Küpçü’den ‘Mustafa Kandıralı’ ve ‘Turan Güneş’ isteği
Küpçü'den 'Mustafa Kandıralı' ve 'Turan Güneş' isteği
Gazeteci Yazar Mustafa Küpçü, dünyaca ünlü klarnet virtüözü Mustafa Kandıralı’nın vefat yıl dönümünde sosyal medya hesabından dikkat çeken bir çağrıda bulundu. Kendisi de Kandıralı olan Küpçü, ilçenin yetiştirdiği tarihi şahsiyetlerin anısını yaşatmak adına Kandıra’da "Mustafa Kandıralı" ve "Turan Güneş" müzelerinin açılmasını teklif etti. Küpçü, paylaşımında ayrıca Kefken Adası’nın ilk fenercisi Hasan Çavuş’un da unutulmaması gerektiğini vurguladı.
Gazeteci-Yazar Mustafa Küpçü, dünyaca ünlü klarnet virtüözü Mustafa Kandıralı’nın vefatının yıl dönümünde sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla Kandıra’nın tarihine ve değerlerine dikkat çekti. Küpçü, Kandıra’nın yetiştirdiği önemli isimlerin kalıcı şekilde yaşatılması gerektiğini vurgulayarak müze çağrısında bulundu.
“Bir Kandıralı ailenin çocuğu olarak gurur duyuyorum”
Mustafa Küpçü paylaşımında şu ifadelere yer verdi:
“Bir Kandıralı ailenin çocuğu olarak, öncelikle ailemle sonra bu tarihi kentin adını ‘soyadı’ olarak alan musiki üstadı Mustafa Kandıralı ile gurur duyuyorum.
Teklifim şu; Kandıra’da ‘Mustafa Kandıralı’ ve ‘Turan Güneş’ müzeleri açılmalıdır. Bir de ‘Hasan Çavuş’u’ unutmayalım…”
Bu sözlerle Küpçü, Kandıra’nın kültürel ve tarihsel mirasının yalnızca sözle değil, somut adımlarla korunması gerektiğine işaret etti.
Klarnetin efsanesi: Mustafa Kandıralı
Asıl adı Mustafa Kadıoğlu olan Mustafa Kandıralı, 10 Temmuz 1930’da Kocaeli’nin Kandıra ilçesinde dünyaya geldi. Ünlü bestekâr Selahattin Pınar’ın önerisiyle doğduğu topraklara atıfla “Kandıralı” soyadını aldı.
Henüz 13 yaşındayken Kandıra’dan İstanbul’a yürüyerek giden Kandıralı, yarım asrı aşan sanat yaşamına onlarca plak ve 20’den fazla kaset sığdırdı. Yaklaşık 20 yıl boyunca TRT’deki programlarıyla özellikle bayram sabahlarının unutulmaz sesi oldu.
Safiye Ayla, Müzeyyen Senar, Zeki Müren gibi Türk müziğinin dev isimlerine eşlik etti; yeteneği, çalışkanlığı ve sahne duruşuyla bir ekol yarattı.
Sadece Türkiye’de değil, dünyada da adından söz ettiren Kandıralı, ABD başta olmak üzere birçok ülkede konserler verdi, Louis Armstrong ile aynı sahneyi paylaştı. En iyi yetiştirdiği klarnetçilerden biri de yeğeni Türkan Kandıralı oldu.
Mustafa Kandıralı, 27 Aralık 2020’de İstanbul Tuzla’da tedavi gördüğü hastanede 90 yaşında hayatını kaybetti ve Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.
Kandıra’nın devlet adamı: Prof. Dr. Turan Güneş
Küpçü’nün müze önerisinde yer verdiği bir diğer önemli isim ise Prof. Dr. Turan Güneş.
25 Haziran 1921’de Kandıra’da doğan Güneş, Türk siyaset ve akademi hayatında derin izler bıraktı.
Galatasaray Lisesi’nin ardından İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitiren Güneş, doktorasını Paris Hukuk Fakültesi’nde yaptı. Siyasi yaşamına Demokrat Parti’de başlayan, daha sonra CHP saflarında yer alan Güneş; 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında Dışişleri Bakanı olarak görev yaptı ve Cenevre görüşmelerinde Türkiye’yi temsil etti. Aynı zamanda Başbakan Yardımcılığı görevinde bulundu.
Avrupa Konseyi Danışma Meclisi üyeliği ve Siyasi İşler Komisyonu başkanlığı da yapan Turan Güneş, 9 Nisan 1982’de hayatını kaybetti. Bugün Ankara’da bir bulvar onun adını taşırken, eserleri Türk demokrasi tarihine ışık tutmaya devam ediyor.
Unutulmaması gereken emek: Hasan Çavuş
Mustafa Küpçü’nün “unutmayalım” diyerek özellikle vurguladığı isimlerden biri de Hasan Çavuş oldu.
Kandıra Kefken Adası Feneri’nin ilk personeli olan Oflu Hasan Çavuş, Osmanlı arşivlerinde “Kefken Fener Sergardiyanı” olarak kayıtlı.
Kaynaklara göre fenerin ilk görevlisi Oflu İsmail Çavuş’un oğlu Hasan, yardımcısı ise Ordulu Ruşen’di. O dönemde otomatik olmayan, asma petrolle yanan çift fener sistemi kullanılıyordu.
Hasan Çavuş’un 10 Mart 1914’te Kandıra’da vefat ettiği, maaşını almak için Dersaadet’ten dönerken hayatını kaybettiği arşiv kayıtlarında yer alıyor. Onun ardından fenerde uzun yıllar görev yapan isim ise Hüseyin Işık oldu.
“Kandıra’nın hafızası yaşatılmalı”
Mustafa Küpçü’nün çağrısı, Kandıra’nın yalnızca doğal güzellikleriyle değil; müziği, siyaseti ve emek tarihiyle de anılması gerektiğini bir kez daha gündeme taşıdı.