Feyzullah Yavuz Ulugün ile tarih üzerine… – Gül ANASAL
Feyzullah Yavuz Ulugün ile tarih üzerine… - Gül ANASAL
Geçtiğimiz Çarşamba günü Kocaeli Dokümantasyon Merkezi Yaşayan Tarih Sohbetleri’nde konuğumuz Feyzullah Yavuz Ulugün idi.
Müzeyyen Ünal açılış konuşmasında İzmitli, Galatasaraylı, kaptan, tarihçi, yazar, KYÖD başkanlarından, Rotary Kulübü’nden ve İzmit’le ilgili yirmiden fazla esere imza atan Feyzullah Yavuz Ulugün’ü takdim etti. “Bunun üstüne herhangi bir şey söylememe hiç gerek yok, ben sözü kendisine bırakıyorum.” diyerek sözü Feyzullah Yavuz Ulugün’e bıraktı.
Feyzullah Yavuz Ulugün, “Müzeyyen Hanım aslında bana bir şey bırakmadı, söyleyecek bir şey kalmadı. Ben evet bu kentliyim ama atalarım mübadil, Drama’dan göçmen.”
“Önce sizlere mübadil torunu olarak - birçoğunuz biliyorsunuz ama- mübadil nedir, göç nedir onu anlatmak istiyorum. Kısaca değinmekte yarar var. Balkan göçmenleri kendilerini Karaman torunu olarak anlatırlar. Bunun niye böyle olduğuna dair bir sebebi var aslında. Fatih’in kayınpederi ve veziri Karaman’ın işgal edilmesi gerektiğini söyler ve alınır orası. Alındıktan sonra bir grup Karamanlı Balkanlar’a gönderilir ama Balkanlar’ın fethi biliyorsunuz Orhan’ın oğlu Süleyman, bizim İzmit’in de ilk valisi, ilk paşası. Onun tarafından Gelibolu’ya geçerek fetihler başlamıştır. Dolayısıyla Karaman’dan önce oraya gidenler var. Onlar kimler? Onlar genellikle Balıkesir, Bandırma tarafından ilk gidenler. Tabii bu arada gönüllü gidenler de var. Bunun dışında bir de hoşgörülü Müslüman diyebileceğimiz tarzda dini yaymak üzere giden Bektaşiler var. Bizimkiler de öyle bir şey. Bizimkiler Dramalıların çoğu Manisa Saruhan Yörüklerinden. Onlar da aslına bakarsanız orta çağda Batı Sibirya ve bugünkü Kazakistan çevresinde çıkan yeni boydan bir tanesi. Onlar da daha sonra Moğolların baskısıyla Anadolu’ya geliyorlar. Selçuklu İzmit’ine gidiyorlar. Selçuklu dağıldıktan sonra Manisa’ da Saruhan beyliğini kuruyorlar. Drama’da demokratik yapıya bakarsak 1550’lerden sonra, Saruhanlıların göçünden elli sene sonra Drama’da tamamen Türk nüfustan oluşan yirmi üç ocak Kavala Sarı Şabanlı on beş, Yenice Karasu’da kırk dört Saruhan Tanrı Dağı Karagöz Yörüklerine rastlanmaktaydı. Bir ocak yirmi beş – otuz aileden oluşuyordu. Rumeli’nin zengin tımarına sahip olmak isteyen sipahiler de vardı oraya giden, Orta Anadolu’dan birçok bölgeden gelip oraya yerleştiler. 1850’ye geldiğinde Drama nüfusu genellikle geçimini tütün ekiciliği ve ticaretiyle sağlamaktaydı. Drama Birinci Balkan Savaşlarına kadar yaklaşık 560 yıl Osmanlı hâkimiyetinde kalmıştır. Batı Trakya’dakiler Lozan’da Yunanistan’da kalacaklar, İstanbul’daki Rumlar da İstanbul’da kalacaklar mübadeleye tabi tutulmayacaklar. Bizimkilerden bazıları benim ailem de öyle Karasu’nun öte tarafına geçerek İskeçe’den Drama ’ya geçerek buraya gelmişler. Balkanlarda Türklerden başka kadim Balkan Ulusları, Bulgarlar, Sırplar, Rumlar, Arnavutlar ve Ulahlar vardı. Bunlardan başka Hristiyan Türkler, Peçenekler, Kumanlar. Bunlar daha sonra Müslümanlaşıyor ya da Slavlaşıyorlar. Daha batı da Müslüman Boşnaklar var. 1850 – 1860 yılları arasında Kırım Tatarları, Rumeli Göçmenleri ve Kafkas Göçleri geliyor. Bunlar ancak Anadolu’ya gelmiyorlar Rumeli’ye, Avrupa Türkiye’sine geçiyorlar. Ve çoğunuz bilirsiniz Rumeli Roma Diyarı demek biz Rum dediğimiz zaman yunan zannederiz ama değil Romalı demek o. Mesela Anadolu Selçuklu değildir, Rumeli Selçukludur.” diye ekliyor.
“Mübadeleye gelirsek mübadeleyi gençler fazla bilmezler ama Türkçesi değişim demektir. Yunanistan ve Türkiye arasında imzalanan bir antlaşma, bu konuşulup, tartışılırken birleşmiş milletler temsilcisi Dr. Nansen iki ülkenin de ekonomik olarak yıpranacağını, siyasal çalkantılarda olacağını düşünerek akılcı bir yöntemle değişimi öngörüyor. Ve kabul ediliyor. Her göç öyle ama trajedilere konu olmuş bir yöntem bu. O yüzden unutulmayacak bir yöntem. Bu mübadele ( karşılıklı değişim) 1927 yılına kadar sürdü. Bu yer değişimi sosyal, ekonomik, kültürel ve ailesel birçok soruna ve boşluğa sebep vermiş. En önemlisi de bu benim ailem ile ilgili yazdığım kitabın özeti. Çünkü aile ilişkilerinin ve bağlarının kaybolmasına sebebiyet vermiş. Ben de yıllar sonra böyle bir eksikliği hissettim ama büyüklerden diğer tarafa göçenler vardı. Geç kaldığım için zor oldu açıkçası. Ama yedi, sekiz nesle gidecek kadar toparladım. Sizlere diyorum ki anneniz, babanız bu dünyadan göçmeden sizler de geçmişinizi öğrenin ve çocuklarınıza aktarın. Yazın, yazılı bırakın. Kendi ailemin kitabını üç yüz tane bastırıp bütün akrabalarıma hediye ettim. Kitabın başına koyduğum bir söz ve gelecek nesillere örnek olacak diye söylüyorum.”
“ inşallah aradan yüz yıllar geçse de parmaklarımız birbirine değer.”
“O dönemde kara ve demiryolları yetersiz, dolayısıyla deniz yoluyla birçok insan geliyor. Belki de İşin trajedisini arttıramıyorsun bir yerde. Kimi şanslı insanlar iyi bir yer buluyor ama çoğu insan sağlıksız ortamlarda kalıyor. Hatta ölen bebekleri denize atmak zorunda kalıyorlar. Ve bunun üzerine taşıması için Ekim 1923 de Mübadele İmar ve İskân Bakanlığı kuruluyor. Bizimkiler ilk önce Söke’ye geliyorlar ve burada kendilerine değişimden dolayı üç katlı konak veriliyor. ‘Hayvanları nereye koyacağız’ diye bizimkiler itiraz ediyorlar. Ve babaannemin dayısının peşinden Akhisar’a gidiyorlar, oraya yerleşiyorlar.”
“Bizim Hüseyin Erol ile birlikte yazdığımız İzmit Esnaf ve Ticaret kitabı var, orada gördüm ki burada ki ticaretin iki unsuru var biri Mübadiller diğeri Gürcüler. Lazlar daha çok tarımsal faaliyetteler ile ilgilenmişler.”
“Akhisar’a gittiklerinde bir Yahudi mahallesine yerleştirilir bizimkiler.” diyor Feyzullah Yavuz Ulugün. Küçük halası orada doğduğunda Samime adını komşuları Yahudi aile koymuş.
“Ben doğduğumda babam adımı babasının adı olan Feyzullah adını koymak istemiş, annem de rüyasında aksakallı dede görmüş ‘Adı Yavuz olsun.’ demiş. Ve Feyzullah Yavuz adını koymuşlar. İki ismi de kullanıyorum. Kardeşime de diğer dedemin adı olan Abdullah adını vermişler. Yanına da Yavuz’a uysun diye Oğuz adını koymuşlar.”
“Babam Ahmet Ulugün, 1951 -1952 dönemi Ankara 2. Sanat Enstitüsü Kuyumculuk Bölümü’nden mezun olmuş. Babam çok yetenekli bir insandı. Türkiye’de dört diplomalı kuyumcudan birisiydi. Daha sonra annemle tanışıyorlar. Ve evleniyorlar.”
“Çantacı diye tabir edilen kuyumcular vardı o zamanlar, onlardan mal alınırdı. O çantacılardan bir tanesi olan Kolsuz Cihan şimdi Atasay kuyumculuk oldu.”
“Annemin babası olan Abdullah dedem yaşadığı Yeniköy’de ağa konumunda ve Belediye Başkanlığı yapmış.”
“Babam, Kocaeli Bölgesi’nin milli olan üç hakeminden birisiymiş.”
Galatasaray Lisesi’nden 1976 yılında mezun olmuş Feyzullah Yavuz Ulugün. 1981 yılında ise Yüksek Denizcilik Okulu’ndan mezun olmuş.
“Arkadaşlarımla Turizm Şirketi kurduk, daha sonra ben ortaklıktan ayrıldım. O şirket hâlâ devam ediyor. Benim de denizcilik hayatım başladı. O zaman Yüksek Denizcilik Okulu’ydu adı.”
Kılavuzluk da yapmış Feyzullah Yavuz Ulugün, gemi acenteliği kurmuş. Ve hâlâ gemi acenteliğine devam ediyor. Bir de Fethiye’de kiraya verdiği teknesi varmış Yavuz Ulugün’ün. Yat işletmeciliği de yapıyor.
“Genç Kocaelililer Derneği’nde Yönetim Kurulu Üyeliği, KYÖD Başkanlığı yaptım. Rotary Kulübü’ne 1998 yılında konuşmacı olarak davet edilmiştim ve o günden beri Rotary Kulübü’ nün içindeyim. Bir de Kocaelispor var bizim hayatımızda. Kocaelispor’un kuruluşunu hep 1966 derler ama aslında 1965 yılıdır.”
“Beni İzmit tarihine daha doğrusu denize iten kişi Muhittin Bakan’dır. Daldık bir daha çıkamadık” diyor.
Feyzullah Yavuz Ulugün’ün yirmi küsur kitabı bulunuyor. Hepsi değerli kitaplar. Üç kitap denizcilikle ilgili, diğerleri İzmit tarihiyle ve aile geçmişi ile ilgili kitaplar.
Etkinliğe Kocaeli Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü Öğretim Üyesi Esra Balcı ve bölüm öğrencileri de katıldı.
Feyzullah Yavuz Ulugün, ailesini geçmişten bugüne görselde fotoğraflarla da anlattı bizlere. “Son ve en önemli fotoğrafım” dediği kare olarak bizlerle çocuklarının ve torunlarının olduğu aile fotoğrafını da paylaştı.
Program bitiminde “Beni dinlediğiniz, değer verdiğiniz için ve özellikle Kocaeli ile ilgili bir şeyleri duymak için geldiniz, çok teşekkür ederim, bana renk kattınız.” dedi.