
DÜŞÜK ZEKÂ İLE YÜKSEK MEDENİYET OLMAZ – Ruhittin SÖNMEZ
DÜŞÜK ZEKÂ İLE YÜKSEK MEDENİYET OLMAZ - Ruhittin SÖNMEZ
Bilim adamları toplam 115 ülke vatandaşları arasında 1 milyon 691 bin 740 kişinin zekâ testine dayanarak bir rapor hazırlamışlar. Bu raporda ortaya çıkan sonuç çok üzücü ve düşündürücü:
Türkiye IQ (zekâ seviyesi) sıralamasında 105 ülke arasında 73’üncü oldu.
Bilindiği gibi bir kişinin normal zekâsı 100 zekâ puanı baz alınıyor. 100’ün üzeri ortalama üstü; 100’ün altı ise ortalamanın altı olarak kabul ediliyor. 70 IQ’nun altı zihinsel engelli olarak tanımlanıyor.
Zekâ seviyesi sanıldığı gibi sabit kalmıyormuş. Bazı kişiler veya toplumlarda zekâ seviyesi artış gösterirken, bazılarında düşüş olabiliyormuş.
Uluslararası IQ Araştırması ve Tespiti’ne göre, Türkiye’nin IQ’su son bir yılda 1,5 puan düştü ve 95,63 oldu. Buna karşılık özellikle Avrupa ülkeleri ve Doğu Asya ülkeleri halklarının IQ’larında artış görüldü.
2023 yıl sonu itibarıyla, en zeki ülke vatandaşları 107.54 ortalama ile Güney Koreliler oldu.
Güney Kore’yi 106.99 ile Çinliler, 106.84 ile İranlılar, 106.18’le Japonlar izliyor.
İlk 10’da yer alan diğer ülkelerde zekâ seviyesi (IQ oranı) Singapur’da 106.18; Avusturya, Kanada, Almanya, Slovenya, Moğolistan 102 puan mertebesinde.
İlk 10’da yer alan ülkelerde -Japonya hariç- zekâ ortalamalarında artışlar görüldü. Zekâsı en
çok artanlar Fransızlar, İtalyanlar ve İspanyollar oldu.
Türkiye’nin büyük kısmı ise orta zekalı veya alt sınıra yakın görünüyor. Türkiye adına 42.801 kişi test edildi ve zekâ oranı bir yıl önceye göre 1,5 puan azaldı.
Bangladeş, Romanya, Filipinler, Azerbaycan, Moldavya, Peru gibi ülkeler zekâ ortalaması sıralamasında bizim üzerimizde. Listenin en altında IQ ortalaması 90’ın da altında olan Nikaragua, Guetamala, Kongo, Angola, Gabon gibi ülkeler bulunuyor.
Yarın.. #GANDİL.. – Kandıralı FETHİ
Yarın.. #GANDİL.. - Kandıralı FETHİ
Daha farklı oluyordu herşey..
Yozlaşan-dini kullanan, siyasal akımların, olmadığı yıllar.
CIZGILI pijamalar ile,
SOBA
MANGAL
başında oturduğunuz yıllar..
Leğen içinde yıkandığımız,
Sonrasındaaa,
tüm Aile üyelerimizin, BÜYÜKLERİMİZİN ellerini öptüğümüz yıllar..
Bugün GANDİL..
GIRMIZI-BEYAZ
halka simit..
Azzzzs SUSAMlısı
#GANDİL simiti..
BEŞ'er/ON'ar
bağlamlı halkalar..
İster bizzat fırından
veya çarşıya hizmet NEVZAT abimizin, başının üstündeki tepsiden..
KOLU'ya
KOMŞU'ya...
simitler..
Yoldan geçene,
Almayana, İLLA ve illa sevabına,
HUŞU içinde verildiği yıllar..
Yarın GANDİL
mübarek olsun.
Bugün
Simit... 15 TL.
ÖZLEMle anıyorum o günleri...
Yaşıyorum...
Beratın sahibi yüce Allah’tır – Fahri SAĞLIK
Beratın sahibi yüce Allah’tır - Fahri SAĞLIK
24 Şubat Cumartesi’yi Pazar’a bağlayan gece her yıl gelişiyle pek çok güzelliğin yaşandığı rahmet, mağfiret ve arınma mevsimi Ramazan-ı Şerifin habercisi olan yeni bir Berat Kandil’ini daha idrak etmenin huzur ve mutluluğunu yaşayacağız.
İnsanlara nefis muhasebesi yapma fırsatları veren bu rahmet geceleri, varlığımızı yeniden gözden geçirme, muhasebe ve tefekkür etme imkânları kazandıran birer fırsat olarak değerlendirilmelidir. Bizler, bu geceler sayesinde zaman zaman ihmal ettiğimiz kulluğumuzu sorguluyor, kendimize çeki düzen veriyor, yüce Allah ile olan ilişkilerimizi yeniden tanzim etme fırsatı buluyoruz. Bu geceler bizleri, Kur’an ve sünnet ölçüleri ışığında geçmişimizle yüzleşmeye, bugünümüzü değerlendirmeye, yarınımızı inşa etmeye davet etmektedir. Bu kutlu gece hem nedamet hem de umut zamanıdır.
Bu gece “Berâ” ve “Velâ” gecesidir.
Beratın ilk şartı kimden berî, kime yakın olacağımızı bilmektir.
GÜVENİLİR İNSAN OLMAK – Ruhittin SÖNMEZ
GÜVENİLİR İNSAN OLMAK - Ruhittin SÖNMEZ
Halkın politikacıları ve özellikle devlet adamlarını “güvenilir insan” olarak görmesi çok önemlidir.
En azından gelişmiş ülkelerde bu böyledir. Bu ülkelerde vatandaşlar -kendileri bu vasıfları taşımasa da- ülkeyi yönetenlerin doğru sözlü olmasını, verdiği sözlere sadık olmasını her şeyden çok önemserler.
Türkiye bu ülkeler sınıfına girmiyor olmalı… Devlet adamlarının ve siyasetçilerin yalan söylemesini, önceki fikir ve beyanlarının tam tersini söyleyebilmesini, işbirliği yaptıklarıyla rakiplerinin yer değiştirmesini bizim halkımız çok önemli saymıyor.
Oysaki dinimiz İslam’ın peygamberi daha Allah’ın elçisi olmadan önce “güvenilir Muhammed (Muhammed ül emin)” olarak anılırdı. Bu sebeple ilk Müslümanlar görmedikleri, duymadıkları bir ilahın kendisine bildirdiğini söylediği mesajlara (vahye) inanmışlardı.
Bu bakımdan bana göre Hz. Peygamberin Müslümanlara bıraktığı en önemli sünneti “güvenilir insan” olmaktır.
Bugün tıpkı manası “Barış” olan “İslam” deyince Müslümanlar arası savaşlar, terör, vahşet sahneleri ve insan haklarına aykırı iş ve eylemlerin uygulayıcıları akla geldiği gibi; Müslüman denince de yalan söyleyen, aldatan, hileci, merhametsiz, güvenilmez insan
tipi gözümüzde canlanır oldu.
GELİŞMELERİ KİM YÖNLENDİRİYOR? – Prof. Dr. Süleyman ÇELİK
GELİŞMELERİ KİM YÖNLENDİRİYOR? - Prof. Dr. Süleyman ÇELİK (scelik44@gmail.com)
PKK ve Hizbullah, Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmak isteyen iki terör örgütü…
PKK’nın partisi Çözüm Sürecinde, genel başkan olduğundan beri Kılıçdaroğlu’nun göz kırpmasına aldırmaksızın CHP’ye yüz vermedi, AKP ile kol kola yürüdü…
AKP tarafından Çözüm Süreci bitirilince, resmen olmasa bile CHP ile yan yana geldiler…
Bu ortamda gidilen 2023 genel ve Cumhurbaşkanlığı seçiminde, AKP Hizbullah’ın partisi ile resmen ittifak yaptı…
PKK’nın partisi CHP ile resmen ittifak yapmadı ama, 2019 yerel ve 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde destekledi…
2024 yerel seçimine doğru giderken CHP’nin yeni genel başkanı Özgür Özel PKK’nın partisi ile resmen görüştü ve destek istedi…
Bu konuda görüşmeler ve pazarlıklar sürerken, sanki birileri topa girdi ve Başak Demirtaş, “aday olabileceğini” açıklayarak ortalığı karıştırdı…
Cumhuriyet yazarı Işık Kansu, AKP ile PKK’nın partisi arasındaki gizli pazarlıktan söz etti…
Bu arada AKP Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, “AKP bir Türk partisi değil. Kürt partisi de değil. Türkiye partisi” diyerek PKK’lılara göz kırptı…
AKP’li Galip Ensarioğlu da Selahattin Demirtaş’ı överek onu destekledi…
Sonrasında PKK’nın önde gelenlerinden Leyla Zana’nın, Erdoğan’dan “Çözüm Sürecini buzdolabından çıkarmasını” istemesi ve ardından Ahmet Türk’ün “CHP ile bir yere varılmaz. Çözüm AKP ile olur” demesi ile gelişmeler anlam kazanmaya başladı!..
Başak Demirtaş’ın adaylıktan çekilmesinden sonra konuşan Selahattin Demirtaş AKP ile de görüşülmesini istedi…
Bu gelişmelere koşut olarak iktidar medyasında, daha önce CHP’ye payanda olmakla suçlanan PKK’nın partisine övgüler dizilmeye başladı…
İYİ İNSAN OLABİLMEK – Seyfettin KARAMIZRAK
İYİ İNSAN OLABİLMEK - Seyfettin KARAMIZRAK
İnsanoğlu fanidir, bu gün var, yarın yoktur. Önemli olan örnek ve huzurlu bir hayat sürdürmek, kimseyi üzmeden kırmadan, kul hakkı almadan, ardında hoş bir seda bırakabilmektir.
İnsanın, örnek bir hayat yaşayabilmesi için de, iyi hasletlerle donatılması gerekir. Yani kötü huyları öğrenip, kötülerini kalbinden silmesi, kötü huylardan sakınması, iyi olanlarla kendini donatması gerekir.
İnsan dünyaya günahsız ve pak gelmektedir. Doğuştan iyi ve kötü huyları getirmez. Bu özellikler sonradan öğrenilir. Her ne kadar kalıtımla gelen bazı özellikler her insanda vardır denilse de(cibilliyet, maya gibi özelliklerden de bahsedilmektedir), esas karakteri oluşturan eğitimdir.
Eğitim; aile, okul ve çevredir. Çevre; sosyal gruplar, medya, internet, kitap, film, arkadaş grupları vb. gibi unsurlardır. Eğitimin bu ayakları olumlu, müspet ve pozitif ise, birey de olumlu bir karakter edinecektir. İyi bir insan olmak, güzel bir ahlaka sahip olabilmek için bu koşullar
kaçınılmazdır.
YAPAY ZEKÂ ÇAĞINDA TÜRKİYE – Ruhittin SÖNMEZ
YAPAY ZEKÂ ÇAĞINDA TÜRKİYE - Ruhittin SÖNMEZ
OpenAI isimli yapay zekâ şirketi “Sora” markalı video üretim teknolojisinin tanıtımını yaptı. Bu teknolojiyi anlatan birkaç video izledim. Dünyanın bambaşka bir yere gittiğini, öngörülmesi çok güç hatta imkânsız bir geleceğin çok yakınımızda olduğunu gördüm. Açıkçası bu teknolojik gelişmeden dolayı sevinmemiz mi yoksa korkmamız mı gerektiğini bilemedim.
Bu yapay zekâ modeline verdiğiniz metin komutlarıyla, gerçekçi ve yaratıcı sahneler oluşturabiliyorsunuz. Ortaya çıkan videolar son derece gerçekçi, gördüğünüz olağandışı görüntülere bile inanabilirsiniz.
Üstelik sizin bir komutla yaptırdığınız bu videolar için ne oyuncu ne diğer nesneler ne senarist ve ne de yapımcı gerekiyor.
Aslında eskiden “görmeden inanmam” dediğiniz her şey için artık “görsem de inanmam” dedirtecek müthiş bir teknoloji bu.
İsterseniz İstanbul’da evinizde iken, Güney Amerika’da dansçılarla beraber dans ederken veya kutuplarda penguenler arasında çekilmiş videonuzu yaptırıp, sosyal medyada hava atabilirsiniz.
İsterseniz rakip siyasi parti liderini terör örgütü lideri ile Kandil’de şakalaşırken ve bir anlaşmaya imza atarken gösteren, son derece gerçekçi seslendirilmiş videolar üretebilirsiniz. Montaja gerek yok yani… Gerçek bir film gibi dev ekranlarda gösterip, seçim meydanlarını sallayabilirsiniz.
Hatta sadece bugünkü hali üzerinden değil filmin öznesi olan kişi veya kişilerin yıllar öncesi veya yıllar sonrası muhtemel görüntüleriyle de videolar oluşturulabiliyor. İsterseniz Emin Çölaşan’ı Fethullah Gülen’le kucaklaşırken gösteren videolar bile üretebilirsiniz.
Nil nehri kenarında kutup ayısıyla oynarken veya bulutlar üzerinde kitap okurken çekilmiş videolara da şaşırmayacaksınız.
Zaten diğer yapay zekâ uygulamaları ile şimdiden ölmüş sanatçıların kendi sesinden daha önce söylemedikleri; sözlerini, vokalini ve müziğini yapay zekanın yaptığı şarkıları dinleyebiliyoruz.
Bu tür teknolojilerin nereye evirileceğini öngörmek kolay değil. Bu kullanıcıların niyetleri ve bu konuda yapılması muhtemel kısıtlayıcı düzenlemelerin etkinliğine bağlı olacak…
Destansın Delikanlım – Cafer GENÇ
Destansın Delikanlım – Cafer GENÇ
Benim, "Destansın Delikanlım" dediğim bir Fırat’ım vardı.
9 yıl önce, Ege Üniversitesi Tarih Bölümünde okurken "Tarih olan" ülkücü genç Fırat Çakıroğlu, Türk düşmanı malum teröristlerince şehit edilmişti.
22 yaşında, uzun boylu, yusuf yüzlü, yakışıklı, korkusuz, yiğit, mert, lider ruhlu bu delikanlının şehadeti beni çok üzmüştü, Çok etkilenmiştim, tarif edemeyeceğim derin bir duygusal sarsıntı yaşamıştım.
Fırat Çakıroğlu’nun annesi Özlem hanımın, Bursa’da Eğitim Vadisi’nde bir ilkokulda öğretmenlik yaptığını öğrendim. Oğlunun ölümünün 1. yıldönümünde acısını paylaşmak üzere ziyaretine gittim. Okul bahçesinin bir köşesinde uzun bir süre görüşmemiz oldu. Oğlu için akrostiş yazdığım bu şiirimi kendisine yarım saatte zor okudum.
İKİNCİ YÜZ YILDA İZMİR İKTİSAT KONGRESİNDEN LONDON OF CİTY’E… – Dr. Noyan UMRUK
![]()
İKİNCİ YÜZ YILDA İZMİR İKTİSAT KONGRESİNDEN LONDON OF CİTY’E… - Dr. Noyan UMRUK
Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer…
"İzmir İktisat Kongresi (1) – Kent Stratejileri Merkezi"
Bugün 17 Şubat...
İZMİR İKTİSAT KONGRESİ' nin ikinci yüzyılda ilk yıldönümü...
Az gittik, uz gittik ama...Maalesef dere, tepe dümdüz ettik...
Daha Cumhuriyet ilan edilmeden 1923’de İzmir İktisat Kongresi'nde yeni Türkiye'nin ekonomik sorunları tartışmak üzere toplanmıştı…
Bu kritik dönemde, Osmanlı’nın borçları dahil yoğun ekonomik sorunları çözüme kavuşturmak için kararlar alan İzmir İktisat Kongresi'nde, savaşlardan yorgun çıkan halka ekonomik açıdan yön vermek ve harap olan yurdu kalkındırmak için yapılması gerekenleri saptamak amaçlanıyordu.
İzmir İktisat Kongresi sonunda; kongreye katılanlar oybirliği ile Misak-ı İktisadi kabul edilerek, modern ve müreffeh Türkiye için canla başla çalışmaya ant içtiler...
İngiliz Kemal (Ahmet Esat Tomruk )Kimdir?
İngiliz Kemal (Ahmet Esat Tomruk )Kimdir?
· 1892-93 yılında İstanbul’da Altımermer’de doğdu. Babası Evkaf Nezareti Varidât Kalemi Müdürü Mehmet Raşit Bey, annesi ise Sıdıka Hanım’dır
· Babası öldüğünde (1897-98) Ahmet Esat beş yaşında yetim kalmıştır.* Babasının ölümünden sonra annesi ve dayısı ile birlikte Beyoğlu-Taksim’de Kazancı mahallesinde yaşadıktan sonra Boğaziçi’nde Emirgân’a taşınmıştır.
· Sporla çocukluktan itibaren ilgilenmeye başlamış; boks, yüzme ve yelken dersleri almıştır.
· Emirgan’da ilköğrenimini tamamladıktan sonra dayısı tarafından Galatasaray Lisesine yazdırıldı. sınıfın en küçüğü olduğundan sempatiyle karşılanan Ahmet Esat’ın arkadaşları arasında Ruşen Eşref (Ünaydın), Fuat ve Kemal adlı öğrenciler vardır.
· Galatasaray Lisesi’nde parlak bir öğrenci olan Ahmet Esat, özellikle Fransızcasını geliştirmiş; yurt dışından edindiği arkadaşları ile mektuplaşmaya başlamış; yurt dışından adına sık sık mektupların gelmesi dönemin iktidarının ilgisini çekmiş ve Yıldız Sarayı hafiyelerince takibe alınmış, tutuklanıp serbest bırakılmıştır.
KANUNA DA AHLAKA DA UYGUN OLMALI – Ruhittin SÖNMEZ
KANUNA DA AHLAKA DA UYGUN OLMALI - Ruhittin SÖNMEZ
Geçen hafta, deprem bölgesinde yapılabilen konutlar bir kısım hak sahiplerine dağıtıldı.
Bunlardan iki tanesi tartışma yarattı. Evlerden biri AKP Urfa Milletvekili Cevahir Asuman
Yazmacı, bir diğeri ise yine AKP’den üç dönem milletvekilliği yapmış olan Şamil Tayyar’a
verildiği basına yansıdı.
Depremzedelerin tamamına yakını çadır veya konteynırlarda ve çok zor şartlarda yaşarken bu
evlerin milletvekili veya emeklisi maaşı alan iki tanınmış siyasetçiye verilmesi vicdanlarda kabul görmedi. Her iki milletvekili de ağır eleştirilere uğradı.
Evlerin depremzedeler arasında kura çekilerek verildiği söylense de tepkiler dinmedi. Hiç geliri olmayan, emekli maaşı ile geçinen veya asgari ücrete mahkum depremzedeler dururken en az 110 bin TL maaş (emeklilikle birlikte alanlar 230 bin TL maaş) alanların hak sahibi olarak müracaat etmiş olması bile vicdansızlık olarak görüldü.
Bunun üzerine Şamil Tayyar “Ev benim üzerime kayıtlıydı ve ağır hasar raporu vermişlerdi. Bir süre sonra da yıkıldı. Hak sahibi olarak deprem konutuna başvurduk. Kurada çıkan evi de
kardeşim aldı” dedi. Daha sonra da “hak sahipliğinden feragat ettiği” açıkladı.
AK Parti Milletvekili, iş insanı Cevahir Asuman Yazmacı ise sadece milletvekili maaşı ile geçinen biri değildi. İş insanı olan bu milletvekilinin otelleri ve restoranlarının olduğu biliniyordu.
Olay hakkında ilk açıklamasında “Her vatandaş gibi benim de hakkım, ikinci açıklamasında”
Daireyi bir depremzedenin kullanımına sunacağım” diyen Yazmacı, yaptığı üçüncü açıklamayla “konut hakkından feragat ettiğini” duyurdu.
Bu iki milletvekilini “hakkından feragat etmeye” zorlayan şey kendi vicdanlarının baskısı
değil, kamuoyunun tepkisi ile seçim öncesi oy kaybetme endişesi yaşayan partisinin de
talimatı olabilir.
Açıkça yasaların hatta anayasanın bile çiğnenmesine tepki göstermeyen halkımızın bu tepkisi
şaşırtıcı olsa da ümit verici idi.
Yasalara uygun olarak yapılmış bir eylemin dahi ahlaki olamayacağını gören bu toplumsal
vicdana saygı duydum.
Türkan Kandıralı ile klarnet üzerine… – Gül ANASAL
Türkan Kandıralı ile klarnet üzerine… - Gül ANASAL
Çocukluğumdan beri evde Mustafa Kandıralı adı geçti mi ilk aklıma klarneti, oyun havaları ve bayram sabahlarının neşeli müzikleri gelirdi. 2020 yılında kaybettiğimiz Mustafa Kandıralı sadece Türkiye’de değil dünya genelinde bir sanatçıydı.
Geçtiğimiz hafta Kocaeli Dokümantasyon Merkezi’nin yaşayan tarih konuğu ise Mustafa Kandıralı’nın yetiştirdiği klarnet ustalarından birisi olan yeğeni Türkan Kandıralı’ydı.
Müzeyyen Ünal, “Değerli misafirler hoş geldiniz. Kocaeli Dokümantasyon Merkezi’nin yaşayan tarih sohbetlerinde bugün Sayın Türkan Kandıralı’yı ağırlıyoruz. Türkan Kandıralı hepinizin de bildiği gibi Türkiye’nin hatta ben çok rahat söyleyebilirim dünyanın sayılı virtüözlerinden bir tanesi ve Kandıra’dan yetiştiği için de gurur duyduğumuz değerli bir isim, hoş geldiniz diyorum.” diyerek açılış konuşmasını yapıyor.
“Türkan adı benim en çok ilgimi çeken, erkek ismi olarak başka yerlerde değil de Kandıra’da biraz fazlaca veriliyor, acaba neden? Türkan adının ne özelliği var?” diye soruyor Müzeyyen Ünal
“Benden önceki büyüklerim erkek olarak doğmuşlar. Üç erkek çocuğundan sonra kız beklentisi olan annem Türkan ismini koyacakmış ve ben de erkek doğunca annem ‘sözümden dönmüyorum’ diyerek adımı Türkan koymuş. Ama Kandıra’da Türkan ismi çok yaygın... Elli atmış sene evvel nüfus müdürlüğünde çalışanları az buçuk biliyoruz. Acaba Türkkan ismini Türkan olarak anlayıp kayıtlara öyle geçmiş olabilir mi? diye de düşünüyorum.”
DİLBER’İ VE AYM’Yİ KAPATMAK LÂZIM – Ruhittin SÖNMEZ
DİLBER’İ VE AYM’Yİ KAPATMAK LÂZIM - Ruhittin SÖNMEZ
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli yine “kendisinden beklenen” sözlerle gündemin ön
sıralarında yer almayı başarıyor.
Bahçeli “Anayasa Mahkemesi artık milli güvenlik sorunudur. Mahkeme başkanı ve mahut
üyeler devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, toplumsal huzur ve güvenliğin muarızı haline gelmişlerdir. Böyle gidemez, böyle bir mahkeme yapısı Türkiye’de yüksek yargı
organları içinde yer alamaz, almamalıdır”; dedi.
Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurulara ilişkin yetkilerini daraltma hazırlığında olan AKP’ye (iktidara) uygun zemin hazırlama amaçlı bu tür beyanlar boşuna söylenmiyor.
“Erdoğan Anayasa uymuyorsa biz Anayasayı O’na uyduralım” diyerek Türkiye’yi tek adam
yönetimine iten birinden bu aşamada beklenen buydu.
Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum’un açıkladığı bir yasa
değişikliği çalışması var. Bu çalışmada “AYM’nin bir yargılamanın sonucunu doğrudan
değiştiren karar vermesi uygulaması ortadan kaldırılmalıdır” deniyor.
Taha Akyol bu hazırlık için son derece isabetli bir değerlendirme yaparak, “AYM’nin bireysel
başvurular üzerine verdiği bir ihlal kararı, evet, herkesi bağlamaz… Ama o ihlali yapmış olan
“tüm erkler bakımından bağlayıcılık” vasfına sahiptir. O yanlış kararı veren mahkemeyi
bağlar, onaylayan Yargıtay’ı bağlar, uygulayan Meclis’i bağlar…
Bunu kısıtlayacak bir kanun, iktidar partisi isterse yasalaşır ama Türkiye’nin hukuk devleti puanını çok daha aşağılara düşürür” diyor.
Yani bu kadar cüretkarlık karşısında “buna gücünüz yetebilir ama yönettiğiniz devletin ve
sizin itibarınız kalmaz” diye uyarıyor.
Bay Salomun’u hatırlamak – Yıldıray OĞUR
Bay Salomun’u hatırlamak - Yıldıray OĞUR
27 Ocak 1945 günü SSCB’nin Kızıl Ordusu Polonya’nın Krakow şehri yakınlarındaki Nazi konsantrasyon kampı Auschwitz’e girdi.
Ve böylece bütün dünya soykırım gerçeğiyle yüzleşti.
Daha sonra yapılan tespitlere göre sadece Auschwitz’de 1942’den itibaren üç yılda 1.1 milyon insan öldürülmüştü. Bunların büyük çoğunluğu Nazilerin Avrupa’dan trenlerle taşıdığı Yahudilerdi. Kurbanların arasında ‘ari ırkı’ bozduklarını düşünülen Çingeneler, eşcinseller de vardı.
Bu yıl 79'uncu yıldönümü için kurbanlar Auschwitz’de düzenlenen anma töreninde anıldı.
1933’de Almanya’da iktidara gelen Naziler, 1942 yılında Nihai Çözüm yani Yahudi soykırımı kararını alana kadar adım adım ilerlemişlerdi.
İktidara geldiklerinin üçüncü ayında Yahudi işyerlerine boykot hareketini başlatmışlar, 7 Nisan 1933’de de Yahudilerin memur olmasını yasaklayan “Devlet Memuriyetinin Meslek Olarak İfasına Yeniden Dönüş Yasası”nı çıkarmışlardı.
Bu yasayla işini kaybedenlerden biri de 37 yıldır Heidelberg Üniversitesi’nde ders veren 67 yaşındaki jeoloji Profesörü Wilhelm Salomon-Calvi’ydi.
ORDAAAN BURDANNN… – Kandıralı FETHİ
ORDAAAN BURDANNN... - Kandıralı FETHİ
Ziraat bankasının arkasındaydı
POSTA TELGRAF TELEFON
PTT binası.
Helezon biii merdivenle çıkılırdı..
Tahta, yanık yağlı zeminler .
"Bak postacı geliyor, selam veriyor"
okul şarkılarının olduğu dönemler..
Müjdeli haberler getirir di..
Maalemizde 2 kardeşdi PTT’li,.
BEYGİRLE,
Safalı/Antaplı/Beylerbeyi ne kadar dağıtırdı.
ER MEKTUPLARI nı
Kadir ŞEN....
Biraderi, İhsan ŞE, ÇARŞI içi posta..
Kıdemli POSTACI HULUSİ abimize,
DÖRT BİR YANI GANDIRA.
YEREL VESAYET İTİRAFI – Ruhittin SÖNMEZ
YEREL VESAYET İTİRAFI - Ruhittin SÖNMEZ
Turgut Özal sonrası yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve merkezî yönetimle yerel
yönetimler arasında demokratik bir ilişkinin tesis edilmesi için önemli değişiklikler yapıldı.
Yönetim geleneğini Osmanlı Devleti’nden alan Türkiye’de geleneksel olarak güçlü ve örgütlü bir merkezi yönetim vardı. Yerel yönetimlerin ise idari sisteme entegre olmaya çalıştığı görülmekte idi. Özal bu yapının değişmesini savunuyordu.
Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, devletin idaresini elinde bulunduranların, yerel yönetimleri de kontrol altına alınması gereken bir parça olarak görmemesi gerekiyordu.
Bir başka ifadeyle, üniter yapının bir gereği olan ve “idarenin bütünlüğü ilkesi” doğrultusunda
benimsenen idarî vesayetin uygulamada “siyasî ve malî” vesayete dönüştürülmemesi
gerektiği söyleniyordu.
1980’lerden öncesi ile alakalı eleştirilen bir başka husus da belediyelerin merkezin taşra
örgütleriymişçesine yönetilmiş olmasıydı. Belediyelerin idari vesayet altındaki bu haline
ilaveten, zaman zaman bazı belediyelerin yönetimini mülkî idare amirleri üstlenebiliyordu.
CADI AVLARINDAN CADILAR BAYRAMINA – Ruhittin SÖNMEZ
CADI AVLARINDAN CADILAR BAYRAMINA - Ruhittin SÖNMEZ
Avrupa’da, Katolik Engizisyon yargılamalarında, dokuz milyon insanın büyücülükle suçlanarak asıldığı veya diri diri yakıldığı biliniyor.
Cadılık ve büyücülük inancı, her toplumda görülse de, 12. Yüzyıldan sonra özellikle 16. ve 17. Yüzyılda bu inançlar Avrupa’da çok yaygın ve tehlikeli bir boyuta taşınmıştı.
Sadece cahil bir halk kesimi değil, herkes cadılığın gerçek olduğuna inanıyordu. Protestan ve Katolik din adamlarının yanında, devlet adamlarından aristokratlara, köylülerden şehirdeki esnaflara kadar hemen herkes.
Avrupa’da cadı avlarının en büyük kaynağı olan eser Heinrich Kramer ve Jacob Sprenger adlı iki Katolik engizitörü tarafından yazılan “Cadıların Çekici” adlı kitaptı.
Bu eser cadılıkla kadınlar arasında güçlü bir bağ kuruyor, cadıların nasıl tespit edilmesi gerektiğini ve nasıl sorgulanacağını anlatıyordu. Cadılara itiraf etmeleri için işkence edilebileceğini, cadıların ölümle cezalandırılması gerektiğini savunuyordu.
Bu eser yayınlanmasından çok sonra da matbaanın yaygınlaşmasıyla tüm Avrupa’da cadı avcılığının kaynağı olmuştur.
Matbaanın icat edilmesinin böyle olumsuz sonuçlarının da olması talihin ve tarihin garip bir cilvesi olsa gerektir.
Bizim Miracımız – Fahri SAĞLIK
Bizim Miracımız - Fahri SAĞLIK
İnsanlığa rehber olarak gönderilen bütün peygamberlerin tebliğ mücadelesi, yaşadığı zorluklar, kavimleriyle imtihanı, mutlu ve hüzünlü anları, kısacası hayatlarının her safhası bizler için ibret ve derslerle doludur. Peygamberlerin sonuncusu olması, bütün insanlığa gönderilmesi ve kıyamete kadar mesajının baki olması gibi ayırıcı vasıflarla özel bir konuma sahip olan Hz. Muhammed’in (s.a.v.) hayatı ise, biz ümmeti için müstesna bir değere ve öneme sahiptir.
Hz. Peygamber’in (s.a.v.) yaşadığı en büyük manevi tecrübelerden biri olan “İsra ve Miraç Mucizesi” ümmeti için birçok mesaj ve ibret barındıran önemli bir olaydır. 06 Şubat Salı günü akşam inşallah “Miraç gecesi” ni idrak edeceğiz. Bu günlerde hepimiz konuyu farklı açılardan değerlendirmeye çalışıyoruz. Bu yazımda bu konuda sizlere farklı bir bakış açısı sunmaya çalışacağım.
Nübüvvetin 11. yılı, miladi takvimin 621 yılında, Recep ayının 27. gecesi, Allah Resulü’nün (s.a.v.) bir gece vakti Kâbe’de bulunan Hicr veya Hatim denilen yerden Kudüs şehrinde bulunan Mescid-i Aksa’ya götürülmesine isra, buradan da özel bir vasıtayla en yüce makama yükseltilmesine miraç denilmektedir.
Allah Teâlâ kutsal kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’in İsrâ Suresi’nin 1. ayet-i kerimesinde: “Kulunu (Muhammed’i) bir gece, Mescid-i Harâm’dan kendisine bazı ayetlerimizi göstermek için, etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilen, hakkıyla görendir.” buyurmuştur.
RASYONEL VE İNSANCIL YÖNETİM – Ruhittin SÖNMEZ
RASYONEL VE İNSANCIL YÖNETİM - Ruhittin SÖNMEZ
Mayıs 2023’te tekrar Cumhurbaşkanı seçilen R. Tayyip Erdoğan ekonomi ve içişleri bakanlarını değiştirdi.
Ekonominin başına getirilen, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek göreve geldikten sonra
yaptığı ilk açıklamalarda, “Türkiye’nin rasyonel (akılcı) bir zemine dönme dışında bir seçeneği
kalmamıştır. Kurala dayalı bir Türkiye ekonomisi özlenen refaha ulaşmamızda önemli
olacaktır. Şeffaflık, öngörülebilirlik, uluslararası normlara uygunluk temel hedefimiz olacaktır”
dedi.
Bu açıklama aslında kendinden önce ekonominin rasyonel yani akılcı bir şekilde yönetilmediği
ve kurallara uyulmadığının itirafı idi.
Hele hele “şeffaflık, öngörülebilirlik ve uluslararası normlara uygunluk” kriterlerinin hedef alınacak olması bu kriterlerin de hiç uygulanmadığının bir ifadesi olarak değerlendirildi.
Şimşek bakan olduğunda, TÜİK rakamlarına olan güvensizlik tavan yapmıştı. Elbette ki yeni
bakan yanlış rakamlarla doğru karar verilmesinin mümkün olmadığını iyi biliyordu. Bahsettiği
kriterlere uyulması ve gerçek verilerin şeffaf şekilde açıklanması taahhüdünü içeren sözleri hem vatandaşlar ve hem de finans çevrelerinin güveni için önemliydi.
UMUT FAKİRİN EKMEĞİ YA…- ÖYLE BİR YIL OLSUN Kİ; HAYALİ CİHAN DEĞSİN DOSTLAR…- Dr. Noyan UMRUK
UMUT FAKİRİN EKMEĞİ YA...- ÖYLE BİR YIL OLSUN Kİ; HAYALİ CİHAN DEĞSİN DOSTLAR…- Dr. Noyan UMRUK
2023 dünyaya, mazlum ülkelere ilham veren Cumhuriyetimizin 100. Yılı...
Ne var ki yaşanılan son yıllar tam bir düş kırıklığı...
Hele 2023 halkımız için öyle bir yıldı ki dostlar...
Dayanabilenlere aşkolsun...
Ekonomik buhran ve yoksullaşma...
Doğal felaket, orman yangınları ve depremler...
Bir sürü aymazlıklar, akıl almaz yolsuzluklar, dolandırıcılıklar, hırsızlıklar...
Ne yılmış be yaa... İnsanlığın, ülkemizin, yaşamlarımızın kayıp yılı...
Yeterince dersler çıkarılabildi mi? Çok öğretici oldu diyenler var... Bilemiyorum...
Ama artık girmekte olduğumuz yeni yıl öyle bir yıl olsun ki diyorum;
*Anayasanın ve Anayasa mahkemesi kararlarının derhal uygulanacağı,