
Ramazan DAĞTEKİN’e; “Rahmetli Arkadaşım Fevzi GENÇ” kitabı..
24 Haziran 2021 Perşembe / Ramazan Dağtekin’e yeni yayınlanan 306 sayfalık “Arkadaşım Fevzi GENÇ” kitabını takdim ettim.
Fikri Derinlik – Yüksel ERCAN
Fikri Derinlik – Yüksel ERCAN
Biz kendisini dini vecibelerini elinden geldiği kadar yerine getirmeye çalışan birisi olarak değerlendirir ve her şeyin ortalamasını yaşamanın özellikle de dini konularda aşırıya kaçmanın eninde sonunda herkesi bir takım sorunlar ile baş başa bırakacağını yaşanan tecrübeler ile az çok hesap edebiliyoruz.
İnsanımızın zaman zaman ne yaptığını bilemez bir şekilde “kaş yapayım derken çıkardığı” anlarda bizimde Belediye meclis üyesi yaptığımız dönemdi.
Belediye meclis üyesi olarak görev yaptığımız dönemde bir meclis oturumunda AK Partili arkadaşlar “ falanca mahalledeki şu kadar metre arsanın İbadethane yeri olarak ayrılması ve imara işlenmesi” şeklinde bir teklif getirince teklifi getiren arkadaşımıza daha “Bu ibadethane tanımını değiştir öyle teklif getir böyle sıkıntı yaşarız” dememize fırsat kalmadan AK Partili meclis üyesi “Yüksel Ercan birde MHP’li olacaksın sen Kafirmisin Müslüman değilmisin ki İbadethaneye karşı çıkıyorsun.? “ sorusuna maruz kaldık.
Dt. Turan SARI’ya; “Rahmetli Arkadaşım Fevzi GENÇ” kitabı..
24 Haziran 2021 Perşembe / Turan Sarı Başkanımıza yeni yayınlanan 306 sayfalık “Arkadaşım Fevzi GENÇ” kitabını takdim ettim.
Av. Nayim Ulaş’a “Rahmetli Arkadaşım Fevzi GENÇ” kitabı..
23 Haziran 2021 Çarşamba / Günay Gülcü ve Ahsen Okyar, yeni yayınlanan 306 sayfalık “Arkadaşım Fevzi GENÇ” kitabını Av. Nayim Ulaş’a takdim etti.
Nurettin Kolaylı üstadın paylaşımı.. Sağ olsun..
Nurettin Kolaylı kardeşim facebook’ta paylaşmış.. Sağ olsun..
3s ·
Bir Yiğit Geldi Geçti Kandıra'dan, Hoş Bir Seda Bıraktı Gönüllerde
Doğma büyüme Kandıralı olan ve ömrünü Kandıra’ya hizmetle geçiren Fevzi Genç (62) 7 Aralık 2020 tarihinde geçirdiği kalp krizi sonucu ebediyete intikal etti.
Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN’a; “Rahmetli Arkadaşım Fevzi GENÇ” kitabı..
23 Haziran 2021 Çarşamba / Dr. Halil İbrahim Kahraman Başkanımıza yeni yayınlanan 306 sayfalık “Arkadaşım Fevzi GENÇ” kitabını takdim ettim.
Aynı yere ateş etmek… Ramazan BAKKAL
Herkese Açık ile paylaşılıyor Aynı yere ateş etmek… Ramazan BAKKAL
Keseri aynı noktaya vurmak…
Aynı türküyü seslendirmek, Birinci sınıf bilim insanı yetiştirilir, bilim kurumları sorumluluklarını yerine getirirler, yönetimler bilim insanlarını dinleyip önlerini açarlarsa, bilimsel bilgi bütün toplum kurumlarına girecek, toplum yapısı değişecektir.
Böylece; teknolojik seviye yükselecek. kurumlar düzgün, verimli işleyecek, ekonomik refah artacaktır.
Mümtaz Turhan’ın ifadesi bu mealde.
* Engellerimiz var: Bilimin toplum yapısını değiştireceği doğru, toplumda bilimin algılanmasına, kavranmasına ve hayata geçirilmesine engellerin olduğu gerçek.
Kendi iç dinamiği ile sürekli ilerleme gösteren bilim geleneğinin üniversitelerimize girmesinde bile zorluklar var.
Bilim toplumdaki zihniyeti değiştirecektir, fakat yönetime gelen siyasi partilere hakim olan gündelik politika yapma –popülist yaklaşım- anlayışı bilimin algılanmasını, kurumlaşmasını, toplumu ilerletmesini engellemekte.
Bu durumda, zengin ve güçlü ülke olunması gerektiğine inanan herkesin öncelikli görevi, siyasi partilere bilimin önemini benimsetecek çalışmalar yapmak veya bu çalışmayı yapanlara destek olmaktır demek yanlış mıdır?
* Vatanseverler, ilericiler, Atatürkçüler, milliyetçiler, ülkücüler, İslâmcılar, sosyalistler, liberaller yoksul- borçlu, yoksul, hazinesi tamtakır bir ülkenin vatandaşları olmak isterler mi? Vatanseverler gözyaşı dökerek, anma toplantıları, hararetli konuşmalar ile yetinip esas çözümün güçlü olmaktan geçtiğini bildikleri halde gücün tek kaynağı olan bilim ve teknoloji için çalışmazlar, seslendirmezler ise sonuç ne kadar değişebilir?
Özellikle milliyetçiler? Milliyetçilerin gündemlerini inceleyin, yayınladıkları çok sayıda dergiye, gazeteye bakın bilim –teknoloji meseleleri ne kadar var?
Ferhat BURSALIOĞLU’na, “Rahmetli Arkadaşım Fevzi GENÇ” kitabı..
23 Haziran 2021 Çarşamba / Teyzeoğlum, sevgili kardeşim Ferhat Bursalıoğlu’na yeni yayınlanan 306 sayfalık “Arkadaşım Fevzi GENÇ” kitabını takdim ettim.
Av. Ruhittin SÖNMEZ’e “Rahmetli Arkadaşım Fevzi GENÇ” kitabı..
23 Haziran 2021 Çarşamba / Av. Ruhittin Sönmez Başkanımıza yeni yayınlanan 306 sayfalık “Arkadaşım Fevzi GENÇ” kitabını takdim ettim.
Allah Her Partiye bir Lütfü Türkkan Nasip Etsin – Yüksel ERCAN
Allah Her Partiye bir Lütfü Türkkan Nasip Etsin – Yüksel ERCAN
İçerisinde bulunduğumuz günlerde siyaset müessesesi nerede ise saat başı değişiyor, Sabah bizi peşine takıp sürükleyen gündemin hükmü bilemdiniz en fazla öğlene kadar devam ediyor, Öğlen saatlerinde başka bir günden akşam başka gece yarısı başka bir gündem siyaseti sürükleyip duruyor.
Kabul edelim etmeyelim şu sıralar en sağdan en sola merkezdeki, uçtaki, ortadaki yada en uçtaki partilerin takip ettikleri daha da önemlisi “acaba ne söyleyecek” diye heyecan ile bekledikleri isim Lütfü Türkkan.
İRANLI SOSYOLOG ALİ ŞERİATİ’NİN *1933-1977* BAZI SÖZLERİ:
İRANLI SOSYOLOG ALİ ŞERİATİ’NİN *1933-1977* BAZI SÖZLERİ:
*1.* "Ben sizi rahatlatmaya değil, rahatsız etmeye geldim.
Ben esrar, eroin miyim ki sizi rahatlatayım?"
*2.* "Sadece devletin konuşma hakkına sahip olduğu bir memlekette hiçbir söze inanmayın."
*3.* "Bir yerde yangın varken, biri seni ibadet etmeye çağırıyorsa, bil ki bu bir hainin davetidir."
Para ve Muhasebe Felsefesi (Dursun Ali Yaz) – Dr. Hasan DERMENCİ
Para ve Muhasebe Felsefesi (Dursun Ali Yaz) - Dr. Hasan DERMENCİ /Hematolog
Dursun Ali Yaz Mesleği ile ilgili iki adet popüler bilim kitabı yazmış. Youtube videolarına rastladım. Anlattıkları ilgimi çekti ve kitaplarını okudum. Onlar hakkında yorum yapmadan bilgi vermeye gayret edeceğim.
Para
Kitap benim gibi ekonomi bilgisi zayıf kişiler için yazılmış. Yazar para konusunu fazla siyasi veya felsefi yorumlara girmeden paranın tarihi gelişmesi, paranın ne anlama geldiği ne olduğu, para konusunda ülkelerin bakış açısının tarihi değişimi, deneyimleyerek öğrendikleri ve en önemlisi ekonomi pratiği ile direkt ilişkisini Ayşe teyzeye anlatır gibi anlatmış. Ben çok faydalandım.
İlkel 10-15 kişilik avcı toplayıcı toplumda olmadığı, o gün toplanan yiyecekler veya avlanan hayvanlar aile arasında paylaşıldığı, gerektiğinde diğer kabileler ile takasla mal değişimi yapıldığını anlatıyor.
Ardından Sümer ve Mısır uygarlığında mal para (arpa veya bira), kuzeyde mal para olarak kürk, Amerika’da tütün kullanılmış.
Daha sonra tartı para olarak değerli metaller (altın, gümüş ve bronz vb.) kullanılmış. Altın veya gümüş, kalay, bakır vs. tartılıyor ve değeri kadar mal ile alışveriş yapılıyormuş.
YAZ TATİLİNDE HEM DİNLENMELİ, HEM DE ÖĞRENMELİYİZ!!! – Remzi UYSAL
YAZ TATİLİNDE HEM DİNLENMELİ, HEM DE ÖĞRENMELİYİZ!!! - Remzi UYSAL (E./Gönüllü Eğitim Danışmanı) Lübeck-Almanya, 12.06.2021
Özellikle uzunca olan yaz tatillerinin sadece yan yatıp, zamanı boşa geçirmek için olmadığını, her tatilin hem eğlenme hem de öğrenme süreci olabileceğini tekrar hatırlatmak için, bu “yaz tatili” yazısını öğrencilerimizin ve de ailelerinin bilgilerine, son yıllarda olduğu gibi, tabii ki bazı değişiklikler yaparak, geleneksel olarak tekrar sunmakta yarar görüyorum.
Türk öğrencilerimizin de okullarında öğrenim gördüğü Batı Avrupa ülkelerinde, ülke ve eyaletleri arasında, yoğun trafik sorunlarının oluşmaması için, gün ve hafta farklılıkları göstermiş olsa da, bütün okullar yaz tatiline yavaş yavaş girmeye başladılar.
Sınıfını geçen öğrenci de, sınıfında kalan öğrenci de tatili hak etmiştir.
Sınıfını geçen öğrencinin sevinmesi ve ödüllendirilmesi oldukça doğal. Sınıfını geçemeyen öğrencinin ise cezalandırılması da bir o kadar yanlıştır.
Dört başı mamur yozluk – Süleyman PEKİN
Dört başı mamur yozluk – Süleyman PEKİN
Baş olmayı, köşe olmayı severiz ama en çok da dört başı mamur bir hayat düşleriz. Yahut da en azından belli konularda dört köşe olmayı arzularız, umarız. Çıkarlarımızı dört gözle takip eder ve menfaatimiz söz konusu oldu mu dörtnala koşturmayı pek severiz. Dahası çoğumuz insan olma adına tek bir adım atmadan yada başka insanlar için tek bir iyilik bile yapmadan dört dörtlük olduğumuzu zannederiz.
Bu dörtlemelerin dördüncü gün’le (cıhar-şenbe /çarşamba) çağrışım olarak ilgisi var mı bilmiyorum; ben daha çok sosyo-politik dört eğilimle ilgili girizgâh olsun diye fırınlamıştım, hani şu Özal’ın siyasette birleştirdiği DÖRT EĞİLİM: Liberaller, sosyal demokratlar, milliyetçiler ve muhafazakârlar.
Dördüncüsü hem ilk üçünü iç etti hem de Tazmanya canavarı gibi et-but, aş-iş, para-pul, makam-mevki, değer-kıymet; ne bulursa yedi, yaladı - yuttu. Şimdilerde de kendini yiyip bitirmekle meşgul. Doymadılar dünyalığa, tapına durdular varlığa..
NASIL BİR HAYATIN OLDUĞUNU SÖYLEYEYİM – Prof.Dr. Ekrem ÇULFA
BANA ALGILARINI SÖYLE SANA NASIL BİR HAYATIN OLDUĞUNU SÖYLEYEYİM – Prof.Dr. Ekrem ÇULFA
Bir düşünceniz vardır ama bu düşünce gerçeklikle uyumlu değildir. Sonucunda da negatif hislere sebebiyet verir. Bu yazıda da yaygın bilişsel çarpıtmaların isimleri ve ne anlama geldiklerinden bahsedeceğim. En sonunda da bilişsel çarpıtmalar ile ilgili yapabileceğiniz birçok taktikler var. Sonuna kadar ilgi ve merakla okuyun ve anlamaya gayret edin lütfen.
Bilişsel çarpıtmalara verebileceğimiz bir başka tanım da irrasyonel düşünme olur. Bunlar mesela “Şu hayatımda bir tek boynuzlu at (unicorn) bile göremedim!” diye düşünüp ağlamaya benzer. Kişi tek boynuzlu at görmeyi beklediği müddetçe de hayal kırıklığı devam edecektir, çünkü bu düşünce gerçeği yansıtmıyor, tek boynuzlu at diye bir şey yok, göremez. Bu örnekte bu durum çok basitken beynimiz bilişsel çarpıtmaları o kadar normalmiş gibi sunar ki, biz de hemencecik ona inanırız. Ve yine gerçeklikle uyumlu olmayan bu düşünce negatif hislere sebebiyet verebilir.
Bilişsel çarpıtmalar, Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT; Cognitive Behavioral Therapy; CBT) ile yaygınlık kazanmışlardır.
Bilişsel çarpıtmaları öğrenmek önemlidir çünkü olayların bizim üzerimizdeki etkisini olayları nasıl yorumladığımız, yani nasıl düşündüğümüz belirler.
Olaylar değil seni üzen, bilişsel olarak çarpıtmış olduğun düşüncelerin seni üzüyor.
Bu fikre itiraz ediyor olabilirsiniz, ama şöyle değerlendirelim istiyorum. İlk olarak olayların değil düşüncelerin bizi üzdüğü herhangi bir olaya üzülmememiz gerektiği anlamına gelmiyor. Sevdiğiniz birini kaybettiğinizde üzülmeniz normaldir. İşten kovulduğunuzda, boşandığınızda, ne zamandır beklediğiniz bir şey gerçekleşmediğinde, üzülmeniz normal. Bu düşüncelerinizi değiştirin ve üzülmeyin demek değil. Ancak Alzheimer’ li birini ele alalım, eşi vefat ettiği ona söyleniyor, ama üzüldüğü gözlemlenmiyor. Bildiğiniz gibi Alzheimer hastalarının algısında ve hafızasında sorunlar olmaya başlar, ileri derecede Alzheimer’ li birine “eşin vefat etti” dendiğinde onu algılamayabilir. Bu durumda olay aynı, eşinin vefatı, ama arada algı aşamasındaki eksiklik, duygunun da gelişini engelliyor. İşte bu bize olayların değil, olayları nasıl algıladığımızın bizim duygularımızı belirlediğinin göstergesi. Kayıp, ayrılık gibi durumlarda üzüntü, doğum, kazanç gibi konularda mutluluk duymak normalken, bazen algılarımız dış dünyada olanı bize çarptırarak ulaştırırlar, ve bu sefer asıl olaylarla uyumsuz duygular içerisine gireriz.
İşte bilişsel çarpıtmaların da yeri burası.
Nuh’un Çağrısı – Prof.Dr. Hacı DURAN
Nuh’un Çağrısı – Prof.Dr. Hacı DURAN
Nuh peygamber, dokuz yüz yıl yaşadı. Bu süre içerisinde çocuklarını, eşini ve halkını kendine, Allah’ın koyduğu kurallara göre yaşamaya ve bu yaşamın sunacağı kurtuluşa inandıramadı. Ama tek bir çağrı ile, bütün hayvanları kurtuluş gemisine binmeye inandırdı.
Benzer bir durumu Hz. Musa örneğinden de görebiliyoruz. Hz Musa, Allah’ın adalet kuralını çiğneyerek kendi toplumu ve cemaatinden olan birisini kayırdı. İşlediği suç için tevbe etti, Allah’tan bağışlanma diledi. Firavun’un devlet kurallarını, kanunları ve yürürlükteki uygulama biçimlerini çiğnedi. Kendi cemaatini destekledi. Sonra cemaatini Firavun’un baskısından, sömrüsünden, işkencesinden, kötü uygulamalarından kurtardı.
Ama Hz. Nuh’un başına gelen O’nun da başına geldi. Kurtardığı, koruduğu, bağlılığından dolayı günah işlediği ve uğruna makamını bıraktığı toplumu, yakınları ve cemaati her girişiminde Musa’yı yalnız bıraktı. Musa’ya güvenmedi. Musa’nın sunduğu yasalara, değerlere ve kurallara göre yaşamadı. Hep direndi. Hep yalan söyledi, yalan uydurdu, Musa’ya kötülük yapmaya çalıştı.
Örnekleri çoğaltmak mümkündür. Neden insan kendinden birisine inanma ve o çağrıya göre davranma eğiliminde kaçınıyor? Neden hayvanlar Hz. Nuh’a güvendi de insanlar güvenmedi. Neden yahudi olmayan bizler, Musa’ya binlerce yıl sonra inandık da, Yahudileri kayıran Musa’ya dönemin yahudileri güvenmedi, inanmadı.
Günümüzde Hz. Musa ve Hz. Nuh örneğini bilen müslüman toplumlar; kendi inançlarının kurallarına, değerlerine, çalışma ve üretme yöntemlerine göre davranmıyor. Diğer insanlarla etkileşimde bulunurken güven vermiyor. Karşı tarafı güvenli bulmuyor. Ürkek ve kaçamak davranıyor. Eline topluma ait bir güç geçince pervasız bir tarzda, kötülük yapmaktan, kuralları çiğnemekten kaçınmıyor.
Bu durumda soruyu şöyle sorsak ne olur? Şu anda Musa’ya ve Nuh’a güveniyoruz ve inanıyoruz diyenler, o dönemde yaşasalardı, şu anki inançlarına bağlı olarak mı davranırdı? Yoksa o dönemin yahudileri ve Nuh kavmi gibi isyancı mı? Olurlardı.
Soru, önceden yaşanmış bir örnek olaya inandık demenin fiili sonuçları ve uygulamaları ile ilgilidir. Geçmiş örnek olaya inanç düzeyinde bağlılık, beşeri, sosyal, uygulamalı bir bağlılık olmayabilir. Dolayısıyla geçmiş örnek olayın kötüleri gibi olmama ve onlara karşı olma inancı bir filimdeki kötülük aktörlerine tepki göstermeye benziyor.
NELERİ GÖRDÜK BİZ… / Kandıralı Fethi DURU
Neler - neler
(not.. Bazı entel-dantel Öz be öz, #GANDIRAlıları birkaç #HAMFENDİ
beğenmesede,
BEN, yinede GONUŞMA dili ile yazcem..)
NELERİ GÖRDÜK BİZ... / Kandıralı Fethi DURU
Tel dolabında - buz dolabına..
Lambalı radyodan - TV ye.
Bizim zamanımızda,
Yoğurtlar, SAFALIDAN - GIŞLADAN - AMATLIDAN gelirdi, bakırlala, omuzda susurluklarla...
Bizim zamanımızda,
Halkalı TATLI gelirdi çarşambaları, Adnan Güneş’in köşesine,
HELVACI gelirdi, bıçakla kesilersi
Gırmızılı - beyazlı
BİZİM zamanımızda,
YAFA PORTAKAL gelirdi, ÇARŞI ÇAMİNİN önüne.. KAMYONLA...
alan götürürdü.
NE İLE..
Bizim zamanımızda,Naylon icat edilmemişti.. ZEMBİL VARDI - FİLE torba vardı..
Kokuşmuşluk – Süleyman PEKİN
Kokuşmuşluk - Süleyman PEKİN
Genelde köleye değil köleleştirene, sömürge olana değil sömürgeleştirene karşı çıkarız. Estağfurullah, karşı çıkmayız; söylenerek tepki verdiğimizi ve böylece karşıt olduğumuzu sanırız. Oysa karşıt olmak köleleştirmeye veya sömürgeleştirmeye müsaade etmemektir. Bu da akılla ve aksiyonla sağlanır.
70 yıldır İsrail ve Çin zulmüne bağırıyoruz - çağırıyoruz da niye bir şey değişmiyor? Koca Çin’i bırakın, küçücük İsrail’in devâsa İslam Dünyasından korkusu mu var? Herkes işgale karşı mı yoksa işgalcilerle işbirliği yapan hatırı sayılır miktarda insan varlığı söz konusu mu?
Bugün kadının adı Meral Akşener’dir. – Ebru KÜÇÜKAYDIN
Bugün kadının adı Meral Akşener’dir. - Ebru KÜÇÜKAYDIN
Erdoğan iktidarının 19 yıl boyunca en önemli başarısı toplumun değerlerini itibarsızlaştırarak siyaset üretmesidir. Siyasete din karıştırarak başlayan değersizleştirme zincirlerine her dönem yeniler eklendi. Bugün ise, ‘Ben kadınım!’ diyebilen Türkiye Cumhuriyet’inin tüm kadınlarına cinsiyet kavramını da ekleyerek İYİ Parti Lideri Meral Akşener’e karşı aşağılayıcı, tehdit diliyle sarf ettiği cümleler demokrasi ile yönetilen bir ülkede insan haklarına saldırı ve halkı ayrıştırma ile başlayan çok tehlikeli sürecin başlangıcıdır.
Kudüs’te Zamanın Taşları – Prof.Dr. Altan ÇETİN
Kudüs’te Zamanın Taşları - Prof.Dr. Altan ÇETİN
Kudüs, tarihimizin açısından biz Türkler için, adalet ve “hörmet” ile insanlığa sunduğumuz abideleşen zaman dilimlerini gösteren mefkûre bir mekândır. İsrail dönemindeki durumu göz önüne alarak bir mukayese yaparsak bu gerçek daha açık olarak görülecektir. Bu bakımdan Kudüs ile ilgilenme sebebimiz zulüm ve haksızlığa karşı durmak, teklifimiz adaletse ortada sorgulanacak bir şey yok demektir. Sarp Yokuşu aştığımız yerlerimizdendi Kudüs…
Dinlere ihtiram ve dindarlara huzur veren bir nizam Hz. Ömer ile açılan bir süreçte başladı ve Kudüs'ün Türk asırları boyunca da aynı anlayışla devam etti. 1917 Aralık ayında Türk askeri Kudüs'ten çıktığında Haçlı Seferleri şimdi bitti diyen zihniyet tarih oldu mu?Kudüs'ün taşları ve bugünün mazlumlarının gözyaşları buna şahittir. Yoksa kendisini yenilerek Kudüs kapılarına mı dayandı yeniden…
