Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım… Şikayet edeceğine sen de alternatifini oluştur.

ahsen okyar
22Şub/180

“BU NE TARİH SEVGİSİ ÂH, BU NEYİN IZDIRABI” – Süleyman PEKİN

“BU NE TARİH SEVGİSİ ÂH, BU NEYİN IZDIRABI” – Süleyman PEKİN

Son istatistiklere göre nüfusumuz 80 milyon 800 bin, e devlet üzerinden soyağacı bilgisine başvuranların sayısı ise 10 milyon. Devlet, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü üzerinden elindeki 1–2 asırlık nüfus kayıt bilgilerini eksiğiyle noksanıyla “Alt-Üst Soy Bilgisi Sorgulama” ekranından paylaşıyor ve daha ikinci haftada halkımızın % 12’si internet üzerinden başvurmuş oluyor.

Bu ne sevgi ah, bu ne ızdırap! Zavallı millet bağımız ne kadar harap.” 30 yıldır tarih üzerinden hayata bakan biri olarak diyorum ki bu durum hiç de normal değil. Zira tarih, yurdum insanının rivâyetler / menkıbeler haricinde pek ilgi duyduğu bir alan değil. Hele hele siyasetçilerimiz / yöneticilerimiz için hiçbir zaman aranan özellik olmadı. Eee, öyleyse bu ne?

Selçukoğulları, Oğuzların Üçoklar kolunun Kınık boyuna mensup bir sülâle idi; devleti onlar kurunca hepimiz Selçuklu adını millet adı olarak benimsedik. Kezâ Osmanoğulları da Oğuzların Bozoklar kolundan Kayı boyuna mensup sülâlelerden biri olarak devletleşti; hepimiz Osmanlı adını millet adı olarak benimsemekle kalmadık, yıkılışından bir asır geçmesine rağmen hâlen bu ismi övünç sebebi olarak kullanmaktayız.

15Şub/180

‘BENİM YALNIZ VE GÜZEL’ ASKERİM – Süleyman PEKİN

‘BENİM YALNIZ VE GÜZEL’ ASKERİM – Süleyman PEKİN

Keyfimizi balta kesmiyor. Tırnağımızı keserken biraz derin kaçırsak akşama kadar mızmızlanırız. Bir futbol takımı sayısınca Mehmetçik şehit oluyor; kimsenin yüzü düşmüyor. Meşin yuvarlağını öptüğümün maçlarının ve maç geyiklerinin mola vermesi için 110 şehit vermemiz mi gerekiyor?

Aşna-fişnadan tarih asparagasına dek canına yandığımın dizilerinin yayından kaldırılıp kara kurdelalı yas iklimine geçiş için kaç parça olmamız bekleniyor? Çuvalla para karşılığında ve binbir kaprisle sahteden olaylar için rol kesen yüreksizlerin tiryakisiyiz de gerçek kahramanların canhıraş mücadelesi ve can fedası niye haber kanalı alt yazısı kadarcık bile ilgimizi çekmiyor?

Türkiye’nin beka sorunu yok; Survivor’da kim şampiyon olacak sorunu var. Masa tenisi maçı gibi popülist kitleyi bir yarışmadan öbür yarışmaya hiç gaz kesmeden savuran Acun tabiî ki rütbe olarak Hulusi Akar’ın üzerindedir. Saatler dolusu traşın 40 saniyesi de asker muhabbetine ayrıldığında toplu günah çıkarma seansımız şipşak hızda gerçekleşmiş oluyor.

7Şub/180

“TANRI’YI KIYAMETE ZORLAMAK” BİRLİĞİ – Süleyman PEKİN

“TANRI’YI KIYAMETE ZORLAMAK” BİRLİĞİ – Süleyman PEKİN

Son iki yazıda bir; Suriye Harekâtı’nın zorluğu ve zorunluluğu, iki; Afrin üzerinden Suriyelileşme tehlikesi konularına değindik. Her ikisinin de geleceğini topluma yön veren kişisel duruş ve davranışlarımız belirleyecek. Dolayısıyla kaderimizi de..

15 Temmuz’da, ihanetten daha mühimi bu ülkenin zekâ bakımından kaymak tabakası diyebileceğimiz genç beyinlerinin düzenli olarak mankurtlaştırılarak heder edilmesi idi. Ve asıl alınması gereken ders de FETÖ’nün yanlış inanç aşısıdır. Ya o nedir? Sorgusuz - sualsiz bağlanma ve kendi inanç önderini herkesten ve herşeyden âli görmedir.

Genetiğiyle oynanmış gıdalar gibi Genetiğiyle Oyun Kurulan Milletler - 1 ve 2 yazılarımızda buna dikkat çekmeye çalışmıştık. Bence tehlike artarak sürüyor. Hem herkes bütün suçu ‘The Cemaat’e atarak rahatladı hem de o eleştirdiği gurubun yapılanmasının aynısıyla varlığını idame alışkanlığı kazandı. Nasıl yani?

Barış ve esenlik dini olmasına rağmen iddiası İslam olanlar resmen savaş ve kavga dilini kullanıyor. Allah, peygamberlerini toplumlar mevcut cahili düzenlerini sorgulasınlar diye gönderirken biz sorgusuz - sualsiz bağlanmayı maharet sayıyoruz. Ve iyiyle kötüyü ayırt etme denilen insan olma / kulluk görevini, hepimize tek tek sorumluluk verildiği halde üstteki liderlerden birine yükleyerek kurtulacağımızı sanıyoruz.

31Oca/180

AFRİN ÜZERİNDEN SURİYELEŞME TEHLİKESİ – Süleyman PEKİN

AFRİN ÜZERİNDEN SURİYELEŞME TEHLİKESİ – Süleyman PEKİN

İngilizcede “Syrianisation” diye bir kavram var; Türkçesi Suriyeleşme. Belki de Türkçeden İngilizceye geçmiştir. Zira ilk kez Temmuz 2011’de bir Hürriyet yazarı tarafından dile getirilmiş. Marksizmden noeliberalizme kayan bu yazar bölgede hep Amerikan operasyonlarının ön açıcısı / akıncısı olarak işlev gören Cengiz Çandar. Arap Baharı, Ergenekon ve Balyoz’la Türk Ordusunun tasfiyesi, Açılım Süreci, Cemaat ve Fethullah Gülen gibi konularda Hükümet’e en çok gaz veren duayen olarak tarihe geçtikten sonra FETÖ – PDY soruşturmalarında Mehmet Altan ve Nazlı Ilıcak’la aynı kaderi paylaşmamak için 15 Temmuz öncesinde Stockholm’e yerleşmişti.

Afrin, PKK–PYD–YPG’nin elindeki bir ilçe; Örgütün ‘kanton’ yani ‘eyaletçik’ yapılanmasında. Başka var mı? Şabha, Şedadî, Rakka, Kobani, Cezîre, Deyr-i Zor… Bunlardan son 3’ü eyalet büyüklüğünde.. Ve bunlardan sondan 3’ncüsü 29 Ekim 2014 Rezaleti’yle kurulmasına göz yumduğumuz, hatta “Kobani’ye Destek” çağrısıyla ülke içinde 6-7 Ekim Olayları’nda 50 sivil vatandaşımızın öldürülmesine maalesef seyirci kaldığımız yer; Ayn’el- Arab veya Kubanlı.

24Oca/180

FIRAT’IN BATISINDAN DOĞUSUNA SELAM! – Süleyman PEKİN

FIRAT’IN BATISINDAN DOĞUSUNA SELAM! – Süleyman PEKİN

Cihad modundayız. Allah, Türk Ordusu’na hasarsız zafer nasip etsin! Türkiye çoktandır yapması gerekeni ve bir müddet Cumhurbaşkanı’nın ağzından seslendirdiği harekâtı yaptı; has etti.

Bu bir başlangıç harekâtı. Hem sınır vilâyetlerimiz olan Hatay’la Kilis’i, hem de sınırlarımızın dışında oluşturduğumuz Güvenli Bölge arazisi ile Astana Süreci’nde Türkiye’nin denetimine bırakılan ve ağırlıklı olarak ÖSO’nun konuşlandığı İdlip İlini tehdit eden Afrin’deki PKK / PYD unsurlarının temizlenmesi elzemdi.

İkincisi ve daha da elzem olanı Menbiç ve Fırat’ın Doğusuna yapılması gerekecek İkinci Harekât. Şu an Birincisi için duadayız ama İkincisi yapılamazsa Birincisinin sonuçları bile zamanla değişebilir.

Putin – Esad blokuna ÖSO’nun elindeki Halep Havaalanı’nı feda ederek Rusya ve Suriye’yi razı ettik. Suriye’nin rızası kerhen.. Amerika da zımnen yani Menbiç’e ve Fırat’ın Doğusuna harekât yapmamamız karşılığında göz yummuşa benziyor. Doğrusu asıl zorluk Afrin’deki Terör Yuvası dağıtıldıktan sonra başlayacak.

20Ara/170

HEYHAT, DÜNYA 5’TEN KÜÇÜK – Süleyman PEKİN

HEYHAT, DÜNYA 5’TEN KÜÇÜK – Süleyman PEKİN

Bir cep telefonunda; bir adet televizyon, bir adet video, bir adet kamera, bir adet fotoğraf makinası ve bir albüm, bir adet tarayıcı, üçü birarada ev + iş + araç telefonu, bir adet radyo ve bir teyp, bir adet walkman ve kayıt cihazı, bir adet klavye, bir adet dizüstü bilgisayar, bir adet uzaktan kumanda, bir adet saat ve kronometre, bir adet taşınır banka şubesi, minik bir oyun salonu, küçük bir fotoshop ve kolaj atölyesi, bir adet meteoroloji baloncuğu, bir adet yazı tahtası ve kısmî projeksiyon, bir adet haritalık, bir adet takvim, bir adet el feneri, bir adet hesap makinası, sınırsız cilt ansiklopedi ve sözlükler, her dile çeviri bürosu, sağlık takip çipi, seyyar koordinatlandırma merkezi, duyuru panosu, yayıncılık bürosu, müzik kutusu, gazetelik-dergilik, cemiyet-davetiye, kahvehane-kumar; ne ararsan var.

15Ara/170

GAFLET, DALÂLET VE KUDÜS – Süleyman PEKİN

GAFLET, DALÂLET VE KUDÜS – Süleyman PEKİN

Gaflet içinde yüzmek bizim işimiz; aymazlık, vurdumduymazlık ve kendini bilmezlik.. Gofreti daha çok biliriz.

Dalâlet yaşam biçimimiz; azgınlık, sapkınlık ve haddi aşma alışkanlığı..

Günde 40 kere dua edip ‘âmin’ desen de gaflet içindeysen tesiri yok fakat aymazlığın, vurdumduymazlığın, kendini ve okuduğun metni bilmezliğin ters etki yapar durur.

Kudüs; bize göre Kutsal Yer, İsraillilere göre Başkent. Kaç zamandır; İsrail’e göre 80’den, Amerika’ya göre 95’ten beri. Ya biz: Temel gibi “tanımayruk!”

Filistin nasıl İsrail oldu: 1-Filistinlilerin gafleti ve dalâleti, 2-Arap ve İslam ülkelerinin ihaneti sayesinde..

Meselâ sorsam; Ortadoğu’da Suriye hariç Filistin Davasını ve Filistinlileri satmayan Müslüman ülke var mıdır? O da Lübnan ve Golan’daki sabit düşmanlık yüzünden..

57 tane İslam ülkesi, tek tek veya toptan – ismi önemli değil – bir tane sosyalist ülke kadar İsrail’in zulmüne karşı duruş gösterebilmiş mi? N’ayır! E bundan sonra ne bekliyorsunuz? N’olamaz!

Meydanlarda birleştik, sosyal ortamlarda trend topikleştirdik diyorsanız hayırlı işler; filmin cayırtısı yakında kopacak demektir.

30Kas/170

BİR ATTİLA İLHAN TİLMİZİ OLARAK BANU AVAR – Süleyman PEKİN

BİR ATTİLA İLHAN TİLMİZİ OLARAK BANU AVAR - Süleyman PEKİN

Geçen hafta Banu Avar’ı konuk ettik Selçuklu Düşünce Kulübü olarak. Konu başlığı da ‘Dünya Düzeni’ olunca belgesel tadında bir dünya turu yapmış olduk.

Bu ülkede halk temsilcileri, kanaat önderleri, sivil toplum kuruluşu yada siyasî parti mensubiyeti taşıyanlar veya aydın pozisyonundakiler için en büyük eksiklik resmin bütününü görememek ve hayatı görebildiği / gösterilen belli renklerden ibaret bilmek.

Bu konuda kendisini iyi yetiştirmiş ve küresel resmin tamamını okuyan, okumakla kalmayıp çare / çıkış arayan bir sunuşa şahit olduk. Çay ve sair sohbetlerdeki samimî iletişimi, her insana değer hissettirişi, yatay teşkilatlanmadaki mütevazı başarısı ile tam bir “yerli” ve “millî” aydın / münevver tanıdık.

22Kas/170

NATO’YA PAPATYA FALI MUAMELESİ – Süleyman PEKİN

NATO’YA PAPATYA FALI MUAMELESİ – Süleyman PEKİN

15 Temmuz sürecinde şoklananlar için “Her aşkta hüsran oldu gönül, Bilmem bu kaçıncı / Halime bak dertli çal; Kemancı, başımın tacı” şarkısı çalıyordu. “Soranlara, sormayanlara” hep dediğimiz üzre Türkiye NATO’ya girdiyse NATO da Türkiye’ye kurum kurum girdi. Sonuç; 65 yıllık bir acı..

Ne var ki bu tip derin askerî paktlara girmek - teşbihte hata olmasın - Mafyaya girmek gibidir; giriş serbest, çıkış izli mermi. Dolayısıyla göç yolda düzülmez zira bu ticaret kervanı değil, dış politika. Bu işler el yordamıyla olmaz; yüzlerce-binlerce aklın ortak gayreti ve birikimiyle olur.

8Kas/170

YENİ ABANT; KARTEPE ZİRVESİ Mİ? – Süleyman PEKİN

YENİ ABANT; KARTEPE ZİRVESİ Mİ? – Süleyman PEKİN

Küçükken “Topu Keltepe’ye dikmek” diye bir tabir vardı ve genelde sınıfta kalanlar için kullanılırdı. Sonradan Keltepe Kartepe oldu, yetmedi 10 yıl kadar önce 10 belde birleşti ve Kartepe İlçesi oluştu.

Geçtiğimiz günlerde Kartepe’nin turizmle anılan tesislerinde “Uluslararası 15 Temmuz ve Darbeler Sempozyumu” düzenlendi ve bazı Hükümet temsilcileri de yer aldı. Kocaeli’nin Tarih Sempozyumu ve Kitap Fuarı’ndan sonra üçüncü büyük kültürel etkinliği olarak kayda geçti.

1Kas/170

GÖKALP AŞISI VE CUMHURİYETİ ÇELİKLEMEK – Süleyman PEKİN

GÖKALP AŞISI VE CUMHURİYETİ ÇELİKLEMEK – Süleyman PEKİN

27-28-29 Ekim tarihlerinde Aydınlar Ocakları’nın “21. Yüzyılda Türk Kültürü ve Medeniyeti: Sorunlar ve Gelecek Tasavvuru” ana başlıklı 46. Büyük Şura Programındaydık. Daralan düşünce dünyamız ve içten içe kaynayan coğrafyamızla alâkalı önemli tebliğlerin sunulduğu, tartışmaların yapıldığı verimli bir organizasyondu.

Nihayetindeki Polatlı gezisinde Sakarya Meydan Muharebesi’nin geçtiği alanları ve olanları gördüğümüzde ise bir tarihçi olarak tarihsizliğimizin asıl talihsizliğimiz olduğunu bir kez daha hatırladım.

Çanakkale’yi çok şükür içselleştirdik, Sarıkamış’a her yıl devlet erkânıyla yürüyüşler var ve yeni yeni Kut’ul-Amare’yi anmaya da başladık. Başladık amma bu savaşlar kazansak da kaybetsek de Osmanlı’yı bitiren savaşlardı. Fakat bizim bu son devletimiz Kurtuluş Savaşı’yla doğdu.

Sakarya Savaşı Adapazarı’nda değil Sakarya Irmağı’nın Ankara’ya 60-70 km. yakınlığında oldu ve 22 günde tam 5.713 vatan evlâdı mertebesini buldu, 20 binden fazla da yaralı.. Dahası mevziler yerli yerinde; sıksan toprağı şehit kanı ve mavzer mermisi fışkıracak.

24 yıl Ankara’yı yöneten bir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın her işe kalkışıp da burayı es geçmesinin tahlilini Kadir Mısıroğlu’na bıraksak ve Şura’daki bazı can alıcı bildirilere baksak..

27Eki/170

“HÜRRİYETTİR CUMHURİYET” – Süleyman PEKİN

“HÜRRİYETTİR CUMHURİYET” – Süleyman PEKİN

(3 yıl önce yayınlanan yazımızla bu mübarek haftayı ve hafta sonunu anmış olalım)

Can Yücel’in Gelibolu’da bir köydeki sünnet merasimini anlatırken söylediği şiirin son mısrası geldi aklıma: “Sünnet değil farzdır Cumhuriyet”

91 yıl, dile kolay lâkin Cumhuriyeti anlamak istemeyenlere anlatmak zor. En azından şunu söyleyelim; hani Devletçe - Hükümetçe hedef koyduğunuz o 2023, Cumhuriyetimizin Kuruluşu’nun yani 1923’ün 100. yıldönümü oluyor.

10. Yıldönümünün marşında;

“Örnektir milletlere açtığımız yeni iz

İmtiyazsız, sınıfsız, kaynaşmış bir kitleyiz

Uyduk işte bilgiye, gidişte ülküye biz

Tersine dönse dünya yolumuzdan dönmeyiz” dedik.

19Eki/170

AMERİKA WHERE’YE GİDİYOR? – Süleyman PEKİN

AMERİKA WHERE’YE GİDİYOR? – Süleyman PEKİN

Bize ne’ diyenleri duyar gibi oluyorum ama Washington’un derdi bizi hayli gerdi. Dünyanın II.Dünya Savaşı sonundan beri topu topu 70 küsur yıllık macerasında nerdeyse Tanrı’nın zâtî ve subûtî sıfatları yakıştırılan ABD’nin gidişatı hiç de iyi görünmüyor dostlar.

Obama ile başlayan dış politik gevşeme Trump döneminde de artarak sürmekte. 9 yıldır Amerika hem içerde hem dışarda güç kaybetmekte. İç meselelerde daha başarılı olmasına rağmen Obama; 2011 yılındaki Libya ve Suriye meselelerinde Bush’ların Irak’ta yaptığının tam tersine askerî koçbaşılık yapamadı, yapmadı.

2014’te Rusya resmen Kırım’a çöktü ve eski emperyal yöntemle Ukrayna’dan toprak fethetti. Rusya’ya ceza kesmek adına eskiden olsa yeni bir Kırım Savaşı Koalisyonu’na girişirdi; sadece ekonomik yaptırımlarla yetinerek petrol fiyatları üzerinden Rus GSYİH’nı aşağı çekmeye çalıştı. Başardı da..

Fakat dünya ekonomik büyüklük listelerinde birkaç sıra geriye düşen Rusya, askerî operasyonların getirdiği moral motivasyon ve itibar patlaması ile Donetsk – Luhansk şehirlerinde paramilitarize ettiği Rus Ayrılıkçılar üzerinden resmen Ukrayna’nın Doğu’sunu Ukrayna’dan koparma aşamasına hız verdi; bu minvalde epey de yol aldı. ABD’nin ve AB’nin bu konuda ortak tavrı yine yaptırımlara sarılmak oldu.

Yaptırımlar bir şey yapmıyor; Rusların yiyeceği ekmeğin ebadı küçülse de Putin önderliğinde Çarlık zamanından bile daha iyi performans sergiliyorlar kolonyalizm yani yayılmacılık hususunda. Üstüne üstlük “Sıcak Denizlere İnmek” başlıklı geleneksel politikalarında ilk kez Akdeniz’e yerleşmiş durumdalar.

5Eki/170

KATALONYA İLE BARZANİSTAN MUKAYESESİ – Süleyman PEKİN

KATALONYA İLE BARZANİSTAN MUKAYESESİ – Süleyman PEKİN

Evin kristaldense başkasının camına taş atma!” derler, İspanyolcasıyla “Si la casa es de cristal, tirar piedras en el cristal de otra persona!

Sen, hem PKK’ya her türlü desteği; silah, eğitim, militan, siyaset, ne varsa ver hem de utanmadan Medeniyetler İttifakı projesinde Türkiye ile eşbaşkanlık yap. Yetmez; hem Kıbrıs, Ermenistan, Yunanistan mevzularında bizim karşımızda hem de Septe, Batı Sahra, Kanarya Adaları mevzularında dost ve kardeş ülke Fas’ın karşısında ol.

Hâlâ Krallık, İmparatorluk takıntısındalar.. İspanyolca Konuşan Milletler Topluluğu üzerinden yarım milyarlık Hispanosphere yani İspanyol Atmosferi kurmaya çalışıyorlar hâlâ.. Ama Katalonya’nın, Galiçya’nın ve Bask’ın bağımsızlık talepleri sönmeyen ateş gibi..

8 milyonluk nüfusuyla İspanya’nın en zengin bölgesi olan Barselona merkezli Katalonya’da 2006 Referandumu’nda % 49 katılımlı ve yüzde 72’lik Evet’ten sonra bu kez % 42 katılımlı ve yüzde 90’luk Evet’in neticesi ne olacak?

27Eyl/170

“NİL’DEN” İSRAİL, “FIRAT’A” KÜRDİSRAİL – Süleyman PEKİN

NİL’DEN” İSRAİL, “FIRAT’A” KÜRDİSRAİL–  Süleyman PEKİN

Çok şükür (!) savaştopu gibi bir Kürdistan’ımız oldu; artık Cumhurbaşkanlığı Forsuna güneşimsi bir yıldız daha ekleyebiliriz.

Neo Osmanlı pozlarıyla oynadığımız ve orjinali İngilizce alt yazılı Büyük Ortadoğu Filmi yada Türkçesiyle Ortadoğu’da büyük devlet bırakmama, hepsini ceviz kıracağıyla kırma projesinde ilk galayı yaptık.

Bu noktada emperyalizmin gedikli işbirlikçisi Barzanî Aşireti’nin baba Mustafa, oğul Mesut ve torun Neçirvan olarak 3 kuşaktır devam edegelen istikrarlı ihanetlerinin bu oluşumda önemli payları var. Biraz da petrol payı..

İkinci olarak neo-liberal politikalarla Devleti ekonomik alanların biri haricinde hep küçülten ama inşaat alanında Dünya çapında TOKİ’leşen İktidar Aygıtı’mızın BOP Kürdistanları’nı da inşaat ihaleleri gibi görmesi yeni devlet doğumunda adeta doktor vazifesi görmüştür.

Allah’tan 7 Haziran Seçimleri’nde seçmenden ufak bir fiske yediler de direksiyonu öbür tarafa çevirmeyi akıl ettiler. Yoksa bırak Suriye’de Fırat K

21Eyl/170

AHLÂK HASTALIKLARI HASTANESİ – Süleyman PEKİN

AHLÂK HASTALIKLARI HASTANESİ – Süleyman PEKİN

Bir dinleri olduğu için ahlâka ihtiyacı kalmamış gibi davranıyorlar” diyor Amin Maalouf. Tam da bizim durumumuzu imliyor: Ahlâksız dindarlık yada netameli Müslümanlık..

Dünya İslâmîlik Endeksi’nin ilk 10’unda, 20’sinde, 30’unda tek bir İslâm ülkesi bile yok; tamamı gayrimüslim ülkeler ve hatta bir kısmı da ateizme yakın İskandinav ülkeleri.

Malezya 38’nci sırasıyla 57 İslam ülkesinin en önde olanı.. Bizse 65’nci sıradayız. Bu şu demek: İslâm ülkelerinin İslâm’la (ekonomi, hukuk, özlük ve siyasî haklar, uluslararası ilişkiler) neredeyse doğru dürüst bağı yok.

13Eyl/170

13 EYLÜL – VİYANA’DAN SAKARYA’YA – Süleyman PEKİN

13 EYLÜL – VİYANA’DAN SAKARYA’YA – Süleyman PEKİN

Koşturduğumuz atların nalları döküldü

Kaderimiz Kızılırmak gibiydi içe büküldü

Demiş Şair ama niye demiş, nerde demiş? 1299’larda kurduğumuz ve 15’le 16.yy’ların Süper Gücü olan Cihan İmparatorluğumuzun kaderinin tersine dönmesine.. Ve onunla birlikte Türk Milleti’nin talihinin makûsiyet kesbetmesine..

14 Temmuz 1683’te başladı II.Viyana Kuşatmamız; devâsa bir ordu, devâsa bir komutan ve devâsa iddialarla. 2 ay sonra 13 Eylül’de savaş bittiğinde nâmağlûp bilinen bir ordu yenilmiş, komutan idam edilmiş ve hepsinden daha önemlisi Osmanlı artık Gerileme ve Dağılma iklimine doğru girmişti.

Tam 238 yıl sürdü bu sürükleniş. Tesbih taneleri gibi ülkelerden biriktirdiğimiz Devlet-i Âliye’den bu sırada elimize bir tek Anadolu kalmış; onun da kaderi batısından ve güneyinden çorap gibi sökülmeye başlamıştı.

23 Ağustos’ta başladı 2,5 asırlık kötü gidişâtımızı durduran savaş ve 13 Eylül 1921’de tam 22 günlük / gecelik canhıraş bir boğuşmadan sonra bitti. Avusturya’nın Başkenti olan Viyana önlerinden başlayan geri çekilişimiz 2 bin kilometre sonra Ankara’nın Polatlı İlçesi yakınlarında sona erdi.

Tuna Nehri’nin öbür yanında başlayan mücadelemiz Sakarya Nehri’nin beri yanında bitti. Ve Necip Fazıl’ın meşhur Sakarya Türküsü’ndeki gibi iki büklüm vaziyetteki Türk Milleti’nin Ayağa Kalk’masıyla nihayetlendi. Zaten bu şiir yazıldığında Sakarya Zaferi daha 28 yaşına basmamıştı, yani bilinçaltı “Sırtına Sakarya’nın, Türk tarihi vurulur” mısraındaki kronolojik bakışla doluydu.

Atlarla “Dörtnala geldik Uzak Asya’dan” ve “Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket bizim” dedik. Onbinlerce atın kişnemesiyle girdiğimiz Viyana topraklarından ayrılırken onbeşbin şehit, onbinlerce yaralı ve beş bin esir bıraktık ardımızda. Ve Kısrakbaşı Anadolu’da yine bir at sembolleşecekti 5.713 şehit ve 18 bin yaralımızın yanında; adı Sakarya.

Atatürk’ün Büyük Taarruz’da sırtında duracağı ve sonradan Latife Hanım’a evlilik için hediye edeceği kahraman atı Sakarya.

II.İnönü Savaşı’nda sonra Mustafa Kemal’in İsmet Bey’e çektiği bir telgraf var: “Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz. İstilâ altındaki talihsiz topraklarımızla birlikte bütün vatan, bugün en ücra köşelerine kadar zaferinizi kutluyor. Düşmanın istilâ hırsı, azminizin ve vatanseverliğinizin yalçın kayalarına başını çarparak paramparça oldu.

Aslında o telgraf Sakarya Savaşı’nın, yani o en kritik zafer aşamasının telgrafı olmalıydı ve M.Kemal Paşa’ya çekilmeliydi. Zira Mart sonundaki II.İnönü Savaşı’ndan 4 ay sonraki Kütahya – Eskişehir Savaşları’nda öyle bir yenildik ki Sakarya Nehrinin doğusuna kadar çekildik. Öyle ki top sesleri artık Ankara’daki TBMM’den bile duyuluyordu. O yüzden “Vatan, Millet, Sakarya!” diyoruz.

Biz Türkler - II.Viyana yada Sakarya - nedense savaşları başlangıç tarihi itibariyle duyumsayabiliyoruz. Oysa aslolan neticedir. Ha, başlangıçsever bir halk olarak ille bir start vereceksek her sene okulların açılmasını 13 Eylül tarihiyle otomatiğe bağlayalım; böylece yüzlerce yıllık bir şuur serpintisiyle Bismillah demiş oluruz her yeni eğitim dönemine.

Vira Sakarya!

7Eyl/170

İHTİYAÇLAR, İLKELER VE YENİ SİYASET ANLAYIŞI – Süleyman PEKİN

İHTİYAÇLAR, İLKELER VE YENİ SİYASET ANLAYIŞI – Süleyman PEKİN

Adalet Yürüyüşü kadar ilgi çekmese de Cumhuriyet Halk Partisi’nin yaptığı Adalet Kurultayı’nın sonuç bildirgesi başat bir kavramın yokluğunun toplumda ne şekilde bir zincirleme reaksiyona sebep olduğunun altını çizmesi bakımından olumluydu.

Toplumlar da çocuklar gibidir; bünyelerinde eksik görünen kimyaları toprak yemek, su içmek sadedinde doğal yollardan kazanmak isterler. Evet; yargıda, devlette, seçimde - geçimde, inançta, eğitimde ve toplumsal yaşamda adalet yok ama bunların doğal yollardan topluma iadesi nasıl olacak? Yoksa o kelimeyle / kavramla kurulmuş partiler bile var.

Zorlukların ve sıkıntıların artmasıyla doğru orantılı olarak umutlar ve beklentiler de artar. Tıpkı 99–103 yıl önceki Büyük Savaşın enkazının 98 yıl önceki Kongrelerde ‘millî irade’ ve ‘millî egemenlik’ diyerek kaldırılması, sonrasında da önce bir hayal olarak tasarlanan Bağımsızlığın tekrar savaş meydanlarında (95 yıl önce) kazanılması gibi..

23Ağu/170

CEHALETİN KOLEKTİF TAHSİLİ – Süleyman PEKİN

CEHALETİN KOLEKTİF TAHSİLİ – Süleyman PEKİN

Son zamanların meşhur yazarı Yuval N. Harari’nin ‘Sapiens’ kitabında CEHALETİN KEŞFİ diye bir bölüm var. Batı’nın “İgnoramus / Bilmiyoruz” diyerek Cehaletini kabullendiğini, Doğu’nun ise hala kabullenmediğini tespit eder ve günümüzde medeniyetler arası derin uçurumun bundan kaynaklandığını söyler. Bir de bireysel ve kolektif cehaletten bahseder.

Bizde de bu alanda ilginç kitaplar var: Biri Bakan Nabi Avcı’nın doçentken yazdığı ENFORMATİK CEHALET ve diğeri Prof. Hüseyin Atay’a ait CEHALETİN TAHSİLİ. Her ikisi de Kolektif Cehaletle alâkalı görünse de Siyasetçi Nabi Avcı’nın yazdıklarıyla Millî Eğitim ve Kültür Bakanı iken yaptıklarıyla hiç örtüşmediği için es geçiyoruz.

Tarih disiplininde yüz yıllık birikimiyle Halil İnalcık Hoca ne ise İlâhiyatta da Hüseyin Atay Hoca odur. Geçen yıl kaybettiğimiz Tarihçilerin Pîri’ni yakın zamanda andık. İlâhiyatçıların Pîri ise 87 yaşında; Allah ömrünü uzattıkça bereketlendirsin. 15 yaşında medreseyle tanışan, liseyi ve üniversiteyi Arapça aşkına Bağdat’ta bitiren, Cehaletin Tahsili kitabını yazdığı 2000’li yıllardan beri de bazen basın bazen sosyal medya üzerinde mesajlarını iletmeyi sürdürüyor.

16Ağu/170

RUSYA MI, ÇİN Mİ; İŞTE ABD’NİN BÜTÜN MESELESİ BU! – Süleyman PEKİN

RUSYA MI, ÇİN Mİ; İŞTE ABD’NİN BÜTÜN MESELESİ BU! – Süleyman PEKİN

Takımların antrenman, taktik, hazırlık maçı ve müsabaka gibi evrelerine ordular, spor kulüplerinden daha çok ihtiyaç duyarlar. Futbol bir güç ve gösteri oyunuysa silahlı kuvvetler de ülkenin kaderi için güç ve gösteri müsabakalarında aktif rol alırlar.

Nitekim PKK, - 10/15 sene önce yazdığımız gibi - Türk Ordusu’nun kum torbasıdır. Cizre, Sur gibi ilçelerde tanklar eşliğinde PKK’lıları kazdıkları hendeklere gömme operasyonu yapıldığında da “Bu muhtemelen tanklarla yapılacak sınır dışı bir harekât hazırlığıdır” demişiz.

Neticede 5 aylık Fırat Kalkanı Harekâtı’yla Suriye’nin kuzeyinde oluşturulan Güvenli Bölge, strateji ve taktik olarak Devleti rahatlattı. Bu kez de o sıra beyanen kaydettiğimiz ikinci bir harekâtın Dicle Kalkanı adıyla Silopi Sınırından Telafer’e ulaşan dikey bir hatla Musul ve Sincar arasını tutacak şekilde yapılmasının elzem olduğuydu. Ve halen de öyle.. Bekliyoruz!

Bu için dışa bakan tarafı.. Bir de dışın dışa ve dışın içe bakan tarafları var. Misal: Trump. Kim seçti kim seçmedi, kalıcı mı yoksa gidici mi, Rusya’yla mı takışacak yoksa Çin’le mi kapışacak; belli değil.