Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım… Şikayet edeceğine sen de alternatifini oluştur.

14Oca/220

KİMLER ISRARLA ZIRVALAR? – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sKİMLER ISRARLA ZIRVALAR? - Ruhittin SÖNMEZ

Örnekleri o kadar çoğaldı ki? Anlı şanlı kişiler gerçeklikten kopuk, yalan olduğu kolayca öğrenilebilecek laflar edebiliyor. Halkın oyuna muhtaç olduğu halde, halkın halinden hiç anlamadığını gösteren sözler sarf edebiliyor.

Mesela, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati “Halkın koşa koşa döviz hesaplarını kur korumalı mevduata (KKM) çevirdiğini” söyledi. Birkaç gün sonra resmî açıklamalardan anlaşıldı ki, döviz mevduat hesaplarında hiç azalma olmadığı gibi artış olmuştu.

Bakan Nebati, 20 Aralık operasyonunda, “Devletin bir müdahalesi olmadığını, kurdaki düşüşün yerleşiklerin satışıyla gerçekleştiğini” söyledi. Bir hafta sonra, Merkez Bankası rezervleri açıklanınca çok ciddi müdahale yapıldığı ortaya çıktı.

Bakanın, bu sözleri söylediğinde, “yalan söylediğinin” ortaya çıkabileceğini öngörmemiş olması düşünülemezdi. O halde güvenilirliğini kaybetme pahasına niye böyle konuştu?

AKP Genel Başkanı ve CB Erdoğan AKP kurulmadan çok önce yapılmış eserleri “biz yaptık biz” diye sahiplendiğinde bunun doğru olmadığını elbette biliyordu.

Ekonomik krizin gittikçe genişlediği, yüksek enflasyonun kitleleri perişan ettiği, fakirleşmenin derinleştiği, Türkiye ekonomisinin birçok alanda 20 sene öncesinden kötüye gittiği bir ortamdayız. Devletin bütün rakamları Erdoğan’ın elinde, kendisi durumun ciddiyetini en iyi bilebilecek durumda.

Böyleyken ve bu kötü tablonun mimarı olduğu halde, “ekonomide başarı hikayeleri yazdıklarını” söyleyebiliyor. Hatta “Türkiye'nin sergilediği performans ile dünyanın en büyük 10 ekonomisine girme hedefine hiç olmadığı kadar yakınız” gibi gerçeğe taban tabana zıt açıklamalar yapabiliyor.

Acaba doğru olmadığı hemen ortaya çıkabilecek ve halkla alay eder gibi sarf edilen böyle sözleri hem de miting meydanlarında neden ve nasıl konuşabiliyor?

AKP’li sözcüler rüşvet, iltimas ve nepotizm gibi suç/ günahları için “günah işleme özgürlüğü” ve “ayette Allah yakınlarınıza bakmayı emrediyor” gibi saçma savunmalar yapabiliyorlar.

MHP, BBP Genel Başkanları; Saraydaki yöneticiler ve bakanlar da birçok saçma sözler ediyorlar.

Uzun zamandır, “gerçeğe aykırı olduğu kolayca ortaya çıkabilecek beyanları ve halktan kopukluğun işareti olan konuşmaları niye yaparlar?” diye düşünüyordum.

Yeniden Aydınlanma Derneği (YAD)Genel Başkanı, arkadaşım,Halil Konuşkan felsefe okumuş bir eğitimcidir. Halil Konuşkan’ın kısa Facebook paylaşımında o aradığım cevabı ve felsefi açıklamasını buldum.

****

Yeniden Aydınlanma Derneği (YAD) Genel Başkanı Halil Konuşkan’ın tespiti şöyle:

“BBP Genel Başkanı Mustafa Destici ‘kasaptan et alamıyorsanız, kuzu kesin!’ demiş ya, millet bunu diline doladı. Haksızda değiller, çünkü 1 kg et alacak parası olmayan kuzu alacak parayı nereden bulsun, değil mi?

Biz bu saçma beyanattan ziyade bir insanın nasıl böyle saçmalayabildiğini incelemek istiyoruz.

Dikkat edilirse bu yandaşların ilk saçmalıkları değil. Peki niye saçmalıyorlar?

İnsanoğlunu diğer canlılardan ayıran iki önemli yeti var; bunlar akıl ve ahlak.

Tanrı vergisi olarak insan akla uymayanı hemen kavrar. Hatta akla uymayanı yapan kişinin zihni bile bunu kavrar. Ne var ki çıkar ilişkileri sebebiyle bir defa hatalı konumlanma yapılmıştır. Bu konum dolayısıyla akla uygun olmayanı savunmak gerekmektedir.

Bu ise ahlakî olmayan ve aklî de olmayan yeni bir tutum belirlemeyi gerektirecektir.

Tanrının insana bahşettiği aklı ve ahlakı devre dışı bırakanların savunmaları ve açıklamaları da tabii ki akılsız, ahlaksız ve saçma olacaktır.”

***********************************

TERÖRLE MÜCADELE EDİYOR-MUŞ GİBİ DAVRANMAK

PKK ile “Özerk Kürdistan” pazarlıkları yapan, “açılım sürecinde” Kandille görüşmeleri için HDP milletvekillerini Kandil’e gönderen, terörist başı ile müzakere yürüten; son İstanbul Belediye seçimlerinde A. Öcalan’dan mesaj getirtip okutan, Osman Öcalan’ı TRT’ye çıkaran AKP idi.

Daha dün, “Edirne’deki (Selahattin Demirtaş), en büyük hesabı İmralı’dakine (A. Öcalan’a) verecek” cümlesini sarf eden de AKP Genel Başkanı Erdoğan’dı.

FETÖ’yü devletin kılcal damarlarına kadar sokan, TSK’nın vatansever subaylarını birlikte tasfiye eden, “ne istedilerse verdik” diyen de AKP idi.

Fakat sütten çıkmış ak kaşık gibi rakiplerine “teröre ve teröriste destek vermek”suçlamalarını yapabilmek -ahlaki olarak ne kadar sorunlu olsa da- müthiş bir propaganda başarısı sayılabilir.

****

Bir HDP’li kadın milletvekilinin 2017’de öldürülen bir PKK militanı ile dağdaki karargahlarında çekilmiş resmi servis edildi. Bu görüntü tahammül edilir gibi değil.

Bu olay üzerine, İktidarın başı Tayyip Erdoğan “PKK terör örgütünün uzantılarını parlamentomuzda görmek istemiyoruz. Bu teröristlerden oluşan parlamento, demokratik bir parlamento olamaz”dedi.

Küçük ortağı Devlet Bahçeli durur mu? O da "Terör örgütüne eleman devşiren HDP’yi, Türk siyasi ve demokrasi hayatında bir saniye bile görmeye tahammül edemiyoruz” diye kükredi.

Oysaki, R.T. Erdoğan, “çözüm sürecinin” arkasındaki siyasi irade olarak anılır. Devlet Bahçeli’nin de TBMM’de HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Sezai Temelli ile tokalaşırken yüzündeki sevecen ifadesi hiç unutulmadı. Ahmet Türk’ün hastalık mazereti uydurularak hapisten çıkmasını sağlayan da Bahçeli idi.

Ayrıca, belli ki devletin elinde bu görüntü daha 2017’de yani O kadın milletvekili seçilmeden önce de vardı. Ama nedense milletvekili adayı olmasına izin verilmiş.

HDP’nin, teröristle milletvekilinin resmi çıkmadan önce de yapısı aynıdır, hiç değişmedi. PKK terör örgütü ile irtibatını devlet en ince detayına kadar eskiden de biliyordu, şimdi de biliyor.

Buna rağmen “devlet aklı ”HDP’nin kapatılmasını doğru bulmuyor olmalı ki bugüne kadar HDP faaliyetlerine izin verildi.

“Devlet aklı” dediğimiz irade belki de, HDP kapatılırsa, PKK irtibatlı milletvekillerinin ve yöneticilerin diğer partilere dağılmasını istemiyor olabilir. Belki “HDP bünyesinde iken bu kitleyi daha kolay kontrol edebileceğini” düşünmektedir. Dış dünyaya karşı daha demokratik bir görüntü vermek, dış baskıları azaltmak veya “6 milyon taraftarı olan bir kitleyi doğrudan terör örgütüne itmemek” istiyor da olabilir.

Bu görüş değişmediği taktirde Erdoğan ve Bahçeli’nin sözlerinin terörü bir seçim propaganda malzemesi olarak kullanmaktan öte bir anlamı yoktur. Terörle mücadele ediyor -muş gibi davranmaktır.

13 Ocak 2022

Bu yazıyı beğendiniz mi?

RSS Kaynağımıza abone olun!

Yorumlar (0) Geri izlemeler (0)

Yorum yapılmadı.


Leave a comment

Geri izleme yok.