Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım… Şikayet edeceğine sen de alternatifini oluştur.

ahsen okyar
1May/160

Tebessümü Bilmeyen – Seyfettin KARAMIZRAK

13124832_817560118348736_8772281305915394241_n

8Oca/160

BABALAR VE ÇOCUKLAR – Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrakBABALAR VE ÇOCUKLAR - Seyfettin KARAMIZRAK

“Bir yıl sonrasını düşünüyorsan tohum ek; on yıl sonrasını düşünüyorsan ağaç dik; yüzyıl sonrasını düşünüyorsan insan yetiştir.” Konfüçyüs

Çocuğun bakımında ve eğitiminde ağır yükü olan anneler hakkında çok yazılıp konuşulmuş, eleştirilerin çoğu onlara yöneltilmiştir. Eğitimdeki aksamalardan en çok anneler sorumlu tutulmuş, babanın rolü üzerinde gereğinden az durulmuştur.

Annenin çocuk gelişimine katkısı gerçekten büyüktür. "Ana hakkı ödenmez.” “Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar." Gibi atasözleri bu gerçeği belirtir.

Baba, eşi ve çocukları için güven kaynağıdır. Çocuklar babayı daha güçlü, çok bilen, saygı uyandıran kişi olarak bilirler. Ancak günümüzde, babaların çocuk eğitimine etkin biçimde katıldıklarını söyleyemeyiz.

Anneler çocuklarıyla gereğinden çok, babalar da gereğinden az ilgilenmektedir.

10Ara/150

Eğitim Denince – Seyfettin KARAMIZRAK

egitim-denince_manset_674

 

“Eğer bir bireye olması gerektiği ve olabileceği bir insan gibi davranırsanız, olması gereken ve olabileceği insan olur.”  Goethe

Eğitim her felsefi sistemde ve psikolojik yaklaşıma göre değişik şekillerde tanımlanmıştır. Bu tanımların pek çoğu, eğitime bir amaç yüklemiştir:

Eğitim, bireyin davranışında kendi yaşantısı yoluyla ve kasıtlı olarak istendikdavranış değişme meydana getirme sürecidir.”  S. Ertürk

8Eki/150

Vatanım – Seyfettin KARAMIZRAK

12088052_727872010650881_3370253552763042594_n

11Eyl/150

NEDEN MONTESSORİ EĞİTİMİ ? – Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrakNEDEN MONTESSORİ EĞİTİMİ ? – Seyfettin KARAMIZRAK

Montessori eğitim programı, “bireysel eğitim”e dayanan Maria Montessori tarafından geliştirilmiş bir eğitim modelidir.

İtalya’nın ilk kadın doktoru, pedagog ve antropoloji profesörü Maria Montessori (1870-1952), çocuğun bireysel becerilerine, ilgi alanlarına, öğrenme hızına ve karakter özelliklerine uygun bir pedagoji geliştirmiştir.

Maria Montessori çocukların; “ödüllerden, cezalardan, yetişkin tarafından programlanmış eğitimden, oyuncaklardan, şekerlemelerden, öğretmen masasından, toplu derslerden”, hoşlanmadıklarını,

“Özgür seçimden, hatalarını kendilerinin denetiminden, hareket etmekten, sessizlikten, sosyal ilişkilerinin kendileri tarafından kurulmasından, çevrenin düzenli ve temiz olmasından, özgür faaliyete dayalı disiplinden, kitapsız okuma yazmadan, alıştırmaların tekrarından”, hoşlandıklarını gözlemlemiştir.

29Tem/150

Bir ömür dediğin.. / Seyfettin KARAMIZRAK

11800265_700992230005526_7134108366685741029_n

20Tem/150

Seyfettin Karamızrak hocamızdan bir dörtlük

10986672_698070176964398_2931018521009365924_n  Dörtlük

Dört dizeden oluşan kümeye “dörtlük”denir. Bir konu etrafında toplanmış dört dize kümesinden oluşan dörtlükler halk edebiyatının temel birimlerinden biridir. Bunlar, düzyazıdaki paragraf gibidir.

15Tem/150

ÖNEMLİ İŞLERİNİZ VARDI – Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrakÖNEMLİ İŞLERİNİZ VARDI - Seyfettin KARAMIZRAK

Zaman çok önemliydi sizin için. Bütün işlerin sorumlusuydunuz. Bir nebze ayrılsanız sistem felç olur, ülke zaafa uğrardı kuşkusuz.

Bundan ötürü yaya yürüyemez, dolmuşa binemezdiniz. Bir hastaya “geçmiş olsun” a, bir cenazeye “başsağlığına” fırsat bulup gidemezdiniz. En kısa yol ücretinin “kaç para” olduğunu da bilemezdiniz.

Çok sıkıydı göreviniz çok, işlerin beyniydiniz adeta. Görev kişiliğinizle tanımlanırdı. Kimse yerinizi dolduramaz, makam koltuğuna bu kadar fiyakalı oturamazdı.

Bu mühim görevi kimseye devredemezdiniz, çünkü hiç kimse sizin gibi mükemmel(!) olamazdı. İsteseniz de, ilkeleriniz gereği makamınızı bir nebze terk edemezdiniz.

Bir huzurevine giderek, düşkünlerle, yaşlılarla dertlerini paylaşacak fırsatı bulamazdınız.

Kurallı yaşar, akılcı düşünürdünüz. Herkesin, ideal yaşam standardını kolayca yakalayabileceğini savunurdunuz. Geçinemeyenler, sıkıntı çekenler tembel(!), işsizler beceriksizdi.
Açlığın ne demek olduğunu bilemediğinizden, “bu ülkede fakir kalmadı” sanırdınız.

5Tem/150

BİLİMİN YÜREĞİ YOKTUR – Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrakBİLİMİN YÜREĞİ YOKTUR - Seyfettin KARAMIZRAK

Eğitim görmemiş, okuma yazma bilmeyen, “cahil” dediğimiz kişilerin yanlışları hoş değilse de, “kusurlarını tahsil yapmamalarına” yükleyebiliriz.

Yıllarca okumuş, yaldızlı diplomalar almış, kariyer sahibi insanların yaptıkları; “kötülükleri, kabalıkları, hileleri, yalanları, aldatmaları” nasıl açıklayacağız?

“Çürük bina yapıp kaliteli ve lüks tarifeden insanlara pazarlayan”, “talaşı, soya fasulyesini kıyma diye satan”, “yoğurda kireç katan”, “kahve diye nohut tozu pazarlayan”, “ATM lere kamera yerleştirerek emeklinin maaşını çalan”, “yaşlıların parasını almak için yerlerde sürükleyen”, vb. insanların tamamı tahsilli kişilerdir.

Öyleyse okumaya, ilme kötü gözle mi bakmalıyız? Elbette ki hayır. Fakat eğitimin içinden; “değerler, ahlak, inanç vb. gibi manevi kısımlar” ayıklanırsa, “sosyalleştirme ve kültürlenme” boyutu ihmal edilerek, “bilgi yükleme” dediğimiz “öğretim” yönüne ağırlık verilirse, ilmin ruhu alınarak, sadece beden kısmı inşa edilir. Ruhsuz beden de hiçbir şeye yaramaz.

Topluma can veren eğitimdir elbette ki. İnsanın yaşamında önemli bir olgudur eğitim. Kişinin mutluluğu, milletin geleceği ve refahı bakımından özel bir önem taşımaktadır.

Eğitim, bireyleri topluma rahat ve mutlu şekilde uyacak davranışlar kazandırmaya, yarınların toplumuna hazır esneklikte düşünme gücü ve becerisine sahip davranışlar kazandırmaya yarayan planlı ve kasıtlı öğretim faaliyetlerinin tümünü içeren bir süreçtir.
Yani eğitimin amacı, bireyin davranışlarını istendik yönde değiştirmek ve geliştirmektir.

27Haz/150

EĞİTİMDEKİ HATALAR – Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrakEĞİTİMDEKİ HATALAR - Seyfettin KARAMIZRAK

2004 yılında Milli Eğitim Bakanlığı tüm derslerin programlarını, eğitim paydaşları ile birlikte günün şartlarına uygun şekilde yeniden yazdırmıştı.
Tutarlı, sarmal ve bilimseldi. Öğretmenlere “yeni müfredat programları” adı altında tanıtımı yapılmıştı.
Her kesim memnundu, çünkü demode olmuş birçok yöntem ve konu yenilenmişti. Örneğin, okuma yazma öğretiminde işlevini yitiren “cümle yöntemi”, “ses temelli” hale getirilmiş, “öğrenmeyi öğrenme” modeli benimsenmişi. Öğrenci, soran, sorgulayan, araştıran tavrıyla daha aktif ve katılımcı hale getirilmişti.
Fakat yıllar itibarıyla işler daha iyiye gideceğine, eğitimde yanlış uygulamalar gittikçe çoğalmaya başladı.
Ek ders ücretlerinde yüksek lisans ve doktorası olanlara artı ek ders ücreti ödemesi kaldırılarak öğretmenlerin kariyer yapma isteği sıfırlandı.
Uzman öğretmenlik modeli uygulanamadı. Ödül sistemi değiştirilerek öğretmenlerin motivasyonu köreltildi.
Müfettişlerin sicil amirliklerine son verildi. Yöneticiler şimdi kendilerini hiç görmeyen, tanımayan, icraatlarından haberi olmayan amirlerinin verdiği isabetsiz ve tesadüfi notlarla mağdur olmakta, müfettişleri mumla aramaktadırlar.
7May/150

EMEKLİ MEMURLARIN GASP EDİLEN ALIN TERLERİ – Seyfettin KARAMIZRAK

 seyfettin-karamzrakEMEKLİ MEMURLARIN GASP EDİLEN ALIN TERLERİ - Seyfettin KARAMIZRAK

Bilindiği üzere, Anayasaya Mahkemesi, 7 Ocak 2015 Tarihli ve 29229 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan; 25.12.2014 Tarihli ve E: 2013/111, K: 2014/195 Sayılı Kararı ile; 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu 89. maddesi 4. fıkrasındaki; "emekli ikramiyesinin hesabında 30 fiili hizmet yılından fazla sürelerin dikkate alınmayacağına" ilişkin hükmünü oy çokluğuyla iptal etmiştir.

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, Emekli Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığı, “devletin şefkat tebessümünü yansıtacağına, eski somurtkan yüzünü hatırlatarak” ilgili kararın; “07.01.2015 tarihinden itibaren hüküm ve sonuç doğurmaya başladığını, Anayasa’nın 153.maddesi uyarınca iptal kararlarının geriye yürümeyeceğini, ilgili kararın 07.01.2015 tarihinden önce olan emekliler ile dul ve yetimleri kapsamayacağını” ifade etmektedir.

Bu ifadeye göre 07. 01. 2015 tarihinden sonra emekli olan memurlar, 30 yıl sınırlamasına takılmadan, çalıştıkları sürenin tamamının ikramiyesini alacaklardır.

30Mar/150

Dostluk ve Vefa – Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin-karamzrakDostluk ve Vefa - Seyfettin KARAMIZRAK seykarami@gmail.com

Biri olmalı, varlığını daima bildiğin, kendini güvende hissettiğin. Biri olmalı, “üzülme üzülürüm”diyen biri olmalı hayatınızda.

Kimi zaman hayatımızın sekteye uğradığı, işlerin ters gittiği olur. Her şeyin üstümüze geldiğini sanırız. Böyle zamanlarda, umduğumuz ya da güvendiklerimizden yeterince destek görmediğimizde kendimizi kandırılmış, terk edilmiş ya da unutulmuş hissederiz.

İnsanlar en çok, sevinçlerinin ve üzüntülerinin sevdikleri ile paylaşılmasını ister ve beklerler. Ancak iyi ve kötü gününde dostlarının yanında olmayanların böyle bir beklentiye girmesi hayaldir.

Vefa sözcüğü sözlüklerde, “sözünü yerine getirme, sözünde durma, borcunu ödeme; sevgi, bağlılık ve dostlukta sebat; yetme ve yetişme; güzel ahlâk” anlamlarında kullanılmaktadır.

Vefa, dostların kalbinde yetişen müstesna bir güldür. Vefa kaderde kıvançta yüreği bir atan, birbirini beklentisiz ve çıkarsız seven, duygu ve düşüncelerde aynı şeyleri paylaşan kişilerin karakteridir.

Kin, nefret, kıskançlık, haset vb. duygular “vefa” nın düşmanıdır. Böyle duyguların yer aldığı gönüllerde sevgi barınamadığından, hoşgörü, merhamet, özveri, affetme, değer verme, fedakârlık vb. güzel hasletler yer almaz.

21Oca/150

DAİMA – Seyfettin KARAMIZRAK

seyfettin karamızrakDAİMA – Seyfettin KARAMIZRAK

Bir zamanlar gülerdik, tasa nedir bilmezdik,
Gözlerde yaş sevinçti, gıpta eder silmezdik,
Secdeden başka yerde, kimseye eğilmezdik.
Kışkırtmaktan kaçarak, öğüt verdik daima,
Şerre çanak tutmayıp, hayır derdik daima.

Sohbetlerden haz alır, ne kırar ne sıkardık,
Dertlere derman bulur, teselliyle yıkardık,
Arkadaşa kardeş der, ne kırar ne bıkardık.
Bir tas çorba pişirsek, birlik yerdik daima,
Paylaşmak ne güzeldi, huzur derdik daima.

Saygılıydık severdik, herkeste vefa vardı,
Edepliydik naziktik, yüzsüzlük büyük ardı,
Utanmazlar cüretkâr, şimdi her yeri sardı.
Dedikodu yapmazdık, hayır derdik daima,
Dilimizde güzel söz, sefa derdik daima.

4Eki/140

Bayramlar Önce Yüreklerde Olmalı – Seyfettin KARAMIZRAK

SAM_1505Bayramlar Önce Yüreklerde Olmalı - Seyfettin KARAMIZRAK

Teknolojinin baş döndüren yenilikleri, insanoğlunu şaşırtmaya devam ederken, aynı zamanda O’na büyük kolaylıklar da sunmaktadır.

Cep telefonu, internet, televizyon ve yazılı basın araçları, uzaydaki gelişmeler, tedavi yöntemlerinin iyileştirilmesi, yiyecek ve içeceklerde, üretimdekibulgular vb. hayatımıza anlamlı ve pozitif değişiklikler getirmiştir.

Ancak, sessiz ve derinden, bir o kadar da vahim götürüleri de olmuştur elbette: Silah üretiminde artış, çevre kirliliği, gürültü, radyasyon, gıdalardaki hormonsal ve ilaç tehlikeleri, atıklar, katkılar vb. gibi.

Bir yandan da, zamanımızı gizli veya açık şekilde çalmaktadır. Özellikle TV ve internet bağımlılığı, insanları yalnızlaştırmaya başlamış, aile içi ve çevreyle olan iletişim büyük ölçüde azalmıştır.

Böylece insanları kaynaştıran ortak paydaları yok ederek aile bağlarının, samimiyetin, paylaşmanın,ahde vefanın,“sevginin” azalmasına sebep olmuştur.