
Tuna Nehri Nerededir? Tuna Nehri’nin Önemi Nedir?
Tuna; Kıyılarında atalarımızın at koşturduğu, Türk zaferleriyle dolup taşan anılar nehri Tuna, Avrupa’nın en eski, en işlek su yolu ve Avrupa’nın can damarıdır.
Tuna Okyar’da 17 Mayıs 2014 Cumartesi günü öğle saatlerinde aliemize katılan, Nurbanu-M. Murat Okyar çiftinin ilk çocukları ve dedesi olduğum ikinci torun.
Bizimkilerle Cumhuriyet Parkın da..
17 Mayıs 2014 Cumartesi / Alemdar Caddesinde biraz yürüyüp İzmit Lisesi karşısındaki Cumhuryet Parkına geçtik.
NESİLDEN, NESİLE AKTARILMASI, BİLİNMESİ VE HATIRLANMASI -HATIRLATILMASI GEREKEN BİR BÜYÜK ŞAHSİYET. KOCAMAN YÜREKLİ BİR DAVA İNSANI MEHMET EMİN ALPKAN – İbrahim METİN
NESİLDEN, NESİLE AKTARILMASI, BİLİNMESİ VE HATIRLANMASI -HATIRLATILMASI GEREKEN BİR BÜYÜK ŞAHSİYET. KOCAMAN YÜREKLİ BİR DAVA İNSANI MEHMET EMİN ALPKAN – İbrahim METİN
MEHMET EMİN ALPKAN AĞABEY’im bendenizi çok severdi. Ama iyi hamal olduğum için severdi Hadımköy’de yedeksubaylık yapmış olduğum 1965’de Necip Fazıl’ın REİS BEY piyesi, kırmızı bir kapakla yayınlanmıştı. Bir bayram arefesi günü kitaptaki adresi bulup, yayımcılarını -veya Amca Matbaasını- tebrik için Cağaloğlu’ndan Nuruosmaniye Camii’ne dünüşünün solunda, (Kitaptaki adresi bulup Hürriyet Gazetesi’nin yanında bulunan iki katlı çok küçük bir binanın 2. Katına çıktım. Masada oturan zatı, tebrik ettim. Ama, tıknaz şişmanca bir görüntüde olan ve adının MEHMET EMİN ALPKAN olduğunu öğrendiğim zat çok sinirli idi ve birilerine kızıyordu. Bunun sebebini sordum.
Merhurm Sami Demirbilek’e ithafen Adana Milletvekili Prof. Dr. Necdet Ünivar’ın yazdığı satırlar
Dünya boş! Dünya boş!
Dünya hayatı başlar anne-babayla,
ve devam eder sürekli bir çabayla..
Zamanla yorulur kalbin,
çatılır kaşın,
ağrır başın.
Yine de ne hedef biter, ne hırs!
Koş babam koş!
Bazen mutluluktan olsan da sarhoş,
bir haber geliverir olursun bir-hoş.
Sekreterinin dilinden dökülen kelime:
"Yoğun! Yoğun! Yoğun!"
Sonunda isyan eder bedenin:
"Artık yoğum!"
Ne kadar koşarsan koş;
yine de bitmez dünya işi,
sen gidersin, kalır dünya.
Dünya boş! Dünya boş!
Prof. Dr. Necdet Ünüvar - Adana milletvekili
Bu güzel şiiri gönderen seyahat arkadaşımız Mesut Uğur üstada teşekkür ederim. A.O.
İpek Şehri çarşısı ve Hacı Zeka Heykeli -12
20 Mayıs 2014 Salı / Kosova'nın Arnavutluk sınırı yakınında yer alan İpek, hem Sırp hem de Osmanlı tarihinde özel bir yere sahip. İpek, aynı zamanda, şair Mehmet Akif Ersoy'un babasının doğup büyüdüğü kent. İpek'te Osmanlı izlerini yaşatan çok sayıda eser de bulunuyor.
Dut ve Kiraz zamanı
25 Mayıs 2014 Pazar / Kocaeli Aydınlar Ocağı Denetim Kurulu üyesi Orhan Çakar dostlarını Sakarya Karacam’daki bahçesinde ağırladı.
SOS!.TÜRK’E ORYANTALİST KUŞATMA MI? – Mehmet Cemal Çiftçigüzeli
SOS!.TÜRK’E ORYANTALİST KUŞATMA MI? - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ
Sözkonusu genç akademisyen dostumu Burdur’da Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nin bir uluslararası sempozyumunda tanıdım. Alışılmışın dışında aynı Prof. Dr. İsmail Taş’ın “Ulus Devlet Anlayışı ve Avrupa Birliği Çerçevesinde Mehmet Akif ve İstiklal Marşı “ çalışması gibi aykırı bir tebliğ sunmuştu. Konusu; “Mehmet Akif’te Batı Emperyalizmine Karşı Tavır Alış” idi. Kürsüden iner inmez “ne şiş yansın ne kebap “demeyen her iki akedemisyeni de kutladım ve tanıştım. O günden beri de her ikisiyle olan dostuluğum artarak sürüyor. Aziz kardeşim Prof. Taş Şırnak Üniversitesi’nde rektör yardımcısı, Prof. Dr. Nurullah Çetin ise Ankara Üniversitesi DTCF Yeni Türk Edebiyatı Ana Bilim Dalı Başkanı.
Prof. Dr. Nurullah Çetin Simavlı. Henüz askeri darbeyi görmeden Kütahya’nın Kuşu Kasabası’nda doğmuş (1964) ve orta eğitimine burada tamamlamış. Liseyi Demirci’de, üniversiteyi Ankara’da bitirmiş(1985). Bir yıl sonra DTCF’ne intisap etmiş, hem Başkent kazançlı çıkmış, hem de kendisi. Londra’da üç yıl ders vermiş. Dokuz yıldır Türkiye’yi ve bütün evreni dolaşarak konferanslar veriyor, tebliğler sunuyor, yeniden bir Türk Dünyası için gayret sarfediyor, kitaplar yazıyor, araştırmalar yapıyor, öğrenciler yetiştiriyor, sivil toplum örğütlerinde sorumluluk üsleniyor. Yayınlanmış 35 kitabı var elli yaşına henüz girmiş bu önemli akademisyenimizin.
Soma…SoRRRma… / Ahmet Yavuz
Türkiye en acı günlerinden birini yaşıyor.
Tarihe tanıklık edip 17 Ağustos 1999 depreminde ne canların gittiğini,
Yetkililerin günlerce vefat edenlerin sayısını gizlemek adına neler yaptıklarını hatırlayanlardan biriyim.
Hatta doğru bilgi verdi diye görevden azledilenlerin olduğuna da bizzat şahitlik edenlerdenim.
Bugün nefesimizi tuttuk Soma’da yaşanan büyük trajedinin bilançosunu izliyoruz.
Ekmek parası kazanmak uğruna kelleri koltukta yerin yüzlerce metre altında gözünü kırpmadan giden insanlarımızın ölümle yaşam arasındaki ip ince çizgide hayatta kalmaları,
Onlardan gelecek umut ışığının yanması için ellerimizi açıp dua ediyoruz.
Kömür karasına bulanmış yüzlerini ya Ramazan sofralarımızda
Ya Reklam malzemesi yapıldığında,
Veya bir siyasetçinin şovlarında tanık olduğumuz o kapkara gözlerin aydınlığa çıkmaları için dua ediyoruz.
BİLKİDER önemli bir merkez olmaya aday,
04.05.2014 Pazar / BİLKİDER Bilim ve Kitap Dostları Derneği Başkanı Kocaeli Vali Yardımcısı Şükrü Çakır, KBB eski Daire Başkanı Nebi Güdük, Mali Müşavir Ahsen Okyar ve Ziraat Mühendisi Hasan Uzunhasanoğlu’nu Dernek merkezinde ağırladı.
Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim Kahraman / Mevlüt Soysal – Röportaj
Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim Kahraman, son yıllardaki siyasal kutuplaşmaya değinerek, “İnsanların hizmet gayretlerinden ziyade siyasi kimliklerine bakılarak bu iktidar yanlısı bendendir mutlaka desteklenmelidir; veya bu iktidar karşıtı mutlaka yanlış iş yapıyordur mantığının doğru olmadığına inanıyorum” dedi.
Sınav Kaygısı ile Baş Etme Yolları – DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü
Sınav kaygısı ne demektir? Bir öğrencinin eğitim-öğretim hayatı boyunca biriktirdiği bilgiyi, sınav sırasında etkili bir biçimde kullanılmasına engel olan ve başarısının düşmesine yol açan yoğun kaygıdır.
KOCAELİ’NE ADINI VEREN KOMUTAN; AKÇAKOCA – Resül NARİN
KOCAELİ’NDE İZ BIRAKANLAR / KOCAELİ’NE ADINI VEREN KOMUTAN; AKÇAKOCA - Resül NARİN[1]
Çocukları dudaklarından öpmek… / Dilek Kırcaoğlu(Akıl Sağlığı Bakanı)
Çocukları dudaklarından öpmek... / Dilek Kırcaoğlu(Akıl Sağlığı Bakanı)
Modern olacağız diye saçmalamayalım! Çocuğun bedeni kendisine özeldir. Ve özel bölgeleri olduğunu, buna herkesin saygı göstermesi gerektiğini öğrenmesi gerekir.
Dün sosyal medyada bir dostumunun ünlü bir anne kızın dudaktan öpüşmesi konusunda yazdıklarını okuyunca konuya temas etmeden geçemedim.
Ne var canım, anne babalar çocuklarını dudaktan öpebilirler. Bu illa ki cinsellik midir? Ensest midir? Bu nasıl çarpık bir anlayıştır diyordu bazı yorumcu arkadaşlar.
Bu davranışı bir uzman olarak doğru bulmadığımı söyleyince bana saçmalama dediler. “Yıllardır çocuklarını dudaktan öpen anne babalar ensest mi yapıyormuş yani” diye yorumda bulundular.
İlk tepkim şu oldu:
Anne babanızla ne zamandan beri dudak dudağa öpüşüyorsunuz? Bu bizim kültürümüzde nerede var? Bırakın Allahaşkına modern olacağız diye saçmalamayı!
“Biz yapmazdık ama şimdikiler öyle değil.” diye konu devam etti.
Şimdi ben soruyorum:
Çocuklarınızı dudaktan öpme ihtiyacını neden duyuyorsunuz?
Çocuğunuzu dudağından öptüğünüzde, herkesi bu şekilde öpebileceği şeklinde kafasına yerleşeceğini ve yabancılar tarafından da bu şekilde öpüldüğünde anormal bir durum olmadığını düşünmesine sebep olacağını akıl edemiyor musunuz? Bir yabancı tarafından dudağından öpüldüğünde size gelip söylemeyecek veya herkesi dudağından öpmeye çalıştığında bunu anormal karşılamayacaksınız o halde. Bu durumda çocuğunuzu tacizlere karşı nasıl uyanık tutabileceksiniz?
KLİMİK Derneği 2014 Bahar Okulu’nu İzmir Çeşme’de gerçekleştirdi
Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) Eğitim Komisyonunun toplantısı İzmir Çeşme’de gerçekleşti.
Kantondan petrole 17 yıllık çözülme süreci – Salim YAVAŞOĞLU
Kantondan petrole 17 yıllık çözülme süreci - Salim YAVAŞOĞLU
ABD’nin 100 yıllık planı “Büyük Kürdistan” için CIA’nın raporuyla 1997’de yeniden başlatılan oyunTürkiye için ’son’a doğru ilerliyor!
Evren ve Özal sonrası ’cesur lider’ olarak seçilen Erdoğan’ın ve sıcak paraya boğulan iktidarın yürüttüğü açılımla bölünmenin eşiğine geldik
Yerel seçim sonrası “Harita çizdik” diyen, petrolden pay isteyen, PKK ağzıyla kanton ilan edenler, aslında bu ’başarı’yı AKP iktidarına borçlu
BDP: Yüzde 20 hisse İstiyoruz
Yerel seçimleri İmralı talimatıyla ‘özerklik referandumu’na çeviren ve terörle müzakereyi seçen AKP’nin hazırladığı iklimde istediğini alan BDP’den gelen çıkışlar, açılımı olgunlaştırma sürecini de yeniden gündeme taşıdı. Ortaya atılan pervasız isteklerin ardında AKP’nin verdiği tavizler yatıyor.
SEN TÜRK DÜŞMANISIN. – Rıfat Serdaroğlu.
SEN TÜRK DÜŞMANISIN. - Rıfat Serdaroğlu.
“Şayet davamızda başarıya ulaşırsak, Amerika’nın 51’ inci eyaleti olmaya razıyım” diyen Molla Mustafa Barzani’nin oğlu Mesut Barzani, Arap Televizyonuna verdiği demecinde şunları söyledi; “Bana göre en iyi çözüm konfederasyon seçeneğine yönelmek. Böylece herkes hakkını bilir. Irak’taki diğer milliyetlere saygı duymakla beraber Irak, KÜRTLER ve ARAPLAR olmak üzere iki ana milliyetten oluşur.”
Irak’taki TÜRKMEN varlığı bu eşkıyanın elinden çok çekti, hala da çekiyor. Barzani’nin ellerinde on binlerce TÜRKMEN’İN, bebekler ve kadınların çoğunlukta olduğu kanları vardır. Barzani şimdi de Türkmenleri tamamen yok saymaktadır.
-Irak’taki Türkmen varlığını sistemli bir şekilde yok etmek için soykırım yapan kim; BARZANİ.
-Irak Türkmenlerini “Yok Sayan” kim; BARZANİ.
-54 Bin insanımızı öldüren PKK Narko-Terör örgütünü, besleyen-barındıran ve Türkiye’ye zarar vermeleri için kapılarını bunlara açan kim; BARZANİ.
-Kuzey Irak’taki teröristleri isteyen Türk Devletine, “Türkiye’ye Kürdün kedisini bile vermem” diyen kim; BARZANİ.
-Bir tek kürdün burnu kanarsa, ben de Diyarbakır’ı karıştırırım, diyen kim; BARZANİ.
-Türkiye’de 120 den fazla şirketi olan ve “Kaçak Sigara” işini organize eden kim; BARZANİ.
Müftü Hikmet Kutlu ölümünün birinci yıldönümünde dualarla anıldı
06 Nisan 2014 Pazar / 10 yıldan fazla Kocaeli İl Müftüsü olarak görev yapan ve 2009 yılında emekli olup İzmit’e yerleşen, bir yıl önce 6 Nisan 2013 tarihinde de vefat eden Hikmet Kutlu hocayı sevenleri evinde dualarla andı.
Bir Göçün Hikayesi – Cahide Kayış
Bir Göçün Hikayesi - Cahide Kayış
Ayrılmak; bir yerden, bir kimseden, bir şeyden uzaklaşmak… Ayrılık; ayrı olma durumu, birinden uzak düşme… Günlük hayatımızda bu duyguları ifade etmek için kullanırız bu fiili. Küçükken Türkçe derslerinde rast gele kullandığımız bir fiil, hatta şimdilerde de… Genç kadın çocuklarından ayrılmış. Küçük kız annesinden ayrılmış. Peki gerçekten biliyor muyduk anlamını? Yani içini doldurabiliyor muyduk?
Ayrılık duygusunu biliyor muyduk? Ayrılmak zorunda kalanların duygusuna erişebiliyor muyduk acaba? Ne kadar hissedebiliriz ki… Bazen boğazınızda bir düğüm, bazen acı bir tebessüm olur ayrılık. Sevdiğinden, annesinden, babasından ayrılmak…
1954 yılında da vatanından, anne toprağından, baba ocağından ayrılmıştı Kemal Amca. “Sevgiyi tanımayanlar ayrılığın acısını da bilmezler, özlemezler ve gurbet hissi duymazlar.” diyen merhum Mehmet Kaplan bir kez daha haklı çıkmıştı. Ben nereden bilebilirdim ki bunun hasretini, bunun acısını, bunun yaşanmışlığını…
Yaşadıklarını büyük cömertlikle anlatan Kemal Amca sayesinde biraz da anlamaya çalışıyor, kendimi onun yerine koyuyordum. Kemal Amca 1929, Üsküp doğumlu. 25 yaşına kadar Üsküp’te geçmiş hayatı; daha sonrasında bir bavul, üç can deyip koyulmuşlar yola. Ailenin tek çocuğu olan Kemal Amca askerliğini Niş’te yapmış. Üsküp’te terzilikle uğraşmış. Bir dönem de konsoloslukta çalışmış. 1954 onlar için o büyük ayrılığın yılı. Doğduğu topraklardan uzaklaştığı ama yine vatanım diyebildiği yere geliş yılı.