Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım… Şikayet edeceğine sen de alternatifini oluştur.

ahsen okyar
18Eyl/170

Menderes, Polatkan, Zorlu…

IMG_8326

ZORLU VE POLATKAN 16 EYLÜL, MENDERES 17 EYLÜL'DE İDAM EDİLDİ

Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan, 16 Eylül 1961 tarihinde sabaha karşı idam edildi.

Menderes ise 17 Eylül 1961‘de sağlık muayenesini yapan doktor heyetinden "sağlam" raporu alınmasının ardından, İmralı Adası'na götürüldü ve 17 Eylül'de saat 13.21'de İmralı Adası'nda idam edildi.

TBMM, 1990 yılında çıkardığı yasayla, Menderes, Polatkan ve Zorlu'ya itibarlarını iade etti.

6d6f3b6a6324c679ce67cb16d6e9e87d

Kategori: Mesaj Yorum yok
18Eyl/170

Karadeniz’in en güzel 10 yaylası – Selim ONAT

Karadeniz’in en güzel 10 yaylası - Selim ONAT

55ea27c4f018fbb8f86e9d5cHavalar hiç esmiyor. "Sıcaktan ve şehir hayatından bunaldık" diyorsanız bu seçki tam size göre. Karadeniz, serin dereleri, temiz havası ve yemyeşil doğası olan yaylalarla dolu. Büyük jürimiz görmeniz gereken en iyi 10 yaylayı seçti. Beşinin ilk tercihi Pokut Yaylası oldu.

17Eyl/170

Kanada’da bir Kandıralı…

3

9 Eylül 2017 Cumartesi / Kandıra Lisesi mezunları 12’nci geleneksel pilav gününde buluştu. Sosyal medyanın tanış ettiği, İTÜ mezunu, Kanada Richmond, Britanya Kolumbiyası’nda yaşayan Film İndutry’de çalışan Serhan Demir hemşehrim ile yüzyüze de tanışma imkanı bulduk.

17Eyl/170

Cavit Bacanağın bostanları..

IMG_7465

1 Eylül 2017 Cuma / Bayramın Birinci günü Sedat Baykara amcalara Bayramlaşma için gittiğimizde Cavit Sözer enişte Kandıra’daki özel bostanından getirdiği Karpuzu kesmek üzere Burak beye teslim etti.

17Eyl/170

Hatice Kübra hanımefendi sosyal medya hesabında aşağıdaki notu düşmüş.. Bilgilerimize..

 Hatice Kübra hanımefendi sosyal medya hesabında aşağıdaki notu düşmüş.. Bilgilerinize..

Geçenlerde İstanbul'da bir Camiinin yakınında güneşin alnında arabasında bebeğini uyutan muhtemelen eşini bekleyen oldukça tesettürlü bir hanıma şahit oldum.
Hepimizin hataları mevcut.
Hepimiz zaman zaman gaflete duçarız.
Hepimiz nankör yanımıza bir eliyle bir kulağıyla bağlı..
Ancak Tarikatlerin içinde olup, her hafta muhakkak sohbet dinleyen bir hanım ; ...
Arabada bebek uyutmanın zararlarını bilmiyorsa,
Giydiği çarşafın kumaşı naylon, elbisesi naylon ise ve bunun zararından da haberi yoksa,
GDO’lu gıdaları tüketiyor ve bu gıdalardan rahatsızlık duymuyor, protesto etmiyorsa,
Yediği hazır ürünlerin gıda olmadığını ve hücrelerin teşbihini bozduğunu hiç bir cemaat sohbetinde duymadıysa,
Hanımlar arasında dahi başörtüsünü açmaya imtina ederken,
Organlarını aldırabiliyorsa,
Abdestsiz namazsız gezmezken,
Ateist, emperist zihniyetlerden şifa medet umuyorsa,
Bedeninde çıkan yaranın, göğüs kafesinde oluşan yanmanın manevi boyutunu okuyamıyor,
Bir baş ağrısına sabır gösteremiyorsa,
Tarikatler siyonizme en büyük hizmeti veriyor, İslam âlemini güzelce uyutabiliyor demektir.
Cemaatlerde ki sofraya , yiyecek ziyafetine, yemek çeşitliliğine düşkünlük maalesef diz boyunu aştı..
Çağın müslümanının en büyük gafleti midesi oldu..
Çeşit yemek, yatana kadar yemek, oruç tutmakta zorlanmak..
Tarikatler ilk önce bunları aşmalı ve toplum bu günahlara hiç bulaşmamalı

Sued@

Kategori: Mesaj Yorum yok
17Eyl/170

Tuna Okyar Cumhuriyet Parkın da..

IMG_8095

11 Eylül 2017 Pazartesi / Tuna Okyar İzmit Çocuk Parkında

16Eyl/170

Muhammet Sakaoğlu’na medya’da KOCABAYRAMLAR (2013-2016) kitabı..

IMG_8166

14 Eylül 2017 Perşembe / Kocabayramlar’da Camii İmam Hatibi olarak görev yapan Muhammet Sakaoğlu’na medya’da KOCABAYRAMLAR (2013-2016) kitabını takdim ettim.

16Eyl/170

Ülkemizin Önündeki En Büyük Sorun; CHP’nin Başında Kılıçdaroğlu… MHP’ nin Başında da Bahçeli’nin Mevcudiyetidir. Neden…..? – Hasan YILMAN

12002149_885272814897266_3233925131967441841_nHasan Yılman bey bugünkü paylaşımında; Tarihte bu gün kapsamında 15 Eylül 2015' te yayımladığım bir analiz yazım.

Yüce TÜRK Milletinin DİKKATİNE.....!

KİM HAKLI ÇIKMIŞ...? İbreti alem için lütfen okumanızı tavsiye ederim.” demiş..

Ülkemizin Önündeki En Büyük Sorun; CHP'nin Başında Kılıçdaroğlu... MHP' nin Başında da Bahçeli'nin Mevcudiyetidir. Neden.....? – Hasan YILMAN

15 Eylül 2015, 11:46 

16Eyl/170

İbrahim Yılmaz kızı Merve’yi evlendirdi..

IMG_7714

4 Eylül 2017 Pazartesi / Songül – İbrahim Yılmaz çiftinin güzel kızları Merve ile Gülümser – İsmail Bayram’ın yakışıklı oğlu Eray evlendi.

16Eyl/170

Ahat URUK – Türk Müziği Yorumcusu, Koro Yönetmeni (1965 Sivas / 16 Eylül 2007 İzmir) – Mustafa ENÜL

a15 - Kopya

15Eyl/170

Kocaeli Gazeteleri,

z3

15Eyl/170

21 Ekim 2017 Cumartesi günü için başkasına söz vermeyiniz.. Bekleniyorsunuz..

IMG_8181

Toplantı hazırlıkları başladı.. Dostları beklerim.. Eylül ayı içindeyiz.. Biraydan fazla zaman var..

15Eyl/170

Ahde Vefa Ne Güzeldir – Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrakAhde Vefa Ne Güzeldir - Seyfettin KARAMIZRAK Eğitimci

Ahd iki tarafın sözleşmesi demektir. Bir taraf söz verirse bu vaad olur. Vefa ise, “sevgiyi sürdürme, sevgi ve dostluk bağlılığı” anlamındadır. Ahde vefa ise, “verdiği sözünü yerine getirmek” demektir.

Vefalı insan, hata yaptığında dostunu yalnız bırakmaz, bağışlayıcı olur. Zorluk zamanlarında insanın sevgisi, sadakati ve vefası daha iyi ortaya çıkmaktadır.

Öğretmen okulu, dördüncü sınıfta okuyorduk. Edebiyat öğretmenimizin dersi vardı. Teneffüste birkaç kişi derslikte oyalanıyorduk. Bir arkadaşımız öğretmenin takma adı olan “çaylak” sözcüğünü sandalyenin altına, zemine tebeşirle yazdı.

Kendisine “yazma” diye çok ısrar etmemize rağmen, “eğilip bakmaz” merak edilecek bir şey yok” dedi.

Edebiyat öğretmenimiz derse başladıktan bir süre sonra, sandalyeyi ileri geri oynatırken “çaylak” sözcüğünü gördü. Takma adını biliyordu, ayağa kalkarak, “bu yazıyı kim yazdı?” diye sordu. Derslikte çıt yok. Bu sefer, “teneffüste içeride olanlar tahtaya çıksın ” dedi.

Teneffüste derslikte olanlarımız eksiksiz çıktık. Tabi aramızda yazıyı yazan da var. Bize tekrar sordu: “Bu yazıyı kim yazdı?” diye.

Yine bizden ses yok. Bu sefer, “yazanı gören var mı?” Diye sordu. Hepimiz de görmüş, hatta “yazma” diye müdahale etmiştik. Fakat söylememiz imkânsızdı. Arkadaşımızı asla ele vermeyecektik. Öğretmenimiz bu tavrımıza iyice kızdı.“demek yazanı ele vermeyeceksiniz, bravo size. Ben de sırayla sizi dövmeye başlayacağım, ta ki söyleyene kadar” dedi.

Ceketini çıkardı, o anda, yazan arkadaşımız ileri çıkarak, “hocam ben yazdım, arkadaşlarımı dövmeyin lütfen” diye itirafta bulundu. Bu duruma yine de sevinememiştik. Nitekim gözümüzün önünde, “siz misiniz kahramanlık gösteren”der gibi insafsızca arkadaşımıza meydan dayağı çekti.

Demem o ki, gencecik öğrencilerdik ve arkadaşımızı ele vermemiştik. Fakat O’da bizi koruma adına dövülmeyi göze almıştı. Bunun adı ahde vefaydı bize göre.

14Eyl/170

Tanin Helvacı’nın Venedik Maske Karnavalı resimleri Kandıra da…

IMG_7892

9 Eylül 2017 Cumartesi / Kandıra Lisesi Mezunlar Derneğinin 12. geleneksel toplantısına katılan Tanın Helvacı 1967-1970 dönemi Kandıra Ortaokulundan sınıf arkadaşım. İTÜ İnşaat Mühendisliği Fakültesi mezunu.. Bir bir İnşaat Mühendisi.. Venedik Maske Karnıvalına katıldığı tabloları mezunlar gününde sergiledi.. Sağolsun..

14Eyl/170

HÂKİMLERİN VİCDAN SAHİBİ OLMASI GEREKİR – Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezHÂKİMLERİN VİCDAN SAHİBİ OLMASI GEREKİR - Ruhittin SÖNMEZ

“Hâkimler bakımından, vicdan hüküm verirken dikkate alınması gereken son derece önemli bir kavramdır.

Anayasamıza göre, hâkimler görevlerinde bağımsızdırlar. Anayasa’ya, kanuna, hukuka ve vicdanlarına göre hüküm verirler. Bu nedenle hâkimin anayasayı, kanunu ne derece iyi bilmesi gerekiyorsa vicdani süreçleri de o derece iyi bilmesi ve en önemlisi de VİCDAN SAHİBİ olması gerekir.

Bir yargı mensubunu üstün kılan, onu kendi istek ve hırslarından kurtararak, sadece hukuku uygulamasını emreden vicdanıdır.”

Bir hukukçu olarak her kelimesine katıldığım bu sözleri, Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit’in yeni yargı yılı açılışında yaptığı konuşmasından aldım.

Bu sözler sadece birer temenniden ibaret kalmamalı. Çünkü “Halkın yargıya duyduğu güven ve memnuniyetin artması gerekir.”

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün ifade ettiği beklentisi bizim de beklentimizdir:

“Yargı camiamızdan beklentimiz, aziz milletimizin bir tek ferdinin dahi adaletsizlik hissine kapılmaması için titizlik ve gayret gösterilmesidir.”

Ülkemizin 15 Temmuz 2016 da yaşadığı Darbe Teşebbüsü ağır bir travma idi. Bu travma sonrası Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile görevden almaları, gözaltılar, tutuklamalar, yargılamalar izledi. Bu işlemlerin arasında elbette hatalar da yapıldı.

Bunların sayısı o kadar fazla ki gittiğimiz her yerde mağduriyetinden yakınan insanlar veya yakınları ile karşılaşıyoruz.

13Eyl/170

Türk ve Dünya Tarihinde 13 Eylül Günü Yaşanan Önemli Olaylar

Türk ve Dünya Tarihinde 13 Eylül Günü Yaşanan Önemli Olaylar

1788 : New York Birleşik Devletler'in federal başkenti oldu.

1921 : Sakarya Meydan Savaşında yaralanan Mustafa Kemal Paşa'ya Gazi unvanı verildi.

1923 : İspanya'da General Primo de Rivera 1923'de bir darbeyle yönetime el koydu.

1925 : Şark İstiklal Mahkemesi'nde yargılanan gazeteciler Mustafa Kemal Paşa'dan af istediler. Mustafa Kemal Paşa'nın mektubu üzerine beraat ettiler.

1950 : Milli Eğitim Bakanlığı valiliklere gönderdiği bir genelgeyle öğretmenlerin parti işleriyle uğraşmasını yasakladı.

1953 : Türk-Alman Milli Atletizm Şampiyonasında Türk atletleri 3 birincilik aldı.

1964 : Birleşmiş Milletler Barış Gücü kuşatma altındaki Kıbrıs, Erenköy'e yiyecek ve battaniye ulaştırdı.

1977 : İkinci Milliyetçi Cephe hükümeti 8 Eylül 1977'de istikrar önlemleri paketiyle birlikte zamları da açıklamıştı. Uluslararası Para Fonu, IMF 13 Eylül'de önlemleri yetersiz bulduğunu açıkladı.

1980 : Milli Güvenlik Konseyi Başkanı Kenan Evren devlet başkanlığını üstlendi.

1980 : Süleyman Demirel ile Bülent Ecevit Gelibolu'daki Hamzaköy askeri tesislerinde, Necmettin Erbakan İzmir Uzunada'da "güvence" altına alındı. Alparslan Türkeş'e teslim ol çağrısı yapıldı.

1987 : Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı Rahşan Ecevit görevinden ayrıldı. Yerine, oy birliğiyle Bülent Ecevit seçildi.

1993 : Sosyalist İktidar Partisi (SİP) kuruldu.

1993 : Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) lideri Yaser Arafat ve İsrail Başbakanı Yitzak Rabin bazı konularda anlaşmaya vardılar. Buna göre, İsrail Gazze ve Jeriko'dan çekilecek, Filistinliler Gazze, Jeriko ve Batı Şeria'nın bir bölümünde kendilerini yönetme hakkına sahip olacak.

1993 : İspanya'da yapılan Uluslararası Asturia Film Festivali sonuçlandı. Memduh Ün, "Zıkkımın Kökü" filmiyle en iyi yönetmen ödülünü aldı.

1997 : Polonya'da yapılan Dünya Grekoromen Güreş Şampiyonası'nda Ercan Yıldız'la Şeref Eroğlu altın madalya kazandı.

2000 : Milli Gençlik Vakfı şubeleri yurt genelinde kapatılmaya başlandı.

1924 : Horasan Erzurum Depremi. 6.8 büyüklüğünde bir deprem oldu. Depremde 60 kişi hayatını kaybetti

http://tarihtebugun.bidibidi.com/ay-ay-tarihte-bugun/eylul_ayi/eylul-13-eylul.html

Kategori: Mesaj Yorum yok
13Eyl/170

13 EYLÜL – VİYANA’DAN SAKARYA’YA – Süleyman PEKİN

13 EYLÜL – VİYANA’DAN SAKARYA’YA – Süleyman PEKİN

Koşturduğumuz atların nalları döküldü

Kaderimiz Kızılırmak gibiydi içe büküldü

Demiş Şair ama niye demiş, nerde demiş? 1299’larda kurduğumuz ve 15’le 16.yy’ların Süper Gücü olan Cihan İmparatorluğumuzun kaderinin tersine dönmesine.. Ve onunla birlikte Türk Milleti’nin talihinin makûsiyet kesbetmesine..

14 Temmuz 1683’te başladı II.Viyana Kuşatmamız; devâsa bir ordu, devâsa bir komutan ve devâsa iddialarla. 2 ay sonra 13 Eylül’de savaş bittiğinde nâmağlûp bilinen bir ordu yenilmiş, komutan idam edilmiş ve hepsinden daha önemlisi Osmanlı artık Gerileme ve Dağılma iklimine doğru girmişti.

Tam 238 yıl sürdü bu sürükleniş. Tesbih taneleri gibi ülkelerden biriktirdiğimiz Devlet-i Âliye’den bu sırada elimize bir tek Anadolu kalmış; onun da kaderi batısından ve güneyinden çorap gibi sökülmeye başlamıştı.

23 Ağustos’ta başladı 2,5 asırlık kötü gidişâtımızı durduran savaş ve 13 Eylül 1921’de tam 22 günlük / gecelik canhıraş bir boğuşmadan sonra bitti. Avusturya’nın Başkenti olan Viyana önlerinden başlayan geri çekilişimiz 2 bin kilometre sonra Ankara’nın Polatlı İlçesi yakınlarında sona erdi.

Tuna Nehri’nin öbür yanında başlayan mücadelemiz Sakarya Nehri’nin beri yanında bitti. Ve Necip Fazıl’ın meşhur Sakarya Türküsü’ndeki gibi iki büklüm vaziyetteki Türk Milleti’nin Ayağa Kalk’masıyla nihayetlendi. Zaten bu şiir yazıldığında Sakarya Zaferi daha 28 yaşına basmamıştı, yani bilinçaltı “Sırtına Sakarya’nın, Türk tarihi vurulur” mısraındaki kronolojik bakışla doluydu.

Atlarla “Dörtnala geldik Uzak Asya’dan” ve “Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket bizim” dedik. Onbinlerce atın kişnemesiyle girdiğimiz Viyana topraklarından ayrılırken onbeşbin şehit, onbinlerce yaralı ve beş bin esir bıraktık ardımızda. Ve Kısrakbaşı Anadolu’da yine bir at sembolleşecekti 5.713 şehit ve 18 bin yaralımızın yanında; adı Sakarya.

Atatürk’ün Büyük Taarruz’da sırtında duracağı ve sonradan Latife Hanım’a evlilik için hediye edeceği kahraman atı Sakarya.

II.İnönü Savaşı’nda sonra Mustafa Kemal’in İsmet Bey’e çektiği bir telgraf var: “Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz. İstilâ altındaki talihsiz topraklarımızla birlikte bütün vatan, bugün en ücra köşelerine kadar zaferinizi kutluyor. Düşmanın istilâ hırsı, azminizin ve vatanseverliğinizin yalçın kayalarına başını çarparak paramparça oldu.

Aslında o telgraf Sakarya Savaşı’nın, yani o en kritik zafer aşamasının telgrafı olmalıydı ve M.Kemal Paşa’ya çekilmeliydi. Zira Mart sonundaki II.İnönü Savaşı’ndan 4 ay sonraki Kütahya – Eskişehir Savaşları’nda öyle bir yenildik ki Sakarya Nehrinin doğusuna kadar çekildik. Öyle ki top sesleri artık Ankara’daki TBMM’den bile duyuluyordu. O yüzden “Vatan, Millet, Sakarya!” diyoruz.

Biz Türkler - II.Viyana yada Sakarya - nedense savaşları başlangıç tarihi itibariyle duyumsayabiliyoruz. Oysa aslolan neticedir. Ha, başlangıçsever bir halk olarak ille bir start vereceksek her sene okulların açılmasını 13 Eylül tarihiyle otomatiğe bağlayalım; böylece yüzlerce yıllık bir şuur serpintisiyle Bismillah demiş oluruz her yeni eğitim dönemine.

Vira Sakarya!

13Eyl/170

Kandıra Lisesi mezunları 12’nci geleneksel pilav gününde buluştu.

21371213_10155535563616181_7893860999887540060_n - Kopya

9 Eylül 2017 Cumartesi / Kandıra Lisesi mezunları 12’nci geleneksel pilav gününde buluştu.

12Eyl/170

12 Eylül Öncesi Ülkücü Bir Genç – Halil KONUŞKAN

halil konuşkan12 Eylül Öncesi Ülkücü Bir Genç - Halil KONUŞKAN

Bugün 12 Eylül 1980 öncesi kendi yaşadıklarımızı yazacağız. Uzun zamandır bunları yazılı bir metne almayı düşünüyor ama nefsimizi okşamaması için hep klavyenin başından kalkıyorduk. Ancak reklam için gerek yandaş televizyon kanallarında gözyaşı döken, gerekse bu gözyaşlarını afişe edenleri görünce kararımızı değiştirdik.

*Öte yandan bütün yaşanmışlıklar sadece bizim hafızamızda yaşandıkça kimseye aktarılmadan duracak, sözlü anlattıklarımız ise unutulacak.

*Çünkü; söz uçar yazı kalır.

*Sözlerin uçmaması için bizden daha çok yaşanmışlıkları olan büyüklerimizin de içinden geçtikleri badireleri yazıya dökmelerini arzu ediyor, sizlere 12 Eylül 1980 öncesi yaşadıklarımız ile ilgili ufak bir otobiyografi sunuyoruz.

12Eyl/170

Meral Akşener Susturulamaz!..

m

Kategori: Şiir Yorum yok