Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım… Şikayet edeceğine sen de alternatifini oluştur.

ahsen okyar
17Nis/180

DIŞ GÜÇLERİN EKONOMİK OYUNU İMİŞ… / Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezDIŞ GÜÇLERİN EKONOMİK OYUNU İMİŞ… / Ruhittin SÖNMEZ

Ekonomide sıkıntılar bir türlü örtülemiyor.

İstatistik hesap yöntemlerini değiştirip, bir yere kadar rakamlarla oynayabilirsiniz. Ama döviz kurlarının anormal artışı, iki günde bir benzin ve mazota gelen yüklü zamlar birer şamar gibi vatandaşın suratına çarpınca gerçeği örtemezsiniz.

Tarım ve sanayi ürünlerinde sattığınız ile aldığınız arasında verdiğiniz açık büyüyorsa.. Borçlar ve faizlerini ödemek daha da güç hale gelmişse.. İşsizlik azaltılamamışsa.. İşlenmeyen tarım arazileri artıyorsa.. Köyden kente göç durdurulamıyorsa..

Yandaş medyanın propagandası acı gerçeği örtmeye yetmez olur.

27Mar/180

HÜRRİYET VE TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR – Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezHÜRRİYET VE TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR – Ruhittin SÖNMEZ

Doğan Medya Grubunun satılması basit bir ticari işlem değildir. Kaça satıldığı bir yana, kime satıldığı çok daha önemli.

Doğan Medya’nın yeni sahibinin Erdoğan Demirören olduğu açıklandı. Demirören, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a çok yakın bir isim.

E. Demirören’in "İmralı zabıtlarının", (28 Şubat 2013 tarihli) Milliyet’te yayımlanmasına tepki gösteren Tayyip Erdoğan'la telefon görüşmesinin ses kayıtları hala internette paylaşılıyor.

Burada Demirören’in R.T. Erdoğan’a "Patron" diye hitap ettiğini, ‘nasıl girdim bu işe ya, kim için’ cümlesine eşlik eden gözyaşlarını hatırlarsınız.

“Hâlbuki Demirören ‘Patron’u kızdırmamak için” her şeyi yapıyordu. Gazetelerinin genel yayın yönetmenliği için ondan tavsiye bile istemişti. Tayyip Erdoğan, “O zaman Kanal 24’den ayrılmakta olan Akif Bey’i tavsiye ettim. Onlar anlaşamadılar” demişti.

Ses kayıtlarında R.T. Erdoğan’ın sert sözleri üzerine, Demirören "üzdüm mü yoksa seni Patron" sözü ile başlayan, “sen bana bir yarım saat ver görüşelim” yalvarmasıyla devam eden konuşmasının sonunda, “gereğini yapacağım Sayın Başbakanım” diye defalarca söz vermişti. Kısa bir süre sonra Milliyet ve Vatan’dan birçok yazar, tasarruf gerekçesiyle, işten çıkarılmıştı.

20Mar/180

ANAYASA MAHKEMESİ KARARINA NASIL UYDULAR? – Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezANAYASA MAHKEMESİ KARARINA NASIL UYDULAR? – Ruhittin SÖNMEZ

İstanbul’daki bir Ağır Ceza Mahkemesinin, Anayasa Mahkemesine “sen yetkini aştın, verdiğin kararı uygulamıyorum” tavrı Türkiye’de ilk defa yaşanan bir durumdu. Hatta belki de dünyada emsali olmayan bir hukuk garabeti idi.

Şahin Alpay ile Mehmet Altan, Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak, Ali Bulaç, Ahmet Turan Alkan, Mümtazer Türköne gibi gazeteci sanıkların yargılandığı dosyada yaşanmıştı bu tuhaf durum.

Gerçi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, "Ben Anayasa Mahkemesi'nin vermiş olduğu karara da uymuyorum, saygı da duymuyorum" sözlerini biliyorduk. (28.02.2016)

Ama bir yerel mahkemenin AYM’ye direndiği ve kararını uygulamadığı ilk örnekti.

Bahsi geçen gazetecilerden birine dahi hiç sempatim olmadı. Ayrıca dosya içindeki bilgilere vakıf olmadığım için, sanıkların suçlu olup olmadıklarına dair bir yorum yapmam söz konusu olamaz. Ancak yerel mahkeme, Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları çerçevesinde süreci değerlendirebiliriz.

Hukuk herkes içindir ve herkese lazım.

Bu dava süreci “hukuk devletine” olan inancımızı sarsıyor.

Olay, bu kişileri aşan bir örnek hukuki vaka haline geldi. Yerli veya yabancı herkes bu vaka üzerinden Türkiye’nin hukuk düzeni hakkında olumsuz bir kanaat ediniyor.

Türkiye’nin yargı sistemi dış baskılarla karar alan bir görüntü veriyor.

13Mar/180

İSLAM’I BUNLAR GÜNCELLERSE… / Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezİSLAM’I BUNLAR GÜNCELLERSE… / Ruhittin SÖNMEZ 

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “İslam'ın güncellenmesinin gerektiğini” söylediği sözleri epeyce ses getirdi.

Türkiye o kadar hızlı gündem değiştiriyor ki bu konu da kısa sürede tedavülden kalkabilir.

Oysaki “İslam’ın güncellenmesi” çok boyutlu ve hayati bir mesele. Siyasi gündemin kısır konuları gibi birkaç günde tüketilmesi doğru değil. Enine boyuna tartışılması gerekir.

NE DEDİ?

Cumhurbaşkanı Erdoğan Dünya Kadınlar Günü toplantısında yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Bunlar ya bu asırda yaşamıyorlar, çok farklı bir dünyada yaşıyorlar. Çünkü İslam'ın güncellenmesinin gerektiğini bilmeyecek kadar da aciz bunlar. Siz İslam'ı 14 asır öncesi hükümleri ile bugün uygulayamazsınız. Beni birçok hocaefendi tefe koyacak o ayrı mesele. Rabbim bizi tefe koymasın.”

“Birisi bakıyorsunuz sünneti, öbürü bakıyorsun icmaı tartışıyor. Ya bırak bu işleri, aslolan mukaddes kitabımız Kuran’dır. Kuran’a ters değilse mesele bitmiştir.”

8Mar/180

İTTİFAK VE HAZİNE YARDIMI – Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezİTTİFAK VE HAZİNE YARDIMI - Ruhittin SÖNMEZ

MHP’nin AKP ile ittifakının bir de “tamamen duygusal” bir boyutu var. “Tamamen duygusal” tabirinden tamamen maddi menfaatin kastedildiğini biliyorsunuzdur.

Siyasi partilere her yıl bütçe gelirleri üzerinden devlet yardımı yapılıyor. Bu yardım yerel seçim yapılan yıllarda 2 katı, genel seçim yıllarında ise 3 katı olarak gerçekleştiriliyor.

2018 için bütçeden siyasi partilere yapılan Hazine yardımının tutarı 273.8 milyon TL.

Bu yıl bütçeden partilerin oy dağılımına göre AKP'ye 139.1 milyon TL, CHP'ye 71.2 milyon TL, MHP'ye 33.3 milyon TL, HDP'ye 30.1 milyon TL ödendi.

2018'de erken seçim olursa siyasi partilere aynı oranda 2. defa para yardımı yapılacak.

Hazine yardımında, partilerin son seçimdeki oy oranı dikkate alınıyor. 1 Kasım 2015'te HDP 59, MHP 40 vekil kazandı. Ancak MHP yüzde 12.03, HDP yüzde 10.56 oy aldı. Bunun için MHP Hazine yardımından daha büyük pay alıyor.

1Mar/180

TELE EKRAN BAĞIMLILARI MUTLU OLUR – Av. Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezTELE EKRAN BAĞIMLILARI MUTLU OLUR – Av. Ruhittin SÖNMEZ

Bir kısım yandaş medya bir zamanların komünist SSCB’nin Pravda’sı, ya da “Mısır’ın yarı resmi El Ahram Gazetesi” gibi.

Gazetecilik ilkeleri ve etiği bir yana bırakılmış, birer resmi propaganda aracı haline gelmiş durumdalar.

Hatta bazılarını dinledikçe George Orwell’in 1984 romanında anlattığı hayali ülkede, tele-ekranlardan yapılan propaganda cümleleri aklıma geliyor.

***

27Şub/180

AFRİN ÜZERİNDEN PSİKOLOJİK HAREKÂT – Av. Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezAFRİN ÜZERİNDEN PSİKOLOJİK HAREKÂT – Av. Ruhittin SÖNMEZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan Afrin’e yönelik “Zeytin Dalı Harekâtını” bir “savaş” olarak tanımlayarak buradan bir “savaş atmosferi” yaratmaya çalışıyor. Bu atmosferi kamuoyuna yaymak için de her fırsatı kullanıyor.

En önemli devlet meselelerini bile partisinin il kongrelerinde gündeme getiriyor.

Hafta sonunda AKP’nin Kahramanmaraş ve Gaziantep il kongrelerinde konuştu.

· Partililerin ‘Reis bizi Afrin’e götür’ sloganları atmaları üzerine; “Sefer görev emri olanlar göreve hazır olsunlar ama şu anda ihtiyaç yok. Karar verildiği anda yola revan oluruz” dedi.

Oysaki böyle bir ihtiyacın olmadığı ve bu şartlarda olmayacağını hem kendisi ve hem de TSK mevcudu ve harekâta katılanların niteliklerini değerlendiren herkes biliyor.

Ancak bu söze inanan vatandaşlarımız tarafından e-devlet “sefer görev sorgulama hizmeti” yoğun bir ilgi gördü. E-devlet kilitlendi, bu hizmeti veremez hale geldi.

· Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisini izleyenler arasında bulunan ve asker selamı vererek ağlayan, asker kıyafetli küçük bir kız çocuğunu gördükten sonra kürsüye çıkarttı.

Ağlayan çocuğa sarılan Erdoğan, “Türk bayrağı da cebinde… Şehit olursa inşallah, bayrağı da inşallah örtecekler. Her şeye hazır, değil mi?”

Elbette şehitlik kutsal bir kavram ve her Türk gerekirse vatan için şehit olacak bir inanca sahiptir. Ancak gerektiğinde asker ve asker adaylarına gösterilebilecek bir hedefi ve motivasyon cümlelerini küçük bir kız çocuğuna söylemek ne kadar doğrudur?

Bir devlet başkanının küçük bir kız için ölmeyi teşvik edici değil, daha güzel yaşayabileceğine dair umut veren konuşmalar yapması gerekmez mi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “çözüm süreci” dediği dönemde teröristlerce şehit edilen Mehmetçiklerin cenaze törenlerinde “şehitler ölmez, vatan bölünmez” sloganlarının atılmasına dahi karşı çıktığını hatırlıyoruz. Hatta bu sloganların söylenmemesi için gerekli önlemleri aldırdığını biliyoruz.

Dahası, bu sebeple Devlet Bahçeli ve Kemal Kılıçdaroğlu’na "Siz kandan besleniyorsunuz, kafatası milliyetçilerisiniz" dediğini de unutmadık.

Ancak “savaş atmosferi” yaratmak şu anki politikalarına daha uygun geliyor.

***************************************

20Şub/180

HANİ TÜRKİYE’DE YARGI BAĞIMSIZDI – Av. Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezHANİ TÜRKİYE’DE YARGI BAĞIMSIZDI – Av. Ruhittin SÖNMEZ

On ay kadar önce idi. Türkiye Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan'ın, Almanya'nın önemli gazetelerinden Die Welt'in Türkiye temsilciliğini yapan Deniz Yücel hakkındaki ifadeleri çok netti:

Merkel ile görüşmesinden sonra, "Dedim ki 'Sayın Merkel, önce çıksın yargılansın. Herhangi bir şey yoksa bizim mahkemelerimiz, sizin mahkemelerinizden daha adildir. Bir şey diyemedi o gün. Daha sonra geldi mahkemeye çıktı ve mahkeme tutukladı. Şu anda içerde" demişti.

Erdoğan, gazeteci Deniz Yücel'in PKK ile bağlantısı olduğu iddialarına yönelik olarak, “Elimizde görüntüler, her şey var. Bu tam bir ajan terörist" demiş;

Yücel'in Almanya'ya iade edilmesi konusunda da, "Hiçbir surette iade olmayacak, ben bu makamda olduğum sürece asla" diye konuşmuştu.

Gazeteci Deniz Yücel geçen yıl 14 Şubat 2017 de İstanbul’da kendi isteğiyle ifade vermek üzere gittiği emniyette gözaltına alınmış, 27 Şubat’ta da “halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve terör propagandası yapmak” suçlamasıyla tutuklanmıştı.

Ve bir yıldır tutuklu bulunan Deniz Yücel serbest bırakıldı. Özel uçakla Almanya’ya götürüldü.

Deniz Yücel serbest bırakıldıktan sonra yaptığı açıklamasında “Neden bir yıl önce tutuklandığımı, bir yıl önce rehin alındığımı bilmiyorum ve aynı şekilde neden bugün serbest bırakıldığımı da bilmiyorum. İddianameyi hâlâ almış değilim” dedi.

7Şub/180

KOCAELİ’NİN KIZI TÜRKİYE’NİN YILDIZI – Av. Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezKOCAELİ'NİN  KIZI TÜRKİYE'NİN YILDIZI – Av. Ruhittin SÖNMEZ

Mavi harflerle yazdırdığım 58 yıl önceki Çağlayangil hatırasının sahibi hala aramızda.. AO

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener Kocaeli İl Binasının açılışı için Kocaeli’ye geldiğinde en çok bu slogan tekrarlandı. Kocaelililer öz kızını bağrına basarken gururluydu.

Meral Akşener doğduğu ilde moral depoladı. O da memleketine ve teşkilatlarına heyecan ve coşku aşıladı.

Kısaca Kocaeli’ye “Meral Geldi, Moral Geldi.”

Akşener her zamanki gibi idi. Vatandaşlarımız O’nu gerek esnaf ziyareti, gerek doğduğu köy Gündoğdu’da köylüleriyle buluşmasında her zaman ki sıcak, sevecen, kolay iletişim kuran ve gönüllere kolayca giriveren yapısını yakından izledi.

Kocaeli İl Başkanlığı açılışı için çıktığı sahnede zaman zaman dinleyicilerle birebir diyaloglara girdi. Zaman zaman ciddi bir devlet adamı vasfıyla ülke meselelerini ve çözüm yollarını belli bir disiplin içinde dile getirdi.

Kitleyi bazen kızdıran, bazen güldüren bir üslupla konuşarak, bazen duygulandırıp gözyaşlarını içlerine akıtarak kitlenin nabzını elinde tutan çok usta bir hatip olduğunu gösterdi.

Açılışı yapılacak il binası önünde toplanan 5-6 bin civarındaki vatandaş zaten heyecanlı ve coşkuluydu. Bir toy, bir şenlik havasında başlayan program Meral Akşener’in konuşması sırasında artan bir coşkuyla sürdü.

Bu şenlik Meral Akşener’in ziyaret ettiği Gündoğdu’da, Derince’de ve karanlığa kalmasına rağmen Körfez’de coşkulu kalabalıkların katılımıyla gün boyunca devam etti.

Yerel basın bu olayı çok geniş şekilde verdi. Çeşitli açılardan yorumladı. Gazetecilik görevlerini layıkıyla yaptılar.

Sadece bir “gazete” ara sayfada “Akşener’in İzmit simidi yediğini” öne çıkararak bu önemli haberi adeta gözlerden sakladı. İnternet gazetesinde ise hiç yer vermedi.

9Oca/180

DEMOKRASİ UMUDUNA SALDIRI – Av. Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezDEMOKRASİ UMUDUNA SALDIRI – Av. Ruhittin SÖNMEZ

Şu sözlerden birkaçını mutlaka siz de duymuşsunuzdur:

“Meşru yoldan AKP’ye karşı seçim kazanmak imkânsız. Mutlaka bir hile yapar gene kazanırlar.

İYİ Parti’nin kurulmasına izin vermezler.

Meral Akşener’i tutuklayacaklar.

İYİ Parti’yi seçime sokmazlar.

Bunlar seçimleri kaybetse bile gitmez. OHAL’i kullanır, YSK’yı kullanır, Anayasa Mahkemesini kullanır yine gitmez. Hatta silahlı milislerini devreye sokar, iç savaşa bile sürüklerler.”

Bu ve benzeri sözlerin adeta normal bir siyasi yorum gibi rahatça konuşuluyor olması bile dehşet verici.

Sadece bu algının doğmasına yol açan politikaları sebebiyle bile bu iktidarın gitmesi gerekir.

Nüfusumuzun büyük bir bölümü kendisini ötekileştirilmiş “öz yurdunda garip, öz vatanında parya”  hissediyor. Ülkesinin bir uçuruma doğru gitmekte olduğunu düşünüp umutsuzluk içinde kıvranan kitleler var.

Fakat bu kitleler demokratik bir değişim sürecini mümkün göremez halde.

Bu şekilde “öğrenilmiş çaresizlik” içine itilmiş durumda.

Ülke nüfusunun çoğunluğunun geleceğe dair mutlu hayaller kurmasına bile izin vermeyen bir karabasan içindeyiz.

Oysa bizim en büyük gücümüz; hayallerimiz, ümitlerimiz ve özgüvenimizdi.

İktidar bunları da elimizden almak isterken ülkemize en büyük kötülüğü yapıyor.

26Ara/170

SİVİLLERE DARBE VE TERÖR ÖNLEME GÖREVİ – Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezSİVİLLERE DARBE VE TERÖR ÖNLEME GÖREVİ – Ruhittin SÖNMEZ

Son çıkarılan 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede çok dikkat çekici bir madde yer alıyor.

Bu KHK’da 8 Kasım 2016'da çıkarılan 6755 sayılı kanunun 37. Maddesine bir ek yapıldı. Bu ekle daha önce resmi görevlilere getirilen yargı zırhı SİVİLLERİ de kapsadı.

8 Kasım 2016 tarihli, 6755 sayılı kanunun 37. maddesinde, “15 Temmuz darbe teşebbüsü ve devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılmasında yer alan RESMİ GÖREVLİLER HAKKINDA hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluk doğmayacağına” dair bir düzenleme yapılmıştı.

Daha önceki, resmi görevlilere getirilen yargı zırhı 1982 Anayasasının Geçici 15. Maddesini hatırlatıyordu:

5Ara/170

SİZİN HİÇ Mİ SUÇUNUZ YOK? – Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezSİZİN HİÇ Mİ SUÇUNUZ YOK? – Ruhittin SÖNMEZ

Türkiye’yi yönetenler çok çeşitli dertlerle boğuşuyor. Bunlardan bir kısmı Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bulunduğu coğrafyası ile tarihinden kaynaklanan sorunlar.

Bir kısmı ise Ak Parti lideri ile yöneticilerinin devlet yönetme becerisizliğinden ve şahsi ihtiraslarına gem vuramamasından kaynaklanan meseleler.

Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında bölgemizde yürütülen faaliyetler, Irak ve Suriye’deki sınırların değiştirilmesi kavgası, dünyanın en belalı terör örgütlerinin saldırıları değerli coğrafyamızın ve imparatorluk bakiyesi olmamızın birer sonucu.

Böyle bir bölgede filler her zaman kavga eder, bu arada çimenler ezilir. Yapmamız gereken ezilmeyecek bir devlet yapısı ve çok akıllı bir yönetim oluşturmak.

Türkiye son döneme kadar Atatürk’ten miras aldığı akılcı ve dengeli dış politika ve basiretli devlet adamları ile böyle netameli dönemleri hasarsız atlatmayı becerebiliyordu.

25Eki/170

25 EKİM 2017 – YENİ BİR MİLAT – Ruhittin SÖNMEZ

25 EKİM 2017 – YENİ BİR MİLAT - Ruhittin SÖNMEZ

Cumhuriyet dönemi demokrasi tecrübemizde bazı siyasi hareketlerin doğuşu bir milat kabul edilir. Demokrat Parti’nin, Adalet Partisi’nin, Milliyetçi Hareket Partisi’nin, Milli Selamet Partisi’nin, Anavatan Partisi’nin ve Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kurulmaları ile Türkiye yepyeni dönemlere girdi.

Bu hareketler toplumsal birer ihtiyaçtan doğmuştu. Doğru zamanda ortaya çıktılar, toplumsal taleplere uygun yapılanma ve politikaları sebebiyle etkili oldular. Zamana ve toplumsal değişime ayak uyduranlar yaşadı, uyamayanlar tarih sayfalarında kaldılar.

Kurucu parti CHP’den sonra DP, AP, ANAP ve AKP uzun dönemli iktidar partileri olarak iktidarda oldukları süreçte Türkiye’nin kaderini belirlerken, MSP ve MHP de güçlü toplumsal tabanları ile bu kaderin yazılmasına ortak oldular.

25 Ekim’de kuruluşunu gerçekleştirecek olan Meral Akşener liderliğindeki partinin de böylesine tarihi bir rolüstleneceği kanaatindeyim.

15 yıllık AKP / Tayyip Erdoğan iktidarını sona erdirebilecek, yeni bir Cumhurbaşkanı seçtirebilecek bir parti doğuyor.  Bu dönemde içeride ve dışarıda savrulduğumuz noktadan çıkaracak, toplumda huzuru ve normalleşmeyisağlayacak, dışarıda güçlü ve güvenilir bir devlet yapacak yepyeni bir siyasi hareket bu. Bunun içindir ki toplumda böylesine büyük bir heyecan yarattı.

21Eki/170

MİLLİ DEVLETLERDEN EYALET DEVLETLERE – Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezMİLLİ DEVLETLERDEN EYALET DEVLETLERE - Ruhittin SÖNMEZ

Barzani’nin Kürt bölgesinde bağımsız bir “Kürdistan” için yaptırdığı referandum mevcut dengeleri değiştirdi.

Barzani’ye İsrail’in açık, ABD’nin örtülü desteğine karşılık, Türkiye, İran ve Rusya yakınlaşarak yeni fakatmuhtemelen geçici bir denge oluşturdu. Merkezi hükümet Kerkük’ü peşmergeden geri aldı.

Ancak Irak’ın bölünmesi ihtimali hala çok güçlü.

Çünkü bölge için ABD ve İsrail’in tasarladığı ve uygulamaya çalıştığı Büyük Ortadoğu Projesi, Büyük İsrail Projesi ve Büyük Kürdistan gibi birbirini tamamlayan üç uzun vadeli projenin ilk basamağında Irak ve Suriye’nin bölünmesi var. Muhtemelen her iki devlet de üçer parçaya bölünecek.

Arkasından Türkiye ve İran’ın da bölünmesinin planlandığı muhakkak.

17Eki/170

AKŞENER DENGELERİ DEĞİŞTİRDİ – Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezAKŞENER DENGELERİ DEĞİŞTİRDİ - Ruhittin SÖNMEZ

Meral Akşener başkanlığında kurulacak yeni partinin siyasi dengeleri daha şimdiden değiştirdiği belli oldu.

Parti kurulmadan, hatta ismi dahi açıklanmadan, anketlerin çoğunda üçüncü parti olarak gösteriliyor.

Türkiye’nin siyasi dengeleri değişince AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın da kimyası değişti.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı R. Tayyip Erdoğan 2019’da veya erken yapılacak bir seçimde AKP’nin ciddi bir oy kaybı yaşayacağını görüyor.

12Eki/170

HOLLANDA CEZAEVLERİNİ KAPATIYOR, TÜRKİYE’YE CEZAEVİ YETMİYOR – Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezHOLLANDA CEZAEVLERİNİ KAPATIYOR, TÜRKİYE’YE CEZAEVİ YETMİYOR – Ruhittin SÖNMEZ

Önce Hollanda hakkındaki haberi okuyalım:

Hollanda'da suç oranının düşmesi ve ülkede var olan hapishanelerde boşluk sorununu ortaya çıkardı. Geçtiğimiz yıllarda bazı boş hapishaneleri mültecilere açan Hollanda bir kısmını da Belçika ve Norveç'e yıllık kiraya veriyor.

Ülkedeki suç oranının 20 yıldır azalması ve özellikle son dokuz yılda sürekli düşmesiyle var olan hapishanelerin üçte biri boş. Ülkede bulunan 60 hapishanenin 19'u son üç yıl içerisinde kapatıldı. İlgili bakanlıkların yaptıkları araştırmalara göre gelecek yıllarda ülkede daha fazla hapishane kapatılacak.

10Eki/170

TÜZÜK VE PROGRAM ÇALIŞMASI – Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezTÜZÜK VE PROGRAM ÇALIŞMASI – Ruhittin SÖNMEZ

Meral Akşener başkanlığında kurulacak partinin kuruluş çalışmaları hızla ilerliyor. Kamuoyuna yansıyanların arka planında geniş kapsamlı ve ciddi çalışmalar devam ediyor.

Bu çalışmaların kuşkusuz en önemli aşamalarından biri partinin tüzüğü ile programının hazırlanmasıdır.

Partinin kuruluş amacı, ilkeleri, hedefleri, vaatleri ve çalışma usullerinin belirlendiği bu çalışmalar için yüzlerce uzmandan yazılı görüş ve teklifler alındı.

Bu arada ben de hazırlamış olduğum taslak tüzük çalışmamı ve program hakkında (özellikle mesleki alanımdaki) görüşlerimi sundum.

Bildirilen düşünce ve görüşler bir komisyonda değerlendirilerek, birer taslak tüzük ve program olarak düzenlendi. Bu taslaklar daha geniş bir müzakerenin yapıldığı çalıştayda görüşmelere temel teşkil etti.

Tüzük komisyonu için 22 kişi, program komisyonu için 44 kişi belirlendi.

Ben de, bu tarihi çalışmaların içinde yer almak üzere, Tüzük çalışmalarını yapacak komisyona katılmaya davet edildim.

Bursa’da Kervansaray Otel’de (3-4-5 Ekim’de) 3 gün boyunca sabahtan akşama kadar devam eden çalışmalara iştirak ettim.

6Eki/170

TÜNELİN UCUNDAKİ IŞIK: YENİ PARTİ – Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezTÜNELİN UCUNDAKİ IŞIK: YENİ PARTİ - Ruhittin SÖNMEZ

Ülkemiz iyi yönetilmiyor. Devlet asli görevlerinin hemen hepsinde başarısız. Ülkemiz yalnız ve insanlarımızın üçte ikisi umutsuz, yarısı kendisini ötekileştirilmiş hissediyor.

Adalet, Dış Politika, Eğitim, Sağlık, Ekonomi dâhil devletin asli görevi olan bütün alanlarda başarısız bir yönetim… Toplumu kamplaştıran, nüfusun yarısını ötekileştiren bir iktidar… Üstelik “metal yorgunu”, üstelik yolsuzluk ve şaibelerin üstünü örtmekte mahir…

Son yazımı şu cümlelerle bitirmiştim:

“Ortak aklın işletilmediği, ‘denge ve denetim’ sistemlerinin devre dışı bırakıldığı bir devlet olduk.

Zaten çok aldatanımız ve sıkça aldanan yöneticilerimiz var.

Yeni bir çıkış bulmak zorundayız. Çözüm üretmeliyiz.

Demokrasi ve hukuk ilkeleri içinde bunu başarmalıyız.

Bu imkânsız değil, tünelin ucunda ışık göründü…”

3Eki/170

HUZURLU VE GÜVENLİ BİR TÜRKİYE – Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezHUZURLU VE GÜVENLİ BİR TÜRKİYE - Ruhittin SÖNMEZ

Ülkelerin barış, huzur ve güven içinde olma kriterlerine göre değerlendirildiği “Küresel Barış Endeksi'nin 2017 yılı raporunda” Türkiye, 163 ülke arasında 146'ncı sırada yer aldı.

Türkiye, endekste geçen yıla oranla bir sıra geriledi.

İçeriden bakınca “siyasi mülahazalarla değerlendirme yapıyorsun” derler. Bu bakımdan uluslararası güvenilir kuruluşların yaptığı araştırmaları değerlendirmek uygun oluyor.

Bahsettiğim rapor Avustralya Sydney merkezli düşünce kuruluşu Ekonomi ve Barış Enstitüsü'nün çalışması. Yani bizi düşman gören bir ülkenin kastı ile sıralamada bu kadar kötü görünüyor olmamız söz konusu olamaz.

Endekse göre dünya genelinde en çok barış içinde olan 10 ülkeden 8'inin Avrupa'da olduğu, 36 ülkeden 26'sında gelişme kaydedildiği ve fakat Türkiye’nin gerilediği görülmekte.

Zaten savaş bölgelerinden kaçanların hepsinin bu Avrupa ülkelerine sığınmak istemesi tesadüf değil. Mecbur kalmasalar Türkiye’de kalanlar da bu ülkelere gidecekti.

Türkiye Avrupa’daki 36 ülke arasında barış ve huzur açısından en sonda.

Ülkemiz 2015 yılından bu yana terör saldırılarında hayatını kaybedenlerin en çok olduğu ülkeler arasında yer alıyor.

İfade özgürlüğünde de Türkiye en çok gerileme yaşanan ülkeler arasında yer aldı.

Bu sonuçların hepimiz için sürpriz olmadığını sanıyorum.

Bu sebeplerle Türkiye’den gelişmiş ülkelere beyin ve sermaye göçünün hızlandığını da endişeyle izliyoruz.

28Eyl/170

JÖLELİNİN AKLI İLE DIŞ POLİTİKA – Ruhittin SÖNMEZ

r sönmezJÖLELİNİN AKLI İLE DIŞ POLİTİKA - Ruhittin SÖNMEZ

“Jöleli” namıyla tanınan Başdanışman Kuzey Irak’ta yapılan referandum öncesi ilginç laflar etti. “Allah ömür verir mi vermez mi bilmem. Ama yazın bu sözlerimi. 3 sene içinde hatta 2 sene içinde Kuzey Irak referandum yapıp Türkiye’ye katılma kararı alacak” dedi.

Bu lafları okuyunca Keçecizade İzzet Molla gibi söylendim. “Allah’ım bu danışmanın aklını bir geceliğine bana versen” diye dua ettim.

Bilmeyenler için açıklayalım.

Keçecizade İzzet Molla Osmanlı bürokratlarındandır. Üst düzey görevler yaptı. İki kere sadrazamlık, on sene hariciye nazırlığı yapan Keçecizade Fuad Paşa’nın babasıdır. Her ikisi de devrinin nükteleri ve hazır cevaplılığıyla tanınan aydın kişileridir.

İzzet Molla belirtileri hissedilen Rus Harbi öncesinde, harbe taraftar olmadığını açıklayan bir lâyihası dolayısıyla önce idama mahkûm edildi. Sonra affedildi ve Sivas’a sürgüne gönderildi. Bir süre sonra haklı olduğu anlaşılarak affedildiyse de, af fermanı kendisine ulaşmadan önce vefat etti.