Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım…

7Mar/26Kapalı

İYİ OLMAK VE İYİLİK YAPMAK – Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrak

İYİ OLMAK VE İYİLİK YAPMAK - Seyfettin KARAMIZRAK

“İyilik eden mükafat bekliyorsa tefecidir” Cemil Meriç

“İhsan, sana kötülük yapana iyilik yapmandır. İyiliğe iyilik bir alışverişten ibarettir.”
Sufyan-ı Sevri

İyilik, “karşılık beklenilmeden yapılan yardım” anlamına gelmektedir. Sözcük empati, dayanışma, nezâket ve daha pek çok kavramı kapsamaktadır.  

İyilik kavramı; mutluluk gibi duygular, hisler ya da empati gibi düşüncelerden fazlasıdır. İçinde duygu ve düşünce kadar eylem ve hareket de barındırır. Diğer kavramlardan onu ayıran ve bizi diğerlerine göre “daha çok insan eden” yanı da belki budur. İyilik, eylem halinde sevgi demektir. 

Günümüzde mutluluk, anlamlı bir hayat, iyi olma hali gibi kavramlar, “karakter güçleri” olarak ifade edilmektedir. İyilik alışkanlık haline geldikçe vücudumuz ve beynimiz de buna uyum sağlayacaktır. Böylece olumlu duygular yaşama ve mutlu olmak da bir alışkanlığa dönüşecektir.

İster iyilik yapan, ister iyilik yapılan, ya da başkasına yapılan bir iyiliğe şahit olun, her üç durumda da beynimizden oksitosin hormonu salgılanmaktadır. Bu hormon korku, kaygı ve stresi azaltırken sakinlik ve güvenlik duygularını arttırmaktadır.

Ayrıca “kalp koruyucu” ve “sevgi” hormonu olarak bilinen oksitosinin kan basıncını düşürerek, genel kalp sağlığını iyileştirmeye, özgüven ve iyimserliğin artmasına, hatta ikili
ilişkilerde bağlanma duygusunun güçlenmesine yardımcı olmaktadır. 

İyilik yaptığımızda beynimizde spor yaptıktan sonra da salgılanan endorfin hormonu salgılanmakta ve bu hormon da ağrıları azaltma işlevi görmektedir. Daha da fazlası iyilik
yapmak vücudumuzun en yıkıcı tepkilerinden olan stresi azaltmakta ve dolaylı olarak stres kaynaklı sağlık sorunlarından da bizi korumaktadır. 

İyilik yapmanın anti-depresan etkisine benzer bir güce de sahip olduğu bilinmektedir.

İyilik yaptığımızda, sakinleştirici, “iyi hissettiren” kimyasal olarak bilinen serotonin üretilmeye başlar. Yani iyilik yapmak, mutluluğu artırmanın yanı sıra, bireylerin depresif
duygularını ve anksiyetelerini de azaltmaktadır.

İyilik, insanları birbirine bağlayan altın zincirdir. İnsan, hayatında yaptığı iyilikler kadar mutlu olur. İyi bir insan gördüğümüzde, onu taklit etmeye çalışmalıyız. Kötü birini
gördüğümüzde onun kusurlarını kendimizde aramalıyız.
İyilik yapma imkân ve kabiliyetinde olup da iyilik yapmamak büyük bir insanlık eksiğidir. Her türlü kötülüğü yapabilecekken yapmamak da iyiliktir.

Yalnız iyilik yapmak yetmez, iyiliği zarafetle yapmak da lazımdır. Kimseyi küçültmeden, utandırmadan, mütevazı, anlayışlı, olgun davranmak gerekir.

Bir kimseye edilecek iyiliğin en mükemmeli o kimseyi minnet altında bırakmayanıdır.

Bir fakiri giyindirdikten sonra hakir görürsek, utandırırsak, onu daha kötü duruma düşürmüş oluruz. İyiliğimize inanılmasını istiyorsak, iyiliğimizden hiç söz etmemeliyiz.

İyilik hiçbir zaman boşa gitmeyen tek yatırımdır. İyi olmayı, iyilik yapmayı düşünmek bizi cesaretle ve huzurla yaşatır.

Milletlerin gelenekleri farklı da olsa iyilik her yerde değerlidir.

Menfaat karşılığı yapılan iyilik, iyilik değildir. İyilik hiçbir maddi karşılık beklemeden yapılan yardım demektir.

Yapılan ufak bir iyilik, çok büyük bir iyiliğe dönüşebilir. Mesela yaz sıcaklarında bir kaba su doldurup sokakta bir kenara koymak çok küçük bir şeydir. Ancak susuzluktan ölmek
üzere olan hayvanları düşündüğümüzde, bu çok büyük bir iyilik olabilir. Veya yolda bulunan bir taşı kenara atmak çok basit bir harekettir.

Ancak o yoldan geçen bir arabanın taş nedeniyle kaza yapmasına engel olmak; çok büyük bir iyilik haline gelebilir. Yapılan bir iyilik hiçbir zaman kaybolmaz. Mutlaka bize geri
döner.

Kendimizi iyilik yapmaya alıştırmalıyız. Bu iyiliklerin zahmetli olması da gerekmez.

Bir tebessüm, bir merhaba, hatır sorma, kolay ve anlamlı, gerektiğinde yüreklere dokunabilecek türden iyiliklerdir.

“Senin için ne yapabilirim?” sorusu kadar karşımızdaki
insanı rahatlatacak başka bir cümle olamaz. Belki elimizden bir şey gelmeyecek ama o cümlenin vereceği güven o kişiye en büyük iyiliktir.

Çoğu insan “iyilik yapmak” cümlesini duyduğunda büyük beklentilere girer, birine iyilik yapmak istediğini, ama yapamayacağını düşünür. İyilik dediğimiz şey aslında ufacık
ayrıntılarda gizlidir. Sizin “böyle iyilik mi olur?” diyebileceğiniz şeyler başkası için büyük anlamlar ifade edebilir. Hayatımız boyunca kendimizde oluşturacağımız birkaç özellik ile
herkese iyilik yapabiliriz.

Günlük telaşlar içinde koşuştururken tebessüm etmeyi unutuyoruz. Her gün yüzümüz asık bir şekilde yolda yürümek yerine, gülümsemeyi deneyebiliriz. Bu kadar basit bir şey hem
bize hem de etrafımıza çok iyi gelecektir. Tek yapmamız gereken şey, sadece yüzümüze samimi, ufacık bir tebessüm yerleştirmektir.

Yapacağımız en büyük iyiliği de kendimize yapmalıyız.

Kendimizi ihmal etmemeli, hatırlamalı, sevmeli ve mutlu etmeye çalışmalıyız. İçimizde olmayan mutluluğu, iyiliği
başkasına veremeyiz. Bizi mutlu edecek şeyleri yapmalı, kendi dertlerimizi dinlemeli, dinlenmeli, neye ihtiyacımız varsa ona göre hareket etmeliyiz. En büyük iyiliği kendimize yaptığımız zaman, insanlara karşı daha olumlu yaklaşabiliriz.

Sadece gerçekten, isteyerek yaptığımız iyilikler içimizi mutluluk ve huzurla doldurur.

İyilik dediğimiz şey zorla ya da istemeyerek olmaz. “İyilik” sadece tek bir gün değil, hayatta olduğumuz sürece hem yaparak hem de görerek bizi mutlu edecek bir şeydir. Eğer biz sadece tek bir iyiliğin bile bütün bir dünyayı değiştireceğine inanıyorsak hayatımızı iyiliklerle doldurmalıyız. Herkes önce kendi içini temizlerse, bütün dünya temizlenir.

Başkalarına ihtimam göstermek bizi gerçek manada insan kılan şeydir. İyiliğin kanatlarına tutunmaya her zamankinden çok ihtiyacımız var. İyiliğin izini sürmek, onu içimizde ve dışımızda bulmak, çoğaltmak gerekir.

Yüce Kitabımız Kur’an’da iyilik maruf, kötülük ise münker kelimesiyle ifade edilmiştir. İnsan yaratılışı gereği iyiliğe hemen alışmaya, kendisiyle çabuk kaynaşmaya müsaittir. Zira Rabbimiz insanı bu amaçla yaratmıştır.

İyilik özü itibariyle iyidir. Sayıyla, çoğunlukla, statüyle belirlenen bir şey değildir.

Sadece kendimiz için değil, bulunduğumuz toplum hatta bizden sonra gelecek nesillere de dokunacak, fayda sağlayacak kalıcı ve sürekli iyilik yapmak, hakiki manada muhsinlerin
yapacağı bir iştir.

İyilik; ayrım yapmadan, gösterişe ya da çıkara dayanmadan, küçük detaylardan başlayarak hayatın her alanına yansıtılmalıdır.

Ahlak açısından ihsan, bir insanın sadece insanlara karşı değil, tüm varlığa karşı şefkatli, merhametli, kerem sahibi ve lütufkâr olmasıdır.

İyilik olmasa yeryüzü dönmez. İyilik olmasa sokaklarda yürüyemeyiz. İyilik olmasa insan insana güvenmez. İyiliğin olmadığı bir dünya kaos ve belirsizliğin olduğu, insanın
vahşileştiği bir dünya olurdu.

Güzel kalpler iyi şeyler yapmaya yatkındır. Önemli günler ve olaylar böylelerinin yüreklerine pencere açar. Gelin önce kendimize bir iyilik yapalım. Kötü duygularımızı, yanlışlarımızı, kusurlarımızı telafi edip kendimizle barışalım.

Yüzümüzü tebessüme, zihnimizi hoşgörüye, gönüllerimizi affetmeye, ellerimizi yardım etmeye alıştıralım.

Ailemize, çocuklarımıza, akrabalarımıza, arkadaşlarımıza, komşumuza, düşkün ve hastalara, yaşlılara; tebessüm ederek, çiçek takdim ederek, telefon açarak, hatırlarını sorarak,
ziyaret ederek, ellerinden tutarak vb. küçücük jestler yaparak gönüllerini almaya çalışalım.

Mutluluk, kaynağını bizim oluşturduğumuz gürül gürül akan bir pınardır. Önünü iyilik küreğiyle açarsak her gönle şırıl şırıl akacaktır. Belki de dünya, bu vesileyle huzur bulacaktır kim bilir.

“Güzellik hoşa gider, zekâ eğlendirir, duygusallık coşku verir, oysa kişileri birbirine bağlayan iyiliktir…”
Sevgiyle kalın…

Bu yazıyı beğendiniz mi?

RSS Kaynağımıza abone olun!

Yorumlar (0) Geri izlemeler (0)

Üzgünüz, yorum formu şu anda kapalı.

Geri izleme yok.