
Her Dört Kişiden Biri Düzenli Sosyal Yardım Alıyor; Sosyal Yardım Politikaları Toplumsal Gelişim ve İlerlemeyi Sekteye Uğrattı, Bedavacılık Kültürünü Yaygınlaştırdı! – Gürkan AVCI
Her Dört Kişiden Biri Düzenli Sosyal Yardım Alıyor; Sosyal Yardım Politikaları Toplumsal Gelişim ve İlerlemeyi Sekteye Uğrattı, Bedavacılık Kültürünü Yaygınlaştırdı! – Gürkan AVCI
Sosyal yardım politikalarının toplumsal ilerlemeyi ve sosyal gelişimi sekteye uğrattığını ve toplumda bedavacılık, avantacılık, harçlıkçılık kültürünü yaygınlaştırdığını kaydeden İNOSAM Başkanı Gürkan Avcı, şunları söyledi:
TRUMP ERDOĞAN’I NEDEN ÖVDÜ? – Ruhittin SÖNMEZ
TRUMP ERDOĞAN’I NEDEN ÖVDÜ? - Ruhittin SÖNMEZ
Önceki döneminde, ABD Başkanı Donald Trump zaman zaman CB Erdoğan ile anlaşmazlığa düşmüştü. Trump bu anlaşmazlıkların çözümünde bir devlet adamı vasfıyla değil, adeta bir mafya lideri gibi kaba ve çirkin üslup ve yöntemler kullanmıştı.
Trump’ın, Barış Pınarı Harekatı’nın başladığı gün, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’;a gönderdiği mektup hatırlardadır.
“Sert adamı oynama. Aptallık etme!” ifadelerinin yer aldığı girişten sonra şu çirkin tehdit ifadelerini unutmak ne mümkün?
”Binlerce kişinin öldürülmesinden sorumlu tutulmak istemezsiniz ve biz de Türk ekonomisini mahvetmekten sorumlu olmak istemeyiz ve bunu yaparız. Size bunun bir örneğini Pastör Brunson olayında yaşatmıştım.”
Erdoğan’ı binlerce kişinin öldürülmesinden sorumlu tutarak yargılamak, Türk ekonomisini mahvetmekle tehdit eden ve örnek olarak Rahip Brunson vakasını gösteren bu mektup hala ABD’de Trump Tower’da sergileniyor.
Trump’ın, 07 Ekim 2019 tarihli tiviti de halen X’ te duruyor: “Daha önce de açık bir şekilde söylediğim gibi, tekrar ediyorum, eğer Türkiye benim müstesna ve eşsiz bilgeliğimle belirlediğim sınırların dışına çıkarsa (daha önce yaptığım gibi) Türkiye ekonomisini mahvederim.”
BEN TÜRK’ÜM DİYORSANIZ BUNLARI DA BİLMEK ZORUNDASINIZ…
BEN TÜRK'ÜM DİYORSANIZ BUNLARI DA BİLMEK ZORUNDASINIZ...
1. Tarihte Kurulan İlk Türk Devleti, Asya Hun Devleti
2. Türk Adı İle Kurulan İlk Milli Türk Devleti, I. Göktürk Devleti
3. Yerleşik Yaşama Geçen İlk Türk Devleti, Uygurlar
4. Yazıyı İlk Kullanan Türkler, II. Göktürk ( Kutluklar )
5. Avrupa’da Kurulan İlk Türk Devleti, Avrupa Hun Devleti
6. İstanbul’u İlk Kuşatan Türkler, Avarlar
7. Alfabeyi İlk Kullanan Türkler, Türgişler
8. Parayı ilk kullanan Türkler, Sibirler
9. İlk Türk Parasını Basan Türkler, Türgişler
10. Bizans’la Siyasal İlişki Kuran İlk Türkler, Göktürkler
DERVİŞOĞLU’NUN KOCAELİ’DEN VERDİĞİ MESAJLAR – Ruhittin SÖNMEZ
DERVİŞOĞLU’NUN KOCAELİ’DEN VERDİĞİ MESAJLAR - Ruhittin SÖNMEZ
“Yeni çözüm süreci” de denilen gelişmeler konusunda, gün geçtikçe safların netleşmesi bekleniyor. Malum süreci MHP ve Genel Başkanı Devlet Bahçeli başlattı. Bu ortak projelerini CB Erdoğan ve AKP temkinli bir mesafeden desteklemekte.
Meclis’te grubu olan muhalif partilerden, sadece İYİ Parti “sürece” net bir şekilde karşı çıkıyor. Meclis’te temsil edilmeyen partilerden ise Zafer Partisi. Diğer muhalif partiler “bekle gör” anlayışı içindeler. “Süreç” denilen, “yeni paradigma” denilen şeyin içeriğinin belirginleşmesini bekliyorlar.
Modernleşme sürecinde aile, evlilik ve nikah – Fahri SAĞLIK
Modernleşme sürecinde aile, evlilik ve nikah - Fahri SAĞLIK
2024 yılının son iki haftasında aile, evlilik ve nikâh kavramlarının kültürümüzdeki yeri ve önemi hakkında sizlere bilgi sunmuş, modernleşme sürecinde bu kavramların epeyce örselendiğini ifade etmiştim. Bu yazımda din, aile, evlilik ve nikâh kurumlarında gözlenen değişim ve dönüşümleri arz etmeye çalışacağım.
İnsanlık uzun bir dönemden beri modernleşme adı verilen bir süreci tecrübe etmektedir. Modernleşme sürecinde bireysel özgürlükler alanında önemli mesafeler alınmış olmakla birlikte, değerler alanında belirgin bir aşınma yaşandığı herkes tarafından kabul edilmektedir. Büyük bir değişim ve dönüşüm süreci olan modernleşmenin, sosyokültürel alanda aidiyet bilincini, şahsiyeti, kültürel değerleri ve mahremiyet sınırlarını derinden etkilediği, hatta dönüştürdüğü bilinmektedir. Bu bağlamda din, aile, evlilik ve nikâh kurumlarında gözlenen değişim ve dönüşümler en çarpıcı olanlarıdır.
ANAYASANIN KİLİDİNİ KIRDIRMAYACAĞIZ – Dr. Sakin ÖNER
ANAYASANIN KİLİDİNİ KIRDIRMAYACAĞIZ - Dr. Sakin ÖNER
HÜDA- PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu çıktığı bir televizyon programında "Biz, Anayasa’nın 4'üncü maddesi olmasın diyoruz. Değiştirilemez maddelerin olması hukuk tekniği açısından da siyaseten de doğru değil. 4. madde gelecek nesillerin iradesine ipotek koymaktır." dedi.
Anayasa; devletin kuruluşunu, yönetim biçimini, niteliklerini, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını, kişilerin devletle ilişkilerini ve yurttaşların kamu haklarını düzenleyen temel hukuki metindir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 4. maddesi, “devletimizin şekli, Cumhuriyetin nitelikleri, devletin bütünlüğü, resmî dili, bayrağı, millî marşı ve başkenti” ile ilgili ilk üç maddenin “değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez” hükmünü ortaya koyan maddedir. Bu madde, Anayasa’nın kilididir. HÜDA- PAR, bu kilidi zorluyor.
TÜKETİM VE İSRAF – Seyfettin KARAMIZRAK
TÜKETİM VE İSRAF - Seyfettin KARAMIZRAK
İsraf, kişinin harcamalarında haddi aşmasıdır. Haddi aşma, beşeriyet kadar eski bir olgudur. Tarih, israfın kölesi olmuş milletlerin mezarlığı gibidir. Nice medeniyetler israf ve
sefahatin içinde yok olup gitmişlerdir. Diğer bir ifade ile tüketirken adeta tükenmişlerdir.
Günümüzde israf ve savurganlık, bir yaşam biçimine ve kitlesel boyutlara ulaşmıştır.
Neticede toplumlar hızla tüketim süreçlerinin tutsağı haline gelmiş, kendine has özellikleri ve yaşam tarzı olan bir tüketim toplumu türemiştir.
İnsanoğlunun mayasında doymama duygusu mevcuttur. İhtiyaçlarımızı gidermek elbette hakkımız. Fakat bu ihtiyaçların sınırlarını iyi çizmemiz, ihtiyaçla, israf arasındaki
dengeyi iyi ayarlamamız gerekmektedir.
Herkesin kendi istek ve hedeflerine göre, bir ihtiyaç algısı var. Kimimiz geçinebilmeyi hedef olarak yeterli görürken, kimilerimiz, araba almayı, yazlık edinmeyi ihtiyaç görüyor.
Tabi bunların da üzerinde üst ihtiyaçlar belirlenebiliyor. Böylelikle harcamanın dozajı da ister istemez kaçıyor. Tüketimde esas olan; israfa ve müsrifliğe kaçmadan, dünya normlarına uygun, akılcı, bilimsel ve insani bir yolun izlenmesidir
SİYASİ AHLAK – Ruhittin SÖNMEZ
SİYASİ AHLAK - Ruhittin SÖNMEZ
31 Mart 2024’te yapılan yerel seçimlerde AKP 22 yıl süren birinciliğini kaptırdı. 1977’den bu yana ilk defa CHP birinci parti olma başarısını gösterdi. Bu sonuç, iktidarda olan AKP+MHP’nin başını çektiği Cumhur İttifakı politikaları ve uygulamalarının beğenilmediğini ve halkın artık iktidara güvenmediğini gösteren son en büyük anketti.
Böyle bir durumda “halkın güvenini kaybetmiş” iktidar kanadından istifalar olması beklenir değil mi? Fakat tam tersi oluyor, muhalefetten milletvekilleri, belediye başkanları istifa ediyor ve bir kısmı iktidar partilerine giriyor. Bir kısmının daha AKP saflarına geçeceğine dair haberler yayılıyor.
İYİ Parti ve CHP listelerinden seçilmiş olan milletvekillerine oy veren seçmenlerin en büyük motivasyonu “mevcut iktidardan kurtulmak” idi. (Bu hükme CHP listelerinden seçilen DEVA, Gelecek P. ve SP milletvekillerini seçenler de dahildir.)
Transfer olan milletvekilleri seçim kampanyalarında ve öncesinde AKP ve ortaklarının ülkeye ne büyük kötülükler ettiğini anlatarak vatandaşlardan oy istediler. Ama şimdi, seçmenin kendilerine iktidarı yıkmaya çalışması için görev verdiği kişiler iktidarın gücünü artırmak için saf değiştiriyorlar. Bu seçmen iradesine ihanettir.
Milletvekilleri, seçildikleri partinin program ve politikalarına uygun hareket etmelidir.
Partiniz yönetimiyle temel konularda uyuşmazlığa düşebilirsiniz. Faydalı ve verimli olamayacağınız düşüncesiyle partinizden istifa edebilirsiniz. Bu normaldir. Ama zıt görüşteki bir partiye geçemezsiniz.
Ya bağımsız olarak göreve devam edersiniz ya da milletvekilliğinden de istifa etmeniz gerekir. Siyasi ahlak bunu icap ettirir.
DOLAŞICEM yine bu gece.. / Kandıralı FETHİ
DOLAŞICEM yine bu gece.. / Kandıralı FETHİ
DOLAŞICEM yine bu gece..
GANDIRA'da..
Garanlık sokaklarında,aklımdaki PIRIL PIRIL hatıratlar ile..
Gecenin biii vaktin de...
Bakkk,
Hüseyin ULUTAŞ , goyvermiş en son müşterini..
Çalgılar gitmiş, Cemal SARI’nın meyhanesinden
Nihat SARIÇAY’ın müdavimleri. Evlerine gavuşmuştur İnşallah...
Aydın Yilmazer ALBÜMÜNDEN… / Kandıralı FETHİ
Aydın Yilmazer ALBÜMÜNDEN... / Kandıralı FETHİ
KİMİN öleceği............
KİMİN sağ kalacağı..
KİMİN ne olacağı...
bilinmeyen YILLAR???
Yıl 1981
Ne oldu
Ne bitti
KOLU'dan -GOMŞU'dan arandığı yıllar..
Nadir evler, dükkanlar çevirmeli telefona yeni geçmiş..
BANDIRMA'dayım
Gönlüm, BU #GÜNKİ gibi hâlâ GANDIRA'da .
Aynı yıl 1981’de
2,5 yaşında Göker Duru
3 AYLIK Aşık Seher Duru var bende.
vaz geçemiyorum GANDIRA’dan,
vesile arıyorum – gelmeye / gitmeye..
AYDIN Kardeşimin
var
dediler...
Ahhh beee AĞVA yolu… / Kandıralı FETHİ
Ahhh beee AĞVA yolu... / Kandıralı FETHİ
Çatal'dan,
YILDIR abimlerden ayrılır yol..
aşşaa doğru..
yan façası, amannn haaa,
hocam ALİ SAĞLAM... Korkarım....
Sol taraf ORHAN CAMİ...
TATAR LÜTFİ
ve biiii CAN ARKADAŞIM Hicran Örk
sonrası AKALIN'lar..
KAFAM BOZUK… / Kandıralı FETHİ
KAFAM BOZUK... / Kandıralı FETHİ
Harbiden...
Şimdi, Bandırma'da değil de Kandıra'da olsam..
Ne yaparım..
DUR BAKALIM..
Gecenin /hatta sabahın 2/50 si olmuş
Yani, üçe -on kaldığı saatlerde.
Şuan
BANDIRMA’da,
BAR’lar, DİSKO’lar, PAVYONLAR -GECE KULÜPLERİ, 3-4 -5 YILDIZLI OTELLERİN barları açık..
kimilerinde CANLI MÜZİK var gümbür gümbür...
Seç -beğen -gir
Parana geçer --sözün...
SARMAdımı seni... YÜRÜ git..
ÜÇ SAZ ve ORTAM.. / Kandıralı FETHİ
ÜÇ SAZ ve ORTAM.. / Kandıralı FETHİ
GANDIRA' da
Biiii yere oturup, biii cıgara içesim geldi
(gerçi 12 yıl oldu bıraktığım)
Biraz da demlenmek.
Misss gibi burnuma geldi, teneke bacalardan sızan KÖFTE kokuları..
İnsanı adeta davet ediyor..
CEMAL SARI amcanın lokantasına uğrayıp, biii keyf-i neşe yapayıp bâri..
KARİDORU uppp uzun lokanta,
Cemal amcam /boyundan takmalı önlükle ızgara başında..
RIZA SARI abim, koşturuyor, masalara,
hısım FERİT ERDOĞAN yardımlarda..
Arka taraf, Tıklım-tıklım..
Protokol var..
Tekel Müdürü/Esnaf Kefalet başkanı, amirler, memurlar..
Hadiii buyur,#ŞAŞKIN'da geldiii.. (1) #klarnet ve Ekibi ile.. TAKSİM ile ağır dan...
Bana uymaz ...
Ayıptır BÜYÜKLERİMİZ var.
PILI’yı yı kim bilir… ve de PIRTI’yı.. – Kandıralı FETHİ
PILI'yı yı kim bilir... ve de PIRTI'yı.. - Kandıralı FETHİ
PILI'yı yı kim bilir...
ve de
PIRTI'yı..
hele bi dee PALA var dı..
Karidorlara, sofa boyu serilen.
El dokuma tezgahlar da
ŞAKADA ŞUK
Merdivenlere -DAŞLIK boyuna ..uzatılan..
RULO yapıldı, iftihar ile TOP/top/gelirdi
GIZ evinden-GOCA evine..
Ahhh o kilimler.
Ben çok taşıdım...
Evdeki kilimleri, NAMAZGAH deresine..
ARAP SABUNU ile fırçalananları.
Getir-götür
TAHTA FIRÇALAR satılırdı dükkanlar da..
ARİEL,/BİNGO neee, nerede.
Halı mı...!!!???
Güldürmeyin ..!! kimde var...
... Bembeyaz TAHİRAT bezleri/mendilleri, asılır dı HELA larımıza. .
Suları AKMAYAN tuvaletlerimize...
#ÇİVİT ile çırpılır dı sular, ÇİNKO leğenlerde...
#AKİF çamaşır suyunun katkısı ile
Çarşaflar, yastık - yorgan gılıfları APAK
Yemmm yeşil akardı NAMAZGAH
Gapı önlerinde gaynatılır dı
GARA GAZANLAR.....
büyük çamaşırlar
ve
için......
ÇARŞI CAMİİNİN apteshanesinden,
ŞEFİK ve ORHAN Caminin alt gatından SU TAŞINIR de evlere. .
GÜZEL di GANDIRA......
Biz mi güzeldik..??
yoksa
O zamanlar mı..???
#ANAMIZ vardı Bİİİİİ TANEMİZ
Ona güvendik #BABAMIZ vardı bizim..
HAYRETTİN NUHOĞLU VE İYİ PARTİ’DE GELİŞMELER – Ruhittin SÖNMEZ
HAYRETTİN NUHOĞLU VE İYİ PARTİ’DE GELİŞMELER - Ruhittin SÖNMEZ
Nokta TV’de yaptığım Geniş Açı programının konuğu bu hafta Hayrettin Nuhoğlu idi. Çünkü son günlerde siyasetin en dikkat çekici konusu İYİ Parti’deki gelişmeler idi ve bu gelişmeleri en iyi yorumlayabilecek yetkin kişilerin başında Hayrettin Nuhoğlu geliyor.
Hayrettin Nuhoğlu genç yaşlarından beri siyasetin içinde olan tecrübeli bir siyasetçi. İYİ Parti hareketini başlatan ilk birkaç isimden biri. İYİ Parti’nin programını hazırlamada görev yaptı. Partinin tüzüğünü yazan (ben, Tolga Akalın ve Günay Kodaz’ın da içinde bulunduğu) 22 kişilik tüzük
komisyonunun da başkanı idi. İYİ Parti’nin ilk Başkanlık divanında (Genel Başkan Yardımcısı statüsünde) Genel Muhasip idi. 27. Dönem İstanbul milletvekili olan Nuhoğlu halen Genel İdare Kurulu (GİK) üyesi.
31 Mart 2024 Yerel Seçimlerinden sonra İYİ Parti lideri Meral Akşener partisinin oy kaybının sorumluluğunu üstlenerek 27 Nisan’da Olağanüstü Kurultay yapma ve bu kurultayda aday
olmama kararı verdi.
Seçim başarısızlıklarından sonra parti liderlerinde görmeye alışık olmadığımız bir tavırdı bu. Bu karar her kesimi ilgilendiriyor. Çünkü İYİ Parti’nin varlığı ve yokluğu Türk siyasetindeki dengeleri tamamen değiştirebilecek bir olgu.
Mayıs 2023’te yapılan Milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra seçimin kaybedenlerinin başında gelen CHP’nin, örgütleri ve seçmeninde de müthiş bir moral bozukluğu yaşanmıştı.
CHP Milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası kongre yaptı ve tekrar aday olan Kemal Kılıçdaroğlu’nun yerine Özgür Özel Genel Başkan seçildi.
Cumhuriyet tarihimizde (Bülent Ecevit’in İsmet İnönü’ye karşı seçilmesi hariç) pek rastlanmayan böyle bir değişim sonrası, CHP 31 Mart Yerel Seçimlerinde büyük bir başarı kazandı. Yüzde 25’lik cam tavanı kırıp yüzde 38’e yakın bir oyla birinci parti oldu. Türkiye ekonomisinin yüzde 70’ini üreten il ve ilçeleri yönetir hale geldi.
Başbuğ Türkeş’i Anlamak İçin Vefalı ve Vicdanlı Olmak – Cafer GENÇ
Başbuğ Türkeş’i Anlamak İçin Vefalı ve Vicdanlı Olmak – Cafer GENÇ
- "Bir lider niçin, neden vardır?" diye soracak olursam sanırım hepinizi cevabı, "kendisinin başbakan, cumhurbaşkanı olması ve partisini iktidar, hükümet yapması için vardır" dersiniz. Ben de "bir insanın SÖZÜ ne ise ÖZÜ de o olmalıdır veya ÖZÜNDE ve SÖZÜNDE çelişki olmamalıdır" diyeyim. Lider, sözünün arkasında durmalı, kendini kabul ettirmeli, inandırmalı ve güven vermelidir. Milli ve manevi değerlerine sahip çıkmalıdır. Gençliğini, geleceğini davası uğruna feda eden, sürgün olan, sakat kalan, yıllarca kayıp olarak yaşayan, aklını kaybeden ülkücülerin çoğu rahmetli oldu, yaşamıyorlar ama bunların AHI yaşıyor.
Cezaevinde yatarak bedel ödeyen bir Ülkücü olarak durumun böyle olması büyük üzüntü yaşatmaktadır. Balıkesir’den okul ve cezaevi arkadaşım Elazığlı rahmetli Ömer Ekinci, "ey gençliğim, değmeyecek kişiler için seni perişan ettim, özür dilerim" diyerek Balgat’a gönderme yapmıştı. Söylemek istediklerimi siz anladınız diyerek günün anlamı ile ilgili konuya geçeyim.
Ne güzel şey Kandıralı olmak. – Abdurrahman KAYMAK
Ne güzel şey Kandıralı olmak. - Abdurrahman KAYMAK
İnci pastanesinde kol böreği limonata,
Cambaz Osman abi de köfte möfte,
Şanlı abilerden kömür, yeşillik,
Yakup abinin kahvede soğuk ayran,
Burak Marketten lipton soğuk çay, (teneke kutuda-cuma günleri namaz sonrası-buz gibi)
Adnan Güneş amcadan bisiklete fren lastiği ( Galatasaylıdır, Liseyi de Galatasaray da okumuştur)
Aytekin abide saç traşı ( fena fenerlidir benim gibi)
Ender abiden kışın kitap defter yazın şort terlik ( kim inanır o küçük dükkanın dünyalara açıldığına)
İYİ PARTİ VE AK PARTİ’DE DEĞİŞİM ŞART – Ruhittin SÖNMEZ
İYİ PARTİ VE AK PARTİ’DE DEĞİŞİM ŞART - Ruhittin SÖNMEZ
İdeoloji partileri hariç, partilerin sadık seçmen kitlesi genellikle lideri için oy verir. Seçmen, partisinin
“karizmatik liderine” çok geniş bir kredi açar ve bu aşamada çok sayıda hatasını görmezden gelir.
Bu durum zaman içinde parti liderlerini birer “seçilmiş kral” haline getirir. Liderin konumu ve gücü tartışılamaz hale geldiğinde “parti içi demokrasi” söylemleri lafta kalır.
Liderin her kararı, O’nu denetlemesi gereken partinin organları tarafından, “hikmetinden sual olunmaz” anlayışı ile kabul edilir. Zaten parti içindeki siyasi gücü dengelemesi ve denetlemesi gereken organların üyeleri de bizzat lider tarafından belirlendiği için bu durum yadırgatıcı değildir.
Karar Gazetesi’nde Semra Alkan’ın köşe yazısında belirttiği gibi bu aşamaya gelen partilerde “nevrotik bir örgüte doğru dönüşme eğilimi başlayabilir.” Yani bu partilerde “yaratıcılık yerine ya da değer katan ekipler yerine örgüt içinde ‘iç çekişmeler, çatışmalar, iletişim kopuklukları’ yaşanabilir.”
Semra Alkan “nevrotik örgüt belirtilerini AK Parti üzerinden örneklerle” anlatmış. Ben bu örnekleri son seçimin iki kaybedeni AKP ve İYİ Parti üzerinden anlatılabileceğini düşünüyorum.
Bugüne kadarki başarıların (ve son seçimdeki başarısızlığın) en büyük payı AKP’de R. Tayyip Erdoğan’a ve İyi Parti’de ise Meral Akşener’e aittir.
Bayramları, bayramların özüne uygun kutluyor muyuz? – M.Tanzer ÜNAL
Bayramları, bayramların özüne uygun kutluyor muyuz? - M.Tanzer ÜNAL
- Bugün Ramazan Bayramı’nın birinci günü.
Önce “samimi duygularımı” dile getireyim…
Bütün okurlarımın bayramını kutluyor, sağlıklar diliyorum.
Bayram günlerini sevdiklerinizle mutlu ve eğlenceli geçirin.
İzin verirseniz şimdi de “samimi düşüncelerimi” sizlerle paylaşmak istiyorum.
Her şeyi eleştiriyorum da; bayram günlerini, bayramlardaki davranışımızı neden eleştirmeyeyim, temennilerimizin neden işe yaramadığını neden sorgulamayayım?
76 yaşındayım, kendimi bildim bileli bayramlarla ilgili hep aynı şeyleri dinler, aynı sözleri okurum.
Benim yaşımın ötesinde; yüzlerce, binlerce yıldır da hep aynı şeyler söylenir, yazılır.
Nedir bunlar?
Dini bayramlar, yani Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı…
*Birlik ve beraberliğin pekiştiği günlerdir.
*Kardeşlik, dostluk, sevgi ve saygı duygularının paylaşıldığı günlerdir.
GÜLEGÜLE GİT CAN RAMAZAN – Seyfettin KARAMIZRAK
GÜLEGÜLE GİT CAN RAMAZAN - Seyfettin KARAMIZRAK
Güzel şeylere sahip olduğumuzun kıymetini, elimizden gittiğinde anlamaktayız çoğu zaman. Fakat gidenler asla geri gelmiyor. Bize sadece hüzünler ve burukluklar kalıyor. İşte Mübarek Ramazan ayı da bunlardan biri.
Bir aya yakın; tattığımız huzurun ve mutluluğun, bitmeyecek sandığımız eşsiz paylaşımların, devşirdiğimiz nadide duyguların, tatlı tebessümlerin, gönülden perçinleşmenin, hatır sormaların, engin hoşgörünün sonu mu geldi acaba? Umudum ve temennim, bu hasletlerin bizlerde kalıcı olması yolunda elbette ki.
Güzel anlar hızlı yaşanır, tez bitermiş meğer. İnsan sevdiği kadar da ayrılık acısını tadarmış. Ramazanın sonuna varmamızdan ötürü, yüreğimizi hüzün kapladı bir nebze. “Kadir Gecesi”nin lezzetini tattıktan sonra, bu ayrılık burukluğunu, daha somut olarak yaşadık içimize.
“Alışılan uhrevi havanın, paylaşmanın, hatırlamaların, gönül almaların, güzel dileklerin, sabrın, metanetin vefanın, sürpriz sevinmelerin, hediyeleşmelerin” vb.
iyiliklerin yaşantımızdan çıkması korkusu yüreğimizi burktu doğrusu.

