Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım… Şikayet edeceğine sen de alternatifini oluştur.

ahsen okyar
2Oca/150

YEMEN, KANDIRA’YA YAKIN MI? – Abdullah KÖKTÜRK

indirYEMEN, KANDIRA’YA YAKIN MI? – Abdullah KÖKTÜRK

Osmanlı Devletinin üzerine kara bulutların çöktüğü yıllar..

Anadolu’nun saf, temiz delikanlılarının kimisi Balkanlar’da, Galiçya’da, kimisi Kafkasya’da, kimisi Kuzey Afrika’da, kimisi de YEMEN ÇÖLLERİ’NDE idi.

Bu gençlerden biri de, İzmit – Güvercinlik köyünden Ali OSMAN KÖLÜ’dür.

O zamanlarda bu ailenin lakabı KÖLEOĞLU idi. Kayıtlara “Kölü” olarak geçmiş, her nasılsa..

Şimdiki soyadları ise KÖKTÜRK’tür.

Güvercinlikli genç Ali Osman, her genç gibi, o günkü adetler gereği tüm köylü tarafından köyün dışına harmanlara kadar dualarla uğurlanacaktı. Köye duyuru yapıldı. Herkes sabaha kilitlenmişti.

Köy halkı o gece uykusunu uyumuştur uyumasına da, ya Ali Osman, ya Anne-Baba…!

Çünkü; o günlerde askere giden gelmiyor, künyesinin gelmesini (ölüm haberi) bekliyordu. Bazen, künyesi de gelmez durum daha da kötü olurdu, o anne, baba, kardeş, aile böyle durumlarda ise her gün ölüyordu.

Asker uğurlamaya hemen hemen herkes katılırdı. Çünkü bir insanı son kez Dünya gözüyle görmek ne demek? Hayal edebiliyor musunuz? Ama, o günün şartları böyleydi.

Evden dualarla çıkan Ali Osman’a komşularda eşlik eder. Kalabalık, köyün dışındaki ana yola kadar yürür ve oradaki çayırlık geniş meydanında toplanırlardı. Artık köyün yaşlısı, yetişkini ve çocukları da oradadır.

3Şub/140

İZMİT’İN FETHİ ve EMEĞİ GEÇENLER – Abdullah KÖKTÜRK

abdullah köktürkİZMİT’İN FETHİ ve EMEĞİ GEÇENLER - Abdullah KÖKTÜRK

İZMİT; Roma ve Bizans dönemlerinde, en önemli dört şehirden biridir.

Şehrin tepesindeki güçlü kalesiyle de ele geçirilmesi güç bir yerleşim yeriydi.

Osmanlı’lar, Bursa ve İznik gibi İzmit’i de kan dökmeden ele geçirmek istiyorlardı.

Bursanın fethinden hemen sonra, Orhan gazi tüm ileri gelenleri, komutanlarını toplayarak ve onlara hitaben “Beylerim, karındaşlarım, lâlâlarım, şu andan tezi yok hedefimiz İznikmiddir” der. Osmanlı’lar, o zamanlarda İzmit’e İznikmid derlerdi. Daha sonraları İzmid denildi ve nihayet günümüzde de İzmit olarak söylenmeye devam etmektedir.

Orhan Gazi’nin hitap ettiği beylerim, gazilerim dediği komutanların bir kısmı Ertuğrul Gazi’den beri mücadele eden beylerdi, gazilerdi. Orhan Gazi için de, Türkler için de bu durum çok büyük bir şanstı.

Orhan Gazi’nin bu çok sevdiği ve görev verdiği komutanlar – beyler kimlerdi ve hangi görevler verilmişti?

24Oca/140

KANDIRALILAR GECESİ – Abdullah KÖKTÜRK

abdullah köktürkKANDIRALILAR GECESİ - Abdullah KÖKTÜRK

Mükemmel bir organizasyon…

Saatinde başlayan bir program. Davetlilerde tam zamanında gelme olgunluğunu her zamanki gibi gösterdiler. Herkesin yeri hazırlanmış ve kargaşa yok. Gülen yüzler, hal ve hatır sormalar ve de aylarca birbirini görmeyen insanların hasretle, gözlerde ki o sevgi bakışları eşliğinde kucaklamalar…

Kandıralılar Derneğinde görev yapmış tüm başkanlar, sanki görevleri devam ediyormuş gibi yaptıkları ev sahipliği…

Özelliklede 21 yıldan beri Kandıralılar Derneğinin başarılı olması ve varlığını devam ettirmesi için bütün gücüyle uğraşan-didinen Ahsen OKYAR.

Ahsen Bey’in çalışmalarına pozitif enerji katan muhterem eşi ve çocukları.

Genç ve dinamik, bu dönemin başkanı Harun Reşit KOCAGÖZ ve eşleri. Hepsi, bu gecenin oluşumunda katkıları olan insanlar.

Tabiki, Dernek yönetiminin de, bu gecenin organizasyonun sağlanmasında büyük katkılarına ve uğraşlarına şahit olduk.

1Oca/140

TARİH SÜRECİNDE KOCAELİ TÜRKMENLERİ – Abdullah KÖKTÜRK

abdullah köktürkTARİH SÜRECİNDE KOCAELİ TÜRKMENLERİ - Abdullah KÖKTÜRK

Orhan Gazi döneminde, AKÇAKOCA’nın da büyük gayret ve emekleri sonunda bugünkü Kocaeli ilimize yerleşen Türkmenlerimiz, tarih süreci içinde ve bu topraklarda yaşamanın yollarını aradılar. Tabii ki yeni toprakları yurt yapmak kolay olmadı.

Üç – beş, haneyle kurulan bu Türkmen (manav) köylerindeki evler, birbirine çok yakın yapılır, evler Çandı dediğimiz birbirine geçmeli ağaçlardan yapılırdı. Büyük ve geniş yapılan bu evlerin ortasında büyükçe bir oda olurdu. Tüm aile fertleri bu odada otururdu. Bu büyük odaya İÇE odası veya KÖŞK denilirdi.

Evin yan pencereleri yoktu. Çünkü bu oda evin ortasında idi. Bu odanın çevresinde ayrıca odalarda mevcuttu. İç oda veya köşk denilen bu odanın yapısı otağ çadırına benzerdi. Orta uç kısmında gökyüzü tarafında küçük bir pencere olurdu. Bu pencere de kar yağınca kapanır, zaman zaman oda karanlık kalırdı. Keten tohumu (bezir) yağı ile yanan kandillerle aydınlatma ihtiyacı karşılanırdı. Soğuktan korunmak için evin ortasına alınan bu odanın, bir köşesinde ateşin devamlı yandığı ocak vardı. Bu ocaklar ısınma, aydınlatma ve yemek pişirmek için kullanılırdı. Bu ocaklarda bol miktarda meşe ve gürgen odunu yakılırdı.