
ZOKAYI YUTMUŞ BİR MİLLET! – Özcan PEHLİVANOĞLU
ZOKAYI YUTMUŞ BİR MİLLET! - Özcan PEHLİVANOĞLU
Zoka’nın ne olduğunu bilmeyenler için belirteyim. Zoka; “Büyük balıkları tutmakta kullanılan, küçük balık biçiminde, ucu iğneli kurşun parçası”dır.
Türkler, dış güçler ve onların yerli işbirlikçileri için daima “büyük balık” olmuştur.
Olaylar ve sonuçlar bize, büyük balığın Türkiye’de zokayı yuttuğunu gösteriyor.
TBMM’de yapılan yemin töreninden sonra HaberTürk gazetesinin attığı “Milletin Koalisyonu” başlıklı haberde, Türkler diğerleri ile beraber üçüncü sırada sıralandı. Yani kendi ülkesinde üçüncü sıraya inen ve diğer etnik ve dini azınlıklarla eşitlenen bir millet, haline geldi. Acaba Türkler bunun ne anlama geldiğini biliyormu? Biliyor ve kabulleniyorsa, bizim de diyecek bir sözümüz yok!
Son beş seçimin üçünde milletvekili adayı ve birinde de belediye başkanı adayı idim. Siyaset anlayışım gereği halkın içinde çok bulundum. Gördüm ki, ezici bir çoğunluk için “Türklük” bir şey ifade etmez hale gelmiş.
Unuttular! Osmanlı içinde “Türk” bir şey ifade etmiyordu. Bakmayın siz başka şeyler söyleyenlere; hem İslamiyet hem de Osmanlı için her cephede nedense hep “Türk” ölüyordu! Ülke etnik mikro ırkçıların eline geçmişti. Çoğunluk olan Türkler, her fırsatta azarlanıyor ve aşağılanıyordu. Dönemin hikaye, roman ve anılarında bunu görmek çok mümkün! İstiyorsanız gidip bir bakın.
Evimizin önündeki Tavşan ve Civcivler..
20 Haziran 2015 Cumartesi / Bülent Günaydın komşumuz.. Evimizin bulunduğu binanın girişinde balık benzeri canlı hayvanların ticaretini yapıyor..
ŞAŞILACAK ŞEYLER!.. / Av. Özcan PEHLİVANOĞLU
ŞAŞILACAK ŞEYLER!.. / Av. Özcan PEHLİVANOĞLU
1876 ile 1909 yılları arasında padişahlık koltuğunda oturan 2. Abdülhamit döneminde Türk Milletinin ve Türk devletinin karşı karşıya olduğu sorunların bazılarına bakarsak şunları görürüz;
Makedonya meselesi, Girit meselesi, Batı Rumeli meselesi, Arnavutluk meselesi, Bosna Hersek meselesi, Sancak Yeni Pazar’ın meselesi, Ermenistan meselesi, Yemen meselesi, Trablusgarp (Libya) meselesi, Irak ve Basra Körfezi’nde İngiliz nüfusunun yükselişi ve buna bağlı meseleler, Kerbela ve Necef’te Şi’alık meselesi, Sencar’da Yezidiler meselesi, Dersim meselesi, Siyonizm ve Yahudilerin Filistin’e doluşması meselesi, Suriye’de Fransız nüfusu meselesi, Ege’deki adalar meselesi gibi! Bu listeyi uzatmak ve detaylandırmak mümkün.
Ancak bir şey dikkatinizi çektimi bilmem, sanki aynı sorunlar bu gün yine önümüzde durup bizi meşgul ediyor. Bu bir kader mi? Ama kesin olan şu ki; Türk Milleti bunları görememekte ve siyasi tercihlerini, bu sorunları önceliğine koyarak yapamamaktadır.
Bu meselelerin çoğunluğu Türk Milletinin toprak ve can kaybı ile sonuçlanmış ve şimdilik milletçe farkında olmadığımız için rafa kaldırılmıştır. Şimdilik diyorum, çünkü bizim gibi tarihin tozlu sayfalarını karıştırıp duranlar bazı şeylerin unutulmasına engel oluyor ve belki kaybettiklerimiz yeniden milli meseleler haline gelir diye ümitleniyoruz!
Gördüğümüz gibi Makedonya, Girit, Batı Rumeli, Bosna Sancak, Arnavutluk, Yemen, Libya, Irak, Filistin, Suriye ve Ege’deki Türk Adaları kaybedilmiştir. Bu kaybediliş o topraklarda yaşayan yerel halklara karşı olsa gam yemeyeceğim. Bu topraklar, dün emperyalist bugünde küreselci dediğimiz devletlere karşı kaybedilmiş ve o tarihten bu yana bu bölgelerde yaşayan insanlara huzur ve refah bir daha nasip olmamıştır.
VE DİĞERLERİ – Rifat SERDAROĞLU
VE DİĞERLERİ – Rifat SERDAROĞLU
“Ayet salla Bakara’dan, topla oyları Fukara’dan” yönteminin çokça kullanıldığı bir seçimi geride bıraktık.
Cumhur’un Başı’ nın Anayasa-Yasa tanımazlığı, bilerek ve isteyerek “Anayasa İhlal” suçu işlemesi, devletin ve milletin tüm olanaklarının arsızca AKP için kullanılması, Valilerin AKP İl Başkanı, Kaymakamların AKP İlçe Başkanı gibi kendilerini kullandırdıkları, kaynağı belirsiz kirli paraların oluk gibi akıtıldığı, eşit ve adil olmayan bir seçim geçirdik.
Tarih, bu seçimde yapılan demokrasi ve ahlâk dışı uygulamaları AKP defterine yazacaktır.
Yıllardır uygulanmakta olan bir haksızlığı ve medya tarafından “Diğerleri” olarak adlandırılan bazı Siyasi Partilerin vatandaşları istismar etmelerini de, izniniz olursa ben aktarmak isterim…
12 Eylül 1980 darbesinden sonra “Danışma Meclisi” oluşturulmuştu!
Ağızlarını her açtıklarında “Demokrasi” diyen koca-koca adamlar, dönemin darbeci BEŞ Paşasına dilekçe verip, utanmadan Milletvekili olmak istediler.
Bugünün demokrasi savaşçısı (!) Kamer Genç de, darbeci paşaların himmeti ile Danışma Meclisi üyesi olmuştu. Danışma Meclisinde “Seçim Yasası” görüşülürken, Kamer Genç bir teklif verdi!
ÖNEMLİ OLAN NE? TÜRKİYE’NİN DÜNYA’DAKİ YERİ – Nurullah AYDIN
ÖNEMLİ OLAN NE? TÜRKİYE’NİN DÜNYA’DAKİ YERİ - Nurullah AYDIN
İslam ülkelerinin durumu ortada, birbirlerini katletmeye devam ediyorlar. Herbiri İslamiyetin kutsal kitabı Kur’an’ı farklı anlıyor ve uyguluyor. Her biri Peygamberleri farklı anlıyor ve uyguluyor.
İçlerinde çağdaş olan Türkiye. Ancak süratle İslamlaşma ve Araplaşma sürecinde bocalayan insanların kafası karışık.
Demokrasi, insan hakları, özgürlük, eşitlik, hak, hukuk adalet umurlarında değil.
Yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet, yalan, talan umurlarında değil.
Umurların olan ne?
Kadının türban takması, erkeğin İslam’dan, ecdattan, dindan imandan sürekli bahsetmesi.
Pek bunlar neyi örtüyor?
Hırsızlık sorunu varmı yok mu?
Çalıyorlar ama çalışıyorlar
Haksızlar ama kalsınlar
Yalancılar ama duble yol yaptılar
Yalancılar ama bize ne
İftiracılar ama size ne diyor
Demokrasi insan hakları özgürlükler umurunda değil
GÖNLÜMDEN GEÇEN KOALİSYON BAŞKA, BAŞA GELECEK BAŞKA – Av. Ruhittin SÖNMEZ
GÖNLÜMDEN GEÇEN KOALİSYON BAŞKA, BAŞA GELECEK BAŞKA - Ruhittin SÖNMEZ
Lafı eğip bükmeden gönlümden geçen koalisyonu açıklayacağım. Benim için birinci öncelik, ülkemizin bir bölümünü PKK terör örgütünün yönetmesini sağlayan/ sağlayacak, “çözüm sürecinin” sona erdirilmesidir.
Ekonominin düzeltilmesi, hukukun üstünlüğünün tesis edilmesi, Cumhurbaşkanının anayasal yetki sınırlarına çekilmesi, yolsuzluk ve hukuksuzlukların faillerinin yargılanması çok önemlidir. Ancak telafisi mümkün olmayan en önemli husus, ülkenin bütünlüğü ve milletin birliğinin korunamamasıdır.
Bu öncelikli mesele için HDP’siz ve fakat MHP’li bir hükümetin kurulması gerekli.
Çünkü Mecliste temsil edilen dört partiden üçü “çözüm sürecinin” devamından yana. Sadece MHP karşı.
MHP’nin içinde bulunduğu veya dışarıdan destekleyeceği hükümet formüllerinde “çözüm süreci” devam ettirilemez.
HDP’nin destekleyeceği hükümet formüllerinde ise PKK’nın istediklerinin adım adım verileceğine şüphe yok.
MHP’nin CHP ile koalisyon kurabilmesi için HDP desteği şart. Fakat HDP destekli bir hükümette yer almak MHP’yi bitirir. Yani böyle bir koalisyon mümkün olmaz.
Kısa Zamanların Özeti / Fikret Deniz ATÇEKEN
Kısa Zamanların Özeti / Fikret Deniz ATÇEKEN (YAZAR / EĞİTMEN)
Bir varlık ile bir hiçlik arasında giden demsiz, sürgün hallerimiz.
Ne iyi olabilmeyi kendimiz de hak ediliş gören ne de kötü olmak için zamanı kısaltan, menzili belirsiz özümüz.
Her şeyi ve herkesi bir anda yok sayıp olduğumuz yerde noktaladığımız yaşanmışlıklarımız.
Aşkı arayalım derken; aşksızlığa yemin etmiş vicdanlarımız.
Tükenirken, tükettiğimiz insanlar, sevdiklerimiz, hayatımız, hayatlar.
Nedensiz hiddetlerimiz.
Öyle ya da böyle bir gün geldiği yere geri döneceğimizi (toprağa) bile bile birbirimiz ile uğraşmalarımız. Boşa konuşmalarımız.
Bilerek ve severek kırdığımız gönüller.
Ağlamayı bilmeden ağlamaklı hallerimiz; sevmeyi bilmeden seni seviyorum deyişlerimiz.
Mutlu olur iken; mutluluğumuzu sorgulamamız ya da mutluyuz ya birazdan mutsuz olacağımızın endişesi.
Deniz Bey, o fotoğrafı çıkarıp bakmanın zamanı geldi! / Zülfü Livaneli
Deniz Bey, o fotoğrafı çıkarıp bakmanın zamanı geldi! / Zülfü Livaneli
AÇMAZLARIMIZ – Av. Mustafa ÖZKURT
AÇMAZLARIMIZ - Av. Mustafa ÖZKURT
Atasözleri imbikten geçmiş irfan damlalarıdır. MÖ.
Sınırlı insan yaşamında göreceli olan zaman, geçen asra göre değişen ve gelişen şartlar altında çok daha hızlı akıp gitmektedir. Dün yarım asırda gelişen ve değişen olgular, bu gün birkaç yılda olgun hale gelmekte ve biz farkına varmadan hayatımıza girmektedir. Nüfus artışları sosyal hayatımızda sadece etrafımızdaki kalabalıkları büyütmekte buna karşılık birey olarak yalnızlaştığımız bir dünyada yaşıyoruz.
İnternetin etkin bir şekilde sosyal hayatımıza hâkim olmasıyla sanal âleme esir olduğumuzu pek aklımıza getirmiyoruz. İnterneti yaşam ve kültür hayatımızın bir parçası haline getirdiğimizde, de değer yargılarımızın kıymetlerle yer değiştirdiğinin farkına varmamız mümkün olmamaktadır. Bu halin devamında ise kıssa zamanda kendimizi tanımakta zorlanıp, değer yargılarımızın bozulduğunun da farkında olmayacağız. Bilgi ve teknoloji insana hizmet etmesi gerekirken bu defa insan bilgi ve teknolojiye hizmet eder hale gelmektedir.
Şükürler olsun.. İyi ki; arkadaş, dost ve akrabalarım var..
1 Mayıs 2015 Cuma / Herzaman olduğu gibi evimizde bir koşuşturma.. Çocuklarım ve torunlar da misafir..
Araştırmacı – Yazar Oğuz Çetinoğlu İzmit’te..
24 Mayıs 2015 Pazar / Kocaeli 7. Kitap Fuarına katılan Ekonomist, Araştırmacı-Yazar Oğuz Çetinoğlu Bilgeoğuz Yayınevi Standında kitaplarını imzaladı.
Ailece şükranlarımızı sunuyoruz…
14 Mayıs 2013 günü ebediyete uğurladığımız annemiz Fevziye Baykara ve Kocabayramlardaki akraba ve komşularımızdan ebediyete uğurlananlar için
15 Mayıs 2015 Cuma günü akşamı
Kandıra Çakırcaali Divanı Kocabayramlar Köyü/Mahallesinde akşam namazına müteakip Köy Meydanında tertiplenen anma toplantısına katılan Kur’an tilavet eden duasını yapan
Kocaeli Müftülüğü Din Hizmetleri Şefliğinden emekli Yalçın Şakacı,
Ciclli Köyü Camii İmam Hatibi Kenan Yılmaz,
Karasakallar Köyü Camii İmam Hatibi Halim Er,
Köyümüzün Camiinde görev yapan İmam Hatipleri; Muhammet Sakaoğlu ve Harun Aktaş hocalarımıza,
ailemizi yalnız bırakmayan akraba, dost ve komşularıma şükranlarımızı sunuyoruz.
Allah(c.c.) Fevziye Baykara annemiz başta olmak üzere bütün ebediyete uğurladıklarımıza rahmeti ile muamele eylesin.
Ersin Baykara, Hasan Baykara, Sabahattin Baykara, Nursel Okyar
Doruktakiler 2014 ödülleri sahiplerini buldu
13 Mayıs 2015 Çarşamba / Kocaeli Gazetesinin 1991 yılından bu yana düzenlediği her yıl kendi branşında en iyi olanların seçildiği Doruktakiler Ödülleri Başiskele Wellborn Otel’de düzenlenen tören ile sahiplerine ulaştı.
Görebildiklerim – Musa COŞKUN
Artık ellili yaşlarımın sonuna geliyorum.
Yaşamım boyunca birçok seçim ve de oylama gördüm.
Allah ömür verirse yirmi sekiz gün sonra, bir seçime daha hep birlikte şahitlik edeceğiz.
Ama ondan önce izin verirseniz siyasi arenada gördüğüm bazı şeyleri sizlerle paylaşmak isterim.
Malumunuz 2000’li yılların başından sonra Türkiye’de siyaset oldukça farklılaştı.
60 yaşından sonra KGK Geçiş Dönemi Eğitimindeyiz..
8 Mayıs 2015 Cuma / Kamu Gözetim Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu ﴾KGK﴿ ile Kocaeli Üniversitesi arasında imzalanan protokol kapsamında, Kocaeli Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi ﴾KOÜSEM﴿ ve Kocaeli Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası iş birliği ile gerçekleştirilen ve meslekte 15 yılını dolduran mali müşavirleri kapsayan Geçiş Dönemi “Bağımsız Denetçi” Eğitimi Sertifika Programı başladı.
AKÇAKOCA KÜLTÜR PLATFORMU İLE KENDİ KİŞİSEL GELİŞİMİZE DOĞRU İLK ADIM: KAZANDIRAN BEDEN DİLİ SEMİNERİ – Dr. Ayşe Zeynep TURAN
AKÇAKOCA KÜLTÜR PLATFORMU İLE KENDİ KİŞİSEL GELİŞİMİZE DOĞRU İLK ADIM: KAZANDIRAN BEDEN DİLİ SEMİNERİ – Dr. Ayşe Zeynep TURAN
Bilginin hızla arttığı, teknolojinin günbegün kendini yenilediği çağımızda, tüm bu gelişmeler karşısında kişinin her türlü bilgi edinme aracını kullanarak bilgisini ve tecrübesinin yeni ve güncel tutmaya çalışmasının adına, günümüzde “kişisel gelişim“ diyoruz. Bu kavramı çalıştığımız şirkette, okulumuzda kariyer programlanmasında, televizyonda ve pek çok yerde çokça duymaya alıştık. İnternette gezinirken, bir sayfadan diğerine geçerken pat diye önümüze çıkıveren bir reklam bile kişisel gelişimle ilgili olabiliyor. Kişisel gelişim uzmanları, kitapları milyonlar satarken, bir taraftan da konferanslar düzenleyerek geniş topluluklara eğitimler veriyorlar.
Peki, kişisel gelişim sadece bilgi ve tecrübe arttırmak mı? Bugün devlet başkanlarından tutun da dev bütçeli şirketlere, siyasi partilere, kraliyet ailelerine varıncaya dek pek çok yerde kişisel gelişim uzmanlarından ve onların tecrübelerinden yararlanıldığını biliyoruz. Şirketlerde yönetim ve çalışanlar arasındaki ilişkileri geliştirmek hatta fabrikadaki üretimi arttırmak, siyasetçinin konuşmalarını daha etkili hale getirmek, siyasi partilerin oylarını arttırmak için bile çok etkili bir şekilde kullanılıyor. O halde kişisel gelişim sadece kişinin bilgisini arttırması değil, kişiler arasında etkili iletişimi sağlayan ya da kişinin hedeflediği etkileşimi sağlayan bir tür davranış eğitimi programı aslında.
ARTIK KAFAYA TAKMIYOR! – Rifat SERDAROĞLU
ARTIK KAFAYA TAKMIYOR! - Rifat SERDAROĞLU
Temel, bağırsaklarını feci bozmuş, alt tarafını tutamıyor! Günde 10-12 defa
don- pantolon değiştirmek canına tak edince doğru hastaneye koşar.
Hastanede hemşerisi Dursun’u görür.
Temel; “Dursun, gastroloji servisi nerde, uşağım?”
Dursun; “İkinci kat üç numaralı oda, bekle ben de geleyim.”
Temel, onu beklemeden fırtına gibi merdivenleri koşarak çıkar ve gözden kaybolur.
Bir hafta sonra hastane girişinde yine karşılaşırlar. Temel’in ağzı kulaklarındadır!
Dursun; “Temel ne oldu, iyileştin mi?”
Temel; Ula Dursun, ben o gün hızla koşarken, ikinci kat üç numara yerine, üçüncü kat iki numaraya girmişim!”
Dursun; “Orası psikiyatri servisidir da, peki ya bağırsakların düzeldi mi?”
Temel; “Yok düzelmedi, hala sıçayrum ama artık kafaya takmayrum…
İki haftada benzine-mazota tam DÖRT defa zam gelmiş.
AÇLIĞIN ÖRTTÜĞÜ GERÇEKLER! – Av. Özcan PEHLİVANOĞLU
AÇLIĞIN ÖRTTÜĞÜ GERÇEKLER! - Av. Özcan PEHLİVANOĞLU
Türkiye tarihi bir seçime gidiyor. Bazılarımız bunun “son seçim” olduğunu söylüyor. Kimimiz de “Son Osmanlı Mebusan Meclisine” benzeyeceğini iddia ediyor.
Türkiye’nin dış politikası, ekonomik tercihleri, eğitim anlayışı iflas etmiş ve yurdumuz “mutsuz insanlar ülkesi” haline gelmiştir.
Memleketin ağır bir bölünme sürecinde olduğu izahtan varestedir.
“Yeni Türkiye” için “Yeni Anayasa” denilerek bu topraklarda Türk Milletinin hükümranlığına son verilmek istenmektedir...
Ancak üzülerek görüyorum ki; halkımızın büyük bir çoğunluğunu bunlar ilgilendirmemektedir.
Çünkü insanlarımız ağır bir geçim sıkıntısı içinde olup hatta açlık sınırının altında bir gelirle yaşamaktadır.
Bu sebeple vatan tehlikede imiş, bölünecekmişiz, işgale uğrayacakmışız onlar için pek önem içermemektedir.
SARI GELİN, SARI ÖKÜZ, PAPA – Av. Mustafa ÖZKURT
SARI GELİN, SARI ÖKÜZ, PAPA - Av. Mustafa ÖZKURT Hukukçular Birliği Onursal Başkanı
Başlığa bakıp sarı gelin ile sarı öküz arasında münasebet kuramaya bilirsiniz. Sarı öküz papa arasında da.
28 Haziran 2011 tarihinde bir gazetede ibretlik bir hikâye yer almıştı.
Hikâye şöyle; Bir otlakta öküz sürüsü yaşarmış. Çevresindeki aslan sürüsünün de gözü öküzlerdeymiş. Ancak, öküzler saldırı anında bir araya geldiği zaman, aslanların yapacak bir şeyi kalmazmış. Aslanlar bir çare düşünmeye başlamışlar. Topal aslan yanına bir iki aslanı da alarak, beyaz bayrakla öküz sürüsüne yanaşmış.
Öküzlerin lideri Boz Öküze tatlı dille: " Şimdiye kadar sizlere çok zarar verdik. Bunların hiçbirini isteyerek yapmadık. Suç Sarı Öküz''de. Onun rengi sizinkilerden farklı ve bizim de gözümüzü kamaştırıyor, aklımızı başımızdan alıyor ve saldırganlaşıyoruz. Sizle bir sorunumuz yok. Onu bize verin, barış içinde yaşayalım."
Boz Öküz ve heyeti aralarında tartışıp bu teklifi haklı bularak, aslanlara Sarı Öküz''ü vermişler. Bir tek Benekli Öküz karşı çıkmış ama kimseye derdini anlatamamış.
Medeniyetimiz can çekişiyor – Cengiz ARSLAN
Medeniyetimiz can çekişiyor - Cengiz ARSLAN / Yazar cengizarslan_54@hotmail.com