Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım… Şikayet edeceğine sen de alternatifini oluştur.

ahsen okyar
10Ara/180

GERÇEK BİR DÂVA ADAMI AV. ZEKİ HACIİBRAHİMOĞLU – Dr. Sakin ÖNER

2012817223256GERÇEK BİR DÂVA ADAMI AV. ZEKİ HACIİBRAHİMOĞLU - Dr. Sakin ÖNER

Zeki Hacıibrahimoğlu benim en yakın gençlik arkadaşlarımdandır. Kendisi ile İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi. 1967 yılından beri tanışırız. O Hukuk Fakültesi’ni bitirdi, avukat oldu. Ben de 1965 yılında girdiğim İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1967 yılında ayrılarak aynı üniversitenin Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümüne girdim ve 1971 yılında bitirerek Edebiyat Öğretmeni oldum. Askerliğimizi de 1975 yılında aynı dönemde kısa süreli olarak yaptık. Arkadaşlığımız ve dostluğumuz bugüne kadar yarım asrı aşan bir sürede devam etti. Bizi bu uzun süreli dostluğa taşıyan, ortak değerlerimiz, ideallerimiz ve kavgamızdı.

10Eyl/180

FUAT UĞUR’A AÇIK MEKTUP: “ANDIMIZ”IN IRKÇILIKLA İLGİSİ YOKTUR – Dr. Sakin ÖNER

sakin önerFUAT UĞUR'A AÇIK MEKTUP:

“ANDIMIZ”IN IRKÇILIKLA İLGİSİ YOKTUR - Dr. Sakin ÖNER

Sayın Uğur, Türkiye gazetesinin 8 Eylül 2018 tarihli nüshasındaki yazınızda Sözcü gazetesinin üç gün önce Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’a yaptığı “Açılım yüzünden kaldırılan Andımız yeniden okunsun” çağrısına tepkinizi içeren yazınızı ibretle okudum.

"Andımız"dan "İlköğretim okullarındaki tüm öğrencilere papağan gibi ezberlettirilen bir metin" olarak bahsetmişsiniz. Sayın Uğur, "Andımız" papağana ezberletilen bir tekerleme değil, çocuklarımıza milli kimliklerini kazanmaları, insani ve ahlaki değerleri içselleştirerek benliklerini geliştirmeleri amacıyla okutulan bir metindi. Milli birlik ve beraberliğimize önemli katkı sağlayan "Andımız", aynı zamanda çocuklarımızın iyi, vicdanlı ve saygılı bireyler olabilmelerine katkı sağlamak amacıyla okutuluyordu.

9Şub/180

2019 REJİM SEÇİMİ – Dr. Sakin ÖNER

sakin öner2019 REJİM SEÇİMİ - Dr. Sakin ÖNER

Türk milleti, 2019 yılında üç farklı seçim yapmak zorunda. Mart 2019’da Yerel Yönetimler Seçimi, Kasım 2019’da Milletvekilliği Genel Seçimi ile Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılacak. Bu seçimlerin en önemlisi de, 16 Nisan 2017’de yapılan Referandum sonucunda kabul edilen Anayasa değişikliğinden sonra, Partili Cumhurbaşkanlığı bölümü gerçekleşen “Cumhurbaşkanlığı Hükümeti Sistemine Geçiş Seçimi”dir. Bu seçimle, Türkiye’nin 23 Nisan 1920’den bu yana uyguladığı “Parlamenter Sistem” ve “Tarafsız Cumhurbaşkanlığı Sistemi” sona erecektir. Bütün devlet kurumları da bu sisteme göre yeniden yapılandırılacaktır. Dolayısıyla 2019’da yapılacak seçim, normal bir seçim değil, milletin tabi olmak istediği rejimi tercih etme seçimidir.

Eğer seçimler normal tarihinde yapılırsa, Yerel Yönetimler Seçimine bir yıl, Milletvekili ve Cumhurbaşkanı seçimine 20 ay var. Hükümetin önünü görebilmesi açısından Yerel Yönetimler Seçimini 2018 sonbaharına çekme ihtimali üzerinde de duruluyor. Ayrıca önümüzdeki günlerde yapılacak uyum yasaları çerçevesinde; bütün illerde bütün ilçelerin bütün şehir kapsamına alınacağı, belde ve ilçe belediyelerinin tamamen lağvedileceği, yerlerine il belediye başkanlıklarının şubelerinin açılması yönünde çalışmalar yapıldığı söyleniyor.

Bu arada Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili seçimleri kapsamında düşünülen siyasi ittifakın, Yerel Yönetimler Seçiminde de yapılmasına imkan sağlayacak düzenlemeler üzerinde çalışıldığı belirtiliyor. Yerel Yönetimler Seçimi, bir bakıma Milletvekilliği ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin sonucuna da ışık tutacak. Bu yönden çok önemli. Bu yüzden de, iktidar önünü görebilmek için bu seçimi erkene çekebilir.

4Oca/180

2018’İN ŞİFRE SÖZCÜĞÜ: “KORKMA!” – Dr. Sakin ÖNER

sakin öner2018’İN ŞİFRE SÖZCÜĞÜ: “KORKMA!” - Dr. Sakin ÖNER

Yeni bir yıla girdik. Her yeni yıl, yeni bir başlangıçtır. Açılan yeni ve temiz bir sayfadır. Bu sayfanın yıl sonunda mutluluk sözleri ile sonuçlanması, milletçe göstereceğimiz omurgalı duruşa ve ortaya koyacağımız sağlam iradeye bağlı. Bütün umudunu kaybetmiş, ezik ve silik bir duruş sergileyenlerin, mutlu sona kavuşmaları mümkün de değildir, hakkı da değildir.

Birinci Dünya Savaşı sonunda, müttefiklerimizle birlikte biz de yenik sayıldık. Ordumuz dağıtıldı ve ülkemizin dörtte üçü düşman ordularınca işgal edildi. Tarih boyunca esarete düşmemiş, hür ve bağımsız yaşamış Türk milleti, büyük bir korku içindedir. Bu, hürriyet ve istiklâlini kaybetme, esarete mahkûm olma korkusudur. Vatanı, bayrağı ve devleti ile tarih sahnesinden silinme, yabancı devletlerin boyunduruğuna girme korkusudur. En kötüsü, Türk milleti özgüvenini ve umudunu kaybetmiştir.

6Ara/170

SEÇİMİN KİLİDİ NASIL ÇÖZÜLECEK? – Dr. Sakin ÖNER

sakin önerSEÇİMİN KİLİDİ NASIL ÇÖZÜLECEK? - Dr. Sakin ÖNER

Kim ne derse desin, Türkiye hızla seçim sathı mailine girmiş bulunuyor. İYİ Parti’nin kurulması, iktidarın ve yandaşı olan partinin eli ayağını dolaştırdı. 16 Nisan Referandumu’ndan sonra altı ay içinde uyum yasalarının çıkarılması gerekirken ha bire geciktiriliyor.

Referandumda Ankara, İstanbul dahil 31 büyükşehrin 18’i AKP+MHP İttifakına “hayır” dedi. İl başkanları değiştiriliyor, belediye başkanları değiştiriliyor, yenilenme imajı veriliyor. Yıllardır kıpırdamayan Balgat sakini bile başkent dışına açılışlara gitmeye başladı. Ama bütün bunlara rağmen, kamuoyu yoklamaları hiç de iyi sinyaller vermiyor.

18Eki/170

YENİ ’YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI SINAVI’ SADE, AMA YETERSİZ – Dr. Sakin ÖNER

sakin önerYENİ ’YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI SINAVI’ SADE, AMA YETERSİZ - Dr. Sakin ÖNER

Yüksek Öğretim Kurumu Başkanı Yekta Saraç’ın açıkladığı 2018-2019 eğitim yılında uygulanacak ’Yükseköğretim Kurumları Sınavı’ adındaki yeni yükseköğretime giriş sınav sisteminin hem olumlu ve hem olumsuz yönleri bulunmaktadır.

1. Sınav sayısı ve süresinin sınırlandırması olumludur. Aslında bu konuda başa dönülmüştür. Merkezi yükseköğretime giriş sınavları, 1974 ve 1975 yıllarında aynı gün sabah ve öğleden sonra olmak üzere iki oturumda, 1976-1980 yıllarında aynı günde ve bir oturumda uygulanmış; 1981 yılından itibaren iki basamaklı bir sınav hâline getirilmiştir. Yeni sınav sisteminde sınavların aynı günde ve bir oturumda uygulanması, dört ay aralıklı iki tarihte yapılmasından kaynaklanan sınav kaygısı, stresi ve baskısını büyük ölçüde kaldıracaktır.

2. 1.Oturumda 40+40=80 soruluk genel Türkçe ve Matematik sorularından oluşan Temel Yeterlilik Testi (TYT) uygulanıyor. Bu testte 150 puan alanlar önlisans, 180 puan alanlar lisans programlarını tercih edebilecek. Ama bu testin sonucunu öğrenmeden 2. oturuma girilecek olması, öğrencinin motivasyonunu olumsuz yönde etkiliyecektir. Sınavlar Haziran ayı içinde bir veya iki hafta aralıkla yapılmalı, ikinci oturuma, TYT sonucu öğrenildikten sonra girilmelidir.

3. TYT, öğrencinin zihni becerilerini (anlama, kavrama, analiz, sentez, karşılaştırma ve yorumlama) ölçmesi bakımından yararlıdır. Bu sınav kapsamında sadece Türkçe ve temel Matematik sorusu sorulması yeterli değildir. Bu sınavda soru sayısı arttırılarak (genel yetenek ve genel kültür) soruları da sorulmalıdır.

10Nis/170

16 NİSAN’DA NİÇİN “HAYIR”? – Dr. Sakin ÖNER

sakin öner16 NİSAN’DA NİÇİN “HAYIR”? - Dr. Sakin ÖNER

16 Nisan’da yapılacak Anayasa Referandumu;

- Cumhurbaşkanlığı seçimi değildir.

- Milletvekili genel seçimi değildir.

- Belediye Başkanlığı seçimi değildir.

- Bu referandumun mevcut Cumhurbaşkanı, hükümet ve iktidar partisi ile değil, ülkenin gelecek on yılları, yani istikbaliyle ilgisi vardır. Konu partiler ve siyaset üstüdür.

14Kas/160

SİZ DIŞARDAN BİZ İÇERDEN YILLARDIR UĞRAŞTIK BÖLEMEDİK – Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER

sakin önerSİZ DIŞARDAN BİZ İÇERDEN YILLARDIR UĞRAŞTIK BÖLEMEDİK – Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER 

Sultan Abdülaziz’in meşhur Paris gezisine katılan Hariciye Nazırı Keçecizade Fuat Paşa(1814-1868)’ya Fransa İmparatoru III. Napolyon, Osmanlı devletinin razı olmayacağını bildiği halde diyor ki:

“Süveyş Kanalı açılmalı, Girit, Osmanlılardan alınıp Yunanistan’a verilmeli, Kudüs’teki kutsal yerlerden Katoliklere ait olanların yönetimi Fransızlarda olmalı”...

Buna karşılık Fuat Paşa gülümseyerek şu cevabı veriyor: “Biz hâlâ çok güçlüyüz Haşmetmeap. Tehditlere boyun eğmeyiz.”

İmparator bir kahkaha atarak: “Yapmayın, devletinizin ne kadar güçsüz olduğunu herkes biliyor” diyor.

Bu tehdide karşı Fuat Paşa şu tarihi cevabı veriyor:

“Haşmetmeap, üç yüz senedir, siz dışarıdan, biz içeriden yıkmaya çalıştık, ama bir türlü  Osmanlı’yı yıkamadık! Bana bu kadar tahribe direnebilen başka bir devlet gösterebilir misiniz?”

12Kas/160

ATAM! SEVGİN EKSİLMİYOR ARTIYOR – Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER

sakin önerATAM!  SEVGİN EKSİLMİYOR ARTIYOR – Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER

Çocukken sevgimiz duygusaldı. Yokluğundan hüzünlenirdik, ağlamak isterdik.

Gençlik yıllarımızda seni sevmeyen bazı çevreler olduğunu  farkettik.  Sonra bunların kim olduklarını araştırdık. Onlar; Cumhuriyetin ilanı ile cahil halkın üzerindeki nüfuzları azalan mütegallibelerin, ağaların, tekke ve zaviyeleri kapanan şeyhler ve dervişlerin, Kur’an-ı Kerim’in tercümesi ve tefsirinin yapılmasından sonra halkı dinle kandıramayan inanç bezirganlarının, İstiklal Harbi’ne ve Mustafa Kemal’e karşı çıktığı, düşmanla işbirliği yaptığı için İstiklal Mahkemelerinde yargılandıktan sonra idam edilen Padişah yanlıları ve hainlerin, inkılaplara karşı çıkan karşı  devrimcilerin çocukları veya torunlarıydı. Onlar geçmişten gelen kin ve öfkeleriyle genç dimağlara senin hakkında yalan yanlış bilgi ve belgelerle nefret tohumlarını ekiyorlardı.  Bundan herkes gibi biz milliyetçi gençler de bir ara az da olsa etkilendik. Fakat çok samimi dindar bir nesli ise tamamen zehirlediler.

Onlara göre Kurtuluş Savaşı bile sanal bir savaştı. Bizler daha sonra gördük ve öğrendik ki, bunlar belli bir zihniyetin ve aynı zamanda yurt dışındaki karanlık odakların maşalarıydı. Bu güruhtan arda kalan birkaç kişi, bugün hala gazete ve televizyonlarında, kapalı kapılar arkasında ve merdiven altlarında hezeyanlarını sürdürüyorlar.

26Haz/160

ÇIĞ MUTLAKA HEDEFİNE ULAŞACAKTIR – Dr. Sakin ÖNER

sakin önerÇIĞ MUTLAKA HEDEFİNE ULAŞACAKTIR - Dr. Sakin ÖNER

MHP Merkez Disiplin Kurulu Başkanvekili ve avukat Yücel Bulut, Ankara 3'üncü Asliye Mahkemesi'nin, 19 Haziran'da gerçekleştirilen olağanüstü kurultayda yapılan tüzük değişikliklerini "ihtiyati tedbir yoluyla durdurduğunu" açıkladı.

"Olağanüstü Kurultayı mahkemeye götürmeyeceğiz" diyen MHP Genel Merkezi iddialarını, o kurultaya katılan ve çıkardığı olaylardan dolayı MHP kamuoyunun yakından tanıdığı biri vasıtasıyla mahkemeye götürüyor. Ankara 3'üncü Asliye Mahkemesi de daha kurultay evrakını görmeden ve incelemeden hemen yürütmeyi durdurma kararı veriyor. Sayın Sinan Ogan’ın dediği gibi, “Yeni bir Gemerek vakasıyla karşı karşıyayız”. Bu işte bir katakulli var ama, kimin yaptığı belli değil.

Şu anda MHP’nin seçim başarısızlarından ve özellikle 2 milyon oy, 40 milletvekili kaybedilen 1 Kasım 2015 hezimetinden rahatsız olan MHP’deki değişim yanlıları, bu mahkeme kararından çok rahatsızlar. Kurultayımızı yapıp değişimi sağlayamayacakmıyız, bu kadar emek ve fedakarlık boşamı gidecek endişesi içindeler. Şurası gözden uzak tutulmamalıdır ki, MHP'de 1 Kasımdan sonra tabanda oluşan değişim çığı, geçen süre içinde bütün Türkiye'yi ve diğer siyasi partileri de etkileyecek dev boyutlara ulaşmıştır. Onu durdurmanın ve önünde durmanın imkanı yoktur.

Artık Genel Başkan, Genel Merkezin değişmez yöneticileri, Genel Başkan adayları, üst kurul delegeleri, kapatılan veya kapatılmadığı halde değişimden yana olan teşkilat yöneticileri, geri dönülmez bir yolun sonlanacağı kavşağa gelmişlerdir. Bu noktadan sonra dönen de, engellemeye çalışan da kaybeder. Kimse moralini bozmasın.27 Hazirandan sonra yapılacak hukuki girişimlerle süreç normal mecrasına dönecek, 10 Temmuz'da seçimli kurultay yapılacaktır.

Çığ mutlaka hedefine ulaşacak ve MHP'de beklenen büyük değişim gerçekleşecektir. Eğer bu süreç değişimle sonuçlanmazsa, bilin ki, her yere parmağını sokan iyi saatte olsunlar(!), bu sürece de parmağını sokmuştur. Çünkü bu sürecin başarıyla sonuçlanması, iyi saatte olsunların(!) da sonunu hazırlayacaktır. O zaman ne olacağını, o zaman konuşalım. Şurası unutulmamalıdır ki, bu sürecin başarıya ulaşması için, MHP Genel Başkan adaylarının dürüst, şeffaf, tutarlı, alçakgönüllü, birlik ve beraberliği güçlendirici bir tutum içinde olmaları gerekir.

Allahtan tek dileğimiz, sonucun ülkemizin ve milletimizin yararına olmasıdır.

24Ara/150

BU ÜLKENİN MUHALAFETİ YOK MU? – Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER

sakin önerBU ÜLKENİN MUHALAFETİ YOK MU? – Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER

Türkiye, bugün içerde ve dışarıda yaşadığı olaylar bakımından tarihinin en tehlikeli günlerini yaşıyor. 100 Yıl sonra yeniden SEVR'in ayak seslerini duyuyoruz. Türkiye hem içten, hem dıştan kuşatılmış durumda. Bu süreçte iktidar içine düştüğü, içte bölücü terör, dışta yedi düvelle savaş bataklığında bir şeyler yapmak için çırpınıyor. Fakat muhalefetin ne yaptığı meçhul. Çünkü ortada yok.

Vaktiyle ABD'nin Irak'a müdahalesinde taraf olmayan Türkiye, bugün Suriye iç savaşında taraf durumunda. Rusya’nın uçağını düşürdük. Son birkaç aya kadar aramızda bir sorunun bulunmadığı Rusya, bugün bize her konuda ambargo uyguluyor. Doğalgazımızın kesilmesi an meselesi. İran ve Rusya bize karşı hem Esad'ı, hem de PKK'nın Suriye kolu PYD'yi destekliyor. Amerika PYD'yi desteklemede İran ve Suriye ile birlikte hareket ediyor.

Türkiye Musul'a asker ve tank gönderiyor. Irak hükümeti Birleşmiş Milletler'e bizi şikayet ediyor. Her konuda stratejik ortağımız olduğunu söylediğimiz Amerika, her zaman olduğu gibi "benim haberim yok" diyerek yine bizi ortada bırakıyor. Aslında bizim iktidarı da şevkle ve heyecanla Suriye bataklığında ateşe atan da ABD. Kuzey Irak'ı, "Çekiç Güç"le yapılandıran ve kuran da ABD. Bizim iktidarı herkes gibi ABD'de devamlı aldatıyor sizin anlaya cağınız. Bunun üzerine biz bu kuvvetlerimizi kuzu kuzu geri çekiyoruz.

18Ara/150

“AZİZ SANCAR’IN DURUŞU” DERS OLARAK OKUTULMALI – Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER

sakin öner“AZİZ SANCAR’IN DURUŞU” DERS OLARAK OKUTULMALI – Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER

Türk insanının, içte bir bölgemizde devletin bölücülerle savaşından ve dostumuzun kalmadığı dışta Ortadoğu coğrafyasında ne İsa’ya, ne Musa’ya yaranamamızdan bunaldığı ve önünü göremediği bir ortamda, Allah bir hayat öpücüğü ikram etti. Türk bilim insanı Prof. Dr. Aziz SANCAR, dünyanın en prestijli ödülü olan NOBEL’i kimya dalındaki başarılı çalışmaları ile kazandı. Mardin’in bir köyünde doğup yokluklar ve imkansızlıklar içinde yetişen bir Türk çocuğunun inanılmaz başarı öyküsü kadar, ödülü aldıktan sonraki duruşu da son derece etkiliydi.

Bu büyük başarı karşısındaki tevazuu, başarıyı doğrudan kendine mal etmeyip Atatürk’e ve Cumhuriyet’e borçlu olduğunu ifade etmesi, Türk eğitiminin kendisini yetiştirdiğini belirterek eğitim kalitemize vurgu yapması, kadın eğitimine büyük önem vermesi, başarısını “çok çalışmasına borçlu olduğunu” söylemesi, aslını unutmaması ve inkar etmemesi, Türk tarihini Selçuklusu, Osmanlısı ve Cumhuriyeti ile bir bütün kabul etmesi, Türklüğünü her vesileyle gururla ifade etmesi, ödülünü bir hafta bile evinde saklamadan Atatürk’ün manevi hatırasına armağan edilmek üzere devletimizi kuran Türk ordusuna emanet etmesi, aldığı maddi ödülü Amerika’da kurduğu “Türk Evi”ne harcayacak olması ile Prof. Dr. Aziz SANCAR, yetişmekte olan yeni nesillere “BİR NUMARALI ROL MODEL” olmuştur. SANCAR’ın bu onurlu, milli ve evrensel duruşu, her ayrıntısıyla, her kademedeki eğitim kurumlarımızda “AZİZ SANCAR DERSİ” olarak okutulmalıdır.

5Ara/150

BU DAVAYI BİZ SOKAKTA BULMADIK – Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER

sakin önerBU DAVAYI BİZ SOKAKTA BULMADIK -  Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER

-Koltuk için davanın zarar görmesine göz yumana-

Bu dava Türklüğü sevmek davası                                                                                  Vatanı bayrağı övmek davası                                                                                       Bölücü haini kovmak davası                                                                                              Bu vatanı bedavadan almadık                                                                                           Bu davayı biz sokakta bulmadık

Güzel Türkçe ile konuşuruz biz                                                                                      Kültür hamuruyla karışırız biz                                                                                         Bilge büyüklere danışırız biz                                                                                               Bu dava millidir elden                                                                                                      Bu davayı biz sokakta bulmadık

Atadan emanet bu yüce devlet                                                                                          Ona sahip çıkmak görevdir elbet                                                                                   İlkeler uğrunda tutarız nöbet                                                                                        Savunmaktan bir an geri kalmadık                                                                                     Bu davayı biz sokakta bulmadık

İslam inancına iman etmişiz                                                                                            Türklük için benimizi atmışız                                                                                            Vatan için kanımızı katmışız                                                                                              Eli kolu sallayarak gelmedik                                                                                               Bu davayı biz sokakta bulmadık

Dava için kanlar canlar verildi                                                                                         Yıllar süren mahkemeler görüldü                                                                                     İşler gitti istikballer serildi                                                                                              Hep sıkıntı gördük mutlu olmadık                                                                                        Bu davayı biz sokakta bulmadık

Bunları unutma tahta yapışma                                                                                      Koltuk hırsı ile yanıp tutuşma                                                                                    Eleştiren kişilerle kapışma                                                                                                Her seçimde mutlu olup gülmedik                                                                                      Bu davayı biz sokakta bulmadık

Yazıktır herkese bir çamur atma                                                                                Hırsınla mest olup koltukta yatma                                                                                    “Önce Türkiye”yse nefsini tutma                                                                                         Gönüldaşı bir gün olsun bölmedik                                                                                        Bu davayı biz sokakta bulmadık

Yolu açın artık, dayanmaz yürek                                                                                           Dava bayrağını yükseltmek gerek                                                                                   Başka seçenek yok “İktidar” erek                                                                                       Elli yılı verdik henüz ölmedik                                                                                             Bu davayı biz sokakta bulmadık

SAKİN ÖNER 02.12.2015

24Kas/150

SOSYAL VE MALİ STATÜSÜ YÜKSELTİLMEDEN ÖĞRETMEN KALİTESİ YÜKSELMEZ – Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER

sakin önerSOSYAL VE MALİ STATÜSÜ YÜKSELTİLMEDEN ÖĞRETMEN KALİTESİ YÜKSELMEZ – Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER

Yeni 24 Kasım Öğretmenler Gününü kutluyoruz. Bu günler öğretmene övgüler düzülen değil, öğretmenlik mesleğinin toplum hayatındaki öneminin vurgulandığı günler olmalıdır. Tabii ki, sadece bu önemi vurgulamak yetmez. Öğretmene gereken değerin verildiğinin de gösterilmesi gerekir.

Eğitimin başarılı olabilmesi için, her şeyden önce bütün toplumun üzerinde mutabık kaldığı bir milli eğitim olması gerekir. Bu politika, siyasi iktidarlara göre değişen değil, siyaset üstü bir politika olmalıdır. Bu politika sık sık değiştirilmemeli ve uzun sure uygulanmalıdır. Eğitim, eğitimciler eliyle yönetilmeli ve yürütülmelidir. Eğitimdeki çağdaş gelişmelere ve yaklaşımlara göre bazı düzenlemeler yapılacaksa, bu da eğitimciler eliyle yapılmalıdır.

Çeşitli türdeki okullar, siyasi düşünce ve isteklere göre değil, ülke ihtiyaçlarına göre açılmalıdır. Okul türleri arasında bir ayırım yapılması, bazı okullara özel avantajlar sağlanması, diğer okulların dışlanması ve öğrencilerinin ikinci sınıf görülmesi, öğrencilerin belirli okullara girmeye zorlanması, bazı öğrencilerin de “okulların kontenjanları doldu” denilerek açıkta bırakılması, milli birlik ve bütünlüğü zedeler. Bütün bu yanlış uygulamalar, çocuklarımız ve gençlerimiz arasında farklılaşma ve kutuplaşmalara yol açar. Bu da Tevhid-i Tedrisat(Öğretim Birliği) Yasasına aykırıdır. Halbuki eğitimin bir amacı da, milli birlik ve bütünlüğü sağlamaktır. Devletin görevi, bütün vatandaşlarına on iki yıllık zorunlu eğitimi örgün verecek fiziki ortamı hazırlamaktır. Devlet evlatlarının bir kısmını bedbin yapamaz, bir kısmını sokağa atamaz.

15Kas/150

2015 Başöğretmenlik Onur Ödülü Dr. Sakin Öner’in

aes davetiye  Anadolu Eğitim Sendikası olarak; 2005 Yılından bu tarafa her yıl, seçici kurulumuz tarafından belirlenerek öğretmen kimliği ve eğitime olan hizmetleriyle yalnızca bir öğretmene takdim edilen Başöğretmenlik Onur Ödüllerimizin 11. Sini 2015 Yılında Sayın Sakin ÖNER Beyefendiye sunacak olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

12Kas/150

İspanyol futbol takımı Deportivo La Coruna takımının "Türkler" lakabı almasının ve taraftarlarının maçlara Türk Bayraklarıyla katılmalarının sebebi – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

sakin önerİspanyol futbol takımı Deportivo La Coruna takımının "Türkler" lakabı almasının ve taraftarlarının maçlara Türk Bayraklarıyla katılmalarının sebebi - Yrd. Doç. Dr. Sakin Öner

İspanyol futbol takımı Deportivo La Coruna takımının "Türkler" lakabı almasının ve taraftarlarının maçlara Türk Bayraklarıyla katılmalarının sebebinin Barbaros Hayreddin Paşa'ya uzandığını biliyor muydunuz?

Adı bütün Avrupa'da destanlaşmış olan Barboros Hayreddin Paşa Akdeniz’e hükmettiği sıralarda, Akdeniz'de kendisine en büyük rakip olarak İspanya, İtalya, Avusturya, Almanya ve Hollanda tahtlarına da sahip dünyanın en büyük hristiyan devleti İspanya İmparatorluğu'yla büyük savaşlar yapmakta ve yeryüzünde kan akıtan bu imparatorluğu leventleriyle sarsmaktaydı.

İşte bu mücadeleler esnasında İspanya’nın yiğitliği ile ünlü Galicia bölgesinin delikanlıları Hayreddin Paşa ve Türklerle çeşitli konularda işbirliğine girmişler. Bu işbirliğini içlerine sindiremeyen komşu kent Vigo Halkı ise ihanet saydıkları bu durum karşısında La Coruna’lılara "Türkler" adını takmışlar. Buna karşılık, La Coruna Halkı da Celta Vigo'lulara Portekizliler'e yakınlıkları sebebiyle "Portekizliler" adını vermişler.

Celta’lı futbolseverler derbi maçlarda "Türkler dışarı" diye tezahürat yaparken, Deportivo’lular da "En büyük Türkiye" diyerek takımlarını desteklemektedirler. Vigo şehrinin takımı Celta’da çok sayıda Portekiz taraftar derneği kurulmasına karşılık La Coruna takımı Deportivo'da da ateşli Türk dernekleri kurulmuş. İşte bu sebeple Deportivo La Coruna’nın her oynadığı maçta sahaya asılmış çok sayıda Türk bayrağı görebilirsiniz.

BAZI ARKADAŞLAR TARAFINDAN SORULDUĞU İÇİN İSPANYA'NIN Deportivo La Coruña (Los Turcos) TAKIMININ TÜRKLERLE İLİŞKİSİ HAKKINDA yukarıdaki BİLGİLERİ VERMEYE MECBUR KALDIM

28Ağu/150

ALLAH EVLÂDIN DA HAYIRLISINI VERSİN – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

sakin önerALLAH EVLÂDIN DA HAYIRLISINI VERSİN – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

Kültürümüzde İslam inancından beslenen güzel bir söz vardır: “Allah her şeyin hayırlısını versin”. Çünkü hayırlı olmayan zenginlik, ilim, eş, evlât insana belâ, musibet, sıkıntı getirir.

Dünyevî âlemden uhrevî âleme göç ettiğinde insanoğlunu hayırla yâdettirecek şeyler; yaptığı hayırlı işler, hayırlı eserler, amel ettiği ilim, hayırlı eş, hayırlı evlâttır. Bunlar içinde özellikle evlât, çok çok önemlidir. Evlât, babasından aldığı manevi mirasa iyi sahip çıkabiliyorsa, babasının itibarını, hâtıralarını iyi koruyabiliyorsa, güzel ve hayırlı işlerini, çalışmalarını devam ettirebiliyorsa ve en önemlisi, ona bıraktığı ismi onurlu ve itibarlı bir biçimde taşıyabiliyorsa, hayırlı evlâttır.

Toplum hayatımıza büyük katkıları ve etkileri bulunan büyük fikir, dava ve inanç adamlarının evlâtlarının içinde maalesef, hayırlı olma konusunda fire çoktur. İsim isim saymaya gerek yok. Şöyle yakın tarihimizin önemli isimlerine bir bakın, söylediğimin ne kadar doğru olduğunu göreceksiniz. İslamî hassasiyeti ile tanınan bir kişinin evlâdının uyuşturucu komasına girerek öldüğünü, milliyetçi bir fikir adamının evlâdının taban tabana zıt mahfillere savrulduğunu, Batının medeniyet ateşini mitoloji kahramanı Promete gibi ülkesine taşımasını istediği evlâdının gittiği ülkede papaz olarak kaldığını, devletin en üst kademelerinde görev almış kişilerin evlâtlarının çok pespaye durumlara düştüklerini tarih kaydetmektedir. Bunun örneklerini çoğaltabiliriz.

24Ağu/150

SİZ ALDATILMADINIZ BAYIM! BİZ ALDATILDIK, TOPYEKUN TÜRK MİLLETİ ALDATILDI… / Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

sakin önerSİZ ALDATILMADINIZ BAYIM! BİZ ALDATILDIK, TOPYEKUN TÜRK MİLLETİ ALDATILDI…Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

Önce milli orduya, Atatürk’e ve Cumhuriyet’e düşman olan büyük kısmı Marksist, liberal, kozmopolit, İkinci Cumhuriyetçi aydınlarını, yazarlarını ve sanatçılarını, “Askeri vesayeti kaldıracağız, eski darbelerden hesap soracağız, Türkiye’yi Avrupa Birliğine sokacağız” diyerek aldattınız.

Onların büyük desteğini alarak muhafazakar zihniyete karşı olanlar nezdinde itibar kazandınız, yol aldınız. Onları sonuna kadar kullandınız, kimliklerini, kişiliklerini yıprattınız, sonra da bir çamaşır gibi sularını sıkıp işiniz bitince hepsini birer birer harcadınız, bitirdiniz.

İnandırıcılıkları kalmadı. ”Avrupa Birliğine gireceğiz” dediniz, AB de buna inandı, görüşme fasılları açılmaya başladı. 2007 Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra yavaş yavaş bu çabanızdan vazgeçtiniz. Kadronuz yoktu, cemaatin kadrolarından yararlandınız, ne istedilerse verdiniz. Yargıyı, mülkiyeyi, emniyeti, eğitimi ve diğer hizmet alanlarını verdiniz. Birlikte milli ordumuzun millici subaylarını, ülkenin milliyetçi-ulusalcı teşkilat ve şahsiyetlerini hapse atıp etkisiz hale getirdiniz. Sonra cemaat MİT’i de ele geçirmeye çalışınca, Oslo’da başlayan “çözüm süreci”ne karşı çıkınca, Suriye muhaliflerine tırlarla gönderilen silahlar yakalanınca ve sizin çevrenizin yolsuzlukları ortaya çıkınca “eyvah aldatıldık” dediniz ve “İnlerine ineceğiz” dediniz, indiniz.

3Ağu/150

62. HÜKÜMETLE BU KANLI KAOS ORTAMI AŞILABİLİR Mİ? – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

sakin öner62. HÜKÜMETLE BU KANLI KAOS ORTAMI AŞILABİLİR Mİ? – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

Şu anda işbaşındaki iktidarını kaybetmiş AKP’nin 62. Hükümeti, PKK’nın her gün birkaç polis veya askerimizi şehit ederek, kışla ve karakol basarak yarattığı bu kaos ortamını aşamaz Çünkü, hükümetin arkasında bir parlamento çoğunluğu yok. Başbakan hariç hükümette görevli 25 bakandan 12’si milletvekili değil .... Bir taraftan ülkede güçlü bir hükümet yok, bir taraftan koalisyon görüşmelerinin nasıl sonuçlanacağı belirsiz. Bir koalisyon kurulamazsa ya bir azınlık hükümeti kurulacak, ya da erken seçime gidilecek. Erken seçimde de benzer bir sonuç çıkarsa, ne yapılacağını kimse bilmiyor.

7 Haziran 2015 Milletvekili Genel Seçimlerinin üzerinden neredeyse iki ay geçti. AKP iktidardan düştü, diğer partiler de iktidar olacak sayıda milletvekili kazanamadılar. Sayın Bahçeli ilk günden koalisyonlara, özellikle HDP’nin içeriden veya dışarıdan desteklediği koalisyonlara, AKP’siz koalisyonlara kapıları kapadı. Bu yüzden TBMM Başkanlığı Seçiminde ilk ikiye kalan CHP adayı Sayın Baykal’ı değil, AKP adayı Sayın Yılmaz’ı destekliyerek başkan olmasını sağladı. Bu yüzden RTÜK Başkanlığı seçimlerinde de AKP adayı 4, MHP adayı da 4 oyda kaldı. Sonucu belirleyecek 1 HDP’li üye ise iki adaya da oy vermeyerek süreci tıkadı. Bakalım sonuç ne olacak?

29Tem/150

BOMBALAYA BOMBALAYA ERKEN SEÇIME.. ./ Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER

sakin önerBOMBALAYA BOMBALAYA ERKEN SEÇIME.. ./ Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER

Üç yıldır Oslo'da başlayıp İmralı, Kandil ve Dolmabahçe'de devam eden "Çözüm süreci"nden, 7 Haziran seçimleri öncesi MHP'nin oylarını devşirmek için vazgeçildiğinin işaretleri verildi. Seçimler sonucunda oylar yüzde 41'e düşüp, HDP barajı aşıp iktidarın elden gittiğini gören AKP, ilk günden erken seçim histerisine tutuldu. Yıllardır PKK’ya ve IŞİD’e karşı yapılmayan operasyonların bugün gündeme gelmesi, doğrudan yapılacak bir erken seçimin sonuçlarını etkilemektir.

21. Yüzyılda yapılan ilk ve tek Sarayın sakini ise, en aktif aktörü olduğu 7 Haziran seçimlerinde uğradığı hayal kırıklığını tamir etmek için bütün ümidini erken seçime bağladı. Hedefi, MHP’ye giden milliyetçi oyları ve HDP’ye giden Kürt oylarını geri almaktır. Aynı zamanda HDP’yi barajın altında bırakarak, AKP’nin 350 milletvekili çıkarmasını sağlamaktır. Böylece AKP, Başkanlıkla ilgili Anayasa maddesini referanduma götürecek milletvekili sayısına ulaşmış olacak.

İşte bugün karşımızda operasyonlarla oluşan tablo bunun ifadesidir. Üç yıldır PKK ile yapılan flört ve IŞID(DAEŞ)e verilen her türlü destek, ne oldu da üç günde bitti? Bu örgütler üç günde mi terör örgütü oldular? Bizler ve bu örgütler üç yıldır kandırılıyor muyduk? Büyük bir trajikomik oyunun seyircileri miydik? Evet aynen böyleymiş. Hem PKK' yı, hem IŞID' i bombalayanlar bizimle dalga geçmişler.