Ahsen Okyar Söylenmek yerine söylemek lazım… Şikayet edeceğine sen de alternatifini oluştur.

ahsen okyar
5May/170

Partili cumhurbaşkanı – Yılmaz ÖZDİL

indir

Partili cumhurbaşkanı – Yılmaz ÖZDİL

İsmet İnönü'nün partisi vardı.

Celal Bayar'ın partisi vardı.

Cemal Gürsel'in ordusu vardı.

Cevdet Sunay, genelkurmay başkanıydı.

Fahri Korutürk, kuvvet komutanıydı.

Kenan Evren'in ordusu vardı.

Turgut Özal'ın partisi vardı.

Süleyman Demirel'in partisi vardı.

Abdullah Gül'ün partisi vardı.

Tayyip Erdoğan'ın partisi var.

17Eki/140

23 cent / Yılmaz ÖZDİL

23 cent / Yılmaz ÖZDİL

Bismillah ilk yazımda “alavere dalavere Türk Memet nöbete”yi yazdım; Suriye topraklarını savunmak için Suriyelilerin gitmesi gerektiğini, askerlik çağındaki 500 bin Suriyeli erkek Türkiye’de gezerken, Mehmetçik’in Suriye’ye gitmesinin saçmalık olduğunu, illa gönderilecekse Bilal’in gönderilmesi gerektiğini anlattım.

*

Suriyelilere hakaret ettiğim gerekçesiyle hakkımda suç duyurusunda bulundular!

*

Halbuki, nasıl olsa elalemin kerizi biziz, Suriyeliler burda otursun, onların yerine bizim Memetler gitsin savaşsın deseydim, alkışlarlardı.

*

Çünkü…

*

ABD Savunma Bakanı John Dulles, Kore savaşı sırasında, “müttefik güçler, en ucuz askeri Türkiye’den temin ediyor, bir Türk askerinin maliyeti 23 cent’e denk geliyor” demişti. Avrupa’dan Asya’ya kadar bütün dünyadaki “insan pazarları”na bakmışlardı, tezgahtaki en ucuz fiyat bizim alnımızda yazıyordu.

*

24Oca/140

Sene 1943. Ankara. / Yılmaz ÖZDİL

Sene 1943. Ankara. / Yılmaz ÖZDİL
 
Tır’ı vırı
*
Elyesa Bazna.                                                                                                            Kosova doğumlu, Arnavut kökenli, Türk vatandaşıydı. Çankaya Köşkü’ne komşu İngiliz Büyükelçiliği’nde uşaktı. Aslında hep opera
sanatçısı olmak istemişti. Servet sahibi bir kazanova olarak, konteslerle baroneslerle aşk yaşarken görürdü kendini, rüyalarında... 40
yaşına gelmişti, cebinde üç kuruş yoktu, fırtınalı kaçamaklardan vazgeçtik, merhabalaştığı kadın bile yoktu. Üstelik, İngilizlerden nefret
ediyordu. Babasının ölümünden sorumlu tutuyordu onları... Bi gün, Almanya Büyükelçiliği Müsteşarı Jenke’nin kapısını çaldı. Gizli bilgilere
ulaşabiliyorum, isterseniz satarım dedi. Müsteşar, konuyu Büyükelçi Von Papen’e açtı. Papen vaziyeti Berlin’e bildirdi. 29 Ekim 1943
gecesi, Cumhuriyet Bayramı törenlerinden döndüğünde, Berlin’in cevabı masasındaydı: Deneyin...
*
İngiliz Büyükelçi Sir Hugessen, gizli belgelerin tutulduğu kasanın anahtarını boynunda taşıyordu. Uyurken bile çıkarmıyordu. Elyesa,
balmumumdan kalıp hazırladı, banyoda büyükelçinin sırtını sabunlarken, anahtarın ölçüsünü aldı. Bu taktiği Almanlar vermişti. Bir de
fotoğraf makinesi vermişlerdi. Büyükelçi her öğleden sonra piyano çalmaya başladığında, Elyesa kasanın bulunduğu odaya sızıyor,
Almanların yaptırdığı kopya anahtarla açıyor, dokümanları şakır şakır fotoğraflıyordu.
*