Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım… Şikayet edeceğine sen de alternatifini oluştur.

ahsen okyar
10Nis/170

16 NİSAN’DA NİÇİN “HAYIR”? – Dr. Sakin ÖNER

sakin öner16 NİSAN’DA NİÇİN “HAYIR”? - Dr. Sakin ÖNER

16 Nisan’da yapılacak Anayasa Referandumu;

- Cumhurbaşkanlığı seçimi değildir.

- Milletvekili genel seçimi değildir.

- Belediye Başkanlığı seçimi değildir.

- Bu referandumun mevcut Cumhurbaşkanı, hükümet ve iktidar partisi ile değil, ülkenin gelecek on yılları, yani istikbaliyle ilgisi vardır. Konu partiler ve siyaset üstüdür.

14Kas/160

SİZ DIŞARDAN BİZ İÇERDEN YILLARDIR UĞRAŞTIK BÖLEMEDİK – Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER

sakin önerSİZ DIŞARDAN BİZ İÇERDEN YILLARDIR UĞRAŞTIK BÖLEMEDİK – Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER 

Sultan Abdülaziz’in meşhur Paris gezisine katılan Hariciye Nazırı Keçecizade Fuat Paşa(1814-1868)’ya Fransa İmparatoru III. Napolyon, Osmanlı devletinin razı olmayacağını bildiği halde diyor ki:

“Süveyş Kanalı açılmalı, Girit, Osmanlılardan alınıp Yunanistan’a verilmeli, Kudüs’teki kutsal yerlerden Katoliklere ait olanların yönetimi Fransızlarda olmalı”...

Buna karşılık Fuat Paşa gülümseyerek şu cevabı veriyor: “Biz hâlâ çok güçlüyüz Haşmetmeap. Tehditlere boyun eğmeyiz.”

İmparator bir kahkaha atarak: “Yapmayın, devletinizin ne kadar güçsüz olduğunu herkes biliyor” diyor.

Bu tehdide karşı Fuat Paşa şu tarihi cevabı veriyor:

“Haşmetmeap, üç yüz senedir, siz dışarıdan, biz içeriden yıkmaya çalıştık, ama bir türlü  Osmanlı’yı yıkamadık! Bana bu kadar tahribe direnebilen başka bir devlet gösterebilir misiniz?”

12Kas/160

ATAM! SEVGİN EKSİLMİYOR ARTIYOR – Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER

sakin önerATAM!  SEVGİN EKSİLMİYOR ARTIYOR – Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER

Çocukken sevgimiz duygusaldı. Yokluğundan hüzünlenirdik, ağlamak isterdik.

Gençlik yıllarımızda seni sevmeyen bazı çevreler olduğunu  farkettik.  Sonra bunların kim olduklarını araştırdık. Onlar; Cumhuriyetin ilanı ile cahil halkın üzerindeki nüfuzları azalan mütegallibelerin, ağaların, tekke ve zaviyeleri kapanan şeyhler ve dervişlerin, Kur’an-ı Kerim’in tercümesi ve tefsirinin yapılmasından sonra halkı dinle kandıramayan inanç bezirganlarının, İstiklal Harbi’ne ve Mustafa Kemal’e karşı çıktığı, düşmanla işbirliği yaptığı için İstiklal Mahkemelerinde yargılandıktan sonra idam edilen Padişah yanlıları ve hainlerin, inkılaplara karşı çıkan karşı  devrimcilerin çocukları veya torunlarıydı. Onlar geçmişten gelen kin ve öfkeleriyle genç dimağlara senin hakkında yalan yanlış bilgi ve belgelerle nefret tohumlarını ekiyorlardı.  Bundan herkes gibi biz milliyetçi gençler de bir ara az da olsa etkilendik. Fakat çok samimi dindar bir nesli ise tamamen zehirlediler.

Onlara göre Kurtuluş Savaşı bile sanal bir savaştı. Bizler daha sonra gördük ve öğrendik ki, bunlar belli bir zihniyetin ve aynı zamanda yurt dışındaki karanlık odakların maşalarıydı. Bu güruhtan arda kalan birkaç kişi, bugün hala gazete ve televizyonlarında, kapalı kapılar arkasında ve merdiven altlarında hezeyanlarını sürdürüyorlar.

26Haz/160

ÇIĞ MUTLAKA HEDEFİNE ULAŞACAKTIR – Dr. Sakin ÖNER

sakin önerÇIĞ MUTLAKA HEDEFİNE ULAŞACAKTIR - Dr. Sakin ÖNER

MHP Merkez Disiplin Kurulu Başkanvekili ve avukat Yücel Bulut, Ankara 3'üncü Asliye Mahkemesi'nin, 19 Haziran'da gerçekleştirilen olağanüstü kurultayda yapılan tüzük değişikliklerini "ihtiyati tedbir yoluyla durdurduğunu" açıkladı.

"Olağanüstü Kurultayı mahkemeye götürmeyeceğiz" diyen MHP Genel Merkezi iddialarını, o kurultaya katılan ve çıkardığı olaylardan dolayı MHP kamuoyunun yakından tanıdığı biri vasıtasıyla mahkemeye götürüyor. Ankara 3'üncü Asliye Mahkemesi de daha kurultay evrakını görmeden ve incelemeden hemen yürütmeyi durdurma kararı veriyor. Sayın Sinan Ogan’ın dediği gibi, “Yeni bir Gemerek vakasıyla karşı karşıyayız”. Bu işte bir katakulli var ama, kimin yaptığı belli değil.

Şu anda MHP’nin seçim başarısızlarından ve özellikle 2 milyon oy, 40 milletvekili kaybedilen 1 Kasım 2015 hezimetinden rahatsız olan MHP’deki değişim yanlıları, bu mahkeme kararından çok rahatsızlar. Kurultayımızı yapıp değişimi sağlayamayacakmıyız, bu kadar emek ve fedakarlık boşamı gidecek endişesi içindeler. Şurası gözden uzak tutulmamalıdır ki, MHP'de 1 Kasımdan sonra tabanda oluşan değişim çığı, geçen süre içinde bütün Türkiye'yi ve diğer siyasi partileri de etkileyecek dev boyutlara ulaşmıştır. Onu durdurmanın ve önünde durmanın imkanı yoktur.

Artık Genel Başkan, Genel Merkezin değişmez yöneticileri, Genel Başkan adayları, üst kurul delegeleri, kapatılan veya kapatılmadığı halde değişimden yana olan teşkilat yöneticileri, geri dönülmez bir yolun sonlanacağı kavşağa gelmişlerdir. Bu noktadan sonra dönen de, engellemeye çalışan da kaybeder. Kimse moralini bozmasın.27 Hazirandan sonra yapılacak hukuki girişimlerle süreç normal mecrasına dönecek, 10 Temmuz'da seçimli kurultay yapılacaktır.

Çığ mutlaka hedefine ulaşacak ve MHP'de beklenen büyük değişim gerçekleşecektir. Eğer bu süreç değişimle sonuçlanmazsa, bilin ki, her yere parmağını sokan iyi saatte olsunlar(!), bu sürece de parmağını sokmuştur. Çünkü bu sürecin başarıyla sonuçlanması, iyi saatte olsunların(!) da sonunu hazırlayacaktır. O zaman ne olacağını, o zaman konuşalım. Şurası unutulmamalıdır ki, bu sürecin başarıya ulaşması için, MHP Genel Başkan adaylarının dürüst, şeffaf, tutarlı, alçakgönüllü, birlik ve beraberliği güçlendirici bir tutum içinde olmaları gerekir.

Allahtan tek dileğimiz, sonucun ülkemizin ve milletimizin yararına olmasıdır.

24Ara/150

BU ÜLKENİN MUHALAFETİ YOK MU? – Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER

sakin önerBU ÜLKENİN MUHALAFETİ YOK MU? – Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER

Türkiye, bugün içerde ve dışarıda yaşadığı olaylar bakımından tarihinin en tehlikeli günlerini yaşıyor. 100 Yıl sonra yeniden SEVR'in ayak seslerini duyuyoruz. Türkiye hem içten, hem dıştan kuşatılmış durumda. Bu süreçte iktidar içine düştüğü, içte bölücü terör, dışta yedi düvelle savaş bataklığında bir şeyler yapmak için çırpınıyor. Fakat muhalefetin ne yaptığı meçhul. Çünkü ortada yok.

Vaktiyle ABD'nin Irak'a müdahalesinde taraf olmayan Türkiye, bugün Suriye iç savaşında taraf durumunda. Rusya’nın uçağını düşürdük. Son birkaç aya kadar aramızda bir sorunun bulunmadığı Rusya, bugün bize her konuda ambargo uyguluyor. Doğalgazımızın kesilmesi an meselesi. İran ve Rusya bize karşı hem Esad'ı, hem de PKK'nın Suriye kolu PYD'yi destekliyor. Amerika PYD'yi desteklemede İran ve Suriye ile birlikte hareket ediyor.

Türkiye Musul'a asker ve tank gönderiyor. Irak hükümeti Birleşmiş Milletler'e bizi şikayet ediyor. Her konuda stratejik ortağımız olduğunu söylediğimiz Amerika, her zaman olduğu gibi "benim haberim yok" diyerek yine bizi ortada bırakıyor. Aslında bizim iktidarı da şevkle ve heyecanla Suriye bataklığında ateşe atan da ABD. Kuzey Irak'ı, "Çekiç Güç"le yapılandıran ve kuran da ABD. Bizim iktidarı herkes gibi ABD'de devamlı aldatıyor sizin anlaya cağınız. Bunun üzerine biz bu kuvvetlerimizi kuzu kuzu geri çekiyoruz.

18Ara/150

“AZİZ SANCAR’IN DURUŞU” DERS OLARAK OKUTULMALI – Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER

sakin öner“AZİZ SANCAR’IN DURUŞU” DERS OLARAK OKUTULMALI – Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER

Türk insanının, içte bir bölgemizde devletin bölücülerle savaşından ve dostumuzun kalmadığı dışta Ortadoğu coğrafyasında ne İsa’ya, ne Musa’ya yaranamamızdan bunaldığı ve önünü göremediği bir ortamda, Allah bir hayat öpücüğü ikram etti. Türk bilim insanı Prof. Dr. Aziz SANCAR, dünyanın en prestijli ödülü olan NOBEL’i kimya dalındaki başarılı çalışmaları ile kazandı. Mardin’in bir köyünde doğup yokluklar ve imkansızlıklar içinde yetişen bir Türk çocuğunun inanılmaz başarı öyküsü kadar, ödülü aldıktan sonraki duruşu da son derece etkiliydi.

Bu büyük başarı karşısındaki tevazuu, başarıyı doğrudan kendine mal etmeyip Atatürk’e ve Cumhuriyet’e borçlu olduğunu ifade etmesi, Türk eğitiminin kendisini yetiştirdiğini belirterek eğitim kalitemize vurgu yapması, kadın eğitimine büyük önem vermesi, başarısını “çok çalışmasına borçlu olduğunu” söylemesi, aslını unutmaması ve inkar etmemesi, Türk tarihini Selçuklusu, Osmanlısı ve Cumhuriyeti ile bir bütün kabul etmesi, Türklüğünü her vesileyle gururla ifade etmesi, ödülünü bir hafta bile evinde saklamadan Atatürk’ün manevi hatırasına armağan edilmek üzere devletimizi kuran Türk ordusuna emanet etmesi, aldığı maddi ödülü Amerika’da kurduğu “Türk Evi”ne harcayacak olması ile Prof. Dr. Aziz SANCAR, yetişmekte olan yeni nesillere “BİR NUMARALI ROL MODEL” olmuştur. SANCAR’ın bu onurlu, milli ve evrensel duruşu, her ayrıntısıyla, her kademedeki eğitim kurumlarımızda “AZİZ SANCAR DERSİ” olarak okutulmalıdır.

5Ara/150

BU DAVAYI BİZ SOKAKTA BULMADIK – Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER

sakin önerBU DAVAYI BİZ SOKAKTA BULMADIK -  Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER

-Koltuk için davanın zarar görmesine göz yumana-

Bu dava Türklüğü sevmek davası                                                                                  Vatanı bayrağı övmek davası                                                                                       Bölücü haini kovmak davası                                                                                              Bu vatanı bedavadan almadık                                                                                           Bu davayı biz sokakta bulmadık

Güzel Türkçe ile konuşuruz biz                                                                                      Kültür hamuruyla karışırız biz                                                                                         Bilge büyüklere danışırız biz                                                                                               Bu dava millidir elden                                                                                                      Bu davayı biz sokakta bulmadık

Atadan emanet bu yüce devlet                                                                                          Ona sahip çıkmak görevdir elbet                                                                                   İlkeler uğrunda tutarız nöbet                                                                                        Savunmaktan bir an geri kalmadık                                                                                     Bu davayı biz sokakta bulmadık

İslam inancına iman etmişiz                                                                                            Türklük için benimizi atmışız                                                                                            Vatan için kanımızı katmışız                                                                                              Eli kolu sallayarak gelmedik                                                                                               Bu davayı biz sokakta bulmadık

Dava için kanlar canlar verildi                                                                                         Yıllar süren mahkemeler görüldü                                                                                     İşler gitti istikballer serildi                                                                                              Hep sıkıntı gördük mutlu olmadık                                                                                        Bu davayı biz sokakta bulmadık

Bunları unutma tahta yapışma                                                                                      Koltuk hırsı ile yanıp tutuşma                                                                                    Eleştiren kişilerle kapışma                                                                                                Her seçimde mutlu olup gülmedik                                                                                      Bu davayı biz sokakta bulmadık

Yazıktır herkese bir çamur atma                                                                                Hırsınla mest olup koltukta yatma                                                                                    “Önce Türkiye”yse nefsini tutma                                                                                         Gönüldaşı bir gün olsun bölmedik                                                                                        Bu davayı biz sokakta bulmadık

Yolu açın artık, dayanmaz yürek                                                                                           Dava bayrağını yükseltmek gerek                                                                                   Başka seçenek yok “İktidar” erek                                                                                       Elli yılı verdik henüz ölmedik                                                                                             Bu davayı biz sokakta bulmadık

SAKİN ÖNER 02.12.2015

24Kas/150

SOSYAL VE MALİ STATÜSÜ YÜKSELTİLMEDEN ÖĞRETMEN KALİTESİ YÜKSELMEZ – Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER

sakin önerSOSYAL VE MALİ STATÜSÜ YÜKSELTİLMEDEN ÖĞRETMEN KALİTESİ YÜKSELMEZ – Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER

Yeni 24 Kasım Öğretmenler Gününü kutluyoruz. Bu günler öğretmene övgüler düzülen değil, öğretmenlik mesleğinin toplum hayatındaki öneminin vurgulandığı günler olmalıdır. Tabii ki, sadece bu önemi vurgulamak yetmez. Öğretmene gereken değerin verildiğinin de gösterilmesi gerekir.

Eğitimin başarılı olabilmesi için, her şeyden önce bütün toplumun üzerinde mutabık kaldığı bir milli eğitim olması gerekir. Bu politika, siyasi iktidarlara göre değişen değil, siyaset üstü bir politika olmalıdır. Bu politika sık sık değiştirilmemeli ve uzun sure uygulanmalıdır. Eğitim, eğitimciler eliyle yönetilmeli ve yürütülmelidir. Eğitimdeki çağdaş gelişmelere ve yaklaşımlara göre bazı düzenlemeler yapılacaksa, bu da eğitimciler eliyle yapılmalıdır.

Çeşitli türdeki okullar, siyasi düşünce ve isteklere göre değil, ülke ihtiyaçlarına göre açılmalıdır. Okul türleri arasında bir ayırım yapılması, bazı okullara özel avantajlar sağlanması, diğer okulların dışlanması ve öğrencilerinin ikinci sınıf görülmesi, öğrencilerin belirli okullara girmeye zorlanması, bazı öğrencilerin de “okulların kontenjanları doldu” denilerek açıkta bırakılması, milli birlik ve bütünlüğü zedeler. Bütün bu yanlış uygulamalar, çocuklarımız ve gençlerimiz arasında farklılaşma ve kutuplaşmalara yol açar. Bu da Tevhid-i Tedrisat(Öğretim Birliği) Yasasına aykırıdır. Halbuki eğitimin bir amacı da, milli birlik ve bütünlüğü sağlamaktır. Devletin görevi, bütün vatandaşlarına on iki yıllık zorunlu eğitimi örgün verecek fiziki ortamı hazırlamaktır. Devlet evlatlarının bir kısmını bedbin yapamaz, bir kısmını sokağa atamaz.

15Kas/150

2015 Başöğretmenlik Onur Ödülü Dr. Sakin Öner’in

aes davetiye  Anadolu Eğitim Sendikası olarak; 2005 Yılından bu tarafa her yıl, seçici kurulumuz tarafından belirlenerek öğretmen kimliği ve eğitime olan hizmetleriyle yalnızca bir öğretmene takdim edilen Başöğretmenlik Onur Ödüllerimizin 11. Sini 2015 Yılında Sayın Sakin ÖNER Beyefendiye sunacak olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

12Kas/150

İspanyol futbol takımı Deportivo La Coruna takımının "Türkler" lakabı almasının ve taraftarlarının maçlara Türk Bayraklarıyla katılmalarının sebebi – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

sakin önerİspanyol futbol takımı Deportivo La Coruna takımının "Türkler" lakabı almasının ve taraftarlarının maçlara Türk Bayraklarıyla katılmalarının sebebi - Yrd. Doç. Dr. Sakin Öner

İspanyol futbol takımı Deportivo La Coruna takımının "Türkler" lakabı almasının ve taraftarlarının maçlara Türk Bayraklarıyla katılmalarının sebebinin Barbaros Hayreddin Paşa'ya uzandığını biliyor muydunuz?

Adı bütün Avrupa'da destanlaşmış olan Barboros Hayreddin Paşa Akdeniz’e hükmettiği sıralarda, Akdeniz'de kendisine en büyük rakip olarak İspanya, İtalya, Avusturya, Almanya ve Hollanda tahtlarına da sahip dünyanın en büyük hristiyan devleti İspanya İmparatorluğu'yla büyük savaşlar yapmakta ve yeryüzünde kan akıtan bu imparatorluğu leventleriyle sarsmaktaydı.

İşte bu mücadeleler esnasında İspanya’nın yiğitliği ile ünlü Galicia bölgesinin delikanlıları Hayreddin Paşa ve Türklerle çeşitli konularda işbirliğine girmişler. Bu işbirliğini içlerine sindiremeyen komşu kent Vigo Halkı ise ihanet saydıkları bu durum karşısında La Coruna’lılara "Türkler" adını takmışlar. Buna karşılık, La Coruna Halkı da Celta Vigo'lulara Portekizliler'e yakınlıkları sebebiyle "Portekizliler" adını vermişler.

Celta’lı futbolseverler derbi maçlarda "Türkler dışarı" diye tezahürat yaparken, Deportivo’lular da "En büyük Türkiye" diyerek takımlarını desteklemektedirler. Vigo şehrinin takımı Celta’da çok sayıda Portekiz taraftar derneği kurulmasına karşılık La Coruna takımı Deportivo'da da ateşli Türk dernekleri kurulmuş. İşte bu sebeple Deportivo La Coruna’nın her oynadığı maçta sahaya asılmış çok sayıda Türk bayrağı görebilirsiniz.

BAZI ARKADAŞLAR TARAFINDAN SORULDUĞU İÇİN İSPANYA'NIN Deportivo La Coruña (Los Turcos) TAKIMININ TÜRKLERLE İLİŞKİSİ HAKKINDA yukarıdaki BİLGİLERİ VERMEYE MECBUR KALDIM

28Ağu/150

ALLAH EVLÂDIN DA HAYIRLISINI VERSİN – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

sakin önerALLAH EVLÂDIN DA HAYIRLISINI VERSİN – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

Kültürümüzde İslam inancından beslenen güzel bir söz vardır: “Allah her şeyin hayırlısını versin”. Çünkü hayırlı olmayan zenginlik, ilim, eş, evlât insana belâ, musibet, sıkıntı getirir.

Dünyevî âlemden uhrevî âleme göç ettiğinde insanoğlunu hayırla yâdettirecek şeyler; yaptığı hayırlı işler, hayırlı eserler, amel ettiği ilim, hayırlı eş, hayırlı evlâttır. Bunlar içinde özellikle evlât, çok çok önemlidir. Evlât, babasından aldığı manevi mirasa iyi sahip çıkabiliyorsa, babasının itibarını, hâtıralarını iyi koruyabiliyorsa, güzel ve hayırlı işlerini, çalışmalarını devam ettirebiliyorsa ve en önemlisi, ona bıraktığı ismi onurlu ve itibarlı bir biçimde taşıyabiliyorsa, hayırlı evlâttır.

Toplum hayatımıza büyük katkıları ve etkileri bulunan büyük fikir, dava ve inanç adamlarının evlâtlarının içinde maalesef, hayırlı olma konusunda fire çoktur. İsim isim saymaya gerek yok. Şöyle yakın tarihimizin önemli isimlerine bir bakın, söylediğimin ne kadar doğru olduğunu göreceksiniz. İslamî hassasiyeti ile tanınan bir kişinin evlâdının uyuşturucu komasına girerek öldüğünü, milliyetçi bir fikir adamının evlâdının taban tabana zıt mahfillere savrulduğunu, Batının medeniyet ateşini mitoloji kahramanı Promete gibi ülkesine taşımasını istediği evlâdının gittiği ülkede papaz olarak kaldığını, devletin en üst kademelerinde görev almış kişilerin evlâtlarının çok pespaye durumlara düştüklerini tarih kaydetmektedir. Bunun örneklerini çoğaltabiliriz.

24Ağu/150

SİZ ALDATILMADINIZ BAYIM! BİZ ALDATILDIK, TOPYEKUN TÜRK MİLLETİ ALDATILDI… / Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

sakin önerSİZ ALDATILMADINIZ BAYIM! BİZ ALDATILDIK, TOPYEKUN TÜRK MİLLETİ ALDATILDI…Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

Önce milli orduya, Atatürk’e ve Cumhuriyet’e düşman olan büyük kısmı Marksist, liberal, kozmopolit, İkinci Cumhuriyetçi aydınlarını, yazarlarını ve sanatçılarını, “Askeri vesayeti kaldıracağız, eski darbelerden hesap soracağız, Türkiye’yi Avrupa Birliğine sokacağız” diyerek aldattınız.

Onların büyük desteğini alarak muhafazakar zihniyete karşı olanlar nezdinde itibar kazandınız, yol aldınız. Onları sonuna kadar kullandınız, kimliklerini, kişiliklerini yıprattınız, sonra da bir çamaşır gibi sularını sıkıp işiniz bitince hepsini birer birer harcadınız, bitirdiniz.

İnandırıcılıkları kalmadı. ”Avrupa Birliğine gireceğiz” dediniz, AB de buna inandı, görüşme fasılları açılmaya başladı. 2007 Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra yavaş yavaş bu çabanızdan vazgeçtiniz. Kadronuz yoktu, cemaatin kadrolarından yararlandınız, ne istedilerse verdiniz. Yargıyı, mülkiyeyi, emniyeti, eğitimi ve diğer hizmet alanlarını verdiniz. Birlikte milli ordumuzun millici subaylarını, ülkenin milliyetçi-ulusalcı teşkilat ve şahsiyetlerini hapse atıp etkisiz hale getirdiniz. Sonra cemaat MİT’i de ele geçirmeye çalışınca, Oslo’da başlayan “çözüm süreci”ne karşı çıkınca, Suriye muhaliflerine tırlarla gönderilen silahlar yakalanınca ve sizin çevrenizin yolsuzlukları ortaya çıkınca “eyvah aldatıldık” dediniz ve “İnlerine ineceğiz” dediniz, indiniz.

3Ağu/150

62. HÜKÜMETLE BU KANLI KAOS ORTAMI AŞILABİLİR Mİ? – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

sakin öner62. HÜKÜMETLE BU KANLI KAOS ORTAMI AŞILABİLİR Mİ? – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

Şu anda işbaşındaki iktidarını kaybetmiş AKP’nin 62. Hükümeti, PKK’nın her gün birkaç polis veya askerimizi şehit ederek, kışla ve karakol basarak yarattığı bu kaos ortamını aşamaz Çünkü, hükümetin arkasında bir parlamento çoğunluğu yok. Başbakan hariç hükümette görevli 25 bakandan 12’si milletvekili değil .... Bir taraftan ülkede güçlü bir hükümet yok, bir taraftan koalisyon görüşmelerinin nasıl sonuçlanacağı belirsiz. Bir koalisyon kurulamazsa ya bir azınlık hükümeti kurulacak, ya da erken seçime gidilecek. Erken seçimde de benzer bir sonuç çıkarsa, ne yapılacağını kimse bilmiyor.

7 Haziran 2015 Milletvekili Genel Seçimlerinin üzerinden neredeyse iki ay geçti. AKP iktidardan düştü, diğer partiler de iktidar olacak sayıda milletvekili kazanamadılar. Sayın Bahçeli ilk günden koalisyonlara, özellikle HDP’nin içeriden veya dışarıdan desteklediği koalisyonlara, AKP’siz koalisyonlara kapıları kapadı. Bu yüzden TBMM Başkanlığı Seçiminde ilk ikiye kalan CHP adayı Sayın Baykal’ı değil, AKP adayı Sayın Yılmaz’ı destekliyerek başkan olmasını sağladı. Bu yüzden RTÜK Başkanlığı seçimlerinde de AKP adayı 4, MHP adayı da 4 oyda kaldı. Sonucu belirleyecek 1 HDP’li üye ise iki adaya da oy vermeyerek süreci tıkadı. Bakalım sonuç ne olacak?

29Tem/150

BOMBALAYA BOMBALAYA ERKEN SEÇIME.. ./ Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER

sakin önerBOMBALAYA BOMBALAYA ERKEN SEÇIME.. ./ Yrd.Doç.Dr. Sakin ÖNER

Üç yıldır Oslo'da başlayıp İmralı, Kandil ve Dolmabahçe'de devam eden "Çözüm süreci"nden, 7 Haziran seçimleri öncesi MHP'nin oylarını devşirmek için vazgeçildiğinin işaretleri verildi. Seçimler sonucunda oylar yüzde 41'e düşüp, HDP barajı aşıp iktidarın elden gittiğini gören AKP, ilk günden erken seçim histerisine tutuldu. Yıllardır PKK’ya ve IŞİD’e karşı yapılmayan operasyonların bugün gündeme gelmesi, doğrudan yapılacak bir erken seçimin sonuçlarını etkilemektir.

21. Yüzyılda yapılan ilk ve tek Sarayın sakini ise, en aktif aktörü olduğu 7 Haziran seçimlerinde uğradığı hayal kırıklığını tamir etmek için bütün ümidini erken seçime bağladı. Hedefi, MHP’ye giden milliyetçi oyları ve HDP’ye giden Kürt oylarını geri almaktır. Aynı zamanda HDP’yi barajın altında bırakarak, AKP’nin 350 milletvekili çıkarmasını sağlamaktır. Böylece AKP, Başkanlıkla ilgili Anayasa maddesini referanduma götürecek milletvekili sayısına ulaşmış olacak.

İşte bugün karşımızda operasyonlarla oluşan tablo bunun ifadesidir. Üç yıldır PKK ile yapılan flört ve IŞID(DAEŞ)e verilen her türlü destek, ne oldu da üç günde bitti? Bu örgütler üç günde mi terör örgütü oldular? Bizler ve bu örgütler üç yıldır kandırılıyor muyduk? Büyük bir trajikomik oyunun seyircileri miydik? Evet aynen böyleymiş. Hem PKK' yı, hem IŞID' i bombalayanlar bizimle dalga geçmişler.

6Haz/150

BÜTÜN YOLLAR MHP’YE… / Dr. Sakin ÖNER

sakin önerBÜTÜN YOLLAR MHP’YE… / Dr. Sakin ÖNER

Türk demokrasi tarihinin en önemli seçimini yaşıyoruz. Çünkü bu seçim, güç zehirlenmesi yaşayan totaliter ve otokrat bir kişinin, devlet ve millet hayatına baskı ve tahakkümle, keyfilikle hakim olma hırsına ve hırçınlığına ya son verecek, ya da bu kişinin zulmünün devamının yolunu açacaktır.

Zulüm dönemi devam ederse, toplum milli ve manevi kimliğini tamamen kaybedecek, tamamen biat kültürünü benimsemiş kendi seçmenlerini yetiştireceklerdir. Bundan sonra da geriye dönüş kolay kolay mümkün olmayacak, Türk milletinin karanlık günleri maalesef devam edecektir.

AKP’nin iktidarı döneminde; bayındırlık, belediyecilik ve sağlık alanlarında bazı önemli hizmetler yapıldı.

Ama bu dönemde ahlak, maneviyat, dürüstlük, demokrasi ve hukuk alanında o kadar tahribat yapıldı, o kadar baskıcı, yasakçı ve hukuk dışı uygulamalar gerçekleştirildi ki, bu hizmetler değerini sıfırladı.

Türk ordusunun birçok komutanı, milliyetçi ve Atatürkçü sivil toplum kuruluşları temsilcileri komplo ve kumpaslarla yıllarca zindanlarda yargılandılar, işlerinden, güçlerinden ve sağlıklarından oldular, hayatlarını kaybettiler. Sonunda bunların faturasını, 7 Şubat 2012 Osla görüşmelerinin sızması ve 17/25 Aralık olaylarından sonra, 2013'e kadar bilmediğimiz veya iktidarla beraber sandığımız bir "Paralel yapı"ya çıkardılar.

2Nis/150

DERSHANELER OKULLARA, ÖĞRENCİLER TEMEL LİSELERE – Dr. Sakin ÖNER

sakin önerDERSHANELER OKULLARA, ÖĞRENCİLER TEMEL LİSELERE - Dr. Sakin ÖNER TEVDAK Liseleri Derneği Genel Sekreteri

Toplumumuzda okul ve dershanenin işlevleri arasındaki fark, bir türlü anlaşılamadı. Toplumdaki genel kanı, dershanelerin okullardaki eğitim-öğretimin yetersizliğinden doğduğu yönünde. Şimdi dershaneler kapanınca millette ve hatta eğitim kurumlarında bir telaş aldı yürüdü: Şimdi ne yapacağız? Bunun üzerine hemen birkaç alternatif üretildi. Ya dershaneler okullara taşınıyor, ya da öğrenciler dershanelerden dönüşen Temel Liselere yöneliyor. Yüksek puanla öğrenci alan okullar da öğrenci kaçışını önlemek için okullarında boş zamanlarda öğrencilerine sınavlara hazırlama kursları açıyorlar. Bu durum bir defa daha şu gerçeği kanıtladı. Demek ki, dershaneler, okulların yetersizliğinden değil, bir ihtiyaçtan doğmuştur.

*Okullar, öğrencisini üst eğitim basamaklarına ve hayata hazırlar, dershaneler ise, sınavlara hazırlar. Okul uzun vadede, dershane kısa sürede başarıyı hedefler.

*Okul, kitlesel başarıyı hedef alır, dershane ise öncelikle tanıtımını güçlendirecek bireysel başarıları hedef alır, öğrencinin başarısını en üst düzeye çekmek için özel çaba harcar.

13Mar/150

Çanakkale Zaferinin ve “Sarı Siyah”ın 100. Yılı – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

sakin-ner_thumbÇanakkale Zaferinin ve “Sarı Siyah”ın 100. Yılı – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

Tarihin ve özellikle Türklerin kaderini yakından ilgilendiren I. Dünya Harbinin en önemli savaşları, bu yıl 100. yılını idrak ettiğimiz, Çanakkale Savaşlarıdır. Çünkü, bu savaşlarda dünyanın en güçlü orduları, en modern silahlarıyla Çanakkale Boğazı’ndan geçip, dönemin “Hasta adam”ı Osmanlı İmparatorluğunu tarih sahnesinden silmek istediler. Fakat, bu savaş, güçlülerin zaferiyle değil, hezimetiyle sonuçlanmıştır. Çünkü, Çanakkale Savaşları, beklenmeyen bir direniş ve kahramanlık gösteren Türk ordusunun zaferiyle noktalanmıştır.

Bu zafer, Osmanlı İmparatorluğunun son zaferidir. Bu zafer, I. Dünya Harbinin kaderini değiştirmiş ve uzamasına yol açmış, dolayısıyla Osmanlı İmparatorluğunun da ömrünü uzatmıştır. Bu zaferle Türk milleti ve Türk ordusu yeniden özgüvenini kazanmıştır. Daha da önemlisi, Türk milleti bu zafer sayesinde, bağımsızlığı ve egemenliği tehlikeye girdiğinde, millî mücadeleyi başlatan ve zafere ulaştıran, yeni Türk devletini kuran önderle, Mustafa Kemal Atatürk’le buluşturmuştur.

15Oca/150

“KAMPÜS” yerine “YERLEŞKE” varken “KÜLLİYE” Nereden çıktı? – Dr. Sakin ÖNER

sakin öner“KAMPÜS” yerine “YERLEŞKE” varken “KÜLLİYE” Nereden çıktı? - Dr. Sakin ÖNER

Türkiye’nin gündemi her gün değişiyor. Birçok iç ve dış meselemiz varken, “Gündemcibaşı” gündeme bir konu daha attı: “(Kampus)a niye (Külliye) demiyoruz? Türk Dil Kurumu Fransızca kökenli (Kampus)a çoktan bir Türkçe karşılık bulmuştu: YERLEŞKE.

Şimdi, Osmanlı döneminde cami etrafında kurulan sosyal komplekslere (KAMPUS) yerine Arapça kökenli (YERLEŞKE) denilmesi nereden çıktı? Şimdi “KAMPÜS”, “YERLEŞKE” ve “KÜLLİYE” kelimelerinin, devletin resmi kurumu olan Türk Dil Kurumu Sözlüklerinde ve sosyal medyalarındaki sözlük sitelerindeki anlamlarına şöyle bir göz atalım.

3Oca/150

OSMANLI DEVLETİNİN RESMİ DİLİ TÜRKÇEYDİ, PADİŞAHLAR DA TÜRKÇECİYDİ – Dr. Sakin ÖNER

sakin önerOSMANLI DEVLETİNİN RESMİ DİLİ TÜRKÇEYDİ, PADİŞAHLAR DA TÜRKÇECİYDİ - Dr. Sakin ÖNER

Osmanlı devletinin resmi dili, başlangıçtan beri Türkçeydi. Ama Medrese eğitimi alan, Arapça ve Farsça bilen devlet adamları ve onların katipleri, biraz da sanat ve hüner göstermek için resmi yazışmalarda bu dillerden kelime ve terkipler kullanarak Türkçenin ağdalı ve anlaşılmaz bir hale gelmesine yol açtılar. İlk defa III. Selim, edebiyattaki halk dilinin kelimelerini klasik edebiyatımızda kullanılmasını savunan Türkî-i basit hareketinden etkilenerek Türkçenin sadeleştirilmesi yolunda ilk adım atan Osmanlı padişahı oldu.

II.Mahmut, 1827 yılında 40 öğrenciyle açılan Tıphane-i Amire’ye verdiği önemi ve tıp ilminin Türkçe öğretilmesi konusundaki hassasiyetini Hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi’ye gönderdiği mektupta şu sözlerle dile getiriyordu:”…Biz, gerek askerimiz, gerek memleketimiz için iyi hekimler yetiştirip sağlık hizmetinin gerekli olduğu yerlerde görevlendirilmelerine ve tıp bilimini kendi lisanımızla öğretebilmek için gerekli kitapların yazılmasına gayret etmeliyiz…”

10Kas/140

ATATÜRK’TE BİRLEŞMEKTEN BAŞKA ÇIKIŞ YOLU YOK – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

sakin önerATATÜRK’TE BİRLEŞMEKTEN BAŞKA ÇIKIŞ YOLU YOK – Yrd. Doç. Dr. Sakin ÖNER

Cumhuriyetimizin kurucusu ulu önder Atatürk’ün fâni varlığının aramızdan ayrılışının 76. yıldönümünü idrak ediyoruz. Zaman ilerledikçe Atatürk’ün büyüklüğünü ve bize kazandırdıklarının değerini daha iyi anlıyoruz. O’nun gerçekleştirdiklerini ve düşündüklerini değerlendirdikçe, bizi ne kadar iyi tanıdığını, görüşlerinin ne kadar isabetli olduğunu, daha iyi kavrıyoruz. O zaman, diğer dünya liderlerinden tamamen farklı bir konumda olduğunu görüyoruz.

Atatürk, sadece Kurtuluş Savaşı’nı kazanan bir asker, Türkiye Cumhuriyeti devletini kuran bir devlet kurucu, ilk cumhurbaşkanı, Türk milletini çağdaş uygarlığa taşıyan bir devrimci ve milletine devletini güçlendirecek ve ayakta tutacak hedefleri ve ilkeleri ortaya koyan bir önder, kendine özgü felsefesi olan bir düşünce adamı değildir. O, dünya liderlerinin bir veya ikisinin taşıdığı bu özelliklerin tamamını şahsında birleştirmiş, ender şahsiyetlerden biridir. O, bir taraftan genç Cumhuriyet’in sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmesini sağlayacak devrimleri yaparken, diğer taraftan da milletini aklın ve bilimin rehberliğinde “çağdaş uygarlık” hedefine yöneltmiş bir dünya lideridir.