomi artık yönetilemez hale gelmişti. Bir numaralı sorun ekonomi idi.

Halkımız bunu seçim sonrası 10 gün içinde yüzde 17 devalüasyon yaşayarak öğrenmeye başladı.

28 Mayıs’ta 19,90 TL olan dolar kuru 23,25 TL’ye çıktı. TL’nin değer kaybının süreceğinden herkes emin. 1 doların 25-35 ve hatta 40 TL’ye çıkacağına dair tahminler var.

6Haz/230

RASYONEL ZEMİNE DÖNME – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sRASYONEL ZEMİNE DÖNME - Ruhittin SÖNMEZ

Maliye ve Hazine’nin giden ve yerine gelen (halef-selef) AKP’li bakanları İngilizce kavramlarla konuşmayı seviyor.
Giden bakan Nureddin Nebati, “Ortodoks politikalardan epistemolojik kopuş” olarak tanımladığı ekonomik kararların uygulayıcısı idi. Bu politikalarla Türkiye ekonomisi uçurumun eşiğine kadar geldi.
Yerine gelen bakan Mehmet Şimşek ise “Türkiye’nin RASYONEL BIR ZEMINE DÖNME dışında bir seçeneği kalmamıştır” görüşünde.
Bakan Mehmet Şimşek, bu ifadesiyle, son dönemlerde AKP hükümetlerinin uyguladığı ekonomik programların “irrasyonal” yani akıl dışı olduğunu peşinen ilan etmiş oldu.
Bakan M. Şimşek’in “Kurala dayalı, öngörülebilir bir Türkiye ekonomisi, özlenen refaha ulaşmamızda anahtar olacaktır. Kurumsal kalite ve kapasitemizi güçlendirerek makro finansal istikrarı
önceliklendireceğiz” cümlesi çok önemli.
Bu cümle içinde kullanılan KURALA DAYALI, ÖNGÖRÜLEBİLİR VE KURUMSAL KALİTE kavramlarına dikkat çekmek istiyorum.
“Damat Berat Albayrak ve Nureddin Nebati’nin Maliye ve Hazine Bakanlığı koltuğunda oturduğu dönemde uygulanan ekonomi politikalarını tarif et” deseler, en iyi bu kavramlarla tanımlayabiliriz. Bu iki bakan döneminde,
Akla uygun olmayan,
Bilime ve gerçek ekonomi uzmanlarının genel kabul görmüş uygulamalarına ters,
Kuralsız,
Öngörülemeyen ve Kurumsal yapının niteliksiz ve etkisiz olduğu bir yönetim yaşadık.
Bu yönetim tarzıyla Türkiye ekonomisi 10 sene öncesine geriledi, halkımız fakirleşti ve ekonomi içinden çıkılması çok zor bir darboğaza girdi.
Borçlar gırtlağa kadar gelmiş durumda. Dış Ticaret Açığı büyümeye devam ediyor.
Borçları çevirmek, enerji ve ilaç gibi zorunlu kalemleri ithal edebilmek, ithalata bağımlı sanayimizde ve tarımımızda üretim yapabilmek için döviz gerekli.
Hazine ve Merkez Bankası tamtakır. %10-11 tefeci faizleriyle bile borç bulunamıyor. (Osmanlı Devleti’ni batıran dış borçların faizi bile bu oranların yarısı kadardı.)
Aslında ekonomideki bu akıl yolundan kopuş, adı geçen bakanların değil, “ekonomist” R. T. Erdoğan’ın eseri idi. Çünkü O “her şeyi ben yöneteceğim” arzusundaydı. “Söz dinleyen” Bakanlar ve Merkez Bankası Başkanlarıyla çalışıyordu.
Zaten RTE “ekonominin sorumlusu benim” diye defalarca söyledi.
Türkiye’de ekonomik çöküntünün, yeni bir yönetim anlayışına dönüş olmadan düzeltilmesi mümkün değildi.
Ekonominin nispeten daha iyi olduğu dönemde bakanlık yapmış olan Mehmet Şimşek işte bu yüzden yeniden bakan yapıldı.

4Haz/230

Seçim Sonuçları Türkiye`de Siyasi Değişimi İsteyen Herkesi Derinden Üzdü ve de Öfkelendirdi. – Prof. Dr. Hakki KESKİN

indir

Seçim Sonuçları Türkiye`de Siyasi Değişimi İsteyen Herkesi Derinden Üzdü ve de Öfkelendirdi. - Prof. Dr. Hakki KESKİN, Siyaset Bilimci 1.6.2023

Çünkü halkın büyük bir kesiminin ekonomik ve sosyal durumu bunu gerektiriyordu,

Çünkü enflasyon ve dolar karşısında Türk lirasının sürekli değer kaybı halkın satın alma gücünü sürekli olarak daraltıyordu,

Çünkü süregelen yolsuzluklar artan bir tepkiyi gerektiriyordu,

3Haz/230

Fatih S. Mehmet İstanbul’u Aldı, Atatürk İstanbul’u Vermedi – Cafer GENÇ

Fatih S. Mehmet İstanbul’u Aldı, Atatürk İstanbul’u Vermedi – Cafer GENÇ

Fatih Sultan Mehmet, 29 Mayıs1453 yılında İstanbul’u Bizans’tan aldı. Türk yurdu yaptı. Atatürk de Kurtuluş Savaşı’mızın zaferi ile İstanbul’u Bizans kalıntılarına vermedi. Türk yurdu olarak kalmasını sağladı.

Köşe yazımda Atatürk’ü çok anlattım. Bugün 29 Mayıs, İstanbul’un Fethinin 570. yıl dönünü. Günün anlamına uygun olması düşüncesiyle bugünkü yazımda Fatih’i ve Fethi ele alayım.

12 yaşında tahta geçip 21 yaşında İstanbul’u fethederek Orta Çağı kapatıp Yeni Çağı açan Fatih Sultan Mehmet (2. Mehmet), 30 Mart 1432 yılında Edirne’de doğdu. Babası Sultan 2. Murat, annesi Humâ Hatun’dur. Fatih Sultan Mehmet, devrinin en büyük âlimlerinden çok iyi eğitim görmüştür., yedi yabancı dil bilmektedir.

Fatih Sultan Mehmet, iki dönemde 32 yıl kadar hükümdarlık yapmıştır ve kendisi bizzat ordunun başında 25 sefere katılmıştır. İstanbul’u fethedip çağ kapatıp yeni bir çağ açmış ve aynı zamanda 1100 yıllık Doğu Roma İmparatorluğu’nu ortadan kaldırmıştır.

2Haz/230

YALANA DOLANA TALANA ÖDÜL – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sYALANA DOLANA TALANA ÖDÜL - Ruhittin SÖNMEZ

Cumhur İttifakı adayı R. T. Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmasında Millet İttifakı partileri hakkında söylediği itham, hakaret ve iftira içerikli paylaşımlar çok etkili oldu.

“Onlar Kandil’den emir alıyorlar, biz Allah’tan emir alıyoruz.”

“Onlar LGBT’ci.” “Onlar Öcalan’ı serbest bırakacaklar” gibi sözlerle rakiplerini meydanlarda, cami avlularında yuhalattılar.

CHP adına yapılmış gibi “Sana Söz: Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu’da özerklik ilan edeceğiz.” “Sana Söz: İktidara gelirsek oğlun isterse erkek arkadaşıyla evlilik yapabilecek” şeklinde iftira içeren sahte afişlerle bilboardları doldurdular.

Bu akıl almaz sözleri İçişleri Bakanı Süleyman Soylu meydanlarda seslendirdi. Hatta “Onlar insanlarla hayvanları evlendirecekler” boyutuna kadar taşıdı.

Koskoca Cumhurbaşkanı, montaj olduğunu bilerek, Kılıçdaroğlu ile PKK liderini birlikte “haydi” dedirten video izletti. Bu videonun montaj olduğunu itiraf ettikten sonra da (Kısıklı’daki zafer konuşmasında) aynı suçlamada bulundu.

Bunların hepsinin yalan olduğunu, hem kendileri biliyordu. Ve hem de onlara oy verenler.

Gelişmiş demokrasilerde toplumun hiç kabullenemediği olay kendisini yönetenlerin ve yönetmeye talip olanların yalan söylemesidir. Çünkü başka bir konuda da yalan söyleyerek kendilerini kandırabileceği ve millete yaptığı kötülükleri gizleyebileceğini düşünürler.

Bu ülkelerde yalan söyleyen, iftira eden ve yolsuzluklarla adı anılan kişilerin siyasi hayatı biter.

Bizde tam tersi oldu. Vatandaşlarımızın yarıdan çoğu bunlara ödül verdi.

“Sadece bir ihalede 1 milyar dolarlık rüşvet” iddialarının bile, daha önceki yolsuzluk iddiaları gibi, iktidara hiç zarar vermediği görüldü. Kimileri “iftira” saydı, kimileri “çalıyorlar ama çalışıyorlar”, kimileri de “bizden olan iktidara zarar verecekse görmemek lazım” diye düşündüler.

Bunu yapanlar ise kendilerini herkesten daha Müslüman, daha milliyetçi, daha yerli ve milli saymaktalar.

1Haz/230

DEĞİŞİM – Habip Hamza ERDEM

indirDEĞİŞİM - Habip Hamza ERDEM

Şimdilerde bir ‘Değişim’ modası başlamış görünüyor.

Ancak bu kez, birkaç gün önce yapılan, sözde ‘demokratik seçim’de muhalefetin öngördüğü toplumsal ve siyasal ‘değişim’ değil ama iktidara gelmek için muhalefetin kendi yapısında yapacağı bir ‘değişim’den söz edilmektedir.

Yani yine gömleğin düğmesi baştan yanlış iliklenmektedir, ki üzerinde fırtınalar koparılacak ‘değişim’le bir sonuç alınamayacağı şimdiden söylenebilir.

Oysa, o bildik söze uygun olarak iki seçenek vardır: ‘ya bir yol bulunacak ya da yeni bir yol yapılacaktır’.

Şimdi, öncelikle, o ‘sözde demokratik seçim’in izlenecek ‘yol’ olmadığının ayırdına varmak ve düğmeyi tam da bu noktadan bağlamak gerektiğinin altını çizmek gerekiyor.

Yani öncelikle, son yirmi yılda yapılan tüm sözde seçimlerin, gerçekte ‘seçim’ değil ama birer ‘plebisit’ olduğunun ayırdına varmadan bir arpa boyu yol alınamayacağını kabul edilmelidir.

31May/230

GELİN TANIŞ OLALIM – Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrakGELİN TANIŞ OLALIM - Seyfettin KARAMIZRAK
“Gelin tanış olalım, İşi kolay kılalım. Sevelim sevilelim, Dünya kimseye kalmaz.” Yunus Emre.

Yıllar önce öğretmen arkadaşımla İstanbul’a gitmiştik. İlk kez gördüğüm bu eşsiz ve gizemli kent beni çok etkilemişti. Bir de yaşadığım bir olay:
Durakta, bir bayanın; “hastam var parasız kaldım, memleketime gitmek için yol parası verir misiniz?” şeklinde “boynu bükük” konuştuğunu görünce içim sızlamıştı. Cüzdanımı çıkarmaya çalışırken, arkadaşım elimi tuttu; “sakın verme” dedi. Bu davranışını
yadırgamıştım. Bozuldum doğrusu, “neden engel oldun yardım edecektim” diye sitem ettim uzaklaşırken.
Gülerek, “benzerlerini çok göreceksin, senin gibi duyguları temiz insanları böyle avlıyorlar” dedi. O gün yine, aynı şekilde birkaç dilenciye rastladığımda “insanlarımıza ne oldu” diye hayıflanmıştım.