Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım… Şikayet edeceğine sen de alternatifini oluştur.

ahsen okyar
2Kas/170

NOEL COWARD VE HÜSEYİN RAHMİ – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2NOEL COWARD VE HÜSEYİN RAHMİ - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Muhsin Ertuğrul’un kurduğu Darülbedayi, yeni ismiyle İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları(1914) bir asrı çoktan geride bıraktı. Üniversite yıllarımızın olmazsa olmazıydı. Onlarca tiyatro eserini burada izledik, çok daha fazla sanatçıyı böylece tanıdık. Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde dolaşırken mutlaka ya afişlerine, ya bir sanatçıya rastlamak mümkündü. Cilalı İbo olarak bilinen Feridun Karakaya, Türk Sinemasının önemli ismi Gülistan Güzey hemen aklıma gelen. Çünkü onları filmlerinden de tanıyordum.

Özel tiyatrolar da elbette vardı; Muammer Karaca, Haldun Dormen, Kenterler, Tolga Aşkıner-Nisa Serezli, Gazanfer Özcan-Gönül Ülkü, Engin Cezzar-Gülriz Sururi, Genar ve Bulvar Tiyatroları hemen aklıma gelen. Beyoğlu’nda Muammer Karaca mesela Lahmacun Cumhuriyeti’nde ve Cibali Karakolu’nda; Fındıkzade’deki Bulvar tiyatrosunda ise Vahi Öz, Saadettin Erbil ve Kenan Büke bizi gülmekten kırıp geçirirlerdi. Tebessümü bile unuttuğumuz bir zaman diliminde gülmek meğer nasıl büyük bir ihtiyaçmış da şimdi fark ediliyor.

24Eki/170

İZ BIRAKIP GÖNÜL ADAMI OLMAK – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2İZ BIRAKIP GÖNÜL ADAMI OLMAK - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

İz bırakmadan olunmuyor gönül adamı, devlet adamı ve millet adamı.

Mutlaka iz bırakacaksınız.

Ahsen Okyar işte böyle biri.

Sadece tebessümü bile iz bırakmaya yetiyor da artıyor bile.

İnanç sahipleri iyi bilirler tebessümün sadaka hükmünde olduğunu.

Ahsen Okyar her an sadaka veriyor mütebessimliğiyle.. evinde, sokakta, işyerinde konuşurken, yürürken, otururken hep öyle tebessüm ediyor.

Dahası var, bırakın kahkahayı, mizahı, gülmeyi iyice unuttuk. Toplumumuzun böylesine tebessüme o kadar ihtiyacı var ki günümüzde sormayın. Siz siz olun hiç olmazsa tebessüm etmeyi ihmal etmeyin.

8Haz/170

Ulu Şehir Bursa’nın Taşları ve Başları – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2Ulu Şehir Bursa’nın Taşları ve Başları - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

İstanbul’da kışın en zor koşulları birden bire geçti, yerini yeniden pastırma yazına bıraktı. Sanırım havalar artık bir öyle, bir de böyle olacak. Sağanak yağmurlar İstanbul’da, hem hayatı ve hem de trafiği felç ediyor. Dolayısıyla her şey aksıyor günlük hayatta. Bursa’da gideceğimiz gün öyle olmadı. Korkmadım diyemem o gün ama trafik akıyordu. Lodos etkisini yavaş yavaş kaybediyor, hafifleyerek esiyordu, vapurlar çalışıyor, uçak seferleri normale dönmüştü. Ben yine de birkaç saat erken çıktım Şerifali’deki evimden 10.45 Mudanya Vapuru için.

Kabataş İskelesine vardığımda her şey süt limandı. Mustafakemalpaşa Belediyesi “Yarınki Türkiye” etkinliği için Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, Emekli Büyükelçi, BM Başdanışmanı Üner Kırdar ve beni konuk edeceklerdi. Bir de Moskova’dan misafirimiz vardı, DUMA’nın Rusya-Türkiye Koordinatörlerinden Abdulmalik Kerimof. İstanbul’da ayrıca akademik çalışma yapıyordu. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin karada, denizde ve havada işletmeleri vardı. Burulaş bunlardan biriydi. Gemimiz hazır bekliyordu. İçerdeki bekleme salonunda yiyecek ve içecek bulmak da mümkündü. Prof. Yalçıntaş yeni modern makinelerin başında para atarak çay almaya çalışıyordu. Nitekim başarılı da oldu. Makine sadece kahve ve çay değil, alkolsüz bütün meşrubatları da veriyordu. Fiyatla alta yazılmış, o kadar parayı siz makineye yükleyince tuşuna basarak tümüne ulaşıyorsunuz. Birbiri ardından hepsi geliyor; kolalar, gazozlar, sütler, meyve suları, sodalar, sular vs,

Burulaş lüks bir de dergi çıkartıyor. Aşırı lüks üstelik… Dergiyi incelerken Abdulmalik Kerimof girdi içeriye. Bir elinde muhafazalı elbisesi, diğerinde küçük çantası… Nevzat Gökalp günlük gazeteleri almak üzere bir ara dışarı çıkıp geldi. Zaten sohbetimiz koyulaşmıştı vakit hızla geçti. Anons yapıldı, gemiye binmemiz için. Peki, Büyükelçi Üner Kırdar yok! Kayınvalidesi vefat edince programı ister istemez değişmiş. Kayınvalidesi rahmetli Afet İnan ile akraba üstelik. Telefonla başsağlığı dileyerek vedalaştık. Gemimiz demir aldı ve yola çıktı. Geminin oturma yerleri otobüs, tren ve uçaklardaki gibi pulman koltuklarla dizayn edilmiş ve numaralar verilmiş. Arayıp buluyoruz.

23Şub/170

DOĞU TÜRKİSTAN’DA NE VAR NE YOK?! – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2DOĞU TÜRKİSTAN’DA NE VAR NE YOK?! - Mehmet Cemal ÇiİFTÇİGÜZELİ

Doğu Türkistan Vakfı’nın eskimez yöneticilerinden, değerli dostum ve saygın soydaşım Hamit Göktürk aradı. Ankara Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi, Türk Lehçeleri bölümü hocalarından Prof.Dr. Ekrem Barak Arıkoğlu’nun “Doğu Türkistan’da Bugünkü Durum” konulu etkinliğine davet etti.

Dünyada ne kadar Türk, soydaşım var, benim bir parçam. Evrende ne kadar insan hakkı ve hukuku zedelenenler mevcut yüreğim o nispette kanıyor, yanıyor. 300 milyonluk Türk Dünyasında hala kanayan yara, özgürlükleri zedelenen Kırım ve Doğu Türkistan Türklerine yapılanlardır.

Çözümü ise bu iki bölgenin bir an evvel evrensel donanımı içinde akademik tarifine, bilimsel yapılanmasına uygun olarak demokrasiye biran evvel geçmesiyle mümkün olacaktır. Dilerim bu süre hız kazanır, Kırım ve Doğu Türkistan’daki soydaşlarımızın hak ve hukukları dikkate alınır.

AKADEMİK BİR GEZİ

Üniversiteye geldiğimiz yıllarda Doğu Türkistanlı liderler İsa Yusuf Alptekin, Mehmet Emin Buğra ve Rıza Pekin Paşayı tanıma fırsatı buldum, sohbetlerine katıldım, faaliyetlerine katkı verdim, soydaşlarımızın dertlerini o gençlik heyecanı içinde dert edindim.

Aradan yarım asırdan fazla bir zaman geçti ve Prof.Dr. Ekrem Barak Arıkoğlu’nun Türk Dünyası Araştırmalar Vakfı Turan Kültür Merkezi’nin İstanbul Üniversitesi Avrasya Enstitüsü’ndeki konferansında son gelişmeleri dinleme imkanımız oldu. Ayrıca Türk dünyamızın lokomotiflerinden Prof.Dr. Turhan Yazgan hocamızı da rahmet, minnet ve şükranla andık. Onca değerli arkadaşımızla da bu vesileyle birlikte olduk. Hasret giderdik, muhabbet ettik.

Prof.Dr. Ekrem Barak Arıkoğlu Doğu Türkistan’dan yeni dönen akademisyenlerden biri. Doç.Dr. İsmail Doğan ile beraber Kırgızistan Manas Üniversitesi Kaşgar Derlemeler Programı çerçevesinde bölgeye bir inceleme gezisi tertip etmişler. Doğu Türkistan’daki çoğu yerleşim birimini gezerek tespitlerde bulunmuş, resim çekmiş, analizler yapmaya çalışmışlar.

5Şub/170

ESKİMEZ BİR BÜYÜKŞEHİR BAŞKANI GÜZELBEY KONUŞUYOR – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2ESKİMEZ BİR BÜYÜKŞEHİR BAŞKANI GÜZELBEY KONUŞUYOR - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Avrupa Birliği üyesi Estonya’yı kaç kişi bilir, haritada yerini gösterir bilemem ama, okuma-yazma ve eğitim oranı Küba’dan sonra %99.8 oranı ile dünyada ikinci. SSCB dağıldıktan sonra İskandinav(Baltık) ülkelerinin kuşattığı Finlandiya Körfezinde küçük bir devlet. Sadece iki ülke Rusya ve Letonya ile sınırı var. Avrupa Ülkeleri arasında ateizmin %75.7 oranı ile en yüksek olan bir devlet Estonya. Tartu Üniversitesi en bilinen bir akademisidir. Az sayıda da olsa Estonya’da okuyan Türk talebeler mevcut. Kazan Tatar ve Azerbaycan Türkleri çok az da olsa burada yaşamaktadır. Lokanta işletiyor bazıları.

Durup durur iken bu Estonya da nereden çıktı diyeceksiniz?

Hemen anlatayım.

2Kas/160

BAĞRIYANIK BİR CANDANGEÇTİ – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2BAĞRIYANIK BİR CANDANGEÇTİ - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Ankara’da yaşıyordu Osman Yüksel Serdengeçti(1917-1983). Altmışlı yaşların içindeydi kendisini en son ziyaret ettiğimde. Herkes gibi ben de “Osman ağabey” derdim. Dikimevi’nde oturuyordu. Evine ziyaretine gidiyordum. Zaman zaman arkadaş gruplarıyla,  zaman zaman da yalnız.

Vefatından sanırım bir üç beş ay kadar önceydi. Yine Dikimevi’nde Site Öğrenci Yurdu’nun hemen arkasındaki zemin katta ikamet ediyordu. Kiracıydı. Bir yazarın, bir gazetecinin, bir yayıncının, bir fikir adamının, bir politikacının, bir muzdaribin evini tahayyül edenler için burası bir süpriz yerdi. Mütevazilikten de öte, en fakirlerin bile oturamayacağı kadar perişan bir evde yaşıyordu eşi İsmet Hanımla birlikte. Evin zili yere düştü düşecek mi ne? Dolayısıyla zili dikkatli çalmaktan vaz geçtik, kapıyı tıkladık.

27Tem/160

DÜŞÜN ADAMI SEZAİ KARAKOÇ İLE BİR KAÇ SAAT – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

ayhan katırcıkara  DÜŞÜN ADAMI SEZAİ KARAKOÇ İLE BİR KAÇ SAAT - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

(Nevzat Yalçıntaş’ın vefatı, Darbe girişimi, M. Şevket Eygi ve Yayıncılık üzerine)

Kuruluşunun 100. Yıldönümü dolayısıyla MTTB Tarihi ile alakalı çalışmalarımın bir bölümünü Cağaloğlu’nda Fatih Gençlik Vakfı arşivinde sürdürdüm. Çünkü Fatih Gençlik Vakfı’nın beş kişiden oluşan ilk mütevelli heyetinden üç isim MTTB Genel Başkanlığını yapmış(İsmail Kahraman, Ömer Öztürk, Raşit Ürper), gençlik meselelerinde sorumluluk almış kimselerdi.

9Haz/160

DİRİLİŞ AKADEMİSİ’NDE SOHPET – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2DİRİLİŞ AKADEMİSİ’NDE SOHPET - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

O gün Cuma idi. Kilis’ten gelen kentin önemli bürokrat ve aydınlarından Mahmut Kaçarlar ile Fatih Camii’nde buluştuk. Cami sabah namazları dahil her zaman olduğu gibi dolup taşıyor. İnsanlar akın akın Fatih’e koşuyor. Renk renk bu insanlar. Üstelik değişim; değişik milletlere mensup ümmetin bireyleriyle. Hoca vaaz ediyor önce. Vaazı dinlemek için zaten cumaları cami erkenden doluyor. Sonra gelenler mini bir ev gibi iç avluya yerleştirilmiş tahta dolaptan ince hasırlar çıkarılarak yerlere seriliyor. Güneş o gün iyi ısıtıyordu ki hep gölgeler tercih edildi. Edildi ama güneşli bölümler de cemaate kavuştu. Ezan okundu, hoca efendi hutbede doğruluktan bahsetti. Bazı büyük günahları hatırlattı. Zina etmeyin, içki içmeyin dedi. İyi adam olun demeye getirdi konuşmasında. Böylesi hatırlatmaları ben çocukluğumdan beri hep duyarım, ancak İslam coğrafyasında önemli bir değişim-dönüşüm olmaz.

22Nis/160

BÜLENT ARINÇ VE BİR DÜĞÜN – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2BÜLENT ARINÇ VE BİR DÜĞÜN - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Muhterem Bülent Arınç benim yarım asırlık dostum.

Ankara Hukuk Fakültesinde okuyordu. MTTB Hukuk Fakültesi Yönetimindeydi. Hatırımda kalan diğer isimler ise halen dostluğumuzun sürdüğü Kemal Düzkale (Avukat) ve Beşir Atalay(Prof.Dr. Van Milletvekili)) da aynı yerde öğretim görüyorlardı. 1967-68’li yıllarda İsmail Kahraman (TBMM Başkanı) 48 Dönem MTTB genel Başkanımızdı. Her Başkent’te gittiğimizde Ankara’daki üyelerimizle birlikte olurduk. Kadim bir dayanışmamız mevcuttu hiç bir beklentiye girmeden. Hepimizin ustası, üstadı ve mensubiyeti ise başta Necip Fazıl Kısakürek ve Büyük Doğu Ekolüydü. Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın açtığı siyasi yürüyüş de bizim nesil üzerinde önemli bir etki ve yapı bırakmıştı. Herkes ve hepimiz bunlardan nasiplenmiştik.

13Nis/160

VATANDAŞ NİHAT FERAH – Mehmet Cemal ÇİFTİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2VATANDAŞ NİHAT FERAH - Mehmet Cemal ÇİFTİGÜZELİ

Henüz 250. Sahifedeydim. “Tut Elimi Killize” adındaki romanımın son bölümünü yazıyordum. 1950’li yılların Kilis’ini anlatıyorum bu çalışmada. 27 Mayıs Darbesinde önce göz altına alınan, sonra tutuklanan Kilisli aydınları yazıyordum. Aykırı entelektüel Nihat Ferah olayını sonlandırmak üzereydim. Sanırım saat 16.00 falandı. Telefonum çaldı. Paris’ten Mahmut Kaçarlar arıyordu. Önce “Acaba Türkiye’ye döndü mü?” diye düşünürken merakımı giderdi. “Kahramanımızı kaybettik. Başımız sağ olsun” dedi. Sonra devam etti soluklanmadan “Yok hala Fransa’dayım. 13 Nisan günü Hanımı da alıp döneceğim.” dedi.

6Nis/160

BENİM EVLERİM VE ŞEHİRLERİM – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2BENİM EVLERİM VE ŞEHİRLERİM - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Kilis’te Camii Kebir Sokak’taki babaerkil ailemizin oluşturduğu evimizde doğmuşum. Dedemler, amcamlar ve biz aynı evde oturuyorduk. Esasında bu ev dedemin amcazadeleriyle aynı mekan imiş, ancak aile bireyleri çoğalınca ortadan kesme taş ile ikiye bölünmüş, duvara bitişik yerden de bir mini pencere açılarak iletişim sürdürülmüş. Diğer evin giriş kapısı da bir başka sokağa Sıcancık’a açılmış.

Burası birlikte yaşadığımız ilk evimizdi. Yıl 1950.

30Mar/160

DOSTLUK VE MEHMET AKİF ERSOY – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2DOSTLUK VE MEHMET AKİF ERSOY - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Dostluk öldükten sonra da devam eder ve ahiret kardeşliği olarak bir sonraki nesillere örnek olarak aktarılır. İslam Peygamberi dostluğun ve bunun devam etmesi hususunda şöyle diyor “Dostluğu sürdürmek imandandır. Dostlukta kıdem de esastır-Ömer Nasuhi Bilmen(1882/1971) Büyük İslam İlmihali”

Bizim neslin çok iyi tanıdığı insan mühendisi merhum Fethi Gemuhluoğlu(1923-1977) da hep Dosta Dair’dir söyledikleri ve eylemleri. “Sen hiç aşık oldun mu?” sorusundan başka derdi ki ”Önce refik, sonra tarik!.” Yani evvelen dost, sonra güzergah, yani yol! Dost ve dostluk sıralamada birincidir. İsyan Ahlakı’nın teorisyeni sosyolog rahmetli Nurettin Topçu(1909-1975) ise dostluk ve ahlakı birbiriyle örtüştürür. “Menfaat yaşamak, ahlak ise yaşatmak ister. Bir arada barınamazlar.” diye hatırlatır.

12Mar/160

TÜRKİYE VE DIŞARDA İSTİKLAL MARŞLI GÜNLER – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

12802764_10153648709189915_5431947663374471072_n

Akifname’nin yazarı, müellif, müfessir ve TBMM kurucu üyesi Balıkesir Milletvekili Hasan Basri Çantay anlatıyor:

-Mecliste Akif ile yan yana oturuyoruz. Çantamdan bir kağıt parçası çıkardım. Ciddi ve düşünceli bir tavır ile sıranın üstüne kapandım. Güya bir şeyler yazmaya hazırlanmıştım. Mehmet Akif Üstad ile konuşuyorum.

-Ne düşünüyorsun Hasan Basri?

-Mani olma işim var!

-Peki. Bir şey mi yazacaksın?

-Evet.

-Ben mani olacaksam kalkayım.

7Şub/160

BAYAR “ÖLÜLERİMİZDEN BİLE KORKUYORLAR”, İNÖNÜ “HAYATIMIN EN KÖTÜ GÜNÜ!” – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2YAKIN TARİH SOHPETLERİ-11

BAYAR “ÖLÜLERİMİZDEN BİLE KORKUYORLAR”, İNÖNÜ “HAYATIMIN EN KÖTÜ GÜNÜ!” - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Serin Tarih’i derinleştiriyoruz Hocaların Hocası Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş ve idamla yargılanan Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri’nin oğlu Yüksek Mühendis Cihat İleri’yle. Eyüp Sultan sırtlarında Rami’deyiz. Bitişiğimizdeki tarihi Rami Kışlası da restore ediliyor.

Demokrat Parti demokratik serbest seçimle ilk defa iktidara geldiğinde (14 Mayıs 1950) 27 yıllık CHP iktidarı sona ermiş ve “Yeter Söz Milletindir” sloganıyla halkın teveccühüne mazhar olan DP lideri Celal Bayar, hükümeti kurmakla Aydın Mebusu Adnan Menderes’i görevlendirmişti.

1Şub/160

SIRTIMIZDAKİ KAMBUR – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2SIRTIMIZDAKİ KAMBUR - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Yavuz Bülent Bakiler ustamız ile yarım asırlık bir hukukumuz var. Kendisini 1950’li yıllarda Serdengeçti’deki şiirlerden tanırım. Gel zaman git zaman Ankara’da birlikte olduk. TRT’de beraber çalıştık. Türkiye Yazarlar Birliği (1978) ile Mehmet Akif Ersoy Fikir ve Sanat Vakfı (1984) kurucuları arasında yer aldık. İstanbul’da da görüşüyor, birlikte etkinliklere katılıyoruz. Ümraniye’deki bir programa beni de götürmüştü. Salon boşa yakındı. Yavuz Bülent Bakiler sık sık espriler yapar, kara mizah gelişmelere dikkat çeker. Bu defa da öyle oldu. Salona sordu “İçinizde kitap okuyan var mı?” diye. Bir kişi elini kaldırdı. “Peki gazete okuyan?” Salondan çıt çıkmadı. Toplantıya katılanlar Yavuz Bey’in kızacağını sandılar.

-Güzel.. çünkü İslamın ilk emri “Okuma” olduğu için sizler bu kutsi emre uyarak, riayet ediyorsunuz. Tebrik ederim!

25Oca/160

İDAMA TEBESESSÜM, ONURA MERHABA – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2YAKIN TARİH SOHPETLERİ-10

İDAMA TEBESESSÜM, ONURA MERHABA - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş rahmetli Milli Eğitim Bakanı Tevfik İleri’nin (Hemşin 1911- Ankara 1961) adı geçince “Abide Şahsiyet” diye anlattı. Şair Yavuz Bülent Bakiler ise O’na “Bayrak Adam” , bazı aydınlar da “Anıt Adam” diyorlar. Bunlara katılmamak mümkün değil elbette. Soyadı Kanunu çıkmadan önce adı Yüksek Mühendis eski MTTB Reisi Tevfik Celal, daha sonra Ahmet Tevfik İleri oluyor. Daha çocuk yaşta sigara kağıdı satarak aile bütçesine katkı veriyor. Fatih Gelenbevi Ortaokulu’ndan mezun olunca tercihan İstanbul Teknik Üniversite’sine kabul ediliyor. Tevfik İleri daha öğrenci iken bile talebelerin “Tevfik Abisi” idi. Herkesi kucaklıyor görüşü ne olursa olsun. MTTB Genel Başkanı oldu. Vagon Lit, Vatandaş Türkçe Konuş, Yerli Malı Haftası, Razgırat Olaylarında Tevfik Abi hep önde. Göz altına alınıyor arkadaşlarıyla birlikte. İdealinden vaz geçmiyor. Üniversite yönetimi mezun olunca Tevfik İleri’ye adeta rica ediyor okulda kalması için. Akademik çalışmalarda bulunmasını istiyorlar. Ancak o “Anadolu’ya gideceğim, taşranın imarıyla halkıma hizmet edeceğim” diyor başka bir şey demiyor. Hep söylediği şey “kalbim küt küt değil, Türk Türk diye atıyor”

İlk ataması Erzurum’a oluyor Mühendis Tevfik Bey’in. Bir hemşehrisi Vasfiye Hanım ile evlenerek damı, çatısı, duvarı tartışılabilecek bir evde ikamet ediyorlar Dadaşlar diyarında. Mühendislik hizmetlerinin dışında Erzurum köylerini dolaşıyor, başta eğitim olmak üzere her konuda halkın yardımına koşuyor.

18Oca/160

ANTALYA; DEĞİŞİK BUUTLU KENT – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2ANTALYA; DEĞİŞİK BUUTLU KENT - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Burdur’da sabah kahvaltısını konakladığımız Grand Özeren’de yapmadık. İki emekli öğretmen karı-koca dostumuzun davetiyle Neşe-Naci Tolacı’ların evlerinde aldık soluğu. Her sokakta neredeyse inşaatlar yükseliyor. Vilayetin önünden aşağı giden cadde yaya yolu olarak düzenlenmiş, tek şeritten araç trafiğine açılmış. Ayakkabı boyacısı, satranç oynayan adam, keman çalan kız, simit satan genç gibi renk renk heykeller dikilmiş. Ancak simitçinin simidi, oturan adamın satrancını falan çalmışlar. Yok. Aydınlatma müthiş olmuş caddede. Havalara gelince, kar kış İstanbul’da her şeyi etkilerken, Akdeniz’de her şey formunda gidiyordu. Burdur güneşi rüzgar olmasa belki de yakacaktı yüzleri. Sabah erkenden eşim ile birlikte gittiğimiz Tolacıların evinde mükellef sofra hazırlanmıştı bile. Böyle sofralarda diyet ve perhiz falan kimsenin aklına gelmediği gibi ben de etkileniyorum nimetlerden. Değişik reçel, peynir ve ekmekler, bal, kaymak, ceviz içi, salatalık, domates, portakal suyu, çay daha ne olsun?

11Oca/160

BİR HAFTA BAŞI AKDENİZ’DE AKİF İLE BULUŞMAK – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2BİR HAFTA BAŞI AKDENİZ’DE AKİF İLE BULUŞMAK - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Doç. Dr. Nihat Karaer aradı. “Ağabey sizi Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’ne bekliyoruz.” demez mi? Önce şaşırdım. Çünkü 20-27 Aralık Mehmet Akif Ersoy Haftası bitti bitecek. Birkaç ay önceden yapılmış programlarımız var. Antalya bölgesinde olacağım gerçi. Bu hatırlatmam Nihat Hocayı sevindirdi.

-Madem Antalya’ya geliyorsunuz. Aynı gün ben sizi havaalanından alacağım. Doğru Burdur’a geliriz. Biraz istirahat ettikten sonra üniversiteye geçer, gençlerimize Yarınki Türkiye ve Akif’i anlatırsınız. Sonrasında da sizi istediğiniz yere götürürüz.

21Ara/150

DAHA AZ REFAH DAHA FAZLA FİKİR – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2DAHA AZ REFAH DAHA FAZLA FİKİR - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

İstanbul’da 2015 Aralık’taki ilk iki hafta kültürel etkinlikler açısından dopdolu geçti benim için. Önce Türkiye Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi TASAM’ın, sonra İslam Araştırmaları Vakfı İSAV’ın uluslararası etkinliklerinin ardından kısa adı UİP-ICP olan Uluslararası İşbirliği Platformu’nun 6. Boğaziçi Zirvesi İstanbul Çırağan Sarayı’nda gerçekleştirildi.

Siz benim yazımın başlığıma bakmayın toplantı “Daha Az Yoksulluk, Daha Fazla Refah” üst başlığı altında “İkiz Hedefler: Yoksulluğu yok etmek, refahı taban seviyesinde büyütmek” ile programa başlandı. Zirvede sanattan spora, eğitimden enerjiye, teknolojiden ekonomiye kadar üç gün çok sayıda konu irdelendi. Çoğuna katıldığım zirvede atılımı UİP’in kurucu başkanı Cengiz Özgencil, koordinasyonu Artım Organizasyonla gerçekleştirmiş. Başarı hanesini çoğaltmış.

17Ara/150

TÜRKİYE-RUSYA İLİŞKİLERİ – Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

mehmetcemal-iftigzeli2YAKIN TARİH SOHPETLERİ-9 / TÜRKİYE-RUSYA İLİŞKİLERİ - Mehmet Cemal ÇİFTÇİGÜZELİ

Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkiler ne zaman başladı, nasıl devam etti, gelinen noktada neler dikkat çekiyor? Yarın ne olabilir?

Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş sohbetimize bir hatırlatma ile başladı; Fatih Sultan Mehmet’ten sonra padişah olan Sultan İkinci Beyazıt (1477-1512) döneminde Kırım Hanlığından bir mektup geliyor. Üçüncü defa Kırım Hanlığının başına geçen Birinci Mengli Giray Han (1478-1515) mektubunda henüz küçük bir devletçik olan Rusya’nın (kines deniyor) Osmanlı Cihan Devleti’yle temas kurmak istediğini, İvan’ın kendilerinin dostu olduğu belirtilerek gerekenin yapılması ricasında bulunuyor. Sultan İkinci Beyazıt da “Madem İvan sizin dostunuzdur. Bizim de dostumuz olabilir. O halde temsilcileri İstanbul’a gelerek gerekli temaslarda bulunabilir” biçimindeki bir mektupla cevaplandırılıyor.

Rus elçisi İstanbul’a geliyor ve Padişah İkinci Beyazıt tarafından makama alınıyor. Ancak bu yeni ve küçük devlet Rusya’nın elçisi (o yıllarda daha ne Amerika ve ne de Almanya gibi bir devletler var ortada) huzurda arogon bir tavır takınıyor. Kaba, küstah, henüz devlet olmaya başlamış olmasına, güçsüzlüğünü bilmesine rağmen tepeden bakma gibi bir elçiye yakışmayan tavır sergiliyor. Hele getirdiği İvan’ın mektubu da bardağı taşıran son damla oluyor.

Oysa Osmanlı Cihan Devleti kuruluşunun üçüncü asrına girmiş, devlet geleneğini yaşatan ve diplomasiyi çok iyi bilen bir ülke. Osmanlı devlet geleneğine göre huzura alınan elçilere çok ciddi hediyeler veriliyor, binlerce dinar ve hatta elbisesine kadar takdim ediliyor. Bunları da iteleyen Rus elçisi Sultan İkinci Beyazıt tarafından kovularak, İstanbul terk ettiriliyor.