Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım… Şikayet edeceğine sen de alternatifini oluştur.

ahsen okyar
11Haz/190

İTİBAR CELLÂTLARI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sİTİBAR CELLÂTLARI – Ruhittin SÖNMEZ

İstanbul Belediye Başkanlığı yenileme seçimi yaklaştıkça AKP kanadının temel stratejisi Millet İttifakı adayı Ekrem İmamoğlu’nu itibarsızlaştırmak üzerine yoğunlaştı.

Gerçekten Ekrem İmamoğlu, rakibi olan AKP’nin alışılmış oyun düzenini bozdu. Her türlü taktik- stratejik hamleler İmamoğlu’na halk desteğini azaltmadığı gibi yapılan haksızlıklar İmamoğlu’nu büyütmeye devam ediyor.

İmamoğlu’nu “itibarsızlaştırmak” için algı operasyonlarına başvurmaktan başka çare bulamadılar.

Havuz medyası, sosyal medya aktrolleri yetmedi, belli makam ve mevkileri işgal ettikleri için adam sandığımız kişiler akıl almaz laflar ediyorlar.

Ramazan- Bayram dinlemediler, bakın ne yalanlar söylediler:

Ø “Oylarımızı çaldılar” dediler, YSK kararı bunu yalanladı. “Kim çaldı?” sorusuna cevap veremediler.

İşi o kadar çığırından çıkardılar ki, Ekrem İmamoğlu’na ve hemşerileri olan Trabzonlulara Yunan benzetmesi yapacak kadar akla ziyan, vicdansızca iftiralar attılar.

Bu dalga yukarıdan aşağıya yayılıyor. Geçen gün sosyal medyada İlahiyat Fakültesi mezunu olan bir AKP yandaşının paylaşımını gördüm, ürperdim.

Bu zat Mudanya’nın CHP’li belediye başkanının Suriyelilere tavrını eleştirmek için, Mudanyalılara Yunan işbirlikçisi yaftası yapıştırmaktan çekinmemişti. Sadece bu olay bile toplumdaki akıl tutulmasının boyutunu gösteriyordu.

8Haz/190

YENİ ASKERLİK KANUNUNUN RİSKLERİ – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sYENİ ASKERLİK KANUNUNUN RİSKLERİ - Ruhittin SÖNMEZ

İstanbul Belediye Başkanlığı seçimlerinin yenilenmesi kapsamında yapılan tartışmalar çok önemli bir gelişmeyi gözlerden sakladı.

AKP tarafından TBMM’ne getirilen “Askeralma Kanunu Teklifi” Türk Silahlı Kuvvetlerinin yapısında çok köklü değişiklikler yapılmasını öngörüyor. Bu teklif kabul edildiğinde 1927 yılından bu yana yürürlükte olan ve bu süreçte kısmi değişikliklere uğramış olan “Askerlik Kanunu” bütünüyle kaldırılıp yeni bir kanun yapılmış olacak.

İYİ Parti TBMM Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, Kocaeli İl Başkanlığı bayramlaşma töreninde, tatil sonrası Meclis gündemi hakkında bilgi verdi. Bayramdan sonra Meclis’te “Yeni Askerlik Sistemi” üzerine çok çetin müzakerelerin geçeceğini söyledi.

Getirilmek istenen “Yeni Askerlik Sistemi” içinde çok ilginç ve tehlikeli maddeler olduğunu anlatan Türkkan en önemli gördüğü riskleri üç başlıkta sıraladı.

Lütfü Türkkan’ın anlattığı başlıklar altında sıkıntılı hususları özetlemeye çalışalım.

5Haz/190

BU RAMAZAN’DA CANIMI SIKANLAR – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sBU RAMAZAN'DA CANIMI SIKANLAR - Ruhittin SÖNMEZ

Bu sene de Ramazan Ayı seçim atmosferinde geçti. Ömrüm boyunca Ramazan ayının, camiler ile dini ritüel ve merasimlerin hiç bu kadar siyasete alet edildiğini hatırlamıyorum.

Sadece İstanbul Belediye Başkanlığı seçimi yenilenecek ve Ekrem İmamoğlu ile Binali Yıldırım bir yarış içindeler. Bu yarışın demokratik, adil ve eşit şartlarda gerçekleşmesi hem hukukun ve hem ahlakın, hem de dinin gereği değil mi?

Peki, bu yarışta partili Cumhurbaşkanının her türlü adalet anlayışını yok eden propaganda sürecini nereye koyacağız?

Ramazan boyunca her iftardan sonra tamamen İstanbul seçimlerine yönelik yaptığı konuşmaları onlarca TV kanalında program akışı kesilerek canlı yayında vermek ne demek?

Bu konuşmalarında rakiplerini “İstanbul’u Konstantinapol olarak görmek isteyenler” diye suçlaması, İstanbul seçimini “PKK ile mücadelenin uzantısı” olarak değerlendirmesi ne demek?

“Keşke Yunan kazansaydı” diyen meczuba âlim muamelesi yapıp ziyaretine giden, kızının nikâh şahitliğini Yunan Başbakanına yaptıran, PKK ile birlikte “çözüm süreci” işleten kişinin bu sözlerini eleştirecek bir tek namuslu TV yorumcusu çıkmaması ne demek?

Kameralar eşliğinde kılınan teravih namazları sonrası camiden siyasi propaganda yapmayı vicdanlar nasıl kabul edebiliyor?

Bırakmadılar ki Müslümanlar iftar sonrası huzurla sohbet etsin, Kadir Gecesi tefekkür ve ibadet etsin. Hangi kanalı açsan karşında AKP Genel Başkanı propaganda yapmakta, rakiplerine kara çalmakta.

YSK’nın gerekçeli kararında oylar çalındı tespiti yoktu. AKP adayı “Oylarımız çalındı hukuki terim değil, ben siyaseten böyle konuştum” dedi.

Hemen ertesi günlerde Cami çıkışında yine “seçim yenileniyor, çünkü oylarımızı çaldılar” demeye devam etti. Bu iftira etmek değilse nedir?

Hani “devletin dini adaletti?” Hani iftira en büyük günahlardandı?

21May/190

ATATÜRK’ÜN YOL ARKADAŞLARI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sATATÜRK’ÜN YOL ARKADAŞLARI – Ruhittin SÖNMEZ

Mustafa Kemal Paşa’nın döneminde, bugünkü adıyla albay ve general olan arkadaşları inanılmaz çetin şartlarda yetişmiş, çok nitelikli kurmay subaylardı.

Bunlardan çoğu Milli Mücadelede Mustafa Kemal’in yol arkadaşları olarak unutulmaz hizmetler yaptı. İlk akla gelenler:

1919 Haziran ayında Amasya Kararlarını imzalayarak Milli Mücadelenin yol haritasını çizen lider kadro…

Mondros Mütarekesi’ni Bahriye Nazırı sıfatıyla imzalamış olan Albay Rauf (Orbay) Bey

Merkezi Erzurum olan 15. Kolordu’nun komutanlığını yapan Kâzım Karabekir Paşa

Ankara merkezli 20. Kolordu’nun başında bulunan Ali Fuat Paşa ve 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan Bandırma Vapuru yolcularından 3. Kolordu Komutanı Albay Refet (Bele)’yi sayabiliriz.

Ayrıca Milli Harekete en baştan katılmayan ancak zafere ulaşmamızda çok değerli katkılar veren Albay İsmet (İnönü) ve Fevzi (Çakmak) Paşa gibi kurmayları da ilave ediniz.

Albay Refet (Bele) ve Albay İsmet (İnönü) 1921’de tuğgeneral (mirliva) yani Paşa oldu.

Mustafa Kemal (Atatürk), Kâzım Karabekir ve Ali Fuat (Cebesoy) ise Milli Mücadele’nin başında mirliva rütbesinde oldukları için ‘Paşa’ unvanı taşıyordu.

Fevzi (Çakmak) Paşa, Mustafa Kemal’den 5 yaş büyüktü. 1918 Mondros ateşkesinden sonra beş ay kadar Erkanı Harbiye Reisliği (Genelkurmay Başkanlığı) Ordu Müfettişliği ve 1920 Şubat-Nisan’ında iki ay Harbiye Nazırlığı yaptı.

İstanbul’un İngilizlerce işgali üzerine 17 Nisan 1920’de Ankara’ya geçip Kozan Milletvekili olarak Milli Mücadele’ye katıldı. Hemen Milli Savunma Bakanlığına ve 1921’de Başbakanlık görevine atandı. 1922-1944 arası aralıksız 21 yıl Genelkurmay Başkanlığı yaptı.

Kazım Karabekir Paşa, Mustafa Kemal’den bir yaş küçüktü. 1918 yılında da Erzincan, Sarıkamış, Kars, Erzurum ve Gümrü bölgelerini Ermeni ile Rus kuvvetlerinden geri aldı. Mustafa Kemal Paşa Samsun’a çıktığında dağıtılmamış tek ordu birliği olan 15. Kolordu komutanıydı. Mondros Ateşkes Anlaşması sırasında da Sadrazam Ahmed İzzet Paşa'nın Genelkurmay Başkanlığı teklifini kabul etmeyerek Milli Mücadele'ye katıldı.

Milli Mücadelede Mustafa Kemal Paşa’nın liderliğini kabul ettirmesinde en kritik dönüm noktası Temmuz 1919’da yaşandı. Kazım Karabekir Paşa, Padişah’ın “Mustafa Kemal’in 9. Ordu müfettişliğinden azledildiğini ve derhal tutuklanmasını isteyen” emrini dinlemedi, “Emrinizdeyim Paşam” dedi. Bu Milli Mücadele için tam bir kırılma noktasıdır.

17May/190

GEREKÇELİ KARAR – AKP İLE HDP/PKK ANLAŞTI MI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sGEREKÇELİ KARAR - AKP İLE HDP/PKK ANLAŞTI MI – Ruhittin SÖNMEZ

GEREKÇELİ KARAR

İstanbul Belediye Başkanlığı seçimlerinin iptali ve yenilenmesine dair Yüksek Seçim Kurulu (YSK) gerekçeli kararı açıklayınca tartışmalar biter mi?

YSK’nın aldığı kısa kararı açık:

"Bir kısım sandık kurullarının, ilçe seçim kurullarınca kanuna aykırı oluşturulması VE bu hususun da seçim sonucuna müessir olması nedeniyle, 31 Mart 2019 tarihinde yapılan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptaliyle yenilenmesine” şeklinde.

Karar 4 üyenin AKP iptal başvurusunu red, 7 üyenin seçimin iptali yönünde oy kullanmasıyla alındı.

Gerekçeli kararda kısa kararın kapsamı dışında yeni gerekçeler bulundurulamaz.

Buna rağmen AKP’nin temsilcileri kendi dilekçelerinde iddia ettikleri fakat YSK tarafından ciddi bulunmayan bütün iddialarını tekrar tekrar gündeme getirerek kafaları karıştırmaya ve zihinlerde “çaldılar” algısı oluşturmaya çalışıyor.

10May/190

YSK’NIN TARİHİ KARARI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sYSK'NIN TARİHİ KARARI – Ruhittin SÖNMEZ

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Seçiminin yenilenmesi kararı asla hukuki değildir, tamamen siyasi bir karardır. YSK’nın bu kararı Türkiye Cumhuriyeti hukuk tarihine kara bir leke olarak geçmiştir. Hukuki açıdan değerlendirmek bir hukukçu olarak bana ağır gelmektedir.

Ama mademki medyada sürekli bu konu tartışılıyor, biz de hukuki kılıfın üstüne ve altına bir göz atalım.

AKP olağanüstü itirazında kanunun imkân verdiği her konuda, 9 başlık altında sıraladığı gerekçelerle iptal talep etti. Bunların içinde “hükümlü, kısıtlı, ölü 19 bin 350 kişiye oy kullandırıldığı, sahte seçmen, KHK ile kamu hizmetinden çıkarılan seçmenlerin oy kullanma hakkının bulunmadığı, bir kısım sandık başkanı ve memur üyenin kamu görevlisi olmadığı” gibi iddiaları yer alıyordu. YSK bu iddiaları -biri hariç- ciddi bulmadı.

Kurul'un, 4 üyeye karşı 7 üyenin oy çokluğuyla aldığı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin iptali ve yenilenmesi kararının, “bir kısım sandık kurullarının ilçe seçim kurullarınca kanuna aykırı oluşturulması ve bu hususun da seçim sonucuna müessir olması nedeniyle” alındığı açıklandı.

Sandık görevlilerinin kamu görevlisi olmaması tek başına yeter bir gerekçe olamazdı. Bu sandıklarda seçmen iradesinin sandığa yansımasını önleyen işlemlerle hatalı kullandırılan veya sayılan oyların miktarının Ekrem İmamoğlu’nun Binali Yıldırım’ın aldığı oy farkından fazla (en az 13.730) olması gerekiyordu.

Bahsedilen kanuna aykırı görevlendirmelerin yapıldığı sandıklarda ne tür kanuna aykırı işlemler yapıldığı, bu sandık görevlilerinin yaptıkları hilenin ne olduğu kararda belirtilmemiştir.

YSK, kamu görevlisi olmayan sandık başkan ve üyelerinin, büyükşehir belediye başkanı seçiminde hangi yöntemle seçimin sonuçlarına etki ettiklerini delilleriyle açıklamak durumundadır.

7May/190

SEN HİÇ AÇ KALDIN MI? – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sSEN HİÇ AÇ KALDIN MI? – Ruhittin SÖNMEZ

İşçinin, emekçinin bayramı olan 1 Mayıs’ta bu yılın ana teması kıdem tazminatı idi. Çünkü aileleriyle beraber 40 milyon kişiyi ilgilendiren bu konuda işçiler endişeliler.

Geçtiğimiz ay içinde Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, 2019 yılında kıdem tazminatında yeni bir sisteme geçileceğini açıkladı.

Yapılan çalışmalara göre, bir “kıdem tazminatı fonu” oluşturulacak. İşten çıkarılan işçi kıdem tazminatını hemen alamayacak. Yeni düzenlemeyle beraber işçi hak ettiği kıdem tazminatının yarısını ya 15 yıl sonra ya da ev aldığında alacak. Tazminatın tamamını ise emekli olduktan sonra ya da 56 yaşında alabilecek.

İşçiler, bu fon ile “kazanılmış hakları olan kıdem tazminatının zaman içinde ortadan kaldırılmak istendiğine” inanıyor.

Bu yasa çıkarsa, patronlar daha kolay işçi çıkarabilecek. Ayrıca işçiler için oluşturulacak fon, kriz dönemlerinde devletin patronlar lehine kullanacağı bir kaynağa dönüşebilecektir.

Bu bakımdan sendikaların düzenlediği 1 Mayıs mitinglerinde “Kıdem Tazminatımdan Elini Çek!” uyarısı yapıldı.

***

3May/190

GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİL.. / Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sGÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİL.. / Ruhittin SÖNMEZ

Mustafa Kemal, Cumhuriyetin ilan edildiği 29 Ekim 1923 tarihinde, Meclis’te bir teşekkür konuşması yapar. Ancak böylesine önemli bir karar gününde yaptığı konuşma çok kısa sürmüştür.

Kimse bir anlam veremez. Bu kadar kısa konuşması üzerine siyasi çevrelerde çok çeşitli yorumlar yapılır.

Gerçek sebebi yıllar sonra kendisi şöyle açıklayacaktır:

“Diş protezlerimi yeni takmıştım, tecrübe devresindeydi, henüz alışamamıştım. Söz söylemeye başladığım vakit ıslık gibi sesler çıkıyordu veyahut ağzımdan düşüyordu. Dilime dolaşıyor, rahat konuşamıyordum. Ne yapayım kısa kestim.”

Yılmaz Özdil’in “Mustafa Kemal” isimli kitabından okuduğum bu hatıra, bazı önemli hadiselerin arka planının göründüğü gibi olmadığını anlatıyor.

Arkasında büyük stratejik hesapların, politik taktiklerin olduğunu sandığımız birçok olayın aslında basit insani davranışlardan kaynaklanmış olabileceğini gösteren örneklerden sadece biridir bu.

28Nis/190

SEVGİ, DEĞER, ÖZGÜVEN VE SORUMLULUK VERMEK – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sSEVGİ, DEĞER, ÖZGÜVEN VE SORUMLULUK VERMEK – Ruhittin SÖNMEZ

Çarşamba günü İzmit’te Doğan Cüceloğlu ve Polat Doğru’nun “Aile İçi İletişim” konulu çok etkileyici bir konferansını dinledim.

Konuların sunumu son derece renkli idi. Psikolojik teknik terimlere boğulmadan, hayatın içinden canlı örneklerle anlatılan konuları her kesimden dinleyicilerin kolay kolay unutması mümkün değil.

Konferanstan bazı hususları aktarmaya çalışacağım:

Hayatta başarılı olmak, çocuklarımızın da başarılı olması için ana-baba olarak elimizden geleni, hatta belki de fazlasını yapmaya çalışıyoruz.

Ancak eğitim hayatında başarılı olmayı çok çok önemseyenlere sorunuz: “Çocuğunuzun eğitim hayatında başarılı olmasını mı isterseniz yoksa mesleki alanda başarılı olması daha mı önemlidir?” diye. Mesleki hayatta başarının daha önemli ve değerli olduğunu fark edecektir.

Fakat eğitim ve mesleki hayatında başarılı olduğu halde, aile içi ilişkilerde başarıyı sağlayamamışsanız, diğer bütün başarı hikâyelerinizin anlamsız hale geldiğini görürsünüz. Aile içi ilişkilerde başarısızsanız diğer başarılarınızdan keyif almanız mümkün olmaz.

Bu iki değerli bilim adamı kendi hayatlarından örneklerle aile içi ilişkilerde başarılı olmak için belli ilkeleri anlattılar.

Aklımda kalan en önemli ilkelerden birisi sevgi vermek. Hayata adım atan bebek daha ilk 6 saat geçtikten sonra sevgiyi hissetmeye başlar. Çocuk “sosyal kişiliğinizin” arkasında gerçekten bir “insan kişiliği” olup olmadığını hisseder.

Çocuklar sınıfa giren öğretmenin bir insan mı, içinde insan olmayan öğretmenlik yapan biri mi olduğunu daha birinci dakikada anlar.

Çocukluk dönemi bir insanın anavatanıdır. Çocuklarınızın çocukluğunu doya doya yaşaması için elinizden geleni yapın.

Ağacın köklerini yeterince iyi beslediğiniz zaman dalları ve yaprakları da güçlü ve canlı olur. Dallara ve yapraklara odaklanmak yerine kökleri beslemeye odaklanmalıyız.

Onun için çocuklarınızı seviniz, karşılıksız, şartsız bir sevgi gösteriniz. İletişiminiz sosyal rolünüzle değil, içinizdeki insanla olsun ve hayat boyu çocuklarınızla iletişiminizi kesmeyin.

Çocuklarınız sizinle yani ailesi ile bir ekip olduğunu hissetmeli. Bu ekipte kendisine değer verilen, güvenilen bir ekip üyesi olduğunu ve her sıkıştığında birlikte sorunlarının çözümüne çalışılacağını bilmelidir.

Ancak çocuklarınızın sizden sonrası için hayatta tutunabilmesi için kendilerine özgüven, bilgi, irade ve şevki verirken kendi hayatını şekillendirmede sorumluluk almaya da alıştırmamız gerekiyor.

23Nis/190

RÜZGÂR EKEN – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sRÜZGÂR EKEN - Ruhittin SÖNMEZ

Siyasetçilerin ve toplumu etkileme konumunda olan herkesin ilk sorumlu olduğu alan sözlerine ve kalemine sahip çıkmaktır. 

Bu etki toplumda sevgi ve saygıyı artırıcı, herkesin düşünceye ve inancına saygı duyan, aklını ve iradesini başkasına teslim etmeyen fikri hür, vicdanı hür nesiller isteyenlerden gelirse huzur ve mutluluğumuz artar.

Bu etki ayrıştırma, bölme, kendinden olmayandan nefret ettirme, öfke ekme üslubunu benimseyenlerden gelirse gerilim, endişe, korku, nefret duygularının hâkim olduğu bir toplum yaratılır.

Türkçemizde bunun için “ne ekersen onu biçersin” veya “rüzgâr eken fırtına biçer” gibi atasözlerimiz var.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na katıldığı şehit cenazesinde yapılan fiili saldırı,“planlı ve kademeleri iyi planlanmış bir profesyonel ekip işi midir?” bilemiyoruz.

Böyle de olsa, cami cemaatinden bazı fanatiklerin saldırısı da olsa, olayın faili olan kişilerin dini saplantıları sebebiyle kolay tahrik edilen sıradan vatandaşlardan seçilmesi mümkündür.

Bu saldırı bir fırtınanın başlatılması için yapılmışsa, yeterince rüzgâr ekilmiş olması gerekir.

Şimdi siyasiler ve onların kontrolündeki medya tarafından ekilen rüzgârları bir hatırlayalım.

16Nis/190

ŞEHİR HASTANELERİ – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sŞEHİR HASTANELERİ – Ruhittin SÖNMEZ

Ülkemize yapılan her yatırıma sevinmek, vatan ve millet sevdalısı insanların normal davranışı olması gerekir.

Fakat son zamanlarda yapılan ve yapılması planlanan bazı dev yatırımlar bende sevinç yerine endişe ve hüzün duyguları yaratıyor.

Var olan Atatürk Havaalanını kapatıp, şehir dışında İstanbul Havalimanı adıyla çok daha büyüğünü, hem de sıfırdan “yolcu garantili” Yap- İşlet- Devret usulüyle yapılmasına sevinemiyorum.

İlave kapasiteye ihtiyaç varsa, Sabiha Gökçen’in kapasitesi artırılabilirdi. (Böyle yapsak 7 milyar dolarlık dış borç almayacaktık ve yılda 500 milyon dolar daha az dış borç faizi ödeyecektik.)

O da yetmezse bir yandan Atatürk Havalimanını çalıştırırken aynı zamanda neden aynı ölçekte veya biraz daha büyük başka havaalanı yapmadığımızı sorguluyorum. Mesela “Londra’da beş havalimanı yapan İngilizler birden daha mı az akıllı?” diye düşünüyorum.

“Kanal İstanbul” adı altında yapılacak yatırımın tam da “ekonomik tetikçilerin” yönlendirilmesiyle yapılan verimsiz ve ülkemizin ekonomik kaynaklarını kurutacak yatırım sınıfına girdiğini düşünüyorum.

Uluslararası antlaşmalarla yabancı gemilerin bedava geçebildiği İstanbul Boğazı gibi doğal ve geniş bir kanal varken, gemilerin yapılacak kanaldan para vererek geçmek isteyeceklerine inanamıyorum.

Trakya Bölgemizi ikiye bölecek kanal üzerinde kaç tane “Boğaz Köprüsü” yapılması ihtiyacı doğacağını düşünmek bile istemiyorum.

Bunlarla ilgili düşüncelerimi ileride belki başka yazı konusu yapabilirim.

“Şehir Hastaneleri” adı altında yapılan dev hastanelerin de sevinemediğim yatırımlar arasında olduğunu sayabilirim.

Hafta sonu Antalya’da yapılan Aydınlar Ocakları 48. Büyük Şurası’nda sunulan tebliğler arasında “Şehir Hastaneleri” konusu da vardı. Bu hastaneler hakkındaki endişelerim, konunun uzmanı olan Prof. Dr. Hasan Serdaroğlu’nu dinlediğimde tam bir üzüntüye dönüştü.

Aşağıda bu sunumdan aldığım notları ve diğer bazı bilgileri paylaşıyorum. Kararı siz verin.

12Nis/190

BORÇ BIRAKAN MI, BORCU ÖDEYEN Mİ CENNETE GİDECEK? – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sBORÇ BIRAKAN MI, BORCU ÖDEYEN Mİ CENNETE GİDECEK? – Ruhittin SÖNMEZ

Tunceli Belediye Başkanı seçilen “Komünist Başkan” Fatih Mehmet Maçoğlu kendisine belediyenin 68 milyon TL borçla devredildiğini açıkladı.

Bunun üzerine sosyal medyada “Müslüman çalacak, komünist ödeyecek. Merak ediyorum Cennete kim gidecek?” şeklinde paylaşımlar yapıldı.

Tunceli Belediyesi için 68 milyon TL büyük para. Bu borç, çalma sonucu değil de, israf veya verimsiz yatırımlar sonucu da doğmuş olabilir.

Kimin Cennete gideceğini ise bizim bilmemiz mümkün değil. Borcu ödeyecek ve üstüne hizmet edecek olan Komünist Başkana “Allah kolaylık versin” demekten başka elimizden bir şey gelmez.

9Nis/190

İSTANBUL’DA AKP ADAYI ÖNDE OLSAYDI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sİSTANBUL'DA AKP ADAYI ÖNDE OLSAYDI – Ruhittin SÖNMEZ

31 Mart seçim gecesi daha oy sayımı bitmemiş iken AKP Adayı Binali Yıldırım kameraların karşısına geçti ve “ben kazandım” dedi mi? Dedi.

AKP İstanbul İl Başkanı aynı gece “sayım bitti, Binali Yıldırım 3 bin oy farkı ile kazandı”dedi mi? Dedi.

Bu arada daha Anadolu Ajansı bile oy sayımının devam ettiğini bildiriyordu.

Buna rağmen Binali Yıldırım teşekkür konuşması yaptı mı? Yaptı.

Bu sırada geçersiz oy belli değil miydi? Belli idi. Yine 330 bin civarında idi.

AKP yetkilileri ve Binali Yıldırım “arada sadece 3 bin oy farkı var, geçersiz oyların sayısı ise 330 bin civarında. Bu işte bir terslik var, yeniden sayılsın” dediler mi? Hayır.

5Nis/190

YEREL YÖNETİMLERDE YENİ İKTİDAR CHP – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sYEREL YÖNETİMLERDE YENİ İKTİDAR CHP – Ruhittin SÖNMEZ

31 Mart yerel seçimlerinde CHP adaylarının kazandığı büyükşehir ve il belediye sayısı 2014 yerel seçimlerine göre 14’den 21’e çıktı.

İstanbul, Ankara, İzmir’i ve Adana, Mersin, Antalya, Aydın ve Muğla gibi illeri de kazanan CHP nüfus ve ekonomik güç olarak Türkiye’nin ağırlığını yönetecek.

2014 seçimlerinde CHP’li belediye başkanları nüfusun yüzde 15,8’inin yaşadığı illeri kazanmıştı. 2019 seçimlerinde CHP’nin kazandığı illerde nüfusumuzun yüzde 48,4’ü yaşıyor.

Buna karşılık AKP’li belediye başkanları 2014 seçimlerinden sonra AKP’li belediye başkanları nüfusun yüzde 67,2’sinin yaşadığı illeri yönetmişti. 2019 seçimlerinde AKP’nin kazandığı illerde nüfusumuzun yüzde 39’u yaşıyor.

Bir de CHP’nin yöneteceği illerde Türkiye ekonomik aktivitesinin yüzde 75-80’nin gerçekleştiğini sayarsanız büyük değişim ve dönüşümün boyutunu anlamak mümkün olur.

Yani AKP’nin kaybı 2014 yılına göre kazandığı büyükşehir ve il belediye sayısının 9 düşmesinden ibaret değil. (2014 seçimlerinde AK Parti 48 büyükşehir ve il belediyesi kazanırken bu sayı 2019’da 39’a düştü.)

Bu sonuçlar yerel yönetimlerde gerçek iktidarın CHP’ye geçtiğini gösteriyor.

Bu sonucu değiştirebilecek tek parametre İstanbul olabilirdi. AKP’nin tüm gücüyle Seçim Kurullarına ve YSK’ya yaptığı itirazlar ve yeniden sayımlarla sonucu değiştirmeye kalkmasının sebebi bu.

Önceki seçimlerde Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın “atı alan Üsküdar’ı geçti” sözünün yerine “adaletin yerini bulmasını istiyoruz” söylemlerinin alması bu çıplak gerçeğin sonucu.

2Nis/190

ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK ÇEMBERİ KIRILDI – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK ÇEMBERİ KIRILDI – Ruhittin SÖNMEZ

31 Mart seçimlerinin ilk sonucu şudur: Bu seçimlerde AKP ilk defa yenilebileceğini, muhalefet de AKP’yi yenebileceklerini gördü.

17 senedir muhalefete hâkim olan “öğrenilmiş çaresizlik” çemberi kırıldı.

Türkiye ekonomisinin yüzde 70-80’ini üreten büyükşehirler artık Millet İttifakı adayları tarafından yönetilecek. Üç büyük şehre ilaveten kazanılan özellikle Antalya, Adana, Mersin çok önemli.

Surda büyük bir gedik açıldı.

30Mar/190

SEÇİM, GEÇİM, GOLAN, KANDİL – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sSEÇİM, GEÇİM, GOLAN, KANDİL – Ruhittin SÖNMEZ

Başlıktaki dört kelimenin birbiriyle bağlantısı olmadığı sanılsa da gerçek öyle değil.

Yerel seçimlerde bile ekonomi ve dış politika belirleyici etki yaratabiliyor.

Mesela bu hafta içinde döviz kurlarında ani bir sıçrama oldu. Dolar 5,20 TL civarında iken birden 5,80 TL’ye yaklaştı. Bu tırmanma engellenemese bıçak sırtı yerlerdeki oy dengesi değişebilirdi.

Ekonomi yönetimi ve Merkez Bankası kurun 5,5 TL’yi geçmemesi için ne gerekiyorsa yapmak üzere harekete geçti.

Dövizin ateşini düşürmek için TL arzını aşırı kıstı, Londra swap piyasasında TL faizlerinin bir anda yıllık yüzde 200-300’e yükselmesini göze aldı. Hatta  bir hafta önce yüzde 22 olan, gecelik TL swap oranı yüzde 1320’e kadar çıktı. Yabancılar TL bulmak için Borsa’daki Türk şirketlerine yaptıkları yatırımları sattı. Borsa çakıldı.

Halil İbrahim Bayrakçı, “Yabancı yatırımcılar için Türk lirası varlıklardan kaçış, hele uzun dönemli her şeyden çıkış maalesef başladı. Adamların kısa vadeli 3-5 günlük, hacimsiz swap işlemlerinin önünü kesmenin cezasını başta Türk Lirası tahvil piyasası, borsa ve bankalarımız bilahare topyekun Türk milleti olarak biz ödeyeceğiz.

Kaçınılmaz son başladı. Artık gerçek krize giriyoruz. Tahminimden de önce süreç başladı, güçlü sinyaller geliyor. Bir kaç ay içinde kriz tepe noktasına ulaşır bu gidişle” diyor.

Ege Cansen ise borç bulmadaki sıkıntımızı değerlendirmiş: “%4,5 faizli eski dış borçlara takla attırmak için aldığımız yeni dış borçlara %8'in üzerinde faiz ödemeyi kabul ettik.”

“Dolara %8 faiz ödeyerek borç almak, TEFECİNİN ELİNE DÜŞMEK gibidir. “İkinci el tahvil piyasasında bizim kâğıtların fiili dolar faizi” %10'ların üstüne çıktı.

Bu da, yeni borçlanmalarda dövize %10'dan yüksek faiz teklifi etmek zorunda
kalmak demektir ki; BU FAHİŞ FAİZ, borçlanmada “SONUN BAŞLANGICI” olabilir.”

Seçime kur ve faiz artışı ile girmemek için yapılan operasyonların seçime kadar bu maksada hizmet etse de, Türk Ekonomisine ağır hasarlar verdirdiği değerlendiriliyor. Buna ilaveten yakın gelecekte kur ve faizin birlikte artışına engel olunamayacağı öngörülüyor.

Bu demektir ki seçimden sonra ağır bir geçim sorunu yaşayacağız.

26Mar/190

TEHDİTLERİN GÖLGESİNDE BİR SEÇİM – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sTEHDİTLERİN GÖLGESİNDE BİR SEÇİM – Ruhittin SÖNMEZ

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan 31 Martta yapılacak yerel seçimler kampanyası boyunca çeşitli çevrelere hesap soracağını ve derslerinin verileceğini söyledi.

Bakın kimlere ne söylemiş.

Ø Dövizin Yükselmesinden Sorumlu Tuttuğu “Döviz Eylemleri İçine Girenlere”:

“Seçimin arefesinde döviz eylemleri içine girenlere sesleniyorum. Hepinizin kimliğini biliyoruz. Neler yaptığınızı biliyoruz. Şu an BDDK bazı adımlar attı. Ama şunu bilin ki seçim sonrası bunun faturasını çok ağır keseceğiz. Provokatif eylemlere girenler bunun bedelini ödeyecek. Piyasadan döviz toplayın, döviz yükselecek şöyle böyle olacak diyenler. Bunların hesabını soracağız.”

16Mar/190

SEVİYESİZLİĞİN VE AHLAKSIZLIĞIN BU KADARI- Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sSEVİYESİZLİĞİN VE AHLAKSIZLIĞIN BU KADARI- Ruhittin SÖNMEZ

Siyasetin ahlaki düzleminden her geçen gün daha da uzaklaştırıldığı, rezil bir seçim dönemi yaşıyoruz.

Seçim kampanyasındaki partilere sağlanan imkânlar arasındaki adaletsizlik, iktidar partisinin devletin bütün imkânlarını haksız yere kullanırken, muhalefetin yasal haklarını bile kullandırılmamasına alışmıştık.

Yandaş medyanın ve devletin TRT’sinin tek taraflı yayınları da artık yadırganmaz olmuştu.

Fakat bu defa rakiplere iftiranın katmerlisi eklendi.

Kuyruklu yalan haberlerle kutsal değerler üzerinden kitleleri infiale teşvik etmekten çekinmediler.

Hatta rakip parti liderlerini teröristlerden emir almakla, bu partilere oy verenleri teröre destek olmakla suçladılar. Bunun gibiakıldışı ithamlarla insanlara hakaret ettiler.

AKP Genel Başkanı seçim kampanyasını yürütürken, bir yandan Cumhurbaşkanlığının bütün gücünü ve imkânlarını siyasi amacı için kullanmaktan çekinmiyor. Bu rağmen kendisini eleştiren rakip lider için “Cumhurbaşkanına hakaret etti” diye suç duyurunda bulundu.

Dahası İyi Parti liderini hapse attırmakla tehdit etmek gibi demokratik bir ülkede akla bile gelemeyecek konuşmalar yaptı.

12Mar/190

NE KADAR KISKANSALAR YERİDİR- Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sNE KADAR KISKANSALAR YERİDİR- Ruhittin SÖNMEZ

Almanya Şansölyesi yaptığı mitinglerde Ana Muhalefet Partisi Başkanını, “Bay Hans terör örgütleriyle işbirliği yapıyorsun, sen ülkedeki bütün kötülüklerin başısın” diye, hedef gösterdi.

Japonya Başbakanı, Meclisteki partilerden birinin başkanının kendisini eleştirmesine kızdı, bu “hadsizliktir, edepsizliktir. "Birileri şu an cezaevinde süre dolduruyor aynı yola sen de düşebilirsin” diye mahkemelere yol gösterdi. Rakibini “O’nun kaçacak deliği de yok, hesaplaşacağız. Hesabı ağır olacak” diye tehdit etti.

Japonya muhalefet lideri bu tehdide karşı, “Seni tutuklatacağım diyorsun. Elinden geleni ardında koyma. Senden toz zerresi kadar korkarsam namerdim. Hodri meydan. Ölümse ölüm, hapisse hapis, bir milim geri adım atmam. Varsa fıtratımda kanım kurusun" dedi.

Fransa Cumhurbaşkanı seçim kampanyasında partisinin oylarını artırmak için Fransız halkın üzerine seçim otobüsünden bizzat kendi elleriyle 200 gramlık çay paketleri ve bez pazar torbası fırlattı. Fransızlar, Cumhurbaşkanının attığı çay ve torbaları kapmak için, adeta birbirini ezdi.

Norveç Başbakanı Pazar ayinine katılmak için helikopterlerin nezaret ettiği, 300 araçlık konvoy ve 3000 korumayla kiliseye gitti.

ABD Başkanı seçim kampanyasında günde iki miting, bir kapalı salon toplantısı ve bir TV programında konuşmakta. Bütün konuşmaları TV kanallarının yüzde 80’inde canlı yayınla veriliyor.

Hollanda Başbakanı muhalefet liderine karşı “açtığı davaları hep kazandığını ve rakibinin kendisine milyonlarca Euro tazminat ödediğini” anlatarak övündü.

İsveç’te rüşvet olarak 463 bin avroluk saat aldığı belirlenen Bakan yargılanmadı.

Rusya Devlet Başkanı soğan stoklayanları ve marketleri gıda teröristi olarak ilan etti.

8Mar/190

DİKTATÖRLERİN YÖNTEMLERİ – Ruhittin SÖNMEZ

ruhittin sDİKTATÖRLERİN YÖNTEMLERİ – Ruhittin SÖNMEZ

Hitler’in Propaganda Bakanı Goebbels’in geliştirdiği ve Hitler’in uyguladığı propaganda tekniklerini ben dâhil çok kişiden okumuş olabilirsiniz. Meğer Lenin de bu tekniklerden faydalanmış hatta geliştirerek kullanmış.

Yeniçağ’da Arslan Bulut, Lenin ve Hitler'in propaganda yöntemlerini hatırlatan bir araştırmayı paylaşmış. Yazının kaynağı Harvard Üniversitesi'nden doktoralı tarihçi ve Sovyet sistemi üzerinde uzman Prof. Peter Kenez.

Kenez'e göre Hitler'in kullandığı, Lenin tarafından daha rafine haline getirilen propaganda yöntemleri şöyle:

1- Amaca ulaşmak için her yol mubahtır. Yaptıkların, ister ahlakî olsun, isterse olmasın, amacına ulaşınca onların hiçbir anlamı kalmaz.

2- Bir ordu komutanı edası ile emir ver, azınlıkta olmalarına rağmen kendi taraftarlarını çoğunluk diye tanımla.

3- Her krizi, her felaketi lehine kullan, yalan söyle, kriz ve felaketleri başkalarına yükle, suçu başkalarına at ve yandaş medya ile koro halinde karalamayı sürdür. İftira et izi kalır. Beyinlerdeki algıyı yönet. Bir şeyi ilk defa duyanlar hep ona inanırlar.

4- Muhaliflere aşağılayıcı, bölücü, inkâr edici sıfatlar yükle. Onlara "asalak" de, "ihanet içindeler" de, "yalancılar" de. Kendinden öncekileri devamlı suçla.

5- İnsanları öldür, astır veya mahkûm et, geride kalan muhalefeti korkut, mahkemelerle, şikâyetlerle, polisle, sana bağlı milis güçleri ile din adamları ile...

6- Tarihsel gerçekleri inkâr et, kendi çıkarına göre değiştir, çarpıt ve hakaret et.