Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım… Şikayet edeceğine sen de alternatifini oluştur.

ahsen okyar
17Ağu/170

DİNİ İNANÇLAR VE FAALİYETLER BEYNİN YAPISINI DEĞİŞTİREBİLİR Mİ? – Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN

DİNİ İNANÇLAR VE FAALİYETLER BEYNİN YAPISINI DEĞİŞTİREBİLİR Mİ? – Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN

California Üniversitesi sosyal psikoloji profesörü LyLyubomirsky, mutluluğun her insanın elinde olan % 40' lık bölümünü pozitif olarak yükseltmek ve daha mutlu bir insan olmak için 12 maddelik bir "yapılacaklar listesi" öneriyor.

Daha önce de sıraladığımız bu 12 maddeden biri manevi değerleri önemsemektir.
Acaba dini ve manevi inaçlarımız beyin yapımızı değiştirebilir mi?

Herhangi bir dini gruba ait olmak, bir şeye ait olma duygusu verir. Bu duygu kişiyi topluma bağlar. O dine mensup diğer insanlarla sağlam bir bağ kurmasını sağlar. Böylece dindar kişi kendini başkalarıyla sağlam ilişkiler kurabileceği bir ortamda bulur. Bu ortam kabullenme duygusu verir. Güçlü bir inanç kişinin hayatına anlam katabilir ve ona amaç verebilir. Bu amaca sahip kişinin bakış açısı genişler ve hayatın günlük zorluklarını daha kolay tolore edici duruma gelmiş olur ( Dalai Lama- Howard c. Cutler, Mutluluk Sanatı, İstanbul 2000, s. 258).

13Ağu/170

İNSANLARLA KUCAKLAŞIN! – Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN

İNSANLARLA KUCAKLAŞIN! – Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN

Anne karnında gelişen ilk duyumuz dokunma duyusudur. Derimiz, beynimizle çok sıkı bir bilgi alışverişi içindedir. Dokunma duyusu ve bedensel hisler, varlığımızı onaylayan çok farklı mesajları iletme yolu olarak kullandığımız duyumuzdur.

Bir insana soru sorduğumuz zaman koluna hafifçe dokunduğumuz takdirde evet cevabı alma ihtimalimiz çok artar. Çünkü tensel ve fiziksel temas, yakınlık, güven ve işbirliği yapma isteğini artırır. Bunun sebebi oksitosin hormonunun salgısının artmasıdır. Sarılmak, dokunmak, koku ve sesler yolu ile oksitosin hormonu aktifleşmektedir. Hatta bir başkasına iyilikte bulunmak dahi, oksitosin hormonunun salgılanmasına ve aktifleşmesine yardımcı olmaktadır.

Anne bebeğine sarıldığında, iki insan tokalaştığında oksitosinin beyindeki salgılanması artar. Böylece gerginliğimizi azaltan, karşımızdakine güvenmemizi kolaylaştıran, bedenimizdeki iyileştirici tepkimeleri tetikleyen ve daha iyi hissetmemizi sağlayan bir etkiler bütünü oluşur ( Sinan Canan, Beynin Sırları, s. 207).

9Ağu/170

SİZİ VİCDAN MI, EGO MU YÖNETİYOR? – Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN

SİZİ VİCDAN MI, EGO MU YÖNETİYOR? – Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN

Ego, ben, benlik, kendilik anlamına gelir. İsteklerinde bencilce davranan kişi kibir ve kendini beğenmişlik duygularıyla birlikte egosunun emrine girmiş demektir. Emre girince de, çağımızın en önemli psikolojik sorunlarından biri ego ile yönetimle karşılaşmış oluyoruz.

Egonun yani nefsin amacı hayatta kalabilmektir. Ego bencildir, sadece kendi varlığını düşünür. Egosunun etkisindeki kişi, başka insanları umursamaz ve yüksek erdemleri göz ardı eder.

Ego, aç olduğumuzda en çok doyuracak yemeği ister, beğenilmek istendiğinde diğer insanların çirkin olmasını ister.

İşte bu noktada en büyü kılavuz vicdandır.

30Haz/170

DUYGULARINIZA KULAK VERİYOR MUSUNUZ? – Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN

DUYGULARINIZA KULAK VERİYOR MUSUNUZ? – Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN

Her duygunun bir mesajı vardır. Her duygu bize bir şey söylemeye çalışır.

Duygularımız bir barometre gibidir. İç dünyamızdaki havanın nasıl olduğunu bize bildirir.

Kendimizi olayların akışına kaptırmadığımız ve olayları aşırı ölçüde ciddiye almadığımız zaman duygularımız genellikle olumludur.

Hayatımızın akışının hoş olmadığı zamanlarda duygularımız genellikle olumsuzdur. Bu durumda duygularımız bize raydan çıktığımızı haber verir. Bunu anlayıp hemen zihinsel ayarlamayı yapmamız gerekir.

Olumsuz duygularımız, otomobilimizdeki gösterge tablosundaki uyarı sistemi gibidir. Bu sinyaller yandığı zaman, aracımızı zorlamadan bir tamirciye götürmek zorundayız.

27Haz/170

İÇ ONAY MI ÖNEMLİ, DIŞ ONAY MI? – Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN

İÇ ONAY MI ÖNEMLİ, DIŞ ONAY MI? - Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN

Onaylanmadığımız veya red edildiğiniz zaman, üzüntüden nasıl kurtulabilirsiniz?

Hiçbir zaman unutmayalım: Reddedildiğimiz veya onaylanmadığımız zaman, duygusal hasar yaratan kendi düşüncelerimizdir.

Bu sebeple her zaman kendi üzerimizde çalışarak onaylanmamanın verdiği hasarı yok edebilir veya azaltabiliriz.

Onaylanmama veya sevilmeme korkusu içindeki kişi, “İnsanlar beni onaylamazsa veya sevmezse mutlu olamam. Eksik bir insan olurum” şeklinde düşünürler. Bu düşünce kişiyi giderek onay ve sevgi bağımlısı haline getirir. Böyle bir insan, duygusal hayatıyla ilgili sorumluluğu başkalarına yükler. Yani mutluluğun temel şartı olan kendi üzerinde çalışmaz. Kendini değerli hissedebilmek için, hep başkalarına ihtiyaç duyar. Kendiyle barışık değildir. Bu düşüncedeki kişinin duyguları başkasının insafına bağlı olarak iner ve çıkar.

26Haz/170

ONAY= DEĞERLİLİK FORMÜLÜ DOĞRU MU? – Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN

ONAY= DEĞERLİLİK FORMÜLÜ DOĞRU MU? – Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN

Pek çok insan, başkaları kendisi için onay vermediği zaman, kendini aşağılanmış hissediyor. İçlerinde onaylanmama korkusu oluşmuş. Bu korku insanları depresyona yatkın hale getiriyor. Mutlu olmaları için başkalarının onayına ihtiyaçları olduğunu düşünüyorlar.

kişilerin duygusal sağlığı onaylara bağlıdır. Onay alamadıkları zaman ruhen ve bedenen hasta oluyorlar. Onay bağımlılığı, çoğunlukla çocuklukta ediniliyor.

Oysa duygularımızı etkileyecek tek şey, kendi düşüncelerimizdir. Birisi bize onay vermediği zaman bu onun sorunudur.

Onay= Değerlilik formülü doğru mu?

Başkalarının onayı bizi değerli insan mı yapar?

Onay insanı iyi hissettirir. Bunda yanlış bir şey yok. Bu sağlıklı bir durumdur. Ancak onay alıp almama bizim değerimizi ölçmek için kullanılan bir ölçek değildir.

25Haz/170

MUTLULUĞUN % 40’ LIK BÖLÜMÜ ELİMİZDE – Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN

MUTLULUĞUN % 40’ LIK BÖLÜMÜ ELİMİZDE – Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN

Mutluluğumuzun % 50’sini kalıtım belirlerken, sadece %10’u yaşadığımız hayat şartlarından etkileniyor. Geriye kalan, %40 ise zihnimizde gizli, yani içimizdedir.

Mutluluk konusundaki tezini tezini bilimsel olarak kanıtlayan California Üniversitesi sosyal psikoloji profesörü Sonja Lyubomirsky, mutluluğun her insanın elinde olan % 40' lık bölümünü mutluluk doğrultusunda yükselterek daha mutlu bir insan olmak için 12 maddelik bir "yapılacaklar listesi" öneriyor.

İşte o liste:
1. Şükretmek,
2. Pozitif olmak,
3. Sosyal karşılaştırmalar yapmaktan kaçınmak,
4. Nezaket içeren davranışları arttırmak,
5. Sosyal ilişkilerimizi beslemek ve zenginleştirmek,
6. Zorluklarla başa çıkma stratejileri geliştirmek,
7. Affetmeyi öğrenmek,
8. Akışı arttıran deneyimler edinmek,
9. Mutluluk ve sevinçlerin tadını çıkarmak,
10. Hedef belirlemek,
11. Manevi değerleri önemsemek,
12. Vücudu sağlıklı tutmak (egzersiz, meditasyon vb).

İşte mutlu olmak isteyenlerin üzerinde çalışması gereken anahtar liste.

Önemli bir ipucu. Biraz da kendi üzerimizde çalışalım.

24Haz/170

MUĞLAK İFADELER KİMİN İŞİNE YARIYOR? – Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN

MUĞLAK İFADELER KİMİN İŞİNE YARIYOR? – Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN

Aşağıdaki ifadeleri, haber programlarında, tartışmalarda ve siyasi konuşmalarda sık sık duyuyoruz.
“Terör iki can aldı.”
“Terörün dini, imanı, milliyet, yoktur.”
“ Terörü lanetliyoruz.”
“ …..ilindeki terör olaylarında bir asker şehit düştü.”
“ Şenay öğretmen teröre kurban gitti.”

Terör, siyasi bir dava uğruna girişilen, toplumu korkutmaya, yıldırmaya yönelik her türlü eylemdir.

Terör, bir insan mı? Nasıl can alır? Terörün değil, teröristin dini , imanı olur veya olmaz...Terör değil, terör olayları veya terörist lanetlenir.

Bu tür ifadeler kimin işine yarıyor? Neden özne belirtilmiyor? Kim saldırmış da bir asker şehit olmuş? Neden teröristin veya terörist örgütün ismi verilmiyor? Neden böyle muğlak ( belirsiz) ifadeler kullanılıyor?

Terörün dini imanı yoktur yerine “ Terörist örgütlerin dini, imanı yoktur desek, daha net ve açık olmaz mı?

6Kas/160

SİZ NEYE YOĞUNLAŞIYORSUNUZ? – Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN

SİZ NEYE YOĞUNLAŞIYORSUNUZ?- Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN
22Eki/160

ŞÜKRETME ve MUTLULUK – Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN

ŞÜKRETME ve MUTLULUK – Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN

Şükretme, dikkatimizi hayatınızın pozitif tarafına çevirir. Zihniniz derin ve yoğun bir şükretme hissi ile kaplıyken korku hissedemeyiz. Başarısızlıklarımızda da olumlu parçalar bulabiliriz.

Konfüçyüs diyor ki: “Ayakkabılarım olmadığı için şikâyet ediyordum, ta ki ayakları olmayan bir adam görene kadar. “

Şükür sağ beynimizi harekete geçirir. Ne kadar çok şeye sahip olduğumuzu gösterir. Gücümüzü hatırlatır. Şükrederken, enerjimiz artar ve beynimiz akıl almaz çözümler üretir.

Dale Carnegie'in: “Size ihsan edilmiş olan nimetleri sayın; dertleri saymayın!” ifadesi çok önemli...İşte size huzura ve mutluluğa ulaştıran formül…. Başka bir ifadeyle şükredin!

Yüce Kur’an “Biz şükredenleri mükâfatlandıracağız (Ali İmran, 3:144.”), diye insanlığa sesleniyor...

16Eki/160

YAŞLANMA NASIL GECİKTİRİLEBİLİR? – Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN

YAŞLANMA NASIL GECİKTİRİLEBİLİR? -  Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN

Sağlıklı ve uzun bir ömür sürebilmemizin yolu bağışıklık sistemimizi korumaktan ve güçlendirmekten geçer.

3Ağu/160

BEYNİMİZ İÇİN İDEAL HAYAT TARZI – Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN

BEYNİMİZ İÇİN İDEAL HAYAT TARZI – Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN

İşte yaşlanmayı geciktirmenin reçetesi…

Eğer olumlu mesajları en fazlaya çıkarıp, olumsuz olanları en aza indirirseniz yaşlanmayı geciktirebilirsiniz.

• İyi dostlarınız olsun.

• Kendinizi başkalarından soyutlamayın.

• Bir eşle hayat boyu arkadaşlığınız sürdürün.

• Sosyal olarak değerli projelere katkıda bulunun.

• İyi bir yaşama tarzı olan kişilere yakın olun, çünkü alışkanlıklar bulaşıcıdır.

• Hayatta bir amacınız olsun.

• Oyun ve rahatlama için zaman ayırın.

• Tatmin edici cinsel aktiviteyi sürdürün.

• Öfkeyle ilgili sorunlarla ilgilenin.

• Stres yönetimini uygulamaya geçirin.

Deepak Chopra, Süper Beyin, s. 234.

30Tem/160

BEYNİN UYARILMA İHTİYACI – Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZCAN

BEYNİN UYARILMA İHTİYACI – Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZCAN

Beynimizin iyi işlemesi için uyarılmaya ihtiyacı vardır. Beynimiz daima düşüncelerimize kulak verir ve yapabileceğini düşündüğü şeyleri yapar.

9Tem/160

EVLİ ÇİFTLER ZAMANLA BİRBİRLERİNE BENZER Mİ? – Dr. Zülfikar ÖZKAN

zülfikar özkan y doç

EVLİ ÇİFTLER ZAMANLA BİRBİRLERİNE BENZER Mİ? – Dr. Zülfikar ÖZKAN

Araştırmalara göre, uzun süre evli çiftler birbirlerine benzemeye başlarlar. Evlilik süresi uzadıkça benzeme daha da artar. Bunun sebebi, aynı giyim veya saç stillerinin benimsenmesi değildir.
Bu insanlar birbirlerinin yüz ifadelerini o kadar uzun süre boyunca taklit etmişlerdir ki, yüzlerindeki kırışıklıklar zamanla aynı biçimi almaya başlamıştır.

Bu benzemenin sebebi nedir?
Bunun sebebi ayna nöronlardır. Ayna nöronlar, bir insanın veya hayvanın herhangi bir hareketi kendisi yaptığında ve aynı hareketi yapan birini gözlemlediği durumların her ikisinde de ateşlenen ve beyin ön kısmında bulunan beyin hücreleridir.

İki insanın birbirleriyle karşılaştıklarında sağlıklı bir iletişime geçebilmeleri için ikisinin de ayna nöronlarını harekete geçirmesi gerekir.
Bu nöronlar, gözlemci sanki karşısındakinin hareketini kendisi yapıyormuş gibi aktifleşirler. Tıpkı bir ayna gibi davranırlar, isim buradan gelmiştir.
Ayna nöronların harekete geçebilmesi için, kişinin karışsındaki kimseye güvenmesi, onunla duygusal bir bağ kurması gerekiyor. Ayan nöronlar devreye girmezse duygusal alış veriş de olmamış demektir.
Örnek verelim: Kişi gülümseyen veya somurtan birinin fotografına baktığında, kendi yüz kasları da kıpırdamaya başlar. Bu durumda beyinde kısa süreli elektriksel faaliyetler görülür.

11Nis/160

EŞ SEÇİMİNDE ACELECİLİK: HALE ETKİSİ – Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN

zülfikar özkan y doçEŞ SEÇİMİNDE ACELECİLİK: HALE ETKİSİ -  Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN 

İnsanların çoğu eş seçerken acele ediyor ve bunun bedelini de sonradan ağır bir şekilde ödüyor.

Bunun en önemli sebebi HALE ETKİSİ (Halo Effect)dir.

Nedir hale etkisi?

Hale Etkisi” (Halo Effect), bir kimsenin bir özelliğinden yola çıkıp, onun diğer özellikleri hakkında genel bir yargıya varmaktır.

KİŞİ YAKIŞIKLI VEYA GÜZEL OLDUMU, KUSURLARI GÖRÜLMÜYOR.

Kurtlar vadisinde eroin kaçakçısı ve katil bir “halo dayı” vardı. Şirin siması ve esprileriden dolayı gözümüze hep masum görünüyordu.

Zeki bir kişiyi, bu iyi özelliğinden dolayı, aynı zamanda çalışkan ve sorumluluk sahibi bir insan olarak görürüz.

Başkalarını algılarken ve yargılarken pek adil davranmıyoruz.

BAZILARININ BİR YANLIŞI BÜTÜN DOĞRULARI GÖTÜRÜRKEN, DİĞERLERİNİN BİR DOĞRUSU BÜTÜN YANLIŞLARI GÖTÜRÜYOR.

Araştırmalara göre, kadınlar bilinç altı düzeyde, uzun boylu erkekleri daha güçlü, saygıdeğer ve güvenilir görüyor!

FİZİKSEL OLARAK ÇEKİCİ BULDUĞUMUZ BİR KİMSEYE BAŞKA OLUMLU ÖZELLİKLERİ DE YÜKLÜYORUZ.

Hele etkisine göre güçlü bir doğru, bir çok yanlışı kapatıyor. Bu bir algısal adaletsizlik. Başka bir ifadeyle yargılama hatası…

Yapılan bir araştırma, sadece vesikalık fotağraflana bakarak, bir insanın başarısının anlaşılabileceğini göstermiştir. Fransa’da öğrenciler, sırf vesikalık fotograflara bakarak, “Bu kişi daha iyi bir lider olur” dediği adayların, % 72 si Fransa parlamentosunda seçimleri kazanan kişilermiş! Günümüzde imaj maker denilen “Kişisel Görünüm danışmanları” bu yüzden önem kazanıyor…

Hale etkisi evliliklerde çok etkili oluyor. İlk bakışta aşık olan pek çok insan, hale etkisinin büyüsü altında evleniyor. Acele verilen bu kararlar ciddi sorunlara sebep oluyor. Hale etkisiyle kurulan evlilikler sonunda boynuz etkisine dönüşüyor.

Bir insanın, sevdiği birinin yaptığı herşeyi şirin görmesi, yani hale etkisi, ilk izlenimden beslenmektedir.

Bu sebeple yeni bir ortama giren kimseler kendilerine çeki düzen vermeli...

Boynuz etkisini daha sonraki yazıda ele alınacaktır.

Kaynaklar: Zülfikar Özkan, Kazandıran Beden Dili, Hayat Yayınları, İstanbul, 2016.
Mümin Sekman, Başarı Bilimi, Alfa yayınları, İstanbul, 2016

6Mar/160

BAKIŞ AÇINIZI DEĞİŞTİRİN, HAYATINIZIN KALİTESİ DEĞİŞSİN! – Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN

zülfikar özkan y doçBAKIŞ AÇINIZI DEĞİŞTİRİN, HAYATINIZIN KALİTESİ DEĞİŞSİN! – Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN

Bakış açıları, problem çözmede, hastalıkların tedavisinde ve iletişimde önemli rol oynamaktadır.
Olaylara bir den fazla bakış açısıyla bakabilme esneklik ve yeni alternatifler getirir. Bunun tersi de doğrudur. Esnek bir zihin de, sorunlara farklı açılardan yaklaşmamıza yardımcı olur.

Esnek olan kimseler çevreye kolay uyum sağlarlar ve değişimlere karşı dayanıklı olurlar. Çok az stres yaşarlar. Esneklik güçtür.

Esnek zihin yapısı geliştiremeyenler ise, kırılgan olur, yoğun stres altında kalır ve dünya ile ilişkilerine korku hakim olur.

Peki, bakış açımızı nasıl genişletebiliriz?
Bakış açısını genişletmenin en kolay yolu, bağlamı değiştirmektir. Her olayın bağlamını yani yer ve zamanını değiştirerek anlamını değiştirebiliriz. Anlam bağlamsaldır. Anlamın değişmesiyle duygularımız ve davranışlarımız da değişir. Böylece daha çok seçeneğe sahip oluruz. Örnek dört ayaklılar gibi çömelip yürümek bir yönetici için kötü bir davranıştır. Ancak aynı davranış, evde torunuyla oynayan bir dede için iyi bir davranıştır.

Bakış açısını genişletmenin ikinci yolu, sevdiklerimizle yaşadığımız güzel anları aklımızdan çıkarmamak ve bizi rahatsız eden olayları aklımıza getirmemektir. Çünkü tatsız olaylar bakış açımızı daraltır.

Bakış açısını genişletmenin üçüncü yolu, bir olaya takılıp üzülecek yerde, aynı olaya tarafsız bir gözlemcinin gözüyle bakmak ve o gözle yorumlamaktır. Bir kimse attığı adımın, yüzlerce ihtimal içinde sadece biri olduğunu düşünürse "ah keşke" diye yakınır ve pişmanlık duyar mı?

Olaylara dışarıdaki bir gözlemcinin bakış açısıyla ve tarafsız olarak, hiç bir menfaati olmadan bakan kimse, daha çok seçeneğe sahip olur. Olaylara yaklaşan özgür, objektif ve kendini hareketlerden uzak tutan bilim adamları bu pozisyonu kullanırlar.

Yüksek bilinçli insanlar olayları değerlendirirken “Kime Göre?” sorusuyla bakış açısına dikkat çekerler.

Jimm M. Power’in ifadesiyle, “Bir karıncaya göre; arslan, kaplan ve çıngıraklı yılan şefkatli ve iyi huylu hayvandır. Ördekler ve kazlar ise yırtıcı hayvanlardır, her şey sizin görüşünüze bağlıdır.”

Kaynak : Zülfikar Özkan, “AYRILAMAZSINIZ, Ailede Huzurlu Yaşam Önerileri” Hayat Yayınları, İstanbul, 2015.

3Oca/160

HOŞ GELDİN 2016 – Dr. Zülfikar ÖZKAN

zülfikar özkan y doçHOŞ GELDİN 2016 – Dr. Zülfikar ÖZKAN

Bütün dostlarımın, öğrencilerimin ve akrabalarımın yeni yıllarını kutluyorum.

Sevgili dostlarım! Yeni yılda fankındalığınızın artmasını, bilincinizin daha çok gelişmesini, zihinsel ve ruhsal gelişmenizin hızlanmasını diliyorum.

İnşallah, 2016 yılında farkındalık düzeyiniz biraz daha artar….

Bir yerden başka bir yere koşuştururken etrafınızdaki güzelliklerin farkında olmanızı, içinde bulunduğunuz zamana uyum sağlamanızı, anı yaşamanızı, hedeflerinize odaklanırken iç ve dış dünyanızla ilişkilerinizi canlı tutmanızı temenni ediyorum.

2016 yılında sizlere şu hikayeyi hediye ediyorum.

YAPTIKLARINIZIN FARKINA VARIN

Kimya hocası bir deney sırasında öğrencilerine ders vermek amacıyla, “Hiç gözlem yapmıyorsunuz. Ezbere hareket ediyorsunuz. Yaptıklarınızın farkına varmanız ve o farkındalıkla hareket etmelisiniz.” demiş.

Daha sonra masanın üzerinde duran çok kötü kokulu sıvının içine parmağını daldırmış ve ağzına götürmüş. Öğrencilerden de yaptıklarını aynen tekrar etmesini istemiş.

Öğrenciler, isteksiz bir şekilde ama karşı gelmemek için söyleneni yapmışlar.Yapar yapmaz da hepsinin yüzlerinde acı dolu bir ifade belirmiş.

Bunun üzerine öğretmen öğrencilerini anlamlı bir şekilde yeniden uyarmış ve onlara şöyle seslenmiş:

“Bir daha söylüyorum: Gözlem yapmıyorsunuz. Etrafınızda olup bitenlerin farkında olmuyorsunuz. Eğer dikkatli bakmış olsaydınız, ağzıma götürdüğüm parmağın sıvıya batırdığım parmak olmadığını fark ederdiniz...”

Evet içimizde ve dış dünyada olup bitenlerin her an farkında olmalıyız....

Gerçek zenginlik budur....

12Ara/150

ÖDÜLLENDİRİLEN DAVRANIŞ TEKRARLANIR – Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN

zülfikar özkan y doçÖDÜLLENDİRİLEN DAVRANIŞ TEKRARLANIR – Yrd.Doç.Dr. Zülfikar ÖZKAN

Acaba hangi davranışların tekrarlanmasını isteriz? Bunun ölçüsü nedir? Hangi davranışlar iyidir?
Leo Tolstoy’un şu sözü, davranışları ayarlama bakımından çok önemlidir:

“Yalnızca bir tek özellik davranışların iyi veya kötü olarak sınıflandırılmasını sağlar. Eğer dünyada ki sevgiyi artırıyorsa, iyidir. Eğer insanları birbirinden ayırıyor ve aralarında düşmanlık oluşmasına sebep oluyorsa, kötüdür.”

Bu ölçüye göre gerek kendimizin ve gerekse başkalarının iyi davranışlarını tespit ettikten sonra, o davranışların tekrarlanması için onları ödüllendirmeliyiz. Çünkü ancak ödüllendirilen davranış tekrarlanır (Zülfikar Özkan, Duygusal İletişim).
Peki ödüllendirme işi nasıl yapılmalı?
Kolay, kim iyi işler yaparsa onu övmeliyiz. Yapılan iyi işleri fark etmeli ve anında övmeliyiz. İnsan yüreğini harekete geçiren en önemli faktör, samimi övgüdür. İnsanlar bize yardım elini uzatmadan biz onların yüreğine dokunmalıyız. Yüreğe dokumanın yolu da güven oluşturmadan geçer( Robin Sharma, Aile Blgeliği).

Güçlü insan, başkalarını azarlayan değil, onları yerine göre öven kimsedir.
Övgü, insanları zayıflıklara odaklanmaktan kurtarır ve güçlülerini geliştirmeye yöneltir.

Övgüyü alışkanlık haline getirenler, zihinlerinin efendisi olmuş kişilerdir. Onlar zihinlerinin efendisi olarak hayatlarının efendisi olmuşlardır. Zihninin efendisi olan, düşündüğü her şeyi kontrol edebilir.

27Eki/150

GÖNÜL ZENGİNLİĞİ NEDİR? – Dr. Zülfikar ÖZKAN

zülfikar özkan y doçGÖNÜL ZENGİNLİĞİ NEDİR? – Dr. Zülfikar ÖZKAN

Gönlü zengin kişi, ekonomik gücünden çok, gönlü tok ve duygu zenginliği için olan kimsedir.

Nereden ve nasıl olursa olsun kazanmaktan başka bir düşüncesi olmayan mal hırsı içindeki kimse, mal zengini olabilir, ama gönlü fakirdir. Gerçek zenginlik, mal zenginliğinden çok, duygu zenginliğidir.

Gönül zenginliği başkalarını kıskanmamaktır. Kendi mutuluğunu, başkalarının fakirliğinde aramamaktır. Fakir kimse, az para kazanan kimse değildir.

Eğer bir kimse çok fazla paraya sahip bile olsa, başkalarının varlığını, başkalarının mutluluğunu, başkalarının zenginliğini kıskanıyorsa onun zenginliğinin hiçbir değeri yoktur. Bir kimsenin tek başına zengin olması bir şey ifade etmez.

Bir topluluğun bütün fertleri zengin olmalı. Daha az kazananlar daha çok kazananlara imrenerek çalışırlarsa herkes zenginliğe doğru gider. Toplumda zenginler çoğalır.

Bize göre günümüzde depresyonun temel sebebi, kişinin manevi açıdan açlığıdır. İnsanı bunalıma sürükleyen fakirlik, işsizlik, hastalık veya yaşlılık değildir. Asıl sebep insanın kendini mutluluğa ulaştıracak yollardan haberdar olmamasıdır. Maddi olarak doyuma ulaştığı zaman mutlu olacağını sanmasıdır. İnsanoğlu tek boyutlu varlık değil ki çok para kazanarak mutlu olabilsin!

Mutsuz adama zengin veya başarılı diyebilir miyiz?

Gayretler zengin olanı fakir düşürmek, yukarıdakini aşağıya çekmek uğrunda harcanırsa, bütün toplum aşağı düşer. Bu duruma toplumda hayat seviyesi yükseleceğine alçalır.

Daima daha iyiye doğru! Toplum halinde daima iyiye doğru!

27Eyl/150

ZİHİN TEMİZLİĞİ VE BAYRAMLAR – Yrd. Doç. Dr.Zülfikar ÖZKAN

zülfikar özkan y doçZİHİN TEMİZLİĞİ VE BAYRAMLAR – Yrd. Doç. Dr.Zülfikar ÖZKAN

Günlük koşturmaca ve aşırı düşünme yüzünden, çoğu zaman hayatın nimetlerini fark edemiyoruz. Bu seseple görmenin, duymanın, tatmanın, koklamanın ve dokunmanın oluşturduğu mutluluk elimizden kayıp gidiyor. Sürekli işleyen ve aşırı düşüncelere dalan zihnimiz bizi huzursuz ediyor.

İçimizde ve dünyada olup bitenleri fark edemiyoruz.

Bu sebeple zihnimizi eğitmek zorundayız. Az bir süre için de olsa, yaşadığımız her anın bilincinde ve farkında olmalıyız.

Zihnimizin aşırı düşünme ve yargılama alışkanlığının ötesine nasıl geçebiliriz?

Çünkü kara kara düşünmek sorunları çözme yeteneğimizi azaltıyor. Çoğu zaman zihin yaşadıklarımızı daha beter hale getiriyor.

Böyle bir farkındalık için bayramlar fırsat olabilir mi?

Eğer kafamızın içinde çok fazla bilgi varsa, işleyen hafızamız (belleğimiz) taşmaya başlar ve strese gireriz. Bu süreçte biz farkında olmadan hayat parmaklarımızın arasından akıp gitmeye başlar. Kendimizi güçsüz hissederiz. Zihnimiz bu durumlarda, bazen durarak, çevremizde olup biteni daha az farkeder hale gelir. Yoğun bilgi ve zihni faaliyet yüzünden yorgun ve ne yapacağımızı bilemez bir hale geliriz.