Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım… Şikayet edeceğine sen de alternatifini oluştur.

ahsen okyar
24Eki/170

Bir Vefa Toplantısının Düşündürdükleri – Dr.H. İbrahim KAHRAMAN

GLR_3111Bir Vefa Toplantısının Düşündürdükleri - Dr.H. İbrahim KAHRAMAN

Türk Dil Kurumu lügatında vefa, sevgide sebat-sevgi bağlılığı olarak tarif edilir. Akçakoca Kültür Platformu 21 Ekim 2017 akşamı Ahsen Okyar Bey için bir vefa toplantısı yaptı. Bu tür toplantılar genellikle ölümünden sonra bazı insanları anmak ve hatırlamak amaçlı yapılır. Bu vefa toplantısının arkadaşımızın sağlığında, hem de çok yaşlı döneme girmeden yapılmış olması ayrı bir ilgi ve mana katmıştır. Bu tür toplantıların ilgilinin sağlığında yapılması, o şahsı onöre etmekle birlikte bu gibi insanların toplum tarafından daha çok bilinmesi ve örnek alınmasını teşvik edici etkiler taşıması bakımından da ayrıca önemlidir.

16Eki/170

TURİZM, TURİZM DİYORUZ,AMA! – Dr. H. İbrahim KAHRAMAN

h i kahraman drTURİZM, TURİZM DİYORUZ,AMA! - Dr.H.İbrahim KAHRAMAN

Turizmin günümüzde ekonomik fayda yönünden önemli bir alan olduğu gerçeğini, biraz gezen, hele ki yurtdışına 1-2 defa gidip, gelen herkes çok iyi bilir. Şehrimizde de yöneticilerimizin bu yönde bir gayreti vardır. Ama bu gayret ne kadar doğru yönetilmektedir? Bunun tartışılması ve bu konuyu iyi bilen uzmanların belirleyeceği bir yol haritası üzerinden daha gerçekçi bir şekilde ele alınması lazımdır.

1Eki/170

KERKÜK’Ü KORUMAK BORCUMUZDUR – Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN

a56600d19b32272f39a414663d6e6dc9
KERKÜK'Ü KORUMAK BORCUMUZDUR – Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN
Kocaelifikir.com editörleri, ‘Kerkük’ olayını ilimizin önde gelen isimlerine sordu.  7 kişi, 7 soru, 7 cevap bölümümüzde Kerkük sorularını ve cevaplarını bulabilirsiniz.
Kocaeli Aydınlar Ocağı eski başkanı Dr. Halil İbrahim Kahraman, editörlerimizin 'Kerkük' ile ilgili hazırladığı sorulara şu cevapları verdi:

1) Kerkük'ün ülkemiz için önemi nedir?

Kerkük Türkleri türkülerini dinlediğimiz bir Türkmen şehridir. Bizim önemsememiz gereken bir kardeş halk yaşıyor. Bunların hak ve hukuklarını öncelikle Irak Devleti'nin koruması gerekiyor. Aşılamayacak sorunlar var ise o zaman Türkiye’nin devreye girmesi lazım.

2) Kerkük'te bu duruma nasıl gelindi?

Kerkük yer üstü zenginliklerinden önce en önemli petrol yatağı bölgesi. Bu özelliği sebebiyle enerji üzerine hesabı olan büyük devletler buradaki ilgilerini hiç eksik etmemişlerdir. Osmanlı İmparatorluğu'nun bölgeden koparılmasının ana sebebi de budur.

3) Son dönemde MGK, Bakanlar Kurulu kararları ve meclisten geçen tezkereyi nasıl değerlendirirsiniz?

Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluşunda kurucu irade lideri Mustafa Kemal Atatürk "Yurtta sulh cihanda sulh” demiştir. Fakat Hatay sorunu ortaya çıktığında da askerin çizmelerini ayağına giyip bölgeye gitmekten de çekinmeyeceğini beyan etmiştir. Bu Türk devletinin barışçı olmakla beraber halkın hukukunu koruyacak kadar ilkeli olduğunu da gösterir. Aynı durum 1974 Kıbrıs Barış Harekatı için de geçerlidir. Dolayısıyla devletimizin bölgedeki istikrarın korunması ve oradaki halkların huzur ve güven içinde yaşaması için gerektiğinde askeri müdahaleye kadar gidecek bu tür planlamalarının olması gerektiğine inanıyorum

4) Kerkük meselesinde hükümet olarak neleri eksik yaptık?

Devletlerin politikası uzun vadeli ve alternatifli olmalı. Bu konuda detaylı bilgi sahibi değilim ama bizi yönetenlerin işi bilen uzmanlara danışarak ülkemizi yönettiklerine inanmak isterim.

5) Kerkük meselesine Dünya'nın bakışını nasıl değerlendirirsiniz?

Uluslararası güçlerin tabii ki menfaatlerini korumasını anlamaya çalışıyorum. Ama bu menfaatlerini insanlık dramı üzerine koymalarını kabul edemiyorum. Dolayısıyla büyük güçlerin politikalarını insan öncelikli yeni bir gözle değerlendirmelerinin gerektiğine inanıyorum. 60'lı seksenli yılların politikacıları (Demirel, Ecevit, Erbakan, Türkeş) komşu ülkelerimizin birlik ve bütünlüğünü daha çok önemseyen bir siyaset gütmüştür. Bu durum bazı ülkelerin işine gelmemek ile beraber komşu ülkelerimizdeki devlet otoritesinin sürdürülmesine katkı vermiştir. Ama daha sonra önce Irak'la sonra Suriye'de bildiğimiz gelişmeler olmuş ve bu komşu ülkelerimiz de iki devlet otoritesi önce zayıflamış sonra kaybolmuştur. Demokrasi kültürü olmayan komşularımız da maalesef sonunu göremediğimiz bir yönetim boşluğu mevcuttur. Dolayısıyla bu iki komşu ülkemizde merkezi devlet otoritesinin bir an evvel tesisini temenni ederim.

6) Bugünden sonra atılacak adımlar ile ilgili neler yapılabilir?

Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak bölgelerin güçlü ülkesi olduğuna inanıyorum. İlgili komşu ülkelerimiz de iyi ilişkiler içinde barışı ve kardeşliği sürdürecek politikalar izlenmeli. İran-Irak harbinin her iki ülkeye de hiçbir fayda getirmediğini insanlarına büyük acılar yaşattığını unutmamalıyız. Ama Musul-Kerkük gibi Kuzey Irak'taki bazı yerleşim yerlerindeki Türkmen kardeşlerimizin haklarını ve hukuklarını korunmanın devletimizin de bir borcu olduğunu yine unutmadan doğru adımlar atılması umudunu paylaşmayı istiyorum.

kocaelifikir.com/haberler/7-kisi-soru-cevap/kerkuk-u-korumak-borcumuzdur/2617

21Ağu/170

Kıdemli Bir Hekim Gözüyle Sağlık Hizmetlerimiz – Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN

h i kahraman drKıdemli Bir Hekim Gözüyle Sağlık Hizmetlerimiz – Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN

Yakın tarihte yaşadığım iki sağlık sorunum vesilesi ile sağlık hizmetlerinin ne durumda olduğunu ve hasta-hekim ilişkilerinin ne şekilde işlediğini gözlemlerim ışığında paylaşmak istedim. Amacım aklamak veya suçlamak olmayıp bu tespitler ışığında olabilecek iyileştirmelerin yapılarak sağlık sistemimizin çok daha iyi olabilmesine katkı vermektir.

2002’den sonraki sağlıkta değişim ve dönüşüm, insanımızın hekime, sağlık kurumlarına ulaşımında çok önemli iyileşmeler sağlamıştır. Sağlık kurumlarımız ise özellikle teknolojik imkanların teşhis ve tetkiklerde kullanımında çok önemli imkanlara kavuşmuştur. Bu teknolojik imkanlar sayesinde insanlarımız mikrobiyolojik, biyokimyasal ve görüntüleme (röntgen-ultrason), endoskopik (iç organlarımızın ilgili uzmanlarca görerek incelenmesi) alanlarında çok önemli imkanlara kolayca ulaşabilmekte ve bu alanlardaki hizmetleri zorlanmadan alabilmektedir.

2Haz/170

Derneklerimiz ve Demokratik anlayışımız! – Dr.H.İbrahim KAHRAMAN

h i kahraman drDerneklerimiz ve Demokratik anlayışımız! - Dr.H.İbrahim KAHRAMAN

Kocaeli ilimiz 3247 derneği ile Türkiye genelinde kayıtlı dernek sayısındaki çokluk bakımından 5. ildir. Dernekler insanlarımızın bir amaç doğrultusunda, belirledikleri bir alanda çalışmalar yapma, bir eksikliği giderme, iş ve fikir birliği yaratacak bir dayanışma ile önce üyelerinin sonra yaşadıkları-ilgilendikleri alanda bir hizmet yapma arzusu-hevesi ile kurulan yerlerdir. Her biri günümüz tabiri ile bir sivil toplum kuruluşu olup, günümüzün en iyi yönetim tarzı kabul edilen çoğulcu demokrasinin de önemli paydaşlarından biridir.

21Nis/170

Siyaset ve Halkımızın Birlik Beraberliği – Dr.Halil İbrahim KAHRAMAN

h i kahraman drSiyaset ve Halkımızın Birlik Beraberliği - Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN

Siyasi partiler, devletlerin kurulu düzeni üzerinden halkın sorunlarını çözmek, ihtiyaçlarını gidermek üzere, belirledikleri programları çerçevesinde hizmet için kurulmuş yapılardır. Yani ana misyonları topluma hizmet etmektir.Bu kuruluşlar günümüzdeki en iyi yönetim tarzı olarak kabul edilen demokratik yönetim biçiminin vazgeçilmez unsurlarıdırlar.

Gelişmiş batı ülkelerinde bu kurum ve kuruluşların çalışması, toplumla ilişkileri belli kurallar düzeninde oturduğu için siyasi partilerin çalışmaları ve seçimler oldukça sakin geçer. O ülkelerde halk siyasi çalışmalardan çok etkilenmemekte, çevre ve insanlar bu çalışmaların etkisine pek girmemekte, ciddi bir ayrışma yaşamamaktadır.

1Nis/170

Anadolu Selçuklu Devleti’ni Anlamak ve Sivas -Dr.H.İbrahim KAHRAMAN

h i kahraman drAnadolu Selçuklu Devleti’ni Anlamak ve Sivas - Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN

28.03.2017

Aydınlar Ocağımızın faaliyetlerinden biri de her biri başka bir şehirde yapılan şura toplantılarıdır. Sivas Aydınlar Ocağı’nın ev sahipliğinde yapılan toplantımız bunlardan biridir. Kocaeli Aydınlar Ocağı üyelerinden bir gurup olarak 2016 Ekim ayında yapılan toplantıya katılmış ve bu vesile ile bu şehrimizi gezip görmek, tanıma fırsatı bulmuştuk.

Sivas, Orta Anadolu’nun doğusunda bulunan, dışarıdan bakılınca kara ikliminin soğukluğu ve sanki doğunun yokluk ve her türlü fakirliğin olduğu bir ilimiz sanılır. Hâlbuki zannedilenin aksine önce insani değerleri yüksek olan vatandaşlarımızın yaşadığı, birçok zenginliği de bünyesinde barındıran, Selçuklular döneminde önemli bir merkez haline gelmiş, kadim medeniyetlere ev sahipliği yapmış bir şehrimizdir. Bunu gidip görünce daha iyi anlıyorsunuz.

8Mar/170

HOCA AHMET YESEVİ VE ŞEHRİMİZDEKİ KÜLTÜR ETKİNLİĞİ – Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN

h i kahraman drHOCA AHMET YESEVİ VE ŞEHRİMİZDEKİ KÜLTÜR ETKİNLİĞİ – Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN

Şehrimizin önemli etkinliklerinin adresi Yahya Kaptan Mahallemizdeki Süleyman Demirel Kültür Merkezidir. 3 Mart 2017 Cuma akşamı için adımıza gelen davetiye, kağıdı, dizaynı, zarfı ve üstündeki desenleri ile özenle hazırlanmış ve dikkat çekici idi. Fazla gösterişli hali ile tenkit de edilebilecek bu davetiye taşıdığı maksat göz alındığında yerindeliği anlaşılıyordu. Unesco 2016 yılını Hoca Ahmet YESEVİ yılı ilan etmiş ve bu etkinlik de bu Müslüman Türk büyüğü hatırasına hazırlanmıştı. Kocaeli Büyük Şehir Belediyesi ve Türk Dünyası Belediyeler Birliği Başkanı Sn İbrahim Karaosmanoğlu’nun himayesinde yapılan ve hazırlanan ‘Sevda’yı Muhammed’ adı verilen albümün tanıtım konseri idi.

Hoca Ahmet Yesevi, Türklerin Müslümanlık anlayışının oluşmasında çok etkili olmuş bir zattır. XI y.y. da Horasan’da yaşayan ve bu bölgeden başlayarak tüm Türklerin yaşadığı coğrafyada etkisi olan biridir. Bunda öğretisini Türkçe yapmasının yanında yetiştirdiği öğrencileri bu bölgelere gönderip görevlendirmesinin rolü çoktur. Horasan erenleri denilen öğrencileri Anadolu’muzun muhtelif yerlerine gelip yerleşerek bu öğretiyi yaymışlar ve müslümanlığın doğru anlaşılıp yaşanmasını sağlamışlardır. Bunlardan biriside muhtemelen memleketim Gerede Esentepe’de medfun bulunan Ramazan Dededir. Pir-i Türkistan namı da olan bu büyük zat, ders ve eğitimden arta kalan zamanında kaşık-kepçe yapıp satarak geçimini sağlar. Öğretilerini Divan-ı Hikmet adında toplanan eserinden alabiliriz. Bunlardan birisini burada yazmak istiyorum;

12Şub/170

Bir dost İnsan Abdullah Köktürk – Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN

h i kahraman drBir Dost İnsan Abdullah Köktürk – Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN

İnsanların çoğu yalnız kendileri için yaşarlar. Bazı insanlar ise kendisi için olduğu kadar içinde bulunduğu topluma, çevresinde bulunun insanlara ne verebilirim? Ne yapabilirim? Nasıl faydalı olabilirim? Düşünce ve gayreti ile günlerini geçirirler. Tasaları, sevinçleri, umutları kendisi için olduğu gibi çevresi ile de alakalıdır. İşte Abdullah Köktürk bu ikinci gruptan bir insandır.

Kendisini Halk Eğitim Müdürlüğünde çalıştığı zamandan tanırım.1985 de sevecen, sıcak kanlı, güler yüzlü genç bir öğretmen iken bir sağlık sorunu için Kocaeli Tahlil Laboratuvarı’ma gelmiş ve yaptığım bilgilendirme, verdiğim hekimlik hizmeti sonucu saygı değer eşi ile mutlu bir şekilde uğurlamıştım .Bu tanışıklığımız daha sonra dostluğa dönüşmüştür. 2015’de Kocaeli Kent Konseyi Başkanlığı’nda halef seleflik dahil halen sürmektedir.

28Oca/170

Gerçek bir ülkü adamı Nihat Gürer – Dr. H. İbrahim KAHRAMAN

h i kahraman drGerçek bir ülkü adamı Nihat Gürer – Dr. H. İbrahim KAHRAMAN

Şehrimizde sosyal olaylara,siyasete ilgisi olanların çoğunun bildiği, konuştuğu, danıştığı bir Bilge Adamdı, O 1983’de bir tanıdığının sağlık sorununu çözmek için geldiği çalıştığım İzmit SSK Hastanesinde tanışmıştık. Uzun boyu, mert fakat güler yüzü ve güven veren duruşu ile çok kolay ilişki kurulabilen ve konuşulabilen birisi idi. Daha sonra sosyal olaylara bakışımız, ülke ve toplum meselelerine yaklaşımımızdaki benzerlikler tanışıklığımızı dostluğa dönüştürmüştü.

Kocaeli Aydınlar Ocağı’nın çalışmaları tanışıklığımızın sürdürülmesinde önemli bir yer tutar. Ocak milli ve manevi duyguları korumak, geliştirmek, milli birlik ve beraberliğimizin sürdürülmesi hususundaki toplumun beklentilerini karşılamak amaçlı 1985’de kurulmuştu. Konulara günlük siyasetin dışında yaklaşarak bilinçlenme-bilgilenmek temel hedef idi. Bu amaçla yüzlerce toplantı yapılmış, İstanbul’dan, Ankara’dan bilim adamları, kıdemli siyasetçiler getirilip konuşturulmuştur. Prof. Nevzat Yalçıntaş, Prof. Turan Yazgan, Ahmet Kabaklı, Muzaffer Özdağ, Mahir Kaynak gibi Türk ilim ve fikir hayatından önemli isimler bunlardan bazılarıdır. Ayrıca Ahmet Özhan, Yıldırım Gürses gibi sanatçılarla konserler; hat, ebru sergileri ile şehrimizin kültür faaliyetlerine katkı verilmesinde Nihat beyin payı büyüktür. Bu toplantıların bir kısmı İstanbul’da yapılmıştır. Eşli yapılan bu toplantıların bizi bilgilendirme ve toplumda daha faydalı olma yönümüze katkıları çoktur. O yıllarda muhafazakar kesimin eşleri ile birlikte etkinlikler yapması yadırganmış iken Aydınlar Ocağımız bu konuda da örnek olmuştur. Ocağımız, yönetimi devretmekle beraber çalışmalara katkı vermeyi sürdüren üye özelliği ile diğer ocak ve derneklere de örnektir. Bu özelliği ile Nevzat Yalçıntaş hocamızın Kocaeli Ocağı BİR İNCİdir iltifatını almıştır. Bu konuda da Nihat Abi’imizin demokrat tavrının payı büyüktür.

7Eki/160

Aydın Vatandaş Sorumluluğu – Dr. H. İbrahim KAHRAMAN

h i kahraman dr  Aydın Vatandaş Sorumluluğu - Dr.H.İbrahim KAHRAMAN

Böyle bir yazıyı kaleme almamın sebebi, ilimizde tertiplenen ‘’milli birlik ve beraberlik’’ konulu toplantıda ki konuşmacıların bende bıraktığı sorumluluk duygusudur. Bu toplantıda yapılan değerlendirmeleri ve bu konudaki düşüncelerimi böyle bir yazı ile paylaşmamın, vatandaşlık sorumluluğu gereği olduğu kanaatine varmamdır. Bu toplantıdaki anlatılanlardan benim anladığımı siz değerli okuyucularımla paylaşmak istedim.

23Ağu/161

Özgür Kocaeli Gazetesi, 22 Ağustos 2016 Pazartesi

img035

6Ağu/160

ALİMİN Ölümü, ALEMİN Ölümü Gibidir – Dr.H.İbrahim KAHRAMAN

15  ALİMİN  Ölümü, ALEMİN  Ölümü Gibidir - Dr.H.İbrahim KAHRAMAN

Aydınlar Ocakları için bir bilge, bir rehber, töremize göre bir Aksakal olan Nevzat YALÇINTAŞ hocamızın hakka yürüdüğü bilgisini aldığımdaki teessürümü anlatamam. Kendisini en son, her ramazan ayında Milli Kalkınma Vakfı’nda verdiği iftarda görmüş, dinlemiştik. 17 Temmuz hafta sonu programıma ise kendisini Çatalca’daki evinde, eşimle ve nikah şahitliğini yaptığı kızım Zeynep ile ziyaret etmeyi koymuştuk. 15 Temmuz günü Cuma namazına müteakiben beklenmedik vefatı bizi ve kendisini sevenleri derin bir üzüntüye boğmuştu. 

4Tem/160

YAPILAŞMA ANLAYIŞIMIZDAKİ YANLIŞLARIMIZDAN BİRİSİ ÜZERİNE DEĞERLENDİRME – Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN

2016-06-29 10.04.44  YAPILAŞMA ANLAYIŞIMIZDAKİ YANLIŞLARIMIZDAN BİRİSİ ÜZERİNE DEĞERLENDİRME – Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN

29Nis/160

Eğitim ve Öğretim Üzerine ( 2) – Dr. H. İbrahim KAHRAMAN

h i kahraman drEğitim ve Öğretim Üzerine ( 2) - Dr. H. İbrahim KAHRAMAN

‘HİÇ BİLENLERLE BİLMEYENLER BİR OLUR MU?‘ (Kuran’ı KERİM)

On ikinci Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayip Erdoğan eğitimle ilgili bir konuşmasında eğitim ‘Adam devşirme alanı ‘ olmamalıdır tespitini yapmıştı. Çok önemli ve yerinde olan bu değerlendirmeye bilimi-bilimselliği, yani çocuklarımıza Neden? Niçin? Nasıl? Sorularını sorup cevaplayabilen analitik bir eğitim sistemini uygulayabildiğimiz oranda, onların herhangi bir gruba devşirilmeden, iyi vatandaş olmalarını sağlayabiliriz.

Bir önceki yazımızda okul öncesi eğitimle ilgili düşüncelerimi aktarmıştım. İlköğretimde çocuk için artık öğretmeni rol model olmaktadır. Öğretmenin davranışları, söyledikleri, öğrettikleri doğrudur ve o bilgiler çocuk için temel özellik taşır. Bu dönemde çocuğun okumayı, yazmayı, öğrendiği şeyin kendisine mutluluk verecek bir şekilde takip edilip paylaşılması eğitime olan sevgisini geliştirir. Bunun için ilköğretimin baş etkeni olan öğretmenin en önemli görevi çocuğa okumayı ve bilgi edinerek öğrenmeyi sevdirmek olmalıdır. Bu sevgi, çocuğun tüm öğretim dönemi dahil, hayatı boyu başarısındaki en önemli etken olacaktır. Bundan sonra çocuğun hangi alanda ilgisinin ve kabiliyetinin tespiti gelir. Bu tespit istikametinde ikinci ve üçüncü dörtlük dönemlerde yönelişleri doğru yapılabilirse öğretim kolaylaşacak ve eğitim daha kaliteli hale gelecektir. Sosyal yönü kuvvetli bir çocuğun kendi alanına, fen-matematiği kuvvetli olan çocuğun bu alana, el becerisi ve kabiliyeti olanın bu alana v.s, yönlendirilmesi eğitimin kalitesini artıracak, çocuklarımızın daha iyi yetişmesini sağlayacaktır.

10Nis/160

EĞİTİM VE ÖĞRETİM ÜZERİNE – Dr. H. İbrahim KAHRAMAN

h i kahraman drEĞİTİM VE ÖĞRETİM ÜZERİNE – Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN

Bu konuyu yazmama kurucusu olduğum Çocuk Kasabası Anaokulu’ndaki bir gözlemim sebep olmuştur. Şöyle ki bir öğle yemeğinde bir grup 3 yaşındaki çocuk, başlarındaki öğretmenleri ile merdivenlerden sağdan yukarı çıkar iken, diğer bir grup ise aşağı inmekte idi ve hiçbir karmaşa yoktu. Sağdan yürüme uygulaması karmaşayı ortadan kaldırmış, herkes kendi hattında gideceği yöne gidebiliyordu.

Bu gözlem beni 1990’lı yılında, Mekke’de kıl payı kurtulduğumuz, 3 binden fazla kişinin öldüğü tünel faciasını hatırlattı. Hayatımdaki unutamadığım bir facia olan bu olayda, hac ibadetinin önemli bir parçası olan şeytan taşlama gidişindeki tüneli ve köprüyü kullanan insanlar, böyle bir bilgi ve eğitim almış olsalardı bu olay yaşanmayacaktı. Böcek dahil hiçbir canlıya zarar vermeme şartlarının emredildiği ihramlar içindeki müslümanlar, yönetim eksikliğinin de eklenmesiyle, birbirlerinin ezerek ölümlerine ve yaralanmalarına sebep olmuşlardı.

14Oca/160

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİMİZ VE SAĞLIĞIMIZ – Dr.H.İbrahim KAHRAMAN

h i kahraman drBAĞIŞIKLIK SİSTEMİMİZ VE SAĞLIĞIMIZ - Dr.H.İbrahim KAHRAMAN

Korumak, tedavi etmekten her zaman çok daha iyidir; zira kişileri hasta olma eziyet ve külfetinden uzak tutar…’ (Thomas Adams, 1629)

Sağlığımızın iyi olmasında ve sürdürülmesinde bağışıklık sistemimiz önemlidir. Bu sistemimiz öncelikle enfeksiyonlara karşı direncimizi sağlar. Şimdi biliniyor ki bağışıklık sistemimizin zayıflaması daha çok, daha kolay ve sık enfeksiyonlara yakalanmamızın sebebi olduğu gibi kanser gibi diğer bazı önemli hastalıklarında ortaya çıkmasını kolaylaştırmaktadır.

Vücudumuzun hastalıklara karşı savunma gücü olarak da tarif edebileceğimiz bu sistem, bebekliğin ilk dönemlerinde, anneden kanımıza geçen ve antikor denilen bazı destek maddeleri ile takviye görmektedir. Doğumdan sonra anne sütü, özellikle ilk günlerdeki süt, bu yönü ile de çok önemlidir. Daha sonraları ise vücudumuzun geliştirdiği davranış biçimleri ve genetiğimize göre bu sistemiz de yapılanmaktadır.

4Oca/160

NEZLE Mİ, YOKSA GRİP MİYİM? NASIL ANLAMALI VE NE YAPMALIYIM? – Dr. H. İbrahim KAHRAMAN

h i kahraman drNEZLE Mİ, YOKSA GRİP MİYİM? NASIL ANLAMALI VE NE YAPMALIYIM? - Dr. H. İbrahim KAHRAMAN

Nezle bir virüs hastalığı olduğu gibi Kuş gribi, domuz gribi, Honk Kong gribi, Asya Gribi de virüs enfeksiyonlarıdır. Bu enfeksiyonlar hastalığın çıkış yeri, başladığı bölge veya virüsün ilk yaşadığı canlı türüne göre isimlendirilmişlerdir.

BELİRTİLER                      GRİP                                    NEZLE

Hapşırma, aksırma             Hastalığın başlangıcında         Sıklıkla
Ateş                                 38C'ninüzerinde                     Hafif   
Boğaz Ağrısı                      Sıklıkla                                  Sıklıkla
Baş ve Eklem ağrıları          her zaman ve ciddi                 Nadir
yorgunluk bitkinlik              Uzun süre ve iyileşme sonrası da kısa süreli                             Burun akıntısı, tıkanıklığı    daha az                                  Sıklıkla
Bulantı,                            5 yaş altı çocuklarda ve yaşlılarda sık  Nadir
Göğüs ağrısı                    Sıklıkla ve ciddi                        Nadir ve kısa süreli

7Kas/150

Hekimlik ve Hekimlerin Sağlıkta Dönüşümden Beklentileri – Dr. H. İbrahim KAHRAMAN

h i kahraman drHekimlik ve Hekimlerin Sağlıkta Dönüşümden Beklentileri – Dr. H. İbrahim KAHRAMAN

Hekimlik, insanlığın var oluşundan beri kutsal bir meslektir. Sağlık hizmetinin çekirdeği ve olmaz ise olmazı bir konumdadır. Hekimlik zeka, çalışkanlık ve fedakarlık isteyen bir meslek olup sosyal zeka, fen ve matematik kabiliyetlerinin de iyi olmasını gerektiren, bilgi ve sanatın birlikte kullanıldığı bir meslektir.

Hekimler geçmişte bir tıp zanaatkarı olarak çalışıyordu. Günümüzde ise sağlık sisteminin en önemli aktörü olarak hizmet vermektedirler. Ülkemizde 2003 yılından itibaren uygulanan sağlıkta dönüşüm programı, halkın bu hizmeti almasında önemli iyileşmeler sağlamıştır. Ama bu sisteminde özellikle sağlık çalışanları yönünden eksikleri, hataları ve düzeltilmesi gereken yerleri mevcuttur.

Sağlıkta dönüşümün getirdikleri ve muayenehane hekimliği hususunda Kocaeli Aydınlar Ocağı internet sayfalarında değerlendirmelerim olmuştu. Bu yazımda ise özellikle bu yeni sistem sebebiyle oluşan ve hekimlik mesleği uygulamalarını da etkileyen muhtelif sorunlara dikkat çekmeye çalışacağım.

24Eki/150

YAĞMUR SUYU GRİSU ve DOĞAL KAYNAKLARIMIZIN DOĞRU KULLANILMASI – Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN

h i kahraman drYAĞMUR SUYU GRİSU ve DOĞAL KAYNAKLARIMIZIN DOĞRU KULLANILMASI – Dr. Halil İbrahim KAHRAMAN

Su, insan hayatının “olmaz ise olmaz” şartlarından biri olduğundan, insanlar yerleşim yerlerini seçerken hep su imkanının yeterince olduğu alanları tercih etmişlerdir. Su, canlılığın yani hayatın olup-olmadığı hususundaki önemli belirleyici bir maddedir. Nitekim uzay çalışmalarında Ay’da, Mars’da su olup olmadığı araştırılıp tartışılmaktadır.

İnsan hayatının vazgeçilmezi olan bu değerimizin kullanımı üzerinden bir değerlendirme yapmak istedim. Bu değerimizin doğru, tasarruflu ve yerinde kullanımı başlı başına ayrı bir konudur. Konuyu bu yönü ile Kocaeli Aydınlar Ocağı internet hesabındaki yazılarımdan 5 Mayıs 2014 tarihli yazımda değerlendirmiştim. Burada ise yağmur sularımızın ve kullanarak kirlettiğimiz suların tekrar kullanılabilmesi konusunu değerlendireceğim.

Yağmur suları, insanların su ihtiyaçları için, en kolay ve çabuk ulaşılabilen bir su biçimidir. Muhtelif şekillerde toplanıp, biriktirilerek kullanılabilir. Günümüzde özellikle su sıkıntısı çekilmeyen bölge ve yerleşim yerlerinde bu doğal imkanın pek farkında olunmamaktadır. Eski kale şehirlerinde küçüklü-büyüklü sarnıçlarda toplanan yağmur suları, bu ihtiyaca cevap veriyordu.