Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım…

ahsen okyar
21Mar/220

DÜNYAMIZ KÖTÜ YÖNETİLİYOR – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Dmcç ayhan katırcıkaraÜNYAMIZ KÖTÜ YÖNETİLİYOR - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Rusya Lideri Vladimir Putin üçüncü haftasını tamamlayan Ukrayna saldırısı sırasında ilk kez Moskova Luzhiniki Stadyumunda halkının karşısına canlı yayında çıktı. Hem de soykırımın, tacizlerin, tutuklamaların, kaçırmaların yaşandığı Türk Yurdu Kırım’ı ilhak ve işgalinin 8. Yıldönümünde (2001). Üstelik sırtında da İtalyan Loro Piana marka 200 bin liralık mont vardı. Yani Rusya’daki asgari ücretin 104 katı fiyatında bir mont! Aynı saatlerde ise neredeyse sağlam yapı kalmayan Ukrayna saldırısında asgari ücretli ailelerin çocukları ölen Rus askerlerinin sayısı ise 10 bini aşmıştı. Bu cenazeler Rusya’ya götürüldüğünde siz toplumun feryadı figanını dinleyin. Bu Rus ailelere Putin’in Ukrayna saldırısının sanallık dışında hiçbir makul sebep anlatamayacağını tahmin etmek mümkün. Belki 20 yılda batının ambargolarıyla ekonomisini düzeltemeyeceğini bilen Putin, işte bu sebeptendir ki asker cenazelerinin kendi kamuoyunda tepkiden çekindiği için Ukrayna saldırısını “vekil savaşçılar” ile de sürdürüyor. Büyük bir direniş gösteren Ukrayna karşısında Rusya, şehir savaşında önce “paralı askerleri”, sonra “Çeçen milisleri” kullandı; ardından da Suriye’de Esad’ın kirli işlerini gerçekleştiren Şebiha’dan bin kişilik askeri birliği ateş hattına gönderdi! Askeri otoriteler böylesi takviyelerle artık Rusların Ukrayna’da zorlandığını belirtiyorlar.

19Mar/220

Çanakkale Savaşına Jeopolitik Bakış – Dr. Nejat TARAKÇI,

a225_jpg_2020_18_3_0eea89f3-8652-49e6-a94d-0b1d6028bdbaÇanakkale Savaşına Jeopolitik Bakış - Dr. Nejat TARAKÇI, Jeopolitikçi Ve Stratejist 18 Mart 2020

Giriş
Osmanlı Devleti’nin savaşa girmesi hem savaş alanını genişletmiş, hem de Ortadoğu’nun tarihini büyük ölçüde değiştirmiştir. Ortadoğu’nun geleceği, savaşa katılan güçler arasında bir pazarlık konusu haline gelmiştir. İngiltere, petrol kuyularının güvenliği için Mezopotamya’yı işgal etmiş ve Arap ayaklanmasını desteklemiştir. Almanya’nın Osmanlı Devleti ile olan ittifakının ana amacı da güney Rusya üzerinden Kafkas petrollerine, Osmanlı Devleti üzerinden de Ortadoğu petrollerine ulaşmaktı. Müttefik Donanmanın Çanakkale’de durdurulması, hem Osmanlı Devleti’ne üç hayati yıl kazandırmış, hem de, savaşı en az iki yıl daha uzatarak, Müttefiklerin insan gücü ve ekonomik bakımdan yıpranmasına neden olmuştur. Bu durum, dolaylı olarak iki politik ve askeri faktörü Türkiye lehine çevirmiştir. Birincisi, Rusya’daki rejim değişikliği nedeniyle kuzeydeki düşman geçici olarak siyasi ve askeri arenadan çıkmış, ikincisi ise, İstiklal Savaşı süresince özellikle insan gücü ve ekonomik olarak harbin başlangıcına nazaran daha fazla yıpranmış düşmanlarla mücadele şansı kazanılmıştır.

18Mar/220

ATATÜRK: “ÇANAKKALE’DE BİR DARÜLFÜNUN GÖMDÜK” – Dr. Sakin ÖNER

sakin önerATATÜRK: “ÇANAKKALE’DE BİR DARÜLFÜNUN GÖMDÜK” - Dr. Sakin ÖNER

Çanakkale Zaferi’nin 107. Yıldönümünde Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı ve Çanakkale Savaşlarında şehit düşen liseli ve üniversiteli öğrencilerin ve bıyığı terlememiş Onbeşlilerin (1315’lilerin) hatırasını yâd etmek istiyorum. Bu savaşların ağır şartları, İstanbul ve Anadolu’daki medreseler, liseler ve Darülfünun gibi eğitim kurumlarının tamamına yakınının düzenli bir öğretim hayatı sürmelerini engellemiştir. Öğrencilerin ve genç öğretmenlerin çoğunun askere gitmesi nedeniyle, okulların çoğu boşalmış ve hastane, karargâh gibi çeşitli hizmetlerde kullanılmıştır. Ayrıca okulların büyük bir kısmında öğretmen ve öğrenci yokluğundan eğitim-öğretime ara verilmek zorunda kalınmıştır.

15Mar/220

YAPMAYIN… YAPMAYIN… / Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sYAPMAYIN... YAPMAYIN... / Ruhittin SÖNMEZ

Türkiye’nin yetiştirdiği çok değerli ekonomistlerimiz var. Bunlar yaşadığımız ekonomik buhranın sebebi ve körükleyicisi olan yanlış politikaları görüp adeta saçlarını başlarını yoluyorlar.

Çünkü Türkiye’yi yönetenler pandemi süreci ve akabinde Rusya- Ukrayna savaşının getirdiği ve getireceği çok riskli ortamda hiç yapılmaması gereken şeyler yapıyor.

İktidar ekonomiyi bir deneme yanılma yöntemiyle yönetmeye çalışıyor. Yetkililer genel kabul görmüş yöntemlerin dışında heterodoks dedikleri politikaları savunuyorlar. Bir uçtan öbür uca savrulmakta olan politikalar belirsizlik ve güvensizlik yaratıyor.

Ekonomist Hakan Kara son durumu değerlendiren mesajında şu tespitleri yaptı:

“Cari denge hızla bozuluyor, enflasyon beklentisi artıyor ve ekonomi yavaşlıyor. (Cari açık ve üretim verisi henüz savaşın etkisini içermiyor.)

Ekonomide ender görülen bir durumdur. Bu üç temel göstergeyi birden bozmak özel çaba gerekir.”

Değerli ekonomist Mahfi Eğilmez,iktidarın “Faizi indirince kur yükselecek, kur yükselince cari açık düşecek, cari açık düşünce enflasyon düşecek….” söyleminin sonunda geldiğimiz yeri tanımladı: “Hepsinin tersi oldu.”

Zanka TV’de çok değerli yorumlarını dinlediğimiz Rubil Gökdemir de “Bütün ceremesine milletçe katlanmamıza karşın; Cari fazla hedefiyle yola çıkıp, sadece OCAK ayında 7,11 milyar $'lık cari açıkla bütün zamanların rekorunu kırdınız! Hiç mi utanmıyorsunuz?” diyerek iktidarı eleştirdi.

Sonuçta kur yükseldi, cari açık yükseldi, enflasyon yükseldi, işsizlik yükseldi. Bu dört parametreyi birden yükseltmek hakikaten özel bir çaba ve beceri gerektirir.

Yönetim hatalarının sonucu olarak, insanlarımız arabasını kullanamaz, kaloriferini yakamaz, elektrikli cihazlarını kullanamaz, tatil yapamaz ve hatta temel gıda ihtiyaçlarını alamaz hale geldi. Sağlık ve eğitim hizmetleri dahi aksamakta.

14Mar/220

SARI SAÇLI MAVİ GÖZLÜ ÇOCUKLAR DA ÖLÜR – Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrakSARI SAÇLI MAVİ GÖZLÜ ÇOCUKLAR DA ÖLÜR - Seyfettin KARAMIZRAK

Rusya, dünyanın tüm uyarılarına rağmen Ukrayna’nın topraklarını 24 Şubat tarihinden itibaren zorbalıkla işgal etmeye başladı.
Daha önce Kırım’ı işgal ederek büyük devletlerin nabzını yoklayan Rusya, AB ve ABD’nin pısırık, vurdumduymaz ve korkak tutumlarından cesaret alarak, Ukrayna’yı
tamamen işgal etmeye başladı.
Rusya’nın bu kararında, ABD’nin ve AB’nin Ukrayna’yı kendi menfaatleri uğruna NATO’ya ve BM alma planı da kışkırtıcı rol oynamıştır. Çünkü ABD Ukrayna’yı NATO’ya üye
yaparak Rusya’nın burnunun dibine üs ve füze kurmayı planlamaktadır.

9Mar/220

ANNE BABALAR ÇOCUKLARINIZA SAHİP ÇIKINIZ – Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrakANNE BABALAR ÇOCUKLARINIZA SAHİP ÇIKINIZ - Seyfettin KARAMIZRAK

Çocukların nasihatten çok, iyi örneğe ihtiyaçları vardır. Joseph Joubert

"Çocuğunuzu anlayabilmeniz için, onu kendine özgü gelişim bi­çimi içinde, bir bütün olarak görebilmeniz gerekir. Ana-babalık sanatı üzerine kurulan eğitsel felsefeyi iyice sindirin içinize. Çocuk yetiştir­mek, güç ve karmaşık bir iştir. Ne var ki dünyanın mutluluk getiren, insana huzur veren en tatlı uğraşılardan da biridir. Bir ananın dünyaya sunacağı en önemli armağan, mutlu ve güvenli bir insan olarak yetiş­tirilmiş çocuklardır." Dr. Fitzhugh Dodson

3Mar/220

İlle de ölmek mi lazım? – Raif KANDEMİR

raif kandmirİlle de ölmek mi lazım? - Raif KANDEMİR

Yıllardır bir türlü içime sindiremediğim, bir türlü kabul edemediğim bir konu var. 

Defalarca yazmaya niyetlendiysem de olmadı, dile getiremeden edemeyeceğim.

Kısa veya uzun süre bu şehirde birlikte yaşıyoruz.

Aynı atmosferi kokluyor, aynı havayı soluyoruz. 

Birçoğumuz birbirimizin çocukluğunu, gençliğini, iyi kötü, az ya da çok evveliyatımızı, neler yaptığımızı, yapamadığımızı biliyoruz.

Şehrin yaşadığı zorlukları, dertleri birlikte göğüslüyoruz.

İyi günde, kötü günde olabildiğince bir araya geliyoruz.  

Şehrimizde yaşanan güzel günlerin birçoğunun coşkusunu birlikte yaşıyoruz. 

Birbirinden değerli, yetenekli, bilgili, yararlı, insanlarımızın olduğunu bal gibi  biliyoruz. 

Ne var ki, görmezden geliyor, sağlığımızda birbirimize layık olduğumuz değeri vermiyoruz.

Birbirimizin kıymetini bilmek için ille de ölmek mi lazım?

Kaçınılmaz son. Erken ya da  geç bir değerimizi kaybediyoruz. 

Öldükten sonra, hemen herkes sahiplenerek nasıl bir değer olduğunu, nasıl  iyi bir insan olduğunu, nasıl yararlı hizmetleri bulunduğunu…  sıralamakta yarışıyoruz.

28Şub/220

MALİ MÜŞAVİR OLMANIN HAKLI ONUR VE GURURUYLA! – Şükran AKGÜN

page_1

MALİ MÜŞAVİR OLMANIN HAKLI ONUR VE GURURUYLA! – Şükran AKGÜN

1 Mart ülke genelinde 3568 sayılı Serbest Muhasebecilik Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik kanunun verdiği yetkiye istinaden hizmet veren meslek mensuplarının günü olarak kabul edilmektedir.

Bilinmektedir ki dünya üç temel kavram üzerine kurulmuştur. Ekonomi, siyaset ve din. Halen günümüzde de ekonomi, kavram olarak birinci sırada yer almaktadır.

Sosyal sorumluluk kavramı, kişilik kavramı, işletmenin sürekliliği kavramı, dönemsellik kavramı, parayla ölçülme kavramı, maliyet esası kavramı, tarafsızlık ve belgelendirme kavramı, tutarlılık kavramı, tam açıklama kavramı, ihtiyatlılık kavramı, önemlilik kavramı, özün önceliği kavramı gibi muhasebenin aslında hayat felsefelerimizin temel kavramlarıyla biz mali müşavirler ekonomiye yön vermekteyiz.

Oysa ki; 2018 yılında yapılan Türkiye’nin en itibarlı meslekleri çalışmasında ilk yirminci sırasında  dahi yer almayan mesleğimizi icra edenler olarak, ülkemizin ekonomik düzeninin istikrarlı bir şekilde devam etmesi için dur durak bilmeden çalışmaktayız.

Mesleğimizi; 1980 yılından öncesi ya da sonrası, 1990 yılından öncesi ya da sonrası, 2000 yılından öncesi ya da sonrası, 2020 yılından öncesi ya da sonrası her nereden bölersek bölelim her daim eğitimin şart olduğu, dört yıllık üniversite mezunu ve üç yıl zorunlu stajlarıyla, ve bir çok sınav sonrası meslek mensubu olabilen biz meslek mensubu ve meslek büyüklerimin gününü sevgi, saygı ve hürmetlerimle kutluyorum.

Bir kez daha dünyaya gelebilseydim  iki şeyden asla vazgeçmezdim. Türk olmak ve mali müşavir olmak!

MALİ MÜŞAVİR OLMANIN HAKLI ONUR VE GURURUYLA! - Şükran AKGÜN (sukranakgun.com)

Kategori: Makale Yorum yok
25Şub/220

Bizim Miracımız – Fahri SAĞLIK

fahri sağlıkBizim Miracımız - Fahri SAĞLIK

27 Şubat 2022 Pazar gününü Pazartesiye bağlayan gece, Peygamberimizin (s.a.v.) mucizevi bir yolculukla Cenab-ı Hakkın yüksek huzuruna kabul edildiği “Miraç Gecesi”ni yeniden idrak edeceğiz.

Sevgili Peygamberimizin bir gece, Mekke’deki Mescid-i Harâm’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’ya götürülüşüne “İsra”, yüce Allah’ın kudret ve azametine şahit olmak, rahmet ve müjdelerine nail olmak için çıkarıldığı kutlu yükselişine de “Miraç” denir.

Yüce Rabbimiz İsrâ suresinin ilk ayetinde şöyle buyurur: “Kendisine ayetlerimizden bir kısmını göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, görendir.”

Miraç, bir yünüyle Rabbe vuslat, bir yönüyle de Rabbin yasakladığı şeyleri terk ediştir. Miraç biz müminler için müjdeler ve hediyeler manzumesidir. Allah Resûlü (s.a.v.), Miraç’tan ümmetine üç büyük hediyeyle dönmüştür. >

19Şub/220

ÖĞRETMENLERİMİZE HAKSIZLIK ETMEYELİM – Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrakÖĞRETMENLERİMİZE HAKSIZLIK ETMEYELİM - Seyfettin KARAMIZRAK

“Çocukların nasihatten çok, iyi örneğe ihtiyaçları vardır”                   Joseph Jouberth

Son zamanlarda okullarda bazı öğretmenler tarafından öğrencilere şiddet uygulandığına dair haberler çıkmaya başladı. Bazı öğretmenlerin öğrencilere hakaret ettiğini, aşağıladığını, tehdit ettiğini hatta dövdüğünü, çekilen cep telefonlarından izledik.

Nitekim ilgili öğretmenler hakkında soruşturmalar açıldı, cezalar verildi. Elbette ki bu tür davranışlar tasvip edilemez, hele bir eğitimciden yansıması daha da vahimdir. Çünkü öğretmen bilimin, iyinin, güzelin ve sevginin temsilcisidir. Onlar insanın ve insanlığın mimarlarıdır. Olumsuz davranışları olamaz, olmamalıdır. Öğrencilerimiz ne kadar haksız da olsa, bu tür kötü muamelelere tabi tutulamaz. Sorun ne denli vahim olsa da çözümü “bilimsel ve insani” yöntemlerle olmalıdır.

Her kurumda olduğu gibi, çok az da olsa eğitim camiasında da öğretmenlik meslek ve itibarına layık olmayan, öğretmenlik vasfı taşımayan kişiler bulunabilmektedir. Bu gibilerin öğretmenlikten alınıp uygun görevlere verilmesi gerekir. Böylece öğretmenlik mesleği de yıpratılmamış olur.

Buraya kadar tamam. Peki, öğretmenlerin hoşgörüsünü, sabrını taşıran, kural tanımayan, şımarık, vurdumduymaz ,sorumsuz vb. davranışları inatla yansıtan öğrencilerin hiç mi kusuru yok? Elbette ki çok.

7Şub/220

“ZEMAN YENE GÜÇÇÜK BALIKLAAA ZEMANI…” – Dr. Noyan UMRUK

thumbnail_CZPaePhW0AAydok (2)

“ZEMAN YENE GÜÇÇÜK BALIKLAAA ZEMANI…” - Dr. Noyan UMRUK

Geçen gün böyle bir mesaj atmış bizim “yiyen” Mızdavali namı diğer Davazlı… “Daayı be aatıgınzemanyene güççükbalıklaazemanıgaari… Gerisi boş deyyon hani…”

Bizim yeğen yerden göğe haklı… Sorun son tahlilde “Adil Paylaşım sorunu”…

Analar için genetik, içgüdüsel bir duygudur hakça paylaşım... Allah vergisi... Keşke bu işi analara bırakabilsek…

Gelelim gerçeklere…

6Şub/220

BİR KİTAP YÜZÜNDEN BU KADAR ÇOK İNSANIN KATLEDİLMESİNİN TEK AÇIKLAMASI.. – Dr. Fahri SOLAK,

kasgarlimahmut-divanulugatiturkBİR KİTAP YÜZÜNDEN BU KADAR ÇOK İNSANIN KATLEDİLMESİNİN TEK AÇIKLAMASI.. - Dr. Fahri SOLAK, Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi.
Dîvânü Lugati't-Türk, 11.yüzyılda,Orta Türkçe döneminde Kaşgarlı
Mahmud tarafından Bağdat'ta 1072-1074 yılları arasında yazılan
Türkçe-Arapça bir sözlüktür. Araplara Türkçe öğretmek, Türkçenin
yaygınlığını göstermek için yazılmıştır. Resimde gösterilen içerisinde bulunan bir dil haritasıdır. Kaşgarlı Mahmut tüm Türk boylarını gezerek derlemeler yapmıştır. Sözcükleri örnekleyen atasözü ve şiirler kullanılmıştır. Türkçenin bilinen en eski sözlüğü olup, batı Asya yazı Türkçesiyle ilgili var olan en kapsamlı ve önemli dil yapıtıdır.

4Şub/220

Nelere rağbet ediyoruz – Fahri SAĞLIK

  fahri sağlık

Nelere rağbet ediyoruz – Fahri SAĞLIK

Dini hayatımızda “ Üç Aylar” diye bilinen çok feyizli ve bereketli bir zaman dilimine bizleri bir kez daha kavuşturan yüce Rabbimize sonsuz hamd ve senalar olsun. 02 Şubat 2022 Çarşamba günü Recebin ilk günü, 03 Şubat Perşembe gününü Cumaya bağlayan gece de Regaip Gecesi’dir.

Üç Aylar kameri takvime göre Recep, Şaban ve Ramazan aylarıdır. Bu aylar girince, müminlerin kalplerini manevi bir hava kaplar, ruhları şenlenir. Bu mübarek aylar içerisinde öyle feyizli ve bereketli geceler vardır ki, yüce Allah’ın Rahmeti ve mağfireti bu gecelerde müminler üzerine sağanak sağanak yağar.

Üç Aylar girdiği zaman Hz. Peygamber (S.A.V.) şöyle dua ederdi; “ Ey Allah’ım; Recep ve Şabanı bize mübarek kıl, bizi Ramazana kavuştur.”

Sözlükte rağbet ümit ve arzu etme, isteme, yönelme anlamlarına gelir. Kulun Allah’ın vaadlerine ( Cenab-ı Allah'ın mükâfat için verdiği sözler) rağbet etmesi, vaidlerinden de (Cenab-ı Allah’ın azapla korkuttuğu şeyler) çekinmesi, sakınması istenmiş, bu vaadlerin ve vaidlerin mutlaka gerçekleşeceği inancı ile dua edip yüce Allah’a yönelmesi talep edilmiştir.

İnsanoğlunun dünya kurulalı beri inanç bakımından buhrana düştüğü dönemlerde rağbet ettiği temel konular aynıdır. Kudret, servet ve şehvet… İşte bizler Recebin başında “Rağbet ettiklerine dikkat et!” çağrısı ile uyarılıyoruz.

Kime ya da kimlere, neye ya da nelere rağbet ediyoruz?

Olmazsa olmaz dediklerimiz aslında en çok rağbet ettiklerimizdir.

31Oca/220

Kocaeli’yi Ziyaret Eden Gezginler – Bihter GÖRDÜ

kocaeliyi-gezen-gezginler   Kocaeli’yi Ziyaret Eden Gezginle - Bihter GÖRDÜ

Kocaeli’yi ziyaret eden gezginler hayli fazla sayıda. Bu gezginlerin isimlerini bir bir saymadan önce sizleri Kocaeli’de küçük bir yolculuğa çıkarmak istiyorum.

İzmit’i seyrediyorum gözlerim açık. Gökyüzü masmavi. Deniz pırıl pırıl. Sanayisi, karlı dağları, güzelim yolları ile adeta beni çağırıyor.  Kocaeli’yi ziyaret eden gezginler hakkında sayıca bilgi vermeden önce düşüyorum şehrimin yollarına. İzmit’i kuşbakışı seyrediyorum. Kimi zaman dağların üzerindeyim. Kimi zaman da Körfez’in serin sularında sürdürüyorum yolculuğumu. Haydi siz de düşün peşime birlikte gezelim.

31Oca/220

SÜLEYMAN NAZİF

suleyman-nazif-daus-sila-

SÜLEYMAN NAZİF’i 95.vefat yıldönümünde rahmetle ve minnetle anıyoruz.

Süleyman Nazif, 29 Ocak 1869’da Diyarbakır’da doğdu.

Edebiyatçı ve yönetici bir aileden gelen Süleyman Nazif, Serveti Fünun şairlerinden ve Mutasarrıf Faik Ali Ozansoy’un da ağabeyidir.

Büyük bir şair ve edebiyatçı olan Süleyman Nazif, aynı zamanda 1909 ~ 1914 yılları arasında Konya, Kastamonu, Trabzon, Basra, Musul ve Bağdat valiliklerinde bulunmuş bir devlet adamıdır. I.Dünya Savaşı başlarında emekli olup İstanbul’a gelir.

30Oca/220

SEVGİ, ÇOCUKLARA NASIL KAZANDIRILIR?-2 – Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrakSEVGİ, ÇOCUKLARA NASIL KAZANDIRILIR?-2 - Seyfettin KARAMIZRAK

“Çocuklarınızı terbiye etmeye çalışmayın. Zira onlar size benzeyeceklerdir! Kendinizi terbiye edin.

“Dünyada bir tane dahi çocuk mutsuz olduğu sürece, büyük icatlar ve ilerlemeler hiçtir.”

İnsanlığın her dönemlerinde “doğruluk, iyilik, güzellik, adalet, yardımseverlik, erdemlik” yaşamın bir gereği olarak kabul edilip savunulmuştur. “Yalan söylemek, çalmak, öldürmek, ikiyüzlülük, saldırganlık, dolandırıcılık vb.” ise genelde istenmedik davranışlar olarak benimsenmiştir.

Eğitim ortamında öğretmen ve öğrenci duygu ve düşüncelerini hiç saklamadan ileri sürmelidir. Bu ortamın sağlanması için önce öğretmen verdiği sözü yerine getirmeli; yerine getirmediği zaman da nedenini olduğu gibi açıklamalı ve öğrenciden özür dilemelidir. Öğrencinin sorduğu sorulara kızmamalı; eğer cevabı bilmiyorsa, bunu açık seçik söylemeli; diğer yollara başvurmamalıdır.

Eğitim ortamı ile ilgili kuralları baştan belirtmeli; bazı kuralları, yazılı ve ödev günlerini, öğrencilerle birlikte saptamalı, bunlardan taviz vermemelidir. İlkelere kendisi de uymalıdır. Hatalı olduğu zaman hatasını kabul etmeli, eleştiren öğrencilere ceza vermemelidir.

Eleştiriyi davranışla yönetmeli; hatayı öğrenciye buldurmalı; eleştiriden sonra öğretmen, “seni seviyorum, sen iyi insansın, bu davranışını düzeltirsen, mutlu olurum!..” gibi tümceler söylemelidir.

29Oca/220

GEÇMİŞTE SAĞLIK HİZMETLERİ VE MİSYONERLİK – Dr. H. İbrahim KAHRAMAN

 h i kahramanGEÇMİŞTE SAĞLIK HİZMETLERİ VE MİSYONERLİK - Dr. H. İbrahim KAHRAMAN

Türk Tarih Kurumunca basılan ve İdris Yücel’in ‘’Anadolu’da Amerikan Misyonerliği ve Misyon Hastaneleri’’ isimli kitap böyle bir yazıyı yazmamın sebebidir.

Osmanlı devletinin son yüzyılındaki misyonerlik faaliyetleri bu coğrafyada dün ve bugün yaşananların arka planını daha iyi anlamamızı sağlar. Geçen yüzyıllık bu bölgedeki sağlık hizmetleri üzerinden yapılan misyoner çalışmalarının yazıldığı kitaptaki bilgiler çok dikkat çekicidir.

Osmanlıda 1800’lerdeki sağlık hizmetleri gedik usulü denilen ve İstanbul’daki hekimbaşının görevlendirdiği klasik usulde eğitim almış çok az sayıdaki insanlarca verilirdi. İstanbul’daki darüşşifalar ile birlikte Edirne, Manisa, Konya, Kayseri, Amasya, Sivas gibi önemli şehirlerdeki darüşşifalar sağlık hizmeti verilen yerlerdir.

Katarakt ameliyatı yapan, kehhaller, kırık çıkık işlerini yapan sınıkçılar, el becerisi iyi olan aynı zamanda sünnetçilik yapan berberlerde sağlık hizmeti verirlerdi.

Özellikle darüşşifalar, bölgeleri için güvenli ve bilindiği kadarıyla bugün bile hayranlık duyulan hizmetlerin verildiği yerlerdir.

1900’lere gelindiğinde savaşlar sebebiyle devletin buralara ayırdığı kaynaklar azalmış, vakıf anlayışındaki zayıflama da bunlara eklenince buralarda verilen sağlık hizmetleri yetersiz hale dönüşmüştür.

28Oca/220

DEVLET KARIN ALTINDA KALDI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sDEVLET KARIN ALTINDA KALDI - Ruhittin SÖNMEZ

Bu hafta yaşadığımız yoğun kar yağışları sonucu devlet karın altında kaldı. Meteorolojinin önceden uyarılarına rağmen megakent İstanbul’a kara ve havadan giriş ve çıkışlar uzun süre kapatıldı. Bolu civarında hem otoyol ve hem de devlet karayolu kapandı. Tarsus – Adana - Gaziantep otoyolu ve daha pek çok şehirlerarası yol kapandı. İstanbul’da bazı ana arterler 17 saat kadar trafik kilitli kaldı. İnsanlar aç, susuz araçlarında kaldı. Bir kısmı araçlarını yola bırakıp gidebildikleri yere yaya gittiler. Ankara’dan, Bursa’dan, Trakya’dan İstanbul’a girişler yasaklandı.

27Oca/220

Başarılı organizasyon kurmak – Mehmet YILMAZ

mehmet yılmazBaşarılı organizasyon kurmak - Mehmet YILMAZ

Başarılı organizasyonlar kurmanın ön şartıdır başarılı insanlarla birlikte olmak. Bir pazılın parçası gibi, büyük resmin içerisinde yerli yerine yerleştirmektir. Bu da başarılı insanları bulmak, başarılı oldukları alanlara yerleştirmek ve yanında tutmakla olur.

Başarılı insanlar kendisinden geride olanları takip etmez. Öncelikle siz başarılı olmalı ve başarılı insanları çevrenizde toplamalısınız. Bu da mikrodalga fırında yemek pişirmek gibi akşamdan sabaha olacak bir iş değildir. Zaman ister, emek ister, bedel ödemek ister.

İnsan, çevresiyle insandır derler.  Bu yüzdendir ki kim olduğumuz, en az kimlerle beraber olduğumuz kadar önemlidir. Bir insanını kalitesini anlamanın en kestirme yolu, onun çevresindeki insanların kalitesine bakmaktır. “Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” atasözünde olduğu gibi.

Hiçbir insan söyleyeceği sözlerde ve vereceği kararlarda bilgi derinliğinin ötesine geçemez. Seçme özgürlüğü, çağımız insanının en önemli özelliğidir der R. V. Emerson. Alanında ehliyet, liyakat ve prensip sahibi insanları yanına alacaksın. Onlar sana gelmezler, sen gidip bulacaksın.

26Oca/220

Kandıra’nın İlk Gazetesi ve Erol KÖSE / Öğretim Görevlisi – Araştırmacı Adem ARI

    8d8d4e5a-a36a-476b-8c8c-dc3d57bac38a-1
    Kandıra’nın İlk Gazetesi ve Erol KÖSE - Öğretim Görevlisi Araştırmacı Adem ARI

Kandıra’nın İlk Gazetesi ve Erol KÖSE

KANDIRA’NIN SESİ; Erol KÖSE ve arkadaşı Erhan YÜCEL tarafından 1960 yılında ülkemizin mütevazı bir kıyısından  yükselen barış ve kardeşlik sesi. Sloganı; “Devrimci Müstakil Gazete

Erol KÖSE Bey’i “Kandıra Medyası”nı konuşmak üzere Yalova’daki yazlığında ziyaret ettim. Telefondan ismimi biliyordu dahası;  “Hani 2006 yılında Kandıra Sempozyumu yapılmıştı o sempozyumda benim konuşmamın ardından Kandıralı olduğumu görünce siz Sabah oturumlarında;  “Ne bu  hep Sakarya Üniversitesi Kocaeli Üniversitesinde kimse yok mu? ancak şimdi gördüm ki Sakarya Üniversitesinden olanlar bizim Kandıramızın evlatları imiş” demiştiniz” hatırlatması ile kendimi tanıttım.