Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım… Şikayet edeceğine sen de alternatifini oluştur.

ahsen okyar
22Şub/190

BANA GÜZEL BİR ŞEYLER SÖYLE… / Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sBANA GÜZEL BİR ŞEYLER SÖYLE… / Ruhittin SÖNMEZ

İnsanlar geleceklerini ilgilendiren konularda kötü şeyler duymak istemez.

1999 depreminden sonra birçok uzman yıllarca Marmara Bölgesinde 30 yıl içinde yine büyük bir deprem olacağını, ciddi tedbirlerin alınmasının gerekli olduğunu anlattılar durdular.

Uzmanlardan sadece bir kişi ilk 30 yılda böyle bir deprem olma ihtimalinin çok düşük olduğunu, muhtemel depremin çok daha ileri bir tarihte olabileceğini söyledi. Hepimiz rahatladık. En fazla bu uzmana inandık. Çoğumuz “biz öldükten sonra olur” ümidiyle deprem korkusundan kurtulduk.

Ama uzmanların çoğunluğunun söylediği gibi deprem zamanı yaklaştı mı, yoksa önümüzde hala uzunca bir zaman dilimi var mı bilemiyoruz. Deprem zamanı gelince olacak.

Bu toplum psikolojisi seçim kampanyalarında mutlaka gözetilmesi gereken bir husustur.

12Şub/190

DEĞERLERİN ÇÖZÜLMESİ VE LİDERLER – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sDEĞERLERİN ÇÖZÜLMESİ VE LİDERLER – Ruhittin SÖNMEZ

AKP ve MHP anlaşarak bir ittifak kurdular. Adına “Cumhur İttifakı” dediler.

Sistem zorlayınca, CHP ve İYİ Parti de ittifak kurarak adına “Millet İttifakı” dediler.

Fakat Ak Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Bahçeli, siyasette artık yadırgamaz olduğumuz kaba ve nobran bir üslupla, “Millet ittifakı” yerine “zillet ittifakı” veya “illet ittifakı” gibi terimleri kullanıyor. Kendilerine oy vermeyenlere hakaret ederek oy alamayacaklarını biliyor olmalılar. Hedefleri sadece kendi seçmenini konsolide etmek.

Ayrıca eski siyasetçilerin birbirlerinden bahsederken kullandığı “Sayın”, “Muhterem”, “Beyefendi”, “Hanımefendi” gibi sıfatlar yerine, mesela “Bay Kemal” gibi hitap tarzları ile beslenen nefret dili içimizi karartıyor.

1Şub/190

YOLSUZLUK VE HESAP SORABİLİRLİK – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sYOLSUZLUK VE HESAP SORABİLİRLİK – Ruhittin SÖNMEZ

Uluslararası Şeffaflık Örgütü “2018 Yolsuzluk Algı Endeksi”ni açıkladı. Türkiye 180 ülke arasında 41 puanla 78’inci sırada yer aldı. Son beş yılda 8 puan gerileyerek, 14 sıra aşağıya indi.

Türkiye Trinidad and Tobago, Kuveyt ve Lesotho ile aynı sırayı paylaştı.

Rapora göre, Türkiye “kısmen özgür” statüsünden “özgür olmayan” ülkeler kategorisine geriledi.

“Bu derecelendirme, hukukun üstünlüğü ve demokratik kurumlardaki geriye gidişi yansıttığı gibi, bağımsız medya ve sivil toplumun hareket alanının keskin biçimde daraldığını” gösteriyor.

AB İlerleme Raporlarında da benzer tespitler ve şeffaflık düzenlemeleri yapılması talepleri yer alıyor. “Yerli ve milli kuruluşlarımızın” da ülkemizde yolsuzluk algısının arttığını gösteren raporları var.

28Ara/180

NEREDEEEN NEREYE… / Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sNEREDEEEN NEREYE... / Ruhittin SÖNMEZ

Kadere bak.. Kimleeer kimlerle beraber yan yana geliyor? Aaahhh ahh.. Neredeeen nereye.. Ne oldum deme ne olacağım de…”

Cumhurbaşkanı ve Ak Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın mitinglerde sıkça söylediği bu sözleri üzerinden düşünmenin tam zamanıdır. Çünkü 2018 yılı bitiyor, yeni yıla girerken “Neredeeen nereye” doğru gittiğimize bakmak için bir fırsattır.

Önce ekonomide nereden nereye geldik, bir bakalım:

21Ara/180

ÜNİFORMAYI ÇIKARIP BAKAN OLMAK KOLAY DEĞİL- Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sÜNİFORMAYI ÇIKARIP BAKAN OLMAK KOLAY DEĞİL- Ruhittin SÖNMEZ

TBMM’deki bütçe görüşmeleri sırasında Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ile CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel arasında çıkan tartışma uzun yıllar unutulmayacak sanıyorum.

Eski Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar, Türkiye parlamenter sistemden ayrıldıktan sonra, Milli Savunma Bakanlığı’na atandı.

Birazcık askerlik yapmış herkes bilir ki, askerlikte üniformanın gücü sivillerin tasavvur edebileceğinin çok üzerindedir. 49 yıl askerlik hayatının çoğunda komutan olarak görev yapmış biri için sivillerle eşit bir ortamda çalışmak ve hele tartışmak kolay değil.

Nitekim CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in sert eleştirilerine karşı bazen komutan gibi buyurgan, azarlayan bir üslupla cevap veren Bakan Hulusi Akar, zaman zaman da Milletvekilleri ile arasında mesafe olmadığını kabul eden bir tonda konuştu.

Ama mademki Hulusi Akar Bakan olarak atanmayı kabul etti, üniformayı çıkardı, milletvekillerinden (hatta vatandaşlardan) yöneltilecek her türlü eleştiriye açık hale geldiğini kabul etmek zorunda.

4Ara/180

KÜRESEL ÇETELERİN İÇERİDEKİ ADAMLARI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin s
KÜRESEL ÇETELERİN İÇERİDEKİ ADAMLARI – Ruhittin SÖNMEZ

Banu Avar, “küresel çeteler ve içerdeki adamlarının sadece iktidarı kontrol ettiklerini mi sanıyorsunuz? Bunların muhalefeti boş bırakacaklarını düşünüyorsanız yanılırsınız” dediğinde içim daralmış ve bu dediğinin doğru olmaması için dua etmiştim.

Bundan tam 6 sene önce, Kocaeli Aydınlar Ocağı olarak İzmit’te misafir ettiğimiz Banu Avar’ın bu uyarısını sık sık hatırlıyorum.

Banu Avar bu sözü bize söylediğinde, Ak Parti içindeki milliyetçi- muhafazakâr bildiğimiz insanların dönüşümünü görmüştük. Fakat o yıllarda milliyetçilerin temsil edildiği tek parti olan MHP’deki değişim / dönüşüm başlamamıştı.

MHP Genel Başkanının Tayyip Erdoğan’ı en sert ve hakaret dolu cümlelerle eleştirdiği dönemdi.

O Bahçeli ve MHP gitti. Türkiye’yi, Parlamenter Sistemden koparıp, tek adama teslim eden biri geldi. Başbuğ Alpaslan Türkeş’in partisi, Tayyip Erdoğan’ı Başkanlığa taşımayı ve Başkan kalmasını Türkiye’nin bekası olarak gören bir zihniyete dönüştü.

Bahçeli ve MHP’deki değişim ve dönüşümün sebeplerini anlamaya çalışırken Banu Avar’ın bu sözünü hatırımdan çıkaramadım.

13Kas/180

FESLİ KADİR’İ ZİYARET ETMEK MEYDAN OKUMADIR – Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezFESLİ KADİR’İ ZİYARET ETMEK MEYDAN OKUMADIR – Ruhittin SÖNMEZ

Diyanet İşleri Başkanının, “Fesli Kadir” denilen sözde tarihçi, hain meczubu (Kadir Mısıroğlu’nu) ziyaretinden önceki son yazım DİYANET VE SİYASET idi.

Atatürk tarafından kurulan Diyanet İşleri Başkanlığının kurum olarak yaşaması gerektiğini ancak mutlaka ıslah edilmesi gerektiğini yazmıştım.

Çünkü biliyorum ki, “Diyanet itibarsızlaşırsa, siyasallaşırsa veya ortadan kalkarsa Almanya’daki gurbetçilerimiz ve Türkiye’de bazı örneklerini gördüğümüz gibi Müslüman halkımızın aynı Camiye gitmeyen cemaat, tarikat ve dini gruplara bölüneceğine inanıyorum. Ayrıca IŞİD gibi aşırı yorum ve yapılanmaların Türkiye’de de gelişmesine zemin hazırlanmış olur. Din eğitimi veren okullar ve camilerde İslami değerler öğretilmeli. İmam Hatipler ve Camiler parti seçim bürosu gibi olmamalıdır.”

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş yönettiği Camileri ve eğitim kurumlarını birer siyaset mekânı haline getirdiği yetmemiş olmalı ki, milletin sinir uçlarına direktdokunan bir hamle yaptı.

Diyanet’in itibarını sıfırlayan ve kurumu tam olarak siyasetin emrine verdiğini ilan eden eylemi gerçekleştirdi.

Diyanet İşleri Başkanının 9 Kasım’da olduğunu söylediği ve 10 Kasım’da resimleri servis edilen Fesli Kadir ziyareti sıradan bir mesaj değildi.

2Kas/180

FETVACI REKTÖR YALNIZ DEĞİLSE… / Av. Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezFETVACI REKTÖR YALNIZ DEĞİLSE… / Av. Ruhittin SÖNMEZ

Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Taşaltın’ın, Akit TV’de sarf ettiği akla ziyan fetvaya AKP kanadından sadece Naci Bostancı bir cevap verdi.

Rektör Taşaltın “Erdoğan yalnız mı” sorusuna cevap verirken, “İslami olarak şu anda Cumhurbaşkanına itaat etmek farz-ı ayn’dir, karşı gelmek de harpten kaçmak manasında haramdır”  demişti. (Farz-ı ayn: Dinimizin her Müslüman’ın bizzat kendisinin yapmasını açık ve kesin olarak emrettiği şeylerdir.)

AK Parti Grup Başkanı ve Ankara Milletvekili Naci Bostancı, Twitter'dan yaptığı açıklamada,

“Harran Üniversitesi Rektörü’nün Cumhurbaşkanımızla ilgili sözlerinin,

a. Cumhuriyetimizle, b. İslamla, c. Cumhurbaşkanımızın siyasal anlayışıyla, d. Rektörlük makamında aranan akademik müktesebatla hiçbir ilgisi yok" ifadelerini kullandı.

Naci Bostancı’nın bu sözlerini takdir etmekle beraber kendisinin siyasi hayatı açısından endişelenmeden de edemedim.

Ben Rektör Prof. Dr. Ramazan Taşaltın’ın yalnız olmadığını, böyle İslamla ve bilimle hiç uyuşmayan, adına ister ölçüsüz sevgi, isterseniz yalakalık deyin böyle cümleleri dile getirmeye hazır hayli “kifayetsiz muhteris” bulunduğunu düşünüyorum.

Bunlar Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tepkisini beklemeden, rüzgârın yönünü görmeden bir açıklama yapmazlar. Naci Bostan böyle net bir açıklama yaparak kendi siyasi hayatı açısından riskli bir çıkış yaptı. Fakat partisi ve Türkiye açısından doğru olanı yaptı.

Bu seviye kaybını önleyebilecek tek kişinin CB Tayyip Erdoğan olduğu açık. Erdoğan Rektör Taşaltın’a haddini bildiren birkaç söz eder ve rektörü görevden alırsa, meydan bu tür garip fetvacılara kalmaz.

Ancak Erdoğan’ın böyle bir müdahalesinin olacağından emin olamıyorum. Çünkü geçmişte de böyle patavatsız ve münasebetsiz laflar eden olmuştu. Erdoğan tepki vermemişti.

5Eki/180

İLK BORÇLANMALAR, İLK YABANCI DANIŞMANLAR – Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezİLK BORÇLANMALAR, İLK YABANCI DANIŞMANLAR - Ruhittin SÖNMEZ

Mc Kinsey adlı şirketin Türkiye’ye “danışmanlık” mı yapacağı, “kayyum” olarak mı görev yapacağı tartışılıyor. Doğru bir karar verebilmek için tarihimizdeki benzer tecrübeleri hatırlamak faydalı olacak.

Ecdadımız Osmanlı ilk dış borçlanmasından sonra bakın neler yaşadı?

Osmanlı Devleti ilk dış borçlanmasını 1854’de yaptı. Bundan önce hiç dışarıdan borç almamıştı. Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya arasında başlayan Kırım Savaşında savaş masrafları borç almaya itti. Çünkü Osmanlı Devletinin gelirleri, senede 7.500.000 lira olarak tahmin ediliyordu.

Abdülmecit, 4 Ağustos 1854 tarihli bir irade ile bir borçlanma için yazılı bir anlaşma yapılmasına izin verdi. 3.000.000 İngiliz sterlini tutarındaki ilk borç için 30.000 Türk lirası tutarında Mısır’ın vergisi teminat gösterildi.

Daha sonra yeni borçlanma anlaşmaları yapılmaya devam etti.

Fransa ve İngiltere ile 1855 yılında yeni bir borçlanma anlaşması daha yapıldı. Bu anlaşmaya, İngiliz ve Fransız Hükümetleri, geliri savaşın sürdürülmesinde kullanılmak üzere kefil olmuşlardı. Borçlanmaya teminat olarak Mısır vergisinden artan kısım ile hükümetin umumi geliri ve İzmir ve Suriye gümrük hasılatı gösterildi. Borçlanma Londra’da Rothschild Müessesesine ihale edildi.

İngiliz ve Fransız hükümetleri, Osmanlı Hükümetinden borçlanmayla elde dilecek olan tutarın sadece savaş masraflarına ayrılmasını garanti altına almak istedi. Bunun için bir yaptırım gücü oluşturacak biçimde denetleyecek ve Hazine hesaplarını inceleyecek iki komiser atama hakkı talep ettiler.

Donald Blaisdell’e göre, bu muamele YABANCI DEVLETLERİN DENETİMİ KAVRAMININ tohumlarını içermektedir.

Bu amaçla İngiltere ve Fransa birer memur görevlendirdi.

2Eki/180

MC KİNSEY VE DÜYUN-U UMUMİYE – Ruhittin SÖNMEZ

MC KİNSEY VE DÜYUN-U UMUMİYE – Ruhittin SÖNMEZ

r sönmez“Hükümet, borçların yıllık taksitlerini ödeme zamanı gelinceye kadar bunlarla meşgul olmamak ve vadeleri geldiğinde uykudan uyanmak âdetini benimsemişti. Bu sebepten, 1866 senesi yıllık ödemeleri için hiç bir hazırlık yapılmadığı halde, bunlar gelip çatmışlardı. Taksitleri ödemek için yine yeni bir borçlanma düşünüldü.”

Bu cümleleri Özge Varol isimli bir araştırmacının Yüksek Lisans tezinden aldım.

Görülüyor ki ceddimiz Osmanlı da şimdiki yöneticilerimizden pek farklı davranmamış. Bir başka deyişle şimdiki yöneticilerimiz ecdadımızın yaşadıklarından ibret almamış.

Son 16 yıldır hızla artan dış borçların taksitlerini ödeme zamanı gelmişti. Fakat hükümet saray, yol, AVM gibi inşaat işlerine para harcamakla meşguldü.

Vade gelip yeni borç para bulunamayınca “dış güçler bize ekonomik savaş açtı” dediler.

8Eyl/180

ÇÖZÜM İÇİN KARENİN DIŞINA ÇIKMA ZAMANI – Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezÇÖZÜM İÇİN KARENİN DIŞINA ÇIKMA ZAMANI - Ruhittin SÖNMEZ

Ülkemizin içinde bulunduğu problemler bir “beka sorunu” mertebesine ulaşmış durumda. Ekonomi, eğitim, dış politika, din anlayışı, ahlak, siyaset vd alanlarda bugüne kadar denenmiş çözüm yolları ile iyi bir sonuç alamadığımız ortada.

Devletimizi yönetenler karşılaştığımız problemleri çözmeye çalışırken girdiğimiz çıkmazın farkındalar. Bu sebeple bildikleri bütün çözüm yollarını tekrar tekrar deniyorlar. Ancak çözümsüzlüğün sıkıntısıyla bunaldıkları da açık.

Çünkü alıştıkları yönetim tarzı ve zihinlerinde yer eden çözüm metotları mevcut sorunları çözmeye yetmiyor.

A.Einstein “problemleri doğuran davranış biçimlerini devam ettirerek problemlerimizi çözmemizin mümkün olmadığını” söylüyor.

Ancak insanların alışkanlıklarını ve önyargılarını değiştirmeleri çok zordur. Yeni davranış biçimlerini benimsemeleri ve uygulamaları da çok nadir seçtikleri bir yoldur.

Yaşadığımız ve gittikçe etkilerini daha fazla hissedeceğimiz ağır ekonomik krizden çıkmamız da, dış politikada sıkıştığımız köşeden kurtulmamız da devletimizi yönetenlerin yeni davranış biçimleri benimsemesine ve uygulamasına bağlı.

Eğitimde, devlet yönetiminde, din anlayışımızda, hayatın her alanında problemler yaratan kalitesizlik çemberinden çıkış da aynı şekilde alıştığımız yönetim tarzının değişmesiyle mümkün olacak.

21Ağu/180

BİZ İÇERİDEN SİZ DIŞARIDAN – Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezBİZ İÇERİDEN SİZ DIŞARIDAN – Ruhittin SÖNMEZ

“Cumhuriyet tarihimizin en ağır ekonomik krizi” olması muhtemel bir ekonomik türbülans içine girdik. Bu ağır krizin oluşmasında elbette dış tesirler de var ama asıl olan içeride bizim yaptıklarımız.

Borç aldığımız elâlemin parasını har vurup harman savurmak, üretim yerine tüketim harcamalarına yönelmek, hukuk devleti olmaktan uzaklaşmak ve vatandaşlarımız arasında ayrışma ve kutuplaştırma yaratmak. Bunlar bizim içeride yaptıklarımız.

10Ağu/180

BAĞIMSIZ MEDYA, ŞEFFAFLIK VE EKONOMİ – Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezBAĞIMSIZ MEDYA, ŞEFFAFLIK VE EKONOMİ – Ruhittin SÖNMEZ

Son zamanlarda bağımsız medyanın ne kadar önemli olduğunu iliklerime kadar hissetmeye başladım.

Eskiden en sevdiğim tartışma programlarını izlemeye tahammül edemiyorum. Sözde “uzman”, “bilim adamı” ve “aydın” sıfatlı kişilerin yalakalık sınırlarını bu kadar zorlamaları, zekâmızla alay edercesine en temel yanlışları bile savunmalarını izlemek bir işkence haline geldi.

Bir sade vatandaş olarak haber alma ve bilgilendirilme hakkımın bu kadar engellendiği, medya gücünün bu kadar kötüye kullanıldığı bir dönem hatırlamıyorum.

“Tek adamın” ve “güçlü iktidarın” aleyhine tek cümle söyleyemeyen, tek satır yazamayanların muhalefet liderlerine aslanlar gibi saldırdıklarını görüyoruz.

Her geçen gün, farkında olmadan, TV’de haber ve yorum izlemeye ayırdığım zamanı azaltıyorum.

13Tem/180

MUHTEŞEM TÖRENLER VE GELİŞMİŞLİK SEVİYESİ – Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezMUHTEŞEM TÖRENLER VE GELİŞMİŞLİK SEVİYESİ – Ruhittin SÖNMEZ

Rahmetli Prof.Dr. Ayhan Songar, Türkiye'nin en ünlü psikiyatrlarından olduğu kadar, kendisini çok iyi yetiştirmiş gerçek bir aydındı. Aynı zamanda dünyayı gezmeye ve fotoğraf çekmeye meraklı bir kişiydi.

Kendisinden dinlediğim bir hatırasını hiç unutamıyorum. O’nun dilinden aklımda kaldığı şekliyle aktarayım:

“Galiba yıl 1986 idi. Avusturya’nın Başkenti Viyana’da turist olarak geziyordum. Başkanlık Makamının önündeki merdivenlerde fotoğraf çekerken, merdivenlerin başladığı noktaya bir siyah otomobil geldi.

Aracın önünde arkasında eskortlar, korumalar vs yoktu. İçinden çıkan adama dikkatlice bakınca tanıdım.

Bu bir gün önce yapılan seçimleri kazanarak Avusturya Cumhurbaşkanı seçilen Kurt Waldheim’di.

Avusturya Cumhurbaşkanı Kurt Waldheim aracından çıktı, bond çantasını eline aldı, tek başına Cumhurbaşkanı olarak görev yapacağı Başkanlık Makamına doğru merdivenleri çıkmaya başladı.

Ben de kendisine yaklaşarak kendimi tanıttım ve başarılar diledim. Teşekkür ederek, makamına gitmek üzere yoluna devam etti.”

22Haz/180

SEÇİME GÜLÜMSEYEREK GİRELİM – Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezSEÇİME GÜLÜMSEYEREK GİRELİM – Ruhittin SÖNMEZ

Cumhuriyet tarihinin en önemli seçimlerinden birini yapacağız.

Tek adam rejimi veya ortak aklın kullanılacağı parlamenter sisteminden birinin tercihini yapacağımız seçime sadece iki gün kaldı.

Özellikle AKP kanadı 16 yılın gücü ve kudretini kaybetmek endişesi ile gergin, kaygılı. Ak Parti Genel Başkanı ilk defa bu kadar sıkıntılı ve yorgun bir yüzle halkın karşısına çıkıyor.

Millet ittifakı bileşenleri ise ülkeyi tek adam rejiminden kurtarmak, 16 yıl sonra seçim kazanmak ihtimalinin yükselmesi ile coşkulu bir heyecan içinde. Aynı zamanda “ya hile olursa, ya yine kazanamazsak” gibi endişelerle gergin, kaygılı.

Anketçiler de söylüyor, bizler de gözlüyoruz. Halkın büyük çoğunluğu siyasi tercihini açıklamaktan korkuyor.

16Haz/180

PARALARINDAN BAŞKA HİÇBİR ŞEYLERİ YOK – Av. Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezPARALARINDAN BAŞKA HİÇBİR ŞEYLERİ YOK – Av. Ruhittin SÖNMEZ

Hani bizim şeker fabrikalarımız vardı. Cumhuriyetin ilk yatırımlarındandı. Ürettiği şeker pancardan üretilirdi, en zararsız şekerdi. Bizim işçimiz çalışır, pancarını bizim köylümüz üretirdi. Binlerce işçimiz ve köylümüz için geçim kaynağıydı. Pancar üreticisine, melasçıya, süt üreticisine, damızlık sığır yetiştiricisine ekmek kapısıydı.

Onları insan sağlığına zararlı mısır şurubu üreticisi ve Türkiye’nin şeker piyasasını ele geçirmeye çalışan Cargill şirketinin raporuna ve ABD Başkan yardımcısının ricasına dayanarak sattılar. Bir KHK ile de Şeker Kurumunu kapattılar.

İnsanlarımızın sağlığını, geçim kaynağını hiçe saydılar. Bu 11 şeker fabrikamızı içindeki stoklarıyla, alacaklarıyla, arsalarıyla birlikte 4,5 milyar liraya sattılar.

9Haz/180

KADINLAR VE GENÇLERİN TERCİHİ – Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezKADINLAR VE GENÇLERİN TERCİHİ – Ruhittin SÖNMEZ

24 Haziranda yapılacak seçimlerin en belirleyici kesimi kadınlar ve gençler olacak.

Bu bilgiyi sadece anket firmalarının değerlendirmelerine dayanarak değil, seçimler için yaptığımız saha çalışmalarındaki gözlemlerimize dayanarak da paylaşıyorum.

Çalışmalarımız sırasında görüştüğümüz kadınlar ve 30 yaş altındaki gençler arasında Meral Akşener ve İYİ Parti’yi destekleyeceklerini açıklayanların oranı üçte iki mertebesinde.

“Ben bilmem eşim bilir” diye cevap veren veya erkeklerle konuşmaktan kaçınan kadınlarımız da var. Bunlar oransal olarak azınlıktalar. Böyle olan kadınlarımızın tercihini öğrenmemiz mümkün olmuyor.

Ancak genel olarak, kadınlarımızın, bireysel tercihlerini açıklama konusunda, erkeklerden daha cesur olduğunu görüyorum.

5Haz/180

DEĞİŞİMİN STATÜKOYA GALİBİYETİ – Av. Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezDEĞİŞİMİN STATÜKOYA GALİBİYETİ – Av. Ruhittin SÖNMEZ

Hafta sonu yapılan Fenerbahçe kongresinde, 20 yıldan beri başkanlık yapan, Aziz Yıldırım devrildi. Oyların yüzde 78’ini alan Ali Koç başkan seçildi.

20 yıllık başkanlığı döneminde Fenerbahçe tarihine geçecek önemli işler yapan Aziz Yıldırım neden devrildi?

Bunca yeteneğine ve bunca yıllık birikimine rağmen ustalık döneminde neden böyle ağır bir yenilgi aldı?

İki adayın özelliklerini inceleyerek bu soruya cevap arayalım.

29May/180

CÜZDANA BAKIYOR ZEKÂTA MUHTAÇ – Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezCÜZDANA BAKIYOR ZEKÂTA MUHTAÇ - Ruhittin SÖNMEZ

İlhan Kesici hem iyi bir ekonomi uzmanı ve hem de Anadolu kültürü ile batı ilmini harmanlamış seçkin bir Türk aydınıdır. O en teknik ekonomi konularını bile halkın anlayabileceği bir üslupla, fıkralarla süsleyerek anlatmayı sever.

7 Nisan 2017’de Kocaeli Aydınlar Ocağımızda verdiği konferansı sırasında ekonominin durumunu bir fıkra ile anlatmıştı:

Erzurumlu bir esnaf “hesabı kitabı denkleştireyim, bir hacca gideyim” diye niyetlenir. Önce mali durumunun hac masraflarını karşılamaya yetip yetmeyeceğini öğrenmek için muhasebecisine hesapları gözden geçirmesini söyler. Muhasebeci hesaplarını yapar, esnafın “mali durumunun gayet iyi olduğunu, hac masraflarının kendisine fazla bir yük oluşturmayacağını” kendisine anlatır.

Fakat adam bir de kendi cüzdanına, yani elinde mevcut olan harcanabilir maddi varlıklarına bakar. Ve kendi kendine şöyle söylenir:

“Hesaba bakırem hac lazım olmuş, cüzdana bakırem zekâta muhtaç.”

23May/180

SEÇİM SATRANCINDA SON DURUM – Av. Ruhittin SÖNMEZ

Sr sönmezEÇİM SATRANCINDA SON DURUM – Av. Ruhittin SÖNMEZ

Bugüne kadar yaptıkları bütün seçim tahminlerinde yüzde 1’in altında bir hata payı ile çalışan bir şirket, Gezici Araştırma Merkezi.

Bu şirketin sahibi Murat Gezici’nin bir TV kanalında açıkladığı rakamlar, Türkiye’de 16 yıl aradan sonra bir iktidar değişikliğini işaret ediyor.

Bu programda verilen bilgiler ışığında değerlendirmemizi yapmaya çalışalım.

Muharrem İnce’nin Cumhurbaşkanı adayı olmasının ilk etkisi seçime katılım oranının artacak olmasıdır. Katılım arttıkça muhalefetin oy oranının yükseldiği biliniyor. Çünkü AKP kendi seçmenini her şartta sandığa getirmeyi başarıyor.

Bu seçimde oy veren seçmen oranının yüzde 88’i geçerek tarihi bir rekor kırması beklentiler arasında. Bu ise muhalefet açısından çok önemli bir avantaj sağlıyor.

Ak Parti’yi 24 Hazirandan sonra ana muhalefet partisi olarak görme ihtimalimiz yüzde 70.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde ikinci tura kalma ihtimali çok yüksek. Bunu sağlayan en önemli faktör Meral Akşener. Çünkü kutuplaşmanın ve alternatifsizliğin etkisiyle Erdoğan’a ve Ak Parti’ye eklemlenmiş merkez seçmenin bir kısmını Ak Parti’den koparacak.

Meral Akşener ikinci tura kalırsa Erdoğan’a karşı kazanabilecek tek aday. Yani Akşener’in şansı Muharrem İnce’den fazla.

İkinci tura İnce ile Erdoğan kalırsa, Erdoğan seçimi yüzde 57-58 oranıyla kolayca kazanır.

İkinci tura Akşener ile Erdoğan kalırsa, Meral Akşener yüzde 54 ile seçimi kazanır.