
Artık Avrupa’yı, Doğulu yapma zamanı gelmedi mi?
Artık Avrupa’yı, Doğulu yapma zamanı gelmedi mi?
“Müsteşrik, Doğu irfanı ile uğraşan Avrupalıların kendilerine verdikleri isim. Aynı mevzu üzerinde çalışan bir Osmanlıya bu ismin verilmesi caiz değildir. Biz son devir muharrirleri, maarif-i garbiyeyi Şark’a ithale çalışan birer müstağribiz.’’ ( Ahmet MİTHAT/ D.1844-Ö.1912).
Büyük üstad Ahmet MİTHAT Efendi, bu sözleri kaleme alır iken, sanki günümüzün de durumunu üç satırda genellemiş gözüküyor.
Batı, yani Avrupa endeksli dış politika izleyen ve kökü tanzimat fermanına kadar dayanan fikir ve sürecin içerisinden süratle geçiyoruz.
Üstadın bu sözü ile bizlere şunları anlatmak istiyor: Doğu bilimi ile uğraşan Avrupalı’ya verdiğimiz isim “Müsteşrik” (Oryantalist, Doğucu).
İŞBİRLİKÇİLER VE İKTİDAR / Prof.Dr.Nurullah AYDIN
H.Prof.Dr.Nurullah AYDIN 21 Şubat 2012 ANKARA
İŞBİRLİKÇİLER VE İKTİDAR
Tarih, yaşananları anlamak isteyenler için bir aynadadır. Yine tarih, tekerrürden ibarettir.
1920’lerde Fransa ve İngiltere tarafından şekillendirilen Ortadoğu coğrafyasını ABD-İngiltere-Fransa, yeniden şekillendirmektedirler. İşbirlikçileri ise işbaşına getirmektedir.
Yanımdayken özlediğim babam / Bihter GÖRDÜ
Bihter Gördü Kardeşimin, 20 Şubat 2012 Pazartesi günü blog unda yazdığı yazı..
Yanımdayken özlediğim babam
Günümüzde insanlar her şeyin fiyatını biliyor, fakat hiçbir şeyin değerini bilmiyorlar
Rıdvan Doğan Hocamdan gelen e-posta…
KISSADAN HİSSE !
Avrupa'nın ünlü sanat merkezilerinden birinde, çocuğun biri, vitrinde çok hoş bir tablo görür. Tablonun bedeli oldukça yüksektir. Çocuk bu tabloyu bir sonraki sene abisinin doğum gününe almayı ister ve bir iş bulup kıt kanaat geçinerek biriktirdiği tüm para ile mağazaya gider.
Şanslıdır, tablo hala satılmamıştır. İçeri girer, tabloyu bir süre yakından izledikten sonra resmi yapan sanatçıyı bulur ve; "Abimin doğum günü için bu resmi satın almak istiyorum, tüm param da bu kadar" der.
Ressam bir süre düşündükten sonra resmi paketler ve çocuğa satar. Çocuk paketini alır ve teşekkür ederek çıkar.Mağazada adamın arkadaşları da vardır ve şaşkın şaşkın sorarlar: "Sen ne yaptın, o resmin değeri milyonlar ederdi. Neden bu kadar düşük bir rakama sattın?"
Ressam cevap verir:
"Evet, ben bu resme milyonlarını verecek bir sürü insan bulabilirdim, ancak tüm servetini bu resme verecek kaç kişi bulabilirdim?..."
Sözün Özü: Günümüzde insanlar her şeyin fiyatını biliyor, fakat hiçbir şeyin değerini bilmiyorlar
.
Balkan Türklerinin Mensubiyet(Sizlik) Şuuru…
Özcan PEHLİVANOĞLU Rumeli Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi (RUBASAM) Başkanı
Balkan Türklerinin Mensubiyet(Sizlik) Şuuru…
Balkan Türkleri; Osmanlı – Türk İmparatorluğu’nun idari olarak Rumeli adını verdiği coğrafyada yaşamış ve halen de yaşayan insanlarımıza verdiğimiz isimdir.
Türk tarihinde, Balkan coğrafyası ve üzerinde yaşayan insanlarımız çok talihsiz ve kadersiz günler yaşamıştır.
Zulüm, kan, gözyaşı, tecavüz, sürgün, göç, katliam ve soykırım; Balkan Türklerinin başına gelenlerden sadece bazılarıdır.
Üniversitelerde Bilginin Demokratizasyonu / Prof.Dr Prof. Dr. Namık Açıkgöz
Üniversitelerde Bilginin Demokratizasyonu / Prof. Dr. Namık Açıkgöz
Çok değil, bundan 30 sene önce, yani bizim kuşak henüz üniversitede iken, şimdiki kadar kitap yayınlanmazdı. Yayınlanan kitaplar ise, taşraya 1-2 senede ancak giderdi.
AVRUPA VE ABD’NİN SOYKIRIMLARI VE KATLİAMLARI / H.Prof.Dr.Nurullah AYDIN
H.Prof.Dr.Nurullah AYDIN
AVRUPA VE ABD’NİN SOYKIRIMLARI VE KATLİAMLARI
Arap-İslam dünyasında olduğu gibi Suriye’de de muhalifleri örgütlediler meşru yönetime başkaldırttılar sonrada abartılı olarak devlet otoritesini sağlamak isteyen Suriye yönetimine katliam yapıyor demeye başladılar. Bunu kim diyor? ABD-İngiltere-Fransa ve Türkiye.
Türkiye’deki Avrupa ve ABD’nin paralı sözcüleri konuşuyor ve uyguluyor.
Onlar ki; kime kardeş dedilerse ona ihanet ettiler. Libya, Yemen, Mısır şimdi de Suriye.
Onlar ki; iktidarlarını borçlu oldukları efendilerinin emrine göre harekete edeceklerdir.
Onlar ki; Irak’ta, Afganistan’da, Pakistan’da, Libya’da ki katliamlara da ses çıkarmamışlardır Hıristiyan İslamını benimseyenler Hıristiyan haçlı katliamına elbette ses çıkarmaz, destekler.
Onlar ki; Müslüman gözükün Münafık ve Fasıklardır. Bu güruhun dostluğu da, kardeşliği de aldatmadır.
Cami bombalama sahtekarlığı açığa çıktı
Ali Serdar Bolat Beyden gelen e-postada ilginç bilgi…
Cami bombalama sahtekarlığı açığa çıktı
Hasdal Esir kampı tutuklusu Jandarma Yüzbaşı Hüseyin Topuz mahkemede yaptığı savunmada açıkladı.
Ergenekon Balyoz vesaire tertiplerde her zaman aynı şey oluyor. Yandaş gaz tenekeleri yaygarayı basıyor: Darbe yapacaklardı, cami bombalayacaklardı, plan ele geçti falan. Bu belgelerin sahte olduğu ortaya çıkınca gaz tenekelerinden tıs yok.
Yzb. Hüseyin Topuz, "Çarşaf Eylem Planı" adı verilen belgenin sahte olduğunu kanıtlamak amacıyla tam 99 kurumla yazışma yapıyor. Bu kurumlardan gelen cevaplar, bu belgenin düzmece olduğunu gösteren tam 117 sahtekarlığı açığa çıkarıyor. 117 sahtekarlığı burada saymak hem zaman alır hem gereksiz.
Yusuf Çalkavur ve bir nikahın ardından…
Yusuf Çalkavur ve bir nikahın ardından...
Salı, 07 Şubat 2012
Geçen Cumartesi günü Dolphin AVM Yunus Emre Kültür Merkezi’nde İl Emniyet Müdürü sayın Yusuf Çalkavur’un evlendireceği oğlunun nikahında bulunmak üzere yola erkenden çıktık...
Gazetemizin İmtiyaz Sahibi sayın Nurettin Sağsöz ve Nurettin Kolaylı ile birlikte 13. 30’daki nikah için, salona yarım saat önce vardık...
BİZANSLAŞAN TÜRKİYE; HAÇLILAR SAFINDA
H.Prof.Dr.Nurullah AYDIN 5 Şubat 2012 ANKARA
BİZANSLAŞAN TÜRKİYE; HAÇLILAR SAFINDA
Tarih tekerrür ediyor. Irak’ın işgaline ABD-İngiltere haçlı ittifakına Türkiye geçit verdi. Şimdi Suriye’nin işgalini haçlı ittifaktan talep ediyor. Oysa; daha bin yıl önce o bölgeler Selçuklular tarafından Bizanslılardan alınmış, sonra Anadolu’da Malazgirt savaşı yapılmıştı.
Fransa Cumhurbaşkanı hepimiz Bizansın çocuklarıyız dediğinde, Türkiye devlet yetkilileri ses çıkarmamışlardı. Böylesine kendisini inkâr etmeye varan duruş sonucu Haçlılar son seferlerinde amaçlarına ulaşmış durumdalar. Bu durum; Türkiye’nin Bizanslaştığının kabulüdür. Türkiye’de Bizansın çocuğu olmayı, Müslüman kisve altında benimseyenler yanında, Bizans çocuğu olmaya meraklılar da çoğalmış durumda.
2012 Türkiyesi; 1918 i mi yaşıyor yoksa 1071 yılını mı?
Dostluk dediğin böyle olur
Erdal SERTEL 3 Şubat 2012, Cuma / Bizim Kocaeli Gazetesi
Dostluk dediğin böyle olur
Ahsen Okyar bu kentin önemli isimlerinden birisidir.
Kocaeli Mali Müşavirler ve Muhasebeciler Odası‘nın yönetimindedir.
Pek çok sivil toplum kuruluşunda yer alır.
İnanılmaz derecede sosyal ve aktif birisidir.
17 Ağustos bir yerel tarihci yarattı
17 Ağustos bir yerel tarihci yarattı
“17 Ağustos, 1999 Marmara Depremi sabahi… Ne kaldi geriye elimizde.. diyordum sabahin soğuğunda, çıplak titrerken… Odalarda çekilmis bir kaç kare resim.”
Var böyle kendini bilmezler… / Selcan TAŞÇI
Var böyle kendini bilmezler...
02 Şubat 2012 selcantasci@gmail.com "http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr
Türkiye’nin karanlıktan kurtulmasını Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, Hrant Dink ve Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümlerinin aydınlatılmasına bağlamış Hüseyin Gülerce. Diyor ki;
Misak-ı Millî (Günümüz Türkçesi ile Millî Yemin)
Misak-ı Millî ya da Millî Misak (Günümüz Türkçesi ile Millî Yemin ya da Ulusal Ant,
Türk Kurtuluş Savaşı'nın siyasî manifestosu olan altı maddelik bildirinin adıdır. İstanbul'da toplanan son Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından 28 Ocak 1920'de oybirliği ile kabul edilmiş ve 17 Şubat'ta kamuoyuna açıklanmıştır.
Bildiri, I. Dünya Savaşı'nı sona erdirecek olan barış antlaşmasında Türkiye'nin kabul ettiği asgari barış şartlarını içerir. Misak-ı Millî 'nin ana hatları Erzurum Kongresi (23 Temmuz - 7 Ağustos 1919) ve Sivas Kongresi'nde (4-11 Eylül 1919) biçimlendi.
Sivas Kongresi'nin talepleri doğrultusunda Osmanlı hükümeti 11 Eylül'de genel seçim kararı aldı. Kasım ayında yapılan seçimlerde, Anadolu'nun her ilinde Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin gösterdiği adaylar kazandı. Seçilen adaylar Aralık ayı ve 1920 Ocak ayının ilk günleri boyunca ikişer üçer kişilik gruplar halinde Ankara'ya gelerek Mustafa Kemal Paşa ve Heyet-i Temsiliye üyeleriyle görüştüler. Bildiri metni bu görüşmelerde son halini aldı. Heyet-i Temsiliye üyelerince imzalanan metin, Trabzon mebusu Hüsrev Sami Bey (Gerede) aracılığıyla İstanbul’a gönderildi.
12 Ocak 1920’de İstanbul’da çalışmalarına başlayan Meclis, yönetim organlarını seçtikten hemen sonra bildiri konusunu ele aldı. 28 Ocak'ta yapılan bir kapalı oturumda “Ahd-ı Millî Beyannamesi” kabul edildi. 12 Şubat'ta Edirne mebusu Şeref Bey’in önerisi üzerine, beyannamenin bütün dünya parlamentolarına ve basına açıklanmasını kararlaştırıldı.
Rumeli Balkan Federasyonu Basın Bürosu
Ayasofya’nın hizmetçisiyim – Doç. Dr. Ahmet Haluk DURSUN
Ayasofya'nın hizmetçisiyim
Ayasofya'nın yeniden ibadet açılması yönelik talepleri değerlendiren Ayasofya Müze Müdürü Haluk Dursun; "Bir adam gelmiş 'Ben Ayasofya'nın cami olmasını istiyorum' diyor. Eyvallah, iste. Bir Ortodoks papazı gelip 'Benim atam burayı kilise olarak yaptı, ben burada ayin yapmak istiyorum' diyor. Olur, iste. Kimsenin isteme hakkına engel olma durumumuz yok. Ben bu ulu mabedin sadece hizmetkârıyım. Geri kalan konular beni aşar" diyor
Petro’nun Gizli Vasiyeti ve Türkiye – Roza Kurban
Petro’nun Gizli Vasiyeti ve Türkiye / Roza Kurban (Tataristan)
Petro, kimilerine göre Deli, kimilerine göre ise Büyük Petro (Moskova 1672–Petersburg 1725), 1682–1725 yılları arasında hüküm süren bir Rus Çarı’dır.
Rus tarihçileri, sınır tanımayan yalanlarıyla Petro’yu yücelterek “Türklere medeniyet getirdi”, “büyük reformcu”, “Avrupa’ya pencere açan” bir lider olarak göstermeye çalışmaktadırlar. Oysa gerçekler hiç de onların yazdığı gibi değildir.
Ermenileri Yaşadıkları ülkenin devletine katil diye bağırtan ne?
Dink le ilgili bir karar ver ildi hemen Türk adaletinin adaletsizliğini belirtiyorlar.
Peki ya ABD adaleti nasılmış acaba?
Ne olmuştu: Türk Adaleti, bir Ermeni asıllı yazarın öldürülmesi ile ilgili bir karar almıştı.
Katil devlet diyorlar. Yaşadıkları ülkenin devletine katil diye bağırtan ne?
Bu tarvama hali ya da cinnet hali normal mi?
BAL-TÜRK Kongresi… / Mustafa Küpçü
Mustafa Küpçü
BAL-TÜRK Kongresi…
Dedem, Balkan Savaşı sonunda Anavatan’a göçmüş. “Balkanlı” bir ailenin çocuğuyum.
Batı Trakya Derneği’nin yanı sıra, Balkan Türkleri Derneği’nin de ( Bal-Türk) kuruluşundan bu yana üyesiyim.
Pazar günü ( 22 Ocak 2012) Bal-Türk Kongresi vardı.
Mesleki niteliğinin yanı sıra insan kişiliğine de büyük saygı duyduğum Prof. Dr. Mustafa Dülger’in daveti üzerine yönetim listesinde yer aldım.