Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım…

ahsen okyar
2Nis/24Kapalı

YUMUŞAK ATIN ÇİFTESİ PEK OLDU – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

YUMUŞAK ATIN ÇİFTESİ PEK OLDU - Ruhittin SÖNMEZ
Seçimden bir hafta önce yazdığım yazımın başlığı “SEÇİMİN KADERİ EMEKLİLERİN ELİNDE” ve son cümlesi “Yumuşak huylu atın çiftesi pek olur” idi.
Sessiz, sakin, mülayim ve uysal olan kesimlerin sinirlendiklerinde kendilerinden beklenmeyen şiddetli tepkiler verebileceklerini bu atasözümüzle hatırlatmıştım.
Dar ve sabit gelirli kesimlerin gelirleri hemen tamamı açlık ve yoksulluk sınırının altına düşmüştü.
Bunların içinde en kötü durumda olan emeklilerdi ve 16 milyon emeklimiz vardı.
Bunların çoğu Mayıs 2023’te AKP+ MHP’ye oy vermişti. Şimdi tavırları neden değişti?
Bu soru önemli. Çünkü AKP en düşük oy oranını gençlerden, en yüksek oy oranını da emeklilik yaşındaki seçmenlerden alıyordu. Bu seçimde muhtemelen en düşük oy aldığı yaş grubu emeklilerin yaş grubudur.
Çünkü Mayıs 2023’te “beka sorunu” olduğuna ve fakat yakın gelecekte ekonomik sıkıntılardan “Reis” sayesinde çıkacağına inandırılan bu kesim “aldatıldığını” gördü. Son seçimden bu yana geçen 10 ayda hayat pahalılığı dar gelirlileri / emeklileri silindir gibi ezdi. İktidar (Hazine tamtakır olduğu için) iyileştirici hiçbir önlem almadı / alamadı. Büyük çoğunluğu açlık sınırının ve asgari
ücretin altında ücret alan bu kesim sokağa çıkamaz oldu, adeta hayattan tecrit edildi.
Artık bardak dolmuştu, iktidara verilen kredi tükendiği gibi öfke ve “ders verme” duygusu yerleşti.
Demiştim ki, “Emekliler genellikle çalışma dönemlerinde iyi günler görmüş, yoksulluğu tatmamış insanlar. Bu yüzden emekliler ömür boyu yoksulluk içinde yaşayan, sosyal yardımlarla bağımlı hale getirilen kitlelere benzemezler.”
Elbette bu duyguya sahip olanlar sadece emekliler değildi. En yüksek ilk gelir grubundaki yüzde 20’lik bir kesim haricindeki herkeste az veya çok bu duygu oluşmuştu. Ancak en güçlü tepki emeklilerde idi. Ve her 4 seçmenden biri emekli idi.

29Mar/24Kapalı

RAMAZAN’DA SİYASİ AHLAK – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

RAMAZAN’DA SİYASİ AHLAK - Ruhittin SÖNMEZ
Uygar insanların ve inanmış Müslümanların “adalet, ahlak, eşitlik, kul hakkı” gibi kavramlarla özdeşleşmiş kişilikleri olması gerekir.
Adalet ve eşitlik talep etmeyen, ahlaksız bir dindarlık ve insanlık olabilir mi? “Kul hakkı” kavramını görmezden gelen bir hukuk sistemi veya dini inanca saygı duyabilir misiniz?
Ramazan ayında bu tür sorulara cevap arayıp duruyorum. Nokta TV’de yaptığım dini içerikli iki programımda konuk ettiğim Osman Oktay ve Doç. Dr. Banu Gürer’le sohbetlerimde de benzer sorular sordum.
Mübarek Ramazan ayının feyiz ve bereketinden anlamamız gereken ilk şey yaptığımız ibadetlerin ahlakımızı güzelleştirmesi olmalı.
Zira Hz. Peygamber “ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim” diyerek İslam’ın temel amacını ortaya koymuş. Yani İslam’dan önce de güzel ahlaklı olanlar vardı, İslam bu güzel ahlakı daha da geliştirmek için gönderildi.
Oysaki toplumumuzda namaz, oruç gibi dini ritüelleri yapmanın dindar olmaya yeteceğine inananların oranı hayli yüksek. Ama bu çok değerli dini ritüellerin amacı güzel ahlakı beslemektir.
Bir Müslüman’ın en temel özelliği “güvenilir” olmasıdır. Hz. Peygamberin kendisine vahiy gelmezden önce sıfatı “Güvenilir Muhammed” (Muhammed-ül emin) idi. Oysaki, kendisine güvenilen, emin olunan insan olmayı başarabilenlerimizin oranı çok düşük. Toplumumuzun çoğunluğu sözüne güvenilmeyen, kendisine bir şey emanet edilemeyen, yalan söyleyen, aldatan, kandıran,
zulmeden bireylerden oluşuyor.
“Dosdoğru olması” emredilen bir ümmetin, “güvenilir” olması gereken Müslümanların “yaşadığı gibi inanmak yerine inandığı gibi yaşaması; verdiği sözlere sadık olması” gerekir. Ama yüzde kaçımız böyle?
Diyanet İşleri E. Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu bir araştırmadan bahsetmişti:
Araştırmada “Dindar olmak ahlaklı olmayı gerektirir mi?” sorusuna cevap verenlerin yüzde 80’i “hayır, gerektirmez” cevabını vermiş. “Ahlaksız bir dindarlık” olabileceğini söyleyenlerin bu kadar yüksek oranlı olması vahimdir. “Bu soruya bir Müslüman ülkede “hayır efendim, bir insan dindarsa ahlaklıdır” denilmesi gerekirdi.”

27Mar/24Kapalı

RAMAZANIN GÜZELLİKLERİ – Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrak

RAMAZANIN GÜZELLİKLERİ - Seyfettin KARAMIZRAK

“Gerçek oruç, sadece yiyip içmeyi değil, boş ve hayasızca sözleri de terk ederek tutulan oruçtur.” [Hakim]

İslam Dininin beş şartından biri de, mübarek Ramazan ayında, her gün oruç tutmaktır. Oruç, hicretten 18 ay sonra, Şaban ayının onuncu günü, Bedir gazasından bir ay evvel farz oldu.

Ramazan, “yanmak” demektir. Bu ayda oruç tutan ve tövbe edenlerin günahları yanar yok olur. Bu ayda, Allah için az bir iyilik yapmak, başka aylarda, farz yapmış gibidir. Bu ayda, bir farz yapmak, başka aylarda yetmiş farz yapmak gibidir.

Ramazan, sabır ayıdır. Sabredenin gideceği yer cennettir. Bu ay, güzel huylu olmak, sabretmek, iyi geçinmek, iyilik yapmak, insan olma hasletlerimizin eksiklerini tamamlama ayıdır.

Kimseyi; “kırmamalı, üzmemeli, rencide olabileceği kaba söz, gıybet, alaya alma, küçük görme, öteleme” vb. kötü kelam ve davranışlardan kaçınmalıdır. Hayvanlara da eziyet etmemeli, onları korumalı, sevgiyle davranarak korumalı, yedirip doyurmalıdır. Çevreyi korumalı temiz tutmalıdır.

26Mar/24Kapalı

SEÇİMİN KADERİ EMEKLİLERİN ELİNDE – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

SEÇİMİN KADERİ EMEKLİLERİN ELİNDE - Ruhittin SÖNMEZ
31 Mart 2024 yerel seçimine bir hafta kala en büyük belirsizlik şu: İktidar emeklileri ikna edebilecek mi?
Korkunç hayat pahalılığının en çok ezdiği kesim emekliler. İşçiler, köylüler ve diğer çalışanların durumu da hiç iyi değil. Ama bu kesimlere yapılan gelir artırıcı önlemler ve diğer sosyal yardımlar ile -durumları iyileşmediyse de- yoksullaşma hızı düşürüldü.
16 milyon emeklinin büyük çoğunluğu açlık sınırının ve asgari ücretin altında ücret alıyor.
Bu yıl en düşük emekli maaşı 10 bin lira oldu, açlık sınırı 16 bin lirayı aştı. Yoksulluk sınırı ise 53 bin liraya yakın. Asgari ücret 17 bin lira.
Kayıtlı seçmen sayısının yüzde 26,1’i emekli, yani kabaca her 4 seçmenden biri emekli.
Emekliler genellikle çalışma dönemlerinde iyi günler görmüş, yoksulluğu tatmamış insanlar. Fakat son yıllarda, özellikle Mayıs 2023 seçimlerinden bu yana derin bir yoksulluk içine itildiler. Eskiden asgari ücretin 1,5- 2 katı maaş alan emeklilerin maaşı asgari ücretin ve açlık sınırının altına düştü.
Bu yüzden emekliler ömür boyu yoksulluk içinde yaşayan, sosyal yardımlarla bağımlı hale getirilen kitlelere benzemezler.
Bundan önceki seçimlerde AKP en yüksek oyu yaşlı seçmenlerden alıyordu. Çoğunu emeklilerin oluşturduğu bu yaş grubu ilk defa kanaatkarlığın, şükretmenin son sınırına geldiler.
TV’de gördüğüm 80 yaşlarında bir hanımefendinin “Ramazan pidesi mis gibi kokuyor ama alamıyorum” derken, yüzünde gördüğüm acı ve yanındaki öfke milyonlarca emeklinin ortak yüz ifadesi gibiydi.
Tahammül edilmez yoksulluğu hak etmediğini düşünen, “ben yıllarca milletime hizmet ederken primlerimi eksiksiz ödedim. Ben lütuf veya ihsan istemiyorum, hakkımı istiyorum” diyen emeklilere haksızsın demek mümkün mü?

22Mar/24Kapalı

MHP İLE AKP NEDEN BİRLEŞMİYOR? – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

MHP İLE AKP NEDEN BİRLEŞMİYOR? - Ruhittin SÖNMEZ

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin 14. Olağan Kurultayında yaptığı konuşma ile AKP Genel Başkanına biat anlamına gelen sözler söyledi.

Önce “"Benim için bu bir final, yasanın verdiği yetkiyle bu seçim benim son seçimim” diyen Tayyip Erdoğan’a “Bizi bırakma” diye adeta yalvardı:

“Ayrılamazsın, Türk milletini yalnız bırakamazsın. Yeni yüzyılın kurtarıcı lideri olarak sizi görmek istiyoruz.”

Bahçeli’nin bu sözlerinde üç husus dikkat çekiyor:

İlk olarak “yasanın verdiği yetki” yani “Anayasanın ‘bir kişi iki dönemden fazla Cumhurbaşkanı adayı olamaz’ kuralını bir kere daha delmenin bir yolunu buluruz” mesajı vermek…

İkincisi, “Türk Milleti (“bu millet” mi desek acaba?) senin gibi lider bir daha çıkaramaz” mesajını vermek.

Üçüncü olarak da “Kurucu lider Atatürk” ifadesini “eski yüzyıl” sandığına kilitleyip, “yeni yüzyıl” için “kurtarıcı lider Erdoğan” sloganı yaratmak…

“Yeni yüzyıl”dan kasıt 21. yüzyıl olmasa gerektir. Muhtemelen AKP’nin “Türkiye Yüzyılı” sloganına göndermedir.

“Kurtarıcı lider” tanımının sebebini ben anlayamadım.

“Türk milliyetçisi” olmadığı gibi “milliyetçiliği ayakları altına alan” Tayyip Erdoğan “yeni yüzyılda” Türkleri kimden ve nasıl kurtaracaktır?

Benim bildiğim Devlet Bahçeli bu cümleyi kurduysa bir bildiği olmalı. Bundan sonraki aşamalarda siyasi hamlelerini yorumlayabilmek için bu cümle hep kafamızın bir köşesinde kalmalı.

19Mar/24Kapalı

EMANETÇİLER MALLARINI AÇIKLASIN – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sEMANETÇİLER MALLARINI AÇIKLASIN - Ruhittin SÖNMEZ

CHP Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mansur Yavaş’ın mal varlığını açıklamasından sonra AKP’nin ve MHP’nin ortak adayı Turgut Altınok da mal varlığını açıkladı. Bu mal beyanının çeşitli yönlerden tartışması yapılıyor.

Benim açımdan önemli gördüğüm hususları açıklamadan önce kısaca Turgut Altınok hakkında derlediğim bilgileri özetleyelim:

TURGUT ALTINOK 1994 yerel seçimlerinde MHP’den, 1999 yerel seçimlerinde ise FP'den Keçiören Belediye Başkanı seçildi. 2004 yerel seçimlerinde AK Parti'den Keçiören Belediye Başkanı oldu. 2019’da yeniden AK Parti'den Keçiören Belediye Başkanı seçildi.

Turgut Altınok 4 dönem (20 yıl) belediye başkanlığı yapmış. Altınok, Belediye Başkanı seçildikten 2 sene sonra, dışarıdan Keçiören Kalaba lisesinden diploma almış.

Keçiören Belediyesi’nin resmi sitesinde yer alan bilgiye göre de “Yükseköğrenimini uluslararası hukuk alanında yapan Altınok, Azerbaycan Uluslararası Vektör İlim Merkezi ve Kazakistan Abay Devlet Üniversitesi`nden ‘Profesör’ payesi aldı.”

Çok eski bir arkadaşı olan gazeteci Yavuz Selim Demirağ, Turgut Altınok’un “hukuk diploması aldığı Bakü’deki üniversitenin Fetöcülerin olduğu ve devlet tarafından kapatıldığı” bilgisini veriyor.

Anlaşılan, Turgut Altınok orta ve yüksek öğretim diplomalarını öğrenci olarak okula devam etmeden almış. Profesörlüğü de “fahri profesör” denilen bir taltif unvanı olsa gerektir.

18Mar/24Kapalı

584 kahraman Kocaeli evladı – Nurettin KOLAYLI

432553478_7340834629296567_568158800907104069_n

584 kahraman Kocaeli evladı - Nurettin KOLAYLI
Onlar Çanakkale, Seddülbahir’de, Kirte’de, Conk Bayırı’nda, Kereviz Dere’de, Çatlak Tepe’de şehit düşen Kocaelilili atalarımız…
Kimi henüz 17 kimi 40 yaşındaydı. Tam 584 kişiydiler…
Tarihten silinmek istenen bir milletin bütün yokluk ve imkansızlıklara rağmen, sarsılmaz bir imanla vatanını canı pahasına nasıl koruduğunu tüm dünyaya gösterdiler.Onların torunları olarak bizler söz veriyoruz.
Aldığımız her nefesi, bastığımız her karış toprağı ve üzerimizde dalgalanan bayrağımızın varlığını aziz şehitlerimize ve kahraman gazilerimize borçlu olduğumuzu unutmayacağız.

18Mar/24Kapalı

İbadet… – Raif KANDEMİR

İbadet… - Raif KANDEMİR

raif kandmirSöze kestirmeden gireyim.

Din, dindar, dinci, din tüccarı, dinsiz, din dostu, din düşmanı… Say sayabildiğin kadar.

Peki bunlar  ne zamandan beri gündemde bu derece önemli yer tutuyor? Yahut  da bu Akım; ne zaman, kimin, kimlerin zamanında başladı ve bu günlere geldi. İşte  bak burası önemli.

Fazla geriler  gitmeye  gerek yok. Son yirmi yıla   bakarsak;

Din, insanlarımızın özel hayatında ve siyaset  hayatında, işine gelenin işine geldiği gibi  anlatılıp kullanılmaya  başladı.

Daha  çok dindar nesiller yetiştirme çalışmaları ağırlık kazandı.

17Mar/24Kapalı

KOCAKAFA DOKTOR, DOKTORLARIMIZ VE TIP BAYRAMI – Zahide UÇAR

ZAHIDE-UCAR-1-1024x537KOCAKAFA DOKTOR, DOKTORLARIMIZ VE TIP BAYRAMI - Zahide UÇAR

Bugün Tıp Bayramı. Mesleğini ettiği yemine sadık kalarak yapan, emperyalizme direnebilen  bütün doktorlarımızın Tıp Bayramını kutlarım.

Tıbbiyelilerin İstanbul’da İngiliz İşgaline başkaldırdığı gün, 14 Mart 1919’dan beri Tıp Bayramı olarak kutlanmaktadır. 14 Mart Tıp Bayramı, emperyalizme başkaldırının da adıdır. Milli Mücadelenin isyan direnişlerinden biridir. 14 Mart direnişin öcülerinden birisi Tıbbiyeli Hikmet Boran’dır. Sivas kongresinde Mustafa Kemal Paşa’ya;  “Paşam, siz de manda fikrini kabul ederseniz sizi de reddederiz, vatan batırıcı olarak kabul eder lanetleriz” diyebilecek kadar yürekli bir gençtir. Tıbbiyeli Hikmet’in ruhu şad olsun.

16Mar/24Kapalı

ÇANAKKALE DESTANI – Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrakÇANAKKALE DESTANI - Seyfettin KARAMIZRAK
Tarihe damgasını vuran bazı olaylar hüzünlüdür, acıları depreştirir. Fakat Çanakkale, öyle kutlu ve anlamlı ki, hüznü gurur vermekte, gözyaşı bağırları kabartmakta ve kederi
gönüllerde yanık türkülere beste olmaktadır.
Andıkça onurlandıran ve gururlandıran böylesine eşsiz bir destanı, nesillere yeni baştan “bütün bilinmezlerini ortaya çıkararak” tanıtmak elzemdir.
Çanakkale, modern çağın buhranlarına umut olabilecek, yeni bir nefes, insanlık düşmanlarına insan olduklarını hatırlatan bir ders, geçmişten geleceğe kutlu bir köprüdür.
Bu yüzden, yediden yetmişe her kesimin savaşın geçtiği yerleri gezip görmesi, gerçekleri öğrenmesi, yorumlaması, özümsemesi, dersler çıkarması ve ibret alması elzemdir.
Ülkeler, kitlelere ilham versin, yol göstersin, örnek teşkil etsin diye, devasa paralar, büyük emek ve onca zaman harcayarak; etkileyici filmler, eşsiz projeler, ya da kusursuz
anıtlar ortaya koymak isterler.
Çanakkale öylesine devasa bir filmdir ki, aynısının değil, benzerinin bile tekrarlanması, her bakımdan asla mümkün değildir. Sahnelerinde dublör kullanılmamış, bilgisayar oyunlarıyla aldatıcı efektler yapılmamıştır. Yapay görünüşler, sahte gülümsemeler, teknolojik gözyaşları akıtılmamıştır.
Sahnesi misk kokulu vatan toprakları, başrollerde yer alan kahraman Mehmetçik’tir.

15Mar/24Kapalı

KANDIR(MA) BİZİ EY İKTİDAR – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

KANDIR(MA) BİZİ EY İKTİDAR - Ruhittin SÖNMEZ

Mayıs 2023’te yapılan seçimlerden önce seçim rüşveti olarak verilenlerin seçimden sonra burnumuzdan getirilecek şekilde geri alınacağını her aklı başında olan vatandaşımız biliyordu.

Buna rağmen “bana güzel bir şey söyle, varsın yalan olsun” şarkısının sözleriyle avuttu kendini. İstediği beyaz yalanı söyleyen, üstüne de Karadeniz gazı, Raman petrolü, TOGG, savunma sanayi soslarını da boca eden, iktidarı ödüllendirip tekrar seçti.

Ancak, 9 ayda iktidar halkımızı derin yoksullaşma silindirinin altında öylesine ezdi ki, Hükümetin güvencesi olan balık hafızamız bile yaşanan şokla değişime uğradı sanki. İktidarın başımıza geleceği değil hoşumuza gideceği söylemesinin faydasının olmadığı görüldü gibi.

Şimdi en fazla ezilen emekliler başta olmak üzere bir kesim acı gerçeğin farkına varmış gibi gözüküyor. Mayıs 2023’te de Erdoğan’a, AKP’ye veya MHP’ye oy vermiş olan tanıdığım bazı emekliler “bu defa asla” diyorlar. “Ben bayramda memleketime gidemiyorum, eve gıda alamıyorum” gibi şikayetler sormadan dile getirilir oldu.

Bu defa oylarını AKP/MHP’ye vermeyeceklerini söyleyen bu küskünlerin gideceği yer tek değil. CHP, İYİ Parti, ZP ve YRP’ye vereceklerini söyleyenler içinde ilçe belediye başkanlığında, büyükşehirde ve meclis üyeliklerinde farklı partilere oy vermeyi düşünenler de var.

31 Mart’ta yapılacak olan yerel seçim öncesi halkı rahatlatacak bir şeyler veremeyen iktidarın halkı ekonomik açıdan daha da zora sokacak tedbirleri ertelediği ve Nisan’dan itibaren bugünleri de mumla arayacağımızın da herkes farkında.

Kapalıçarşı’da altın bulunamaz hale geldi, döviz kurları hükümetin bütün bastırma çabalarına rağmen yükselişte. Çünkü herkes seçimden sonra TL’nin sert bir değer kaybı yaşayacağı beklentisinde. Cebinde üç kuruşu olan bile parasını TL’de tutmak istemiyor.

Ekonomiden sorumlu bakan Mehmet Şimşek, yabancılara yönelik olarak İngilizce yayınladığı mesajında, “Yerel seçimlerin ardından orta vadeli programı sürdürmek için seçimsiz uzun bir dönem olacak” demedi mi? Bizim sevgili halkımızın bu açıklamanın “seçimlerden sonra çok daha acı bir ilacın içirilecek” anlamına geldiğini bilmesi gerekmez mi?

12Mar/24Kapalı

RAMAZAN AYINDA SİYASET – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sRAMAZAN AYINDA SİYASET - Ruhittin SÖNMEZ
31 Mart’ta yapılacak olan yerel seçim çalışmalarının Ramazan ayına denk gelmesinden iktidar partisi
AKP’nin çok memnun olduğu kanaatindeyim. 2018 Milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerini bir baskın seçim şeklinde erkene alırken de Ramazan’a denk getirmişlerdi. Çünkü Ramazan ayında yapılacak seçim çalışmalarının kendi lehlerine olacağını hesaplamışlardı.
Diyanet teşkilatı içindeki din görevlileri ile tarikat ve cemaatlerin geniş kitlelerle en etkili iletişim kurabildikleri aydır Ramazan. Bu ayda insanlarımız mübarek ayın feyiz ve bereketinden daha fazla nasiplenmek arzusu içinde olurlar. Bu yüzden Ramazan’da dini nasihatlerin içine
serpiştirilmiş siyasi mesajlara daha açık hale gelirler.
“Din görevlisi” veya “hoca” denilen şahısların çoğunluğunun AKP ile gönül veya menfaat birliği
kurmuş olduğu bilinen bir gerçek.
“Siyasal İslamcılar” bu camia içinde çok aktif çaba içindeler. Ama gerçek İslam’ı anlatma derdinde
olan hocalar yeterince etkin değiller.
İktidar partisi bu dev teşkilatı siyasi amaçla bir propaganda gücü olarak kullanmakta. Ayrıca tarikat
ve cemaat liderleriyle kurduğu iyi ilişkiler sonucu şeyhlerin, hoca efendilerin, gavsların, şıhların, melelerin mürit ve bağlılarına telkinleriyle blok oylar kazandığı biliniyor.
Oysaki ibadethanelerimizin, manevi terbiye vermesini beklenen mekanların siyasi görüş, mezhep ve meşrep farklılığına bakmaksızın manevi birlikteliğin sağladığı yerler olması lazım.
Hocaların kendilerini dinleyenlere daha iyi insan, örnek Müslüman olmak için eğitim ve telkinler vermesi gerekir.
Bu resmî veya yasal statüsü belirsiz organizasyonların, iktidarın birer uzantısı gibi hareket etmesi, din adı kullanılarak devleti ele geçirme, siyasi güç ve nüfuz sağlama çabalarına zemin hazırlamakta.
Zaman içinde manevî değerler dünyevî amaçlara ulaşmak için sadece birer araç olarak kullanılmakta ve bu organizasyonlar birer menfaat birlikteliğine dönüşmektedir. Bu durumda bu gruplara ve içinde görev alan kişilere halkın güveni azalmaktadır.

11Mar/24Kapalı

Türkiye Yolsuzluk Algı Endeksi’nde Sınıfta Kaldı

imageTürkiye Yolsuzluk Algı Endeksi’nde Sınıfta Kaldı

Uluslar arası Saydamlık Örgütü, (Transparency International) 1993 yılında  Berlin’de kurulmuş uluslararası sivil toplum kuruluşudur. Yolsuzlukla mücadelede dünyanın önde gelen ve 100’ün üzerinde ülkede faaliyet gösteren Örgüt’ün 1995 yılından buyana yayınladığı Yolsuzluk Algı Endeksi (CPI), küresel yolsuzluk sıralamasıdır.

Örgüt'ün yayınladığı son endeksinde Türkiye, 180 ülke arasında 14 basamak gerileyerek 115’nci sıraya düşmüş, son 10 yılda en çok puan kaybeden ülkeler arasında yer almıştır.
115’nci sırada Endonezya, Malavi, Filipinler, Sri Lanka ve Türkiye vardır. Türkiye’nin altında Angola, Moğolistan, Peru, Özbekistan ve Nijer yer almaktadır. 1995 yılında Türkiye 29’ncu sırada iken, 2002 yılında (AKP dönemi) 64’ncü, 2018’de 78’nci (Başkanlık sistemi) ve 2023 yılında da 115’nci sıradadır. Türkiye, 2002 yılında 64’ncü sıradan 2023 yılında 115’nci sıraya düşmüş, 51 sıra gerilemiştir.

9Mar/24Kapalı

KADINLAR GÜNÜNE DAİR – Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrak

KADINLAR GÜNÜNE DAİR - Seyfettin KARAMIZRAK

İki yüzlü Batı, kadını ve kadın haklarını her zaman yalanına ve zulmüne perde yapmıştır. Gerçekten kadına değer verseydi Filistin de hunharca katledilen kadınları korurdu.

Batı, kadını, kadın haklarını istismar ededursun, biz kendi kültürümüzden kadının değerini vurgulayan nakiller yapalım.
Bizim kültürümüzde “kadın”,“katun”, “merkezde duran sultan” anlamındadır.

Kadın denilince; cefakârlık, fedakârlık,vefanın aslı, sınırsız özveri, sevginin menbaı,hoşgörünün duruluğu, bacı, abla ve hakiki analık akla gelir.

Kadın candır. Yuvayı sevgisi ile ilmik ilmik yapandır. Nadide, misk kokulu çiçeklerin suyu, biricik evlatlarının rol modeli, huyudur.      

Çocuklarının, eşinin ardından arkalarını ihtimamla toplayan, koruyup kollayan, komşusuna sıcacık çorba, sevdiklerine yüreğiyle sevgiler, sağlıklar, güzel günler yollayandır.

Eşinin yarısı olmaktan öte; başarısını, işini, azmini, neşesini huzurunu tamamlayandır. Hırpalanan ilişkileri, akrabalar arasındaki gerginlikleri, ihmalleri, komşuların ahenkli uyumunu ihtimamla düzenleyendir..

8Mar/24Kapalı

TÜRKİYE’Yİ TÜRKSÜZLEŞTİRME PROJESİ – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

TÜRKİYE’Yİ TÜRKSÜZLEŞTİRME PROJESİ - Ruhittin SÖNMEZ
“Bu ülkede nüfus artmıyor çünkü ekonomik durum ve beklentiler çok feci durumda. Millet çocuk yapacak bir ortam göremiyor.
Ülkeden beyin göçü hızla sürerken ülkeye vasıfsız ve savaşçı nitelikte eğitimsiz bir göç alınıyor.
Maalesef ki bunlar bizden de değiller: Yani ne Uygurlar ne Türkmenler ne de Özbekler.
Türkiye Yüzyılı aslında Türkiye’yi Türksüzleştirme projesi.
Yapısal çöküş yaşayan ülkemiz maalesef cehalet içinde sefalet yaşıyor ama aslında büyük felakete doğru koşar adım ilerliyor. Ve birileri de bunu milliyetçilik ve din adına Ülkeyi kurtarmak olarak sanıyor. Tam da BOP içeriğine uygun şekilde.”
Bu cümleleri İbrahim Kahveci’nin köşe yazısından aldım.

6Mar/24Kapalı

YAZIYORRRRR…- Kandıralı FETHİ

fethi duru

YAZIYORRRRR...- Kandıralı FETHİ

Nevzat abimin simitçi fırını ile Manav Muzaffer amcanın deposu arasında idi...

3 metrekarelik, kapısı dahi olmayan,içine CAMDAN girilen dükkan...

Yoldan, EKSİ BİR kat seviyesinde.

Hani zemin diyelim..

KÜÇÜK MEHMET amcanın, lokantalar tarafındaki kapısının karşı, komşusu .

Kısa boylu, göğsü dışarda, CİDDİ ve SERT görünümlü,

Her zaman ŞIK giyimli, yanaklarından kan fışkıran, işini BÜYÜK BİR CIDDİYETLE önemsiyen GÜZEL İNSAN.

Gazteci #FAHRETTİN abi...

Gazteler, Normalde, 12-13.oo saatleri

arasında gelirdi İstanbul'dan...

Önce İZMİT,

oradan GANDIRA BİRLİK OTOBÜSLERİ...

5Mar/24Kapalı

KURUMLAR VAR İŞLEVSİZ, KURALLAR VAR GEÇERSİZ – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

KURUMLAR VAR İŞLEVSİZ, KURALLAR VAR GEÇERSİZ – Ruhittin SÖNMEZ
Prof. Dr. İskender Öksüz devletin trafik kurallarını uygulayamaması, depremde üç gün boyunca
müdahale edememesi, vergi toplayamaması gibi zafiyetlerinin sebebini sorguluyor:
“Devletin bu zafiyetleri kanun yokluğundan, mevzuat yetersizliğinden mi kaynaklanıyor? Katiyen.
Hatta bizde, başka ülkelere kıyasla yukarıda saydığım ve saymadığım konularda bol mevzuat var” diyor.
Öksüz, Francis Fukuyama’nın, “Devlet İnşası” kitabında, “Devlet işlevlerinin kapsamı” yani devletin hangi konulara müdahil olduğu ve “Devlet kurumlarının gücü” yani devletin bu mevzuatı çalıştırıp çalıştıramadığı yönünden devletleri sınıflandırdığını aktarıyor. Fukuyama’ya göre,
ABD az mevzuata sahip, fakat kanun varsa uygulanan devletlerden.
Rusya’da hem mevzuat yetersiz hem de uygulama zayıf.
Türkiye ve Brezilya ise “çok kanun, zayıf uygulama” olan devletlerden.
Prof. Dr. İskender Öksüz çok basitçe anlatıyor:
“Trafik mevzuatımız mı zayıf? Hayır. Gayet yeterli ve ayrıntılı. Uygulanıyor mu? Siz söyleyin.
Vergi mevzuatımız nasıl? Gayet güzel? Beyan ediliyor ve tahsil edilebiliyor mu? Bu becerilseydi, vergi gelirimizin %76’sı dolaylı vergilerden oluşur muydu?
Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanıp uygulanmaması da ‘devlet kurumlarının gücüne girer.”

1Mar/24Kapalı

SİYASETTE KADININ YERİ – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s

SİYASETTE KADININ YERİ - Ruhittin SÖNMEZ
Kadınların seçme ve seçilme hakkına en erken kavuştuğu ülkelerden biri Türkiye’dir. Üstelik bu kadınlarımızın mücadele ederek, bedel ödeyerek kavuştuğu bir hak değildi.
Oysa bugün en medeni ülkeler dediğimiz Avrupa, ABD gibi memleketlerde kadınların siyasi haklarını büyük bedeller ödeyerek adeta söke söke aldığını biliyoruz.
Türk kadını 3 Nisan 1930’da belediye seçimlerine, 1933’te muhtarlık seçimlerine katılma hakkını kazandı. 5 Aralık 1934 tarihinde de milletvekili seçme ve seçilme hakkını elde etti.
1924 Anayasasına göre “18 yaşını dolduran her Türk erkek” seçme ve seçilme hakkına sahipti.
1934’te yapılan değişiklikle SEÇME HAKKI “Milletvekili seçmek, yirmi iki yaşını bitiren kadın, erkek her Türk’ün hakkıdır” diye; SEÇİLME HAKKI da “Otuz yaşını bitiren kadın, erkek her Türk milletvekili seçilebilir” şeklinde düzenlendi.
Böylece 1934’e kadar sadece erkeklerin sahip olduğu seçme ve seçilme hakkı kadınlara da tanınmıştır.
Bu haklar Mustafa Kemal Atatürk’ün ileri görüşünün eseri olarak Türk kadınına adeta bir hediye gibi verildi. Atatürk zamanın Meclisinde çok ciddi karşı çıkanlar olmasına rağmen birer devrim niteliğinde olan bu değişiklikleri yaptı.
Türkiye’de kadınların seçme ve seçilme hakkına sahip olması birçok Batı ülkesinden önce gerçekleşti. Bu hak kadınlara İtalya’da 1948, Fransa’da 1944, Japonya’da 1950, İsviçre’de 1971 yılında tanınmıştır. Düşünebiliyor musunuz? Medeni kanununu aldığımız İsviçre‘de kadınlar siyasi haklarına Türk kadınından 37 sene sonra kavuşabildiler.
Bu haklar verildikten bir sene sonra yapılan -1935 seçimlerinde- 395 milletvekilinin 18’i kadın milletvekili idi. (Yüzde 4,6) Bu oran 1943’te yüzde 3,7 oldu. Bu oranlara erişilebilmesi kadınlara uygulanan pozitif ayrımcılıkla mümkün olabildi.
Çok partili sisteme geçilince siyasi rekabet pozitif ayrımcılığın kalkmasına yol açtı. 1950 seçiminde 487 milletvekilinin içinde sadece 3 kadın milletvekili seçilebildi. (Yüzde 0,6) 1957’den 1999’a kadar TBMM’de kadın milletvekili oranı yüzde 2’nin altında kaldı.
1999- 2007 arası bu oran yüzde 9 mertebesine, 2011-2015 arası yüzde 14’ün biraz üstüne çıktı.
Son olarak 7 Haziran 2018 seçiminde 600 milletvekilinin 103’ü kadın (yüzde 17), 14 Mayıs 2023 seçiminde ise 600 milletvekilinin 121’i kadın milletvekili (yüzde 20,2) oldu.
Görülüyor ki Türkiye’de seçilen kadın milletvekili sayıları ve oranları belli bir yükseliş trendinde.
Ancak bu genel ortalamayı yükselten esas faktör YSP (HDP veya son adıyla DEM Parti) Bu partinin
61 milletvekilinden 30’u kadın. Böylece kadın temsil oranı %49 ile diğer partilere göre en yüksek seviyede.
AK Parti’nin bir önceki seçimde %17,9 olan kadın milletvekili oranı %18,7’ye çıktı. CHP’nin, geçen
dönem %12,2 olan kadın milletvekili oranı %17’yi buldu.
İYİ Parti’nin, geçen dönem %6,9 olan kadın milletvekili oranı %13,7’ye yükseldi. MHP’nin ise %10
olan kadın milletvekili oranı daha da düşerek %8 oldu.

29Şub/24Kapalı

OĞUZ KALELİOĞLU’NU TANIR MISINIZ? – Mustafa KÜPÇÜ

adsiz

OĞUZ KALELİOĞLU'NU TANIR MISINIZ? - Mustafa KÜPÇÜ

Oğuz Kalelioğlu’nu çocukluk yıllarımdan bu yana tanırım. 
Mahalle komşumuz, Tekel’de görevli Sadi Bey’in üç çocuğundan biriydi. İzmit’lilerin tanıdığı Muhasebeci Orhan Kalelioğlu’nun kardeşiydi.  
Mahalle sakinleri için sanki “Özel Kurye” gibiydi. Örneğin, rahmetli annem, “Oğuuuz” diye seslendiğinde; “Buyur Şükran teyze” diye bahçeye çıkar, annemin istediği bir şeyi hemen yerine getirirdi. 
Ben O’nu “Mahallemizin Tarzan’ı” diye tanımlardım.  
Kendisinden küçüklere sevgi ile, büyüklerine saygı ile yaklaşan, bize örnek olan bir insandı. 

27Şub/24Kapalı

Osman Bölükbaşı yaşasaydı, bugünkü siyasetçilere neler derdi? – M.Tanzer ÜNAL

osman-bolukbasi

Osman Bölükbaşı yaşasaydı, bugünkü siyasetçilere neler derdi? - M.Tanzer ÜNAL

Osman Bölükbaşı…

Genç kuşaklar onu tanımaz.

O, uzun yıllar Türk siyasetinin en renkli kişisiydi.

Bizim gibi 70’liklerin belleğinden hiç silinmeyen bir siyasetçi…

Nutukları, esprileri ve hazırcevaplığı ile kitleleri hep peşinden sürüklerdi.

Doğuştan muhalifti, iktidarların hep korkulu rüyası oldu.

1911’de Kırşehir’de doğdu.

İyi eğitim aldı, İstanbul Erkek Lisesi’nden sonra Fransa’ya gitti, Paris Sorbonne Üniversitesi’ni matematikçi olarak bitirdi.

Öğretmenlik yaptı, devlette değişik görevlerde bulundu.

1946’da, Türkiye çok partili demokrasiye geçtiğinde siyasete girdi, 1950’de milletvekili seçildi, 1973 yılına kadar siyasette, siyasetin tam göbeğinde yer aldı.

Sözleriyle toplumu hem güldürdü, hem düşündürdü.

Eleştirdikleri kişiler hep zor durumda kaldı.

Bugün yaşasaydı, günümüz siyasetçileriyle ilgili kim bilir neler söylerdi neler…

Bir zamanlar TRT’ye takmıştı, sabah akşam TRT’yi eleştiriyordu, adı “Tırt Osman”a çıkmıştı.

Adı hiçbir şaibeye karışmadı, hep tertemiz kaldı.