Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım…

ahsen okyar
20Eki/220

GENÇLİĞİMİZE’DE AVRUPA TALİP – Abdullah KÖKTÜRK

abdullah köktürkGENÇLİĞİMİZE’DE AVRUPA TALİP – Abdullah KÖKTÜRK

Hızla yaşlanan nüfusunu gençleştirebilmek için, yıllardır bütün yolları deneyen Avrupa, bu konuda kendi bünyesinde henüz bir çözüm bulabilmiş değil.

Dolayısıyla, istemeye istemeye de olsa, yabancı gençleri bağırlarına basmayı bir çıkış yolu olarak görmeye başladılar.

Avrupa Birliği Komisyonu tarafından hazırlanan bir raporda da, bu gerçeklerde açık açıkta zaten vurgulanıyor. “Yaşlanan nüfusun daha da artacağı ve genç nüfusun da hızla azalacağı” belirtiliyor söz konusu raporda.

Yaşlanan Avrupa ise, özelikle Türk gençlerine güveniyor.

Raporda “Türkiye’nin genç nüfusuna AB’ liğinin ihtiyacı vardır” deniliyor.

Almanya, Fransa ve Hollanda gibi Avrupa Birliği ülkeleri, halen ülkelerinde bulunan yabancı çocuklarına zaten yıllardır sahiplenme ve faydalanma düşünesi ile yaklaşmaktadırlar. Verdikleri eğitimle bunu sağlamaya çalışıyorlar.

Bugün 50 bin Türk gencimiz dışarıda eğitim görmektedir. Bir çoğuda bu ülkelerde kalmakta ve kalmak arzusundadırlar.

Tüm bunların yanında, raporda belirtildiği gibi, 10 yıl içinde peyder pey gençlerimiz Avrupa Birliği ülkelerince istenecektir.

İş ve beyin gücüne ihtiyaç duyan Avrupa Birliği ülkeleri, bu sayıyı sık sık aşarak, daha da çok okumuş, yetenekli ve kaliteli gençlerimizi ülkelerine davet edeceklerdir. Başkacada çıkış yolları yoktur.

18Eki/220

OUTLET VE İKİNCİ EL MAĞAZALARI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sOUTLET VE İKİNCİ EL MAĞAZALARI - Ruhittin SÖNMEZ
Türkiye’de AVM’ler gelişmeye başladıktan sonra “outlet” diye bir kelimeyle de tanıştık. “Outlet” uygun fiyatlı ürünleri temsil eden bir kavram.
“Outlet mağazalarda” doğrudan fabrika çıkışlı mallar, farklı sezon ürünü, seri sonu veya satıştan sonra iade edilmiş, bazen de defolu ürünler satılıyor. Bu yüzden uygun fiyatlı oluyorlar.
“Outlet ürünler” mağazanın kendi içinde ayrı bir bölümde veya “outlet mağaza” denilen tamamen bu tür ürünlerin satıldığı mağazalarda satılabiliyor.
Türkiye’de eskiden daha çok “kampanya”, “seri sonu fırsatı” “tenzilat” gibi isimlerle anılan indirimli satışlara genelde nispeten alt ve orta gelir grubu rağbet eder. Fakat “outlet center” denilen büyük AVM’ler her gelir grubuna hitap edecek şekilde tasarlanmakta. İstanbul’da üst gelir grubunun yaşadığı semtlerde de kurulan “sosyete pazarlarına” bile rağbet olduğuna göre, buna şaşırmamak gerekiyor.
Outlet mağazalarda veya kampanyalı satışlarda, marka ürünleri normal etiket fiyatının yarısı ve hatta daha azına alma imkânı vardı.
“Vardı” diyorum çünkü son zamanlarda outlet ürünlerdeki indirimlerin göstermelik bir hale geldiği görülüyor.
Gerek kendi gözlemim ve gerekse çevremden edindiğim bilgilere göre “indirimli satışlar, kampanyalar, seri sonu fırsatları” gibi satış türlerini yapanlar artık gerçek bir indirim yapmıyorlar. Hatta bazen önce fiyatları artırıp, bu yeni fiyat üzerinden indirim yapmış gibi etiketlerde oynama yapıyorlar.
Yaşadığım İzmit’te Türkiye’nin ilk “outlet center”lerinden biri bulunmakta. Burada her yıl mevsim sonunda “Ucuzluk Panayırı” kampanyası yapılıyor. Fakat burada da marka ürünlerde gerçek bir ucuzluk yerine Perşembe Pazarında satılanlar kalitesinde ürünlerin satılıyor olması hayal kırıklığı yaratıyor.
Geçen hafta İstanbul’da bulunan ve gerçekten devasa bir “outlet center” olan Viaport’u gezdim.
Buradaki mağazalarda ürünler normal mağaza fiyatlarıyla etiketlenmiş. Yani fiilen indirim yok.
Bunun ekonomik bir açıklaması olmalı.
Geçen yıllara göre en az 2 veya 3 katına çıkmış fiyatlarla, normal mağazalarda alışveriş yapabilenlerin sayısı azaldı. Orta ve dar gelirli kesim hiç olmazsa outlet ürünler almak istese de buna imkân bulamıyor.
Satışlar daraldığı, talep düştüğü için eskisi gibi kaliteli ve çok çeşitli koleksiyonlar üretilmiyor. Giyim kuşam başta olmak üzere hemen her tür üründe çeşitler azalmış durumda. İthal markalarda bu çeşit azalması daha da belirgin.
Sürüm azaldıkça, sabit giderleri karşılamak için fiyat artırmak, talebi ve satışları daha da azaltıyor.
Mağazalar tam bir kısır döngü içinde.
Haliyle normal ürünlerin üretim ve satışı azalınca seri sonu, defolu veya iade de azalıyor. Outlet mağazalarına daha az çeşit geliyor. Onlar da göstermelik indirimlere başvuruyor.

14Eki/220

DÜNYA KOŞUYOR BİZ YÜRÜYORUZ – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sDÜNYA KOŞUYOR BİZ YÜRÜYORUZ - Ruhittin SÖNMEZ
Türkiye’yi değerlendirirken dünya sıralamasındaki yeri üzerinden değerlendirmek gerekir. Yoksa “20 sene önce şu mu vardı? Bakın şimdi şu imkanlar var” gibi anlamsız avunmalar içine gireriz.
Bütün dünyada bilim, teknoloji ve ekonomik gelişmelerin sonucu insan hayatında daha önceki dönemlerde olmayan imkân ve kolaylıklar söz konusu. O halde belli kriterler üzerinden dünya ülkelerini sıralayan araştırma sonuçlarına bakmak gerekir.
Bu anlamda üç tane haberle durumumuzu anlamaya çalışalım:
IMF verilerine göre, ekonomik büyüklük açısından Türkiye, 2021 yılında en büyük 20 ekonomi arasından çıkarak 21. sıraya geriledi.
Türkiye, 2005 ve 2010 yıllarında 17. sırada idi.
2015 yılında bir basamak yükselerek 16. sıraya çıktı.
2020 yılında 20. sıraya geriledi.
2021’de 21. sırada yer aldı.
IMF tahminlerine göre, ekonomik büyüklük açısından Türkiye
2022 ve 2023 yıllarında 23. sıraya düşecek,
2024 ve 2025 de 22. sırada yer alacak.
Türkiye’nin 2015 yılından bu yana hızlı çöküşünün sebeplerini bulup gerekli değişimleri yapmazsak, gidişatımız hiç iyi değil.
Çünkü dünya koşuyor biz yürüyoruz. Hem de mehter takımı gibi iki ileri bir geri yürüyoruz. Tabi ki aradaki fark açılıyor
Küresel Refah Endeksi’nde 2011 yılında 66. sırada olan Türkiye, 2021 yılında 167 ülke içinde 93. sıraya indi! (Euronews)
Bu endekse göre Hollanda 6, Almanya 9, İngiltere 13, ABD 20, Fransa 22, Malezya 42, Yunanistan 43, Bulgaristan 48 ve Türkiye 93. sırada. Yunanistan’ın sırasına gelebilmek için 50 ülkeyi geçmemiz lazım. Türkiye gibi bir ülke için utanç verici bir durum.
Bu endeks hesaplanırken Emniyet, kişisel özgürlük, yönetim, sosyal sermaye, yatırım ortamı, girişimcilik şartları, pazara erişim ve altyapı, ekonomik kalite, yaşam koşulları, sağlık, eğitim ve doğal çevre gibi 12 temel alanda 300 gösterge analiz ediliyor.
Görünen o ki Türkiye refah yarışında son 10 yılda çok geriledi. Ve her geçen yıl daha da gerilerde kalıyor
Uluslararası Yolsuzluk Algı Endeksi’nde 2011 yılında 54. sırada olan Türkiye bugün 96. sıraya indi. (25 Ocak 2022)
Türkiye’nin ekonomik göstergelerde gerilemesinin temel sebeplerinden birinin “yolsuzluk” olduğu çok açık değil mi?

12Eki/220

Temmuz ayının son günleri. – Fatih KISAPARMAK

311413137_5000784540027691_8355714106608301840_n

"Elçibey'in selamı ile geldiniz, adıyla aradınız.

Onun selamı ile gelenin ben ayağına gelirim."

Temmuz ayının son günleri.

İstanbul'da dayanılmaz bir sıcaklık var.

Evimin misafir odasında Fatih Kısaparmak'la Elçibey sohbetindeyiz.

Sorularıma büyük bir tevazu içinde cevap veriyor.

Gözleriyle uzaklarda bir şeyler arayarak, zaman zaman dalarak, utanarak, duygulanarak anlatıyor.

- Sizin, Elçibey'le, önemli bir karşılaşmanız, kucaklaşmanız oldu.

- Evet. Öyle...

- Onunla ilk defa nerede karşılaştınız?

- Ankara'da; Ankara Hastahanesi'nde.

10Eki/220

BEYAZ ZAMBAKLAR ÜLKESİNDE – Bekir EROĞLU

8718210097981

BEYAZ ZAMBAKLAR ÜLKESİNDE - Bekir EROĞLU

Değerli okurlar,
"Beyaz Zambaklar Ülkesinde", kurgusal bir romandan daha çok ders verir nitelikte bir kitap...

Okuduğunuzda insanı sorgulatan ve okudukça ülkemizi, kendimizi, yaşayışımızı sorgulatan bir eser. Ayrıca ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün okulların müfredatında okutulmasını istediği bir kitap olması bakımından da önemlidir.

Çok etkilenerek, ders alarak okudum.
Beyaz Zambaklar Ülkesi bataklıklar ve kayalıklar ülkesi olarak adlandırılan 2 milyon nüfuslu Finlandiya’nın tüm halkın aydınından, köylüsüne, subayından, memuruna, din adamlarından, öğretmenlerine kadar herkesin birleşerek ülkeyi kalkındırmalarını anlatıyor.

9Eki/220

"Güzel insanlar, güzel atlara binip gittiler." – Mehmet Şükrü BAŞ

-2-   "Güzel insanlar, güzel atlara binip gittiler." - Mehmet Şükrü BAŞ

2005 yılı şubat ayı.
Her ne kadar soğuğun ana vatanı Erzurum, ikamet yeri Sivas olsada Konya’nın ayazını o şiddetli kış günlerini unutmamak gerekir.

İşte Şubat ayının böylesine soğuk ve yağışlı bir günüydü.

Kızım Konya Milli Eğitim Müdürlüğünde öğretmenlik kur’asını çekti. Çektiği yer Doğanhisar ilçesine bağlı DEŞTİĞİN beldesi idi.
O güne kadar hiç duymamıştık bu ismi. İşte bu yer kızımın öğretmenlik mesleğine başlayacağı ilk yerdi.

Sonradan öğrendik ki belde iken mahalleye dönüştürülen Deştiğin 1495 rakımlı, tahmini 1500 nüfuslu, 19 Mayıs bayramında şiddetli bir kar yağışı nedeniyle törenlerin iptal edildiği bir yerdi.

7Eki/220

Mevlid Kandili – Fahri SAĞLIK / Emekli Müftü

fahri sağlıkMevlid Kandili – Fahri SAĞLIK / Emekli Müftü

7 Ekim Cuma’yı Cumartesi’ye bağlayan gece Yüce Rabbimizin âlemlere rahmet olarak gönderdiği Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)’in mevlidi şerifini inşallah idrak edeceğiz. O, Yüce Allah’ın insanlığa gönderdiği son peygamber ve bütün insanlığın rehberidir. Onun gelişiyle insanlık başta inanç ve ahlaki yozlaşmalar konularında bireysel ve toplumsal düzeyde pek çok değişim ve gelişime şahit olmuştur.

Mevlid Kandili, insanı insan yapan bütün güzelliklerin odaklandığı bir şahsiyet olan rahmet elçisi Hz. Peygamberin doğumunu kutladığımız, onun bireysel ve toplumsal hayatımızı aydınlatan insanlık ve merhametini, insaf ve adaletini, sabır ve metanetini, kerem ve cömertliğini, kısaca insanlığa sunduğu değerleri anlayıp hayatımızı onun yüce ahlâkıyla güzelleştireceğimiz bir tazelenme mevsimidir.

Kandiller; öze dönüşün, Yüce Yaratanımıza yürekten yakarış ve yönelişin, günahlarla kirlenmeye yüz tutmuş gönüllerimizi arındırmanın, geçici olanla kalıcı olanı fark etmenin, kalp gözümüzü açıp gönül dünyamızı temizlemenin fırsatı olan, nefsin yanıltıcı arzu ve isteklerinden uzaklaşmanın imkânlarını sunan kutlu zaman dilimleridir.

7Eki/220

AKP, CHP’NİN DEĞİŞMESİNİ İSTEMİYOR- Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sAKP, CHP’NİN DEĞİŞMESİNİ İSTEMİYOR- Ruhittin SÖNMEZ
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “başörtü meselesinin çözümünü yasal güvenceye almak” için yaptığı hamle AKP’yi rahatsız etti.

AKP kanadından yapılan açıklamalar “CHP eski CHP olarak kalsın” arzusunu yansıtır nitelikte.

Mesela AKP Genel Başkan Yardımcısı Özlem Zengin’in tepkisi çok sert oldu. “Başörtüsü yasağı CHP’ye rağmen çözüldü. Onca yıl milyonlarca kadının hayatını mahvettikten sonra ya hakiki özür dileyin ya da sükût edin” dedi.

Oysa hepimiz biliyoruz ki 2011 yılında Kemal Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP’nin verdiği destekle başörtüsü sorunu çözüldü. Elbette çözümün öncüsü AKP idi fakat CHP’nin desteği değişimin sarsıntısız bir şekilde gerçekleşmesi için çok değerli katkı sağladı.
Kılıçdaroğlu’nun “helalleşme yolculuğuna” çıkışının CHP içindeki bir kesimi rahatsız ettiğini biliyoruz.

Yılların kutuplaşmasının yarattığı sert tavırlı insanlar iki kesimde de var.

Fakat “Bizim muhafazakâr dünyayla helalleşmemiz lazım, eksiğimiz var, hatalarımız oldu, dindar kesimle oturup konuşamadık, dertlerini dinlemedik” diye özeleştiri yapan Kılıçdaroğlu’nun muhafazakâr kitlelerle samimi diyalog kurma çabası AKP’lileri neden bu kadar kızdırdı?

Kılıçdaroğlu “geçmişte yanlışlarımız oldu ama değişmeyi bildik” diyor. Görünen o ki AKP’liler “CeHaPe” öcüsüyle kutuplaştırdığı kitlelerin ellerinden kayıp gitmesinden endişe ediyor.

6Eki/220

Yunanistan İzlenimleri (1) Doğunun Gürsesi / ERDAL GÜZEL

 309663365_1216090415915430_4789112123223356360_n

Yunanistan İzlenimleri (1)

Doğunun Gürsesi / ERDAL GÜZEL

Yunanistan’ın ABD’nin hibe ettiği zırhlı araçları adalara sevk etmesi Ankara-Atina hattındaki gerilimi artırdı. ERVAK Başkanı Erdal Güzel, gündemden düşmeyen toprakları Pusula okurları için kaleme aldı.

Sol-erdal-guzell-1

Dünyayı sarsan Covit 19 dolayısıyla son birkaç yıldır seyahat özgürlüğümüz kısıtlanmış, tabir yerindeyse evlere hapsolmuştuk. Bu kısıtlı dönemi değerlendirip “Güzel Gezginin Anıları “ isimli kitabımı bitirmiş, sınırların açılmasıyla birlikte yeni coğrafyaları ve kültürleri görmek için fırsat kollamaktaydım.

Dünyanın büyük kısmını gezmek nasip olmuştu ama Mustafa Kemal Atatürk’ün doğduğu, Osmanlı aydınlarının ‘Kâbe-i Hürriyet’ diye niteledikleri Selanik’i görmek nasip olmamıştı. Bu beklentimin, Kocaeli Aydınlar Ocağından arkadaşlığımız olan Hasan Uzunhasanoğlu’nun telefonuyla gerçeğe dönüşebileceği aklımın ucundan dahi geçmemişti. Hasan Bey’in yakın zamanda Selanik ve Kavala’yı içine alan bir gezi planladıklarını ve bu grup içerisinde benim de olmamı istemesi ile ‘Evlad-ı Fatihan’ topraklarını görme hayalim gerçeğe dönmeye başladı.

6Eki/220

EĞİTİM BİR İHTİYAÇTIR – Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrakEĞİTİM BİR İHTİYAÇTIR – Seyfettin KARAMIZRAK

İnsan, varlıklar arasında eğitime ve öğretime en çok muhtaç olanıdır.

Oysa hayvanlar, içgüdüleriyle doğduklarından, kısa sürede çevreye uyum sağlarlar. O yüzden de eğitime ihtiyaçları yoktur.

Bir at yavrusu doğduktan kısa süre sonra ayağa kalkabilmekte, yaşamı boyunca her hangi bir bakıma muhtaç olmadan hayatını idame ettirebilmektedir.

Fakat yeni doğan çocuk, aciz, bakıma ve korunmaya muhtaçtır. Kendi başına hayatını sürdürmesi, çevreye intibak etmesi imkânsızdır. Uzun süre, hatta hayat boyu bakıma, yardıma ve eğitilmeye muhtaçtır. Aynı zamanda, şaşılacak kadar da öğrenme yeteneğine sahiptir.

İnsanın bu muhtaçlığı ve eğitilmeye temayüllü olması, bilgi, beceri ve tutumlarla donanmasını zorunlu kılmaktadır.

4Eki/220

EKONOMİMİZİ MAHVETMEK İSTEYENLER – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sEKONOMİMİZİ MAHVETMEK İSTEYENLER - Ruhittin SÖNMEZ

R. Tayyip Erdoğan ve çevresine göre “dış güçler Türkiye ekonomisini mahvetmeye çalışıyor.”

Nedense bu “dış güçlerin” kim olduğu tam olarak telaffuz edilmiyor.

Türkiye dışarıya 450 milyar dolar borçlu. Dış güçler bu miktar borcu verenler olabilir mi?

Veya Türkiye’nin 270 milyar dolar ithalat yaptığı, 250 milyar dolar ihracat yaptığı ülkeler olabilir mi?

Bu dış güçlerin Türkiye ekonomisini mahvetmesi demek, alacaklarını alamamak, satacağı malları satamamak, bizden tedarik edebilecekleri ihtiyaçlarını da alamamak demek değil midir?

1Eki/220

Nihat Gürer, işte böyle bir adamdı – M.Tanzer ÜNAL

nihat-gurer

Nihat Gürer, işte böyle bir adamdı - M.Tanzer ÜNAL

“Bir adam düşünün, hayatında hiç boş konuşmasın…

Bir adam düşünün, günün 24 saati zihni din, vatan, millet meseleleriyle meşgul olsun…

Bir adam düşünün, inandığı dava uğruna Allah’tan başka kimseden korkmadan mücadele etsin…

Bir adam düşünün, hakkı söylemekten Allah rızası için asla sakınmasın…

Bir adam düşünün, meselelere hiçbir zaman tek yönlü bakmasın ve bu nedenle kendini bile zaman zaman şaşırtacak derecede ileri görüşlü olsun…

Bir adam düşünün, hasta yatağında son günlerini yaşarken, konuşmaya hali yokken, ilmi bir tartışma duyduğunda birden canlansın…

Bir adam düşünün, akıbetinin ne olacağını bilemediği bir hastalık sebebiyle ameliyat yatağında acısına katlanmaya çalışırken asıl derdi “ülkenin gidişatı” olsun…

Bir adam düşünün, hayatında kimseye ihanet etmemiş olsun…

30Eyl/220

SIRA TARİHİ DEĞİŞTİRMEYE GELDİ – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sSIRA TARİHİ DEĞİŞTİRMEYE GELDİ - Ruhittin SÖNMEZ

CB Tayyip Erdoğan "Sultan Abdülhamid 33 sene gram yer kaybetmeden Osmanlı'yı yönetti" cümlesini ikinci defa yine söyledi. Demek ki yanlış bilgi değil, kast söz konusu.

Oysaki “2. Abdülhamid en çok toprak kaybeden Osmanlı padişahı” olarak biliniyor. Tarih kitaplarında 2. Abdülhamid’in, 33 yıllık saltanat döneminde Osmanlı’nın; Tunus, Mısır, Kıbrıs, Sırbistan, Karadağ ve Romanya olmak üzere,1 milyon 592 bin 806 kilometre kare toprak kaybettiği yazılıyor. Yani bugünkü Türkiye’nin iki katı büyüklüğündeki topraklarımız vatanımız olmaktan çıkmıştı. Ciddi tarihçilerin hepsi de bu acı gerçeği ifade ediyor.

Bir kere toprak üzerinde hakimiyet kaybı anlatılırken kullanılacak birim, ağırlık birimi gram değildir. Alan birimi olan kilometrekare kullanılır. Ama bu “küçük” ayrıntıya takılmayalım. Şimdilik “Reis’in hikmetinden sual olunmaz” diyelim ve geçelim.

RTE sadece tarihi gerçeklere değil, halen herkesin şahit olduğu gerçeklere aykırı beyanları da sık sık tekrarlıyor. ABD’de Birleşmiş Milletler’de, “Amerika’da AVM’lerin rafları boş” diye konuşma yapıyor. “Almanya’da raflar boş, Almanlar bizi kıskanıyor” gibi gerçeğin tam zıddı ifadelerde bulunuyor. Üç ay önce gezdiğim ABD’de asla bir kıtlık yoktu ve orada bulunan Türkler bizleri üzülerek, acıyarak izliyorlardı.

Erdoğan kendi iktidar döneminden çok önce yapılmış havaalanları, üniversiteler, yollar vd. eserleri “Bizden önce ne vardı? Biz yaptık biz” diye sahipleniyor. Bu da yine bir nevi tarihi gerçekleri değiştirme çabası sayılabilir.

27Eyl/220

MERAL AKŞENER’İN CUMHURBAŞKANI ADAYI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sMERAL AKŞENER'İN CUMHURBAŞKANI ADAYI - Ruhittin SÖNMEZ

Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayını belirleme konusunda son derece titiz ve temkinli. En doğru adayı bulmayı ve en doğru zamanda açıklamayı planlıyor.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener Cumhurbaşkanı adayı olmayacağını açıklamıştı.

CB adaylığına yakıştırılan diğer isimler zamanla gündemden düştü. Dışarıdan Abdullah Gül gibi birinin, CHP içinden İlhan Kesici, Abdüllatif Şener gibi isimlerin Millet İttifakı’nın adayı olma ihtimali kalmadı gibi.

Millet İttifakının büyük partisi CHP’nin içinden biri veya CHP’nin teklif edeceği bir aday olacağı adeta kesinleşti.

Son aylarda İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun CB adaylığı şansı iyice zayıfladı.

Kemal Kılıçdaroğlu, “Cumhurbaşkanı adaylarının 6’lı Masada buluşan partilerin ortak kararı ile belirleneceğini” söylüyor.

Ama seçenekler azaldı. En güçlü iki aday olarak CHP’li Ankara Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu kaldı.

Görünen o ki CHP’nin Genel Başkanı veya Ankara Belediye Başkanından biri 6’lı Masadan ortak aday olarak çıkacak. DEVA ve Gelecek Partilerinin Cumhurbaşkanı adayı konusunda tutumu net değilse de bu partilerin 6’lı masadan ayrılmaları beklenmiyor.

Abdülkadir Selvi bile, “Akşener ‘Yok’ derse Kılıçdaroğlu’nun adaylığı suya düşer. Örnek Abdullah Gül. Ama Akşener ‘Evet’ derse Kılıçdaroğlu tartışmasız bir şekilde ortak aday olur” diyor.

İşte bu yüzden İYİ Parti ve liderinin kimi desteklediği önemli.

Daha da önemlisi Kemal Kılıçdaroğlu kendisi aday olmaya kararlı mı?

24Eyl/220

EV HAYALİ SATMAK ÇOK KÂRLIDIR – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sEV HAYALİ SATMAK ÇOK KÂRLIDIR - Ruhittin SÖNMEZ

“Asrın Sosyal Konut Projesi” denilen projeden ev sahibi olmak için, daha bir hafta dolmadan, 4 milyona yakın kişi talepte bulundu. Başvurular 14 Eylül – 31 Ekim arasında alınacağına göre başvuru sayısının en az 5 milyon olacağını söyleyebiliriz. Yani bir hanede ortalama 3-4 kişi olacağı hesabıyla, 15-20 milyon civarında vatandaşımızı ilgilendiren büyük bir ekonomik vaka ile karşı karşıyayız.

Aşırı yükselen kiralarla baş etmek çok zor.  Kiracı olmamak, kendi evinde oturmak hayat standardının değişmesi demek. Bu bakımdan kiracı durumunda olanlar (nüfusumuzun yüzde 27’si) için ev sahibi olmak en güzel hayal. Kiracı vatandaşlarımızın bütün imkanlarını seferber edip ev sahibi olma hayaliyle bu projelere koşması anlaşılabilir bir durum.

Elbette devletle mukayese edilmez ama mesela Jet Fadıl her yeni projesini tanıttığında, önceki projelerde mağdur olan binlerce insanın tecrübelerine rağmen, insanlarımız katılmak için sıraya girdiler. Bu anlayıştaki kitlelerin devletin sözüne inanarak, “fırsatı kaçırmamak için” bankalarda kuyruk oluşturmasını anlayabiliyorum.

21Eyl/220

“MONTESSORİ EĞİTİMİ” ÜZERİNE-2 / Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrak“MONTESSORİ EĞİTİMİ” ÜZERİNE-2 - Seyfettin KARAMIZRAK

“Çocuklarınıza çok değerli birer hazineymiş gibi bakın, onları ve kendinizi onurlandırın.” BernieSiegel

Montessori Eğitimi’nin Temel Özellikleri;

Büyüklerle küçüklerin bir arada bulunması çocuklarda toplumsal bilinci ve kendine güveni geliştirir.

Çocuklar öğretmenlerinin uyarıları yerine, kendi hatalarını kendileri düzeltirler.

Bireysel öğrenme, çevre içerisinde gerçekleşir. Her bir çocuk farklı bir adımda büyür, bu onun gelişimini destekler.

Somut öğrenme üzerinde durulur. Çocuklar kavramları gerçek hayatta yaşayarak öğrenir.

Montessori sınıflarında bütün materyaller çocukların erişebileceği yerlerde bulunur. Masa, sandalyeler çocukların kullanabileceği kadar küçük, duvardaki resimler çocukların göz seviyesinde olacak şekildedir. Bu düzenleme, çocuğun istediği materyali seçmesine imkan sağlanır.

Çocuklar eğlenerek, araştırma isteğiyle çalışırlar. Doğal liderlerdir, yeni görev almaktan mutludurlar. Onların ilgileri işin sonunda çıkan üründen ziyade işin kendisidir.

Montessori eğitimi, çocuklara doğal bir sorumluluk hissi verir.

Çevre, çocuklar için hazırlanmıştır. Odadaki her şeyin raflarda özel bir yeri vardır.

Çocuklar öğretmen tarafından değil, kendi gelişim ihtiyaçları tarafından motive edilirler.

20Eyl/220

DAR GELİRLİLERİ RAHATLATICI TEDBİRLER – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sDAR GELİRLİLERİ RAHATLATICI TEDBİRLER - Ruhittin SÖNMEZ

Çok yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı dar gelirli kesimin en temel ihtiyaçlarını tedarik etmesinde sıkıntı yaratıyor. Bu da devletin dar gelirlileri kısmen rahatlatacak bazı kararlar almasını zorunlu kılıyor.

Yaşanan ekonomik buhranın hiç etkilemediği bir kesim olduğu muhakkak. Hatta muhtemelen toplam nüfusun yüzde 10’u mertebesindeki bu kesimin alım gücü azalmadığını, bir kısmının da daha zenginleştiğini tahmin edebiliriz.

Sığınmacılarla beraber 90 milyonun üstünde olan Türkiye’de 10 milyona yakın bir nüfus gelirlerini enflasyonun üzerinde veya enflasyon artışı kadar artırabildikleri için ekonomik bir sıkıntı hissetmiyorlar.

Yine ikinci bir 10 milyon kadar nüfus gelirlerini enflasyon artışı kadar artıramamış olsa da geçmişte yaptıkları yatırımları sebebiyle; ev, araba, beyaz eşya, mobilya, elbise, telefon gibi malzemeleri önceden alabilmiş olduğu için bu konularda bir süre masraf etmeseler de olabilir. Bu kesim sadece gıda, enerji, ulaşım gibi masraflardaki artıştan yani hayat pahalılığından kısmen etkileniyorlar.

TÜİK’in 2021 yılına dair raporuna göre, Türkiye'de en yüksek gelire sahip bu yüzde 20'lik grubun toplam gelirden aldığı pay, yüzde 46,7’dir.

Hani “ekonomik kriz yok, yollar lüks araba dolu, lokantalarda, kafelerde yer bulunmuyor” dedirten kesim bu.

Bu kesim bütün yolları dolduracak kadar arabaya sahiptir. Fiyatlardan etkilenmeden lokanta ve kafelere gidenlerin sayısı bu tür mekânların tamamının dolduracak mertebededir.

Ama geride kalan 70 milyonun konumu, kademe kademe, “sıkıntılıdan ”s“ derin yoksulluğa” giden bir ıstırap çizgisindedir.

18Eyl/220

Gökhan Hacıibrahimoğlu’na; “Rahmetli Arkadaşım Fevzi GENÇ” kitabı..

PHOTO-2022-09-16-22-59-22

16 Eylül 2022 Cuma / e. THY Edinburg Müdürü Gökhan Hacıibrahimoğlu’na  306 sayfalık “Arkadaşım Fevzi GENÇ” kitabını takdim ettim.

16Eyl/220

BÖYLE YARGIYA GÜVEN OLUR MU? – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sBÖYLE YARGIYA GÜVEN OLUR MU? - Ruhittin SÖNMEZ

Hukuka ve adalet sistemine güven yerlerde sürünüyor. Bunu ben değil üst yargı organlarının başkanları adli yıl açılışlarında ve her geçen sene artan bir kaygıyla ifade ediyorlar.

Hukukun katledildiği, adalet sisteminin çökertildiği çok sayıda örneği siz de hatırlayacaksınız. Cumhurbaşkanına hakaret davaları; sanatçı ve gazetecilerin siyasal linç kampanyası sonucu tutuklanmaları; yolsuzluk yapanların değil, yolsuzluğu ifşa edenlerin mahkûm edilmesi gibi örnekleri anlatmayacağım. Sedat Peker’in ifşa ve itiraf ettiği; Batıda olsa, her biri hükümetler düşürecek iddialarının görmezden gelinmesini de bahsetmeyeceğim.

Yargının siyasallaşmasının taşrada ücra ilçe ve beldelere kadar nasıl yayıldığının güncel bir örneği yaşandı ülkemizde. Bunu anlatacağım.

13Eyl/220

ECDADIMIZA KARŞI NEFRET VE İHANET SUÇU – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sECDADIMIZA KARŞI NEFRET VE İHANET SUÇU - Ruhittin SÖNMEZ

İzmir’in Kurtuluşu törenleri bu 9 Eylül’de daha bir coşkuyla, 2 milyon kişinin katılımıyla ve muhteşem bir görsel şölenle kutlandı.Törende beni en çok etkileyen sahne protokol ve halkın İstiklal Marşını yürekten okuyuşu, içtenliği ve coşkularını yansıtan gözlerindeki ışıltılar idi.

Bu yıl İzmir’in 3,5 yıl süren Yunan işgalinden kurtuluşunun 100. Yılı idi. Yenilen sadece Yunan değil arkasındaki İngiltere, Fransa, İtalya gibi emperyalist devletlerdi.

Bu etkinlik Türk milletinin İzmir’in ve Türkiye’nin kurtuluşunu sağlayan Atatürk, silah arkadaşları, şehitlerimiz ve gazilerimize bir şükran ifadesiydi.