
Ortak olarak kesilen kurbanlarla ilgili bilinmesi gerekenler – Fahri SAĞLIK
Ortak olarak kesilen kurbanlarla ilgili bilinmesi gerekenler - Fahri SAĞLIK / Emekli Müftü
Günümüzde vatandaşlarımızın önemli bir kısmı büyükbaş bir hayvana ortak olarak girip kurban kesmektedirler. Durum böyle olunca bu konudaki dini bilgilerin iyi bilinmesi önem arz etmektedir. Bildiğimiz gibi küçükbaş hayvanlar tek hisse, büyükbaşlar ise yedi hisseye kadar ortak olunarak kurban kesilebilir. Halkımız arasında bu konuda doğru bilinen yanlışlar oldukça fazladır. Örneğin namaz kılmayan kişilerle ortaklaşa kurban kesilmez. Ortakların tekli sayılarda olması şarttır… vb.
KURALLAR UYGULANIRSA – Ruhittin SÖNMEZ
KURALLAR UYGULANIRSA - Ruhittin SÖNMEZ
Amerika seyahatimde görüp beğendiğim iyi ve güzel şeyleri bize örnek olması için paylaşıyorum.
Mesela ABD’de trafik kurallarına uyulmasının kazaları ve trafik sıkışıklığını ne kadar azaltabildiğini çıplak gözle bile görebildim.
Orta Batı denilen (aslında orta kuzey konumundaki) eyaletlerde hemen hergün otomobille yaptığımız
gezilerde trafiğin işleyişi ile alakalı bazı temel kuralları öğrendim.
Öncelikle ABD’de toplu ulaşımın yok denecek kadar az olduğunu, sadece metropol merkezlerinde ve kısıtlı miktarda olduğunu hatırlatalım. Bu yüzden herkesin otomobili olmak zorunda. ABD’de 1000
kişiye düşen motorlu araç sayısı 816’dır. (Türkiye’de ise 251)
Bu bakımdan kara trafiğinin akıcı olması ve trafik kazalarının azaltılması çok önemli. Buralarda
alternatif yolların çokluğu ve kuralların titiz uygulanmasıyla bu iki konuda başarılı sonuçlar alınmış.
Cambaza Bak… / Av. Zeki HACIİBRAHİMOĞLU
Cambaza Bak… / Av. Zeki HACIİBRAHİMOĞLU
Türkiye’de bir zamanlar Cumhuriyetin en önemli sorunu başörtüsüydü. Kimine göre olmazsa olmaz çünkü inandığı dinin emri olarak kabul ediliyor, kimine göre de terör belasından daha tehlikeli görülüyordu. Bu düşüncede olanlar “ Eğer kız öğrenciler başörtüsü ile üniversitelere girerlerse laiklik elden gider, devlet yıkılır. Yerine şeriat ile yönetilen bir devlet gelir telaşı içindeydiler.” Aslında esas telaş bu değil esas telaş entel, liboş takımının ellerindeki devleti yönetme gücünü ve ekonomik güçlerini kaybetme telaşıydı.
Bu entel ve liboş takımı telaşlarını o kadar ileri götürmüşlerdi ki, ordudaki kendileri gibi düşünen generalleri de yanlarına alarak değil üniversitelerde bütün resmi dairelerde başörtüsü avı başlatmışlardı.
Bu bağlamda; Benim bizzat yaşadığım iki olaydan bahsetmek istiyorum.
Kaliteli İnsanın Özellikleri – Doç. Dr. Süleyman COŞKUNER
Kaliteli İnsanın Özellikleri - Doç. Dr. Süleyman COŞKUNER
Kaliteli Yaşam Uzmanı
1. Sevgi ve saygı yüklüdürler
2. Arkadaş ve dost canlısıdırlar
3. Bardağın dolu tarafına bakarlar ve çoğaltmaya çalışırlar
4. Pozitif ve proaktiftirler
5. Asla çatışma ve tartışmaya yer vermezler
6. Esnek ve uyumludurlar
7. Konuştuklarından fazla dinlerler
8. Asla problem üretmezler
9. Çözüm odaklıdırlar
10. Alıcı antenleri sürekli açıktır
11. Su-i zan ve önyargıda bulunmazlar
12. Sürekli tebessüm ederler
13. Naif, nezaketli ve kibardırlar
14. Sürekli okurlar ve çalışırlar
15. Vicdanlı ve merhametlidirler
16. Sabır ve suhulet sahibidirler
17. Sürekli başarı peşinde koşarlar
18. Erdemlidirler
19. Dürüst ve adaletlidirler
20. Çelik gibi inançları ve imanları vardır
21. Tenkitçi değil, tamamlayıcıdırlar
22. Muhatabını ölçülü ve dengeli bir şekilde onure ederler
23. Sürekli gerçek ihtiyaç sahiplerine yardım duygusu taşırlar
24. İtidalli, ölçülü ve dengeli hareket ederler
25. Çatışma ve gerginliğe asla zemin hazırlamazlar
26. Misyon ve vizyon sahibidirler
27. Her konuda paylaşmayı severler
28. Vatan ve millet sevgisiyle yüklüdürler
29. Makam ve mevkileri ile doğru orantılı olarak, tevazuları da artar
30. Çevrelerine ilim ve ışık saçarlar
31. Hiç bir konuda fanatizme izin vermezler
32. Problem çözme uzmanıdırlar
33. İnsanlığa yüksek kaliteli miraslar bırakmak gayretindedirler
34. Ahlaklı ve edeplidirler
35. Tüm canlılara merhamet gösterirler
36. Affedici ve bağışlayıcıdırlar
37. Hiç bir kötü alışkanlıkları yoktur
38. Melayani hiç bir işle uğraşmazlar
39. Zamanı boşa harcamazlar, bilakis verimli ve etken bir şekilde kullanırlar
40. Branşlarında en iyidirler
41. Hüsn-ü zan sahibidirler
42. Sağlıklarına çok dikkat ederek, zamanında koruyucu ve önleyici bütün tedbirleri alırlar
43. Şikayetleri olmadan dahi, rutin sağlık kontrollerini yaptırırlar
44. Yüksek kaliteli hobileri vardır
45. Kendilerine ve sevdiklerine kaliteli zaman ayırırlar
46. Maddi ve manevi israfları yoktur
47. Kibir ve kıskançlıkları yoktur
48. Kolay kolay öfkelenmezler
BİZ NİYE BÖYLE YAŞAYAMIYORUZ? – Ruhittin SÖNMEZ
BİZ NİYE BÖYLE YAŞAYAMIYORUZ? - Ruhittin SÖNMEZ
Amerika çok büyük bir ülke ve birbirinden çok farklı hayatların yaşandığı bölgelere sahip.
Büyüklük ölçüsünü anlamak için Indianapolis’ten Las Vegas’a uçakla 4 saatlik bir yolculuk yaparak gidebildiğimizi ve bu iki şehir arasında 3 saat fark olduğu anlatmam yeterli olur sanıyorum. Yani bu iki şehir arası İstanbul’dan İngiltere’ye olan mesafede kadar. Mesafeleri daha uzun olan ve ancak 10-12 saatlik uçak yolculuğu ile ulaşılabilen ABD şehirleri de var.
Haliyle tek bir Amerika tasviri yapmak yanlış olur. Bu geniş coğrafyada (biraz abartılı bir deyişle) “sincapların ağaçlardan inmeden ülkenin doğusundan batısına gidebileceği” 3 bin km uzunluğa yakın ormanlık bölgeler olduğu gibi çöl olan bölgeler de var. Karasal iklimin hâkim olduğu bölgeler de Hawaii ve Meksika Körfezine bakan güney kesim gibi her mevsim ılıman tropikal iklimli eyaletler de.
BİR AYLIK ARADAN SONRA – Ruhittin SÖNMEZ
BİR AYLIK ARADAN SONRA - Ruhittin SÖNMEZ
15 yılı aşan köşe yazarlığım sürecinde ilk defa bir ay süre ile yazı yazmadım. Amerika’ya yaptığım seyahat sırasında kendimi zorlasam belki yine haftada iki gün yazabilirdim. Ama bu defa yazmak içimden gelmedi.
Yazdıklarımın hem benim kendi duygu ve düşüncelerimin berraklaşmasına ve hem de okuyucunun düşünce dünyasının zenginleşmesine katkı sağladığı kanaatindeyim. Bu yüzden yazmayı çok seviyorum.
Elbette, zaman zaman ben de, “söylesem faydası yok, sussam gönül razı değil” sözündeki gibi bir ruh haline giriyorum.
Bu durumdan “mesajlarımın ulaşması gereken bir kişi varsa ve O’na ulaşıyorsa maksat hasıl olmuştur” tesellisi ile çıkış yolu buluyorum.
Buna rağmen bir ay yazmadım.
BABALAR GÜNÜ ÜZERİNE – Seyfettin KARAMIZRAK
BABALAR GÜNÜ ÜZERİNE - Seyfettin KARAMIZRAK
“Baba olduktan sonra göreceksiniz ki, kendi mutluluğunuzdan çok, çocuğunuzun mutluluğu ile mutlu olabilirsiniz.” Balzac
“Artık yürümeyi öğrendim. Fakat hala düşmekten korkuyorum. Ellerimi bırakma baba!”
Çocuklar doğdukları ilk andan itibaren annelerine olduğu kadar babalarına da ihtiyaç duyarlar. Çocuğun hem bilişsel, hem sosyal hem de duygusal gelişiminde babanın rolü önemlidir. Demokratik ve destekleyici bir babanın varlığı çocuğun kendini daha rahat ifade edebilmesine ve özgüven gelişimine destek olmaktadır.Özgüvenin artması liderlik özelliklerinin gelişmesine ve hayatın içerisinde karşılaştığı sorunlarla daha iyi mücadele edebilmesini sağlar.
DİBEK BAŞI SOHBET VE GELENEKLERİ – Abdullah KÖKTÜRK
DİBEK BAŞI SOHBET VE GELENEKLERİ – Abdullah KÖKTÜRK
Kocaeli’mizin hemen hemen her köyünde bir DİBEKTAŞI bulunur. Özellikle KANDIRA’mızın köylerinde dibek taşı olmayan köy yok gibidir.
Bu taş bazen iki insanın ancak kucaklayabileceği büyüklükte olabiliyor.
Bu taşın ortası 15-20 kg buğday alabilecek kadar oyuktur. Genişçe bir TAS gibidir.
Köylülerimiz buğday, arpa, yulaf, çavdar (kapulca) ve keten gibi ürünlerini tarladan toplayıp, harmanda tane ile sap ve samandan ayırdıktan sonra, mutlu bir zaman dilimini yaşarlar.
Bu zamanın adı ise HARMAN SONU’dur.
ANAYASA – KİN – DİN – Zahide UÇAR
ANAYASA-KİN-DİN - Zahide UÇAR (11.06.2022)
Başlığı okuduğunuzda, bu üç alakasız kavram nasıl bir araya geldi diye şaşırabilirsiniz. İnanın ben de şaşkınım. Artık hiçbir olaya şaşırmam, böylesi bir karanlıkta, böylesi bir iklimde her çalının, her taşın altından bir zulüm çıkabilir diyorum. Diyorum da, hala “bu kadar da olmaz” dedirtecek olaylar gelip önümüzde bitiyor.
Süleyman Demirel Üniversitesi Hukuk Fakültesinden bir öğrenci ile konuştum. Duyduklarımdan adeta beynim yandı.
Fakültenin konferans salonunda;
Hukuk Fakültesi Ombudsmanlık ve Arabuluculuk Topluluğu tarafından 27 Mayıs 2022 tarihinde bir
toplantı düzenlenir. Toplantının konuşmacısı Anayasa Mahkemesi üyesi ve Uyuşmazlık Mahkemesi
Başkanı M. Topal’dır. Topal konuşmasının 10-15 dakikasında Uyuşmazlık Mahkemesi ve Anayasa
Mahkemesinin görev alanını anlatır. Daha sonra, Hukukçulara Öğütler içeren bir kitaptan alıntılarla
hakimlik mesleğinde hakimlerde olması ve olmaması gereken vasıfları anlatır. Buraya kadar her şey
normaldir. Buradan sonraki konuşmalar ise beyninizi yakacak cinsten.
Oda Orkestrası’nda ilk konser heyecanı – Uğur ULUSOY
Oda Orkestrası’nda ilk konser heyecanı - Uğur ULUSOY
- Geçenlerde gelen bir basın bülteni beni oldukça heyecanlandırdı.
Açıkçası benim de yeni haberim oldu.
Meğer Kocaeli Büyükşehir Belediye Konservatuvarı Oda Orkestrası kurulmuş ve ilk konseri için tüm hazırlıkları tamamlamış.
Kocaeli Büyükşehir Belediye Konservatuvarı Oda Orkestrası, klasik müzik severlerle buluşmaya hazır.
2021 yılında kurulan orkestra, ilk konserini 31 Mayıs Salı akşamı verecek.
Kocaeli Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek olan konser, 20.00’de başlayacak.
Ücretsiz konsere tüm vatandaşlar katılabilecek.
OKULLAR KAPANIRKEN – Seyfettin KARAMIZRAK
OKULLAR KAPANIRKEN - Seyfettin KARAMIZRAK
“Çocukların nasihatten çok, iyi örneğe ihtiyaçları vardır.” Joseph Jouberth
“Öğrenmek pahalıdır, ama bilmemek çok daha pahalı.” H. Clausen
Okullar yaz tatiline girmek üzere. Sevgili öğrencilerimiz bir yıllık çalışmalarının karşılığını karne olarak alacaklar. Ardından da yeni “eğitim-öğretim” yılına daha dinç ve istekli hazırlanmak için uzun bir dinlenme tatiline girecekler.
“Karne” sözcüğü, öğrencileri her zaman heyecanlandırmıştır. Gülümseyen öğretmenlerinin ellerinden karnelerini almaya giderken minicik yürekleri daha bir hızlı atmaya başlamaktadır.
Bilindiği üzere çocukların yetişmesinde dört önemli etmen yer almaktadır: “1-Kalıtım, 2-sosyal çevre, 3-okul, 4-aile.” Kalıtım ile getirilen gizil güçlerin, istenilen seviyede gelişmesi, diğer üç etmenin olumlu anlamda çocuğu etkilemesine bağlıdır.
Her şeyin başı niyet ve ihlastır – Fahri SAĞLIK
Her şeyin başı niyet ve ihlastır - Fahri SAĞLIK Emekli Müftü
Niyet ve ihlâs kavramları kişinin hayatına yön veren, dinî değerlerine ayrı bir mana katan, duygu ve düşünce yapısını şekillendiren önemli olgulardandır. İnancımıza göre gönderilen en son ve en kâmil din olan İslam Dini, iman, ibadet ve ahlak ilkeleriyle bir bütün halinde kendisine uyulduğu zaman kişiye dünya ve ahiret mutluluğunu vaat eder. Bu vaadin gerçekleşmesi için en temel kıstas ise niyettir. Yapılan herhangi bir işte ödül veya ceza niyete göre şekillenir. Niyette de işin özü ihlastır. Niyetler ihlâs ve samimiyetlerine göre itibar görürler. İbadetlerin ruhu niyet ise, ihlâs da niyetlerin özüdür.
DEMOKRAT OLMAYA YAHUT AYDIN SORUMLULUĞU TAŞIMAYA ZAMAN AYIRMAK – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ
DEMOKRAT OLMAYA YAHUT AYDIN SORUMLULUĞU TAŞIMAYA ZAMAN AYIRMAK - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ
Korana salgını çözülmeye başlar başlamaz birkaç senedir yapılamayan etkinlikler yeniden haya geçiyor. Mesela geçtiğimiz ay iftarlar, sanat ve kültür toplantıları, açık havada çay-kahve sohbetleri vs. Çok güzel oldu. Ne kadar da özlemişiz doğrusu.
Mesela Milli İrade Platformu’nun daveti Dolmabahçe Sarayı’nda gerçekleşti. Çok geniş bir güvenlik tedbiri alınmıştı. Sokaktaki insan bile “galiba Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan gelecek veya geçecek” diye hemen anladı. Salona kadar çok ciddi bir polis kontrolü vardı. Davetiyeler bir de ilgililer tarafından kontrol edildikten sonra ancak içeri girebildik. Salon çok kalabalıktı. Herkes tanıdığının yanına oturuyordu. Ben de toplantıda çok sayıda dostum olduğunu uzaktan fark ettim. Ancak böylesi birlikteliklerde yeni aydınlar, taze görüşler, değişik bir muhit edinmek için hiç tanımadığınız insanların arasında oturmayı Endonezya Büyükelçimiz Haluk Kocaman’ın Jakarta’yı bir ziyaretimizde rezidansında verdiği bir ikramda(1980) öğrenmiştim. Bu defa da öyle yapmak geldi içimden. Haremlik-selamlık olmadığını öğrenince sivil toplum temsilcisi, iş kadını, üst bürokrat olduğunu daha sonra öğrendiğim bir masaya oturdum. Yanıma da Dersaadet Platformu Başkanı Yazar-yayıncı Mehmet Kamil Berse oturdu. Çok şık, marka elbiseleri içinde pahalı kokuları olan hanımlarımızın başarılarını da böylece bu masada öğrendim. Artık kadınlarımız gerçekten sosyal hayatın içinde ve kendi sektörlerinde görevler alıyor, bir kısmı sadakat kültürü içinde örnek atılımlara imza atıyorlardı. Cumhurbaşkanı bazı iç ve dış güçlerin manialar koymasına rağmen ekonomimizin iyiye gittiğini, enflasyonun önümüzdeki aylarda çözüleceğine işaret etti. Toplantı geç saatlere kadar sürdü. 27 Mayıs Askeri Darbesi döneminin(1980) son MTTB Başkanı Vehbi Ecevit ile çıkışta karşılaştık. İşadamı ve Fatih Gençlik Vakfı yöneticilerinden Vehbi Ecevit aracıyla beni mahalleme bırakırken, memleket meseleleri üzerine derin sohbetler yaptık.
12. KOCAELİ KİTAP FUARI’ NIN ARDINDAN – Seyfettin KARAMIZRAK
12. KOCAELİ KİTAP FUARI’ NIN ARDINDAN - Seyfettin KARAMIZRAK
Kocaeli Büyük Belediye Başkanlığı, “kitap fuarı” konusunda; mükemmel organizasyonları, kusursuz hizmetleri ve büyük sayıda katılımcı potansiyeli ile uzun yıllardır kitapseverlerin gönlünde hep taht kurmuştur.
Bu yüzden pandemi döneminde yokluğu ve eksikliği hep hissedildi. Özlenen kitap fuarı nihayet 14-22 Mayıs tarihlerinde bu eksikliği tam hakkıyla giderdi. Kitap dostları şairler, yazarlar, düşünürler konuklara tadına doyulmaz dakikalar yaşattılar.
Özellikle dışarıdaki büyük ekran ve etrafının mükemmelce düzenli olması da bazı izleyicilere banklarda oturarak temiz havada konuşmacıları izleme fırsatı verdi.
Dünyevileşme – Fahri SAĞLIK
Dünyevileşme - Fahri SAĞLIK / Emekli Müftü
Düşüncelerimizi, bakış açılarımızı ve anlayışlarımızı belirleyen büyük ölçüde kavramlar ve tanımlardır. Bir din veya medeniyet kendi kavramları üzerinde inşa edilerek değer bulur. Bununla birlikte kavramlar da canlı organizmalar gibi, zaman içerisinde çeşitli sebeplerle bazen anlam genişlemesi, bazen anlam daralması, bazen de anlam kayması gibi değişim ve dönüşüm geçirirler. Bu yazımda dünyevileşme kavramı üzerinde durmak istiyorum.
Genelde bütün insanlığın, özelde ise Müslümanların en büyük sorunlarından biri belki de en başta geleni ebedi olan ahiret hayatını unutarak fani olan dünya hayatına aşırı meyletme ve her şeyin sadece bu dünyadan ibaret olduğunu sanma anlayışıdır. İşte biz buna dünyevileşme diyoruz.
48 yıl önce; sanki dün gibi… / Mustafa Küpçü
48 yıl önce; sanki dün gibi… / Mustafa Küpçü
Gazetemiz KOCAELİ bugün 48. Yaşını kutluyor.
Bir yerel gazete için hiç de azımsanacak bir geçmiş değil.
Dünden bugüne bu gazeteye emek verenleri saygıyla anıyorum.
1975 yılıydı.
İzmit Belediyesi Büyük Yatırımlar Dairesi’nde göreve başlamıştım. Yeni Yerleşmeler Projesi’ni hayata geçirmeye çalışıyorduk. Kocaeli Gazetesi’ne haber ilettiğim bir gün rahmetli Dündar Çiğit; “Mustafa, sen bu işin yüksek öğrenimini gördün. Biz Günaydın’la birleşiyoruz. Ofset bir gazete çıkaracağız. Gel, Genel Yayın Yönetmenliğini sen üstlen” dedi.
Biz Kandıralı’yı dinleyerek büyümüş bir nesiliz… / Murat MERİÇ
Biz Kandıralı’yı dinleyerek büyümüş bir nesiliz… / Murat MERİÇ mmeric@gazeteduvar.com.tr
Kandıralı'nın son dönemine denk gelmiş olmak, onu doyasıya dinleyememek ya da çocuk aklımla gereken değeri verememek şanssızlığım belki ama onu tanımış olmak, plaklarını ve kasetlerini zamanında almak, bunu gölgede bırakıyor. Ölümünün ardından bazıları “artık tanınacak” mealinde yorumlar yaptı ama içinde bulunduğum nesil ve öncesi için Mustafa Kandıralı, dev isimlerden biri.
30 Aralık Çarşamba 2020 Saat: 00:01
Pandemi yüzünden evlere kapanmışken, milletçe evde geçireceğimiz ilk yılbaşına hazırlanırken art arda gelen haberler canımızı sıkmaya başladı. Memleket ahvali bir yana, sevdiğimiz insanları kaybediyoruz. 2020, giderayak, memleket müziğinin dev isimlerinden birini, Mustafa Kandıralı’yı aldı. Oysa plaklarını, bu yılbaşı gecesi pikabımda döndürmek üzere ayırmıştım. Çünkü, yılbaşı gecesi Mustafa Kandıralı’yı dinlemek, bir gelenek.
Adı önümüze düştüğünde akla bayram sabahlarının ya da yılbaşı gecelerinin gelmesi doğal. TRT’nin tek televizyon olduğu günlerde “Mustafa Kandıralı ve arkadaşlarından” dinlediğimiz oyun havaları, o günleri güzelleştiren hadise. Buradaki “arkadaşları” ifadesinin altını çizmek elzem çünkü dün kaybettiğimiz Mustafa Kandıralı, her şeyden önce bir fasıl müzisyeniydi. Geleneği sürdüren, tek başına ilerlemeyen, solistlikten öte eşlikçiliğiyle ön plana çıkan ve kendini öyle zamanlarda mutlu hisseden bir gerçek müzisyenden söz ediyorum. Müzik, onun hayatıydı. Klarnetiyle bütünleşmesi bundan.
İçimden Kandıra geçer – İsmail SARICA
İçimden Kandıra geçer - İsmail SARICA
İki bin yirmi ikinin Nisan ayı ortalarında Ankara’dayız. Bu yıl ağır bir kış yaşamış olsak da, Ankara’da bile bahar canlılığı başlamışken Kandıra’da ortalığı sarmış olmalı. O ilişkinlik, aidiyet de denilen ilişkinlik var ya, yüreğe dokunmalar olur; içimden Çerçili köyüm, köylerim Kandıra geçer. İlkokuldayken, böyle Nisan ortaları Belenköy Köyü’nden Çerçili’ye dönerken Beylerbeyi’nin üstlerine, Sardalı’ya doğru, gün gün, ağaç ağaç ormanın yeşerdiğini, meşelerin güverdiğini, gözlerdik. Çoklukla gürgen ağaçlı olan bu yöreden Hatıplar Köyü'ne, Malca’ya doğru her gün biraz daha artan yeşillik içimizi sevinçle doldururdu.
İsmail Sarıca’nın yeni kitabı “Memleket Yazıları”nda Kandıra’nın feryadı – M.Tanzer ÜNAL
İsmail Sarıca’nın yeni kitabı “Memleket Yazıları”nda Kandıra’nın feryadı - M.Tanzer ÜNAL
- İsmail Sarıca’nın gazetemizdeki ilk yazısı 31 Mart 1978 tarihinde yayınlanmış.
Yani tam 35 yıl önce…
O tarihte Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı’nda “uzman” olarak görev yapıyordu.
Sonra “daire başkanı” ve “genel müdür” oldu…
Emekli olduktan sonra da geldi, doğup büyüdüğü Kandıra’ya yerleşti.
İsmail Bey, durur mu?
Emekli oldum deyip köşesinde oturur mu?
Emeklilik O’na yakışır mı?
İçi kıpır kıpır…
Çalışacak…
Hizmet üretecek…
Çevresine yararlı olacak…
Hayatında hiç oturmamış…
Yan gelip yatmamış…
Koşmaya devam…
MESELE ÜMİT ÖZDAĞ’IN ŞAHSI DEĞİL – Ruhittin SÖNMEZ
MESELE ÜMİT ÖZDAĞ’IN ŞAHSI DEĞİL - Ruhittin SÖNMEZ
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ’a çok ağır hakaretler etmesi ve akabinde yaşananlar hakkında çok şeyler söylendi.
Mesele günlük siyasi polemikten ibaret olsa bu konuda yazmak istemezdim. Ümit Özdağ’ın Soylu’ya verdiği tepkiye ve “göç mühendisliğine” dair fikirlerine kamuoyunda desteğin arttığı kesin. Ancak bunun oy oranlarını nasıl etkileyeceği şimdilik çok öncelikli bir konu olmaktan uzak. Çünkü Zafer Partisinin seçime katılıp katılamayacağı bile henüz belli değil. Halen anketlerde Zafer Partisi ve Özdağ görünmüyor.