Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım…

ahsen okyar
17Eki/230

SİYASETE İLGİ AZALDI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sSİYASETE İLGİ AZALDI - Ruhittin SÖNMEZ
Bir haftalık Orta Avrupa gezimizin ilk durağı Budapeşte’de, rehberimiz Macaristan halkının siyasete alakasının Türkiye’deki gibi olmadığını anlattı. Kendisi bir Macar hanımla evli olan ve 12 senedir Budapeşte’de yaşayan birinin tespiti benim için önemliydi.
Yine rehberimiz Macaristan TV’lerinde siyasi haberlerin en fazla 3 dakika sürdüğü, bu haberlerin de ülkeyi ziyaret eden yabancı bir devlet başkanının gelmesi gibi konulardan oluştuğu, TV’lerde siyasi tartışma programlarının olmadığı ve seçimlere katılma oranının yüzde 70’in altında kaldığı
bilgilerini de verdi.
Sevgili Türkiye’mde ise seçimlere katılma oranı yüzde 90’a yakındır. TV kanallarında haberlerin dörtte üçünü siyasi haberler oluşturur. Cumhurbaşkanının ve siyasi parti liderlerinin konuşmaları, gerekirse en çok izlenen TV programları bile kesilerek canlı verilir. Sonra da saatlerce yorumlanır.
“Macaristan’da siyasete ilgi neden bu kadar az?” diye anlamaya çalıştım.
Çünkü, Türkiye’de de -Mayıs 2023’te yapılan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili genel seçimlerinden
sonra- siyaseti takip eden vatandaşların önemli bir kısmında bir bezginlik, kırgınlık ve siyasi gelişmelere karşı bir ilgisizlik gözlemliyorum. Bu ilgisizlik siyasi tartışma programlarının izlenirliğini, köşe yazılarındaki siyasi içerikli yorumların okunurluğunu azalttığını düşünüyorum.
Türkiye’nin geleneksel yapısına pek uygun olmayan bir toplumsal değişim yaşıyoruz kanaatindeyim.
Acaba bu ilgisizlik devam edecek mi, ederse bunun siyasi gelişmelere etkisi nasıl olacak bilemiyoruz.

16Eki/230

#DEĞİŞİK #GARUŞUK – Kandıralı FETHİ

fethi duru#DEĞİŞİK #GARUŞUK - Kandıralı FETHİ

#DEĞİŞİK #GARUŞUK ordann / burdan bii yazı olsun..

VEP OFSET #MECMUA lar (mecmua ne..??? Nerden bilecek YENİ NESİL)

#SES ve #HAYAT Dergileri

Ayhan IŞIK dan tutunda Filiz AKIN a

YEŞİLÇAM’a star çıkaran, MAGAZİN BASINI.. ARTİZZZ ajansları....

Güzellik yarışmaları

Hürriyet, Milliyet, Son havadis, Akşam, Tercüman Gazeteleri

Hafta SONU, pazar EK leri...

Gazteci #FAHRETTİN abimiz.. Hani şu Minübüscü #ÖZKAN abimizin, ABİSİ.. EN SON BELEDİYE altı...

SAM AMCA nın resminin olduğu, Hani şu, YARIM METRELİK fötr şapkalı, TENEKE KUTU lardaki Pis kokulu #SÜT #TOZLARI..

14Eki/230

Din ve Dindarlık – Fahri SAĞLIK

fahri sağlıkDin ve Dindarlık - Fahri SAĞLIK

Din ile onun insan hayatına yansımalarını ifade eden dindarlık farklı mefhumlardır. Din, insanın Allah’la, hemcinsleriyle ve diğer varlıkla ilişkilerini düzenleyen ilahi kurallar / öğretiler / değerler manzumesidir. Dindarlık ise, bu kuralların insanlar tarafından anlaşılan ve bireysel / toplumsal hayata taşınan ve yaşanan yönüdür. İnancımız göre din, salt hakikattir. Dindarlık ise bu hakikatin beşer aynasında yansımasıdır.

Dindarlığın içinde insanın zihinsel, duygusal ve kültürel katkıları ve etkileri söz konusudur. Psikolojik, sosyolojik ve kültürel etkenlerle beraber yanlış anlama, eksik uygulama, yöntem problemi gibi bil ilave edildiğinde din ile dindarlığın arasındaki farklar daha iyi anlaşılır.

Dinî hayatın, dindarlığın görülen ve görülmeyen yüzü vardır. Camiler, mabetler, simgeler, semboller, kıyafetler, dinin görünen, şeklî ve maddî boyutlarıdır. Dinin maddî tezahürleri camilerde namaz kılanların sayıları ile kısmen ölçülebilir. Kılınan namazın huşu içinde edası ve insanları hayâsızlık ve kötülükten uzak tutmasını tam olarak ölçmek çok zordur. Allah katında asıl dindarlık bu son kısım ile değerlendirilmektedir.

13Eki/230

YÜZ YILDAN ÇOK YAŞAMAK İSTER MİSİNİZ? – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

YÜZ YILDAN ÇOK YAŞAMAK İSTER MİSİNİZ? - Ruhittin SÖNMEZ

Türkiye geçmiş yıllara göre daha yaşlı bir ülke haline geliyor. Çünkü bir yandan doğum oranları düşerken diğer tarafta ortalama ömür süresi artıyor.

Yeni doğmuş bir bireyin yaşaması beklenen ortalama yıl sayısına "doğuşta beklenen yaşam süresi" deniyor. Türkiye'de bu süre 2018-2020 döneminde 78,3 yıl oldu.

Bu bütün nüfusu kapsayan ortalama değer. Kadınlar erkeklerden ortalama 5,5 yıl fazla yaşıyor. Yani "doğuşta beklenen yaşam süresi" erkeklerde 75,6 yıl, kadınlarda 81,1 yıl.

TÜİK verilerine göre, halen 30 yaşında olanların beklenen hayat süresi ortalama 49,7 yıl. Halen 50 yaşında olanların beklenen hayat süresi ortalama 30,5 yıl ve halen 65 yaşında olanların beklenen hayat süresi ortalama 17,8 yıl olarak hesaplanmış.

Bu ortalama ömürlerin çok altında iken hayatını kaybedenler olduğu gibi veya epey üstünde yaşayanların da olması normal. Ancak 80’li yaşları geçmek beklentinin üstünde yaşamak demek.

10Eki/230

GERİLLA SAVAŞI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sGERİLLA SAVAŞI - Ruhittin SÖNMEZ
Hamas’n İsrail’e karşı başlattığı “Aksa Tufanı” operasyonunun ardından İsrail’in “topyekûn savaş” kararı alarak başlattığı büyük askeri eylemlerin çok önemli sonuçları olacak.
Hamas’ın bu operasyonu hem büyüklük ve hem sonuçları açısından o kadar büyük ve beklenmedik ki, “İsrail’in 11 Eylül’ü” olarak adlandırılmakta. İsrail’in şimdiden 700 ölü ve askeri yöneticiler dahil çok sayıda esir verdiği bildiriliyor. İstihbaratı ve yüksek teknolojili koruma sistemleriyle ünlü İsrail için bunlar açıklanabilir, kabul edilebilir zafiyetler değil.
Hamas’a lojistik desteği İran’ın verdiği iddiası var. Öyleyse sebebini anlamak zor.
Ama sonuçlarını da düşünce, “bu işin arkasında uzun vadeli çıkarları doğrultusunda İsrail/ABD’nin stratejik bir planı da olabilir” diyenler haklı çıkabilir.
İsrail’in vereceği cevapla Filistinli can kayıplarının kat be kat fazla olacağı öngörülüyor.
Orantısız iki düzenli gücün çatışması durumunda alınacak ve verilecek zayiatın büyüklüğü öngörülebilir. Fakat taraflardan biri gerilla savaşı uyguluyorsa bu öngörülerin isabet oranı düşük olur.
Vikipedi’de Gerilla Savaşı, “küçük ve gizli birliklerin düzensiz harp tekniklerini kullanarak, düzenli bir orduya karşı yürüttükleri yıpratma savaşı taktiği, zayıf kuvvetlerin güçlüye karşı uyguladığı direniş savaşının unsurudur” diye tanımlanmakta.
İsrail küçük bir devlet ama çok zengin, yüksek teknoloji kullanan, dünyadaki sayılı nükleer güçlerden biri.
Üstelik ABD yönetiminde Yahudi ağırlığı iyi bilinir. ABD ve müttefiklerinin İsrail’e desteği kayıtsız şartsız ve sınırsızdır. İsrail’in sanki ihtiyacı varmış gibi, ABD’den İsrail’e “güvenlik destek paketi” yola çıktı bile.
Bunun karşılığında yoksul Filistin halkının, tam bir hapishane olan Gazze’de, ne kadar lojistik birikimi olduğunu, savaşın gerektirdiği teçhizatı nasıl ikmal edeceğini bilemiyoruz. Kaldı ki, zaten yaşamak için zaruri ihtiyaçlarını dahi ikmal etmekte sıkıntı yaşamaktalar. Su ve kanalizasyon problemi olan bölgenin elektriğini de kesen İsrail hedef aldığı binaları bombalamaya devam ediyor.
“Orantısız güçler” kavramı bu durumu açıklamakta yetersiz kalıyor.
Hamas’ın “Aksa Tufanı” operasyonu çok başarılı bir gerilla savaşı uygulaması gibi gözüküyor. Ama Hamas’ın bu “başarısının” devamını getirmesi hiç kolay değil.
Bu konuda yorum yapmak için vakit çok erken. Dileğim Ortadoğu ve özellikle ülkemizi etkileyecek olumsuz gelişmelere yol açmaması. Ama endişeliyim.

7Eki/230

İstikamet üzere olmak – Fahri SAĞLIK

fahri sağlıkİstikamet üzere olmak - Fahri SAĞLIK

Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de müminleri cennete götürecek yolu, “sırat-ı müstakim” diye isimlendiriyor. Biz de her gün kıldığımız namazlarda okuduğumuz Fatiha suresinde, Yüce Allah’a şöyle dua ediyoruz: “Ya Rabbi! Bizi doğru yola (sırat-ı müstakime) ilet.”

Yüce Allah insanlara doğru yolun dışında kalanları “batıl yollar” olarak tanıtmış, “sırât-ı mûstakîm” ve “istikâmet” kavramlarıyla da doğru yolu haber vererek kullarını fıtrat çizgisinde tutmayı hedeflemiştir. Hür irade ile donatılan insan bu sebeple yaptıklarından sorumlu tutulmuş, şeytan tarafından temsil edilen batıl yollardan sakınılması istenmiştir.

6Eki/230

RÜZGÂR EKEN FIRTINA BİÇER – Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrakRÜZGÂR EKEN FIRTINA BİÇER - Seyfettin KARAMIZRAK

Çocukluğumuzdan beri “Çırpınırdı Karadeniz” Türküsünü hüzünle, gözlerimiz yaşlı dinledik ve mırıldandık hep. Rusya’nın zulmünde inleyen Azerbaycanlı Türk kardeşlerimizin ıstıraplarını, çilelerini en derinden hissettik yıllar boyu. Bu ıstırapta çaresizliğimizin de payı
büyüktü elbette.
Sabır her şeye dermanmış. Köprünün altından çok sular geçti. Can Azerbaycan yıllar sonra bağımsızlığına kavuştu. Fakat Rusya, Türkiye ile Azerbaycan arasına sinsice bir tuzak
kurarak Ermenistan’ı bir hançer gibi aramıza yerleştirdi. Bu yüzden Azerbaycan, özgürlüğünü doya doya yaşayamadı. Rus’un zulmünden kurtulduğu halde Ermeni’nin kalleşliğinden
kaçamadı.
Dünya, insanlık tarihinin en korkunç katliamlarından birine uyandığında, takvimler 26 Şubat 1992’yi gösteriyordu. Tarihe kara bir leke olarak geçen katliam, Azerbaycan’ın Dağlık
Karabağ bölgesindeki Hocalı’da meydana geldi. Ermeniler kadın, erkek, çocuk ayrımı yapmaksızın önüne geleni katletti. Bu katliamda, 613 kişi can verdi. Şehit olanlarda ağır işkence izleri vardı. Bu hunharca katliam, o dönemde çekilen görüntülerle ve katliamdan sağ kurtulanların anlattıkları ile tarihe kanlı harflerle yazıldı.
Resmi kayıtlarda, şehitlerden 63’ü çocuk, 106’sı kadın, 70’i yaşlıydı. 487 kişi ağır yaralı olarak kurtulmuştu. Esir alınan 68’i kadın, 26’sı çocuk 150 kişiden hiç haber alınamadı.
Azerbaycan, Hocalı’da yaşananların “soykırım” olduğunu ilan etti. Bu acı, Türk milletinin kalbinde unutulmadan hep yaşadı. O günleri görüp yaşayan tanıkların anlattıklarında bazı
bölümler:

2Eki/230

KIRIM ANILARI – Abdullah KÖKTÜRK

abdullah köktürkKIRIM ANILARI - Abdullah KÖKTÜRK

2007 yıllarıydı.

Kocaeli Kırım Tatarları Kültür ve Dayanışma Derneği ile Kırım’a üç defa gitme ve bu güzel bölgeyi görme ve inceleme fırsatımız oldu.

Bu seyahatler ve gidişler, Derneğin öncülüğünde bazen çocukları sünnet etme, bazen ihtiyaç sahiplerini evlendirme, bazen de kurban kesme gibi niyetlerle yapılmıştı.

Kırıma bu gidişler, kalabalık gruplar halinde olmuştu. Başta Derneğin başkan ve birçok hayırlı işlerin sponsorluğunu da yapan İbrahim ARACI, çok akıllıca bu işleri organize eden abla Zümran ARACI ve iletişim işlerini de güzel yöneten Dernek Koordinatörü Ferit TOPLU ile Arsen OSMANOV da heyetin önde gidenleriydi.

1Eki/230

İman ve İstikamet – Fahri SAĞLIK

fahri sağlıkİman ve İstikamet - Fahri SAĞLIK

Diyanet İşleri Başkanlığımız her yıl toplumda farkındalık oluşturması gayesiyle “Mevlid-i Nebi” haftasını bir tema çerçevesinde işliyor. Bu yılki tema “Peygamberimiz, İman ve İstikamet” olarak belirlenmiştir. Ben de bu yazımda bu tema üzerinde özet bilgiler sunmak istiyorum.

İmam ve istikamet Kur’an’ı Kerimin en temel kavramlarından ikisidir. İslam âlimlerinin üzerinde ittifak ettiği anlama göre iman sözlükte, “tasdik, yani, doğrulamak, bir sözün doruluğunu onaylamaktır.” İmanı tasdik kavramı ile tanımlayanlar, daha sonra bu tanıma kalbi de ekleyerek, “iman kalp ile tasdiktir” demişlerdir. Bunun sebebi sadece dil ile tasdikin ( ikrarın ) yetmeyeceğini vurgulamaktır. Çünkü kalbin inkârı söz konusu olduğunda dilin ikrarının gerçek bir iman olmayacağı ortadadır. Kelam âlimleri imanı şöyle tanımlamışlardır; “İman; Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe ve hayır ve şerriyle kaderin hepsine inanmandır.”

29Eyl/230

PREVEZE DENİZ UTKUSU’NUN 485. YILDÖNÜMÜ VE DENİZ KUVVETLERİ GÜNÜ MİLLETİMİZE KUTLU OLSUN!

Barbaros Hayrettin (1)

PREVEZE DENİZ UTKUSU’NUN 485. YILDÖNÜMÜ VE DENİZ KUVVETLERİ GÜNÜ MİLLETİMİZE KUTLU OLSUN!

Preveze Deniz Utkusunun 485. yıldönümü ve Deniz Kuvvetleri Günü milletimize kutlu olsun!

Uçmağa varmış, başta "Denizlere hakim olan cihana hakim olur" diyen büyük denizci Barbaros olmak üzere  Preveze Utkusu'nun kahraman şehit ve gazilerini saygıyla anıyorum. 27Eylül2023Ç.ba

29Eyl/230

SIĞINMACILAR ÜZERİNDEN TEHLİKELİ OYUN – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sSIĞINMACILAR ÜZERİNDEN TEHLİKELİ OYUN - Ruhittin SÖNMEZ

İyi Parti Ekonomi Politikaları Başkanı Prof. Dr. Bilge Yılmaz “Hükûmet kaçak göçmenler ve sığınmacılar üzerinden tehlikeli bir oyun oynuyor” iddiasında.
Çoğumuz Türkiye’ye kaçak ve sığınmacı olarak giren yabancıların 10 milyonu aşmasının dış güçlerin uzun vadeli bir planının uygulaması olduğunu düşünüyoruz. Bu planın ilk uygulaması olarak Suriyelilerin iç savaş olduğu için Türkiye’ye gelmediği, Türkiye’ye itilmeleri için iç savaşın kullanıldığı
kanaatindeyiz.
Prof. Dr. Ümit Özdağ‘ın görüşü ise, “Suriyelileri Türkiye’de tutmak istemelerinin nedeni onları iç savaştan korumak değil, Türkiye’de çıkarılması planlanan iç savaşta kullanmak için.”
Ama “yerli ve milli” olma iddiasındakilerin iktidarında ve kendisini “Türk Milliyetçilerinin partisi” olarak tanımlayan MHP’nin desteğinde sürdürülen bu proje, Prof. Dr. Bilge Yılmaz’a göre, Hükümetin tehlikeli bir oyunu.
Bilge Yılmaz’ın iyi bir ekonomist olduğu konusunda herkes hemfikirdir. Yılmaz “İktidarın itinayla tasarlanmış ve nüfus hareketleri üzerine kurulmuş bir ekonomi politikası” olduğu kanaatinde.
Yani bizim siyasi yönü üzerinden değerlendirdiğimiz, sosyal ve güvenlik açısından riskli bulduğumuz sığınmacı politikasının bir diğer yönü ekonomi ekseni imiş.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Bize sığınan Allah’ın kullarını biz katillerin kucağına atmayız” söyleminin geri planında ekonomi politikası da varmış.
Bilge Yılmaz’ın tezine göre “nitelikli insanlarımızı hükümet bilinçli bir şekilde yurtdışına itiyor.
Gidenlerin oluşturduğu boşluğu yeterliliği olmayan, Cumhuriyetimiz’in değerlerini benimsememiş ve ülkemizi bir vatan olarak görmeyen insanlar ile dolduruyor.”
3 gün önce çok ağır suçlamayı yaptığı sosyal medya (X eski adıyla Twitter) paylaşımına iktidarın bir cevap verdiğini görmedim.

28Eyl/230

BİTSİN ARTIK SOYKIRIM YALANI! – Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrakBİTSİN ARTIK SOYKIRIM YALANI! - Seyfettin KARAMIZRAK

Ermeniler yıllarca soykırıma uğradıklarını dünyaya haykırdı durdular. Kendi yeni nesilleri, ustaca söylenen bu yalan ve safsatalara inanmak zorunda kaldı. Çünkü olayı yaşayanlar, doğruyu bildikleri halde, yıllarca durumu çarpıtarak alçakça yalan söylediler. Eskilerin sahte samimiyetlerine inanan yeni nesil de bu acıklı sömürü yalanına inanmak durumunda kaldı. Oysa bu tavırları yedikleri nimete ve gördükleri insani muamelelere açıkça ihanetti.
Şimdilerde Dağlık Karabağ’ı terk eden Ermeni konvoyunu izliyoruz. Azerbaycan polisi, yollardaki insanlara sevgiyle kumanya dağıtıyor. Üstelik bu insanlar kendi otomobilleriyle, serbestçe vatanlarına dönmekteler. Azerbaycan devletinin, “gitmeyin, evlerinizde kalın” ısrarına rağmen göç etmekteler. Öyle sanıyorum ki bu teklife memnun olup kalan Ermeniler de az değil.

26Eyl/230

GELİŞMİŞ ÜLKE OLMANIN SIRRI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sGELİŞMİŞ ÜLKE OLMANIN SIRRI - Ruhittin SÖNMEZ

Prof. Dr. İskender Öksüz Karar Gazetesinde, Ege Cansen ise Sözcü Gazetesinde yazmaktalar. Bu iki üstat düşünür/yazar son yazılarında aynı temel soruya cevap aramışlar.

İskender Öksüz Niçin gelişmiş Ülke Değiliz?” ve devamında “Toplum Sermayesi, Takım Sermayesi” başlıklı yazılarında gelişmiş ülke olmanın sırrı olarak “İnsan Sermayesi ve Toplum Sermayesini” göstermiş.

Ege Cansen “Geri Kalmış Her Toplum Ahlaksızdır” başlıklı yazısında Ahlak kavramını öne çıkarmış. Bu iki değerli yazar aynı soruya farklı cevaplar vermiş gibi.

Acaba öyle mi?

****

Önce İskender Öksüz’ün tezini özetleyelim:

“Türkiye ve Almanya’nın nüfusu aynı. İkisinin de tabii kaynakları, üç aşağı beş yukarı eşit gibi. “Üstelik Almanya 2. Dünya Savaşında harbe girip kaybetmiş, yakılıp yıkılmış buna rağmen kısa zamanda toparlıyor. Türkiye ise ne harp görmüş ne tahribat. Fakat Almanya’nın hep gerisinde.”

İskender Öksüz, madem böyle, “Almanya gelişmiş ülkelerden biri iken Türkiye neden geri kalmış bir ülke?” sorusunun cevabını arıyor.

“Cevap şuydu. Bizim İnsan Sermayemiz, Almanya’nın epey gerisindeydi.”

İskender Öksüz önce bu kavramın tanımını yapıyor: “İnsan sermayesi tek tek insanlarınızın bilgi ve becerilerinin toplamıdır. İnsanlarınızın diplomalarıdır ama aynı zamanda o diplomalarının kalitesidir de. Çalıştıkları meslekteki tecrübeleri, kaç yıldır o işte ustalaştıklarıdır.”

Türkiye’nin bu tanım içindeki iyi yaptığı tek şey diploma sayısının artırılmış olmasıdır. Her ilçede üniversite adı altında açılmış kurumların diploma verdiği ama bilgi ve beceri veremediği, yani diplomaların kalitesinin olmadığı gibi bir gerçeğimiz var. Üstelik “Eğittiklerimizi ve ustalaşanları da elimizde tutamıyoruz.”

24Eyl/230

YAHU BİZ TÜRK’ÜZ – Prof. Dr. Ahmet Bican ERCİLASUN

347413154_6482771745077751_5955306209484352703_n

YAHU BİZ TÜRK'ÜZ – Prof. Dr. Ahmet Bican ERCİLASUN

Yahu biz Türk’üz. Ne diye orasından burasından çekiştirip duruyorsunuz? Yok değiştirilemez madde olmazmış, yok Türk değil Türkiyeli imiş filan. Biz Türk’üz kardeşim. Anamız Türk, babamız Türk. Dilimiz Türk, tarihimiz Türk. İktidardakiler ve ortakları! Ne diye orasından burasından çekiştiriyorsunuz? Muhalefettekiler! Ne diye susuyorsunuz?

Bir tek Ümit Özdağ mı konuşacak? Sadece Arslan Bulut mu yazacak? Arabı marabı ne diye dolduruyorsunuz ülkemize? Suriyeli gitsin, ülkesinde yaşasın! Orada güzel güzel Arapça da konuşur, Arap kızlarıyla da, Arap oğlanlarıyla da evlenir.

23Eyl/230

Mevlid Kandili – Fahri SAĞLIK

fahri sağlıkMevlid Kandili - Fahri SAĞLIK

26 Eylül 2023 Salıyı Çarşambaya bağlayan gece Yüce Rabbimizin âlemlere rahmet olarak gönderdiği Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.v.) mevlidi şerifini inşallah idrak edeceğiz. Hz. Muhammed Yüce Allah’ın insanlığa gönderdiği son peygamber ve bütün insanlığın ilahi rehberidir. Onun gelişiyle insanlık başta inanç, ibadet ve ahlaki yozlaşmalar konularında bireysel ve toplumsal düzeyde pek çok değişim ve gelişime şahit olmuştur.

22Eyl/230

BAKANLARI ERDOĞAN’A KARŞI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sBAKANLARI ERDOĞAN’A KARŞI - Ruhittin SÖNMEZ
Mayıs seçimlerinden sonra Cumhurbaşkanının atadığı Bakanların bir kısmının fikirleri Erdoğan’ın görüşlerine zıt. Bu durum “devletin tepesinde bir uyumsuzluk mu var?” sorusuna yol açıyor.
Ekonominin kaptanı Mehmet Şimşek ile Erdoğan’ın görüşleri daha önce de çok farklıydı. Ama önceden farklı olan fikirlerine rağmen, mademki Şimşek göreve getirildi artık Bakan ile CB arasında zıt görüşler beyan edilmemesi gerekirdi.
Mademki “ekonominin rasyonel bir zemine dönmek dışında bir seçeneği kalmamıştır” ve “kurala dayalı bir ekonomi”, “şeffaflık, öngörülebilirlik ve uluslararası normlara uygunluk” konularında bir ilke kararı alınmıştır, bunları Erdoğan’ın beyanlarında da görmemiz gerekirdi.
Seçim öncesi uygulanan ve rasyonel olmadığı kabul edilen (faizi emirle düşürmek, döviz kurlarını KKM
belasıyla ve döviz satarak sabit tutmaya çalışmak gibi) uygulamalar için “doğruydu” dememesi beklenirdi.

19Eyl/230

BİRİ YER, BİRİ BAKAR… / Dr. Noyan UMRUK

unnamed

BİRİ YER, BİRİ BAKAR... Dr. Noyan UMRUK

Enflasyon altında ezilen yurttaş bütçeyi de finanse etti. Merkezi yönetim bütçe sonuçlarına göre yılın ilk sekiz ayında başta ÖTV ve KDV’de olmak üzere vergi gelirlerinde yüzde 100’leri aşan artışlar oldu,

19Eyl/230

DİYANET İŞLERİ BAŞKANI ALİ ERBAŞ’LA UĞRAŞANLAR – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sDİYANET İŞLERİ BAŞKANI ALİ ERBAŞ’LA UĞRAŞANLAR - Ruhittin SÖNMEZ
Prof. Dr. Ali Erbaş çok eleştirilen bir Diyanet İşleri Başkanı. Ancak Başkan olarak Ak Parti iktidarının uyguladığı politikaların en önemli ayaklarından birini oluşturduğu için koltuğunda çok rahat
oturmakta.
Ali Erbaş’a yönelik eleştirilerin temelinde O’nun Diyanet teşkilatını, Cami ve Kur’an kurslarını
siyasileştirmesi, Atatürk’e ve Cumhuriyetimizin kurucu büyüklerine saygısızlığı gibi sebepler
var.
Milli bayramlarda ve İstanbul, İzmir gibi şehirlerimizin kurtuluş günlerinde Mustafa Kemal Atatürk’ün adını dahi anmayan hutbeler okutturması Milliyetçi ve Atatürkçü kesimlerin öfkesine yol açıyor.
Erbaş’ın, Cumhuriyet ve Atatürk düşmanı olduğu bilinen, “Keşke Yunan galip gelseydi” sözlerini
söyleyen fesli Kadir Mısıroğlu’nu (cübbesini de giyerek) ziyaret etmesi unutulmuyor.
Milliyetçi ve Atatürkçüler “dinci” muktedirleri ve bunların “baş tacı olan Ali Erbaş’ı” milyonlarca
insanımızı dinden soğutmak, ateizm ve deizme kaymalarına sebep olmakla suçluyor.
Atatürk’ün kurduğu, Rifat Börekçi, Ahmet Hamdi Akseki, Ömer Nasuhi Bilmen gibi bilginlerin Başkanlık yaptığı bir kurumun başındaki kişinin bu eleştirilere muhatap olması çok üzücü.

16Eyl/230

Seyyah-ı Zengin Mîrim Çelebi… / Ramazan BAKKAL

indir

Seyyah-ı Zengin Mîrim Çelebi... / Ramazan BAKKAL

TRT’den Cengiz Baysal başta olmak üzere birçok arkadaşım “Ramazan Bakkal, market olamadın gitti” diye takılırdı. Yıllarca başka dostlar da benzer şekilde takıldılar. Halen de sürer. Tevafuk mudur bilinmez, Seyyah-ı Fakir Evliya Çelebi Kötahya’dan hemşerim olduğundan belki.

Kasımpaşa’da çingene çadır komşusundan şikayetçi. “Haaakim bey civcivimi çaldı. Büyüyüp kocamaan oroz olacaadı...” Davalı durur mu “Abe haakim bey bu karı benim dabancamı çaldı. Büyüyüp kocamaan tüfenk olacaadı”...

Teşbihde hata olmazmış. Evliya fakirmiş, atla deve ile, gemi ile dünyayı dolaşmışsa, biz de atla deveyle gidelim? Biniveririz ızlı tenciklere... Gidiveririz Angara’lara, İsdambol’lara... Yapıveririz ısımların düğüncüklerini, evlendiriveririz kızcaazları, oğlancıkları... Ziyaret ediveririz hocalarımızı... Sorurveririz deneycikleri . Öğreniveririz Faraday’ın kelle koptuktan sonra göz kırptığını.. Toplayıveririz yönetim kurullarımızı. Konuşuveririz mesleki eğitim işlerini, matematik çalıştaylarını... Yetmedi bir de radyo programına katılır söyleyiveririz bilim türkülerini, teknoloji masallarını.....

16Eyl/230

Ayete’l-Kürsî – Fahri SAĞLIK

fahri sağlıkAyete’l-Kürsî - Fahri SAĞLIK

    Arapça olarak okunuşu “آيَةُ الْكُرْسِي” “Âyetü’l-Kürsî” şeklindedir. Türkçede telaffuzu ağır olduğundan dile kolay gelmesi için söylenişi “Ayete’l-Kürsî” şeklinde yaygınlaşmıştır. Yazımda ben de Ayete’l-Kürsî ismini kullanacağım.

Ayete’l-Kürsî Bakara suresinin 255. Ayet-i kerimesidir. Meâli:

“Allah kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Diridir, kayyumdur. Onu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey onundur. İzni olmaksızın onun katında şefaatte bulunacak kimdir? O, kulların önlerindekileri ve arkalarındakileri (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar onun ilminden, kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar. Onun kürsüsü bütün gökleri ve yeri kaplayıp kuşatmıştır. (O, göklere, yere, bütün evrene hükmetmektedir.) Gökleri ve yeri koruyup gözetmek ona güç gelmez. O, yücedir, büyüktür.”