Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım…

12Şub/26Kapalı

Derin yoksulluk – Nihal ÖZGİRGİN

201334105333_thumb

Derin yoksulluk – Nihal ÖZGİRGİN

Bir önceki yazımda sosyal çürümeyi genel hatları itibarıyla sizlere anlatmaya çalışmıştım. Sosyal çürümeye neden olan etkenlerden başında ise ekonomik daralmanın yattığını belirtmiştim.

Ekonomik daralma derin yoksulluk adı verilen sosyal ve iktisadi bir kavramı doğurmaktadır.

Derin yoksulluğu bir erişememe hali olarak tanımlayabiliriz.

Toplumun bir kesiminin hayatını idame ettirebilecek temel gereksinimlere erişememe hali olarak özetleyebileceğimiz bir durumdur.

Bu durum toplumda yaygınlaşmaya başlarsa sosyal bir kaos ve gerileme halinin yaşanması kaçınılmaz olmaktadır.

Yoksulluk konusu ele alınırken ölçüt olarak iki şeye bakılmaktadır.

Birincisi göreli yoksulluktur.

Bu ölçütte hanelerin kullanılabilir gelir düzeyine bakılarak bir veri elde edilmektedir.

Göreli Yoksulluk değerlerine bakıldığında Türkiye de bölgelere göre bu durumun değiştiği görülmektedir. Marmara bölgesinde bu durum daha azken Orta ve Güney Doğu bölgelerinde bu durumun yüksek olduğu görülmektedir.

Bu ölçüt aslında gelir eşitsizliğini gösteren bir ölçüt olarak karşımıza çıkmaktadır. Nitekim AB verilerine göre gelir eşitsizliğinin en düşük olduğu ülkeler arasında yer alan Çekya ve Finlandiya’da yoksulluk oranları en alt seviyededir.

Buna karşılık gelir eşitsizliğinin yüksek olduğu İtalya, Romanya ve Bulgaristan’da yoksulluk oranları AB’nin ilk sıralarında yer alırken Türkiye az bir farkla ikinci sırada yer almaktadır.

Gelir eşitsizliğinde ise Türkiye uzak ara birinci gelmektedir. Vergi adaletinin ve isabetli sosyal politikaların sağlanmasını gerektiren çok boyutlu bir programla göreceli yoksulluğun önüne geçmek mümkün olabilmektedir.

İkinci ölçüt ise derin yoksulluktur. Derin yoksulluğun kriterleri arasında hanelerin gündelik yaşamını idame ettirdikleri kira, elektrik, su, kredi borcu gibi faturaları ödeme, beklenmedik harcama karşılama, iki günde bir et, tavuk, balık içeren yemek yiyebilme, evin ısınması, eskiyen giysilerin yerine yenisini alabilme, düzgün iki çift ayakkabıya sahip olmak gibi hususlar yer alır.

2022 yılı Gelir ve Yaşam Koşulları Anketi’nin verilerine göre bu alanlara dair sorulara verilen cevaplara bakıldığında 6 temel ihtiyacın hiçbirini karşılamayan hane sayısı 670 bindir. Bu 6 temel ihtiyacın 5’ni karşılayamayan hane sayısı ise 1 milyon 700 bindir.

Bu rakamlar ülkemizde derin yoksulluğun geldiği boyutu göstermesi açısından önem arz eder.

Bu yoksulluk rakamları sosyal adaletsizliğin yarattığı toplumsal travma tepkileri açısından önemlidir. Bu yoksulluk rakamları travmatik toplumlarda ortaya çıkan sosyal çürümenin hızı açısından önemlidir.

Yöneticilerin bu tablo karşısında başta vergi adaletini sağlayarak sosyal adaleti adil ve eşit biçimde ülke geneline yayacak politikalar oluşturması elzemdir.

Saygılarımla…

https://www.kocaeligazetesi.com.tr/makale/27435542/nihal-ozgirgin/derin-yoksulluk?fbclid=IwY2xjawP6iedleHRuA2FlbQIxMQBicmlkETEwUmcwWkxMdkdmNFJWN2RUc3J0YwZhcHBfaWQQMjIyMDM5MTc4ODIwMDg5MgABHiyS3YFzfae30X-9oVXKnPdRjauCaUTY5tcYcM1rniLV3QAmxFb7U6I72HMw_aem_FWfX2IFRgsDsH-GNJVjg2g

Bu yazıyı beğendiniz mi?

RSS Kaynağımıza abone olun!

Yorumlar (0) Geri izlemeler (0)

Üzgünüz, yorum formu şu anda kapalı.

Geri izleme yok.